Alkol Ve Madde Baðýmlýlýðý Türkiye’de ve dünyada hýzla alkol ve uyuþturucu madde alým oranlarý artmakta, maddeye baþlama yaþlarý ise tüyler ürpertici bir þekilde gittikçe düþmektedir. Kiþinin bedensel, ruhsal ve sosyal hayatýný yok eden, insaný insan olmaktan çýkaran uyuþturucu maddelerle mücadele etmek, geleceðimiz olan çocuklarýmýzý bu maddelerden korumak ancak iyi bir koruyucu halk saðlýðý yaklaþýmýyla olabilecektir. Ancak koruyamadýðýmýz ve bir þekilde maddeyle karþýlaþmýþ kiþilerin maddeden kurtarýlmasý için iyi bir psikiyatrik tedavi protokolünün olmasý zorunludur. Bu kiþilerin iyileþebileceðine, maddeden kurtulabileceðine öncelikle biz saðlýkçýlarýn inanmasý gerekmektedir. Madde tedavisini “ya tutarsa “ mantýðýyla karþýlamak ve kiþilere bu mantýkla yaklaþmak tabii ki baþarý þansýný daha baþtan azaltacaktýr. Haliyle psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanlarý, rehber öðretmenler, aileler, yakýn arkadaþlar ve baðýmlý kiþiler iþbirliði içinde olmalý, bir ekip çalýþmasý halinde sorunun üzerine gitmelidir.
Amerika Birleþik Devletleri'nde toplumun % 90’ý yaþamýnýn bir döneminde alkol aldýðý, eriþkinlerin % 60-70'inin ise sýkça alkol almakta olduðu tespit edilmiþtir. Kalp hastalýðý ve kanserden sonra alkole baðlý saðlýk sorunlarý Üçüncü sýrada yer almaktadýr. Eriþkinlerin % 30-45'i yaþamýnýn bir döneminde en az bir kez aþýrý alkol almaya baðlý bir sorunla (yasal, trafik, iþ, okul) karþýlaþmýþtýr. Hala yýlda 200.000 kiþi alkole baðlý bir sorundan ölmektedir.
Otomobil kazalarýnda % 75, kazadan ölümlerde % 50, adam öldürmelerde % 50, intiharlarda % 25 oranýnda alkol sorumlu tutulmuþtur. Ortalama yaþam süresini en az 10 yýl kýsaltmakta olan alkol, baðýmlýlýk yapan diðer uyuþturucu maddelere de öncülük etmektedir.
Kentlerde kýrsala göre daha yaygýn olan alkolizm birinci derece akrabalarýnda alkol baðýmlýlýðý olanlarda 7 kat daha fazla görülmektedir.
Alkol Baðýmlýlýðýnýn Tipleri vardýr:
Psikolojik baðýmlýlýk safhasýnda kiþi ruhsal ya da bedensel bir sýkýntýyý gidermek için olaðandýþý, aþýrý alkol alma durumundadýr. Býrakýldýðý zaman kesilme belirtisi görülmez. Bunun bir ileri aþamasýnda kiþide aþýrý alkol alma sonucu gastrit, polinevrit, karaciðer yaðlanmasý gibi bedensel bozukluklar çýkmaya baþlar ve bunlar fiziksel bir baðýmlýlýðýn ortaya çýktýðýnýn belirtileridir. Daha ileri aþamada istemli denetim ortadan kalkar, içme isteði durdurulamaz bir hal alýr. Bedensel bozukluklar geliþir ve alkol býrakýldýðý zaman kesilme belirtileri ortaya çýkar. Bu alkole ruhsal ve fiziksel yönden baðýmlýlýk oluþtuðunun bir delili olarak karþýmýza çýkar. Artýk en ileri safhada kiþi alkole susamýþ gibidir. Aþýrý bir istek ve tutku ile alkol armaya baþlar. Bulunca su gibi içerler. Günler, haftalar bazen de aylarca süren bu dönemleri daha sonra hatýrlamayabilir. Bu son safha kiþinin psikososyal yýkýmýnýn en üst düzeyde olduðu ve alkolün kiþiyi adeta esir ettiði safhadýr. Þiddetle tedaviye ihtiyacý olduðu bir dönemdir. Çünkü alkole baðlý ölümler ve zehirlenmeler ve kalýcý bozukluklar bu safhada oluþur.
Alkole baðlý psikiyatrik ve bedensel hastalýklar çok aðýr seyreden hastalýklardýr. Deliryum tremens denilen bir tablo vardýr ki alkolün kesilmesinden sonraki 48 saat içinde ortaya çýkan bilinç bozukluðudur. Bilinç bozukluðu çevrede olan bitenin farkýnda olma düzeyinin azalmasý þeklinde görülür. Hasta gün içinde açýlýp kapanmalar gösterebilir. Bu dönemde eðer gerekli týbbi müdahale yapýlmazsa ani kalp ve solunum durmalarýna baðlý ölümler ve kalýcý bunamaya giden þiddetli bozukluklar görülebilmektedir.
Uzun vadede alkol paranoyasý, alkole baðlý bunama, depresyon, kaygý bozukluklarý, uyku bozukluklarý, cinsel iþlev bozukluklarý, iktidarsýzlýk, felç, karaciðer ve pankreas hastalýklarý, beyincik hastalýklarý, aðýz boþluðu, yemek borusu, kalýn barsak, karaciðer ve pankreasý tutan kanserler sýk görülen hastalýklardandýr.
