Kadim Dostlar ™ Forum: Halk Oyunlarının Tarihçesi | Atatürk Halk Bilimi Ve Folklor - Türkiye'de Halk Biliminin Geçmişi - Kadim Dostlar ™ Forum

İçeriğe atla

Yalnızca 1 dakikanızı ayırıp sitemize üye olduğunuzda, içinde daha az reklam bulunan temamızı kullanabilirsiniz ...

Aradığınız konuya ulaşamadınız mı ? Problem değil, arama Özelliğimizi Kullanabilirsiniz
GoogleKadim Dostlar Özel Arama
Facebook Sayfamıza Üye Olabilir ve Güncel Site İçeriğinden Kolayca Haberdar olabilirsiniz
Sitemize reklam vererek, sitelerinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz
-------------------
Kurumsal Çözümler Uzmanı Erkan Okur
İnformatik: Mühendislik ve PLM Çözümleri



Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız

Halk Oyunlarının Tarihçesi | Atatürk Halk Bilimi Ve Folklor - Türkiye'de Halk Biliminin Geçmişi Konuyu Oyla: -----

#1
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 38.364
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel



İçeriği Arkadaşlarınla Paylaş

Halk Oyunlarının Tarihçesi



Halk Oyunlarının Doğuşu

Türkler, birlikte yaşama önemli ölçüde değer veren, törelerine bağlı, yaratıcı insanlar olarak kabul edilir. Tarihte ilk Türk uygarlıklarından Samanların, Hunluların, Oğuzların günümüze uzanan belgelerinden, geleneklerine bağlı olarak yapılan törenlerinin en önemli bölümünü Halk Oyunlarının oluşturduğunu anlamaktayız. Ortan Asya'daki Atalarımızın oyunları ile ilgili ilginç belgelere rastlanmaktadır. Çinli bir şair hanım, Han Beyi'ne gelin gelmii ve memleketine gönderdiği mektupta Hunluların adetlerinden manzum alarak şu şekilde söz etmiştir. DAVULU HER GECE DURMAZ DÖVERLER TA GÜNEŞLER DOĞANA DEK DÖNERLER! Bu yazı sıra oyunlarının (M.Ö 2000) yıllarında ateş çevresinde davul eşliğinde oynandığınıve güneşin doğuşunu, batışını çevredeki doğal olayları öyküleyen halk oyunlarının sabahlara dek sürdürüldüğünü kanıtlayan bir belgedir.


Anadolu'da yaşayan Türk uygarlıklarında ise Asya'dan getirdikleri geniş kültür birikimleri ile eski Anadolu uygarlıklarının kültür ürünlerinin özümlenmesini görmekteyiz. Bunun sonucu uygarlıkların beşiği Anadolu'da, Atalarımız, yaratıcı gücü, sanat anlayışı, beğeni ve becerilerinin de katkısıyla değer biçilmez halk oyunlarımızı oluşturmuşlardır. Anadolu'da yaşayanlar dil, din, tarih, yerleşim alanı ve ekonomik ilişkiler bakımından çeşitli kültürlere bağlıydılar. Türkler Orta Asya'dan getirdikleri Hititlerin, Frigya, İyon, Bizans kültür birikimleri üzerinde, Selçuklular ve Osmanlılarla sürdürerek geliştirdiler. Bu yücelme sonucunda ortaya çıkan değer biçilmez halk oyunlarımızı, gelenekler içinde törenlerimizde yaşatarak bütün çeşitleri ile günümüze kadar getirdiler. Halk oyunları toplum üyelerince kabul görerek insan davranışlarını öğrenilen ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültür ürünü olarak yerini aldı.

İlkel ve Gelişmiş Topluluklarda Halk Oyunlarının Yeri

İlkel insanlarda hayat, düşüncelerle değil devinimlerle başlamıştır. Bu insanların teori ile pratiği birbirinden ayıramadığı ve zihinsel soyutlamanın hayatlarına yeterince girmediğini görmekteyiz. Zaten bu aşamada henüz teoriden bahsetmekte mümkün değildir. Ve yalnız ilkel tapınma törenleri söz konusudur. İlkel tapınma da henüz pratiktir ama emekten bilinçli olarak ayrılmış bir pratiktir. Bu törenlerde yapılan tapılan en önemli bölümü yansılama ( öykünme) danslarından oluşurdu. Böylece bugünkü öykünme bize atalarımızdan miras kalmış bir özelliktir diyebiliriz.

İlk insanlar bir işi yapabilme yeteneğini geliştirmek için o işi yapmadan önce temsili olarak ortaya koyup taklit ederlerdi. Böylece nesnel bir işlevi yerine getirmek için öykünme (taklit) doğmus oluyordu. Atalarımız bazen doğayı evcilleştirmek, bazen avına bir üstünlük, bazen de totemin doğa üstü güçlerinden yararlanmayı törenlerinde amaçlıyor ve işlerinin bir çoğunluğunu danslarla yerine getiriyorlardı. İlkel toplumlarda dinsel törenler, bireyleri toplumla yaşamaya zorluyor ve koyduğu kurallarla ilişkilerin uyumlu ve dengeli yaşamın da daha az sorunlu olmasına yardımcı olunmasını sağlıyorlardı. Törenlerde oynanan oyun bir görevi üstlenip bu ödevi yerine getirmektir. İnanci, oynanan oyunun bireyleri bağlayıcı nitelikte ve belli amaçlara yönelik olduğu düşüncesini açıklamaktadır. Bu nedenle törenlerde yapılan danslar zamanla belli kural ve kalıplara bağlanarak yaşatılmış ve daha sonraki kuşaklara taşınmşıtır. İlkel insanlarda yaşamlarını sürdürmek için ihtiyaçlardan doğan bu danslar, deneyler sonucu gelişerek sanatın ilk halkalarını oluşturdu. İlkel insanı yaratmakta, gücünü artırmakta ve yaşayışını zenginleştirmede kendine gerçek bir yol buldu.

Ava çıkmadan önce yapılan çılgın dans, topluluğun güven duygusunu gerçekten artırıyordu. Yüze sürülen savaş boyaları, atılan savaş çıglıkları savaşçıyı daha kararlı yapıyordu. Ayrıca düşmanı da ürkütebiliyordu.Ürkütücü doğa karşısındaki güçsüz yaratık (insan) gelişmesinde yaptığı dansların büyük etkisinden destek alıyordu.

