Kadim Dostlar ™ Forum: Biyogüvenlik Nedir? | Biyogüvenlik Unsurları Nelerdir? Genetik Değiştirme İşlemleri Ve Biyogüvenlik - Türkiye Biyogüvenlik Protokolü - Genetiği Değiştirilmiş Ürün - Kadim Dostlar ™ Forum

İçeriğe atla

Yalnızca 1 dakikanızı ayırıp sitemize üye olduğunuzda, içinde daha az reklam bulunan temamızı kullanabilirsiniz ...

Aradığınız konuya ulaşamadınız mı ? Problem değil, arama Özelliğimizi Kullanabilirsiniz
GoogleKadim Dostlar Özel Arama
Facebook Sayfamıza Üye Olabilir ve Güncel Site İçeriğinden Kolayca Haberdar olabilirsiniz
Sitemize reklam vererek, sitelerinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz
-------------------
Kurumsal Çözümler Uzmanı Erkan Okur
İnformatik: Mühendislik ve PLM Çözümleri



Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız

Biyogüvenlik Nedir? | Biyogüvenlik Unsurları Nelerdir? Genetik Değiştirme İşlemleri Ve Biyogüvenlik - Türkiye Biyogüvenlik Protokolü - Genetiği Değiştirilmiş Ürün Genetiği değiştirilmiş ürünlerin sağlık üzerinde etkisi.., Konuyu Oyla: -----

#1
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel



İçeriği Arkadaşlarınla Paylaş

Biyogüvenlik



Biyogüvenlik, biyoteknolojik çalışmaların, doğayı ve insan yaşamını etkilememesi için ülkelerce yasal denetim altına alınması işlemidir. Türkiye´de biyogüvenlikle ilgili bir protokol Türkiye Biyogüvenlik Protokolü adı altında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yürürlüğe konmuştur.



forum



Biyogüvenlik, modern biyoteknoloji uygulama tekniklerini ve modern biyoteknoloji ürünlerinin insan ve hayvan sağlığı ile çevre üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin belirlenmesini ve belirlenen risklerin oluşma olasılığının ortadan kaldırılmasını ya da risklerin ortaya çıkması durumunda oluşacak zararların kontrol altında tutulması için alınacak önlemleri kapsamaktadır.

Biyogüvenlik Unsurları

• Risk tanımı,
• Risk analizi,
• Risk değerlendirme,
• Risk yönetimi
• Risk iletişimi

olmak üzere beş önemli ana unsurdan oluşmaktadır.

Risk, olayların ve proseslerin nasıl bir tehlike oluşturacağının belirlenmesidir. Bu yapılırken tehlikenin meydana gelmesi durumunda şiddetinin ve sonucunun ne olabileceği ile ilgilenilir. Bu konu ile ilgili ne yapabiliriz ya da ne yapmalıyız sorusuyla ise risk yönetimi ilgilenmektedir.


Risk değerlendirme bu konular içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Risk değerlendirmesi yapılmasının nedenleri şunlardır:


1. Riskin derecesinin oldukça objektif bir şekilde değerlendirilmesini sağlar.

2. Tüzükte güvenli uç noktaları belirlemek için risk değerlendirmesinin kullanımını sağlar.

3. Farklı risk yönetim stratejilerinin etkilerinin karşılaştırılmasını sağlar.

a. Senaryo edilmiş testler ile etkili bir tanımlama sağlanır.
b. Riski güvenli bir seviyeye indirmek için müdahaleleri belirtir.

4. Bilgi boşluklarının tespiti ile ihtiyaç duyulan tanımlamalar yapılabilir.

5. Uluslararası ticari gereksinimlerin ve kararların risk değerlendirme temeline oturtulması sağlanır.

Risk değerlendirme ise; GDO ve ürünlerinin biyolojik çeşitlilik, çevre, insan, hayvan ve bitki sağlığı üzerinde, kısa veya uzun vadede, tek tek veya toplam olarak, oluşturabileceği olumsuz etkileri önceden belirlemek amacıyla bilimsel esaslara göre yapılan tüm deneme, test, analiz ve incelemeleri ifade eder.

Risk yönetimi; risk değerlendirme sonucunda öngörülen olumsuz etkilerin gerçekleşmesini
önlemek, gerçekleşmesi durumunda zararı en az seviyede ve kontrol altında tutarak ortadan kaldırmak, ürünün izin verilen amaç ve kurallar dâhilinde kullanılmasını ve muamelesini sağlamak amacıyla alınan tedbirleri ifade eder.

Risk iletişimi; riskler ile ilgili önlemlerin tüm birimlere duyurularak risk bilgi akışının sağlanmasıdır.


TSK Koruyucu Hekimlik bülteni




1 Kullanıcı bu konuyu okuyor
0 üye, 1 misafir ve 0 gizli üye



Toplam 0 kullanıcı bu konuyu okudu.

