Üye Olmak İçin Sadece 1 Dakikanızı Ayırarak, Kadim Dostlar Ailesine Katılabilir ve Tüm Hizmetlerinden Yararlanabilirsiniz ...


 
Forumumuzdaki tüm bölümler herkese açıktır. Kayıt olmadan gezip, inceleyebilirsiniz ...
Görüşleriniz bizim için önemli. Dilerseniz Misafir Görüşleri bölümüne yorum yapabilirsiniz ...


   
Navigasyon
Merhaba Misafir!

( Giriş | Kayıt Ol )
KD ™ Kısayolları
 Forum Ana Sayfa
 Portal Sayfası
 Bilgi Yarışmaları
 Etiket Bulutu
 İstatistiklerimiz
 Yardım Konuları
 Forum Kuralları

 
Reply to this topic  Start new topic 
Marksist PKK'nın Din Oyunu, Kur’an’lı mitingler, Meclis’te PKK renkleriyle başör
Bu Konu Şimdiye Kadar 208 Kere Görüntülendi ve Toplam 5 Kere Cevaplandı. Siz de Bu Konuya Katkı Yapabilirsiniz.
Bu bölüme konu açarak
4 KDL, bu konuya cevap yazarak 1 KDL
kazanabilirsiniz. KD ™ Lirasi Sistemi Hakkında Bilgi

 Kadim Dostlar Siyaset Arşivi Bölümü: Siyasi İçerikli Haberleri, Özgün Fikirler İçeren Siyasi Yazıları ve Yorumları Bu Bölümde Paylaşabilirsiniz ...
Bu Konuyu Paylaşın: E-posta İle Gönder - Sosyal Paylaşım Kısayolları: Digg this topic · Save to del.icio.us · Slashdot It · Post to Technorati · Post to Furl · Submit to Reddit · Share on Facebook · Googlize This Post · Tag to Wink · Add to MyWeb · Add to Netscape
 
« Bir Önceki Konu Bir Sonraki Konu »

Konuya Ait Etiketler - Etiket Ekleme Klavuzu için tıklayın ...:
Bu konuya ilk etiketi siz girebilir ve Kadim Dostlar forumunun gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz. Örnek etiketler: Acun Ilıcalı, YouTube, Yerli Dizi, Türkiye, Resim Galerisi, Dizi Oyuncuları, Ergenekon, Key Ödemeleri, Ülke Rehberleri, Mustafa Kemal Atatürk vb.

tunCHEr


Değerli Ziyaretçimiz,
Forum Hizmetlerinden
Tam Olarak Yararlanmak
İçin Üye Olmalısınız !

Sizi Üye Olarak Görmek
Bize Mutluluk Verecek.

Kadim Dostlar ™
Yönetimi


mesaj 14.05.2008, 12:43 YukarıYukarı Git
İleti #1


MARKSİST PKK'NIN DİN OYUNU





Kur’an’lı mitingler, Meclis’te PKK renkleriyle başörtülü genç kızlar, Bediüzzaman’a iade-i itibar talebi ve Öcalan’dan gelen İlahiyat akademisi kurulması teklifi. PKK ve DTP neden strateji değiştirdi? Aksiyon konuyu araştırdı.
(IMG:Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın veya Kayıt Olun ...)


Mevlit Kandili gecesi… Ulu Cami’nin hemen arkasındaki sokakta bulunan tarihî bir Diyarbakır konağında Kürtçe mevlit okunuyor. Merasim kandil gecesi vesilesiyle tertiplenmiş; ama mevlidin okunduğu yer, Demokratik Toplum Partisi’ne (DTP) ait bir kültür merkezi. Katılımcıların önemli bir kısmı da belirli bir kitleye mensup insanlar. Mevlit bitince “şehitler” için dualar okunuyor. Ardından “şehit namirin-şehitler ölmez” mırıltıları yükseliyor katılımcıların ağzından…

Benzer bir görüntü Gaziantep’te de yaşanıyor. 28 Mart’ta Mardin’in Derik ilçesinde öldürülen terörist Abdullah Deniz için okutulan mevlit, siyasi bir propagandaya dönüştürülüyor. DTP’nin il yöneticilerinin de katıldığı mevlitte sık sık terör örgütü lehine sloganlar atılıyor. Merasimin sonunda asıl mesajı teröristin babası Mehmet Deniz veriyor: “Hepimiz Müslümanız. Erdoğan (Başbakan) Müslüman ise bu kanı durdurur.” Mevlitlerin belli bir organizasyon ve strateji çerçevesinde yapıldığının en büyük kanıtı benzer bir merasimin İstanbul Esenler’de de gerçekleştirilmiş olması aslında. Terörist Kenan Demir için okutulan bu mevlitte de DTP’li yöneticiler hazır bulunuyor, katılımcılar merasimi siyasi şova dönüştürüyor.