Eski Mısır Uygarlığından kalan bazı resimler, BENI HASAN mezarlarında bulunup, dansın temel figürlerini, hareket sıralarını göstermektedir. Tek, çift veya grup halinde yapılan dansların dramatik, lirik ve şekillerini, din kültür, taklit, ifade savaş temeline dayanan çeşitlerini resimlerden izlemek mümkün olmaktadır. Eski Mısırlılarda da bir çok uygarlıkta görüldüğü gibi, dans inanç gereği ibadet amacıyla yapılırdı.Tanrılar içi yapılan ayinlerde, hasat ve bereket için yapılan şenlik ve törenler, dansın değişmez gösterisiydi. Eski Mısırlılar cenaze törenlerinde dramatik danslar yaparlardı. Başka toplumlarda bu tür cenaze törenlerinde dansa ender rastlanır. Özellikle yüze maske takılarak yapılan bu dansa ölüm dansı denilirdi. Mısırlılar da ve diğer toplumlarda olduğu gibi dans yaparken müzik aleti çalar, özel giysiler giyer, tempo tutarak eşlik ederlerdi.

Eski Yunan Uygarlığında, dansın önemli bir eğitim unsuru ve her yaşta yapılan bir uğraş olduğunu görmekteyiz. Büyük oyunların programlara alınması, yarışmalarda derece alanlara ödüller verilmesi, dansın kültür ve sanat değerleri yanında "Spor" çesitleri içinde yer aldığını göstermektedir. Ayrıca eski Yunanlıların vücut eğitiminde dansın önemli bir yeri vardır. Kişide iş verimini sağlayan, eğlence içinde ve müzik esliğinde yapılmasi halk danslarına olan ilgiyi önemli ölçüde arttırmıştır. O dönemin bilim adamlarının, bilge kişilerinin de iyi birer dansçı olduklarinı ve halk danslarına önem verdikleri konusunda önemli belgelere rastlanmaktadır. Eski Yunanlılar dans yaparken özel giysiler giyer, maskeler kullanıp, müzik eşliğinde şarkılarla dans ederlerdi. Böylece hayatlarının özünü ve yaşamlarının çeşitli yönlerini yansıtan hareketlerin anlamını pekiştirip, zenginleştirmişlerdir. Yunanlıların dansları da genellikle insan ilişkilerini ve iç dünyalarını dogmaca (dogal) anlatan hareketlerden oluşur. Yunanlıların "Eleusis" ayinlerinde, bireyi kendinden geçiren, tanrısallığa ulastıran danslar yapılmıştır. Bu danslar bireylerde, boşalım, arınma ve doyum sağlama amacını gerçekleştiriyordu.

İlkel ve Gelişmiş Toplumlarda Dans Kavramı

İlkel toplumlar da raksın anlamı o kadar önemlidir ki, her hareketi başka başka olayların temsili sayılmaktadır. Örneğin; bugün bile, Amerika yerlileri Afrika da çıplak gezen vahşi kabilelerin oyunlarında mana hakimdir. Ava çıkmadan önce toplu olarak yapılan çılgın danslar güven duygusunu arttırır, yüze sürülen savaş boyaları savaşçıları daha kararlı yapar ve düşmanı ürkütüp korkutur diye düşünülmektedir. Bütün bunlar tehlikeli ve ürkütücü doğa karşısında ki güçsüz yaratık insanın gelişmesinde büyüden büyük destek beklediğini açıklamaktadır. İlkel toplumların yaşamlarını sürdürebilmeleri için ihtiyaçtan doğan bu danslar, deneyler sonucu gelişerek sanatın ilk halkalarını oluşturmuştur.

İlkel toplumlar törenlerde oynadıkları tüm oyunları görev olarak üstlenip, bir görevi yerine getirdiklerine inanırlardı. Bu amaçla törenlerde yapıla gelen danslar zamanla belli kural ve kalıplara bağlanarak daha sonraki kuşaklara aktarılırdı. Vahşi ( ilkel )'lerin manidar rakslarına karşın gelişmiş toplumlarda mana kaybolup, hareket hakim olmuştur. Medeni raks şekil ve görünüm olarak çok gelişmiş olsa da , yaşantımızdakı olaylarda görülme sıklığı, manidarlığı ve önemini kaybetmiştir. Özellikle danslardaki mana yerini sanatsal hareketlere bırakmıştır. Çünkü insanların en önemli işi raks değildir.

Günümüzde, Halkbilimin içinde doğan ve onun içinde gelişen halk oyunlarımızın, tüm bilgi edinme kaynaklarından etkilendiği ve bu çabalardaki ortak payda olan bilgilenme sonucunda, kontrollü değişkenlerin değil, toplumun ihtiyacı olan yönelmelere yardımcı olunması sentezlerine ulaşıldığı gözlenmektedir. Bundan anlaşılacağı gibi, "Oyun kültürün doğuşunda başlıca etkendir." O halde kültürün kapsamı için de yer alan sanatın da kökeninin "oyun" olduğunu ve sanatın doğuşunda önemli bir rolünün bulunduğunu söylemek mümkündür.

Türk Halk Kültüründe Halk Oyunlarının Yeri

Ülkemizde halk oyunlarının çalışmalarda, eğitimde, kültürde ve diğer alanlarda değerlendirilmesi ancak bu yüzyılda önem kazanmıştır. "Oyun, kültürün doğuşunda başlıca etkendir." Buna göre kültürün kapsamı içinde yer alan sanatın da kökeninin "oyun" olduğunu ve sanatın doğuşunda önemli bir rolünün bulundugunu söylemek mümkündür. Tarihte ilk Türk uygarlıklarından; Samanların, Hunların, Oğuzların geleneklerine bağlı olarak yaptıkları törenlerin önemli bir bölümünü halk oyunlarını oluşturduğunu, bugüne kadar gelebilen belgelerden anlıyoruz.