0

#2
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Otel ve Pansiyon Rehberiniz Otel, Pansiyon, Tatil, Gezi, Seyahat ve Konaklama Rehberiniz Bütçenize uygun, keyifli bir tatil için size gezi, seyahat ve konaklama tavsiyeleri: Otel Tanıtımları, Pansiyon Tanıtımları, Tatil Tavsiyeleri, Konaklama Tavsiyeleri, Ülke Tanıtımları, Seyahat Alternatifleri, Şehir Tanıtımları, Tarihi Eserler, Antik Kentler


Genetik Değiştirme İşlemleri ve Biyogüvenlik


İnsanlık tarihiyle eşdeğer bir geçmişe sahip olan geleneksel biyoteknoloji, gerçekleşen bilimsel gelişmelerin güncel uygulamalara da yansımasıyla, son 20 yılın evrensel boyutlu en önemli teknolojisi halini aldı. Gıda, tarım, sağlık (tıp ve eczacılık), tekstil, kimya, madencilik, enerj, çevre, sosyal ve etik alanlarla doğrudan etkileşim halinde olan bu dal, uygulamayı da içine alan ve pek çok mesleki disiplinin bir arada çalışmasını gerektiren yaşamsal bir alan konumundadır.
Biyoteknoloji doğal kaynaklar giderek kıstlanırken, mevsimsel, ekolojik ve diğer konular açısından her hangi bir kaynak kısıtı sorunu yaşamayan ender bir üretim şekli olarak yeni potansiyel kaynaklar yaratmak açısından bir kurtarıcı olarak algılandı.

“Bir canlıya genellikle farklı türlerden olmak üzere “transgen/ler” olarak adlandırılan bir veya daha çok genin aktarımı ve eklenmesiyle elde edilen yeni canlı “Genetik olarak değiştirilmiş (modifiye) organizma (GDO)” veya bu şekildeki uygulamalarla elde edilen ürün ise “Genetik Olarak Değiştirilmiş (modifiye) Ürün” veya “trangenik organizma/ürün” olarak tanımlanıyor.

Transgenik ürünlerle ilgili değişimler üç temel grupta gerçekleştiriliyor:

Geniş aktarımlar; bir canlı aleminden bir başkasına yapılan aktarımlar (örn; bakteriden bitkiye).

Kapalı aktarımlar; Aynı canlı alemi içinde, bir türden diğerine (örn; bir bitki türünden diğerine) yapılan aktarımlar.

Dönüştürme; Gen esasen söz konusu türde mevcut olmasına karşın, dizilimlerinin değiştirilerek belirli bir modele dönüştürülmesi çalışmaları (örn; E.coli bakterisinden bu tarz değiştirmeyle geliştirilen arttırılmış/yavaşlatılmış fonksiyonlara sahip yeni bir organizma).

Genetik olarak değiştirilmiş (transgenik) ürünlerin kültüre alındığı alanların 1996-2001 arasındaki dönemde 1.7 milyon hektardan 52.6 milyon hektara kadar genişlediği tahmin ediliyor.

2001 yılı tahminlerine göre;


GD ürünlerin yetiştirildiği başlıca ülkelerin başında ABD (yüzde 68) geliyor. Onu Arjantin (yüzde22), Kanada (yüzde 6) ve Çin (yüzde 3) izliyor.

GD çeşitleri ise soya (yüzde 63), mısır (yüzde 19), pamuk (yüzde13) ve kanola (yüzde5) olmak üzere başlıca dört temel üründe yoğunlaşıyor.

2001/2002 yıllarında Endonezya ve Hindistan pamuk, Brezilya ise soya (herbisitlere tolerant) ekiminde GDO kullanmaya başladı.

İnsana ve hayvana yönelik ilaç, hormon ve aşı üretiminde de genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanlardan yararlanılıyor (Örn; kolera aşılarında patatesin kullanımı gibi).

Tarımda ise son birkaç yıldır GDO tohumların üretimleri halinde sürüyor. Genetik değiştirme çalışmaları halen mısır, pamuk, patates vb. ürünlerde zararlılara dayanıklılık; soya, pamuk, mısır, kolza,çeltik vb. ürünlerde yabani ot ilaçlarına dayanıklılık; patates, çeltik, mısırda viral bitki hastalıklarına dayanıklılık; ayçiçeği, soya, yerfıstığı vb. ürünlerde bitkisel yağ kalitesinin artırılması; domates, çilek vb. ürünlerde olgunlaşmanın geciktirilmesi (raf ömrünün uzatılması), domateste aromanın artırılmasına yönelik olarak kullanılıyor. Ayrıca genetik değiştirme çalışmaları ineklerde süt üretimini yüzde 10-15 oranında artıran bir doğal hormonun bir formunu üretmekte, yüzde 60 daha sert peynir yapımını sağlayacak peynir mayası için gıda enzimlerinin üretiminde, besin değeri yüksek gıda üretimi (örn; A vitamini ve demir içeriği yüksek çeltik üretiminde) gibi alanlarda da sürdürülüyor.

Genetiği değiştirilmiş hayvanların gıda amaçlı kullanımında, et verimlerinin arttırılması (balık dışında), büyüme hormonu üretimini teşvik eden genin aktarımı, koyunların yün verimini artırmak üzere “keratin geni” kullanımı gibi konular üzerinde çalışılıyor.

Ayrıca sazan, kedi balığı, somon, kiremit balığı başta olmak üzere yaklaşık 20 çeşit balıkta büyüme artışı ya da soğuk koşullara dayanıklılığı artışı sağlayan genlerin aktarımı çalışmaları yapılıyor.