TUHAF MEVLİT MERASİMLERİ

Mevlit merasimlerinde bir tuhaflık olduğu hemen seziliyor. Zira “şehit” olarak zikredilenler, dağda Mehmetçik’le girdikleri mücadele öldürülen teröristlerden başkası değil. Geçmişte güvenlik güçleri tarafından öldürülenleri “özgürlük savaşçısı, gerilla” olarak tanımlayan terör örgütü PKK ve onun çizgisini izleyenler, ilginçtir son zamanlarda “farklı” bir söylem içinde. Söz konusu “mevlit” organizasyonları da bunun bir neticesi. 22 Temmuz seçimlerinde bölge halkının siyasi tercihini sandıkta belli etmesiyle başlayan bu “yeni” süreçte din ve dinî değerler ön plana çıkmaya başladı, terör örgütünün ve onunla aynı tabana hitap ettiğini açıklayan DTP’nin uygulamaya koyduğu stratejide… Mevlit merasimleri düzenlemek, dağda ölenler için “şehit” kavramını kullanmak, “şehitler ölmez” sloganı atmak bunlardan sadece birkaçı.

Ancak sürecin bundan sonraki safhalarını tam kavrayabilmek için biraz geriye gitmek gerekiyor. Zira son sekiz ayda terör örgütünü idare edenlerin ve DTP’li yöneticilerin söylemleri bu konuda yeterince ipucu veriyor bize. Mesela onlardan biri DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan. PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın avukatları arasında yer alan Kaplan, 12 Kasım 2007’de yaptığı bir açıklamada, Türkiye’deki “irtica” tehlikesinden bahsediyordu: “Biz olmasak AKP bölgede dinî eğilimleri ağır basan bir yönetim tarzını egemen kılmak ister. Biz olmasak, meydan dincilere kalır. Diyarbakır’da şeriatçılar nasıl miting yaptılar! Biz olmazsak laikliği kim koruyacak? Laikliğin gerçek kalesi bizleriz! TSK’nın laiklik söylemi ile bizim laiklik görüşümüz örtüşüyor. Laiklik konusunda bir sigorta görevi görmekteyiz.” Kaplan’a göre Doğu ve Güneydoğu’da dinî hareketlerin önü alınmalıydı. DTP ise bölgede ‘laikliğin’ sigortasıydı.

GERİCİLERE KARŞI KEMALİST İTTİFAK

Hasip Kaplan gibi Öcalan’ın avukatlığını yapan Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk’un Meclis’teki anayasa tartışmaları sırasında dindar insanlara karşı laik ve Kemalist kesimleri birlikte hareket etmeye çağırması da bu stratejinin bir parçasıydı. Aynı Tuğluk, 3 Şubat 2008 tarihli Radikal-2’de yayımlanan makalesinde, “Ilımlı İslam’a karşı bir tür Kızılelma Koalisyonu” önerisinde bulunarak Kemalist ve laik güçleri DTP ile ortak mücadeleye davet etmişti. Tuğluk’un bu çağrısı, 3 Kasım 2002’de AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından Öcalan’ın Kemalizm’e yaptığı övgüleri ve “gericilere karşı Kemalistlerle ittifak” temalı açıklamalarını hatırlatıyor aslında.

PKK ve DTP’nin bu yeni stratejisi sadece mevlitlerle sınırlı değil elbette. Esas amacın dinî duyguları güçlü bölge halkının gönlünü kazanmak olduğu belli. PKK bu hedefe ulaşmak üzere kitleleri harekete geçirmek için hiçbir “provokatif” eylemden çekinmiyor. Onlardan biri 25 Şubat 2008 tarihinde gerçekleştirildi mesela. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a yaptığı kara operasyonunu bitirmesi için düzenlenen mitingde emekli imam Muhittin Eryılmaz, Leyla Zana ile birlikte kürsüye çıkarıldı. Bir eliyle havaya Kur’an-ı Kerim’i kaldıran, diğer eliyle zafer işareti yapan imam Eryılmaz, halkı tahrik etmek için elinden geleni yaptı. Allah’ın kelamı Kur’an’ın siyasi bir amaç için pervasızca kullanılmak istenmesi, terör örgütünün ve DTP’nin “din” hamlesinin hangi boyutlara taşınabileceğini göstermesi bakımından hayli önemli.

