Kadim Dostlar ™ Forum: Çocuk Oyunları - Nasıl Oynanır? | Çocuklarınızla Oyun Oynayın - Çocuk Oyunlarını Oynama Şekilleri - Kâğıt Ve Kalem Oyunları - Ev Oyunları - Bellek Oyunları - Müzikli Oyunları - Sözcük Oyunları - Kadim Dostlar ™ Forum

İçeriğe atla

Yalnızca 1 dakikanızı ayırıp sitemize üye olduğunuzda, içinde daha az reklam bulunan temamızı kullanabilirsiniz ...

Aradığınız konuya ulaşamadınız mı ? Problem değil, arama Özelliğimizi Kullanabilirsiniz
GoogleKadim Dostlar Özel Arama
Facebook Sayfamıza Üye Olabilir ve Güncel Site İçeriğinden Kolayca Haberdar olabilirsiniz
Sitemize reklam vererek, sitelerinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz
-------------------
Kurumsal Çözümler Uzmanı Erkan Okur
İnformatik: Mühendislik ve PLM Çözümleri



Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız

Çocuk Oyunları - Nasıl Oynanır? | Çocuklarınızla Oyun Oynayın - Çocuk Oyunlarını Oynama Şekilleri - Kâğıt Ve Kalem Oyunları - Ev Oyunları - Bellek Oyunları - Müzikli Oyunları - Sözcük Oyunları Konuyu Oyla: -----

#1
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel



İçeriği Arkadaşlarınla Paylaş

Çocuk Oyunları




Eğlence, sağlık, spor ya da oyalanma amacıyla yapılan, bedensel olduğu kadar zihinsel beceri de gerektiren etkinliklerdir. Bazı oyunları çocuklar ile büyükler bir arada oynayabilir. Bazı oyunlar için geniş bir alan ve çok sayıda oyuncu gerekirken, öbürleri yalnızca birkaç kişiyle, küçük bir odada oynanabilir. Bunlardan bazıları karmaşık kuralları olan ve pahalı gereçler gerektiren oyunlardır. Bunun yanı sıra kolay ve hemen hemen hiç gereç gerektirmeyen oyunlar da pek çoktur. Oyunların genellikle çeşitli kuralları vardır ve yenme ya da yenilme söz konusudur. Birçok ülkede ufak tefek değişikliklerle çocuklar arasında aynı oyunlar oynanır. Zaman içinde bazı oyunların modası geçmiş, onların yerirıi yenileri almış, "Aç kapıyı bezirgan başı" gibi geleneksel oyunlardan bazıları ise, kuşaklar boyunca çocukların ilgisini çekerek oyun alanlarında kalmayı başarmıştır. Oyun, çocukları ırk, ulus, dil farkı gözetmeksizin birbirine yaklaştırır.



forum



Oyunlar "Ev Oyunları" ve "Açık Hava Oyunları" başlıkları altında toplanmıştır. Ev oyunları bulmaca, canlandırma, bellek, kalem ve kâğıt, sözcük, masa oyunlarını ve müzikli oyunları kapsar. Açık hava oyunları ise kovalamaca, saklambaç, top, seksek, ip atlama gibi oyunlardan oluşur. Bu oyunların çoğunda çocuklar bir "ebe" seçerler. Ebe genellikle baş olan ya da takıma karşı tek başına oynayan çocuktur.


Çocuk Kâğıt Ve Kalem Oyunları


"SOS" belki de kâğıt kalemle oynanan en basit oyunlardan biridir. İki oyuncuyla oynanır.
Kâğıda karşılıklı dört çizgi çizilir ve ilk oyuncu karelerden birine bir "artı", öbür oyuncu ise başka bir kareye bir "sıfır" koyar. Oyun böylece sürer ve oyuncular dikey, yatay ya da çapraz sırada üç artı ya da üç sıfır elde etmeye çalışırlar.

"Amiral Battı Oyunu" da iki oyuncuyla oynanır. Oyunculardan her biri önlerindeki kâğıda 10 x 10 santimetrelik birer kare çizer ve bunu santimetre karelere ayırırlar. Karenin üst kenarına, her bir küçük karenin üstüne gelecek biçimde, A'dan başlayarak harfler yazılır; sol kenarına ise l'den 10'a kadar yukarıdan aşağıya numaralar sıralanır. Birinci oyuncu kendi kâğıdına,

1 Amiral (XXXX ile gösterilir)
2 Kruvazör (XXX ile gösterilir)
3 Muhrip (XX ile gösterilir)
4 Denizaltı (X ile gösterilir)


olmak üzere toplam 10 savaş gemisini karşısındakine göstermeden yerleştirir. Öbür oyuncu, elindeki boş kareler üzerinden, önce bir sayı sonra da bir harf söyleyerek ve bunları kâğıt üzerinde işaret ederek rakibinin gemilerini batırmaya çalışır.

Örneğin 4'ün B'si, 5'in F'si, 6'nın E'si gibi. Gemileri saldırıya uğrayan oyuncu da karşısındakine, "Muhrip yara aldı", "Denizaltılardan biri battı" türünden bilgi verir. Üç atıştan sonra sıra ikinciye gelir. Oyunu, tüm gemileri önce kim batırırsa o kazanır.

"Kutu Kutu Oyunu"nda, varsa kareli bir kâğıda, düzenli aralıklarla soldan sağa ve yukarıdan aşağıya, hayali bir kare oluşturacak gibi aynı sayıda noktalar konur. Örneğin, 10 x 10 bir kare oluşturacak gibi 100 adet nokta işaretlenir. İki kişiyle oynanan oyunda, öncelik kimdeyse o, iki noktayı birleştiren bir çizgi çeker. Amaç çizgileri kareye tamamlayarak, en çok kutuyu elde etmektir. Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamak için dikkat etmelidir. Dördüncü kenarı çizen kutunun içine adının baş harfini yazar. 100 karelik bir kutu kutu oyununda 51 ve daha fazla kare alan oyunu kazanır.

"Tren Oyunu" da iki kişiyle oynanır. Taraflar önlerindeki kâğıda birden dokuza kadar sırayla sayıları yazarlar. Oyunu başlatan, tuttuğu bir sayıyı gizlice yazarak, arkadaşından bunu tahmin etmesini ister. Sözgelimi "3"ü tutmuşsa ve arkadaşı bunu bilememişse, 3 sayısının üzerine bir çizgi çeker. Eğer bilirse çizgi çizemez. Oyun sırası karşı tarafa geçer. Bir sayıda dört kez yanılınırsa, o sayı kutuya alınarak "vagon" olur. Dokuz sayının da çevresi kapatılınca tren kalkar. Treni kalkan oyunu kazanır.

"Telgraf Oyunu"nda bir sözcük seçilir ve her oyuncu her biri seçilen sözcüğün harfleriyle başlayan sözcüklerden oluşan bir telgraf yazmak zorundadır. Örneğin "BOYACI" sözcüğü ile "Bütün Oyuncular Yarın Artık Cem'i Isırabilirler" gibi bir telgraf oluşturulabilir. Telgrafı yazmak için beş dakika süre verilir ve en komiğini yazan oyuncu ödüllendirilir.

"Sözcük Uydurmaca", belli bir süre içinde, seçilen bir sözcüğün harfleri ile olabildiğince çok sözcük yazmaya çalışarak oynanır.

"Kim Kiminle Ne Yaptı Oyunu"nda herkes kâğıdının en üstüne bir erkek adı yazar, kâğıdı adın görülemeyeceği biçimde katlar ve yanında oturan oyuncuya geçirir. Bu oyuncu kıvrımın altına bir kız adı yazar ve kâğıdı yine katlayıp geçirir. Daha sonra sıra ile nerede karşılaştıkları, erkeğin ne söylediği, kızın ne söylediği, bundan doğan sonuç ve en son olarak da komşuların ne dediği yazılır. Kâğıtlar bir kez daha geçirildikten sonra açılıp sonuçlar okunur.


Çocuk Ev Oyunları


Ev oyunlarına çoğu zaman bir halka oluşturarak başlanır. "Nesi var?" oyununda bir kişi ebe seçildikten sonra, öbür çocuklar aralarında bir nesne ya da kişiyi tutarlar. Ebe her çocuğa sırayla "Nesi var?" diye sorarak, aldığı

yanıta göre tutulan nesneyi bulmaya çalışır. Örneğin, odada bulunan TV aygıtının nesne olarak tutulduğunu varsayalım:

Nesi var?
Camı var.
Nesi var?
Sesi var.


Ebe hangi çocuğun yanıtı üzerine tutulan nesneyi bilirse, ipucunu veren çocuk ebe olur ve oyuna yeniden başlanır. Öte yandan, ebenin daha önceden saptanan sayıda soru sormasına karşın nesneyi bilememesi durumunda, ebeliği sonraki oyunda da sürer.

"Körebe" 1012 çocuk bir arada bulunduğu zaman oynanabilir. Önce ebe belirlenir. Bundan sonra bir başörtüsü ya da bezle ebenin gözleri hiçbir şey göremeyecek biçimde bağlanır. Çocuklar, gözleri bağlanan ebenin çevresinde bir halka oluşturarak,

"Türkü söyler döneriz Bil bakalım biz kimiz Elindeki değnekle Göster bizi körebe"
derken oluşturdukları halkayı bozmadan el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak tutabildiği arkadaşının başını, yüzünü ve üstünü yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Yakaladığı çocuğu gerçekten tanımışsa, ebelikten çıkar ve yerine yakalanan çocuk ebe olur. Tanıyamamışsa, oyuna aynı ebeyle yeniden başlanır. Körebe evde oynandığı gibi bahçede de oynanır.

"Yüksük Oyunu" küçük çocukların sevdiği bir oyundur. Ebe seçiminden sonra yüksük ağır bir eşyanın kaldırılmasını ya da yerinden oynatılmasını gerektirmeyecek bir yere saklanır. Ebe yüksüğe yaklaşırsa, çocuklar hep bir ağızdan "sıcak", uzaklaşırsa da "soğuk" derler. Bu oyun yüksüğün yerini belirtmek için el çırparak da oynanır. Ebe saklanan yüksüğe yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir.

Bir de "cicoz" denen yüzük oyunu vardır. Yüzük uzun bir sicime geçirilerek, sicimin iki ucu birbirine bağlanır. Oyuncular bir halka oluşturarak otururlar, bir elleriyle ipi tutarken öbürüyle yüzüğü ebe görmeden yanlarındakine geçirirler. Yüzük elden ele geçerken, "Al cicozu, ver cicozu, geldi cicoz, gitti cicoz. Haniya cicoz, işte cicoz. Kimde cicoz, bende cicoz" diye bir türkü tuttururlar. Ebe ortada durarak yüzüğün kimin avucunda olduğunu bulmaya çalışır; şüphelendiği oyuncuya elini açtırır. Yüzüğü bulursa ebeler değişir. Değilse oyun sürer.

"Bom Oyunu"nda da gene 810 ya da daha çok sayıda çocuk bir halka oluşturarak otururlar. Çocuklardan biri "Bir" diye saymaya başlar. Sırayla sayarken, beş, on, on beş gibi beşin katlarını söylemesi gereken oyuncu bu sayı yerine "Bom" demek zorundadır. "Bom" demeyi unutarak sayı söyleyen oyuncu oyundan çıkarılır. Hiç yanlış yapmadan sona kalan çocuk oyunu kazanır. Oyunu biraz zorlaştırmak için üçün ya da yedinin katları da olabilir.

"Estepeta", herkesin kendi işine daldığı bir sırada oynanır. Her oyunda olduğu gibi bir ebe seçilir. Ebe çocukların dalgın bir anını kollar ve "Estepeta!" diye bağırır. Ebeyi duyan çocuklar bulundukları yerde, oldukları gibi kalmak zorundadırlar. Ne kımıldayabilir, ne de bir şey diyebilirler. Bu durum ebenin "Boz!" demesine kadar sürer. Ebe "Boz" demeden kımıldayan ya da konuşan olursa, bu kez o ebe olur. Bazı yörelerde bu oyun "Tıp" olarak adlandırılır.

"İğne İplik Oyunu" iki grup halinde, eşit sayıda oyuncuyla oynanır. Her gruba bir dikiş iğnesi ve iplik verilir. "Başla!" uyarısı verilir verilmez, her iki grupta da birinciler ipliği iğneye geçirir. İkinciler çıkarır, üçüncüler geçirir, böylece sonuncu oyuncuya kadar oyun sürer. İlk bitiren grup iğne ipliği oyunu yöneten arkadaşlarına ya da hakeme verir ve oyunu kazanmış olur.

"Sözcük Bulma" hem çocuklar, hem de yetişkinlerce sevilen oyunlardandır. İki takım arasında oynanır ve sözcüğü seçen takımdan seçilen bir oyuncu sözcüğü karşı takıma pantomimle anlatmaya çalışır. "Kartopu" gibi bileşik sözcükler bölünerek anlatılabilir.

