Kadim Dostlar ™ Forum: Şövalye - Şövalyelik | Şövalyelik Eğitimi - Şövalyelik Tarikatları – Günümüzde Şövalyelik - Şövalyenin Uyması - Benimsemesi Gereken Hayat Felsefesi Olan 10 Temel Kural - Kadim Dostlar ™ Forum

İçeriğe atla

Yalnızca 1 dakikanızı ayırıp sitemize üye olduğunuzda, içinde daha az reklam bulunan temamızı kullanabilirsiniz ...

Aradığınız konuya ulaşamadınız mı ? Problem değil, arama Özelliğimizi Kullanabilirsiniz
GoogleKadim Dostlar Özel Arama
Facebook Sayfamıza Üye Olabilir ve Güncel Site İçeriğinden Kolayca Haberdar olabilirsiniz
Sitemize reklam vererek, sitelerinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz
-------------------
Kurumsal Çözümler Uzmanı Erkan Okur
İnformatik: Mühendislik ve PLM Çözümleri



Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız

Şövalye - Şövalyelik | Şövalyelik Eğitimi - Şövalyelik Tarikatları – Günümüzde Şövalyelik - Şövalyenin Uyması - Benimsemesi Gereken Hayat Felsefesi Olan 10 Temel Kural Konuyu Oyla: -----

#1
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel



İçeriği Arkadaşlarınla Paylaş

Şövalyelik



Şövalye, (Fransızca; chevalier, İngilizce; knight), Orta Çağ'da at üstünde ve yaya olarak savaşabilen seçkin bir askeri sınıfa verilen addır.

Britanya İmparatorluğu ve sömürgelerinde, şövalyelik soydan gelmeyen ve soyluluk ifadesi olmayan bir seçkinliktir. Orta Çağ'da şövalyenin temel görevi dövüşmek ve zırh kuşanmış atlı birliklere liderlik etmekti.

İlk şövalyeler, zırh giyen ve at üstünde çarpışan savaşçılardı. Hıristiyan Batı Avrupa'da, 814'te Şarlman'ın ölümünden sonra şövalyelere gereksinim duyuldu. Bu dönemde düzeni sağlayacak ve insanları koruyacak kadar güçlü bir yönetim yoktu. Avrupa Müslüman Magripliler, Slavlar, Macarlar ve İskandinavyalıların saldırılarına uğruyordu. Yasa yokluğu yüzünden her yerde istilacılar, soyguncular ve haydutlar türemişti.

Geçimini barış içinde sağlamak isteyen herkes, büyük bir şato sahibi olan bir soylunun (senyör) korumasına sığınmak zorundaydı. Böylece gerek serfler (toprak köleleri olan üreticiler), gerek savaşçılar bu koruma karşılığında senyöre hizmet etmekle yükümlüydüler. Senyör şövalyelere kullanmaları için toprak, çoğu kez de bir şato verirdi. Karşılığında, şövalye yılın belli bir süresinde senyör için savaşırdı. Savaş alanlarında, giderlerini kendisinin karşıladığı donanımı ile hazır bulunur, ayrıca yıllık vergisini de öderdi. (Feodalizm)




forum


Viktor Vasnetsov'un "A Knight at the Crossroads" (1878) adlı tablosundaki şövalye tasviri



Yaşamın zor ve acımasız olduğu 9. ve 10. yüzyıllarda saldırılara karşı koyan şövalyeler kültürlü ve kibar insanlar değil, güçlü, gözü pek, zorba, savaşmaya hazır kişilerdi. Şövalyeleri konu alan öykü ve şiirler şövalyeliği gerçekte olduğundan çok daha romantik gösterir.

Yaşamın zor ve acımasız olduğu 9. ve 10. yüzyıllarda saldırılara karşı koyan şövalyeler kültürlü ve kibar insanlar değil, güçlü, gözü pek, zorba, savaşmaya hazır kişilerdi. Şövalyeleri konu alan öykü ve şiirler şövalyeliği gerçekte olduğundan çok daha romantik gösterir.

Ortaçağ başlarında şövalyeler savaşmayı bilen, paralı savaşçılardı. Yaklaşık 11. yüzyıla doğru Avrupa'ya saldıran istilacıların püskürtme işi sona erdi. Ama şövalyeler kendi aralarında savaşmayı ve yağmalamayı sürdürdüler. 10. yüzyılda, düzeni sağlamaya çalışan kilise, rahipler, kadınlar ve tüccarlar gibi bazı gruplara saldırılmamasını öngören yasalar koymuştu. 11. yüzyılda pazar günleri ve kutsal günlerde savaşmak yasaklandı.

