Karagöz Metinleri - Muhavere
Muhavere, genellikle Karagöz ve Hacivat'ýn birlikte söyleþisi anlamýnda Karagöz oyunlarýnda ikinci bölümdür. Kelime ayný zamanda geleneksel tiyatromuzda her tür ikili konuþmayý belirtirken de kullanýlýr. Karagöz oyunlarýnda kastedilen ise salt konuþmayý içeren, herhangi bir eyleme fazlasý ile olanak tanýmayan ve/veya baðlý olmayan oyunun ikinci bölümüdür.
Bu bölümün en önemli özelliklerinden biri, oyunun olay dizisinden tümüyle baðýmsýz olmasýdýr, gerçi kimi muhavereler oynanacak öykü ile baðýntýlý seçilse bile bu baðýmsýzlýklarýný yitirmezler. Mukaddeme, yani giriþ bölümünde taraflarý verilen kiþileþtirmenin bu bölümde ayrýntýlandýrýlmasý gerçekleþir. Karagöz ve Hacivat'ýn kiþiliklerinin betimlenme sürecidir bu. Karþýlýklý söyleþide yavaþ yavaþ geliþtirilen bir gerilim ve bu gerilimin yine Karagöz'ün Hacivat'ý tokatlayarak kovmasý ile sonlanmasý vardýr.
Oyun kahramanlarýnýn özlüklerinin açýða vurulduðu muhavere, nasýl olmaktadýr da tümüyle söze dayanmakla birlikte seyirlik bir keyif oluþturabilmektedir? Muhaverelerin metin olarak önemi de buradadýr. Bu konuya girmeden önce Muhavereler hakkýnda genel bir bilgi sunmak konunun kavranmasýna yardýmcý olacaktýr sanýyorum.
Muhavereler belli bir olay aksiyonu içermese de konuþmanýn bir konusu olmasý itibarý ile geleneksel daðarcýkta belli sayýda saptanmýþtýr. “Bugüne kadar yapýlan araþtýrmalara göre Muhavere konularýnýn sayýsý 60 kadardýr.”
Bugün elimizde olan kayýtlara göre bazýlarý þunlardýr:
Akýl, Babam Öldü, Bilmece, Ýftar, Ýsim deðiþtirme, Masana, Musiki, Rüya, Turþu, Yazý,Ham hum Þaralop, Evet efendim, Sahte hasta, Yalan küpü, Gül, Öyle mi derler, Hayýr Hiç, Çiviye Takýlma, Kuyruklu Yalan, Çifte Karagözler, Hovardalýk, Þairlik, Sebze sülalesi, Helva, Oyun,Yemek Tarifi, Ýstanbul'un Sokaklarý, Gazeteci, Ýlaç, Kahve Kutusu, Arap Köle, Haneler,Tulum...vb
Muhaverelerde alýþýlmýþ biçim Hacivat'ýn bilgiç öneri ve sözlerinin Karagöz tarafýndan yanlýþ anlaþýlmasýdýr. Bunun dýþýnda Hacivat'ýn söylediklerini Karagöz'ün deforme ettiði, yada baþka þahýslarýn muhavereye girdiði, karþýlýklý olarak her sözden sonra birbirlerine vurduðu muhavereler de bulunur. Perdeye gelip, söz söyleyip giderek, arka arkaya sýralý diyaloglardan yada deyiþlerden oluþan muhavereye “Gel Geç” muhaveresi denir. Genellikle bir beyit söyleyip giden Hacivat'tan sonra Karagöz gelip beytin nazým formunu bozmadan, sözlerini gülünçleþtirerek söylemesi þeklinde ortaya çýkar. Muhavereye baþka tiplerin girmesi ile de “Ara Muhaveresi” dediðimiz muhavere oluþur. Burada tipler ile Karagöz'ün konudan baðýmsýz söyleþisi vardýr. Çoklukla tek baþýna kullanýlmaz ve muhavere arkasýna eklenir.