Madde Kullanýmý Ve Baðýmlýlýðý
Öte yandan uyuþturucu madde kullanýmý ise gittikçe büyüyen bir insanlýk meselesi haline gelmektedir. Mesela 1962 yýlýnda Amerika’da hayatý boyunca uyuþturucu madde ile karþýlaþan insan sayýsý nüfusun % 4’ü iken, bu oran þimdi %33’e kadar ilerlemiþtir. Uyuþturucu madde kullanýmýnýn yaþý da gittikçe düþmektedir. Önceden eriþkinlerde görülen bu durum þimdi çocuklarda bile görülebilmektedir.
Bütün dünyada sýklýðý artan madde kullanýmýnýn ve baðýmlýlýðýnýn yaygýnlýðý ülkemizde de günden güne artmaktadýr. Yeniden Saðlýk ve Eðitim Derneði'nce Türkiye’nin uyuþturucu konusundaki ilk karþýlaþtýrmalý araþtýrmasý niteliðini de taþýyan, Ýstanbul'un 15 ilçesindeki 43 okulda, 104 sýnýfta eðitim gören 3 bin 168 lise 2 öðrencisi ile yapýlan bir araþtýrmanýn sonuçlarýnda: Tütün kullanýmýnýn 2004 yýlýnda 2001'e göre yüzde 72.7, alkol kullanýmýnýn da yüzde 17.6 oranýnda düþtüðü, esrar kullanýmýnýn ise 2001 yýlýna göre yüzde 75 artýþ gösterdiði, Uçucu madde kullanýmýnýn yüzde 40.5, yeþil reçete ile satýlan yatýþtýrýcý hap kullanýmýnýn yüzde 15.8, uyuþturucu hap kullanýmýnýn yüzde 184.6, sentetik hap kullanýmýnýn yüzde 287.5, eroin kullanýmýnýn yüzde 100 artýþ gösterdiði, madde kullanýmýnýn erkeklerde kýzlara göre daha yaygýn olduðu ancak son yýllarda kýzlarda da artýþ kaydedildiði, en kolay bulunabilen zararlý maddenin 2001'de uçucu maddeler iken, 2004'te esrar olduðunu, bulunabilirliði en fazla olan maddenin de sentetik hap olan ecstasy olduðu kaydedilmiþtir.
Yapýlan araþtýrmalarýn gösterdiði önemli bir diðer sonuç da madde baðýmlýlýðý ile kiþilik bozukluklarý arasýnda bir iliþkinin olduðudur. Ergenlik dönemi de kiþilik olgusunun tanýmlandýðý ve madde ile ilk karþýlaþmalarýn sýklýkla meydana geldiði bir dönem olarak son derece önemlidir. Ergenlik dönemindeki sorunlu kiþilik yapýlanmalarý bu dönemde davraným bozukluðu olarak adlandýrýlýrken kiþinin yetiþkin kategorisine geçmesi ile beraber kiþilik bozukluðu taný grubu içinde incelenir. Bu kiþilik bozukluklarýnýn ergenlik dönemindeki görünümleri ise umursamazlýk, fevrilik, otorite ile çatýþma, sosyal uyumda dirençlilik, dürtü kontrol sorunlarý, dengesiz davranma gibi özellikleri içerir. Bu özellikler ise DEHB (Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu, AKB (Antisosyal Kiþilik Bozukluðu),Border-Line (Sýnýr) Kiþilik, Pasif Agresif Kiþilik Bozukluðu gibi klinik tanýmlamalarda belirleyici kiþilik özellikleri olarak ele alýnýrlar. Bunlar içinde Antisosyal Kiþilik Bozukluðu madde kullanýmý baðlamýnda en sýk görülen tablodur. AMATEM bünyesinde yapýlan araþtýrmada madde kullanan kiþilerde Antisosyal Kiþilik Bozukluðu görülme sýklýðý %30 olarak belirtilmiþtir.
Genel Sebepler
1. Kiþilik sorunlarý; özellikle aþýrý güvensiz, baðýmlý, engellenmeye dayanma tahammülü olmayanlar, depresif ve içe dönük kiþilerde madde kullanýmý daha sýk görülmektedir.
2. Çevresel etkenler; Ailesinde madde kullanýmý olan bireylerde risk daha çoktur. Mesela birinci derece akrabalarýnda alkol baðýmlýlýðý olanlarda alkol baðýmlýlýðý riski 7 kat daha fazladýr.
3. Çevrede madde kullanýmýnýn yaygýn olmasý da riski artýrmaktadýr (arkadaþ, komþu v.s.). Genellikle özenti þeklinde baþlayan madde kullanýmý baðýmlýlýða kadar gitmektedir.
4. Stres etkenlerinin olmasý riski artýrýr. Eðer kiþide bir psikiyatrik rahatsýzlýk varsa, madde kullaným riski artmaktadýr. Mesela toplum önünde etkinliklerde bulunmaktan korkma þeklinde giden sosyal fobide alkol baðýmlýlýðý %19, uyuþturucu madde baðýmlýlýðý %13 oranýnda görülmektedir.
5. Aile içi iletiþim ve paylaþým sorunlarýnýn olmasý kiþileri maddeye iten önemli bir etken olmaktadýr.
Bir Kiþinin Madde Aldýðýndan Þüphelendiren Þeyler Nelerdir?