Yoksulların, çaresizlerin ve kilisenin korunması gerektiği düşüncesi oldukça yavaş yayıldı. Bunun kabul edilmesi şövalyelerin yeni bir amaç bulmalarına yol açtı. 1095'te Papa II. Urbanus'un Clermont'da I. Haçlı Seferi konusundaki vaazı, şövalyeleri bu amaç çevresinde birleştirdi. Onlardan savaşmayı bırakmamaları, ama kilisenin hizmetinde savaşmaları(. Haçlı Seferleri) ve Hıristiyanca davranış bakımından insanlara örnek olmaları istendi.


Şövalyelik, Avrupa’nın değişik bölgelerinde farklı şekillerde yorumlandı, ancak temellerini Fransızlar belirledi. 12. yüzyılda şövalye olmanın temelleri keskin çizgilerle belirlenmiştir:


• Prouesse (prowess); Savaş konusunda kendini ispatlamış olmak.
• Loyaute (loyalty); Sadakat.
• Largesse (generosity); Altındakileri yaptıkları iyi doğru işler karşılığında ödüllendirmek, cömertlik.
• Courtoisie (courtesy); Etiket, yerinde davranma, kurallara uyma.
• Franchise (free birth); Kanuni etkinin dışında ve soylu olarak doğma, hür doğma.
• Honeur (honor); Onur, şeref.


11.-15. yüzyıl arasındaki kusursuz şövalyelik ülküsüne uygun olmak belki de çok zordu, ama ona erişmeye çalışırken şövalyeler en azından olumlu davranış özellikleri de ediniyorlardı. Yeni şövalyelik ülküsü sayesinde şövalye senyöre hizmet vermekle yükümlü bir savaşçı konumundan kurtuldu. Önceleri feodal toplumda herkes şövalye olma umudu besleyebilirdi. Oysa artık atı, zırhı, kılıcı ve güçlü bir pazısı olan herkes hemen şövalye olamıyordu. Şövalyelik yıllar süren bir eğitim ve hizmet deneyimi gerektiren, birtakım sıkı kurallara, kutsal yeminlere bağlı bir meslek oldu. Böylece askeri niteliği yanında dinsel bir nitelik de kazandı.


Bunlara ek olarak, bir şövalyenin uyması ya da benimsemesi gereken hayat felsefesi denilebilecek 10 temel kural vardı:


1. Kutsal saydığı değerleri ölümü pahasına korumak.
2. Savunmasız ve acizleri korurken onlara saygı göstermek.
3. Ülkesini sevmek.
4. Düşmandan önce savaş meydanından geri çekilmemek.
5. Tek bir bayana karşı aşk beslemek, ona bağlı olmak.
6. Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.
7. İnandığı değerlerle çakışmadığı sürece, emri altında olduğu amirlerinin tüm emirlere uymak.
8. Sözüne sadık olmak, onurunu küçük düşürecek davranışlardan uzak durmak.
9. Cömert olmak, kendisine gösterilen iyiliği asla unutmamak.
10. Her durumda doğruluğun ve iyiliğin temsilcisi olmak.




forum


"The Accolade" (şövalye ünvanının verilmesi) adlı tablo (Edmund Blair Leighton, 1901)




Günümüzde Şövalyelik


Birleşik Krallık



Birleşik Krallık'ta günümüzde de, sanat, iş, siyaset, spor vb. her alandan Birleşik Krallık'a üstün hizmetlerde bulunmuş başarılı kimseler şövalyelik nişanı ile ödüllendirilirler. Ödüllerini ve unvanlarını törenle Kraliçe'den alırlar ve isimlerinin önünde Sör (İng: Sir) ya da bayansa Dame unvanını taşımaya hak kazanırlar.

Örneğin müzisyen Paul McCartney, dağcı Edmund Hillary.




1 Kullanıcı bu konuyu okuyor
0 üye, 1 misafir ve 0 gizli üye



Toplam 0 kullanıcı bu konuyu okudu.