Muhaverelerin konularý için herhangi bir sýnýrlama yoktur, kimi kez Hacivat'ýn Karagöz'e bir iþ konusunda eðiticilik taslamasý konusu olur. Kimi kez ise Hacivat Karagöz'ün bilgisizliðiyle alay eder. Ortaoyununda da gördüðümüz rüya anlatama karagöz muhaverelerine de vardýr, bu muhaverelerde Karagöz bir rüyasýný gerçek gibi anlatýr Hacivat inanmýþ bir þekilde dinler, sonunda rüya olduðu anlaþýlýr. Konularýna göre Muhaverelerde bir sýnýflandýrma yapmak bu nedenle güçtür. Kimi kez baþlý baþýna bir oyun olabilecek konular dahi muhaverelerde bulunabilir. Kimi incelemeciler öyle muhaverelerin eskiden baþlý baþýna bir oyun olduðunda birleþirler. Gerçekten de Gül muhaveresi aþýklar oyununu çaðrýþtýrmaktadýr ve dalyan muhaveresi Balýk oyunu ile ilintili gibi görünür. Yine Hamam muhaveresi Hamam oyununu çaðrýþtýrýr.
Günümüze yazýlý kaynaklara geçmeden gelen muhavereler de vardýr. Bunlar çoðu kez açýk saçýklýklarý nedeniyle derlenmemiþ yada derleyicilerin bilgilerine sunulmamýþtýr. Beyefendi muhaveresi böyledir. Kimi muhavereler de aslen tek baþlarýna birer uzun muhavere olmalarýna raðmen kýsalarak baþka muhaverelerle birleþik olarak bulunmaktadýr. Kimi muhavereler ise hareket komiðine daha yakýn olduðundan ve Ortaoyunu'nda iþlenerek geliþtirildiðinden, Karagöz perdesinde artýk kullanýlmamaktadýr. Çünkü artýk perdede deðil canlý oyunda tat verecek deðiþikliklere uðramýþtýr. Zurna muhaveresi bunlardan biridir.
Sadece Ortaoyunu deðil tüm seyirliklerimizde bu muhaverelerin deðiþik varyasyonlarý görülür. Karagöz sanatçýlarýnýn bu türlerde daha yetkin gördükleri muhavereleri, tekrar Karagöz daðarcýðýnda ele almadýklarý anlaþýlmaktadýr. Karagöz muhavereleri, Ortaoyunu baþta olmak üzere , Tuluat Oyunlarý, El Kuklasý, Hokkabaz, hatta günümüz çaðdaþ oyunlarýnda dahi birebir kullanýlmýþtýr. Bunlarýn yaný sýra bugün elimizde olmayan fakat adý kayýtlara geçmiþ muhavereler de mevcuttur.
Dilde kullandýðýmýz her cümlenin bir entonasyonu vardýr. Cümlenin bir ezgisi, duraklarý vurgu alan sözcük ile bir müzik oluþur. Vezin yazýnýn temeli de buna dayanýr. Yukarýda muhaverelerin en önemli niteliði olarak bahsettiðimiz, sadece bir söyleþi olmasýna raðmen seyirlik bir keyif de vermesi bugüne kadar belki de gözden kaçmýþ en önemli sorunun cevabý buradadýr. Karagöz muhaverelerdeki diyaloglarda sözün mutlaka yazýnsal bir tartýmla iþlenmesi söz konusudur. Kimi kez giderek müziðe yaklaþan, hatta bazen baþlý baþýna ezgiyle söylenen diyaloglar görülür. Hayali'nin zamanlamasý ve entonasyonu burada çok önemlidir. Sýklýkla rastlanan biçim muhaverelerde Hacivat'ýn söylediði bir cümleyi, ayný entonasyonda Karagöz'ün karþýlamasýdýr. Karþýlýklý konuþmada giderek bir vezin oluþur ve iç uyaklara da dikkat edilerek bir nazým akýcýlýk ortaya çýkar. Bu giderek komik gerilimi arttýrýr ve son noktasýnda da muhavere biter. Bire bir vuruþlar gibi, yada bir sarkacýn geliþ gidiþi gibi cümleler arasý ikinci bir tartým oluþturur. Oynatýcý da giderek bu tartýmýn temposunu arttýrarak seyircide oluþan gerilimi pekiþtirir.