Madde kullanýmýnýn en korkulan sosyal sonucu gençlerde yaygýnlýðýnýn artmakta olduðudur. Madde kullanan bir genci tanýmak için dikkat edilmesi gereken noktalar þunlardýr:
• Geceleri çok sýk dýþarý çýkmasý ve bar disko gibi eðlence yerlerine çok sýk gitmeye baþlamasý
• Eski arkadaþlarýný bir bir ve kýsa sürede terk edip yeni ve çok sýk beraber olduðu yeni arkadaþlýklar kurmasý ve kim olduklarýndan ailesine bahsetmemesi
• Gece saatleri bile olsa gelen bir telefonla apar topar dýþarý çýkmasý veya cevapsýz telefonlarýn sayýsýnda belirgin artýþ olmasý
• Çok para harcamaya veya istemeye baþlamasý
• Ona ait olmadýðýný bildiðiniz eþyalarla gelmesi ve bunlarý bir daha görememeniz
• Ani kilo kayýplarý ve iþtah sorunlarýnýn olmasý
• Uyku düzeninin bozulmasý
• Göz çevresinde kýzarmalar, donuk bakýþlar olmasý
• Elde ve vücutta daha önce görmediðiniz titremelerin olmasý ve daha birçok aniden deðiþen sosyal ve fiziksel þartlarýn olmasý.
Birimimizde Bu Bilgilerin Iþýðýnda Nasýl Bir Yaklaþým Sergilenmektedir?
Alkol ve madde kullaným bozukluklarý psikiyatri dünyasýnda hekimin çaresiz kaldýðý ve sýnýrlý imkanlara sahip olduðu hissini veren bozukluklardýr. Bu kategoride yer alan kiþiler genellikle tedavi edilemeyecek derecede kiþiliði bozuk bireyler olarak algýlanýr. Hatta saðlýkçýlarýn arasýnda bile bu kiþiler için farkýna varýlmayan bir damgalama yaklaþýmý vardýr. “Madde kullaným bozukluklarý zaten tedavi edilemeyen bozukluklardýr, madde alan kiþiler genellikle problemli olduklarýndan uyumlarý da bozuktur. Dolayýsýyla bir þeyler yapmaya çalýþalým, ama pek sonuç alýnabileceðini sanmýyorum” düþünceleri birçok defa zihinlerden geçmektedir. Hâlbuki iflah olmaz diye nitelendirilen kiþilik bozukluklarý madde kullananlarýn sadece %30’unu oluþturmaktadýr. Geri kalan %70’lik kesim tedavi potansiyeli olan kiþilerdir. Bu bilginin ihmal edildiði bu yaklaþým tarzý, haliyle tedavi baþarýsýný olumsuz yönde etkilemekte ve daha yolun baþýnda ümitsizliði körüklemekte, madde kullaným bozukluklarýnýn tedavisinde en önemli etken olan cesareti baltalamaktadýr. Madde tedavisinin birinci kuralý hekimin hastasýný iyileþtireceðine inanmasý, hastasýna inanmasý, hastanýn da hekimine ve iyileþeceðine inanmasýdýr.
Tedavide baþköþeyi tutan bu duygusal aþamayý baþarýyla geçtikten sonra maddeyle somut mücadele baþlamaktadýr.
Maddeyle mücadele her þeyden önce bir ekip iþidir. Bir psikiyatri uzmanýnýn yönettiði bu ekibin içinde psikolog, sosyal hizmet uzmaný, sanat terapisti, spor uzmaný, müzikterapist, hemþire, hasta bakýcý ve yakýn çevreden kiþiler yer almalýdýr. Ayrýca madde kullaným bozukluklarý bedensel hastalýklara ve bozukluklara sebep olduðu için bir dâhiliye uzmaný ve nöroloji uzmanýnýn da danýþman hekimler olarak ekipte yer almasý gerekmektedir. Böyle bir ekiple madde kullaným bozukluðu içindeki kiþi tedavi boyunca yalnýz býrakýlmamakta ve maddeye yenik düþmesinin engellenmesine çalýþýlmaktadýr. Madde kullaným bozukluðunun tedavisi çoðu zaman bir klinikte baþlar, ama hayatýn içinde devam eder. O yüzden klinik harici hayatýnýn tanziminde ve mücadelesinde yardýmcý olmadaki etkililik, tedavi baþarýsýný büyük ölçüde artýrmaktadýr.
Böyle bir ekibin oluþturulduðu merkezimizde, çok önem verdiðimiz güven ve inanma felsefesi içinde madde kullaným bozukluðu için gelen kiþileri önce rutin bir deðerlendirmeden geçiririz. Deðerlendirme ve tedavi aþamalarý þu þekilde geliþmektedir;
1. Acil deðerlendirme; eðer madde kullaným bozukluðuna baðlý zehirlenme, kalp ve karaciðer bozukluðu, genel durum bozukluðu, deliryum tremens, yoksunluk gibi acil bir durum söz konusu ise ilk deðerlendirme acil tedavi birimindeki hekim tarafýndan hýzla deðerlendirilir ve kiþi ihtiyacýna göre yoðun müþahede altýna alýnýr. Bu arada rutin kan ve idrar tahlilleri, gerekirse beyin MR’ý ve ultrason, beyin haritasý (kantitatif EEG) tetkikleri yapýlýr. Dâhiliye ve nöroloji tarafýndan deðerlendirilip giriþim gerektiren bir hayati durum olup olmadýðý tespit edilir. Eðer kiþinin o an ki durumu daha yakýn bir gözlemi gerektiriyorsa yoðun bakým ünitesine alýnýr.