Boyutları tahmin edilemeyen riskler


Bugün bitkisel (mera, otlak ve ormanlar), hayvansal (balık ve diğer su ürünleri) ve bakteriler, mayalar, küfler, mantarlar, toprak canlıları, tozlaşmayı teşvik edenler ve kemirgenleri de içinde alan gıda ve tarım amaçlı genetik kaynaklar yaşamın sürdürülebilirliği açısından çok büyük önem taşıyor.

Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) veya ürün tekniğinde biyolojik yapıya (organele) ait bir transferin (aktarma) gerçekleştirilmesi söz konusu. Böylece gelecek nesillerde henüz bütün boyutlarıyla bilinmeyen bir yansımadan da söz edilebiliyor.

Günümüzde biyoteknoloji ve genetik mühendisliği alanlarındaki çalışmaların ortaklaşması ve GDO üretiminin ticari boyutlarda hızla artan uygulaamaya aktarılmasına bağlı olarak biyolojik zenginliğin güvenliği (biyogüvenlik) ile insan ve diğer canlıların sağlığına ilişkin kaygılar gündeme geldi.

Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) ve ürünlerin; Allerjen, A vitamini kısıtlayıcı (*), metabolizmaya zarar verici, enzimatik değişim etkileri, antibiyotiklere dayanıklılık gibi sağlığa yönelik tehditleri tartışılıyor.

Ayrıca tüketici ve ürün güvence risklerinin boyutlarını, ek olarak da daha ürkütücü gerçeklikleri zorluyor. GDO’ların insan ve hayvan sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve çevre üzerinde oluşturduğu risklerin yanında sosyo-ekonomik yapı üzerinde de çeşiti riskleri bulunuyor.


GDO’ların insan ve hayvan sağlığı üzerinde;

• Antibiyotiklere dayanıklılık,
• Transfer edilen genlerin insan veya hayvan bünyesindeki bakterilerle birleşme ihtimali,
• Olası toksik etkiler ve
• Olası allerjik etkileri bulunuyor.


Genetiği değiştirilmiş ürünlerin sağlık üzerinde, özellikle uzun dönemde yaratabilecekleri etkiler üzerinde hanüz tam/nat bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle GDO’ların sağlık açısından riskleri göz önüne alınarak etiketleme yoluyla tüketicilerin bilgi edinme hakkı ve seçme hakkının sağlanması gerekiyor.

GDO’ların yetiştirildiği bölgelerden rüzgar, su, arılar vb. etkilerle meydana gelen gen kaçışları başka türleri de etkileyerek biyolojik çeştlilik kaybı ve ekolojik fakirleşmeye yönelik zararlara yol açabiliyor; toprak mikroorganizma yapısını etkileyebiliyor ve zararlıları etkisiz kılmak için aktarılmış Bt’li çeşitlerin hedef olmayan diğer yararlı kuş, böcek vb. türleri etkilemesine neden olabilir.

Virüs kaynaklı genlerin dayanıklılık geninin diğer (istenmeyen) virüslere transfer etme ihtimali de bulunuyor.

FAO’nun Biyolojik Çeşitlilik Uzlaşma Komitesi bünyesindeki ilgili tarafların kararlarında “Tarımsal açıdan oluşabilecek biyoçeşitliliğin gelecekte özgün doğal yapıyı çok etkileyebileceği” açıklanıyor.
Gen kaçışlarının insanlar arasındaki etkileşimi ise halen çok iyi bilinmiyor. Eğer bir kez gen kaçışı başlamışsa değişmiş materyalin genetiği değiştirilmemiş popülasyonlara bulaşması ileriki nesillere de aktarılacağından önlenemez hale geliyor.

Bu sonucun, genetiği değiştirilmiş veya değiştirilmemiş popülasyonlar arasında da gelişerek, ileriki nesillerde devam edecek çapraz bulaşıyla döllenmelerle, verimlilik de yüksek olduğundan daha hızlı yaygınlaşmaya yol açmasından endişe duyuluyor.

Böylece hasarlı olan türevler de dahil olmak üzere aynı şekilde yayılarak, orjinal çeşitler tamamen yitirilecek. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkelerde en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında geliyor.

Modern biyoteknoloji özellikle genetiği değiştirilmiş bitkilerle ülkelerin geleneksel tarım ekonomilerini derinden etkileyebilecek bir noktaya geldi. Bugün Türkiye’ye ithal edilen mısır, soya gibi ürünlerde GDO kuşkusu yaşanan Türkiye’de birkaç yıl içinde genetiği değiştirilmiş hayvanlar konusu gündeme gelecek.

Biyolojik çeşitliliği korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. GDO uygulamalarının gelişmiş ülkelerde çiftçilik ve pazarlama düzeyinde yaygınlaşması, gelişmemiş ve 3. Dünya ülkelerinde tüketim düzeyinde büyük sorunlar yaratabiliyor. Bu nedenle tüketiciyi uyarma ve bilgilendirme zorunluluğunun yanında yerel çeşitlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması da çok öenm kazanıyor.