PKK’NIN SEMBOL RENKLERİNDEN BAŞÖRTÜSÜ GÖSTERİSİ

Aynı grup, kararlaştırılan strateji doğrultusunda benzer eylemleri farklı mekânlarda sürdürdü. Örneğin 4 Mart 2008 tarihinde DTP’nin grup toplantısına PKK ile özdeşleştirilen sarı, kırmızı, yeşil renkte başörtüsü takan üç genç kız katıldı. Ön sırada yan yana oturan hanımların bu görüntüsüyle DTP bölge halkına şu mesajı vermek istedi: “Bakın biz dine karşı değiliz. Hem dine sahip çıkıyoruz, hem de kendi kimliğimiz ve rengimize…” Aynı manzara 21 Mart’ta Diyarbakır’da kutlanan Nevruz törenlerinde de tekrarlandı. Bu sefer renkler belirgin değildi; ama itina ile ön tarafa yerleştirilen başörtülü genç kızların “mesaj” verme kaygısı içinde oldukları çok belliydi.

DTP’nin provokasyon kokan asıl büyük hamlesi ise 22 Mart’ta Batman’da kutlanan Nevruz etkinliklerinde ortaya çıktı. DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız, konuşmasında bölge halkının inançlarına ve büyüklerine sahip çıkması gerektiği üzerinde durdu. “Said-i Kürdi bizim büyüğümüzdür. Bugün onun mezar yeri belli değildir. Biz bulunmasını istiyoruz.” diyerek bir sonraki hamlenin ilk işaretini de vermiş oldu. Bengi Yıldız daha kürsüden inmeden, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın posterlerinin arasında Bediüzzaman Said Nursi’nin portresi arz-ı endam ediverdi. Şüphesiz bu planlı hamle de uygulanan yeni stratejinin kompozisyonunu tamamlıyordu.

ÖCALAN’DAN URFA’YA İLAHİYAT TALİMATI

Nevruz kutlamalarının üzerinden daha bir hafta geçmeden, İmralı’da hükümlü bulunan Abdullah Öcalan, avukatları aracılığıyla örgütüne yeni bir talimat verdi: “Urfa peygamberler diyarıdır. Halkı inançlıdır. Dini doğru öğrenmelidir. Bunun için bir ilahiyat akademisini oraya kurabilmeliler. Din nedir, günümüze kadar kaç peygamber gelmiş, nerelere gelmiş bunlar araştırılmalıdır. Ben de dini Hz. İbrahim’den alıp günümüze kadar getiriyorum, çözümleme yapıyorum.”

Öcalan’ın ilahiyat açılımından iki gün sonra DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Nevruz’da dile getirdiği bir niyeti hayata geçirmek için Meclis çatısı altında ilginç bir teşebbüste bulundu. 27 Mart’ta İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından cevaplanması talebiyle hazırladığı bir soru önergesinde Yıldız, Said-i Nursi’nin 1960 yılında Urfa’da vefat ettiğini; ancak mezar yerinin bilinmediğini belirtiyor ve Bediüzzaman’ın mezar yerinin bulunmasını istiyordu. Bengi’ye göre Said Nursi Urfa’yı seviyordu ve burada gömülmeyi arzu ediyordu.