Bu sadece muhavere bölümünde de ortaya çýkmaz, yukarda bahsettiðimiz gibi muhavere her tür karþýlýklý konuþma demektir. Karagöz'ün FASIL bölümünde de bu söz sanatlarýnýn tümünü kullandýðýný göreceðiz. Þimdi birkaç örnekle bu þiirsel diyalog biçemini kavramaya çalýþalým:
Hacivat'ýn bir cümlesini Karagöz'ün ayný vezinle birebir olarak baþka sözcüklerle Karþýlamasýdýr. Zaman zaman diyalogun akýþý gereði kesintiye uðrar yada baþka bir þiirsel biçime dönüþür.
Hacivat :-Gel benim gönlümün hasýlý!
Karagöz (pencereden)-Gelemem burnumun mayasýlý!
Hacivat :-Gel benim Serv-i bülendim!
Karagöz:-Gelemem sümüklü efendim!
Hacivat :-Gel benim gönlümün eðlencesi!
Karagöz:-Gelemem kokmuþ çarþý iþkembesi!
Hacivat :-Gel benim avare gezenim!
Karagöz:-Atlarsam beynini ezerim!
Hacivat :-Gel benim canýmýn caný!
Karagöz:-Hoþ geldin sefa geldin fýndýk sýçaný!
Hacivat :-Merhaba lapa tenceresi!
Karagöz:-Hoþ geldin hela penceresi!
Baþka bir örnek
Hacivat :-Eh bana da okursun artýk!
Karagöz:-Okurum.
Hacivat :-Nasýl okursun?
Karagöz:-Sülalene okurum!
Hacivat :-Aç bakayým ellerini.
Karagöz:-Açtým.
Hacivat :-Ah benim Hacivat'ým.
Karagöz:-Ah benim Hacamatcým
Hacivat :-Dikkat et! Ah benim Hacivat'ým
Karagöz:-Ah benim Hacivat'ým
Hacivat :-Nur içinde yatasýn.
Karagöz:-Nuri ile Yatasýn
Hacivat :-Hangi Nuri?
Karagöz:-Çingene Nuri!
Hacivat :-Nur içinde yatasýn!
Karagöz:-Nur içinde yatasýn.
Hacivat :-Rahmet okunsun canýna!
Karagöz:-Ahmet okusun canýna!
Hacivat :-Ne yapýyorsun?
Karagöz: -Sen öyle dedin!
Hacivat :-Rahmet okunsun canýna.
Karagöz:-Rahmet okunsun canýna!
Hacivat : -Topraðý da bol bol olsun.
Karagöz:-Topraðýn da bom bok olsun!
Baþka bir örnek
Hacivat :-Ben böyle mala-yani sözlerden hoþlanmam.
Karagöz:-Ben de manav yani den hoþlanmam.
Hacivat :-Ýstifadeli söz söylemeli.
Karagöz:-Ýstifan aða ile hesap mý görmeli?
Bu biçim tek baþýna bir muhavereye yayýlabileceði gibi, kimi kez muhaverelerin arasýnda yada sonunda ortaya çýkabilir. Görüldüðü gibi metinde bu, basit bir yanlýþ anlama olarak ele alýnamaz. Yanlýþ anlamanýn dilsel tartýmda sunulmasý söz konusudur. Söz ün iþlenmesi onun da ötesinde adeta bir müziðe dönüþmesidir muhavereler. Burada vezin olarak çoklukla aruza uyulmuþtur. Ama sayýldýðýnda hece ile de uyum saðladýðý görülecektir.
Hacivat :-Hukuk?
Karagöz:-Guguk!
Hacivat :-Servet-i fenni?
Karagöz:-Servet efendi!
Hacivat :-Ýlm-i riyaziye
Karagöz:-Otur piyaz ye!
Hacivat :-Cebir!
Karagöz:-Bak iþte ben cebre gelemem birader!
Hece olarak çözümlersek:
2/2 5/5 6/6 olarak ikili sýralar karþýmýza çýkar uyak olarak da a/a b/b c/c
son cümlede akýþ deðiþir.
Þimdi baþka bir biçim görelim:
Yukarda bahsettiðimiz vezin tekrarý Hacivat'ýn söylediði bir beyit, dize yada dörtlüðe Karagöz'ün baþka bir beyit ile yanýt vermesi biçimde de ortaya çýkar.