0

#2
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Otel ve Pansiyon Rehberiniz Otel, Pansiyon, Tatil, Gezi, Seyahat ve Konaklama Rehberiniz Bütçenize uygun, keyifli bir tatil için size gezi, seyahat ve konaklama tavsiyeleri: Otel Tanıtımları, Pansiyon Tanıtımları, Tatil Tavsiyeleri, Konaklama Tavsiyeleri, Ülke Tanıtımları, Seyahat Alternatifleri, Şehir Tanıtımları, Tarihi Eserler, Antik Kentler


Şövalyelik Eğitimi



Şövalye olarak eğitilecek çocuklar (din adamı olmak için kiliseye girecek olanlar dışında, ortaçağda birçok soylu aile çocuğu) yedi yaşına gelince bir soylunun şatosuna gönderilerek soylu bir hanıma yardımcı (paj) sıfatıyla hizmet vermeye başlardı.

Buna karşılık da ona soylu davranış kuralları öğretilirdi. Çocuk ata binmeyi, şarkı söylemeyi, bir müzik aleti çalmayı, Latince ve Fransızca okumayı, hatta bazen okuma yazmayı öğrenirdi. Kimseyi arkadan vurmamak, silahsız kişiye saldırmamak, düşene dokunmamak, övünmemek, ama başkalarını başarıları için kutlamak gibi temel şövalyelik kuralları öğretilirdi.

14 yaşına gelince şövalye yardımcılığı (squire) rütbesine yükselirdi. Fransız yazar Jean Froissart'ın vakayinameleri, şövalye yardımcılarının efendilerine köklü bağlılıklarının öyküleriyle doludur. Gence artık daha değişik ve zor görevler verilirdi. Mızrak, kılıç ve savaş baltası gibi şövalye silahlarını kullanmayı öğrenmeye başlardı.

Şövalyesinin zırhının bakımını yapmak, zırhı giyip çıkarmasına yardım etmek zorundaydı. Sofrada da hizmet eder, ahırda çalışır ve atlara bakardı. Açlığa ve soğuğa dayanma, uzun nöbet saatleri boyunca uyanık kalma konusunda kendisini eğitirdi. Savaşlar ya da turnuvalar boyunca şövalyenin donanımına göz kulak olur, onun yanında çarpışır, yaralanırsa yardım eder ve öldürülürse gömerdi.

Şövalye olamayanlar yaşamları boyunca yardımcılığa razı olurlardı. Ama çoğu 21 yaşına gelince şövalye olurdu.

Şövalyeliğe hazır duruma gelen aday için uzun ve ciddi bir tören düzenlenirdi. Önce yıkanır, temizliği simgeleyen beyaz bir tunik, bunun üzerine de kan dökmeye ve ölümü göğüslemeye istekli olduğunu göstermek için kırmızı elbise ve siyah ceket giyerdi. Ardından 24 saat oruç tutar ve geceyi kilisede, zırhının yanında diz çöküp dua ederek geçirirdi. Gün doğarken günah çıkartır ve şükran ayinine katılırdı. Daha sonra şatodaki herkes kiliseye toplanır ve şövalye adayı onların önünde kılıcını rahibe verirdi. Rahip de kilisenin, dulların ve yetimlerin savunulması yolunda kullanılacak bu kılıcı kutsaması için Tanrı'ya dua ederdi.

Şövalye adayı ise diz çökerek, Tanrı'dan korkacağına, Hıristiyan dinini koruyacağına, krala cesaretle hizmet edeceğine, zayıfları koruyacağına, iyilik uğruna savaşacağına, efendisine boyun eğeceğine, adil ve dürüst olacağına, başladığı her şeyi bitireceğine, kadınları sayacağına ve düşmandan asla kaçmayacağına yemin ederdi.

Ardından şato sahibi soylu yeni kutsanmış kılıcın sırtıyla adayın omuzlarına dokunur ve "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına seni şövalye ilan ediyorum" derdi. Şövalye bundan sonra zırhını giyer, kılıcını kuşanır ve altın mahmuzlarını takardı.

Şövalyelerin asıl görevleri savaşmaktı. Barış zamanlarında turnuva adı verilen karşılaşmalar düzenlerlerdi. Bu turnuvalarda şövalyeler bağlı oldukları soylunun karısının onuruna çarpışırlardı. Bu oyunlar genellikle kör mızrak ve tahta kılıçlarla gerçekleştirilirdi. Gene de, bazen gerçek silahlar kullanılması sonucu yarışmacılar yaralanabilir, hatta ölebilirdi. Sir Walter Scott'ın Kara Şövalye (Ivanhoe; 1819) adlı romanında bu turnuvaların görkem ve coşkusu anlatılmıştır (. * Turnuva).


