GÜNDEMMUSTAFA BALBAY(IMG:Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın veya Kayıt Olun ...) AKP Birliklerinin Toplu Saldırısı...Kuralsızlığın kural haline getirildiği amansız bir süreç yaşıyoruz. AKP hükümetinin
“Ben iktidarsam istikrar vardır, yoksam yoktur” kuralıyla başlattığı mücadele 4 koldan devam ediyor. Bu ortamda devlet kurumlarının hiçbiri hükümetle dengeli ilişki kuramaz.AKP yelpazesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve kurumlarına saldırıyı 3 ana koldan sürdürüyor:
Siyaset, “uzmanlar” ve medya...
AKP, kapatılma davasının açılmasından sonra doğal olarak bocaladı. Nasıl bocalamasın ki; hiç yüzde 47 oy alan partiye böyle bir şey yapılabilir miydi? Hukuk mukuk işler mi?
Kısa sürede kendini toparladı ve bir karar aldı:
Davayı tanımıyoruz, her koldan saldıracağız!
Siyaset kolu, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili kararından sonra güya “kişisel” öneriler getirmeye başladı. AKP’nin Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, bir gece yeni bir anayasa mayalamış, Meclis’e geldi. Dedi ki: “Meclis’e Anayasa Mahkemesi kararlarını askıya alma yetkisi verilsin.”
Ertesi gün bir başkası yine “kişisel” olarak başka öneri getirdi:
“Anayasa Mahkemesi’ne başvuru zorlaştırılsın!”
Hani özgürlükler genişletilecekti?
AKP’nin Meclis’ten yaptığı bu atışlar doğal olarak partinin tabanında da zemin buluyor. Onlar da eskiden cami avlusunda yaptıkları eylemleri, Anayasa Mahkemesi önüne taşıdılar...
***
AKP’nin kendisini “uzman” olarak tanıtan kadrosu da fena değil... Adlarının başında bir dizi unvan bulunan bu kişiler, güya AKP ile hiç bağlantısı yokmuş gibi, engin görüşler ortaya atıyorlar. AKP kadroları da bunları alıp kamuoyuna sesleniyor:
“Bakın, şu şu kişiler tamamen bizim gibi düşünüyor. Doğrusu budur...”
Öylesine “inandırıcı görünerek” işlerini yapıyorlar ki; örneğin, Anayasa Mahkemesi bugüne kadar türbanla ilgili hep aynı kararı almış. Artık içtihat oluşmuş. “Uzman” diyor ki:
“Son karar gözden geçirilmeli... Mahkeme de yanlış karar alabilir...”
Bu uzmanların arasında doğal olarak yabancılar da var. AKP’nin bu birliklerini ayrı bir yazıda işleyelim...
***
AKP’nin asıl vurucu gücünü medya birlikleri oluşturuyor.
İçinde bulunduğumuz çağda, her kuruluşun mutlaka ama mutlaka bir “medya planlamasının” da olması gerekiyor. Çağ, iletişim çağı...
AKP’nin iç ve dış kollarıyla birlikte oluşturduğu medya planlamasına şapka çıkarmamak elde değil.
Önce iki üç tetikçi aracılığıyla hedefteki kişiyi yıpratacak haber yapılıyor. Ertesi gün AKP medyasının daha büyük kolları o üç tetikçinin haberini alıp, “masum” bir soru soruyor:
“İlginç bir iddia, acaba doğru mu?”
Hedefteki kişinin en hassas olduğu nokta neyse, oradan vurmak esas!
Tabii bu medya birliklerine lojistik destek sağlayan asıl artçı güçleri de yelpazeye koymak gerekiyor. Hedefteki kişilerin tüm konuşmalarını, hareketlerini, dinledikten, izledikten sonra bunun ne zaman, nasıl kullanılacağına karar vermek de ayrı bir uzmanlık işi.
Bu yöntemle sadece hedeftekileri yıpratmakla kalmıyorlar, asıl toplumu susturmayı başarmış oluyorlar. Son zamanlarda sıradan insanlar bile kendilerine şu soruyu sormaya başladılar:
“Acaba konuşmalarımı dinliyorlar mıdır?”
Bu süreç beraberinde “susan Türkiye”yi getirmez...
Kusan Türkiye’yi getirir...
Türkiye bu iktidarı kusar!