2. Poliklinikte psikiyatrik deðerlendirme: acil olmayan þartlarda poliklinikte görev yapan psikiyatri uzmaný, gelen kiþiden ayrýntýlý bir psikiyatrik hikâye alýr ve deðerlendirme sonrasýnda ilgili testleri ve tetkikleri ister. Bu tetkiklerin sonrasýnda kiþide bir yoksunluk ihtimalinin olup olmadýðýný, hastane ortamýnda mý ayaktan mý takip etmenin uygun olacaðýný, nasýl bir tedavi stratejisi izlemesi gerektiðini, kimlerle ve hangi branþ hekimleriyle fikir alýþ veriþi yapmasý gerektiðini tespit eder. Bu genel deðerlendirilme aþamasýndan sonra özellikle madde kullaným bozukluðu olan kiþiler için hazýrladýðýmýz tedavi programýna baþlanýr.
A. Biyolojik Destek Programý;
Hem fiziksel hem de psikiyatrik tedaviyi kapsar. Madde kullaným bozukluðu olanlarda fiziksel hastalýk geliþme riski yüksektir. Mesela kokain ve ekstazi gibi sempatik sistemi aktive eden maddeler kalp ve beyin damar hastalýklarý, hipertansiyon riskini artýrmakta, hatta yüksek doz alýmlarda beyin kanamasý ve kalp krizine sebep olabilmektedirler. Alkolün ise karaciðer fonksiyonlarýný bozduðu ve karaciðer yetmezliðine sebep olduðu herkesçe bilinen bir durumdur. Haliyle bu tür maddeleri kullanan kiþilerde kalp elektrosu, nabýz-tansiyon takibi, karaciðer ve böbrek fonksiyon testleri yapýlýr ve gerekiyorsa ilaç tedavisi baþlanýr. Eðer yoksunluk belirtileri varsa, kiþinin damar yolu açýlýr, serum ve vitamin takviyesi yapýlýr. Mesela alkol kesilmesine baðlý deliryum tremens tablosunda kiþinin bilincinde oynamalar, hayati fonksiyonlarýnda tehlikeler görülür. Bu dönemde damar yolunun açýlmasý, solunum desteðinde bulunulmasý ve özellikle B1 vitamini (tiamin) takviyesi hayat kurtarýcýdýr. Eðer B1 vitamini vermekte gecikilirse alkole baðlý kalýcý bunama tablosu geliþebilmektedir. Bu acil giriþimle birlikte hastanýn psikiyatrik ilaç tedavisi de düzenlenir. Psikiyatrik ilaçlarla kiþilinin rahatlamasý, sýkýntýsýnýn azaltýlmasý, madde alma isteðinin giderilemesi ve madde kullanýmý sonrasý oluþan depresyon, kaygý bozukluðu, panik, paranoya, uykusuzluk, iþtahsýzlýk gibi durumlarýn ortadan kaldýrýlmasý hedeflenir.
Kiþilerin psikiyatrik ve týbbi deðerlendirilmeleri ve tedavilerinin düzenlenmesinin ardýndan psikolojik ve sosyal desteðe yönelik terapi programlarýna geçilir.
B. Psikolojik Destek Programlarý;
a. Biliþsel terapiler: Madde kullaným bozukluðu olan bireylerde bir zaman sonra adeta maddenin yarattýðý bir kiþilik oluþur. Sanki kiþinin kendisi gitmiþ ve madde kullanan yeni bir kiþilik hâkim konuma geçmiþtir. Bunun sonucunda kiþinin biliþsel algýlarý bozulmakta, hayata bakýþ, mutlu olma ve zevk alma duygularý deðiþmektedir. Sanki madde almadan mutlu olamayacaklarý, madde sayesinde mutlu olabildikleri, zevk alma unsuru olarak yalnýzca maddenin olduðu, maddenin çalýþmasýný ve günlük aktivitelerini düzenlediði gibi yanlýþ düþünce kalýplarý geliþir. Bu yanlýþ inanýþlardan dolayýdýr ki madde kullanan insanlar kendilerini ölümün eþiðine getiren þey madde olduðu halde onu býrakmak istemez, hatta faydalý olduðunu savunacak kadar içgörüsüz bir hale gelir. Bazen de defalarca býrakýp baþlamanýn etkisiyle artýk maddeyi býrakamayacaklarý þeklinde bir inanç geliþir ve býrakma konusundaki cesaretlerini iyice kaybederler. Biliþsel terapilerle kiþide oluþan bu yanlýþ düþünce kalýplarý düzeltilmeye ve içgörü kazandýrýlmaya çalýþýlýr.
b. Davranýþçý terapiler: madde kullanan kiþiler býrakma aþamasýnda özellikle yoksunluk dönemlerinde dayanamayýp istemeyerek de olsa tekrar madde alýrlar. Buna sebep aþerme dediðimiz yoðun madde alým isteðidir. Bu isteðin ilaçlarla azaltýlmasýna, kiþinin bu dönemde kendisine hâkim olmasýna yardýmcý olunur, ancak davranýþçý yaklaþýmlarla da desteklenme zorunluluðu vardýr. Kiþinin bu dönemde maddenin yerine geçebilecek bir alana yönlendirilmesine gayret edilir ve madde almamasý için ne gibi davranýþlarýn geliþtirilebileceði tespit edilir.