Sadece Bengi Yıldız’ın hamlesi ile sınırlı kalmadı bu hamleler. Bu zamana kadar Said Nursi’yi tanımayan ve hiçbir eserini okumayan DTP’lilere ne olduysa birden Bediüzzaman’a sahip çıkma ihtiyacı hissetmişlerdi sanki. Örneğin tabana Said Nursi’nin eserlerinin okunması talimatı verildi. Tarihçe-i Hayat’ta yer alan bazı sözler cımbızlanarak Bediüzzaman “Kürt milliyetçisi” şeklinde gösterildi. Bu şekilde çarpıtılarak hazırlanan Said Nursi’nin hayat hikâyesi Sur Belediyesi’nin yayın dizisinde yerini aldı. Bu çalışmanın önümüzdeki günlerde Kürtçe basılıp dağıtılacağı söyleniyor şimdi. Buradaki ironi ise Zerdüşt’ü peygamber olarak gösteren kitabı yayımlayanların bu kez Bediüzzaman’ın hayatını anlatan bir esere imza atmaları aslında. PKK militanları, 1990’larda bastıkları köylerde ellerine geçirdikleri Kur’an-ı Kerim’leri ve Risale-i Nur’ları yakmaktan çekinmemişlerdi. O dönemde Said Nursi PKK için en büyük tehditler arasındaydı.

Kuşkusuz Marksist-Leninist PKK’nın ve Ramazan’da Antalya’da yapılan bir parti toplantısında kahvaltı yaparken görüntülenen DTP’lilerin bu “radikal” tavrı bölge halkının da kafasını karıştırmış durumda. Çünkü Abdullah Öcalan 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde Marksist Leninist temele dayalı PKK’yı, silahlı mücadele yoluyla bir “Kürdistan devleti” inşa etmek amacıyla kurmuştu. 20 kişiyle kurulan (bunlar hâlâ PKK içinde önemli görevlerde) örgüt, inançsızlık temeline dayalı bir mücadele benimsemişti. Buna göre Kürtlerin ataları Medler, dini ise Zerdüştlüktü. Bu projenin varlığı, son yıllarda yapılan bir anketle de ortaya çıkmıştı. Anket kapsamında, Kandil’deki 300 PKK’lıya yöneltilen sorulardan birinde, “En beğendiğiniz dinî önder kim?” sorusuna teröristlerin yüzde 34’ü Zerdüşt cevabını vermişti. Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) bu sıralamanın en sonunda yer almıştı.

DİNİ KULLANARAK DİNDARLARA YAKLAŞMAK

Ne oldu da DTP ve PKK, temelde karşı oldukları “din” olgusuna birden sahip çıkmaya başladı? Ateist olduklarını açıktan dile getiren, üstelik namaz ve ezanla alay eden oyunları sergilemekten çekinmeyenler niçin tabanlarına bölge halkının dinî hassasiyetlerini kullanma talimatı veriyor? Aslında bu sorunun cevabı biliniyor. DTP ile PKK bölge halkının desteğini kaybetme korkusundan “din” konusunu istismar etmeye çalışıyor. Amaç ise belli; “dindar Kürtlere yine dini kullanarak” yaklaşmak… Peki bu nasıl olacak?

Bunu anlatmadan önce PKK ve onunla aynı tabana hitap eden DTP’nin neden bölge halkını kaybetme korkusunu yaşadıklarına bir bakalım. Yıllardır kendisini Kürtlerin tek temsilcisi gören DTP, son iki seçimde aldığı yenilgilerle adeta hüsran yaşadı. Bölge halkının tek “siyasi” temsilcisi olmadığı ortaya çıktı. 2004 yerel seçimlerinde kale olarak gördüğü birçok yeri kaybetti. Ağrı, Van ve Siirt belediyeleri AK Parti’ye geçti. Asıl hüsranı ise 22 Temmuz seçimlerinde yaşadı. Bölgenin tek partisi olduğuna inanan DTP, hemen hemen tüm kalelerini AK Parti’ye kaptırdı. Bağımsız aday taktiğiyle, seçim barajını aşan partinin 40-50 civarında beklediği milletvekili sayısı 20’de kaldı. Oyları nerdeyse yarı yarıya düştü. Örneğin Diyarbakır’da, 2002 genel seçimlerine katılan selefi DEHAP’a göre yaklaşık 40 bin oy kaybetti. AK Parti ise sandıktan DTP ile neredeyse başa baş çıktı. AK Parti’nin oyları 67 binden 190 bine çıktı, DTP’ninkiler ise 237 binden 200 bine geriledi. Ortaya çıkan tablo ile ilgili çeşitli izahlar yapılsa da Kürt halkının beklentileriyle parti politikasının örtüşmemesi en önemli faktör gösterildi. Asıl dikkate değer olanı ise dindar olan bölge halkıyla DTP’nin Marksist-Leninist ideolojisinin örtüşmemesi yönündeki değerlendirmeydi.