Anadolu'da yaşayan Türk uygarlıklarında ise, Asya'dan getirdikleri geniş kültür birikimleri ile Anadolu uygarlıklarının kültür ürünlerinin özümlenmesini görmekteyiz. Bunun sunucu olarak uygarlıkların beşiği olan Anadolu'da Atalarımızın yaratıcı gücü, sanat anlayışı, beğeni ve becerilerinin de katkısıyla değer biçilmez halk oyunlarımız ortaya çıkmıştır. Türklerde danslar; kılıçla, mumlarla, kutsal sayılan araçlarla oynanırdı. Uğur getirmesi için yapılan halk oyunlarına sıkça rastlanmaktaydı. Günümüzde bunların kalıntıları danslarımızın bir çoğunda görülür. Bu dansların kutsal amaçlarının zamanla ortadan kalkarak eğlence için yapıldığını görüyoruz. Anadolu'da ölüm dansına (ölen kişi için yapılan) rastlamamaktayız. Birçok yabancı ülkede günümüzde bile görülen ölüm dansı eskiden bazı Türk boylarında da yapılmamaktaydı. Tarihsel süreç içinde oluşan din olgusu, halk oyunlarına kökenlik etmiş, onun ayin biçimi ve ibadet gelenekleri bu ulusal kaynağı şekillendirmiştir. İbadet devinimleriyle oluşan figürler motifler, ilkel din sistematizmi içinde imajlarını oluşturarak ve düşünsel yapıda belirginleşerek anlam kazanmış, yine, ayinsel fonksiyonlar içeren dinsel ilahiler, varlıklar dünyasının ve tabiattaki tabii seslerin taklidi biçimindeki terennümlerden ortaya çıkmıştır. İnisiasyon ayinlerinin ürünü olan bu değerler, toplumların tarihsel gelişimi içinde, bilinç dışı olmak üzere, nesilden nesile aktarılarak yine dinsel ortamında işlenmiş ve geliştirilmiştir.

Zaman içerisinde Türk Toplumu'nun çeşitli yabancı dinlere girmesi, onların kültürel ve dinsel etkisinin altında kalması, somut ve anlaşılır anlamlar taşıyan devinimleri ve melodileri, soyut ve anlamı bilinmeyen, dinselliği kaybolmuş danslar şekline dönüştürmüştür. Her biri bir dinsel inanç ve eylemi ifade eden devinimler, anlamlarından ve özel giysilerinden soyutlanması sonucu "Köçek" danslarında olduğu gibi erotik bir anlam kazanmasına neden olmuştur. Türkler Orta Asya'dan getirdikleri kültür birikimlerini, Hititlerin, Frigya, İyon, Bizans kültür birikimleri ile pekiştirerek, Selçuklular ve Osmanlılarla sürdürerek yücelttiler. Bu yüceltme sonucunda ortaya çıkan paha biçilmez halk oyunlarımızı gelenekler içinde törenlerimizde yaşatarak bütün çeşitleri ile günümüze kadar getirdiler.

Günümüzde halk oyunları ile ilgili çalışma, araştirma, derleme ve gösteriler çeşitli kuruluşlar tarafindan yürütülmektedir. Dünyada hiçbir ülkede bulunmayan zenginlikteki halk oyunlarımız, kendi halkımıza ne yazik ki basit bir eğlence aracı olarak yansıtılmaktadır. Genelde konu bir kültür ünitesidir. Onun içindir ki, konuya kültür açısından bakmak gerekmektedir. Oysa ülkemizde, halk kültür ürünlerinin en yaygın olanı, halk oyunları başta olmak üzere yalnız tanıtma amaç edinilmiştir. Gerekli bilimsel çalışmalar yapılmadan, yüzeysel ve dayanağı olmayan biçimde konulara el atılmıştır. Sonuç olarak bir kültür hazinesi olan halk oyunlarımızın gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir şekilde aktarılması ve hak ettiği seviyeye ulaştırılması en büyük görevimiz olmalıdır.

1900 Yılından Günümüze Halk Oyunları Çalışmaları

Halk dansları çalışmalarında yöntem konu, kadro alan gibi kuramsal bilgiler yanında araştırma, inceleme, derleme ve gösteri gibi uygulamalarla da karşılaşılmaktadır. Bu bakımdan başlangıçtan zamanımıza kadar olan çalışmalarda sık sık değişik konulara öncelik verildiği görülmektedir. Örneğin; başlangıçta sadece halk danslarının öneminden söz edilirken, cumhuriyetin kuruluş yıllarında yazılan yazılarda zeybek gösterileri ele alınmaya başladı. 1929'da halk danslarının filme alındığını öğreniyoruz. 1950 yıllarından sonra ise festivallerle birlikte anılmaya başlanmıştır. Türkiye'de halk dansları ile ilgili ilk yazı 1900 yılında Riza Tevfik (Bölükbaşı) tarafından yazılmıştır. "Raks" başlığıi taşıyan bu yazıda halk dansları üzerine bugün bile aktüalitesini kaybetmeyen konulara değinilmiş, önemli bilgilere yer verilmiştir. Bu nedenle de bu yazı Türkiye'deki halk dansları ile ilgili çalışmaların başlangıcı olarak kabul edilebilir. " Raks hakkında" adlı bu yazıdan sonra, halk dansları 1917 tarihinde okullarımıza girmiş ve öğretilen ilk dansta zeybek olmuştur. Bu zeybege "Tarcan" zeybeği denmesinin nedeni de Selim Sırrı Tarcan tarafından derlenmiş olmasıdır. Bu oyunun ilk defa İstanbul Ögretmen okulu öğrencileri tarafından İdman Bayramında halka sunulduğunu görmekteyiz. Cumhuriyet yönetiminin kurulması ile halka eğilme ve halkla kaynaşma aşamasınin ilk aşamasına geçilmiştir. 1926 yılında İstanbul Belediyesi tarafından konservatuar Halk müziği derleme gezileri düzenliyor ve bu gezilerde Halk danslarına da yer veriyordu. Ayrıca Selim Sırrı Tarcan Ocaklarında konferanslar verip Zeybek oyunları, gösterileri düzenliyordu. 1927 yılında kurulan Halk Bilgisi Derneği'nin Tüzüğünde halk danslarına "raks" adlı bir ana madde koyulduğunu fakat konuya fazla eğilmediklerini söyleyebiliriz.