"Sessiz Film Oyunu" da iki takım arasında oynanır. Takımlardan birinin tuttuğu bir film ya da kitap adı karşı takımın oyuncularından birine söylenir. Oyuncu bunu pantomimle takım arkadaşlarına aktarmaya çalışır. Örneğin, Ağaçlar Ayakta Ölür'ü anlatmaya başlarken, önce üç sözcük olduğunu anlatmak için parmaklarıyla üç işareti verir. Sonra da sözcükleri teker teker, oynayarak anlatır. Karşı taraf bilirse bu kez onlar bir ad tutarlar.

"Ateş, Toprak, Hava, Su",
yumuşak bir top ya da düğüm atılmış bir mendilin oyuncudan oyuncuya atılmasıyla oynanır. Topu atan oyuncu, "Ateş" derse, topu tutan oyuncu sessiz kalır. Eğer "Toprak" derse, topu tutan oyuncunun atıcı 10'a kadar saymadan bir kara hayvanı adı; "Hava" derse bir kuş adı; "Su" derse bir balık adı söylemesi gerekir. Oyuncu yanarsa cezalandırılır.

"Yutturma Oyunu"nda çocuklar kendilerine birer eş seçerler. Eşlerin yan yana oturmalarında yarar vardır; çünkü o zaman daha az şaşırırlar. Eşlerden birisi oyunu başlatır: "Annemle çarşıdan gelirken yolda bir armut sapı buldum, evirdim, çevirdim, sildim, süpürdüm, Hülya'nın ağzına tıktım!" der. Hülya' nın eşi, sözü alır, hemen "Yutturmam!" der. Oyunu yöneten çocuk, "Ya ne yaparsın?" diye sorar. "Eviririm, çeviririm, Barış'ın ağzına sokarım," der. Barış'ın eşi boş bulunur da onu savunmazsa, oyundan çıkarılır. "Ya ne yaparsın?" sorusu, "Senin ağzına tıkarım", diye de yanıtlanabilir. O zaman savunma işi, soruyu soranın eşine düşer.

"Nuhun Gemisi" birbirini tanımayan çocukların bir arada bulunduğu bir toplulukta tanışmayı ve kaynaşmayı kolaylaştıran bir oyundur. Eşit sayıda kız ve oğlan çocukla oynanan bu oyunda herkese gizlice bir hayvan adı takılır. Çocuklar adını taşıdıkları hayvanın sesini taklit ederek (hırlama, havlama, ötme, tıslama gibi) eşlerini bulacaklarından, aynı hayvanın adı biri kız, öbürü oğlan olmak koşuluyla iki çocuğa birden verilir. Oyunun sonunda eşini bulamayanlar önceden saptanan bir cezayı yerine getirir.




1 Kullanıcı bu konuyu okuyor
0 üye, 1 misafir ve 0 gizli üye



Toplam 4 kullanıcı bu konuyu okudu.

0

#2
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Otel ve Pansiyon Rehberiniz Otel, Pansiyon, Tatil, Gezi, Seyahat ve Konaklama Rehberiniz Bütçenize uygun, keyifli bir tatil için size gezi, seyahat ve konaklama tavsiyeleri: Otel Tanıtımları, Pansiyon Tanıtımları, Tatil Tavsiyeleri, Konaklama Tavsiyeleri, Ülke Tanıtımları, Seyahat Alternatifleri, Şehir Tanıtımları, Tarihi Eserler, Antik Kentler


Çocuk Bellek Oyunları



"Teyzem Çarşıya Gitti" oyununda ilk oyuncu "Teyzem çarşıya gitti ve... (A ile başlayan bir nesne) aldı" der. İkinci oyuncu bu cümleyi yeniden söyleyip A ile başlayan yeni bir nesne ekler. Oyuncuların "Teyzem çarşıya gitti ve bir armut, bir atkı, bir araba, bir anahtar,... aldı" gibi bir cümleyi anımsamaları ve her birinin buna bir nesne eklemesi gerekir. Sözcük bulamayan ya da geciken oyundan çıkarılır.

"Babam Çin'den Geldi" oyununda ise, oyunu başlatan oyuncu "Babam Çin'den geldi" dedikten sonra, yanındaki "Ne getirdi?" diye sorar. Yanıt "Bisiklet"se, tüm oyuncular pedal çevirmeye başlar. İkinci oyuncu da, "Babam Çin'den geldi" der ve "Ne getirdi?" sorusuna, örneğin "Yelpaze" yanıtı verdikten sonra, herkes pedal çevirmeyi sürdürürken, bir yandan da yelpazelenmeye başlar. Oyun bunun, gibi, hareketle anlatılabilecek yanıtlarla sürer.

"Çağrışım Oyunu"nda oyunculardan biri aklına ilk gelen sözcüğü (örneğin, dondurma) söyler. Sonraki oyuncu bu sözcüğün çağrıştırdığı bir başka sözcüğü söyler ve böylece birbirini çağrıştıran sözcüklerden bir zincir oluşturulur. İlgisiz bir sözcük söyleyen oyundan çıkarılır. Her oyuncu üçer sözcük söyledikten sonra oyun durur ve zincirin hiçbir halkasını atlamadan geriye dönüp, yeniden "dondurma" sözcüğüne ulaşmaya çalışılır.

"Bellek Oyunu"nda herkese bir dakika süre içinde 20 değişik nesne olan bir tepsi gösterilir. Tepsi ortadan kaldırılır ve her oyuncu aklında kalan nesnelerin listesini yazar. Seçilen nesneler basit ama hemen akılda kalacak türden olmamalıdır; örneğin bir tüy, bir çizgi roman, bir kalem ve bir yumurta çırpıcı olabilir.

"Tadını Anlama" bir anlamda bellek oyunudur. Yarım düzine kadar bardak su, limonata, süt ya da kola gibi içeceklerle doldurulur. Oyuncuların gözleri bağlanır ve yalnızca tadarak bardaklardaki içeceklerin ne olduğunu anlamaya çalışırlar. "Ne Kokuyor?" da yukarıdakine benzer bir oyundur; fincan tabaklarına lavanta çiçeği, soğan, nane, sarmısak, tütün gibi şeyler koyulur. Her tabağın üstüne tülbent örtülmesi gerekir.

"Ses Algılama"da gözü bağlı oyuncular tahta bir yüzeye düşürülen nesnelerin ne olduğunu çıkan sesten anlamaya çalışırlar. Nesneler bir havlu, ıslak bir sünger, bir kalem, bir tava ve bir pingpong topu olabilir.


Çocuk Müzikli Oyunları


Müzikli oyunlar, kaset ya da plak çalınarak oynanabilir. "Paketi Geçir" oyununda ödül olarak belirlenen bir nesne kâğıt ile kat kat sarılır. Oyuncular bir halka oluşturarak otururlar ve müzik çalarken paketi birbirlerine geçirirler. Müzik durur durmaz elinde paket kalan oyuncu onu açmaya başlar, ama müzik başladığı anda paketi geçirmek zorundadır. Paketin en son katını açan oyuncu oyunu kazanır ve ödülü alır.

"Müzikli Sandalyeler Oyunu"nda, oyuncular müzik çalarken halka oluşturarak sırt sırta dizilen sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler. Müzik durunca en yakın sandalyeye otururlar. Sandalyelerin sayısı her zaman oyuncuların sayısından bir eksiktir. Her duruştan sonra bir sandalye çıkarılır, böylece sonunda bir sandalyenin çevresinde dönen iki oyuncu kalır. Sandalyeyi kapan kazanır. Küçük çocuklar için olan "Müzikle Zıplama Oyunu"nda, oyuncular müzik çalarken zıplarlar. Müzik durduğunda yere oturup bağdaş kurmak zorundadırlar. Bunu en son yapan oyuncu oyundan çıkar.
Çocuk Sözcük Oyunları


Sözcük oyunlarında, çıkacak tartışmaları önlemek için sözlüğü olan bir hakemin bulunması iyi olur.

"Gezginin Masalları Oyunu"nda ilk oyuncu yanındakine "Duyduğuma göre A....'ya geziye gidiyormuşsun. Orada ne yapacaksın?" diye sorar. Yanındaki oyuncu, sözcükleri "A" harfiyle başlayan bir yanıt vermek zorundadır. Örneğin, "Amcamın ayakkabısını alacağım" gibi. Bundan sonra ikinci oyuncu, üçüncüye döner ve aynı soruyu "B" ile başlayan bir yer söyleyerek tekrarlar.

"Ünlüler Oyunu"nda, oyunu yöneten bir harf söyler. Amaç, o harfle başlayan bilgin, devlet adamı, sanatçı, sporcu adlarını sıralamaktır. Örneğin "E" ile başlayan Einstein, Enver Paşa, Ehrenburg, Edison gibi. En çok ad yazan oyunu kazanır.

"Hece Oyunu"nda ilk oyuncu bir sözcük söyler. Yanındaki bu sözcüğün son hecesiyle başlayan bir sözcük söylemek zorundadır. Örneğin "elma"dan sonra "masal". Bundan sonraki oyuncu "salkım" dedikten sonra, yanındaki "kim" hecesiyle başlayan bir sözcük bulamazsa oyundan çıkmak zorunda kalır. Sona kalan oyunu kazanır.

Bir başka sözcük türetme oyunu da verilen bir sözcüğe yeni heceler ekleyerek oynanır.
Örneğin, "Say" sözcüğünden saydam, sayı, saygı, sayıklamak, sayfa gibi sözcükler türetilir. En fazla sözcük bulan oyuncu kazanır.

"Hortlak" ise her oyuncunun bir sözcük oluşturmak için sırayla alfabeden bir harf söylediği, ama sözcüğün kendisinde bitmesini engellemeye çalıştığı bir oyundur. İlk oyuncu "k", ikinci "ö", üçüncü "p", dördüncü "e" diyebilir. Beşinci eğer "k" derse, sözcük (köpek) tamamlanmış olur ve beşinci oyuncu bir canını kaybeder; üç can kaybeden oyuncu "hortlak" olur. Özel adlar sayılmaz, üç harfli bir sözcük için ceza yoktur.

"Dedektif Oyunu"nda, her oyuncu bir şapkanın içinde duran katlanmış kâğıtlardan birer tane çeker. İkisi dışında tüm kâğıtlar boştur. İki kâğıttan birinde "Katil", öbüründe "Dedektif" yazmaktadır. Yalnızca dedektif kimliğini açıklayabilir. Tüm ışıklar söndürülür ve oyuncular evin içine dağılırlar. Bir süre sonra "Katil" kendine bir kurban seçer ve ona sarılır. Kurban "Katil var!" diye bağırarak kendini yere atar. Katilden başka herkes olduğu yerde kalır. Katil yerini değiştirebilir. Bundan sonra ışıklar açılır ve dedektif sorguya başlar. İstediği kadar yalan söyleyebilen katil dışındaki oyuncular doğruyu söylemek zorundadır. Dedektifin katili bulabilmesi için iki hakkı vardır, ama yanlış kişiyi suçlarsa katil serbest kalır.

0

#3
Kullanıcı çevrimdışı   Esesli 

  • KD ™ Kadim Dost
  • Grup: Yetkili
  • Mesaj sayısı: 5.814
  • Kayıt tarihi: 01-Nisan 08
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Forum İtibarı: 64
Mükemmel
Eskiden Çocukların Oynadığı Popüler Oyunlar Nelerdi

YÖRESEL OYUNLAR



Bu sayfayı ziyaret edip de aşağıda detayları anlatılan oyunlardan oynayan acaba kaç kişi vardır? Televizyon icat edilmeden önce insanlar, en azından Yayalarlı insanlar bu oyunlarla eğlenirdi. Talk Shov’cular yoktu o zaman. Çoğu unutuldu, ya da unutulmaya yüz tuttu. Belki birileri bu oyunları hala oynuyordur? Ya da oynamayı istiyordur? Hatırlamak ve hatırlatmak için


KİBRİT KABI: Eskiden çocuklar kibrit kutularının resimli yüzleri yırtılarak kartlar oluşturulur ve oyunlar oynarlardı. Bu kartlarla 2 tür oyun oynanmakta idi. Birincisi 2 kişi ile oynanır ve kartlar karıştırılıp sırayla basılırdı. (bir çeşit pişti gibi ama vale yok.) Aynı resimli kart rastlarsa yerdeki kartları alırdı. İkinci oyun ise bir duvardan 70-80 cm yükseklikten kartlar duvara yaslayarak tutulur ve el çekilir, kart yere düşerdi. Diğer oyuncu ise aynı atış noktasından kendi kartını bırakırdı. Bırakılan kart diğer kartlardan birinin üzerinde kalırsa, yerdeki tüm kartlar o kartı atan oyuncunun onurdu.



