Kadim Dostlar ™ Forum: Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması - 29 Nisan 1336 (1920) - Kadim Dostlar ™ Forum

İçeriğe atla

Yalnızca 1 dakikanızı ayırıp sitemize üye olduğunuzda, içinde daha az reklam bulunan temamızı kullanabilirsiniz ...

Aradığınız konuya ulaşamadınız mı ? Problem değil, arama Özelliğimizi Kullanabilirsiniz
GoogleKadim Dostlar Özel Arama
Facebook Sayfamıza Üye Olabilir ve Güncel Site İçeriğinden Kolayca Haberdar olabilirsiniz
Sitemize reklam vererek, sitelerinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz
-------------------
Kurumsal Çözümler Uzmanı Erkan Okur
İnformatik: Mühendislik ve PLM Çözümleri



  • (2 Sayfa) +
  • 1
  • 2
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız

Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması - 29 Nisan 1336 (1920) Konuyu Oyla: -----

#1
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel



İçeriği Arkadaşlarınla Paylaş

Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



Efendiler, Meclis, 29 Nisan 1920 tarihinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu (127) ve sonraki aylarda İstiklâl Mahkemeleri Kanunları'nı da çıkarmakla, inkılâbın tabiî gereklerini yerine getirmiş oldu.

Efendiler, İstanbul'un işgalinden sonra başlayan birtakım yıkıcı akımlara, olaylara, isyanlara dokunmuştuk. Bunlar hızla memleketin her tarafından biribiri ardınca ortaya çıktı ve sürüp gitti.

İstanbul'da Damat Ferit Paşa, derhal yeniden iktidar mevkiine getirildi. Damat Ferit Paşa Kabinesi, İstanbul'daki bütün yıkıcı ve hain kuruluşların meydana getirdiği blok, bu blokun Anadolu içindeki bütün isyan teşkilâtı, bütün düşmanlar ve Yunan ordusu elbirliği ile aleyhimizde faaliyete geçtiler.

Bu ortak saldırı politikasının talimatı da, Padişah ve Halife'nin, düşman uçakları da dahil olduğu halde, her türlü vasıtayla memlekete yağdırdığı «Padişah'a karşı ayaklanma» (128) fetvasıydı.

Bu genel, çeşitli ve haince saldırılara karşı, biz de, daha Meclis açılmadan önce, Afyonkarahisarı'nda, Eskişehir'de ve bütün demiryolu boyunda bulunan düşman birliklerini Anadolu'dan çıkarmak, Geyve, Lefke (129), Carablus (130) köprülerini yıkmak ve Meclis toplanır toplanmaz Anadolu ulemâsının fetvasını almak suretiyle karşı tedbirlere giriştik.



Kemal ATATÜRK
NUTUK
1919 - 1927

Bugünkü dille yayına hazırlayan:
Prof. Dr. Zeynep KORKMAZ





HIYANET-İ VATANİYE KANUNU



Kanun Numarası : 2
Kabul Tarihi : 29 Nisan 1336 (1920)



Madde 1.

Makamı Muallayı Hilafet ve Saltanatı ve Memaliki Mahruseyi Şahaneyi yedi ecanipten tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammım kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet ve ifsadatta bulunan, haini vatan addolunur.

(Yüce hilafet makamı ve saltanatı ve Ülkeyi yedi yabancı devlet güçlerinden kurtarmak ve saldırıları önlemek amacına yönelik olarak kurulan Büyük millet meclisine karşı düşünce veya uygulamalarıyla veya yazdıkları yazılarla muhalefet ve bozgunculuk edenler vatan haini olarak addedilir.)

Madde 2.

Bilfiil hıyaneti vataniyede bulunanlar selben idam olunur. Ferden zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altıncı maddesi mucibince tecziye edilirler.

(Bilfiil vatan hainliği yapanlar asılarak idam edilir. Şahsen olaylara karışanlar ve teşebbüs edenler ceza kanununun kırk beşinci ve kırk altıncı maddesine göre cezalandırılırlar.)

Madde 3.

Vaiz ve hitabet suretiyle alenen ve ezminei muhtelifede eşhası muhtelifeyi sirren ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikap eyleyenler muvakkat küreğe konulurlar.Tahrikat ve teşvikat sebebile maddei fesat meydana çıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar.

(konuşmalarıyla halkı alenen vatan hainliği suçunu işlemeye tahrik ve teşvik edenler veya bu teşvik ve tahriki yazılarıyla ve çok değişik araçlarla yayanlar geçici kürek cezasına çarptırılırlar.Yapılan bu tahrik ve teşvik sonucunda bozgunculuk olayları çıkarsa teşvik ve tahrik edenler idam olunurlar.)

Madde 4.

Hıyaneti Vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikar cürüm edilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. Ahvali müstacele ve fevkalade maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salahiyettardır.

(Vatana ihanet zanlılarının yetkili mahkemesi suçun işlendiği yerdeki Ceza mahkemesidir. Olağanüstü ve aceleyi gerektiren durumlarda zanlının yakalandığı yerdeki ceza mahkemesi de yargılama yapmaya ve karar vermeye yetkilidir.)