1929 yılında halk dansları ilk kez filme saptandı. İleriyi iyi gören halkbilimcilerimizde Yusuf Ziya Demircioğlu, Mahmut Ragip Gazimihal, Feruh Arsunar ve Abdülkadir İnan'dan kurulu bir ekip sinema operatörü aracılığı ile Trabzon, Rize, Erzincan ve Erzurum halk danslarını İstanbul Konservatuarı adına filme aldılar. Bu olayın önemli olmasının nedeni ise, halk danslarının bundan kırk yıl sonra bilimsel nitelikli olarak ilme alınabilmesidir.

Halk dansları 1932 yılında kurulan Halkevlerinde kendini gösterme fırsatı buldu. Dağınık bir biçimde yapılan çalışmalar düzenli, bilinçli bir şekilde yapılmaya başlanarak tüm yurt düzeyine yayıldı. Tüm illerde halk dansları toplulukları kuruldu. Ankara başta olmak üzere festivaller düzenlenmeye başlandı. 1941 yılında halk dansları üzerinde bilimsel çalışmalar sürerken Vahit Lütfü Salcı araştırmalarını "Gizli Türk Dini Oyunları" adlı eserinde toplayarak yayınladı. 1944 yılında Kasım Ülgen'in 3 ciltlik "Doğu Anadolu Oyun Havaları" yayınlandı. Bu kitapta ilk defa oyunların notaları, ayak hareketleri resimlerle çizilerek halk danslarının kalıcı olmasını sağladı. 1951 yılında Halkevleri siyasi gerekçelerle Adalet Partisi tarafından kapatılınca, halk dansı topluluklarının çatısı altında barındıkları yuvasıi dağılmiş oldu. Bu duruma Üniversite ve Yüksek okullarımızdakı gençler, sahipsiz ve ilgisiz kalan halk oyunlarımıza sahip çıktılar. 1955 yılında ilk defa bir kurum olarak Yapı ve Kredi Bankası bu kültür hizmetine sahip çıktı. Türk halk danslarını geliştirmek ve yaşatabilmek amacıyla "Türk Halk Danslarını Yaşatma ve Yayma Tesisi" adlı bir bölüm kurdu ve yuvasız kalan halk oyunlarımızı bu çatı altında barındırdı. Bu çatı altında değerli bilim adamlarımız 14 yıl halk danslarını geliştirmek, yaşatmak ve yaymak için çalıştılar. Yüzlerce araştırma ve rapor hazırlandı. Foto, film ve teyple saptamalar yapıldı. Halk oyunları festivalleri düzenlenerek buralarda 600'e yakın dans gösterildi. Bu çalışmalarda 1600 kadar dans olduğu bunların 400 kadarının yaşamakta olduğu anlaşıldı. Tesiste yapılan tüm çalışmalar ve hazırlanmış olan bant, nota, foto, film ve dia gibi dans ve müzik ürünlerinden yararlanılarak Sadi Yaver Ataman tarafından hazırlanan "100 Türk Halk Oyunu" adlı eser, Yapı Kredi Bankası tarafından 1975 yılında yayınlandı.

Günümüzde ise Halk oyunları ile ilgili çalışma, araştırma, derleme ve gösteriler çeşitli kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Cumhuriyet döneminde Halkevleriyle başlayan ve giderek büyük kentlerde Okul, Dernek, Klüp ve topluluklarca sürdürülen Halk oyunları çalışmalarına; Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanığı, Köy İşleri Bakanlığı ve Dış İşleri Bakanlığına bağlı çeşitli kuruluşlar katılmıştır. 1966 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde "Milli Folklor Ensitüsü" kurulmuş olup daha sonra Kültür Bakanlığına bağlı "Milli Folklor Araştırma Dairesi" ne ( M.F.A.D) dönüştürülmüştür. Turizm bakanlığı bünyesinde "Devlet Halk Dansları Topluluğu" oluşturulup, Gençlik Ve Spor Bakanlığına bağlı İzcilik ve Boş Zamanları Değerlendirme Genel Müdürlüğünde Halk Oyunları Şubesi kurulmuştur. 1970 yılından sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı halk dansları ekiplerini yurt dışı uluslar arası gösterilere göndermeye başladı. Halk oyunları ekipleri daha sonra Japonya- Osaka fuarındaki gösterilere, 1972 yılında ise Fransa'nın Diyon şehrindeki ulusararası Halk Dansları festivaline gönderildi. Bundan sonra artık Avrupa gezileri dönemi başladı. Şu anda I.T.Ü Türk Musukisi Devlet Konservatuarı, Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı ve Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuarı içerisinde yer alan Halk Oyunlari Bölümleri Bilimsel olarak Halk oyunları çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Halk Bilimi ve Folklorün Gelişimi

Doğumdan ölüme kadar insanların yaşantısında yer alan maddi ve manevi bütün kültür öğelerini bilimsel olarak derleyen, araştıran, değerlendiren ve bunların sistematik bir açıklamasını yaparak insanlığın kültür tarihini ve özellikle halk kültürünün genel gelişme kurallarını inceleyen, kültürler arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları belirleyip ortaya koyan, gerektiğinde de bu bilimsel sonuçların halkın yararına olacak biçimde düzenleyip halka aktaran ve hatta birtakım uygulamalarda bulunan bir bilim dalıdır.Bilim adamları, insanla uğraşan bilim dalları içinde, folklorun da diğer toplum bilimlerinden ayrılması görüşünü savunmuşlardır. Bu yolda ilk adım 22 Ağustos 1846 yılında İngiltere'de arkeolog ve yazar olan W.J. Thoms tarafından atılmıştır. Thoms yayınlanan bir yazısında, o güne kadar halk edebiyatı, halk adetleri, halk ürünleri adı altında değerlendirilen ürünleri folklorun bir parçası olarak açıklanmıştır. Bu görüş kısa zamanda başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, bütün dünyada etkisini göstermiş ve folklora bağımsız bir bilim dalı olarak bakılmaya başlanmıştır.

Folklor terim olarak tükçeye çevrildiğinde "folk=halk, lor=bilim, bilgi" karşılığı "halk bilgisi" ya da "halk bilimi" olmaktadır.