BİLYELİ ARABA: Bir dönem çok meşhur olan bir oyuncaktı. Tabii ki marketten yada oyuncakçıdan alınmaz, mühendislik kabiliyeti olanlar kendileri yaparlardı. Bu arabalarla yarışlar yapılırdı. Bu yarış parkuru daha çok köyden gocagöle giden hafif eğimli yol ile Cabarların oradan Dübekönü’ne inen yol idi. Yukarıda da söylediğimiz gibi biraz mühendislik kabiliyeti gerektirdiğinden ya büyüklerden yardım almak gerekiyordu ya da yaşça büyük çocukların oynayabileceği bir oyuncaktı. Yapılışı: 4 sopa, oturmaya yetecek kadar tahta, 3 bilye (rulman) (2'si aynı büyüklükte biri diğerlerinden farklı olabilir, büyük olması tercih sebebidir) ile bunları birbirine tutturacak kadar çivi bu oyuncak yapımı için yeterli idi. Bu 4 sopanın birisine büyük bilye takılır ve sopanın ortasına kadar bilye indirilir. Ama bu sopa bilyeye biraz zor geçmeli ki çabuk çıkmasın. Bu ön teker vazifesi görür. Bilyenin dağından solundan uzanan sopa ise dümen niyetine kullanılır. Diğer bir sopaya ise kalan 2 bilye takılır. Bunlar arka teker vazifesi görürler.Bu iki sopa diğer kullanılmayan 2 sopa ile birleştirilir ve tahtalar son kullanılan sopaların üzerine oturmaya uygun şekilde çiviyle tutturulur. Böylece 3 tekerlekli bir oyuncak ortaya çıkardı.



UÇURTMA: Uçurtma yapmak ve uçurmak da eskiden çokça oynanan bir oyundu. Daha çok ilk bahar ve sonbaharda (rüzgarlı olması nedeniyle) oynanırdı. Uçurtmalar şimdiki gibi renkli şekilli değildi. Naylon poşetlerden, tütün naylonlarından elle yapılır ve genellikle 6'gen olurdu. Bu uçurtmalar daha çok harman yerlerinde uçurulurdu. Uçurtmanın düzgün uçması ve yükseğe çıkması itibar kaynağı idi. Rüzgar yetersiz gelince koşturarak uçurmak bir başka çözümdü.



KEMİK: Özellikle mehtaplı gecelerde oynanan bu oyunda çocuklar iki gruba bölünürler. Gruplardan birisi diyelim ki “A” grubu, diğeri “B” grubu adını alır. Bir merkez belirlenir ve bir taş dikilir. Küçük beyaz bir kemik bulunur. Oyunculardan bir grup bu kemiği bir yere atar, ay ışığında her iki grup da bu kemiği aramaya koyulur. Kemiği önce bulan gruptan örneğin A grubu bulduysa, “A grubu B’ye bindiii” diye bağırır. A grubuna dahil olanlar, B grubundan kimi yakalarlarsa sırtına binerek kendilerini merkezdeki taşa kadar taşıtırlar. Yakalanmadan merkeze kadar koşanlar ise rakiplerini taşımaktan kurtulurlar. Oyun böylece sürüp gider.



YÜZÜK: Kış geceleri kadınlı erkekli erişkin grupları tarafından oynanan bir oyundur. Oyuna katılanlar iki gruba ayrılırlar, her gruptan bir kişi seçilir. Yazı tura atarak oyuna kimin başlayacağı belirlenir. Düz bir zeminde 10-12 parça çorap veya mendil serilir. Bunların birisinin altına gruptan 1 oyuncu tarafından yüzük saklanır. Diğer tarafın oyuncularından birisinden yüzüğün hangi parçanın (çorap veya mendil) altında olduğunu bilmesi istenir. Bulamazsa sıra aynı gruptan bir sonraki oyuncuya geçer. Yüzük bulunduğunda kaç parça örtü varsa o grubun hesabına o kadar puan yazılır. İlk açan kişi yüzüğü bulursa 20 puan alır. Önceden belirlenen 200-300 gibi bir puana ilk erişen grup oyunu kazanır. Kaybeden ekip diğer ekibe ziyafet vermek ya da başka bir isteklerini yerine getirmek durumundadır.



ÇELİK ÇOMAK: 75-80cm uzunluğunda bir sopa [çomak) ve 20-25cm uzunluğunda küçük bir sopa (Çelik) ile oynanır. Küçük sopa yerde açılan küçük bir çukura dengeli bir biçimde konur. Çomakla altından karşıdaki kişiye olanca hızıyla atılır. Karşıdaki kişi çeliği yakalarsa atan kişi değişir. Yakalayamazsa çeliği yerden alır kazılan çukura doğru eliyle atar, ebe ise çeliği çukura yanaştırmamak için elindeki çomakla vurmaya çalışır. Attığı çelik çukura ne kadar uzakta olduğu çomakla ölçülür, bu mesafe bir çomak boyu ise ebe sayı alır, değilse ebe yer değişir. Bu sayıları neticesinde kararlaştırılan ceza verilir.



GÖMME ÇELİK: Beş altı çocuk tarafından dışarıda yumuşak toprak zeminde oynanan bir oyundur. Her bir çocuk oyun alanında kendine bir köşe belirler. Tüm çocukların ellerinde birer sopa bulunur. Ayrıca tek bir küçük sopa da (çelik) vardır. Bir çocuk başka bir çocuğa çeliği atar, o da elindeki sopayla çeliği çeler. Çeliği atan çocuk çeliği almak için koşarken diğer çocuklar onun köşesine çukur kazıp sopalarını dikmeye çalışırlar. Çeliği kapan çocuk da arkadaşlarının boş köşelerine çeliği bırakmaya çalışır. Herkes hem sopasını dikip hem de kendi köşesini korumaya çalışırken sopasını dikemeyen ya da köşesine çelik bırakılan çocuk bir sonraki oyunda çeliği atacaktır. Oyun sonunda belirlenen derinliğe ulaşan çukura (örneğin 30-40 cm), o köşeyi korumakla görevli oyuncu indirilir. Çukurun kenarında biriken topraklar içinde oyuncu olduğu halde doldurulur ve sıkıştırılır. Oyuncu burada tek başına bırakılır ve ona oradan çıkması için kimse yardımcı olmaz.



UZUN EŞŞEK:(Bu oyunu büyüklerde oynayabilir) 4 ve daha fazla insanla oynanır.Ebeler 90 derece eğilip birbirine kenetlenir.En baştaki oyuncu, ayakta ve bir ağaca yada duvara yaslanmış durumdadır.Diğerleri karşıdan koşarak diğerlerinin sırtına binerler.Ve mani okuyarak 1 den 5 e kadar bir rakam tutarlar.Diğerleri rakamı bilirse yer değiştirilir.



KAZIK:Ağaçtan yapılmış kazıklar çamur ve çukur bir bölgeye saplanarak oynanır.Çamura saplanmış kazığı hem çamura saplayıp, hem deviren kazığı kazanı.Diğer oyuncu başka bir kazıkla oyuna devam eder.



İP ATLAMA: Uzunca bir ipin uçlarından iki kişi tutarak düzenli bir biçimde ve yükseklikte sallarken diğerleri belli hareketlerle ipin yere indiği noktada üzerinden sıçrarlar. Ayağı ipe takılan ya da atlayamayan ipi sallayanlardan birinin yerine geçer. Oyun bu şekilde devam eder.



İSTOP (STOP): Ebe kişi topu havaya atar ve oynayanlardan birinin ismini söyler. İsmi söylenen oyuncu topa doğru koşarken, diğerleri kaçmaya başlar. Adı söylenen kişi topu yere düşmeden yakalamaya çalışır. Topu yakaladığında “istop” diye bağırır. Bağırır bağırmaz, diğer oyuncular bulundukları yerlerde durmak zorundadırlar. Daha sonra topu yakalayan kişi topu oyunculardan birine doğru fırlatır, eğer vurmayı başarırsa oyunu kazanır



MENDİL KAPMACA: Genellikle okulda öğretmenin gözetimi ve hakemliğinde oynanan bir oyundur.Çocuklar iki gruba ayrılır, arada belli bir mesafe bırakarak karşılıklı olarak yerlerini alırlar. Her oyuncunun rakibi karşısındaki oyuncudur. Bu iki grubun tam ortasında bir çocuk elinde mendille durur. Hakemin işaretiyle en baştan birinci sıradaki çocuklar mendili alıp kendi gruplarının bulunduğu yere rakibine yakalanmadan kaçırmaya çalışır. Eğer rakibine yakalanmadan mendili kaçırırsa rakip oyuncu kazanan grubun tarafına geçer. Mendili eline alan oyuncu rakibi tarafından yakalanırsa, bu durumda yakalayan kazanmış olur. Yakalanan oyuncu karşı takımın saflarına katılır. Tüm oyuncular birer kez yarıştıktan sonra takımların bulunduğu yerdeki oyuncular sayılır. En çok oyuncusu olan (kazanan rakibiyle kendi takımına geçtiğinden) takım yarışmayı kazanmış sayılır.



ÇEMBER YARIŞI: Uzun ve kalın bir telin ucu halka şekline kıvırıp bir çemberin dışına geçirilir. Uzun telin diğer ucunu tutarak ayakta yürürüz. Yürüyünce çemberde önümüzde istediğimiz yönde yuvarlanır. Yuvarlanan çemberle en çok yol alan kazanır.



ORTADA ŞIÇAN: Üç kişiyle oynanıp, iki kişi kenarda, bir kişi ortada olup, kenardakiler topu atıp ortadaki kişi almaya çalışır.



BİRDİR BİR: Oyuncular belli aralıklarla eğilirler. Bir kişi baştan başlayarak herkesin üstünden atlamaya çalışır. Bu sırada atladığı kişi devrilmeden durabildiyse sıra ondadır ve atlamaya başlar. Atlayarak sona kadar giden kişi çömelir ve atlamadan başa döndüklerinde o takım kazanmış olur. Eğer, ilk baştaki atlayamazsa atlayana kadar devam eder.



BEŞTAŞ: İki kişiyle oynanır. Oyunun malzemesi 5 adet misket büyüklüğünde yuvarlak taştır. Oyuna başlayan oyuncu beş taşı iki avucunun içine alıp salladıktan sonra yere bırakır. İçlerinden bir tanesini eline aldıktan sonra havaya fırlatır, aynı anda yerdeki taşları birini yerden avuçla alır ve aynı eliyle yukarıya fırlattığı taşı tutar. Önce tüm taşları birer birer; ikinci turda ikişer ikişer; daha sonra üçünü bir, diğerini tek olarak alır. Sonunda da yerdeki dört taşın hepsini bir defa da alır. Sonra bir elinin baş ve orta parmaklarını yere koyarak bir köprü yapar, diğer eliyle taşları yere fırlatır. İçlerinden birini eline alır ve onu yine havaya atarken yerdeki taşları anlaşmalarına göre ( iki ya da üç ) hamlede eliyle kurduğu köprünün altından geçirir. Hepsini geçirdiğinde oyunu kazanır. Bunları yaparken havaya fırlattığı taşı düşürürse, ya da yerdeki taşları alırken diğerlerine temas ederse oyun sırası diğer oyuncuya geçer.



DOKUZ KİREMİT: Farklı büyüklükte dokuz taş (kayrak taşı) üst üste konulur. İki grupla oynanır. Bir grup taşları bekler, diğer grup elemanları sıra ile bezden sarılarak yapılmış yumruk büyüklüğünde bir topu atarak taşları devirmeye çalışır. Yığından taş yıkmayı başardıkları zaman kaçarlar. Bekçi olan grubun elemanları topu aralarında birbirlerine atarak kaçanları vurmaya çalışırlar. Vurulan oyundan çıkar. Kaçan grup elemanlarının hepsi vurulmadan taşları tekrar yığmayı başarırlarsa çul yapmış sayılırlar ve oyun yeniden başlar



SAKLAMBAÇ: Bir kişi ebe olup sesli olarak sayı sayar. Bu arada diğerleri saklanır.Ebe saymasını bitirdiyse dolaşıp bulduğu kişileri sobe diyerek belirtir.



KÖREBE: Bir kişi ebe olup gözleri bağlanır, Bu arada diğerleri ebeye yakalanmamaya çalışır. Ebe bir oyuncuyu yakalarsa, yakalanan kişi ebe olur.



ŞAKA (MİSKET-BİLYE): Küçük cam topları ile çok çeşitli oyunları vardır. Bunların en bilineni HAMPA, VARGEL’dir. Hepsinde amaç karşı oyuncunun misketini almaktır.