Ama savaş yöntemlerinin değişmesiyle, şövalyelerin eğitim gördüğü göğüs göğüse çarpışma yerini başka savaş türlerine bıraktı. Cr6cy (1346) ve Poitiers (1356) çarpışmalarında ağır zırhlı Fransız şövalyeleri, büyük yaylar kullanan İngiliz askerleriyle eşit konumda değillerdi. Barutun kullanılmaya başlamasıyla da şövalyelik önemini yitirdi.

Şövalyeliğin, insanları onur ve zafer isteğiyle savaşa özendirdiği için kötü bir şey olduğu ileri sürülebilir. Öte yandan şövalyelik düşmana karşı bile onurlu davranmayı özendirmiştir.

0

#3
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Turnuva


isim Fransızca tournoi

Oyuncu veya takımlar arasında sırayla yapılan yarışma dizisi:

"Şu son turnuvada dört futbolcu hastanelik olmuş."

- H. Taner.


Şövalyelerin zırhlarını giyip, kılıçlarını kuşanarak savaşa gittikleri günlerde, büyük kalabalıklar önünde turnuva denen dövüş gösterileri düzenlenirdi. Amaç gerçek savaş için hazırlık yapmaktı. Ama bu turnuvalar şövalyelerin soylu hanımlar önünde gösteriş yapmalarına da olanak sağlıyordu. İki şövalyenin at üstünde birbirlerine saldırarak birinin öbürünü mızrağıyla attan düşürmeye çalıştığı mızrak dövüşlerinden oluşan turnuvalar tahtalarla çevrili alanlarda yapılırdı.

Turnuvalar büyük bir olasılıkla Norman istilasından birkaç yıl önce Fransa'da başladı. Şövalyeler mızraklarla dövüştükleri için birbirlerini yaralıyor, hatta öldürüyorlardı. Bu yüzden krallar ve papalar bazı dönemlerde turnuvaları yasakladılar.

1179'da turnuvada öldürülen şövalyeler için Hıristiyan geleneklerine uygun cenaze töreni yapılması yasaklandı. II. Henry İngiltere'de turnuvaları kaldırdı. Oysa ünlü bir şövalye olan oğlu I. Richard (Aslan Yürekli Richard) bu karşılaşmaları yeniden başlattı. Turnuvalar kralların ve prenslerin düğünlerinin, Dizbağı Nişanı törenlerinin bir parçası haline geldi.

13. yüzyılda mızrakların uçları körleştirildiğinden turnuvaların tehlikesi azaldı. Bir yüzyıl sonra da mızrak uçlarına taç biçiminde bir parça takılarak zırhı delmemeleri sağlandı. Kılıçlar da artık ağır ve keskin değildi. Şövalye ve at zırhlarının içi, vuruşlara karşı yumuşak malzemeyle kaplandı. Atların kulaklarına pamuk tıkandı ve gözleri bağlandı. O yıllarda turnuvalarda ödül olarak değerli taşlar, şahinler ve atlar veriliyordu.

15. yüzyılın başlarında, turnuvalarda mızrak dövüşüne ek olarak geçit töreni de düzenleniyordu. Şövalyeler araya konan bir engelin ötesinden birbirleriyle dövüşüyorlardı. Bir yüzyıl sonra ise turnuvalar artık yalnızca bir eğlenceye dönüştü.

Günümüzde turnuva sözcüğü oyuncuların yarışarak birbirlerini elediği spor karşılaşmalarını anlatmak için kullanılmaktadır. Bununla birlikte, at üstünde mızrakla yapılan dövüşlerden oluşan ortaçağ tipi turnuvalar da zaman zaman festivallerde yer almaktadır. İlk ortaya çıktığında silahlı beceri yarışması olan, İngiltere'deki Londra Kraliyet Turnuvası günümüzde askeri bir gösteriye dönüşmüştür.

0

#4
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Şövalyelik Tarikatları



Şövalyeliğin büyük bir önem kazandığı Haçlı Seferleri döneminde, kilisenin önderliğinde Templier, Hospitalier ve Toton Şövalyeleri gibi ünlü şövalye tarikatları ortaya çıktı. Bunlar bir kral ya da soyluya değil, kiliseye bağlılık gösterirlerdi.