Artık folklor birçok bilimlerin kavşak noktasında bulunan ya da onlarla birçok konuları, ortaklaşa paylaşan bir bilimdir. İnsanlardan insana uzanan bir kültür olan folklor, "alanı insan, konusu özgün kültür olani bilimsel yönten anlayışı ve alana özgü araştırma, teknikler aracığı ile elde ettiği bulgularla genellemeler düzeyinde kuramlara ulaşmayı amaçlayan, toplumsal bilimler içerisinde bir bilimdir. Folklor bir ülke yada belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alandaki kültürel ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemleriyle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada da bileşime vardırmayı amaçlayan bir bilimdir. Folklor malzemeleri, halkın meydana getirdiği ürünlerdir. derlenen bir malzemenin, folklorik sayılması için malzemenin anonim olması, kuşaktan kuşağa geçmesi, geleneksel olması gerekir. Yani, derleme yapılan türkünün o köyde, yörede yaygınlık kazanmış olması, bilinmesi, sözlerinin ve ezgisinin anonim olması yada varyantlarının olması, o türkünün folklorik değerini kuvvetlendirmektedir.




1 Kullanıcı bu konuyu okuyor
0 üye, 1 misafir ve 0 gizli üye



Toplam 0 kullanıcı bu konuyu okudu.

0

#2
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 38.364
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Otel ve Pansiyon Rehberiniz Otel, Pansiyon, Tatil, Gezi, Seyahat ve Konaklama Rehberiniz Bütçenize uygun, keyifli bir tatil için size gezi, seyahat ve konaklama tavsiyeleri: Otel Tanıtımları, Pansiyon Tanıtımları, Tatil Tavsiyeleri, Konaklama Tavsiyeleri, Ülke Tanıtımları, Seyahat Alternatifleri, Şehir Tanıtımları, Tarihi Eserler, Antik Kentler


Türkiye'de Halk Biliminin Geçmişi



-1913 Ziya Gökalp, Halka Doğru adlı dergide “Halk Medeniyeti-I” başlıklı yazısında Folklor terimine karşılık olarak “Halkiyat” terimini kullanmıştır.

-6 Şubat 1914 Mehmet Fuat Köprülü İkdam Gazetesinde “Yeni Bir İlim: Halkiyat-Folklor” konulu yazısında Folklorun Avrupa’daki gelişiminden ve ülke için öneminden söz etmiştir. Folklorun toplum hayatındaki önemini dile getiriyordu. Folklor terimi açık olarak ilk defa bu yazıda geçmiştir.

-5 Mart 1914 Rıza Tevfik Bölükbaşı Peyam Gazetesi’nin edebiyat ekinde “Folklor” başlıklı yazısında, kelimenin aslını açıklayarak bizdeki anlamıyla Avrupa’daki anlamı arasındaki farkları işaret etmiştir.Folklorun bizde bir karşılığı olmadığını, konunun halk edebiyatı ürünlerini kapsadığını belirtiyordu Cumhuriyet dönemine kadar folklor konusundaki çalışmalar, daha çok kişisel ve dağınık görünümdedir.

-1923 Ziya Gökalp'in yazmış olduğu "Türkçülüğün esasları" adlı eseri, folklor açısından önemli bilgiler vermiştir.

-1923 TBMM 'nin açılışında "milli eserlerimizin derlenerek korunması" programa alınmış, "Hars Müdürlüğü" kurulmuştu.

-1924 Selim Sırrı Tarcan Türkiye Edebiyat Mecmuasında “Halk İlmi (Halkiyat)” dergisinde Folkloru tanımlayarak, Folklorun birleştirici ve eğitsel bir bilim dalı oluşunun üzerinde durmuştur.

-1924 yılında, İstanbul Üniversitesi bünyesinde bir "Türkiyat Enstitisü" kuruldu. M. Fuad Köprülü burada, halkbilim dersleri vermeye başladı. Akademik seviyede ilk halkbilimciler burada yetişti.

-1924 yılında Musiki Muallim Mektebi, Türk Halk Türkülerini derlemeye başladı ve bunları arşivledi.

-14 Ekim 1925 yılında Selim Sırrı Tarcan nın İzmir Kız Öğretmen Okulu öğrencileriyle Atatürk'ün huzurunda oynaması, Türk Halk Oyunları için bir dönüm noktası olmuştur.Atatürk daha sonra Selim Sırrı Tarcan'ı Zeybek oyunlarını yaymakla görevlendirmiştir.

-1925 yılında Ankara'da kurulan Etnografya Müzesi giderek zengin bir folklor müzesi haline geldi.

-1926 Selim Sırrı Tarcan'ın Halk Dansları ve Tarcan Zeybeği adlı kitabı yayınlandı.

- 1926 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuarı'nca düzenlenen Halk Müziği Derleme Gezilerinde halk oyunlarına yer verilmiştir.

-1927 yılında bir avuç idealist genç Ankara'da "Türk Halk Bilgisi Derneği"ni kurdu

-1927 yılında Ankara’da “Anadolu Halk Bilgisi Derneği” daha sonra da “Türk Halk Bilgisi Derneği” adını alan dernek, Türk Halk Bilimine dönük çalışmaları başlatan ilk örgüttür. Bu dernek ilk araştırmalarını "halk bilgisi mecmuası" adlı bir cilt halinde yayınladı. İstanbul'da "halk bilgisi haberleri" adlı aylık bir folklor dergisi yayımlanmaya başladı .

-1929 yılında Mahmut Ragıp Gazimihal ‘Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz’ adlı bir kitap yayımlamıştır.

-15.8.1929 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı adına Yusuf Ziya Demircioğlu, Mahmut Ragıp Gazimihal, Abdulkadir İnan, Ferruh Arsunar'dan oluşan halk müziği derleme ekibi aralarında bulunan bir sinema operatörü aracılığı ile Trabzon, Rize, Erzincan, Erzurum illerinin halk oyunları filmle saptandı. Halk oyunlarımızın ilk defa bilimsel nitelikte filme alınması bakımından çok önemli bir olaydır.

-1926-1929 İstanbul Belediye Konservatuarı halk oyunları ve türkülerini derlerken, tekke ve mevlevi müziği hakkında "defter" adı altında seri kitaplar yayımlamaya başladı. derlediği malzemeleri 14 defter halinda yayımladı. Türkiye’de ilk resmi derlemelerdir.

-1930 yılında ülkemize gelen Macarlar'ın ünlü etnomüzikoloğu Bela Bartok,Ahmet Adnan Saygun ile birlikte ülkemizi gezip, dolaşmış ve derlemelerde bulunmuştur.