SALLANGIÇ (SALINCAK): Eskiden özellikle bayramlarda, köyün sembolü haline gelen Çamın üstünde, (bahse konu bu tepe köyün Sivaslı tarafından girişinde ve büyükçe bir çam ağacının bulunduğu bir yerdi. Bugün bile hala bu isimle adlandırılır. Burada bulunan o çam ağacı bir şimşek çakması sonucu kurudu ve bugün yerinde yeller esiyor. 10-15 yıl kadar önce aynı alana çam ağaçları dikildi ancak eski çamın popülaritesi yok tabii ki) kızlar çamın dallarına kurdukları urgan’dan (kalın ip, halat) salıncaklarla sallanır ve eğlenirlerdi. Bu salıncak bildiklerimizden farklı idi. Normal salıncak gibi bağlanan ip üzerine minder yada tahta bir oturma alanı oluşturulur, bu alanın altından ilave bir ip uzatılır ve salıncağa binen kişiyi bir başkası bir sağa bir sola doğru sallardı.



DÖNME DOLAP: Ortaya kalın ve yerden yüksekliği 1 metre olacak şekilde bir kazık çakılır, bunun üzerine de 3-4 metre uzunluğunda ve ortası yere çakılan kazığın ütüne girecek şekilde bir oyulmuş bir başka ağaç konurdu. Bir çeşit tahterevalliye benzeyen bu oyuncağın farkı 360 derece sağa sola dönebilmesi idi. Uzun ağaç parçasının uçlarına oyuncular asılarak bir birlerini yerden kaldırarak eğlenirlerdi.



TİSKELEMBİÇ (FİSKELEMECE): Bir kişi ebe olup elleri ile gözlerini ve yüzünü kapatır, diğer oyuncu ise parmakları ile ebenin yüzüne kapalı eline sert bir şekilde fiske vurur, sonrasında hızlı bir şekilde her iki ekinin aynı parmağını havaya kaldırır. (Örneğin Yüzük parmaklarını) Ebe ise fiskeyi yedikten sonra vuran oyuncunun hangi parmaklarını kaldıracağın tahmin ederek iki elinin aynı parmaklarını kaldırır. Bilirse fiske atma sırası ona geçer. Bilemezse bilinceye kadar fiske yer.



KİBRİT ATMACA: 4 ve daha fazla sayıda kişi oynanır. Bir kibrit ve kıvratılarak sertleştirilmiş bir mendilden yapılan tura (Kırbaca benzer) oyunun malzemeleridir. Kibritin dik yüzünün birisine BEY, diğerine TURA yazılır. Oyuncular yere kibriti takla attırarak atarlar. Bu atış sonrasında kibritin bey tarafı üste gelecek şekilde dik durursa, atışı yapan kişi bey olur. Diğer oyuncunun da tura yazan kısmını dik getirdiğini varsayalım. Sırası gelen oyuncu kibriti atar ve konduramazsa, yani dik veya yatay şekilde durduramazsa bey tarafından ceza verilir. Bu ceza sınırlandırılabileceği gibi sınırsız da olur. Örneğin 10. Tura eline aldığı kırbaç haline getirilmiş mendil ile kibriti konduramayan oyuncunun avuçlarına 10 sefer vurur. Oyuncular kibriti kondurursa ceza almaktan kurtulur. Bey yada tura kısmını kondurduklarında ise beylik yada tura el değiştirir. Vuruş hızı turanın insafına kalmıştır. İlk başlarda insaflı vuran turacıların, oyun kızıştıkça vuruş şiddeti de artar.



YUMRUK YUMRUK ÜSTÜNDE: 3-4 kişi ve güvenilir bir hakem yardımıyla oynanır. Bir oyuncu ebe olur ve yüzükoyun (yüzü yere bakacak şekilde) cenin vaziyetinde yatar. Diğer oyuncular ellerini yumruk yaparak ebenin sırtı üstünde üst üste koyarlar. Ebe en üstte kimin yumruğu olduğunu bilmeye çalışır. Bilirse bilinen kişi ebe olur. Bilemezse diğer oyuncular arı gibi vızlayarak, ebeyi gıdıklarlar. Hakemin onayı ile yeterli cezayı alan ebe yeniden tahminde bulunur.
0

#4
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Oyun Bir Taklit Midir?



Oyun, bir yaratma eylemidir dedik. Bu daha çok taklide yönelik bir eylem midir?


Oyun, beşikten mezara kadar insanoğlunun ruhunda esen bir rüzgardır. Beşikteki bebek, oyun ve oyuncakla avunur. Hele bir de yürümeye, konuşmaya başladı mı dünyası oyunla süslenir.

Dikkat edilirse bu oyunların kaynağında aşırı bir taklitçilik vardır. Kız çocuğu annesini taklit eder. Çer-çöp, çal çaputtan bebek yapar. Beşiğinde sallar, ninnisini söyler, emzirir, uyutur, bunlar hep taklit duygusundan gelir.

Erkek çocuk ise babasını, başka erkekleri taklit eder. Bir sopaya ip bağlayarak bacakları arasına alır, at gibi koşturur, ev yapar, dükkan işletir. Neyin etkisinde kalmışsa onu canlandırmaya çalışır. Yani taklit eder.

Bu taklit etme duygusu, büyüdükçe birtakım sosyal olayların taklidi, yani dramatize edilmesine yönelir. Köylerdeki kız kaçırma oyunu ‘hasta Minnoş’ oyunu sosyal olayların taklidinden başka nedir ki!

Aslında bugün tiyatro adını verdiğimiz oyun düzeni, dünün veya bugünün sosyal olaylarının taklidi değil midir?”


Oyun Adları


Aşık Oyunu: Türkiye’de Aşık, Azerbaycan’da Aşığ, Kazakistan’da Asık, Kırgızistan’da Aşık, Çükö, Özbekistan’da Aşık, Türkmenistan’da Aşık.

Tutmalı Çelik: Türkiye’de Tutmalı Çelik, Kırgızistan’da Çikit, Al, KKTC’de Çıkkıldak, Marra, Kızberiş, Terletiş, Türkmenistan’da Toyak.

Atçılık Oyunu: Türkiye’de Atçılık Oyunu, KKTC’de Atcıg, Özbekistan’da At at.

Birdirbir Oyunu: Türkiye’de Birdirbir, Azerbaycan’da Hostana, Eşşek beli, KKTC’de Birdirbir.

Çatal matal kaç çatal : Türkiye’de Çatal matal kaç çatal, Duvar Zıkkası, Uzun eşek, Kırgızistan’da Eşek sekirmey, Türkmenistan’da Eşek eşek.

İp Atlama: Türkiye’de İp atlama, Kırgızistan’da Sekurgaç, Özbekistan’da Arkan Oyunu.

Sekmen : Türkiye’de Sekmen, Sekleme, KKTC’de Bir ayag.

Çizgi Oyunu: Türkiye’de Çizgi, Çiziktaş.

Bop: Türkiye’de Bop, Bız Bum, KKTC’de Sayı Oyunu.

Kar yağmur: Türkiye’de Kar yağmur, Rüzgar Boynuzlar Havaya, Kazakistan’da Uştu uştu.

Sessiz Telefon: Türkiye’de Sessiz Telefon, Kazakistan’da Sımsız Telefon, Kırgızistan’da Buzulgan Telefon.

Kim Vurdu: Türkiye’de Kim Vurdu, Azerbaycan’da Kim vurdu, Kazakistan’da Kim urdu, KKTC’de Kim vurdu, Özbekistan’da Kim urdu, Türkmenistan’da Kim urdu.

Körebe: Türkiye’de Körebe, Vırrık, Ebe Ebelebel, Körlebbek, Kırgızistan’da Kim zkenin tap, Köz tanmay, KKTC’de Körebe, Türkmenistan’da Göz dangdı, Kazakistan’da Sokurteke.

Kulak kopartmaca: Türkiye’de Kulak kopartmaca, Kırgızistan’da Kulakka Çapmay.

Sandıkbaşı: Türkiye’de Sandıkbaşı, Kırgızistan’da Şıngır mıngır toz.

Çiğdem Pilavı: Türkiye’de Çiğdem Pilavı, Hatapıya, Özbekistan’da Bayçiçek.

Yağmur Gelini: Türkiye’de Yağmur Gelini, Gode-gode, Bodi-bostan, Yağmurcuk, Kepçe Gelin, Özbekistan’da Sushatun.

Bebek: Türkiye’de Bebek, Özbekistan’da Kavurşak, Türkmenistan’da Gurçakgaş.

Arabistan buğdayları: Türkiye’de Arabistan buğdayları, KKTC’de Arabistan buğdayları.

Aliden, Aliden: Türkiye’de Aliden Aliden, Hey alaylar alaylar, Alaylım-pulaylım, KKTC’de Alaydan Malaydan.

Bezirganbaşı: Türkiye’de Bezirganbaşı, KKTC’de Bezirganbaşı, Kapucubaşı.

Mendilim Dört Köşe: Türkiye’de Mendilim Dört Köşe, Mermer menevşe, Mor menekşe, Azerbaycan’da Menevşe, Kazakistan’da Kim kerek, Kırgızistan’da Ek terek gök terek, Özbekistan’da Ak terek gök terek, Türkmenistan’da Ay terek gün terek.

Mendil kapmaca: Türkiye’de Mendil kapmaca, KKTC’de Değnekli mendil, Türkmenistan’da Yağlık aldı.

En Men tra: Türkiye’de En men tra, Bir iki üç zum, KKTC’de Ender tuna.

Tavşan kaç tazı tut: Türkiye’de Tavşan kaç tazı tut, Kurt kuzu, Kazakistan’da Aykulak, KKTC’de Tavşanınan tilki, Özbekistan’da Pisik sıçan Moşik sıçkan, Türkmenistan’da Pisik sıçan.

Çuval Yarışı: Türkiye’de Çuval yarışı, KKTC’De Torba Oyunu, Türkmenistan’da Holtada Bökmek.

Sobe-Saklanbaç: Türkiye’de Sobe, Sıglempitik, Gözyümüç, Senlinmecik, Saklanbaç, Kazakistan’da Marlamkaş, Kırgızistan’da Çaşınmak, KKTC’de Mirmillo, Saglanmaca, Özbekistan’da Kumulmacak, Gizlenmecek, Bekinmacak, Türkmenistan’da Gizlempeçek.

Kemik Saklama: Türkiye’de Kemik saklama, Kazakistan’da Aksüyek.

Mendil Saklama: Türkiye’de Mendil saklama, Kırgızistan’da Cooluk taşlamay, Özbekistan’da Lav lav teke.

Beş taş: Türkiye’de Beş taş, Kırgızistan’da Top taş, Türkmenistan’da Beş taş.

Yedi taş: Türkiye’de Yedi taş, Azerbaycan’da Yedi taş, KKTC’de Gugo Oyunu.

Üç taş: Türkiye’de Üç taş, KKTC’de Andres, Türkmenistan’da Düzdüm.

Altıev: Türkiye’de Altıev, Pıç, Kırgızistan’da Uyum tuudu.

Gömücü, Meneli: Türkiye’de Gömücü, Meneli.

Taş evcik: Türkiye’de Taş evcik.

İstop: Türkiye’de Hava Stobu, Azerbaycan’da Dedeboy, KKTC’de Memleket.

Yakan Top: Türkiye’de Yakan Top, Yakar Top, Özbekistan’da Bazara Top.

0

#5
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Çocuk Oyunları



Çocuk oyunları, genel anlamda çocukların oynadığı oyunlardır. Ama bazı oyunları çocuklar ile büyükler birlikte oynayabilir. Bazı oyunlar için geniş bir alan ve çok sayıda oyuncu gerekirken, öbürleri yalnızca birkaç kişiyle, küçük bir odada da oynanabilir.

Birçok ülkede bazı farklılıklara karşın çocuklar tarafından aynı oyunlar oynanır. Zaman içinde bazı oyunların yerini yenileri alırken, "Aç kapıyı bezirgan başı" gibi geleneksel oyunlardan bazıları varlığını sürdürmüştür.

Pekçok oyun yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşmıştır. Günümüzdeki seksek, körebe, ip çekme gibi oyunların Eski Roma döneminde de çocukların sevdiği oyunlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki bütün oyunlarda, atlama, atma, koşma, sallanma ve çeşitli toplar gibi ortak öğeler bulunmaktadır.



Çocuk oyunları;



1. Açık hava oyunları

o 1.1 Kovalamaca oyunları

- 1.1.1 Saklambaç
- 1.1.2 Köşe kapmaca
- 1.1.3 Gölge kovalamacası
- 1.1.4 Kaç kurtul
- 1.1.5 Tutsak almaca
- 1.1.6 Mendil kapmaca
- 1.1.7 Yağ satarım

o 1.2 Topla oynanan oyunlar

- 1.2.1 Yakan Top
- 1.2.2 İstop
- 1.2.3 Top Yetiştirme
- 1.2.4 On pas

o 1.3 Diğer açık hava oyunları

- 1.3.1 Bilye oyunu
- 1.3.2 İp atlama
- 1.3.3 Birdirbir

2. Ev içi oyunları

o 2.1 Yüksük oyunu
o 2.2 İğne-İplik Oyunu
o 2.3 Kulaktan kulağa

3. Müzikli oyunlar

4. Bellek oyunları


o 4.1 Çağrışım Oyunları

5. Kâğıt ve kalem oyunları

o 5.1 Amiral Battı
o 5.2 Kutu Kutu

6. İsim, Şehir, Bitki, Hayvan

o 6.1 Tren Oyunu
o 6.2 Telgraf Oyunu

7. Sözcük oyunları

8. Masa oyunları ve taşlı oyunlar



başlıkları altında toplanabilir.