Hacivat :-
Çekip cam-i meyi nüþ eyleyip ta mest olup yattým
Teselli-bahþ olup dilden gam ü efkarý hep attým
Düþümde haneme teþrife raðbet eyledi canan
Þaþýrdým fikrimi rüyun görünce aklýmý oynattým
Karagöz:-
Çekip bir hayli zahmet kendimi bir yana dar attým
Pazarcý görmesin deyü kaçarken laðýma battým
Ne hal ise eve geldikte yattým yok yatak yorgan
Geniþçe bir nefes aldým düþümde maymun oynattým
Gel Geç muhavereleri de bu sýnýflandýrmaya girer:
Hacivat (gelir)-Þehvelendim ah efendim hoþu hoþu hoþ geldin!(gider)
Karagöz (gelir)-Kehlelendim sirkelendim cumbulu bumbul boþ geldin! (gider)
Hacivat: (gelir)--Ahu gözlüm inci diþlim hoþu hoþu hoþ geldin! (gider)
Karagöz: (gelir)-Ayý gözlüm kazma diþlim hoþu hoþu hoþ geldin! (gider)
Hacivat : (gelir)-Beni nigahýna esti o nazlý yaaaaar! (gider)
Karagöz: (gelir)-Hacivat kahveden kovulmuþ, bunda bi hal vaaaar! (gider)
3) Kimi kez karþýlýklý söyleþi tam bir müzikaliteye taþýnýr. Hacivat ve Karagöz birbirleri peþi sýra ayný ezgide cümleler kurarlar. Burada da giderek tempoyu arttýrarak oynatmak gerekir, bu komik gerilimi arttýracaktýr.
Hacivat :-Madem isimlerimizi deðiþtirdik, þimdi makam ile ezberleyelim.
Karagöz:-Hadi ezberleyelim.
Hacivat :-Meeeeeersin Karagöz!!
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat!
Hacivat :-Mersin mersin Karagöz!
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat!
Hacivat :-Ne yersin Karagöz?
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat!
Hacivat :-Annen ne yer Karagöz?
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat!
Hacivat :-Baban ne yer Karagöz?
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat
Hacivat :-Çoluk çocuk Karagöz?
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat
Hacivat :-Halan ne yer Karagöz?
Karagöz:-Süpürge sapý Hacivat
Hacivat :-Sülalen ne yer Karagöz
Karagöz:-Süpürge .....ha ne? Vay terbiyesiz........(vurur)
Metinler ilk kez okunduðunda bu öðelerden yoksun gibi görünen gizli vezinler vardýr. Metinlerin bu niteliklerinin gözden kaçmasý seslendirme biçeminin(üslubunun) bilinmemesinden kaynaklanmýþtýr. Günümüz Türkçe'si ile okunduðunda bu vezin ortaya çýkmaz. Bu nedenle bunun dilin eskiliðinden kaynaklandýðý sanýlmaktadýr, oysa bu üslup geçmiþte de(yani bu metinler kayda alýndýðýnda da) günlük dilden çok farklýdýrlar. Fakat yine de dikkatle bakýldýðýnda kimi kez uyaklý kimi kez iç uyaklý bir yapýnýn burada da ortaya çýktýðý görülür. Birebir hece ve aruz ölçüsü olmamakla birlikte serbest bir akýþ, adeta karagöze özgü yeni bir teatral vezin ortaya çýkmaktadýr.
Hacivat :-Bana bak Karagöz yýllardýr Küþteri meydanýndayýz, hiç aklýma gelip sormadým senin adýn var mý?
Karagöz:-Benim ne atým var, ne katýrým.
Hacivat :-Yahu onu sormuyorum, ismin nedir onu soruyorum.
Karagöz:-Sen afyonu fazla kaçýrmýþsýn birader, yahu benim adým Karagöz deðil mi?.
Hacivat :-Caným o lakap.
Karagöz:-Þimdi geliyor tokat!
Hacivat :-Dinle: Bir çocuk dünyaya gelir.
Karagöz:-Gelir!.
Hacivat :-Ziya yý görür.
Karagöz:-O benim iþime gelmez.
Hacivat :-Niye o?.
Karagöz:-Borcum var.
Hacivat :-Kime?
Karagöz:-Bakkal Ziya'ya.
Hacivat :-Hay külhani, ebe göbeðini keser, yýkarlar tuzlarlar.