İŞTE GİZLİ TOPLANTIDA KARARLAŞTIRILAN

YOL HARİTASI

İşte bu gerçekle yüzleşen terör örgütü ile bazı DTP’liler, istihbarat kaynaklarına göre, “gizli” bir toplantıda buluşarak uygulanacak strateji için “yol haritası” belirlediler. Buna göre hem DTP’ye hem de PKK’ya düşen görevler var. İnce ayarı ise tabanın nabzını tutanlar yapacak. PKK’nın ve DTP’nin dindar bölge halkını kendi yanlarına çekmek için yapacakları organizasyonlar, terör örgütü PKK’nın yandaşlarına geçtiği bir bilgi notunda tek tek sıralanıyor. Mesela ölen teröristler için aileler mevlit okutmaya teşvik ediliyor. Kandil gecelerinde ve dinî bayramlarda halka mesajlar çekilmesi isteniyor. Başörtüsü sorununun çözülmesi için her türlü desteğin sağlanması da talep ediliyor. Ramazanda iftar çadırları kurulması kararlaştırılıyor. Fitre ve zekâtların kırsaldaki “gerillalara” verilmesi yönünde dinî telkinlerde bulunulması emrediliyor.

Yapılacaklar listesinde yer alan diğer konu başlıkları ise şöyle… Bölgede Kur’an-ı Kerim dağıtılacak. İmamlar vasıtasıyla Kürtlük ve din vurgusu yapılacak. İmamlar köyleri, camileri, mahalleleri dolaşıp “Dinimiz kimliğinize, kültürünüze sahip çıkmayı emrediyor” şeklinde propaganda yapacak. Yaz aylarında kültür merkezlerinde çocuklara Kur’an-ı Kerim dersi verilecek. Bölgede sözü dinlenen kanaat önderlerinden, Kürt milliyetçiliği konusunda bilinçlendirici konuşmalar yapması istenecek. Bu amaçla Ahmed Hani, Said Nursi, Mele-i Betti gibi âlimler ve eserleri nazara verilecek.

Bu amaçla son zamanlarda dindar örgüt sempatizanlarına veya parti tabanına dinî içerikli kitaplar ve broşürler dağıtılıyor. Örneğin Abdurraman-ı Dürre’nin yazdığı Kürtçe Kur’an, Mevlit ve Şafii ilmihali bunlardan sadece birkaçı. Bu eserler arasında Kürt isyanlarına destek vermediği için yıllardır eleştirdikleri Said Nursi’nin Risale-i Nur’ları da var. Muş’ta medresesi bulunan Molla Muhammed adlı din adamının yazdığı Risale-i Nur şerhlerinin PKK tarafından Erzurum başta olmak üzere bazı yelerde dağıtıldığı söyleniyor.


Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın veya Kayıt Olun ...

--------------------------------------------
HayatımDegisti.com - 40.000 Üyeli Kişisel Gelişim Sitesi
Hayatimdegisti.com' da mutluluk ,sigara bırakma, kendine güven, depresyon gibi konularda ücretsiz telkinli hipnoz mp3'ler var. Dinleyip kısa sürede hayatınızı değiştirebiliyorsunuz !!! www.hayatimdegisti.com
Go to the top of the page 
  + Quote Post 

Merhaba Ziyaretçi, Burayı Tıklayıp Üye Olabilirsiniz ...
Değerli Ziyaretçimiz,
Kayıtlı üyelerimizin haklarını korumak için, bu konunun sadece ilk mesajını görüntülüyorsunuz.
Konudaki diğer mesajları görüntülemek için, lütfen
giriş yapın ya da kayıt olun.


Reply to this topic Start new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 

Dost Siteler - Sitenizi Ekleyin (Sitemiz; Diğer İnternet Sitelerine Para ile Link Satımı Yapmamaktadır.) Current Accounts | Shares | Credit Cards | Secured Loans | Mobile Phones
Sohbet | Lida | Lida | Lida | iddaa | şişme oyun parkı | MaxiCep.Com | TaThLi Forum

Kadim Dostlar Alexa Firefox 2 Kadim Dostlar RSS Kadim Dostlar RSS Tarih: 04.12.2008 - 03:09
Bu Site IP.Board tabanlıdır. Orjinal Tema: H-Designer. Site Geliştirme ve Tema Düzenleme: Kadim Dostlar ™ Yönetimi