0

#6
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Çocuk Oyunları



Çocuk oyunları eğlence, sağlık, spor ya da oyalanma amacıyla yapılan, bedensel olduğu kadar zihinsel beceri de gerektiren etkinliklerdir. Bazı oyunları çocuklar ile büyükler bir arada oynayabilir.

Bazı oyunlar için geniş bir alan ve çok sayıda oyuncu gerekirken, öbürleri yalnızca birkaç kişiyle, küçük bir odada oynanabilir. Bunlardan bazıları karmaşık kuralları olan ve pahalı gereçler gerektiren oyunlardır. Bunun yanı sıra kolay ve hemen hemen hiç gereç gerektirmeyen oyunlar da pek çoktur. Oyunların genellikle çeşitli kuralları vardır ve yenme ya da yenilme söz konusudur. Birçok ülkede ufak tefek değişikliklerle çocuklar arasında aynı oyunlar oynanır. Zaman içinde bazı oyunların modası geçmiş, onların yerini yenileri almış, "Aç kapıyı bezirgan başı" gibi geleneksel oyunlardan bazıları ise, kuşaklar boyunca çocukların ilgisini çekerek oyun alanlarında kalmayı başarmıştır. Oyun, çocukları ırk, ulus, dil farkı gözetmeksizin birbirine yaklaştırır.

Burada çocukların bahçede, parkta ve evde oynadıkları bazı oyunların kuralları açıklanacaktır. Değişik sayılarda oyuncuyla oynanan bu oyunlar çok fazla gereç istemez.

Oyunlar "Ev Oyunları" ve "Açık Hava Oyunları" başlıkları altında toplanabilir.

Ev oyunları bulmaca, canlandırma, bellek, kalem ve kâğıt, sözcük, masa oyunlarını ve müzikli oyunları kapsar. Açık hava oyunları ise kovalamaca, saklambaç, top, seksek, ip atlama gibi oyunlardan oluşur. Bu oyunların çoğunda çocuklar bir "ebe" seçerler. Ebe genellikle baş olan ya da takıma karşı tek başına oynayan çocuktur.


1. Ev Oyunları

Ev oyunlarına çoğu zaman bir halka oluştura¬rak başlanır.

"Nesi var?" oyununda bir kişi ebe seçildikten sonra, öbür çocuklar aralarında bir nesne ya da kişiyi tutarlar. Ebe her çocuğa sırayla "Nesi var?" diye sorarak, aldığı yanıta göre tutulan nesneyi bulmaya çalışır. Örneğin, odada bulunan TV aygıtının nesne olarak tutulduğunu varsayalım:

-Nesi var?
-Camı var.
-Nesi var?
-Sesi var.


Ebe hangi çocuğun yanıtı üzerine tutulan nesneyi bilirse, ipucunu veren çocuk ebe olur ve oyuna yeniden başlanır. Öte yandan, ebenin daha önceden saptanan sayıda soru sormasına karşın nesneyi bilememesi durumunda, ebeliği sonraki oyunda da sürer.

"Körebe" 10–12 çocuk bir arada bulunduğu zaman oynanabilir. Önce ebe belirlenir. Bundan sonra bir başörtüsü ya da bezle ebenin gözleri hiçbir şey göremeyecek biçimde bağlanır. Çocuklar, gözleri bağlanan ebenin çevresinde bir halka oluşturarak,

"Türkü söyler döneriz
Bil bakalım biz kimiz
Elindeki değnekle
Göster bizi körebe"


derken oluşturdukları halkayı bozmadan el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak tutabildiği arkadaşının başını, yüzünü ve üstünü yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Yakaladığı çocuğu gerçekten tanımışsa, ebelikten çıkar ve yerine yakalanan çocuk ebe olur. Tanıyamamışsa, oyuna aynı ebeyle yeniden başlanır. Körebe evde oynandığı gibi bahçede de oynanır.

"Yüksük Oyunu" küçük çocukların sevdiği bir oyundur. Ebe seçiminden sonra yüksük ağır bir eşyanın kaldırılmasını ya da yerinden oynatılmasını gerektirmeyecek bir yere saklanır. Ebe yüksüğe yaklaşırsa, çocuklar hep bir ağızdan "sıcak", uzaklaşırsa da "soğuk" derler. Bu oyun yüksüğün yerini belirtmek için el çırparak da oynanır. Ebe saklanan yüksüğe yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir.

Bir de "cicoz" denen yüzük oyunu vardır. Yüzük uzun bir sicime geçirilerek, sicimin iki ucu birbirine bağlanır. Oyuncular bir halka oluşturarak otururlar, bir elleriyle ipi tutarken öbürüyle yüzüğü ebe görmeden yanlarındakine geçirirler. Yüzük elden ele geçerken,

"Al cicozu, ver cicozu, geldi cicoz, gitti cicoz.
Haniya cicoz, işte cicoz.
Kimde cicoz, bende cicoz"


diye bir türkü tuttururlar. Ebe ortada durarak yüzüğün kimin avucunda olduğunu bulmaya çalışır; şüphelendiği oyuncuya elini açtırır. Yüzüğü bulursa ebeler değişir. Değilse oyun sürer.
"Bom Oyunu"nda da gene 8–10 ya da daha çok sayıda çocuk bir halka oluşturarak otururlar. Çocuklardan biri "Bir" diye saymaya başlar. Sırayla sayarken, beş, on, on beş gibi beşin katlarını söylemesi gereken oyuncu bu sayı yerine "Bom" demek zorundadır. "Bom" demeyi unutarak sayı söyleyen oyuncu oyundan çıkarılır. Hiç yanlış yapmadan sona kalan çocuk oyunu kazanır. Oyunu biraz zorlaştırmak için üçün ya da yedinin katlan da olabilir.

"Estepeta", herkesin kendi işine daldığı bir sırada oynanır. Her oyunda olduğu gibi bir ebe seçilir. Ebe çocukların dalgın bir anını kollar ve "Estepeta!" diye bağırır. Ebeyi duyan çocuklar bulundukları yerde, oldukları gibi kalmak zorundadırlar. Ne kımıldayabilir, ne de bir şey diyebilirler. Bu durum ebenin "Boz!" demesine kadar sürer. Ebe "Boz" demeden kımıldayan ya da konuşan olursa, bu kez o ebe olur. Bazı yörelerde bu oyun "Tıp" olarak adlandırılır.

"İğne-İplik Oyunu" iki grup halinde, eşit sayıda oyuncuyla oynanır. Her gruba bir dikiş iğnesi ve iplik verilir. "Başla!" uyarısı verilir verilmez, her iki grupta da birinciler ipliği iğneye geçirir. İkinciler çıkarır, üçüncüler geçirir, böylece sonuncu oyuncuya kadar oyun sürer. İlk bitiren grup iğne ipliği oyunu yöneten arkadaşlarına ya da hakeme verir ve oyunu kazanmış olur.

"Sözcük Bulma" hem çocuklar, hem de yetişkinlerce sevilen oyunlardandır. İki takım arasında oynanır ve sözcüğü seçen takımdan seçilen bir oyuncu sözcüğü karşı takıma pantomimle anlatmaya çalışır. "Kartopu" gibi bileşik sözcükler bölünerek anlatılabilir.

"Sessiz Film Oyunu"
da iki takım arasında oynanır. Takımlardan birinin tuttuğu bir film ya da kitap adı karşı takımın oyuncularından birine söylenir. Oyuncu bunu pantomimle takım arkadaşlarına aktarmaya çalışır. Örneğin, Ağaçlar Ayakta Ölür'ü anlatmaya başlarken, önce üç sözcük olduğunu anlatmak için parmaklarıyla üç işareti verir. Sonra da sözcükleri teker teker, oynayarak anlatır. Karşı taraf bilirse bu kez onlar bir ad tutarlar.

"Ateş, Toprak, Hava, Su", yumuşak bir top ya da düğüm atılmış bir mendilin oyuncudan oyuncuya atılmasıyla oynanır. Topu atan oyuncu, "Ateş" derse, topu tutan oyuncu sessiz kalır. Eğer "Toprak" derse, topu tutan oyuncunun atıcı 10'a kadar saymadan bir kara hayvanı adı; "Hava" derse bir kuş adı; "Su" derse bir balık adı söylemesi gerekir. Oyuncu yanarsa cezalandırılır.

"Yutturma Oyunu"nda çocuklar kendilerine birer eş seçerler. Eşlerin yan yana oturmalarında yarar vardır; çünkü o zaman daha az şaşırırlar. Eşlerden birisi oyunu başlatır:

"Annemle çarşıdan gelirken yolda bir armut sapı buldum, evirdim, çevirdim, sildim, süpürdüm, Hülya'nın ağzına tıktım!"

der. Hülya' nın eşi, sözü alır, hemen

"Yutturmam!"

der. Oyunu yöneten çocuk,

"Ya ne yaparsın?"

diye sorar.

"Eviririm, çeviririm, Barış'ın ağzına sokarım."


der. Barış'ın eşi boş bulunur da onu savunmazsa, oyundan çıkarılır. "Ya ne yaparsın?" sorusu, "Senin ağzına tıkarım", diye de yanıtlanabilir. O zaman savunma işi, soruyu soranın eşine düşer.

"Nuhun Gemisi" birbirini tanımayan çocukların bir arada bulunduğu bir toplulukta tanışmayı ve kaynaşmayı kolaylaştıran bir oyundur. Eşit sayıda kız ve oğlan çocukla oynanan bu oyunda herkese gizlice bir hayvan adı takılır. Çocuklar adını taşıdıkları hayvanın sesini taküt ederek (hırlama, havlama, ötme, tıslama gibi) eşlerini bulacaklarından, aynı hayvanın adı biri kız, öbürü oğlan olmak koşuluyla iki çocuğa birden verilir. Oyunun sonunda eşini bulamayanlar önceden saptanan bir cezayı yerine getirir.

1.1. Müzikli Oyunlar

Müzikli oyunlar, kaset ya da plak çalınarak oynanabilir.

"Paketi Geçir" oyununda ödül olarak belirlenen bir nesne kâğıt ile kat kat sarılır. Oyuncular bir halka oluşturarak otururlar ve müzik çalarken paketi birbirlerine geçirirler. Müzik durur durmaz elinde paket kalan oyuncu onu açmaya başlar, ama müzik başladığı anda paketi geçirmek zorundadır. Paketin en son katını açan oyuncu oyunu kazanır ve ödülü alır.

"Müzikli Sandalyeler Oyunu"nda, oyuncular müzik çalarken halka oluşturarak sırt sırta dizilen sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler. Müzik durunca en yakın sandalyeye otururlar. Sandalyelerin sayısı her zaman oyuncuların sayısından bir eksiktir. Her duruştan sonra bir sandalye çıkarılır, böylece sonunda bir sandalyenin çevresinde dönen iki oyuncu kalır. Sandalyeyi kapan kazanır. Küçük çocuklar için olan "Müzikle Zıplama Oyunu"nda, oyuncular müzik çalarken zıplarlar. Müzik durduğunda yere oturup bağdaş kurmak zorundadırlar. Bunu en son yapan oyuncu oyundan çıkar.

1.2. Bellek Oyunları

"Teyzem Çarşıya Gitti" oyununda ilk oyuncu "Teyzem çarşıya gitti ve... (A ile başlayan bir nesne) aldı" der. İkinci oyuncu bu cümleyi yeniden söyleyip A ile başlayan yeni bir nesne ekler. Oyuncuların "Teyzem çarşıya gitti ve bir armut, bir atkı, bir araba, bir anahtar,... aldı" gibi bir cümleyi anımsamaları ve her birinin buna bir nesne eklemesi gerekir. Sözcük bulamayan ya da geciken oyundan çıkarılır. "Babam Çin'den Geldi" oyununda ise. oyunu başlatan oyuncu "Babam Çin'den geldi" dedikten sonra, yanındaki "Ne getirdi?" diye sorar. Yanıt "Bisiklet"se, tüm oyuncular pedal çevirmeye başlar. İkinci oyuncu da "Babam Çin'den geldi" der ve "Ne getirdi?" sorusuna, örneğin “Yelpaze" yanıtı verdikten sonra, herkes pedal çevirmeyi sürdürürken, bir yandan da yelpazelenmeye başlar. Oyun bunun gibi, hareketle anlatılabilecek yanıtlarla sürer.