C. Psikoteknik Uygulamalar:
Neurobiofeedback (sinirsel ve bedensel geribildirim tekniði): Madde nini býrakýlmasý ilk dönemlerde aþýrý bir stres ve gerginlik oluþturmaktadýr. Stres anýnda vücutta deri direncinin artmasýna baðlý olarak uyuþma ve karýncalanma, deri ýsýsýnýn düþmesine baðlý olarak ellerde ayaklarda üþüme ve soðuk terleme, kaslarda kasýlmaya baðlý olarak gerginlik, kasýlmalar, kramplar ve baþ aðrýlarý, kalpte hýzlanmaya baðlý olarak çarpýntý ve nabýzda artma, damarlarda büzüþmeye baðlý olarak kan basýncýnda yükselme gibi fiziksel deðiþiklikler oluþmaktadýr. ‘Neurobiofeedback’ sinirsel ve bedensel geribildirim anlamýna gelmektedir ve beyin dalgalarýndaki ve bu bahsedilen fiziksel deðiþikliklerdeki geribildirime göre hareket eden bir yöntemdir. Kas kasýlmasý olduysa gevþemeye, deri direnci arttýysa azaltmaya, deri ýsýsý azaldýysa yükseltmeye, kalp hýzý arttýysa düþürmeye yönelik manevralar belirlemede ve bunlarý hastanýn kendi baþýna günlük hayatta, stresli durumlarda kullanmasýný saðlamada kullanýlýr. Bu fiziksel parametreleri normale getirmek için kullanýlan kýsmýna ‘bio-feedback’ yani bedensel geribildirim, stres anýnda geliþen elektriksel beyin deðiþikliklerini normale getirmek için kullanýlan kýsmýna ise ‘neuro-feedback’ yani sinirsel geribildirim adý verilir. Ýki yöntemin birlikte kullanýldýðý þekline de ‘neurobiofeedback’ denilmektedir. Maddeyi býrakamama ve tekrar alma sebeplerinden en önemlisi býrakma döneminde ortaya çýkan sýkýntýnýn kontrol altýna alýnamamasýdýr. Bu durumda ortaya çýkan sýkýntý bulgularýnýn bilgisayar ortamýnda azaltmaya yönelik manevralarla düzeldiðini gören kiþinin hem cesaretinin artmakta hem de sýkýntýsýný kontrol etmeyi öðrenmektedir.
RehaCom: Bu yöntem de beyin fonksiyonlarýndaki bozulmalara baðlý olarak ortaya çýkan dikkat kusurlarýný düzeltmede etkilidir. Bir manada bozulmuþ dikkatin yeniden eðitilmesi ve yeniden geliþtirilmesi için hazýrlanmýþ bir yöntemdir. Madde kullaným bozukluklarýnda, madde kullanýmý ile ilgili olaylara, nesnelere, ortamlara, isimlere karþý bir dikkat artýþý olur. Kiþi bir türlü dikkatini maddeden alamaz. Maddeye yoðunlaþma ve maddeyle aþýrý uðraþ kiþiyi maddeye yönlendirir. Sonuçta baþarýsýz býrakma giriþimleri söz konusu olur. Bu meyanda REHACOM çok etkili olmakta ve kiþinin dikkatini olmasý gereken nötr hale getirmeye çalýþýr. Madde düþüncesiyle kirlenmiþ dikkati bir manada temizler ve dikkati madde harici alanlara yönlendirebilme becerisini geliþtirir. Merkezimizde bu yöntemin uygulandýðý alkol, esrar ve hatta eroin baðýmlýsý kiþilerden çok olumlu neticeler alýnmaktadýr. Bu psikoteknik uygulamalarý hýzla madde tedavisinde yerini almaya baþlamýþtýr. ABD ve Avrupa’da yýllardýr uygulanmaktadýrlar.
D. Rehabilitasyona Yönelik Terapiler:
— Meþguliyet terapileri (Ergoterapi): meþguliyet terapileri boþ zaman etkinlikleri olarak tanzim edilir. Yoðun madde alma düþünceleriyle meþgul olunmasýný engelleme ve moral takviyesi için uygulanýrlar. Kiþiye uygun aktivitelerden boyama, heykelcik veya süs eþyasý yapma, küçük atölye araçlarý sayesinde oyma ve ahþap eþya yapma gibi etkinliklerdir. Hastanede yatan bireyler için bir ergoterapi uzmanýnýn kontrolünde her gün 1 saatlik seanslar uygulanýr. Bazý ölçekler vasýtasýyla performanslarý ölçülür. Bu meþguliyet faaliyetlerinin hastane sonrasýnda da sürdürülmesi için planlar yapýlýr.
— Sanat terapileri: Ebru, resim, heykel gibi sanatlara yatkýnlýðý olan bireyler bir sanatterapisti tarafýndan en az haftada 2 saatlik seanslara alýnýr. Bu seanslarla bir yandan kiþinin iç dünyasýnda yaþadýðý karmaþalar, çeliþkiler, çatýþmalar tespit edilirken öte yandan rehabilitasyon ve rahatlama imkaný yaratýlmaya çalýþýlýr.
— Müzikterapi (müzikle tedavi):
Öncelikle müzikterapinin madde kullanýmý olanlarda ne gibi etkinliklerinin olduðu ve bu konuda ne gibi araþtýrmalarýn yapýldýðýna deðinelim;
Müzikal etkinlikler kiþilerin maddeyi býrakamayacaklarý, býrakýrlarsa mutlu olamayacaklarý þeklinde saplantýlarýna çok etkili olmaktadýr. Madde baðýmlýsý kadýnlar üzerinde yapýlan bir çalýþmada dans terapisinin tedavi ve rehabilitasyon açýsýndan faydalý olduðu kanýtlanmýþtýr. Dansýn kendine güveni artýrýcý etkisinin olduðu tespit edilmiþ, bunun da, kiþilerin maddeyle mücadelelerinde daha güçlü olmalarýna fýrsat verdiði düþünülmüþtür. 1983 yýlýnda yapýlan bir diðer çalýþmayla, müzikle tedavinin baðýmlýlýkla yüzleþme, tahammül etme, içe çekilme ve yetersizlik korkusunda azalma, uyumlulukta artma için bir çözüm yolu sunduðu ortaya koyulmuþtur.
