Kadim Dostlar ™ Forum: Heybeliada Sanatoryumu | Türkiye'nin İlk Verem Hastanesi Olup 12 Haziran 1924'de Atatürk'ün Emriyle Açılan 30 Eylül 2005 Tarihi İtibariyle Bir Daha Açılmamak Üzere Kapılarını Kapatan Sanatoryum - Kadim Dostlar ™ Forum

İçeriğe atla

Yalnızca 1 dakikanızı ayırıp sitemize üye olduğunuzda, içinde daha az reklam bulunan temamızı kullanabilirsiniz ...

Aradığınız konuya ulaşamadınız mı ? Problem değil, arama Özelliğimizi Kullanabilirsiniz
GoogleKadim Dostlar Özel Arama
Facebook Sayfamıza Üye Olabilir ve Güncel Site İçeriğinden Kolayca Haberdar olabilirsiniz
Sitemize reklam vererek, sitelerinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz
-------------------
Kurumsal Çözümler Uzmanı Erkan Okur
İnformatik: Mühendislik ve PLM Çözümleri



Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız

Heybeliada Sanatoryumu | Türkiye'nin İlk Verem Hastanesi Olup 12 Haziran 1924'de Atatürk'ün Emriyle Açılan 30 Eylül 2005 Tarihi İtibariyle Bir Daha Açılmamak Üzere Kapılarını Kapatan Sanatoryum Konuyu Oyla: -----

#1
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel



İçeriği Arkadaşlarınla Paylaş

Heybeliada Sanatoryumu


Heybeliada Sanatoryumu Türkiye'nin ilk verem hastanesi olup 12 Haziran 1924'de Atatürk'ün emriyle açılmıştı.


Heybeliada'nın güney tarafındaki Çam Limanı'nına bakan bir tepede İsviçre'deki bir sanatoryum model alınarak inşa edilen bu hastane, başlangıçta 16 yatak kapasitesiyle hizmet veriyordu.

1940'lı yılların ortalarında bir bina daha ilave edilmiş, daha sonraları idare binaları ve hemşire lojmanlarının da ilavesiyle imkânları daha da genişletilmişti. Şehir merkezinden uzak, çam ormanları içinde temiz bir hava ve kuvvetli bir gıda bakımı, dönemin en iyi tedavi şekliydi. Hastalar için balkonunda da birer yatak vardı. Gıda olarak hastalara günde 4 öğün yemek yanında et, süt ve bal veriliyordu.



forum



Heybeliada Sanatoryumu



Ek hizmetler


Sağlık hizmetinin yanı sıra tıp eğitimi de veren bu sanatoryum, Prof. Dr. Siyami Ersek ve daha bir çok yerli ve yabancı uzman doktoru da yetiştirmiştir. Bu nedenle, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından tüberkülozda eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edilen bu sanatoryum, İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan gibi isimlere de hizmet vermişti.

Sanatoryumda rehabilitasyon merkezi de bulunuyordu. Ustalar vasıtasıyla hastalara ayakkabıcılık, çorapçılık, fotoğrafçılık, heykeltıraşlık, saatçilik, daktilo gibi kurslar veriliyor, hastalar zenaat öğrenip meslek sahibi olabiliyorlardı. Sanatoryumun kuruluşunun 50. yılında yapılan bir araştırmaya göre, kurslara katılan yaklaşık bin kişinin yarısı meslek ve iş sahibi olmuştu.

Sağlık sorunlarında moral desteğin önemli bir yardımcı etken olması nedeniyle sanatoryumda haftada bir moral günleri düzenleniyor, ya sinema gösterisi yapılıyor ya da konser veriliyordu.


Düzen bozuluyor



Sağlık politikasında değişim

1980 yılına kadar devletin sağlık politikasına göre verem, devletin çözmesi gereken bir sorundu ve bu konudaki masraflar Sağlık Bakanlığı bütçesinden yapılırdı. Sanatoryumun gıda, yakıt, elektrik ve su masrafları da gene bakanlıkça karşılanırdı. 1980 sonrasında ise devlet desteği kesildi ve kendi giderlerini kendisinin karşılaması gerekti. Bu ağır yükü karşılamakta hayli zorlanan sanatoryum yavaş yavaş çökmeye başladı. Ödenek ayrılmadı, bakım yapılamadı. Göğüs Cerrahisi konusunda adını duyurmasına karşın hastanede MR ve tomografi cihazı yoktu. Çalışan doktor ve personel ücretleri yeterli seviyenin çok altında kalmaya başladı. Uzman ve asistan eğitimi için yenileştirmeler yapılamadı. Durum hastalar yönünden de mutsuzluk vericiydi. Hasta bakımı artık eskisi gibi yapılamıyor, hizmetler büyük ölçüde aksıyordu.