"Çağrışım Oyunu"nda oyunculardan biri aklına ilk gelen sözcüğü (örneğin, dondurma) söyler. Sonraki oyuncu bu sözcüğün çağrıştırdığı bir başka sözcüğü söyler ve böylece birbirini çağrıştıran sözcüklerden bir zincir oluşturulur. İlgisiz bir sözcük söyleyen oyundan çıkarılır. Her oyuncu üçer sözcük söyledikten sonra oyun durur ve zincirin hiçbir halkasını atlamadan geriye dönüp, yeniden "dondurma" sözcüğüne ulaşmaya çalışılır.

"Bellek Oyunu"nda herkese bir dakika süre içinde 20 değişik nesne olan bir tepsi gösterilir. Tepsi ortadan kaldırılır ve her oyuncu aklında kalan nesnelerin listesini yazar. Seçilen nesneler basit ama hemen akılda kalacak türden olmamalıdır; örneğin bir tüy, bir çizgi roman, bir kalem ve bir yumurta çırpıcı olabilir.

"Tadını Anlama" bir anlamda bellek oyunudur. Yarım düzine kadar bardak su, limonata, süt ya da kola gibi içeceklerle doldurulur. Oyuncuların gözleri bağlanır ve yalnızca tadarak bardaklardaki içeceklerin ne olduğunu anlamaya çalışırlar.

"Ne Kokuyor?" da yukarıdakine benzer bir oyundur; fincan tabaklarına lavanta çiçeği, soğan, nane, sarmısak, tütün gibi şeyler koyulur. Her tabağın üstüne tülbent örtülmesi gerekir.

"Ses Algılama"da gözü bağlı oyuncular tahta bir yüzeye düşürülen nesnelerin ne olduğunu çıkan sesten anlamaya çalışırlar. Nesneler bir havlu, ıslak bir sünger, bir kalem, bir tava ve bir pingpong topu olabilir.

1.3. Kâğıt ve Kalem Oyunları

"SOS" belki de kâğıt kalemle oynanan en basit oyunlardan biridir. İki oyuncuyla oynanır. Kâğıda karşılıklı dört çizgi çizilir ve ilk oyuncu karelerden birine bir "artı", öbür oyuncu ise başka bir kareye bir "sıfır" koyar. Oyun böylece sürer ve oyuncular dikey, yatay ya da çapraz sırada üç artı ya da üç sıfır elde etmeye çalışırlar.

"Amiral Battı Oyunu" da iki oyuncuyla oynanır. Oyunculardan her biri önlerindeki kâğıda 10 x 10 santimetrelik birer kare çizer ve bunu santimetre karelere ayırırlar. Karenin üst kenarına, her bir küçük karenin üstüne gelecek biçimde, A'dan başlayarak harfler yazılır; sol kenarına ise 1'den 10'a kadar yukarıdan aşağıya numaralar sıralanır.

Birinci oyuncu kendi kâğıdına,

1. Amiral (XXXX ile gösterilir)
2. Kruvazör (XXX ile gösterilir)
3. Muhrip (XX ile gösterilir)
4. Denizaltı (X ile gösterilir)

olmak üzere toplam 10 savaş gemisini karşısındakine göstermeden yerleştirir. Öbür oyuncu, elindeki boş kareler üzerinden, önce bir sayı sonra da bir harf söyleyerek ve bunları kâğıt üzerinde işaret ederek rakibinin gemilerini batırmaya çalışır. Örneğin 4'ün B'si, 5'in F'si, 6'nın E'si gibi. Gemileri saldırıya uğrayan oyuncu da karşısındakine, "Muhrip yara aldı",

"Denizaltılardan biri battı" türünden bilgi verir. Üç atıştan sonra sıra ikinciye gelir. Oyunu, tüm gemileri önce kim batırırsa o kazanır.

"Kutu Kutu Oyunu"nda, varsa kareli bir kâğıda, düzenli aralıklarla soldan sağa ve yukarıdan aşağıya, hayali bir kare oluşturacak gibi aynı sayıda noktalar konur. Örneğin, 10 x 10 bir kare oluşturacak gibi 100 adet nokta işaretlenir. İki kişiyle oynanan oyunda, öncelik kimdeyse o, iki noktayı birleştiren bir çizgi çeker. Amaç çizgileri kareye tamamlayarak, en çok kutuyu elde etmektir. Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamak için dikkat etmelidir. Dördüncü kenarı çizen kutunun içine adının baş harfini yazar. 100 karelik bir kutu kutu oyununda 51 ve daha fazla kare alan oyunu kazanır.

"Tren Oyunu" da iki kişiyle oynanır. Taraflar önlerindeki kâğıda birden dokuza kadar sırayla sayıları yazarlar. Oyunu başlatan, tuttuğu bir sayıyı gizlice yazarak, arkadaşından bunu tahmin etmesini ister. Sözgelimi "3"ü tutmuşsa ve arkadaşı bunu bilememişse, 3 sayısının üzerine bir çizgi çeker. Eğer bilirse çizgi çizemez. Oyun sırası karşı tarafa geçer. Bir sayıda dört kez yanılınırsa, o sayı kutuya alınarak "vagon" olur. Dokuz sayının da çevresi kapatılınca tren kalkar. Treni kalkan oyunu kazanır.

"Telgraf Oyunu"nda bir sözcük seçilir ve her oyuncu her biri seçilen sözcüğün harfleriyle başlayan sözcüklerden oluşan bir telgraf yazmak zorundadır. Örneğin "BOYACI" sözcüğü ile "Bütün Oyuncular Yarın Artık Cem'i Isırabilirler" gibi bir telgraf oluşturulabilir. Telgrafı yazmak için beş dakika süre verilir ve en komiğini yazan oyuncu ödüllendirilir.

"Sözcük Uydurmaca", belli bir süre içinde, seçilen bir sözcüğün harfleri ile olabildiğince çok sözcük yazmaya çalışarak oynanır.

"Kim Kiminle Ne Yaptı Oyunu"nda herkes kâğıdının en üstüne bir erkek adı yazar, kâğıdı adın görülemeyeceği biçimde katlar ve yanında oturan oyuncuya geçirir. Bu oyuncu kıvrımın altına bir kız adı yazar ve kâğıdı yine katlayıp geçirir. Daha sonra sıra ile nerede karşılaştıkları, erkeğin ne söylediği, kızın ne söylediği, bundan doğan sonuç ve en son olarak da komşuların ne dediği yazılır. Kâğıtlar bir kez daha geçirildikten sonra açılıp sonuçlar okunur.

1.4. Sözcük Oyunları

Sözcük oyunlarında, çıkacak tartışmaları önlemek için sözlüğü olan bir hakemin bulun¬ması iyi olur.

"Gezginin Masalları Oyunu"nda ilk oyuncu yanındakine "Duyduğuma göre A....'ya geziye gidiyormuşsun. Orada ne yapacaksın?" diye sorar. Yanındaki oyuncu, sözcükleri "A" harfiyle başlayan bir yanıt vermek zorundadır. Örneğin, "Amcamın ayakkabısını alacağım" gibi. Bundan sonra ikinci oyuncu, üçüncüye döner ve aynı soruyu "B" ile başlayan bir yer söyleyerek tekrarlar.

"Ünlüler Oyunu"nda, oyunu yöneten bir harf söyler. Amaç, o harfle başlayan bilgin, devlet adamı, sanatçı, sporcu adlarını sıralamaktır. Örneğin "E" ile başlayan Einstein, Enver Paşa, Ehrenburg, Edison gibi. En çok ad yazan oyunu kazanır.

"Hece Oyunu"nda ilk oyuncu bir sözcük söyler. Yanındaki bu sözcüğün son hecesiyle başlayan bir sözcük söylemek zorundadır. Örneğin "elma"dan sonra "masal". Bundan sonraki oyuncu "salkım" dedikten sonra, yanındaki "kim" hecesiyle başlayan bir sözcük bulamazsa oyundan çıkmak zorunda kalır. Sona kalan oyunu kazanır.

Bir başka sözcük türetme oyunu da verilen bir sözcüğe yeni heceler ekleyerek oynanır.
Örneğin, "Say" sözcüğünden saydam, sayı, saygı, sayıklamak, sayfa gibi sözcükler türetilir. En fazla sözcük bulan oyuncu kazanır.

"Hortlak" ise her oyuncunun bir sözcük oluşturmak için sırayla alfabeden bir harf söylediği, ama sözcüğün kendisinde bitmesini engellemeye çalıştığı bir oyundur. İlk oyuncu "k", ikinci "ö", üçüncü "p", dördüncü "e" diyebilir. Beşinci eğer "k" derse, sözcük (köpek) tamamlanmış olur ve beşinci oyuncu bir canını kaybeder; üç can kaybeden oyuncu "hortlak" olur. Özel adlar sayılmaz, üç harfli bir sözcük için ceza yoktur.

"Dedektif Oyunu"nda, her oyuncu bir şapkanın içinde duran katlanmış kâğıtlardan birer tane çeker. İkisi dışında tüm kâğıtlar boştur. İki kâğıttan birinde "Katil", öbüründe "Dedektif" yazmaktadır. Yalnızca dedektif kimliğini açıklayabilir. Tüm ışıklar söndürülür ve oyuncular evin içine dağılırlar. Bir süre sonra "Katil" kendine bir kurban seçer ve ona sarılır. Kurban "Katil var!" diye bağırarak kendini yere atar. Katilden başka herkes olduğu yerde kalır. Katil yerini değiştirebilir. Bundan sonra ışıklar açılır ve dedektif sorguya başlar. İstediği kadar yalan söyleyebilen katil dışındaki oyuncular doğruyu söylemek zorundadır. Dedektifin katili bulabilmesi için iki hakkı vardır, ama yanlış kişiyi suçlarsa katil serbest kalır.

1.5. Masa Oyunları ve Taşlı Oyunlar

Masa oyunları genellikle üzerinde belli bir şeklin çizili olduğu bir tahta üzerinde, taşların hareket ettirilmesiyle oynanır. İki tür masa oyunu vardır:

1. Taş hareketlerinin "Kızma Birader"de olduğu gibi zar atmayla belirlendiği şans oyunları
2. Taşların belli kurallara göre hareket ettirilerek, genellikle kafasını kullanan oyuncunun kazandığı yetenek oyunları

En çok bilinen yetenek oyunları arasında satranç, dama ve domino vardır. Yetenek oyunlarının çoğunda amaç, karşı oyuncunun taşlarını almak, onun bölgesine saldırmak ya da taşları özel bir biçime göre düzenleyerek sayı kazanmaktır.

"Dokuz Taş" iki çocuk arasında oynanır. Her çocuğun elinde dokuz tane taş vardır. Bir kâğıda yukarıda görülen şekil çizildikten sonra, taşlarını sırayla bu şekil üzerine yerleştirirler. Yeni bir taş koyma ya da bir taşı hareket ettirme yoluyla, üç taşı aynı sıraya dizmeyi başaran oyuncu öbürünün bir taşını alır. Oyunculardan birinde iki taş kalınca oyun biter.

"Dilmece", kullanım sıklığına göre sayısal değeri belirlenmiş olan harflerle ve en çok dört kişiyle oynanır. Çapraz bulmaca gibi karelere ayrılmış bir tablosu vardır. Tabloda, çaprazlama yerleştirilmiş renkli karelerin de ayrı değerleri bulunmaktadır. Oyuncular yedişer harfle oyuna başlarlar. Tablonun ortasında yer alan renkli kare başlangıç noktasıdır. Amaç soldan sağa ve yukarıdan aşağı anlamlı sözcükler yazmaktır. Yazdığı sözcüklerle en çok sayıyı toplayan oyunu kazanır.

"Mikado" küçük çubuklarla oynanan bir oyundur. Masa üzerine atılan bu çubuklardan her biri teker teker, öbürlerini oynatmadan alınmaya çalışılır.

1.6. Cezalar

Grup halinde oynanan oyunların çoğunda kaybedenler cezalandırılır. Cezanın amacı oyu¬nun sonunda gülmek ve neşelenmek olmalı, ceza verilenin kişiliğini zedelememeye özen göstermelidir.

Çocuk oyunlarının sonunda uygulanan cezaların bazılarını belirtirken, bunların sürekli değişime uğradığını ve durmadan yenilerinin bulunduğunu eklemeliyiz:

• Arkadaşlarının en güzelinin önünde diz çök, en akıllısının önünde eğil ve içlerinde en çok sevdiğini öp.
• Yerde duran kabın içindeki sütü yalayarak İÇ!
• Ayna ol: Cezalı arkadaşların önüne gidilir, onlar ne yaparsa taklit edilir.
• Tek elinle bir paketi sarıp iple bağla.
• Odanın bir köşesinde şarkı söyle, öteki kö¬şesinde dans et, üçüncüsünde ağla ve dördüncüsünde gül.
• Alfabeyi tersten oku.
• Bir tekerleme söyle.
• Bir elmanın kabuğunu hiç koparmadan soy.
• Tek ayak durarak ayakkabını çıkar, giy.
• Dört ayak yürü.
• Kollarını kavuşturup yere boylu boyunca uzan ve kollarını açmadan ayağa kalk.
• Amuda kalk.
• Takla at.
• Odadan iki bacaklı çık ve altı bacakla geri gel (bir sandalye ya da sehpa taşıyarak).
• Öyle bir soru sor ki, tek cevabı "Evet" olsun.