Madde baðýmlýlarýnda bir diðer önemli konu olan motivasyonun ve tedaviye uyumun sýklýkla tehlikeye girmesidir. Uzun bir süreç olan madde tedavisinde zaman içinde kiþide bireysel terapi, grup terapisi, ilaç ve yeni bir çevrede bulunma giriþimlerine karþý direnci geliþmektedir. Bu direnç dönemlerini baþarýyla atlatabilen kiþiler maddeyi býrakmaya muvaffak olabilmektedirler. Ýþte müzikle tedavi, bu durumlarda güçlü bir tedavi yaklaþýmý olabilmektedir. 1992 yýlýnda Heany adlý araþtýrmacýnýn yaptýðý bir çalýþma göstermiþtir ki, madde baðýmlýlýðýnda müzik ve sanat terapisi yaklaþýmlarý, bireysel terapi, grup terapisi, ilaç ve yeni bir çevrede bulunma gibi diðer giriþimlerinden daha zevkli ve bir o kadar da etkili bulunmuþtur. Ayrýca bu tedavi yöntemlerine devam edilmesinin motivasyonu artýrýcý olduðu belirlenmiþtir. Bu türden aktivitelerin alkol içme davranýþýný da etkilediði ve alkol tüketimini %30 azalttýðý gözlenmiþtir.
Madde baðýmlýlýðýnda en önemli konu tekrar madde alýmýnýn, yani nükslerin çok sýk olmasýdýr. Tedavi edilebilen kiþiler bile birçok tekrar alým teþebbüsünden sonra maddeyi býrakabilmiþlerdir. Nükslerde en büyük etkenler; kiþinin maddeyle karþýlaþmadan önce yeterince hazýrlýklý olamamasý, yoðunlaþamamasý, bu durumlarda neler yapabileceði konusunda iyi eðitilmemiþ olmasý ve gerekli sosyal düzenlemenin yapýlamamýþ olmasýdýr. Müzikle tedavi sayesinde beceri elde edilmesi, destek aðý oluþturulmasý ve kendine güven gibi özel konulara odaklanýp yoðunlaþma saðlanmasý mümkün olmaktadýr. Böylece madde ile karþýlaþýldýðýnda ortaya çýkacak zorluklarýn giderilmesi için, çok yönlü ve uyum saðlayýcý bir tedavi imkâný saðlanmaktadýr. Müzikle tedavi, madde kullanýmý için uygulanan hastane tedavisi ve rehabilitasyon programýnýn ardýndan, kiþinin bir daha madde alýmýný engellemek için günlük hayata baþarýlý ve sakin bir þekilde geçiþine fýrsat tanýmaktadýr.
1970 yýlýndaki yapýlan bir çalýþmada, LSD tedavisinde müziðin etkisi incelenmiþ ve özellikle dinî müzik, aþk türküleri, romantik þarkýlar gibi bilinen ve kiþinin kültürüne yakýn müziklerin dinletilmesi çok etkili bulunmuþtur.
Madde baðýmlýlarý genellikle toplumda istenmeyen, iliþkiye girmekten kaçýnýlan insanlardýr. Kendi aileleri, akrabalarý, yakýn çevreleri, arkadaþlarý tarafýndan dýþlanmaya maruz kalan, hatta korkulan insanlardýr. Madde baðýmlýlýðý öncesinde çok saygýn olan, itibar gören kiþi; baðýmlýlýk sonrasý ailedeki küçük çocuklarýn bile dalga geçtiði, önemsemediði bir insan haline gelebilir. Bu durum kiþinin toplumdan uzak kalmasýna, yalnýzlýða itilmesine, özsaygýsýnýn ve kendilik algýsýnýn azalmasýna sebep olmaktadýr. Sonuçta bir yandan toplumun tecrit etmesi, öte yandan yalnýzlýðýn tercih edilmesi kiþiyi hýzla maddeye itmekte; haliyle onu, madde baðýmlýlýðýndan kurtulmada çok önemli olan sosyal destekten mahrum býrakmaktadýr. Müzik bu hastalarda sözel olmayan iletiþimi ve paylaþým duygusunu artýrýr. Nitekim alkolizm tedavi merkezinde bir müzik aleti eþliðinde þarký söylemenin tedavideki etkinliði incelenmiþ ve içe kapanmýþ alkoliklerde grup etkinliðine katýlýmýn arttýðý tespit edilmiþtir.
Madde baðýmlýlýðý tedavisi gören insanlarýn tedavi kürü sonrasýnda yalnýz kalmalarý boþluk duygularýný artýrýp maddeye dönmelerini kolaylaþtýrmaktadýr. Bu yüzden baðýmlýnýn tedavi sonrasý süreçte yalnýz kalmasýna, sýkýntý yaþamasýna fýrsat verilmemeli ve bunun için gerekli etkinlikler düzenlenmelidir. Bu meyanda oluþturulan korolar, müzik aleti eðitim gruplarý çok etkili olmaktadýr. Müzik stresi azaltma etkisinin yanýnda, sosyal çevre deðiþikliði için de fýrsat oluþturmaktadýr.
Alkoliklerde müzikle tedavinin; var oluþsal ve duygusal açýdan kendini ifade etme, kendine güven ve iletiþim üzerindeki etkilerini inceleyen bir çalýþmada; müzikle tedavi seanslarýnýn kiþilere bir maddeye ihtiyaç duymaksýzýn duygularýyla baþa çýkma yollarýný öðrettiði gözlenmiþtir. Yapýlan bir çalýþmada baðýmlýlarýn %75’inde müzikle tedavinin iyileþme için uygun bir tedavi aracý olduðu tespit edilmiþtir. Mutluluk, sevinç ve zevk alma duygularý artarken, suçluluk, üzüntü, itimatsýzlýk duygularý azalmýþtýr (Jones 1998).