1999 depremi


1999 yılına kadar eldeki imkânlarla yapılan bakımlarla hastane binaları ayakta tutulmaya çalışılıyordu. 17 Ağustos 1999 depremiyle büyük hasarlar meydana geldi. Çatılar hasar gördü, sıvalar bloklar halinde döküldü, bacalar yıkıldı ve duvarlarda çatlaklar meydana geldi. Fakat bunca hasara rağmen hiçbir can kaybı olmadı. Hastalar bahçelere taşındı ve geçici bir süre hasta bakımları bahçede yapıldı.

Bayındırlık Müdürlüğü'nün gönderdiği heyetin incelemeleri sonunda binanın hasar görmesine rağmen tehlike arz etmediğini bildirmesi üzerine hastalar gene hastanelere taşındı. Ne var ki iki bina diğerlerinden daha çok hasar görmüştü ve mutlak bakım yapılması gereği doğmuştu. Bu iki blok boşaltılarak 2001 yılında, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası tarafından masrafların karşılanması sayesinde restore edilebildi.


Sanatoryum kapanıyor


Sarf edilen bu gayretler yeterli olamamış; uzun yıllar büyük hizmetler vermiş, büyük hekimler yetiştirmiş bu eğitim ve araştırma hastanesi ancak 4 yıl daha ayakta durabilmişti.

2005 yılında, İstanbul Sağlık Müdür Vekili Uzman Dr. Mehmet Bakar tarafından AA muhabirine yapılan bir açıklamayla bu hastanenin kapatılarak şehir içine nakledileceği bildirildi. Hastanenin kapatılma sebebi olarak deniz yoluyla ulaşımın zorluğu ve yeterli hasta bulunmaması sebep gösteriliyordu. Bundan 80 yıl evvelinin imkânlarıyla verilebilen bunca hizmetin, 21. yüzyıl imkânlarıyla verilemez hale gelmiş olması elbette düşündürücüdür.

1 Ağustos 2005 tarihinde Sağlık Bakanlığı'nın verdiği onayla Heybeliada Sanatoryumu Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kadro ve tıbbi donanımı ile nakledilmesi kararı verildi.

Personel ve hastalarının bir kısmı Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne[3] sevk edildi, hastaların diğer bir kısmı da taburcu edildi.

100`ü doktor ve hemşire olmak üzere 250 personeli ve 660 yatak kapasitesi olan bu emektar hastane 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle bir daha açılmamak üzere kapılarını kapattı.




1 Kullanıcı bu konuyu okuyor
0 üye, 1 misafir ve 0 gizli üye



Toplam 6 kullanıcı bu konuyu okudu.

0

#2
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Otel ve Pansiyon Rehberiniz Otel, Pansiyon, Tatil, Gezi, Seyahat ve Konaklama Rehberiniz Bütçenize uygun, keyifli bir tatil için size gezi, seyahat ve konaklama tavsiyeleri: Otel Tanıtımları, Pansiyon Tanıtımları, Tatil Tavsiyeleri, Konaklama Tavsiyeleri, Ülke Tanıtımları, Seyahat Alternatifleri, Şehir Tanıtımları, Tarihi Eserler, Antik Kentler


Heybeliada Sanatoryumu


Sanatoryum Bir Tarihti


İnce hastalığa yakalananların şifa bulduğu Heybeliada Sanatoryumu, ünlü hastaları, konserleri ve meslek kurslarıyla özel bir yerdi. Kapatma kararı en çok adalıları üzdü.


Bir yıl daha dayanabilse, seneye kaymakam çıkacaktı. Ancak 'ince hastalığa' tutuldu. Yanına ders kitaplarını da aldı, sanatoryuma yattı. Burası düşündüğünden çok daha iyiydi. Özel hemşireler, zengin kahvaltı, balkondaki yatağından izlediği deniz manzarası, çam havası... İyileşme göstermeye başladığında kitaplarını aldı eline. Tek sorun, ağır hastalardan etkilenmesiydi. Ameliyata gidenlerden bazıları dönmemişti. Bir gün kitaplarını yırttı ve kendini sanatoryumun denize bakan dik kayalarından aşağı bıraktı. Yaşamı da yarım kaldı, kaymakam olma hayali de...