-1932-1943 yıllarında A.A. Saygun Halk Musıkisi Folklor Kurumu kurulması gerekir diye rapor verdi.

-1932 yılında kurulan Halkevleri kültürün araştırılması, incelenmesi, yaygınlaştırılması ve halkla kaynaştırılmasında önemli rol oynamıştır.

-Atatürk'ün bizzat öncülük ederek kurduğu Halkevleri, folklor açısından önemli ve düzgün çalışmalar yapılan yer oldu. Kurumsal bilgilerin yanında halk oyunları grupları da kuruldu. Festivaller düzenlendi. Yöresel dergiler çıkarıldı.

-Türk Dil Kurumu da Halk Ağzından Derleme Dergileri, Derleme ve Tarama sözlükleriyle dil konusunda Halk Bilimine katkıda bulunan kurumlar arasındadır.

-1935 yılının Eylül ayında Atatürk'ün huzurunda da İstanbul'da "Beylerbeyi Balkan Festivali" yapılmıştır.Bu festival Türkiye'de düzenlenen ilk uluslar arası halk oyunları festivalidir. Yurdun dörtbir yanından gelen halk oyunları toplulukları ile Balkan ülkelerinden gelen (Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan) halk oyunları toplulukları katılmıştır.

-1936 yılında (Ağustos) 2. Balkan Festivali yapılmıştır. Bu olay da ülkemizdeki festivallerin başlangıcı olması bakımından önemlidir.

-1938-1948 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesinde Halk Edebiyatının yanında Halk Bilimi konularına da programında yer veren bir kürsü, Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde çalışmalar yapmıştır. Aynı fakültenin Etnoloji kürsüsü ise etnoloji ve sosyal antropolojinin yanı sıra Folklor konularını işlemektedir.

-1938 yılında ‘’Halk Bilgisi Mecmuası” ile “Halk Bilgisi Haberleri’nde ağırlık tamamen Halk Bilimsel yazı ve derlemelere verilmiştir.Bunları Folklor Postası,Türk Folklor Araştırmaları, Türk Etnografya Dergisi, Folklor, Folklora Doğru, Sivas Folkloru, Halkbilimi gibi dergiler izlemiştir.

-1939 yılında Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde"halk edebiyatı ve folklor"adı altında Petrev Naili Boratav tarafından okutulan ders,1949 yılında kürsü haline getirildi.

-1940 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından kurulan "yurttan sesler korosu" halk türkülerini gerçek şekliyle icra edilmesinde önemli rol oynadı.

-1941 yılında Vahit Lütfi Salcı (Vahit Dede)'nın Gizli Türk Dini Oyunları adlı kitabı yayınlandı.

-1942 yılında Osman Bayatlı'nın Zeybek Oyunları ve Havaları ,Numan Sırrı'nın Erzurum Oyunları ve Havaları adlı kitabları yayınlandı.

-1944 yılında Kasım Ülgen'in 3 Ciltlik Doğu Anadolu Oyunları ve Havaları adlı kitabı yayınlandı. Kasım Ülgen ülkemizde ilk defa halk oyunlarımızın hareket notasyonunu yapmıştır.

-1948 yılında Selim Sırrı Tarcan'ın Yeni Zeybek Raksı adlı kitabı yayınlandı.

-1949 Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Ağustos 1949'da yayın hayatına girmiş

-1950 yılında Muzaffer Sarısözen'in başkanlığında halk oyunları topluluğu İtalya ve İspanya'ya gitmiştir.

-1951 yılında halk evlerinin kapanmasından sonra halk oyunları toplulukları sahipsiz kalmış ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

-1955 yılında, Yapı ve Kredi Bankası halk oyunlarını yaymak ve yaşatmak amacı ile "Türk halk Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi"ni kurdu.

Bu tesis birçok bant, plak, nota, film gibi oyun ve müzik ürünlerini topladı ve halk oyunları bayramları düzenledi, ilk halk oyunları seminerini gerçekleştirdi.

-1955 yılında Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, iki kez ad değiştirerek günümüzdeki Folklor Araştırmaları Kurumu adını almıştır.

-1958 yılında TUFAK (Turizm Folklor Araştırma Kurumu ) kuruldu.

-1963 yılında yeniden açılan Halkevleri ile birlikte halk oyunları çalışmalarına başlanmış, dağılan topluluklar tekrar bir çatı altında toplanmıştır.

-1961 yılında ilk defa halk oyunları semineri yapılmıştır.

-1964 yılında İstanbul'da "yüksek tahsil gençliği türk folklor enstitüsü kurma derneği" adı altında bir örgüt kurulmuştur.

-1964 yılında kurulan “Y.T.G. Türk Folklor Enstitüsü kurma derneği” 1966 yılında “Türk Folklor Araştırmaları Kurumu” adını alarak bu alanda çalışmalar yapmıştır.

-1966 yılında “Milli Folklor Enstitüsü” kurulmuştur. Amacı Folklorun çeşitli konularında çalışmalar yaparak bir Folklor arşivi, kütüphanesi, müzesi kurmak, yurdun değişik yerlerinde bu konularda yapılan çalışmaları birleştirip teşvik etmek ve bunlara rehberlik etmektir.Kurum daha sonra sırası ile;

1973 yılında “Milli Folklor Dairesi Başkanlığı”,

1982 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde müstakil Daire Başkanlığı,

1989 yılında “Halk Kültürlerini Araştırma Dairesi Başkanlığı,"

1991 tarihinde de “Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü” adını almıştır

-1967 yılında TRT Kurumuda bir derleme gezisi düzenlemiştir.

-1968 yılında "Türk Halk Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi" sayesinde Milli Eğitim Bakanlığı, TRT işbirliğinde halk oyunlarımız filme alınmıştır.

-1969 yılında TUFAK Tunus-Kartaca'da Dünya Birincisi oldu

-1974 yılında Devlet Halk Dansları Topluluğu kurulmuştur.2908 sayılı kanuna göre kurulmuş olan Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun yaptığı sahne düzenlemeleri derneklere örnek olmuştur.

-1975 yılında “Uluslararası Türk Halk Kültürü Kongresi” yapıldı.

-1976 yılında İstanbul'da "Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı" kurulmuştur.
Kuruluş amacı Ülkemizde yapılan folklor çalışmalarını, daha bilimsel ve akademik kılmak amacı ile, eğitim ve öğretime ağırlık vermekti.