Müzikle tedavi ve müzik, baðýmlý kiþilerin duygularýna ulaþmada ve onlarý açýða çýkarmada etkilidir. Bir müzik çalýþmasýna ritim aletleriyle eþlik etmek, ifade edilen duygularýn yoðunluðunu artýrmaktadýr. Sanatýn ve müziðin kullanýldýðý aktivitelerde, diðer terapi yöntemlerinden daha çok duygusal yoðunluk yaþanýr ve daha çok duygu þekillendirilir. Madde kullaným sorunu olan kiþilerin iç dünyalarýnýn derinliklerinde, ifade edilemeyen ruhsal acýlarýn ve ihtiyaçlarýn olmasý söz konusudur. Müzikle tedavi bunlarý yüzeye çýkarmada ve uygun bir þekilde müdahale etmede çok baþarýlý olmuþtur. Özellikle þarký yazma ve þiir yorumlama, seanslar esnasýnda kiþilerin duygularýný ortaya çýkarmada baþarýlý bulunmuþtur.
Þarký yazma veya þiir yorumlama etkinlikleri, sosyal iletiþimi artýrmakta, kiþinin özgüvenini geliþtirmektedir. Ergenlerde uyuþturucu kullanýmýna yatkýnlýðý artýran sebepler arasýnda, yeterince bilgi sahibi olmamak yatmaktadýr. Bilgilendirmenin, eðitmenin, bilinçlendirmenin madde kullanýmýný azalttýðý bilinmektedir. Madde kullanýmý olan ergenler üzerinde yapýlan bir çalýþmada, alýnan maddeyle ilgili þarkýlar seçilmiþ, kaydedilmiþ ve sözleri yazýlmýþ. Sonra bu þarkýlar, ergenlere dinletilmiþ, yazdýrýlmýþ; þiirler de yorumlatýlmýþ. Bu sayede, ergenlerin maddelerle ilgili konularý anlamalarýna yardýmcý olunmuþ ve kontrol kaybý, fiziksel yýkým, baðýmlýlýk artýþý gibi sorunlarýn farkýna varmalarý saðlanmýþtýr. Müzikle tedavi sayesinde, ergenler günlük stresle baþa çýkmanýn alternatif yollarýný öðrenmiþler ve uyuþturucu konusunda bilinçlenmiþlerdir (113). Gevþeme eðitimi, þiir yorumlama ve þarký yazma gibi müzikle tedavi giriþimleri duygudurumu olumlu þekilde etkiledikleri gibi zihinsel performansý da artýrmaktadýr.
Madde baðýmlýlarýnda maddenin býrakýldýðý aþamalarda en önemli problemin, aþýrý içme duygusunun yarattýðý kaygý ve sýkýntýlar olduðundan bahsetmiþtik. Müzikle tedavide uygulanan hayal kurma ve gevþeme teknikleri, madde baðýmlýsý olan kiþilerde hem kýsa vadede hem de uzun vadede algýlanan stresi ve bunaltýyý azaltmakta etkilidir. Stresin ve sýkýntýnýn azaltýlmasý, maddeyi býrakmadaki baþarýyý etkileyen en önemli parametredir. Eðer kiþiye bu sýkýntýlý devrede yardýmcý olamazsanýz maddeye gidiþini önlemeniz neredeyse imkânsýz hale gelir. Bu yüzden uzman sýk sýk gevþeme eðitimi vermeli ve baðýmlýnýn bunu seans harici zamanlarda da kullanmasýný saðlamalýdýr.
Müzikle tedavi kiþinin kendilik kavramýný düzeltir ki madde baðýmlýlarýnda kendine güven ileri derecede azalmýþtýr. Çoðunda artýk iþe yaramayacaklarý, ömürlerinin böyle geçip gideceði inancý geliþmiþtir. Araþtýrmalarda görülmüþtür ki müzikle tedavi iþe yarama duygusunu yeniden uyandýrmakta, unutulmuþ olan birey olma idrakini yeniden oluþturmaktadýr.
Madde baðýmlýlarý kendileri ve çevreleri için bir þeyler üretebilmek için maddenin þart olduðuna inanýrlar. Bu yüzden madde alabilmek maksadýyla kendilerini toplumdan geri çekerler. Madde baðýmlýlarýnda görülen sosyal geri çekilmeyi ortadan kaldýrmak için þiir ve ritim içerikli doðaçlama yöntemi kullanýlmýþtýr. Böylece katýldýklarý etkinlikler sayesinde elde ettikleri kazanýmlarýn, kaybettiklerini düþündükleri þeylerden çok daha fazla olduðu kendilerine gösterilmiþtir
Yapýlan çalýþmalar ýþýðýnda görüyoruz ki müzikle tedavi duygusal boþluklarýný maddeyle doldurmaya çalýþan baðýmlýlar için, maddeye karþý güçlü ve etkili bir alternatif olmaktadýr. Bu da tedavide baþarý þansýný artýrmaktadýr.
Merkezimizde uygun olan hastalar için haftada iki seans müzikterapi seanslarý tertip edilmektedir. Ayrýca her hasta için müzik saatleri oluþturulup bu saatlerde kiþilerin eðlenmeleri, þarký söylemeleri, þarký dinlemeleri, oynamalarý, dans etmeleri saðlanmaktadýr.