Oyun başlamadan önce bir ceza listesi hazırlanabilir ve ebeler gözleri kapalıyken kalemle listeye dokunarak kendi cezalarını belirleyebilirler.

2. Açık Hava Oyunları

2.1. Kovalamaca Oyunları


Çocuk parklarında en çok oynanan kovalamaca oyunları arasında en basiti "Elim Sende Oyunu"dur. Oyunculardan biri öbürünü kovalayıp dokunmaya çalışır. Dokunduğu kişi ebe olur ve başka birine dokunmaya çalışır. Geçerli bir nedeni olan herhangi bir oyuncu kısa bir süre için kovalanmaktan kurtulmak isterse "kemik" diye bağırabilir.

"Saklambaç" çocukların çok sevdiği oyunlardandır. Bu oyunda da önce ebe belirlenir. Ebe olan çocuk, kollarını birbiri üzerine kavuşturarak bir duvara dayar ve başını çevresini göremeyecek biçimde kollarına gömerek "yumulur". Sonra en çok 50'ye kadar yüksek sesle saymaya başlar. Bu arada öbür çocuklar dağılarak saklanırlar. Ebe saklananları ararken oyuncular gizlendikleri yerden çıkıp koşarak, ebenin sayı saydığı yere ellerini dokundurup "Sobe!" demeye çalışırlar. Ebe ise yerini bulduğu oyuncuyu sobeler. Sobelenen oyunculardan biri ebe olur ve oyun yeniden başlar.

"Köşe Kapmaca" genellikle sokakta oynanan bir oyundur. Çocuklar kendilerine köşe olarak evlerin kapılarını, iki ağaç ya da pencere arası gibi yerleri seçerler. Az sayıda çocukla oynanan bu oyunda, ebe çocuklara göre ortada bir yerde durur. Çocuklar ebeye yakalanmadan, birbirleriyle durmadan köşeleri değiştirmeye çalışırlar. Köşesini değiştirirken ebe tarafından tutulan çocuk köşesini kaybeder ve ebe olur. Oyun çocuklar bıkana kadar sürer. Oyun sırasında ebeyi şaşırtmak için, yalancıktan yer değiştiriyormuş gibi yaparak, başka köşelerdeki çocukların ebenin dikkatini çekmeden yer değiştirmesi sağlanır.

Güneşli günlerde oynanabilen "Gölge Kovalamacası"nda ebe olan oyuncu öbür oyunculardan birinin gölgesine basmak zorundadır. Bu oyun için ebenin gölgeye basıp basmadığına karar verecek bir hakem gereklidir.

"Kaç Kurtul Oyunu"nda ebe belirlendikten sonra çocuklar bir sıra oluşturarak dururlar. Sıranın başındaki oyuncu, karşıda duran ebe görmeden sıradan ayrılarak koşmaya başlar. Ebe onu gördüğü anda kovalar. Koşan oyuncu yakalanırsa ebe olur, yakalanmaksızın öbür oyuncuların yanına dönerek onlardan birinin önünde durursa, sırasını savmış olur ve ebe olmaktan kurtulur. Bundan sonra, önünde durduğu oyuncu kaçmaya başlar. Ebe oyunculardan hiçbirini yakalayamazsa, oyun aynı ebeyle yeniden başlar.

"Tutsak Almaca Oyunu"nda 8–10 oyuncudan oluşan iki takım karşı karşıya durur. Takımlar arasında geniş bir alan bırakılır. Oyunu başlatan takımdan bir çocuk ileri atılır. Bunun üzerine karşı takımdan bir çocuk ona doğru koşar. İlk çocuk kendi takımına doğru kaçmaya çalışır. Öteki onu kovalayıp yakalamak ister. Amaç, arada sırada yakalanacakmış gibi davranıp, yakalanmadan, kovalayanı kendi takımına yaklaştırmak ve tutsak almaktır. Her iki takım verdiği tutsakları kurtarmaya ve karşı takımdan tutsak almaya çalışır. Tümü tutsak edilen takım yenilir.

"Mendil Kapmaca Oyunu"
nda eşit sayıda çocuk, 20-25 metre aralıkla, karşılıklı birer sıra oluşturarak yüz yüze dizilir. İki sıranın ortasındaki alanda, yarım metre çapındaki bir dairenin içine mendil ya da başka bir nesne konur. Hakem ya da kaptan, "5'ler!" diye bağırınca, her iki takımdan da beşinciler koşarak mendili kapıp kaçmaya çalışırlar. Mendili kapanı kovalayan öbür oyuncu onu yakalamaya çalışır. Mendili alan oyuncu yakalanmadan eski yerine gelebilirse, takımına bir sayı kazandırır. Yakalanıp mendili kaptırırsa, takımı bir sayı kaybeder. Mendili alan oyuncunun yakalanmadan yerine dönmesi üzerine, kaptan yeniden her iki takıma seslenir ve oyun sürer. Sonuçta daha çok sayı alan takım oyunu kazanır.

"Yağ Satarım Oyunu"nda gene önce ebe belirlenir. Bundan sonra oyuncular halka oluşturarak yere otururlar. Ebe büyükçe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır. Bunu arkasında tutup saklayarak halkanın çevresinde dolaşmaya başlar. Bu sırada da oyunun şarkısını söyler:

Yağ satarım, bal satarım.

Ustam öldü, ben satarım.

Dolaşırken mendili elinden geldiği kadar belli etmeden oyunculardan birinin arkasına saklar. Arkasına mendil bırakılan çocuk, bunun farkına vardığı anda ayağa kalkarak mendili alır ve ebenin ardından koşmaya başlar. Ebe, yakalanmadan onun yerine oturmaya çalışır. Oturabilirse, mendili alan çocuk ebe olur; yakalanırsa, oyun aynı ebeyle yeniden oynanır.

"Aç Kapıyı Bezirgânbaşı Oyunu"nda iki oyuncu kendilerine birer ad seçerler. Örneğin biri "Elma", öbürü "Armut" olur. Öbürleri bunu bilmezler. "Elma" ile "Armut" karşılıklı durarak el ele tutuşurlar. Oyuncular sırayla onların kolları altından geçerken oyunun şarkısını söylerler.

"Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı...
Kapı hakkı ne verirsin?
Ne verirsin?
Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun!"


Şarkının son hecesine rastlayan oyuncu tutularak usulca:

"Elma mı, armut mu?"

diye sorulur ve hangisini seçerse onun ardına geçer. Bütün oyuncuların bu seçimi yapmasından sonra ortaya bir çizgi çekilir. Gruplar karşı karşıya geçerek çekişmeye başlarlar. Güçlü grup oyunu kazanır.

2.2. Topla Oynanan Oyunlar

"Yakar Top" geniş bir alanda oynanır. Her biri 10–15 kişilik iki takım oluşturulur. Takımın biri ortada yer alırken, öbür takımın oyuncuları onları belli bir uzaklıktan kuşatır. Amaç ortadaki oyuncuları topla vurmaktır. Vurulan çocuk oyun dışı kalır. Ortadaki çocukların tümü vurulunca dışarıdakiler ortaya geçer. Oyunun önemli bir noktası, top atıldığında ortadaki oyunculardan birinin topu yere düşmeden yakalamasıdır. Bu durumda oyuncu bir "can" kazanır. Bu "can"ı ya oyundan çıkarılmış bir çocuk yararına ya da kendi vurulması durumunda kullanır.

"İstop", açık hava oyunları içinde en çok heyecan verenlerindendir. Oyuncular bir daire oluşturur. İçlerinden ebe olan topu arkadaşlarından birinin adını bağırarak havaya atar. Top geri gelirken, adı söylenen topu havada tutabilirse, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar. Adı söylenip de topu tutamayan oyuncu, topu ele geçirince "İstop!" diye bağırır. Kaçışan oyuncular "İstop" dendiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Ebe en yakınındakini vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu bir puan kaybeder ve ebe olur. Üç puan kaybeden oyundan çıkar. Ebe kimseyi vuramazsa, birini vuruncaya kadar ebeliği sürer.

2.3. Diğer Açık Hava Oyunları

"Bilye Oyunu", bilye denen küçük, sert küre biçiminde toplarla oynanan en eski çocuk oyunlarından biridir. Roma İmparatoru Augustus Caesar da (İÖ 63-İS 14) çocukluğunda bilye oynarmış. Eskiden yuvarlak çakıllar ya da meyve çekirdekleri bilye olarak kullanılırken, 18. yüzyılda mermer bilyeler yapıldı. Bilye oyunlarının adı ve kuralları oynandığı ülkeye göre değişiklik gösterir. Türkiye'de renkli cam bilyelere "misket" denir. En çok oynanan bilye oyunları ise Kafa Karış, Kaptan ve Üçgen'dir.

Bilye oyunlarında ortak nokta, bilyeyi yuvarlayarak başka bir bilyeye çarptırmak ve onu almaktır. Bilye, kıvrılan işaret parmağının içine oturtulur ve başparmakla itilerek atılır. "Kaptan Oyunu"nda, bilyeler yerde açılan belirli sayıda çukura önceden saptanmış bir sıraya göre sokulmaya çalışılır. Bunu başaran rakibinin bilyesine atış yapma hakkı kazanır.

"Seksek Oyunu"nda yere, tebeşirle numaralanmış kareler ya da dairelerden bir şekil çizilir. Bu oyunun birkaç çeşidi vardır ama en basiti şöyledir: Her oyuncunun, boşluklara sırayla atılan yassı bir taşı ya da kiremit parçası vardır. Oyuncu tek ayağı üzerinde sekerken bu taşı ayağıyla iterek bütün boşluklardan geçirmek zorundadır. Eğer öbür ayağı yere değer ya da boşlukların arasındaki çizgilerden birine basarsa yanar ve sırasını kaybeder. Her sekme başlangıcında taşlar doğru boşluğa atılmalı ve çizgilerin herhangi birinin üstünde kalmadan geri getirilmelidir.

"İp Atlama" daha çok kız çocukların oynadığı bir oyundur. Tek başına oynanabildiği gibi, birkaç çocuk bir araya gelerek de oynanır. Değişik ip atlama yöntemleri vardır: Tek başına ip atlamak isteyen çocuk boyuna uygun uzunca bir ip alır; bunu iki eliyle uçlarından tutar, döndükçe bir halka oluşturacak biçimde ipi çevirerek başının üzerinden ve zıplayarak ayaklarının altından geçirir. Birkaç çocuk bir araya gelmişse, iki çocuk uygun uzunlukta ve kalınlıkta bir ipin iki ucundan tutar. İp çevrilirken öbür çocuklar sırayla zıplayarak ip atlarlar. Bu sırada ipin düzgün çevrilmesi ve her çevrilişinde yere değdirilmesi gerekir. İp, atlayanın ayağına takılınca oyuncu yanmış olur. Bir başka yol da, iki çocuğun yan yana ip atlamasıdır.

"Birdirbir Oyunu"nda çocuklardan biri ellerini dizlerine koyarak eğilir ve öbür oyuncuların üstünden atlayacağı bir kambur oluşturur. Atlayan her çocuk biraz ötede aynı biçimde eğilerek durur ve öbürleri eğilmiş duran bütün oyuncuların üzerinden atlar.

0

#7
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel

İp Atlayan Çocuklar




Çoğumuz kemikleri biyoloji derslerinde gösterilen iskelet maketlerinden hatırlarız ve kırılıp çıkmazlarsa pek düşünmeyiz onları. Kemik sözcüğünü de gündelik dilde olumsuz bir içerikle kullanılırız genellikle. Oysa, kemiklerimiz vücudumuzun görünmez çilekeşleridir; ağırlığımızı taşırlar ve çeşitli fiziksel stresler sırasında ayakta durmamızı sağlarlar. Bunun için sert olmaları gereklidir. Esas önemlisi ise beyin, omirilik ve kemik iliği gibi yaşamsal dokuların korunağıdırlar. Kemiklerin en önemli özelliği sert olmalarıdır ama bu onların cansız ve hissiz oldukları anlamına gelmez. Bir çok hormonun etkisiyle kemikler uzar ve çocuklar bu sayede büyür. Kemikler, bir taraftan uzarken bir taraftan sertleşir.