Biyoçeşitlilik bugün çeşitli bakış açılarıyla tarımsal, sosyal, ekolojik, etik, tıbbi ve hukuksal yansımalarıyla çok boyutlu tartışma ve ortaklaşmaları kapsıyor. Örneğin, genetiği değiştirilmiş kısır tohumlar tarımda sürekli bir dışa bağımlılık ve yüksek tohumluk fiyatlarının ödenmesi zorunluluğu gibi sakıncaları beraberinde getiriyor. Ayrıca ürteimde yatay gen kaçışlarından doğabilecek hukuksal sorunlar da (patent vb) GDO’ların sosyo ekonomik yapı üzerindeki olası risklerini ortaya koyuyor.

Gen aktarımının çevresel yayılımı sonucunda hedef bitki ile sınırlı olmadığı biliniyor. Komşu çiftlikler vasıtasıyla gelişebilecek, ekosistem ve tarımsal karakteristiklerin değişimlerine yönelen ve doğal kıtlık veya felaketlere varabilen sonuçlar doğurabileceği ileri sürülüyor. Konuyla ilgili tartışmalar henüz açıklık kazanmadığından genetik değişim açısından bunun ne kadar sürede “tehlike” sınırında olabileceği konusunda kesin bilgiler verilemiyor.

Öte yandan bazı genetiği değiştirilmiş bitki zararlıları ve hayvan virüslerinin barışçı olmayan amaçlarla kullanılma ihtimali de gözardı edilmemesi gereken bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor.
Bugün genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvansal ürünler doğrudan kullanılmakla birlikte, genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalar (bakteriler, maya, küler) ekmek, bira, peynir, bağcılık ürünleri vb. çeşitli üretimlerde, enzim üretmek veya gıda katkı maddesi olarak aminoasit elde etmek için kullanılıyor.

Avrupa Birliği yönetmelikleri herhangi bir gıda ürününün “geleneksel” benzerinden farklılaştığı anda, transgenik kökenli olduğunun etiketlenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Dünya Çevre Koruma Ajansı (EPA) gıda güvenliği açısından biyogenetik dönüşüm ürünlerine karşı tüketicilerin korunmasına özel önem verilmesi gerektiği belirtirken, Amerikan Tıp Birliği bu ürünlerin etiketlenmesinin zorunlu olmasını ve genetiği değiştirilmiş gıdaların tüketici güvenliğinin henüz açık olamdığının deklare edilmesi gereğini savunuyor.

Türkiye’de ise, AB ülkelerinin de aralarında bulunduğu 100 ülkeyle birlikte imzaladığı Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’nin gereğini yerine getirmek amacıyla ve TÜBA ile TÜBİTAK’ın oluşturduğu “Biyoyeknoloji / Gen Mühendisliği Çalışmalarında Düzenleyici Kuralların Belirlenmesi konulu çalışma grubunun önerisiyle kurulan Ulusal Biyogüvenlik Komitesi, halen ulusal biyogüvenlik mevzuatlarının AB mevzuatları ile uyumlulaştırılarak yürürlüğe girmesi yolunda Acil Eylem Planı hazrılık çalışmalarını sürdürüyor.

Henüz her türlü GDO analizi ve biyoteknoloji ve biyogüvenlik risk değerlendirmesi araştırmaları için gerekli laboratuar altyapı çalışmaları ise devam ediyor.

Gerek tüketicinin korunması, gerekse biyolojik çeştililiğin sürdürülebilirliği için mevcut yasal yapılanma güncel gereksinimlere göre yeniden düzenlenmeli, sağlık, turizm, endüstriyel ve sosyal güvence açısından uluslar arası modeller esas alınarak özgün kontrol mekanizması ve laboratuvarlar geliştirilmeli, yetişmiş eleman ve alt yapıu girişimleri sağlanmalı, konuyla ilgili ulusal politikalar geliştirilmeli ve kararlılıkla izlenmeli.

Bugün genetiği değiştirilmiş pamuk, mısır ve patates için Tarım Araştırma Enstitüleri’nde alan denemeleri yapılmasına izin verilen Türkiye’ye, genetiği değiştirilmiş tohum girişi kanunla yasaklanmış durumda. Ancak ithalatçı firmalardan herhangi bir yasal belge istennmeyip beyana dayalı ithalat yapılması ve bu tohumların girişinde herhangi bir denetim olmaması nedeniyle özellikle Arjantin ve Amerika’dan gelen mısır ve soya ürünlerine şüpheli yaklaşılıyor.
Biyogüvenlik konusunda herhangi bir norm, kural, yönetmelik bulunmayışı ve mevcut yasal boşluk Türkiye’deki çok önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

(*) Hindistan ve Çin’de yapılan araştırmalar: Bt gen transfer çalışmalarının pirinçte verimliliği azaltmasına karşın, parazitlere dayanıklılığı arttırdığını, pamuk ve pirinç tarımında kimyasal kullanımını azalttığını ancak, pirincin A vitamini sentezlemesini azalttığından tüketicilerde “Beri beri:gece körlüğü) vak’alarının hızla arttığını göstermiştir.