Sosyal terapiler: Kiþinin hastanedeki arýndýrma tedavisinden sonra hayatýnda yeni bir sayfa açmasý ve kendisi için güvenli ve huzur verici bir ortam oluþturulmasý çok önemlidir. Bunun için hastane ortamýnda kazandýrýlmýþ beceriler, sanat ve meþguliyet faaliyetlerinin yardýmýyla boþ zaman etkinliklerine yönlendirilir ve kiþinin çevresine yönelik bilgilendirme ve rehabilitasyon etkinliklerine baþlanýr. Hasta yakýnlarýna madde ile mücadele seminerleri tertip edilir, grup terapileri için gruplar oluþturulur. Ayrýca belki de en önemli etkinlik olacaðýný düþündüðümüz ‘hastanýn arkadaþlarýný bilgilendirme, rehabilite etme ve gerekirse grup etkinlikleri içine dahil etme’ programý tertip edilir. Çünkü madde kullanýmý beraberinde bir kültür halini almakta, ona göre bir çevre oluþmaktadýr ve bu çevre yeniden içmeyi teþvik edici olmaktadýr. Bu çevreden ve bu kültürden uzaklaþmak tedavinin en önemli aþamasýdýr.
ALKOL VE MADDE BAÐIMLILIÐI TANI VE TEDAVÝ PROTOKOLÜ
Taný Protokolü:
Ayýrýcý Taný (DSM IV’e göre)
1.Özgeçmiþ
2.MCA Anamnez Formu
CEEG / Brain Mapping ve/veya “Test Dose”
Psikolojik Testler
1.Hamilton Depresyon
2.Hamilton Anxiety
3.Beck Depresyon
4.Beck Anxiety
5.Stai Form 1-2
6.SCL 90-R
7.MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kiþilik Envanteri)
8.Rorschach (Mürekkep Testi)
9.TAT (Tematik algý Testi
10. Conners’ Aile Deðerlendirme Formu
11.CBCL Aile Deðerlendirme Formu
12.CBCL Kiþisel Deðerlendirme Formu
13.Strese Dayanýklýlýk Ölçeði
14.Maudsley OKB Soru Listesi
15.Alkol Kullaným Bozukluklarýný Saptama Ölçeði
“Neurobehavioral” Testler
1.ADAS
2.AAMI
3.Modified Hachinski Scale
Neuropsikolojik Testler
T.O.V.A
COGNITRON (Dikkat)
DAUF (Sürekli Dikkat)
SPM ( Muhakeme-Zeka )
FVW (Verbal Bellek )
NVLT (Sözel Olmayan Öðrenme)
WAIS Memory
Bender-Gestalt
Bentont
MMSE (Mini Mental Test)
KKM
McNair and Kahn Kendini Deðerlendirme Ölçeði
Global Deterioration Scale
WMS-R
MRI, SPECT Görüntüleme
Tedavi Protokolü:
Yatarak Tedavi
Farmakolojik Tedavi
Bireysel Psikoterapi
Sosyal Destek Çalýþmalarý
Aile ile yapýlan çalýþmalar
Arkadaþlar ile yapýlan çalýþmalar
Etkileþim Grup Terapileri
Bilgisaya Eðitim Modülleri
1.Attention and Concentratýon
2.Divided Attetion
3.Vigilance
4.Topological Memory
5.Physiognomic Memory
6.Memory for Words
7.Verbal Memory
8.Logical Reasoning
9.Rewards for Children
Neurobiofeedback
1.Alpha training with relaxation
2.Beta training with relaxation
3. Beta training with fixation
4.Alpha-Theta crossing training
5.High Alpha Training
6.High Beta Training
7.EEG & EMG Feedback Combination Training
8.EEG & GSR Feedback Combination Training
9.EEG & BVP Feedback Combination Training
10.Asimetric Hemisphere Training
11.Full Combination (EEG,EMG,GSR,BVP feedback instrument)
Sonuç : MCA taný ve tedavi protokolü. Tedavi ekibi tarafýndan rutin olarak seçeneklere göre uygulanýr.
TEDAVÝ
Alkol Zehirlenmesi ve Yoksunluk Ted.
Belirtilerinin Tedavisi
Alkol Yoksunluk Belirtilerinin Ted.
‘Deliryum Tremens’ Tedavisi
• Ruhsal ve bedensel sorunlarýn T.
• Baðýmlýlýðýn tedavisi
• Alkolü býrakma isteðinin Artýrýlmasý
• Alkolden arýndýrma (Detoksifikasyon)
Uzun Süreli Tedavi Yaklaþýmlarý
Psikoterapötik Yaklaþým
Ýlaç Tedavisi
ALKOLDEN UZAKLAÞTIRICI YA DA ALKOLÜ BIRAKMAYA YARDIMCI YÖNTEMLER
Kendine Yardým Gruplarý-Adsýz Alkolikler (AA)
Baðýmlýlarýn % 10-40'ý alkole baðlý sorunlar nedeniyle tedavi görürler. Sonlanýmýn iyi olduðunu belirleyen göstergeler:
• Sosyal destek sistemlerinin yeterli olmasý
• Alkolü býrakma konusunda istekli olmasý
• Eþ ve yakýnlarýnýn ilgi ve iþbirliðinin bulunmasý
• Uygulanan baþlangýç ted tamamlayabilmesi
• Ayaktan tedaviye uyumu ve sürdürmesi
Bu özelliklerin bulunmasý ilk 1 yýllýk býrakma dönemi için % 60 oranýnda olumlu beklenti doðurur.
Yapýlan çalýþmalarda 1 yýllýk býrakma döneminin bulunmasýnýn uzun dönem gidiþ için olumlu bir gösterge olduðu vurgulanmýþtýr.