-1978 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı, dernek, kurum ve kuruluşlar, üniversitelerarası
halk oyunları yarışmaları düzenlemiştir.

-1981 yılında TUFAK Fransa - Dijon'da düzenlenen Halk Oyunları Yarışmasında Dünya Birincisi oldu

-1983 yılında TUFAK Çekoslavakya - Zwollen'de Dört dalda Dünya Birinciliği kazandı.

-1984 yılında İTÜ rektörlüğünde Türk Halk Oyunları Bölümü faaliyete geçmiştir.
Daha sonraları Ege Üniversitesi'nde Gaziantep Üniversitesi'nde,Devlet Türk Musikîsi
Konservatuarı, Türk Halk Oyunları Bölümü kurulmuştur.

-1989 yılında “Halk Kültürlerini Araştırma Dairesi Başkanlığı", 1991 tarihinde de “Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü” adını almıştır.

-1993 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde Halk Bilimi Bölümü bağımsız bir bölüm oldu.

-1993 yılında “Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu” nun birincisi yapıldı.

-1994 yılında birincisi yapılan “Türk Araştırma Sonuçları Sempozyumu’’ gerçekleşti.

-1998 yılında “Türk Araştırma Sonuçları Sempozyumu’’ sonuncusu yapılmıştır.

-1999 yılında “Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu” nun ikincisi yapılmıştır.

-2000 yılında “Mahalli Halk Oyunları Yarışma”nın her yıl yapılması planlanmıştır.

-2000 yılında bağımsız Folklor kürsüsü yalnızca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde kurulabilmiştir.

0

#3
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 38.364
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Atatürk Halk Bilimi ve Folklor



- İnceleme ve araştırmalarımıza zemin olarak çoğu kez kendi yurdumuzu, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almalıyız. Bunu başarmak için de ülkemizde; yönetimin hangi kademesinde olursa olsun, her bireyin kendi kültür değerlerini yakından bilmesi ve tanıması gerekir.

- Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür.

- Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyetinin temel dileği olarak temin edeceğiz.(1932)

- Musikîsiz hayat mevcut olmaz, müzik hayatın neşesi, ruhu sevinci ve her şeyidir.

- Millî kültürümüzü çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkaracağız.

- Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dileği olarak temin edeceğiz.

- Bizim hakiki musikimiz Anadolu halkında işitilebilir.

- Efendiler! Yetişecek çocuklarınıza ve gençlerinize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en önce ve her şeyden önce Türkiye'nin istiklâline, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. (16 Temmuz 1921)

- Musikîsiz hayat mevcut olmaz, müzik hayatın neşesi, ruhu sevinci ve her şeyidir.

- Bizim gerçek müziğimiz Anadolu halkında işitilebilir. (21-24 Mart 1930)

- Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

- Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.(1959)

- Her milletin kendine mahsus an'anesi, kendine mahsus adetleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallididi olmamalıdır. Çünkü böylelikle millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz hüsrandır.

- Aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genel olarak şu hatamız vardır ki, inceleme ve araştırmalarımıza zemin olarak çoğu kez kendi yurdumuzu, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almalıyız. Aydınlarımız belki bütün cihanı, bütün diğer milletleri tanır, fakat kendimizi bilmeyiz! (20 Mart 1920)

- Zeybek dansı her toplumsal salonda, kadınla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır.(İzmir Kız Öğretmen Okulu'ndaki konuşmasından (14 Ekim 1925)

- Kültür dediğimiz zaman, bir insan toplumunun, devlet hayatında fikrî hayatında, iktisat hayatında yapabilecekleri şeylerin toplamını kastediyoruz ki, medeniyet de bundan başka bir şey değildir. (1929)

- Kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanmak, düşünmek, zekayı eğitmektir. (1936)

- Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk milletinin temel direği olarak kabul edeceğiz. (1932)

- Türk milleti, ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çizdikten sonradır ki, onun yüksek kapasitesi ve fazileti milletler arasında tanınır. (1935)

- Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde yüksek faaliyette dünya birinciliğini tutmaktır. (1932)

- Bir millî terbiye programından bahsederken, millî karakter ve tarihimizde mütenasip bir kültür kastediyoruz. (1924)

- Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela biz kendi benliğimize ve milletimize bu hürmeti hissen, fikren, fi'len bütün ef'al' ve harekatımızla gösterelim; bilelim ki, millî benliğini bulamayan milletler başka milletlerin şikârıdır.

- Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî niteliği ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile, geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

0


Tek sayfa
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız


"Halk Oyunlarının Tarihçesi | Atatürk Halk Bilimi Ve Folklor - Türkiye'de Halk Biliminin Geçmişi" İçin Anahtar Kelimeler (Keywords)
Konuyu ziyaret eden ziyaretçilerimizin Google arama motorunda kullandıkları anahtar kelimeleri içermektedir.