Prof. Dr. Şeminur Topal

0

#3
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 39.887
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Türkiye Biyogüvenlik Protokolü



Türkiye´de biyogüvenlikle ilgili bir protokol Çevre Bakanlığı tarafından yürürlüğe konmuştur. Bu protokolün tanımlamaları ve düzenlemeleri şunlardır:



forum




Türkiye Biyogüvenlik Protokolü


Çağdaş biyoteknoloji, rekombinant DNA, nükleik asitlerin hücre veya organellere doğrudan enjeksiyonu, farklı taksonomik gruplar arasında uygulanan hücre füzyonu gibi doğal fizyolojik üreme- çoğalma ve rekombinasyon engellerini ortadan kaldıran ve klasik ıslah ve seleksiyon yöntemlerince kullanılmayan in vitro nükleik asit tekniklerinin tamamı olarak tanımlanmaktadır.
Çağdaş biyoteknoloji kullanılarak elde edilen organizmalara Genetik Yapısı Değiştilmiş Organizmalar (GDO) veya uluslararası kullanımı ile Living Modified Organism (Değiştirilmiş Canlı Organizmalar) adı verilmektedir. Çağdaş Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikro-organizmalara Transgenik de denilmektedir.


Çağdaş biyoteknoloji ile:


1. Doğal olmayan rekombinasyonlar yaratılır
2. Yeni veya yabancı genler veya DNA dizinleri önceden planlanamayan lokasyonlara yerleştirilir.
3. Gen aktarımı için etken genetik parazitler taşıyıcı (vektör) olarak kullanılır: vektörler en etken genetik parazitlerden çıkartılmış genetik element ve sıraların mozaiğidir, hareketli genetik elementler taşırlar; özel olarak türlerin bariyerlerini kırmak üzere yapılmışlardır, konukçu aralığı geniştir; yeni veya mevcutu artıran halk sağlığı ve çevresel problemler yaratabilecek direnç genleri, bu günkü kullanımı ile antibiyotik ve herbisitdirenç genleri, taşırlar.

Çağdaş biyoteknolojinin temel işlevi türlerin tür olma özelliğini korumak için binlerce yılda oluşturduğu üreme-çoğalma engellerini kırmak, böylece farklı türler, hatta canlı familyaları arasında gen aktarımı yapmaktır. Bu işlem sonucu doğada doğaya ve kendi türüne yabancı yeni çeşitler üremeye-çoğalmaya başlayacaktır. Genetik yapısı değiştirilmiş canlıların ve metabolik ürünlerinin kısa ve uzun vadede ekosistem süreçleri ve işlevleri üzerinde nasıl bir etki yapacağı henüz bilinmemektedir. Bu belirsizlik nedeniyle konu 1992 yılında yapılan Rio Konferansında dikkate alınmış ve Rio Konferansının çıktılarından birisi olan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinde, hem ulusal önlemler almak, hem de uluslararası bağlayıcılığı olan bir protokol hazırlama ihtiyacını değerlendirmek anlamında yer almıştır.

Çağdaş biyoteknoloji yeni ve doğal olmayan canlı çeşitlerinin ortaya çıkması ile sonuçlanmaktadır. Bu sonuç dünyada biyoteknolojide güvenlik tedbirlerinin geliştirilmesini gerektirmiş ve çağdaş biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş olan genetik yapısı değiştirilmiş organizmaların insan sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin belirlenmesi sürecini (risk değerlendirme) ve belirlenen risklerin meydana gelme olasılığının ortadan kaldırılması veya meydana gelme durumunda oluşacak zararların kontrol altında tutulması için (risk yönetimi) alınan tedbirleri ifade eden biyogüvenlik terimi güncel hale gelmiştir. Biyoteknoloji uygulamalarında teknolojinin kullanımı, sonuç ürün ve ürünün kullanım amacı ile yeri farklı riskler oluşturduğundan ayrı tedbirler gerektirmektedir. Bu nedenle biyogüvenlik, laboratuar ve sera çalışmaları; gıda güvenliği ve çevreye salım durumları için ayrı düzenlemeleri içermektedir.

Konunun küresel ölçüdeki önemi nedeniyle BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine ek Biyogüvenlik Protokolü 24 Mayıs 2000 tarihinde taraf ülkelerin imzasına açılmıştır. Protokol transgenik canlıların biyolojik çeşitlilik üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin önlenmesini amaçlamaktadır. Protokolün yürürlüğe girmesi ile, herhangi bir transgenik canlı çevreye salımı gerçekleştirilmeden önce tam bir risk değerlendirmeye alınacak ve bir başka ülkeye üretim ve doğrudan çevreye salım amacıyla ihrac edilmeden önce ithalatçı ülkenin önceden onayı alınacaktır. Tüketim veya işleme amacıyla ihracı yapılacak olan transgenik canlılar ve ürünleri hakkında ise takas mekanizması vasıtasıyla önceden bilgilendirme sağlanacaktır. Protokole taraf olan her ülke kendi iç mevzuatında, transgenik canlıların kontrolü için gerekli yasal, kurumsal ve idari tedbirleri almak ve idame ettirmekle yükümlüdür. Transgenik canlılardan kaynaklanacak zararların telafisi konusunda uluslararası bir sistem kurulması ve bu canlıların ve ürünlerinin etiketlenmesine ilişkin standartların oluşturulması Protokolün yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak olan Taraflar Toplantısına bırakılmıştır.

Protokolün yürürlüğe girmesi, biyogüvenlik alanında küresel seviyede yaşanan hukuki boşluğu doldurmakla birlikte, transgenik canlılardan ve ürünlerinden kaynaklanacak çevresel ve ticari sorunların önlenmesi ulusal seviyede alınacak kurumsal tedbirlere ve ulusal seviyede risk değerlendirme ve risk yönetimi için teknik kapasitesinin oluşturulmasına bağlıdır.