Karagöz:-Buzdolabýna atarlar.
Hacivat :-Niye?
Karagöz:-Kokmasýn diye.
Hacivat :-Sararlar sarmalarlar, kundak yaparlar.
Karagöz:-Altýna da kibrit yakarlar, pufffffff!
Hacivat :-Ne yapýyorsun?
Karagöz:-Sen söyledin.
Hacivat :-Akþam üstü ezan vakti, çocuðun babasý kulaðýna bir þey söyler, Baban da sana da söyledi mi?
Karagöz:-Söyledi.
Hacivat :-Ne dedi bakiyim?
Karagöz:-Gittiðin yerde açýkgözlük yap dedi.
Örneklerle ortaya koyduðumuz gibi, karagöz metinlerinin kendine özgü bir dil biçemi söz konusudur. Halk Tiyatromuzun en eski türü olan Karagöz bu biçemi yine halk edebiyatýmýzýn zengin çeþitlemeleri ve türlerinden damýtarak bir seyirliðin en önemli unsuru yapmýþtýr. Bugün dahi Anadolu sözlü edebiyatýnda ayný þiirselliði buluruz,.
Ýþte bir masal giriþi:
"Hak dost , Vali dost,
Bubamdam galdý bir eski post
Ben dikerim, o sökülü
Aras'na mada gibi pirele sokulu......"
Atasözlerimizde de bu konuþma dýþý üslup kendini gösterir:
"Düðün olur iki kiþiye, kaygýsý düþer deli komþuya"
Dede Korkut kitabýnda aslen düzyazý olarak geçen bölümlerde de bu görülür:
"Oðlan anasýnýn sözün þýmardý.
Buðaç Big yirinden örü turdý, Kara Pulat öz kýlýcýn biline kuþandý, Að Tozluça katý yayýn eline aldý, altun cýdasýn koluna aldý........"
Burada "þýmardý" ile "kuþandý" da bir gizli ses benzeþmesi, "yirinden", "kýlýcýn", "yayýn" , "cýdasýn" da uyak, yine "biline", "eline", "koluna" da uyak söz konusudur.
Anadolu köy meddahlýðýnda da gerek anlatýmlarda gerek aradaki diyaloglarda bu þiirsel akýþ göze çarpar:
"-Bu dilekçe senin midir?
-Evet padiþahým.
-Ne hizmet elinden gelir?
Þevketlim saðolsun, þamdan aðasýyým.
Yani, emir govkan divanýnda odacýydým."
"midir" ile "gelir", "senin" ile "elinden", "padiþahým" , "aðasýyým" ve odacýydým birbirleri ile "uyaklýdýr". "Bu dilekçe senin midir" ile "Ne hizmet elinden gelir" in vezinleri de 8 er hecedir, "Þevketlim saðolsun þamdan aðasýyým" ile "emir govkan divanýnda odacýydým" da 12 þer hecedir.
Söyleyiþteki bu ritim ve uyak kullanýmý çocuk oyunlarýmýzdan, en karmaþýk edebi biçime kadar kültürümüzün vazgeçilmez parçasýdýr. Karagöz oyunlarýnda bu söz sanatlarýnýn teatralleþtirildiðini ve mizah ile yoðrulduðunu görürüz. Çoðu sanýya göre basit yanlýþ anlamalar ve söz oyunlarý gibi görünen bu diyaloglar aslen çok üstün bir yazýnsal niteliðin göstergesidir.
Halk Tiyatromuzun ana kaynaðý Karagöz metinlerinin dili kuþkusuz benim gibi bir uygulamacýdan daha çok akademisyenlerin ilgisini beklemektedir. Elde bulunan metinlerin çoðunun seslendirilmeleri bilgimiz dýþýndadýr. Bu nedenle kaynak olarak yazýmda bizzat derlediðim ses bantlarýný yada izlediðim oyunlarý kaynak alýyorum. Okuyucunun kimi kez düz bir metin olarak algýladýðý bu metinlerin pek çok diyalogu tam bir müzik melodisi olmasa bile yine de günlük konuþma dýþýnda bir seslendirmeye sahiptir. Týpký Shakespeare metinlerinin okunuþu gibi Karagöz metinlerinin de kendine özgü bir söyleyiþ biçemi vardýr. Bu biçemin yitimi geleneðimizle ilgili büyük bir erozyona sebep olmaktadýr. Günümüzde oynatýcýlar, kimi dile ait eski söyleyiþleri, bu niteliklerden haberdar olmadýklarý için kolaylýkla atýp, yeni deyiþlerle deðiþtirme yoluna gitmektedirler. Sözcüklerin eski oluþunun o günün gerektirdiði günlük kullaným zanný bu þiirselliðin yok olmasýna neden olmaktadýr.