'İnce hastalığın' ölümcül olduğu dönemlerde genç bir öğrencinin trajik sonu, Heybeliada Sanatoryumu'nun en acı hikâyelerinden biri olarak anlatılıyor. Şu an dilden dile dolaşan ise sanatoryumun, kapanmasıyla son bulan 81 yıllık uzun hikâyesi...

1924'te Atatürk'ün emriyle Rumlara ait bina, 16 yataklı sanatoryuma dönüştürüldü. Dik yamaçlardan denize bakan, çam ağaçlarının çevrelediği sanatoryumun temiz havası, o dönemlerde, tüberküloz hastaları için en iyi tedaviydi. Ayrıca hastanedeki bakım, dillere destandı. Hastalara dört öğün yemek veriliyor, et, süt, bal mönüden çıkarılmıyordu.


Her hafta bir etkinlik


Hastalar için bir yatak da balkonda vardı. Sanatoryumdaki en güzel anlar, haftada bir düzenlenen moral günleriydi. Haftada bir kez sinema gösterisi ya da konser düzenleniyordu. Hatta bir kez Zeki Müren bile gelmişti. Konser günlerini acı kılan tek şey, 'Aman hasta düştüm gurbet ellerde' adlı şarkıydı. Dönemin tanıkları, bu şarkı söylendiğinde hastaların hüzünlenerek sanatoryumun yamacına geldiğini, ağladığını anlatıyor. Hatta bir dönem hastane yönetimi, 'dertli' şarkıların söylenmesini engellemiş.

Sanatoryumun yokuşundan inince ulaşılan Çam Limanı'nda sandal kiralayarak yaşamını sürdüren 84 yaşındaki Duran Sağlık, sanatoryumun altın çağının tanıklarından biri:

"Başhekim Tevfik İsmail Gökçe'ydi. Hastayı gözünden tanırdı. Yolda giderken, 'Sen hastasın, hastaneye gel' derdi. Alman başhemşire Katerine Thetter vardı. Çok disiplinliydi. Moral olsun diye sanatkârlar gelirdi. Çok hasta gelirdi ama çok iyi bakım vardı. Benim oğlum da verem olmuştu. Hastanede iki ay kalıp sağlığına kavuştu."

Adaya yüksek bir noktadan bakan Tepe Mahallesi'nde oturan 83 yaşındaki Esat Yıldız da o günleri özlemle anlatıyor: "Erkekler bölümünde onbaşıydım. Her şey benden sorulurdu. Hastaların çift yatağı vardı, biri odada, diğeri balkonda. Kar yağsa da, çam havası almak için balkonda olurlardı. Bu halini görünce çok üzülüyorum."


Hastalara mesleki eğitim


Sanatoryumun en önemli uygulamalarından biri, rehabilitasyon merkeziydi. İşinin ehli ustalar hastaları meslek sahibi yapıyordu. Ayakkabıcılık, çorapçılık, fotoğrafçılık, heykeltıraşlık, saatçilik, daktilo dersler arasındaydı. Sanatoryumun 50. yılında hazırlanan bir rapora göre, kurslara yaklaşık bin kişi katılmış, yarısı iş sahibi olmuştu. Ayakkabı ustası 72 yaşındaki Musa Yücek, "Öğrencilerimin hepsi meslek sahibi oldu, hatta bazılarının çok zengin olduğunu duydum" diyor.

İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan gibi ünlülerin de bir dönem kaldığı sanatoryum, Siyami Ersek başta olmak üzere çok sayıda yerli ve yabancı uzman yetiştirmişti. Ancak sanatoryumun kaderi son on yılda değişmeye başladı. Özellikle son üç yılda büyük çöküş yaşandı. Çalışanlarına göre, bakım yapılmadı, ödenek ayrılmadı. Göğüs cerrahisi konusunda adını duyurmasına karşın hastanede MR ve tomografi cihazı yoktu. Ve sonunda koca bir tarih, 30 Eylül'de kapılarını kapattı. Sağlık müdürlüğü, 'denizyoluyla ulaşımın zor olmasını, konaklama masrafının artışını, bütçe dengesinin bozulmasını' gerekçe gösterdi. Personel Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edilirken, hastaların bir kısmı taburcu, bir kısmı sevk edildi. Geriye, çam ağaçlarının içinde tüm heybetiyle yükselen iki büyük bina ve bu binaların ne olacağına ilişkin çok sayıda soru işareti kaldı.