Türkiye´de durum


Türkiye´de Transgenik Bitkilerle ilgili mevzuat hazırlığı çalışmalarını Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 31 Mart-1 Nisan 1998 tarihlerinde Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünde “Transgenik Bitkiler ve Güvenlik Önlemleri” konusunda, ilgili araştırma kuruluşları ve Genel Müdürlükler ile Üniversitelerden temsilcilerin katılımıyla yapılan bir toplantı ile başlatmıştır.

Belirlenen ana esaslar çerçevesinde teknik uygulamalara temel teşkil edecek görüş ve raporlar oluşturulmuştur. Bu kapsamda, konu

“1. Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri;
2. Transgenik Kültür Bitkilerinin Tescili;
3. Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) Üretilmesi, Pazara Sürülmesi ve Gıda Olarak Kullanımı” olarak üç kısma ayrılmıştır.

Bunlardan “Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri Hakkında Talimat” Makamın 14.5.1998 gün ve TGD/TOH-032 sayılı Makam Olur’u ile yürürlüğe konulmuştur. "Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri" ile ilgili talimatın aksayan yönlerinin düzeltilmesi amacıyla adı geçen talimatta yapılan değişiklikler 25.03.1999 tarihli Makam Olur'u ile yürürlüğe girmiştir.

Belirtilen geçici düzenleme çerçevesinde Türkiye´de resmi yollardan genetik yapısı değiştirilmiş canlıların üretim amacıyla girişi önlenmiş durumdadır. Talimat gereği genetik yapısı değiştirilmiş bir tarım çeşidinin Türkiye´ye ithal edilmesinden önce alan denemesine alınması gerekmektedir. Ancak her genetik yapısı değiştirilmiş tohumun da alan denmesine alınması söz konusu değildir. Alan denemesine alınabilmesi için transgenik tohumun geliştirildiği ülkede ve biyogüvenlik düzenlemeleri olan ülkelerde kayıtlı olması ve 5 yıldır üretiliyor ve tüketiliyor olması şartı aranmaktadır. Böylece hiç denenmemiş, risk değerlendirmesi daha önce yapılmamış bir transgenik canlının Türkiye´de denenmesi, yani Türkiye´nin deneme tahtası olarak kullanılması önlenmektedir. Bu tedbirler acil olarak alınmış tedbirlerdir. Orta ve uzun vadede ülkemizin daha kapsamlı tedbirler alması ve risk değerlendirme-risk yönetimi sistemleri kurması gerekmektedir.

Biyogüvenlik Protokolü Hükümetimiz adına Çevre Bakanı Fevzi AYTEKİN tarafından 24 Mayıs 2000 tarihinde imzalanmıştır. Protokole taraf olma çalışmaları devam etmektedir. Protokolün uygulanması ve ülkemizin genetik kaynaklarının zarar görmemesi için biyogüvenlik sisteminin kurulması doğrultusunda insan kaynağı ve teknik altyapı oluşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda kaçak girişlerin önlenmesi için gümrük kontrollerinde yeni bir yapılanmaya da ihtiyaç duyulmaktadır.


Protokolün amacı


Çevre ve Kalkınma Hakkındaki Rio Deklarasyonunun 15 numaralı prensibinde yer alan ön tedbirci yaklaşıma uygun olarak, bu Protokolün amacı insan sağlığı üzerindeki riskler göz önünde bulundurularak ve özellikle sınır ötesi hareketler üzerinde odaklanarak, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilecek ve çağdaş biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş olan değiştirilmiş canlı organizmaların güvenli nakli, muamelesi ve kullanımı alanında yeterli bir koruma düzeyinin sağlanmasına katkıda bulunmaktır.

Protokol ön tedbirlilik prensibine dayanmakta, riskleri önceden belirlemeye ve önlem almaya yönelik bir sistem içermektedir. Hükümler, GDO nun doğaya veya insan sağlığına olabilecek olumsuz etkileri konusunda bilimsel verilerin yetersiz olması veya belirsizlik içermesi durumunda, veriler tamamlanıncaya ve belirsizlik giderilinceye kadar söz konusu GDO nun doğayla etkileşime girmesine izin verilmemesinden yanadır. Doğayla etkileşim protokolün kapsamını ve uygulama şeklini belirlemekte temel kriterdir. Tüm GDO lar, yaşamsal aktivitelerinden dolayı doğanın biyotik ve abiyotik bileşenleri ile etkileşime girebilir, bunedenle Protokol doğal üreme-çoğalma engellerini aşarak elde edilmiş tüm canlıları, yani tüm GDO ları kapsamaktadır. Yani protokolün öngördüğü risk değerlendirme, risk yönetimi, bilgi alışverişi, kaza ve acil durum tedbirleri, kaçak sınıraşan hareketlere karşı önlemler, sosyo-ekonomik yapının karar sürecinde dikkate alınması ve halkın bilgilendirilmesi maddelerinden oluşan genel tedbirler tüm GDO lar için geçerlidir. Genel tedbirler ulusal seviyede yapılacak düzenlemelere dayanmaktadır.