Örneğin bir yaşın sonunda kemiklerin artık en az 10 kg ağırlığı taşıyacak kadar sağlamlaşmış olmaları gereklidir; yoksa çocuk ayakta durmaya başlayınca “eğrilmeye” başlarlar. Daha sonraki yaşlarda, özellikle de ileri yaşlarda sağlam olmayan kemikler “kırılarak” hatırlatırlar kendilerini. Son yıllarda hemen herkesin öğrendiği “osteoporoz” basitçe kemiklerin sağlamlığını yitirmesi olarak tanımlanabilir. Osteoporoz, giderek önem kazanan bir halk sağlığı sorunudur çünkü, örneğin ingiltere’de her yıl 150.000 kişide osteoporoza bağlı kemik kırıkları meydana geldiği bunun da 750 milyon sterlin sağlık harcamasına neden olduğu bildirilmektedir.

Osteoporoz, ileri yaşlara görülür ama sağlam ve sağlıklı kemiklere sahip olmak ancak çocukluk çağında alınacak önlemler ile mümkündür. Bu o kadar önemlidir ki yakın zamanda ABD’de 9-12 yaş grubundaki çocuklar ve ailelerine yönelik bir “Ulusal Kemik Sağlığı Kampanyası” başlatılmıştır. Peki kemikler nasıl sağlamlaşır ve kemik sağlığı için neler önemlidir?


Kemik sağlığı


Kemikler en iyi beton yapılara benzetilerek anlatılabilir ve kemiklerdeki “harfiyat” yaşam boyu sürer. Kemikler, protein yapısındaki ince lifler (matriks) ve bu matrikse çöken minerallerden oluşmaktadır. Bu minerallerin başında kalsiyum ve fosfor gelmektedir. Matriksi oluşturan lifler beton yapılardaki “demir ağlara”, mineraller ise çimentoya benzetilebilir. Kemiklerin sağlamlığı hem matriksin kalitesine (bir bakıma mikromimarinin kalitesine) hem de gram kemik dokusu başına çöken mineral yoğunluğuna bağlıdır.

Bu arada harfiyatı yapan hücreleri( çilekeş inşaat işçilerini) unutmamak gereklidir. Kemikleri oluşturan yapıların tümün “kemik kitlesi” olarak isimlendirilmekte ve bu kemiklerin sağlamlığı “kemik kitlesinin” miktarı ile belirlenmektedir. Son yıllardaki araştırmalar en yüksek kemik kitlesi miktarına( pik kemik kitlesi ) 25 yaşından önce ulaşıldığını, bundan sonraki yaşlarda oluşan bu “kemik bankası”ndan harcama yapıldığını göstermektedir. .

Pik kemik kitlesi büyük oranda genetik faktörlerce belirlenmekle birlikte, öngörülen genetik potansiyele ulaşılması beslenme, aktivite, endokrin fonksiyon ve yaşam tarzını oluşturan diğer faktörlere bağlıdır Kemik kitlesi gelişiminin en yoğun olduğu dönem 9-14 yaş arası, yani ergenlik dönemidir. İşte bu nedenle ,erişkin yaştaki osteoporosizin önlenmesi büyük oranda “pik kemik kitlesinin” miktarının arttırılmasına, dolayısıyla çocukluk döneminde atılacak adımlara bağlıdır. Peki ne yapılmalıdır? Öncelikle kemik yapımından sorumlu hücrelerin uyarılması ( bir başka deyişle inşaat işçilerinin motive edilmesi) gereklidir. Bunun için yapılacak en önemli şey kasları dolayısıyla kemik zarını gerecek türde( yani yerçekimi etkisinden kurtulmadan) yapılacak egzersizlerdir. Uzayda uzun süre kalanlardan biliyoruz ki kemiklerin yerçekimi etkisiyle bile olsa gerilimden uzak kalması kemiklerin erimesine neden olmaktadır.

Benzer nedenlerle elit yüzücülerin kemik yoğunlukları, elit jimnastikçilere göre düşük bulunmaktadır. Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada 8 ay süreyle günde 10 veya daha fazla sıçrama hareketi yapan çocukların, normal okul aktivite programındaki çocuklara göre kemik yoğunluklarında %1.2 oranında bir artma olduğu gösterilmiştir. Kemik yoğunluğundaki % 5 oranındaki artmanın osteoporotik kırılma riskini %40 azalttığı düşünüldüğünde bu derecedeki kemik yoğunluğu artımının bile çok önemli olduğu üzerinde durulmaktadır.

Tahmin edileceği gibi, kemik sağlığı için kemik yapımında görevli hücrelerin egzersizle uyarılması kadar, kemiklerin sağlamlığından sorumlu minerallerin yeterli ölçüde alınması da önemlidir. Bu minerallerin başında kalsiyum gelmekte ve çocukların ergenlik öncesinde günde 600-800 mg, ergenlik döneminden başlayarak günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması önerilmektedir. Besinlerin arasında en önemli kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleridir. Bu nedenle erken çocukluk döneminde süt, yoğurt ve peynir yeme alışkanlığını kazandırılması önemlidir. Bu nedenle anne-babaların “süt içmeden yatağına girme” şeklindeki ısrarları yarinde bir tutumdur. Şişmanlık korkusuyla süt içmeyen ergenlik dönemindeki kızlara yağ içeriği düşük sütlerin kalsiyum içeriğinin değişmediği hatırlatılmalıdır. Bir çok sebze de kalsiyum içermektedir. Kalsiyum ile zenginleştirilmiş meyva suyu ve kahvaltılık besinler de süt ve süt ürünlerini sevmeyen çocuklar için alternatif besinlerdir. Bütün çabalara rağmen yeterli miktarda kalsiyumdan zengin besin tüketmeyen çocuk ve ergenlere mineral desteği yapılması gereklidir.


Sonuç


Yazının başlığına dönecek olursak, ileri yaşlardaki kemik erimesine bağlı kırıkların önlenmesi büyük ölçüde çocukluk, özellikle de ergenlik dönemindeki yaşam tarzına bağlıdır. Bu nedenle “Yaşlılıktaki osteoporoz bir çocukluk hastalığıdır” denmektedir. Osteoporoz kadınlarda daha sık görüldüğünden ergenlik döneminde ip atlayan, spor yapan, beden eğitimi derslerini ekmeyen kızlar kemik sağlığı bakımından avantajlı olmaktadırlar. Sigara, hareketsiz yaşam ve kolalı içeceklerin çok tüketilmesi kemik sağlığını olumsuz etkileyen diğer faktörlerdir. Ülkemizde de ABD benzeri “Kemik sağlığı kampanyası” na ihtiyaç vardır. Bununla birlikte şimdiden ailelerin erken yaştan itibaren çocuklarının kalsiyumdan zengin besinlerle beslenmesine önem vermeleri, bu amaçla okul programlarında kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ile beslenmenin vurgulanması ve spor derslerinde atlama, sıçrama, koşma,jimnastik hareketleri gibi aktivitelere daha fazla yer verilmesi gereklidir.



Prof. Dr. Şükrü Hatun
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı

0


Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız


"Çocuk Oyunları - Nasıl Oynanır? | Çocuklarınızla Oyun Oynayın - Çocuk Oyunlarını Oynama Şekilleri - Kâğıt Ve Kalem Oyunları - Ev Oyunları - Bellek Oyunları - Müzikli Oyunları - Sözcük Oyunları" İçin Anahtar Kelimeler (Keywords)
Konuyu ziyaret eden ziyaretçilerimizin Google arama motorunda kullandıkları anahtar kelimeleri içermektedir.

Google (1.860), Google (159), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (59), Google (49), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (42), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (35), çocuk oyunları nasıl oynanır - Google'da Ara (30), çocu oyunları - Google'da Ara (24), çocuk oyunları nasıl oynanır - Google'da Ara (23), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (21), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (21), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (20), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (20), çocu oyunları - Google'da Ara (19), çocu oyunları - Google'da Ara (19), çocukoyunları - Google'da Ara (17), seksek oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (16), Ой! (16), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (15), körebe oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (13), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (13), çocukoyunları - Google'da Ara (12), tereteçocukoyunu - Google'da Ara (12), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (12), WWW.COM.TR.GOOGLE - Bing (12), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (11), çocuk oyunları örnek:seksek az oynanan ve nasıl oynanıyor - Google'da Ara (11), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (11), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (11), çocuk oyunları nasıl oynanır - Google'da Ara (10), sek sek oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (10), seksek oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (10), sek sek oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (10), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (10), eskiden oynanan oyunlar ve nasıl oynandıkları - Google'da Ara (10), çizgi oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (10), tereteçoçukoyunları - Google'da Ara (10), tereteçoçukoyunları - Google'da Ara (10), çocukoyunları - Google'da Ara (10), www.tereteçocukoyunları.com - Google'da Ara (10), sek sek nasıl oynanır - Google'da Ara (9), çocukoyunları - Google'da Ara (9), körebe oyununun nasıl oynandığı - Google'da Ara (9), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (9), yüzük oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (9), www tereteçocukoyunları - Google'da Ara (9), xxxtereteçocuk - Google'da Ara (9), Ой! (9), çocukoyunları - Bing (9), eski ve yeni çocuk oyunlarını karşılaştırma - Google'da Ara (8), eskiden oynanan oyunlar ve nasıl oynandıkları - Google'da Ara (8), www.tereteçocukoyunları.com - Google'da Ara (8), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (8), çocu oyunları - Google'da Ara (8), çocuk oyunları nasıl oynanır - Google'da Ara (8), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (8), www. com. tr.google. çocuk oyunları - Bing (8), yüksük oyunu anlatımı - Google\'da Ara (8), Google Custom Search (8), Google (8), geleneksel çocuk oyunları nasıl oynanır - Google Search (8), TRT ÇOCUK OYUNLARI GELENEKSEL - Google'da Ara (7), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (7), eskiden oynanan oyunlar ve nasıl oynandıkları - Google'da Ara (7), eskiden oynanan oyunlar ve nasıl oynandıkları - Google'da Ara (7), bom oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (7), saklambaç kovalamaç vb.oyunlar - Google'da Ara (7), tereteçoçukoynları - Google'da Ara (7), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (7), çocukoyunları - Google'da Ara (7), kazakistanın insanlarının oynadığı oyunları - Google'da Ara (7), çocuk oyun şekilleri - Google'da Ara (6), eski çocuk oyunları nasıl oynanır - Google'da Ara (6), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (6), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (6), başka ülkelerde hangi oyunlar oynanır - Google'da Ara (6), tereteçocukoyunu - Google'da Ara (6), çocukoyunları - Google'da Ara (6), çocukoyunları - Google'da Ara (6), oyunlar ve oyunların nasıl oynandıkları - Google'da Ara (6), SOS OYUNU OYNA - Google'da Ara (6), evde oynanan oyunlar nasıl oynandıkları - Google'da Ara (6), körebe nasıl oynanır - Google'da Ara (6), eski oyunlar ve resimleri nasıl oynandıkları - Google'da Ara (6), cocuk oyunulari1 - Google-Suche (6), eskiden körebe nasıl oynanırdı - Google'da Ara (6), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (6), tereteçocukoyunu - Google Search (6), xxx.terete çocuk oyunları - Google'da Ara (6), büyüklerimizin küçükken oynadığı oyunlar - Google'da Ara (6), çocuk oyunları nasıl oynanır - Google'da Ara (6), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (6), seksek nasıl oynanır - Google'da Ara (6), cocuk oyunlarının adı ve nasıl oynandıgı - Google'da Ara (6), eski çocuk oyunları oynanışı - Bing (6), kız oyunları erkek oyunlarını istiyorum ben bunların oynamak istiyorum - Bing (6), çocuklukta oynanan oyunlar nasıl oynanır - Google'da Ara (5), bezirgan başı oyunu nasıl oynanır - Google'da Ara (5), tereteçocukoyunları - Google'da Ara (5), futbol oyun şekli nasıldır - Google'da Ara (5),

"Çocuk Oyunları - Nasıl Oynanır? | Çocuklarınızla Oyun Oynayın - Çocuk Oyunlarını Oynama Şekilleri - Kâğıt Ve Kalem Oyunları - Ev Oyunları - Bellek Oyunları - Müzikli Oyunları - Sözcük Oyunları " ile Benzer Konular
Ben Hastayım Çocuk | Atatürk'ün Anıları
8 Yanıt - 40.162 Görüntülenme | Celal Bayar Anlatıyor..
Bonsai Sanatı - Minik Ağaçlar | Tepsi Ya Da Tabakta Yetiştirilen Bitki - Bonsai Nasıl Yetiştirilir? Bonsai'ye Uygun Yerli Ağaç Türleri - Bonsai Teknikleri Ve Stilleri - Bonsai Hastalıkları
31 Yanıt - 90.575 Görüntülenme
Tıkla Çocuğun Nasıl Olacak Gör
15 Yanıt - 16.764 Görüntülenme
Eski Mısır Dilinde Adınız Nasıl Yazılıyordu
1 Yanıt - 4.414 Görüntülenme | Görmek İster Misiniz?
Peter Pan | Büyümeyen Çocuk - J.M. Barrie -Peter Pan Nasıl Yaratıldı?
1 Yanıt - 24.300 Görüntülenme