Ada halkı öfkeli


Ada halkı adanın tek hastanesi ve sembolü olan sanatoryumun kapanmasına tepkili. Tepkinin en büyük nedeni ise sözleşmeli çalışan çok sayıda adalının işsiz kalması. Neriman Dinç, "10 yıl sözleşmeli çalıştım. Üç çocuğum okuyor. 350 milyon lira maaş alıyordum. Son maaşı bile vermediler, mağduruz" diyor. Adada en büyük merak, binanın ne olacağı. Kimine göre imam-hatip lisesi yapılacak, kimine göre Büyükada'daki gibi haremlik-selamlık tesis haline getirilecek. 'Duyumum sağlam' diyen esnafa göre ise otel olacak. Ada halkının gönlünde yatan ise üniversite. Tüm bunlar yaşanırken, sanatoryumun yaşlı binası, sessizlik içinde olanları izliyor...


'Rant kuşkusu'


İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy'un hastanenin kapatılmasıyla ilgili yorumu şöyle: "Hastane arsasının büyük, yeşil alan ve rant bakımından cazip olması kuşkular uyandırıyor. Türkiye'deki hastanelerde tüberküloz hastalarının yeterli kadar yatağı yok. Çünkü çok para getiren hastalık grubu değil. Üzerinden para kazanılmıyor. Bu hastane uzun süredir bakımsızdı. Çünkü işletme haline getirilmek isteniyordu. Otel projesi dilden dile dolaşıyor. Ama kimse resmi açıklama yapmıyor. Spekülasyonlar var. Biz de binaya talibiz. Sağlık çalışanları için sosyal tesis olabilir."


Demet Bilge Ergün


Kaynak:
Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın yada Üye Olun.
0

#3
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Heybeliada Sanatoryumu



• 12 Haziran 1924 - Türkiye'nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu açıldı.


Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 12 Haziran - June 1924 - Heybeliada Sanatoryumu kuruldu.
0

#4
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Heybeliada Sanatoryumu



• 12 Haziran 1924 - Türkiye'nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu kuruldu.


Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 12 Haziran - June 1924 - Heybeliada Sanatoryumu kuruldu.
0


Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız


"Heybeliada Sanatoryumu | Türkiye'nin İlk Verem Hastanesi Olup 12 Haziran 1924'de Atatürk'ün Emriyle Açılan 30 Eylül 2005 Tarihi İtibariyle Bir Daha Açılmamak Üzere Kapılarını Kapatan Sanatoryum" İçin Anahtar Kelimeler (Keywords)
Konuyu ziyaret eden ziyaretçilerimizin Google arama motorunda kullandıkları anahtar kelimeleri içermektedir.

heybeliada sanatoryumunun doktorları nerede - Google'da Ara (1), heybeliada verem hastanesi çalışan doktorları - Google\'da Ara (1), heybeliada hastanesi doktorları - Google\'da Ara (1), Yeniden Yönlendirme Bildirimi (1), Yeniden Yönlendirme Bildirimi (1), Yeniden Yönlendirme Bildirimi (1),

"Heybeliada Sanatoryumu | Türkiye'nin İlk Verem Hastanesi Olup 12 Haziran 1924'de Atatürk'ün Emriyle Açılan 30 Eylül 2005 Tarihi İtibariyle Bir Daha Açılmamak Üzere Kapılarını Kapatan Sanatoryum " ile Benzer Konular
Atatürk Günlüğü - Today | 12 Eylül - September
8 Yanıt - 5.895 Görüntülenme | 1921 - Sakarya Zaferi
Atatürk'ün Biyografisi | Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) - Atatürk’ün Kronolojik Sırayla Hayatı
28 Yanıt - 14.041 Görüntülenme
Peyami Safa (1899, İstanbul - 15 Haziran 1961) | Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur
7 Yanıt - 8.523 Görüntülenme
Ahmet Haşim (d. 1885, Bağdat - ö. 4 Haziran 1933, Kadıköy, İstanbul) | Sembolizmin Öncülerinden Türk Şair - Ahmet Haşim-Hayatı Ve Şiirleri
1 Yanıt - 7.713 Görüntülenme
Ahmet Hamdi Tanpınar (23 Haziran 1901 İstanbul-24 Ocak 1962 İstanbul) Türk romancı ve şairdir.
4 Yanıt - 3.813 Görüntülenme