Protokolün öngördüğü ve uluslararası seviyede düzenleme gerektiren temel mekanizmalar ise takas mekanizması, ön bildirim anlaşması ve dokümantasyon sistemleridir. Bu mekanizmalar uygulamada doğayla etkileşim kriterine dayanarak GDO ları kasıtlı olarak çevreye salımı gerçekleşek olan ve kasıtsız olarak çevreye salınabilecek olan GDO lar şeklinde ayırmaktadır. Kasıtsız çevreye salım kapsamında gıda, yem ve işleme amaçlı GDO lar, transit geçişler ve kapalı kullanıma tabi GDO lar ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Kasıtlı çevreye salımı, yani açık ve geniş alanlarda üretimi söz konusu olan GDO lar Ön Bildirim Anlaşması na tabidir. Ön Bildirim Anlaşması işlemi gereğince, ihracatçı taraf ithalatçı tarafa Protokolün Ek-I de belirtilen bilgileri içeren bir bildirimde bulunacaktır. İthalatçı ülkenin yetkili mercii bildirimi aldığında uygulayacağı karar sürecini, yani bildirimdeki bilgilerin yeterliliğine ve sınıraşan hareketin hangi şartlar altında başlayabileceğine dair bilgileri belirterek bir ön cevap verecektir. İthalatçı ülke GDO nun ithalatı konusunda karar vermeden önce GDO yu Protokol Ek-III de belirlenen metodoloji doğrultusunda vaka vaka (case by case) risk değerlendirmeye alacaktır. Aksi ithalatçı ülke tarafından belirtilmediği sürece GDO nun sınıraşan hareketi ithalatçı ülkenin yazılı izni alınmadan başlamayacaktır. GDO nun taşınması sırasında eşlik eden belgelerde GDO olduğu açıkça belirtilecek, GDO nun kimliği, özellikleri, güvenli muamele, depolama, taşıma ve kullanım şartları, ihracatçının irtibat bilgileri, hareketin protokole uygun olarak gerçekleştiğine dair deklerasyon bulunacaktır.

Gıda, yem ve işleme amaçlı GDO lar için uygulanacak işlemler 11. madde ile belirlenmiştir. Buna göre, her bir taraf ülke dahilde doğrudan gıda veya yem veya işleme amacıyla kullanımını ve pazara sürülmesini onayladığı bir GDO ile ilgili olarak 15 gün içinde protokol Ek-II de belirtilen bilgileri içeren bildirimini takas mekanizması vasıtasıyla tüm taraf ülkelere yapacaktır. Yine takas mekanizması vasıtasıyla her bir taraf ülke gıda, yem ve işleme amaçlı GDO lar için öngördüğü ulusal yasa ve işlemlerini diğer ülkelere bildirecektir. Böylece her ülke uluslararası pazara sürülmeden önce gıda, yem veya işleme amacıyla kullanımı onaylanmış yeni bir GDO dan haberdar olacak ve iç mevzuatını harekete geçirecektir. Bu tür GDO lara eşlik eden belgelerde GDO içerebilir ibaresi açıkça konacak ve kullanım amacının çevreye salımı içermediği belirtilecektir.

Transit geçişteki GDO lar için protokol yine uygulanacak işlemi ulusal sistemlere bırakmıştır. Aksi o ülke tarafından belirtilmediği sürece transit geçişteki GDO lar ön bildirim anlaşmasına tabi değildir. Ülkeler bu konudaki düzenlemelerini takas mekanizması vasıtasıyla diğer ülkelere bildirecektir.

Kapalı kullanıma tabi GDO lar da ön bildirim anlaşmasına tabi değildir. Her ülke kapalı kullanım şartlarını ve standartlarını kendisi belirleyecek ve takas mekanizmasına bildirecektir. Bu kapsamdaki GDO lara eşlik eden belgelerde GDO olduğu açıkça belirtilecek, güvenli taşıma, depolama, kullanma bilgileri bulunacaktır.

İşleme tabi tutularak yaşamsal aktivitesini yitirmiş olan ancak yeniden çoğalabilir nitelikte genetik materyal içeren GDO ürünlerinin doğaya kontrolsüz olarak salımını önlemek üzere protokol gereği yapılan bildirimlerin bu tür GDO ürünlerine ilişkin bilgileri ve ürünün kullanım amacını içermesi öngörülmektedir. GDO nun risk değerlendirmesi yapılırken de GDO nun ürünleri dikkate alınacaktır. GDO ürünlerine ilişkin bilgiler takas mekanizması vasıtasıyla diğer ülkelere bildirilecektir.

Protokolün temel hükümlerinden birisini oluşturan risk değerlendirme, GDO nun olası potansiyel alıcı çevrede, vaka vaka, yeni genotipik ve fenotipik özelliklerinin belirlenmesi, olumsuz etkilerinin ortaya çıkma olasılığının ve gerçekleşmesi halinde ortaya çıkacak sonuçların değerlendirilmesi, sebep olduğu genel riskin tahmin edilmesi, sebep olduğu riskin kabul edilebilirliğinin ve yönetilmesine ilişkin stratejilerin belirlenmesi, alıcı çevre içerisinde gözlenmesi yoluyla bilgi eksikliklerinin ve belirsizliklerin giderilmesi amaçlarını taşımaktadır.