Müslümanlara karşı savaşmaya ve Kudüs'te Hz. İsa'nın gömüldüğü Kutsal Kabir'i geri almaya yemin ederek, Hıristiyanlık adına Kutsal Topraklar'ı ele geçirmeyi amaçlayan ordular için güçlü bir birlik oluşturdular.

13. yüzyıl ortalarında Kudüs'ün kesin olarak yitirilmesiyle bu kutsal şövalye tarikatları amaçsız kalarak zamanla yok oldu. Hospitalier Şövalyeleri 1798'e kadar Malta Adası'nı ellerinde tuttular. Bu tarikat, toplum içinde hayırsever bir grup konumundaki Malta Şövalyeleri'yle günümüze kadar ulaştı.

12. yüzyılda İspanya ve Portekiz'de Magripliler'e karşı yapılan savaşlarda bazı dinsel şövalye tarikatları ortaya çıktı. Bunların en önemlileri Santiago de Compostela, Calatrava ve Alcântara'dır.

Orduların şövalyelere gereksinimi kalmamasına karşın, şövalyelik toplumsal bir ülkü, bir yaşam tarzı ve onur simgesi olarak süregeldi. Yakın zamanlarda dindışı başka şövalye tarikatları da ortaya çıktı. Yalnızca İngiltere'de dokuz unvan vardır. Bunlar arasında İngiltere'deki Royal Victorian Order ve Fransa'daki Legion d'honneur tarikatı ve nişanı sayılabilir.

Bugün şövalyelik Ortaçağdakinden farklı bir anlam taşır. Çağdaş şövalyeler hizmet veren kişilerdir. Ünlü bir yazar, sanatçı, devlet adamı, bilim adamı ya da asker olabilir. Şövalyelik nişanı bu kişileri onurlandırmak için verilir.

İngiltere'de şövalyeler adlarından önce "sir" unvanı taşıyabilirler. Unvan alma töreni de çok basitleşmiştir. Şövalyeliğe seçilen kişi diz çöker ve kral ya da kraliçe bir kılıçla omuzlarına dokunarak onu şövalye ilan eder. Bu sırada genellikle nişan da verilir. Aynı biçimde onurlandırılan bir kadın ise "dame" unvanı alır.

0


Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız


"Şövalye - Şövalyelik | Şövalyelik Eğitimi - Şövalyelik Tarikatları – Günümüzde Şövalyelik - Şövalyenin Uyması - Benimsemesi Gereken Hayat Felsefesi Olan 10 Temel Kural" İçin Anahtar Kelimeler (Keywords)
Konuyu ziyaret eden ziyaretçilerimizin Google arama motorunda kullandıkları anahtar kelimeleri içermektedir.

Ой! (19), Şövalye – Şövalyelik | Şövalyelik Eğitimi – Şövalyelik Tarikatları – Günümüzde Şövalyelik – Şövalyenin Uyması – Benimsemesi Gereke.. | Eğitim Kütüphanesi ™ Ülkeler Tarihi Ansiklopedisi (8), Ой! (4), Google (3), Google (1), Not Available (1), Not Available (1),

"Şövalye - Şövalyelik | Şövalyelik Eğitimi - Şövalyelik Tarikatları – Günümüzde Şövalyelik - Şövalyenin Uyması - Benimsemesi Gereken Hayat Felsefesi Olan 10 Temel Kural " ile Benzer Konular
Bedri Rahmi Eyuboğlu (d. 1911, Görele – ö. 21 Eylül 1975, İstanbul) | Yazma, Gravür, Seramik, Heykel, Vitray, Mozaik, Hat, Serigrafi, Litografi Gibi Birçok Formlarda Eserler Üreten Dünyaca Ünlü Türk Ressam Ve Şair
3 Yanıt - 21.703 Görüntülenme | Bedri Rahmi Eyüpoğlu-Hayatı Ve Eserleri
Faruk Nafiz Çamlıbel (d. 18 Mayıs 1898, İstanbul – ö. 8 Kasım 1973, İstanbul) | Türk Şiirinde Hecenin Beş Şairi'nden Biri
1 Yanıt - 4.171 Görüntülenme
Filmlerdeki Hayat..
0 Yanıt - 900 Görüntülenme
Eskimo Dondurması – Akutak – Akutuk | Eskimo Mutfağı - Klasik Dondurma Tarifleriyle Uyuşmayan Dondurma
1 Yanıt - 497 Görüntülenme
Kalbi Göbeğinde Olan Tek Memeli...
3 Yanıt - 2.933 Görüntülenme