|
|
Aradığınız Konuyu Bulamadınız mı ?
Problem Değil, Arama Özelliğimizi Kullanın :)
|
Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor:"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?"
Dede tatlı bir gülücükle:
"Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun:
"Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der.
Dede:
"Evet yavrum. ömür,
namazsız ezanla,
ezansız namaz arası kadardır." diye cevap verir.
Torun yeniden sorar:
"Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?"
Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:
Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı. O ezan
"Namazsız ezan"dı. İnsan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da
"Ezansız namaz"dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.
"Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan.
İşte yavrum öMüR,
EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme, ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!