Tüm işlemler tamamlanıp, GDO piyasaya sürüldükten sonra da olabilecek olumsuzlukların önceden belirlenmesi amacıyla risk yönetimi öngörülmektedir. Risk yönetimi GDO nun bulunduğu çevrede izlenmesi esasına dayanmaktadır.

Protokol 50. ülkenin onay belgesi BM Sekreteryasına ulaştıktan sonra 90. günde dünyada yürürlüğe girecektir. Protokol yürürlüğe girinceye kadar, protokolün temel mekanizmalarının alt yapısı oluşturulacaktır. Bu kapsamda takas mekanizmasının kurulması, gelişmekte olan ülkelerde protokolün uygulanması için gereken teknik kapasitenin oluşturulması ve ulusal yasal düzenlemelerin yapılması öncelik taşımaktadır.

Protokol yürürlüğe girdikten sonra ise belgeleme ve etiketleme standartları, protokole uygunluk şartları, sorumluluk ve telafi mekanizması Protokol taraflarınca belirlenecektir.

0


Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız


"Biyogüvenlik Nedir? | Biyogüvenlik Unsurları Nelerdir? Genetik Değiştirme İşlemleri Ve Biyogüvenlik - Türkiye Biyogüvenlik Protokolü - Genetiği Değiştirilmiş Ürün" İçin Anahtar Kelimeler (Keywords)
Konuyu ziyaret eden ziyaretçilerimizin Google arama motorunda kullandıkları anahtar kelimeleri içermektedir.

Google (45), Google (14), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (4), biyoguvenlik nedir - Google Arama (3), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (3), biyo güvenlik nedir - Google'da Ara (3), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (3), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (3), gdo ve biyogüvenlik - Google\'da Ara (2), biyoguvenlik nedir - Google\'da Ara (2), Bio-güvenlik önlemleri nedir - Google'da Ara (2), biyoguvenlik ne demek - Google\'da Ara (1), bıyoguvenlık nedır - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), bıyoguvenlık nedır - Google\'da Ara (1), Google (1), biyoguvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyoguvenlik nedir - Google\'da Ara (1), Biyogüvenlik nedir - Bing (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), Arama V9 (1), genetigi degistirilmis mikroorganizmalar ve gida katki urunleri ppt - Google Search (1), bioguvenlik nedir? - Google\'da Ara (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), BİYOLOJİK ÇEŞTLİLİK - Google\'da Ara (1), Not Available (1), biyogüvenlik nedir - Bing (1), Yeniden Yönlendirme Bildirimi (1), Yeniden Yönlendirme Bildirimi (1), biyogüvenlik protokolü - Bing (1), biyogüvenlik nedir - Bing (1), Biyoguvenlik sistemleri nelerdir - Google Search (1), BİYOGÜVENLİK - Bing (1), BİYOTEKNOLOJİ VE BİYOGÜVENLİK NE DEMEK - Bing (1), (1) mera verimini artırmak - Web Search Results (1), gdo\'nun insana ve hayvana etkisi nedir - Bing (1), genetik değiştirme - Google\'da Ara (1), genetik değiştirme - Bing (1), BİYO GÜVENLİK NEDİR - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google Arama (1), tıbbi laboratuvarlarda biyogüvenlik ppt - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (1), biyoguvenlik nedir - Google Arama (1), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (1), biogüvenlik ne demek - Google'da Ara (1), biogüvenlik ne demek - Google'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google'da Ara (1), Google Custom Search (1), biyoguvenlik ne demek - Google\'da Ara (1), bıyoguvenlılık nedır, - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), bioguvenlik hakinda bilgi - Ïîèñê â Google (1), Arama V9 (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), “Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri Hakkında Talimat” - Bing (1), Google Custom Search (1), Improve Your Experience | Facebook (1), Improve Your Experience | Facebook (1), sağlık kurumlarında biyogüvenlik uygulamaları\'\'doc\'\'\' - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyogüvenlik nedir - Google\'da Ara (1), biyoguvenlik ne demek - Google\'da Ara (1), biyoguvenlik ne demek - Google\'da Ara (1), biogüvenlik d1 nedir - Google'da Ara (1),

"Biyogüvenlik Nedir? | Biyogüvenlik Unsurları Nelerdir? Genetik Değiştirme İşlemleri Ve Biyogüvenlik - Türkiye Biyogüvenlik Protokolü - Genetiği Değiştirilmiş Ürün Genetiği değiştirilmiş ürünlerin sağlık üzerinde etkisi..," ile Benzer Konular
Atlas Dergisi l Türkiye Resimleri
6 Yanıt - 4.385 Görüntülenme | Keban Barajı,Kekova,Ulubat Gölü,Hattuşaş,Meke Gölü..
21 Eylül 2007 | Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye De
0 Yanıt - 1.470 Görüntülenme
Pontus Rum Devleti Hayali | Patrikhane Fitnesi Ve "Pontus Rum Devleti Hayali" - Ateş Çemberinde Türkiye Ve Pontus Fitnesi
2 Yanıt - 2.624 Görüntülenme
Türkiye'de Yeni Ruhçuluk
0 Yanıt - 2.941 Görüntülenme
İnsan Psişesi Nedir?
0 Yanıt - 3.107 Görüntülenme