Google (39), halk oyunlarının önemi - Google'da Ara (30), atatürk ve folklör - Google'da Ara (30), Google (27), t.c için halk dansların rolü ve önemi nedir - Google'da Ara (24), selim sırrı tarcanın biyografisi - Google'da Ara (19), halk oyunlarının rolü - Google'da Ara (18), selim sırrı tarcan biyografisinin hazırlanması - Google'da Ara (17), atatürkün folklöre verdiği önem - Google'da Ara (12), türkülerin kültürümüzdeki yeri - Google'da Ara (12), halk danslarının kültürümüzdeki önemi - Google'da Ara (10), selim sırrı tarcanın biyografisi - Google'da Ara (10), atatürkün folklöre verdiği önem - Google'da Ara (9), halk dansları topluluğunun kültürümüzdeki rolleri - Google'da Ara (8), atatürk ve halk bilimi - Google\'da Ara (8), selim sırrı tarcanın biyografisi - Google'da Ara (8), halk oyunlarının tarihçesi - Google'da Ara (8), halk danslarının kültürümüzdeki önemi - Google'da Ara (7), atatürk ün folklöre verdiği önem - Google'da Ara (7), HALK OYUNU VE FOLKLÖR ARASINDAKİ FARK - Google'da Ara (7), halk oyunlarının kültürümüzdeki yeri - Google'da Ara (7), halk oyunlarının kültürümüzdeki yeri - Google'da Ara (7), türkünün kültürümüzdeki yeri - Google'da Ara (6), atatürkün değişik konulardaki sözlerini derleme - Google'da Ara (6), kültür içinde halk biliminin yeri - Google'da Ara (6), atatürk ve folklor - Google'da Ara (6), atatürkün folklöre verdiği önem - Google'da Ara (6), folklorun,türkülerin,halk oyunlarının önemi - Google'da Ara (6), türkünün kültürümüzdeki önemi - Google'da Ara (6), folklor ile ilgili şiir - Google'da Ara (5), ülkemizde oynanan folklor çeşitleri nelerdir - Google'da Ara (5), selim sırrı tarcan biyografisinin hazırlanması - Google'da Ara (5), atatürk halk bilimi - Google-Suche (5), atatürk ve halk bilimi - Bing (5), fransiz halk oyunlarinin açiklamasi - Google'da Ara (5), selim sırrı tarcanın biyografisi - Google'da Ara (5), oyunlarla ile ilgili şiirler - Google'da Ara (5), zeybek tarihçesi - Google'da Ara (5), halk oyunlarıyla ilgili resim - Google'da Ara (5), atatürkten anılar derleme ile ilgili resim ve yazı - Google'da Ara (5), atatürk ve folklör - Google'da Ara (5), atatürkün folklore verdiği önem - Google'da Ara (5), halk oyunlarının rolü nedir - Google'da Ara (5), halk oyunlarının doğuşu - Google'da Ara (5), atatürk'ün türk müziği ve foklörün verdiği önem - Google'da Ara (5), atatürk müzik ve folklör - Google'da Ara (4), atatürkün folklöre verdiği önem - Google'da Ara (4), faklör ve halk oyunların tarihi geçmişi - Google'da Ara (4), atatürkün folklor ile ilgili sözleri - Google'da Ara (4), atatürk ve folklor - Google'da Ara (4), atatürkün müziğe ve folklöre verdiği önem - Google'da Ara (4), atatürkün folklöre verdiği önem - Google'da Ara (4), atatürkün forklöre verdiği önem - Google'da Ara (4), bilim le ilgiliyazı - Bing (4), folklör ve halk oyunların tarihi geçmişi - Google'da Ara (4), atatürkün türk müziği ve folklor ile ilgili çalışmalar - Google'da Ara (4), halk oyunları ile folklor arasındaki fark nedir - Google'da Ara (3), halk oyunlarının tarihçesi - Google'da Ara (3), atatürk ve halk bilimi - Bing (3), atatürk ve halk bilimi - Bing (3), atatürk ve halk bilimi - Bing (3), internet cafe oyunlarRININ GÖRSELLERİ - Bing (3), halk oyunlarının kısa tanımı - Google'da Ara (3), atatürk ve folklör - Google'da Ara (3), halk oyunlarıyla ilgili yazılar - Google'da Ara (3), folklor oyunuyla halk oyununun arasındaki farkı göster - Google'da Ara (3), atatürk,ün folklör hakkında düşünceleri - Google'da Ara (3), hak oyunlarıyla ilgil yazı - Google'da Ara (3), halk oyunlarıyla ilgili resim yazı ve şiir - Google'da Ara (3), halk oyunlarının doğuşu ve tarihçesi nelerdir - Google'da Ara (3), atatürkün müzik ve folklor ile yazı - Google'da Ara (3), FOLKLORLE İLGİLİ KISA YAZI - Google'da Ara (3), halk oyunlarının geçmişi - Google'da Ara (3), faklor ve halk oyunların tarihi geçmişi - Google'da Ara (3), folklör ve halk oyunların tarihi geçmişi - Google'da Ara (3), atatürk halk bilimi - Bing (2), atatürk ve halk bilimi nedir - Google\'da Ara (2), atatür ve halk bilmleri - Bing (2), atatürk folklör yaparken fotografları - Bing (2), ATATÜRK\'ÜN FOLKLORA VERDİĞİ ÖNEM - Bing (2), myplaycity - web search results (2), halk oyunları ile ilgili şiir - Bing (2), halk bilimi unsuru - Bing (2), atatürk ve halk bilimi - Google\'da Ara (2), atatürk ve halk bilimi yazı - Bing (2), halk bilimi VE ATATÜRK - Google\'da Ara (2), (1) atatürkün foklörüile ilgili sözler - Web Search Results (1), halk oyunlarıyla ilgili güzel sözler - Google\'da Ara (1), atatürkün foklörle ilgili resimleri - Google\'da Ara (1), Arama V9 (1), (1) atatürkün türk kültürü folklorü hakkında sözleri - Web Search Results (1), Ara halk oyunları ile ilgili güzel sözler (1), Arama V9 (1), (1) 1978 HALK OYUNLARI DÜNYA BİRİNCİSİ - Web Search Results (1), atatürk türk folklörü hakkında sözü - Bing (1), Arama V9 (1), Arama V9 (1), Halk Oyunlarının Tarihçesi | Atatürk Halk Bilimi Ve Folklor – Türkiye’de Halk Biliminin Geçmişi | Eğitim Kütüphanesi ™ Türk Kültürü ve Geleneklerimiz (1), Funmoods - web search results - atatürkün türk kültürünün sanatı folklorü ile sözleri (1), Ara halka oyununu tarihcesi (1),

"Halk Oyunlarının Tarihçesi | Atatürk Halk Bilimi Ve Folklor - Türkiye'de Halk Biliminin Geçmişi " ile Benzer Konular
Atatürk Günlüğü - Today | 12 Eylül - September
8 Yanıt - 5.759 Görüntülenme | 1921 - Sakarya Zaferi
Atatürk'ün Biyografisi | Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) - Atatürk’ün Kronolojik Sırayla Hayatı
28 Yanıt - 13.512 Görüntülenme
Atatürk Günlüğü - Today | 13 Eylül - September
6 Yanıt - 3.070 Görüntülenme | Sakarya Meydan Savaşı'nın Kazanılması
Atatürk'ün Ölüm İlanı..| 10 Kasım 1938 - Atatürk'ün Ölümünü Bildiren Resmi Telgraf
6 Yanıt - 10.159 Görüntülenme
Ben Hastayım Çocuk | Atatürk'ün Anıları
8 Yanıt - 40.081 Görüntülenme | Celal Bayar Anlatıyor..