Burada bir edebi eser olarak metin ve bu metnin bir oyun olarak sunulmasý konusu söz konusudur. Yazýya aktarýlamayan, yada dilin geliþimi ile erozyona uðrayan bir üslubun yeniden keþfedilmesi gerekmektedir. Muhavereler baþlýðýnda belirginleþen bu üslup aslen tüm karagöz metnine yayýlmýþtýr. Bu üslubun en önemli niteliði seyirci ile iliþkisinde ortaya çýkar. Her þeyden önce uyaklý söyleyiþ günlük konuþmadan çok daha fazla kalýcýlýða sahiptir. Diðer bir önemli nokta, bu metinlerin deneyim ile birlikte kesinlikle doðaçlamaya açýk oluþudur. Bu ise "o anda üretme" eylemini birebir seyirci ile paylaþmak demektir. Bir sanatsal sürecin yaratým aþamasýnýn paylaþýmýdýr bu ve sadece tüketici bir seyirci yerine üretimi paylaþan seyirci oluþturur. Bunun yanýnda üslubun popüler kültürle olan karþýtlýðý, oynatýcýyý sürekli olarak kolaycýlýktan uzak tutar.( tabi eðer bu üsluba uyuluyor ise, yoksa bugün pek çok oynatýcýnýn popüler TV þovlarý ve güncel reklam spotlarýný oyunlarýna aldýklarýný görmek mümkündür)
Sonuç olarak, kim ne derse desin, týpký bir Shakespeare Ýngilizcisi olduðu gibi, bu toplumun da seyirlik geleneðinde (bu geleneðin en eski biçimi Karagöz olduðundan böyle adlandýrýyorum ) bir Karagöz Türkçe'si vardýr. Bu nedenle derlenmiþ ve yazýlý olarak ulaþýlabilen Karagöz metinlerine, onlarýn seslendirilmesini düþünmeden "-Bunlar eski, sadeleþtirelim." önerisinde bulunmak, yalnýzca geleneðin deðil, geleceðin de yok olmasýna neden olacaktýr. Bu güne kadar uygulanan Kültür Politikalarýnýn da etkisi ile zaten yitirilenler pek geri gelecek gibi durmuyor. Konuyla ilgilenecek yeni nesiller bu nedenle "Müzelik Bir Karagöz Daðarcýðý" nýn arþivlenmesi, kaydedilmesi hatta eðer mümkünse yalnýzca eski metinleri oynatan ustalarýn yetiþmesini , bizzat bu iþin sorumlularýndan talep etmelidirler. Metinlerle yetinmeyip bugün yaþayan ustalar ve kimi bant kayýtlarýný inceleme fýrsatý bulanlar bunu çok daha iyi anlayacaklardýr. Asýl orijinal ortada olmadan onun modernleþtirilmesi de, güncelleþtirilmesi de söz konusu olmaz, üstelik güncellemek yerine sanatsal yaratý zaten yeni metinler oluþturmayý gerektirir. Sonraki yazýlarýmýzda bu konu üzerine daha ayrýntýlý duracaðýz.
Bu bölümde Karagöz oyunlarýnýn muhavere bölümünü ele aldýk. Biraz alýþýlmýþýn dýþýnda bir noktaya dikkat çekip, bir sav ileri sürdük. Fakat Karagöz metinleri ile ilgili yazýmýz burada bitmeyecek. Muhaverede saptadýðýmýz bu üslubun oyunun "Fasýl" bölümünde hangi biçimlerde ortaya çýktýðýný ve Karagöz oyunlarýnýn dramatik kurgusunu bir sonraki yazýmýzda ele alacaðýz.
Her ne kadar sürç-ü lisan ettiysek aff'ola
Hayali Alpay