Madde 5.

Hıyaneti Vataniye maznunlarının muhakemesi bidayet ceza mahkemelerinden verilecek gayrı muvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen icra edilir.

(Vatana ihanet zanlılarının muhakemesi, ceza mahkemelerinden verilecek kesin tutuklama belgesi üzerine her yerde tutuklu olarak yapılır.)

Madde 6.

Zabıtayı adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istinkade tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir.

(Adli zabıta memurlarının düzenleyeceği ilk tahkikat belgeleri o bölgenin en yüksek rütbeli mülki memuruna verilir ve onun tarafından savcılar aracılığıyla mahkemeye iletilir.)

Madde 7.

Hıyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat, bir sebebi mücbir olmadıkça azami yirmi dört günde bir hükme raptolunacaktır.Bu müddeti bila sebebi mücbir tecavüz ettiren mahalli zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme raptedilecektir.

(Vatana ihanet zanlılarının muhakemesi zorunlu bir sebep olmadıkça yirmi dört günde sonuçlanacaktır. Zorunlu bir sebep olmaksızın bu süreyi aşan görevliler ve mahkeme heyeti Ceza kanununun yüz ikinci maddesi eki gereğince suçunun derecesine göre cezalandırılmak üzere ilgili mahkeme tarafından yirmi gün içinde yargılanarak bir karara varılacaktır.)

Madde 8.

İşbu kanuna tevfikan mahakimden sadır olacak muhakamet kat’i olup Büyük Millet Meclisinden badettastik mahallerinde infaz olunur.Tastik edilmediği taktirde Meclisçe ittihaz edilecek karara tevfiki muamele olunur.

(Bu kanuna uygun olarak mahkemece verilecek olan karar kesin olup Büyük Millet Meclisinin onayını müteakip bölgesinde infaz olunur. Onaylanmadığı durumlarda, meclisin vereceği karara uygun olarak hareket edilir.)

Madde 9.

İşbu ceraimin emri muhakemesi için mahkemelerce istenecek şahsa, celp ve davete hacet kalmaksızın bila hüküm ihzar müzekkeresi tasfir kılınır.

(Bu suçların yargılanabilmesi için mahkemelerce istenen kişi mahkemenin davet yazısına gerek kalmaksızın mahkeme karşısına çıkarılır.)

Madde 10.

İsyana iştirak etmeyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnad ettikleri cürmün cezası ile mücazaat olunurlar.

(İsyanlara katılmayanlar hakkında kasten suçlamalarda bulunanlar, iddia ettikleri suçun cezası ile cezalandırılırlar.)

Madde 11.

Haklarında gıyaben hüküm sadır olan eşhas, derdestlerinde işbu kanuna tevfikan ve vicahen muhakemeleri icra olunur.

(Haklarında gıyaben hüküm verilenler, yakalandıkları anda yeniden yargılanırlar.)

Madde 12.

İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza , liva ve vilayet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celpedilerek işham ve sureti tebliği mutazammım hey’eti mezkure azalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıca neşredilecektir.

(Bu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza ve vilayet merkezlerine ve köy ihtiyar heyetleri çağrılarak ve toplanarak yüzlerine karşı okunarak tebliğ edilir ve tebliğ edildiğine dair imzalı zabıt tutularak saklanır.)

Madde 13.

İşbu kanunun icrayı ahkamına Büyük Millet Meclisi memurdur.

Madde 14.

İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilanından kırk sekiz saat sonra meri olacaktır.




1 Kullanıcı bu konuyu okuyor
0 üye, 1 misafir ve 0 gizli üye



Toplam 5 kullanıcı bu konuyu okudu.

0

#2
Kullanıcı çevrimdışı   Esesli 

  • KD ™ Kadim Dost
  • Grup: Yetkili
  • Mesaj sayısı: 5.814
  • Kayıt tarihi: 01-Nisan 08
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Forum İtibarı: 64
Mükemmel
Otel ve Pansiyon Rehberiniz Otel, Pansiyon, Tatil, Gezi, Seyahat ve Konaklama Rehberiniz Bütçenize uygun, keyifli bir tatil için size gezi, seyahat ve konaklama tavsiyeleri: Otel Tanıtımları, Pansiyon Tanıtımları, Tatil Tavsiyeleri, Konaklama Tavsiyeleri, Ülke Tanıtımları, Seyahat Alternatifleri, Şehir Tanıtımları, Tarihi Eserler, Antik Kentler


T.B.M.M.'nin açıldığı tarihlerde Anadolu'nun iç ayaklanmaların etkisiyle nasıl olağanüstü bir tehlike içinde olduğunu görmüştük. Asayişsizlik, eşkiya, sefalet Anadolu'yu sarsıyordu. Yunan ordusunun ilerleyişi de moral çöküntü yaratmıştı. Asker kaçaklarının yarattığı tehlike büyük boyutlara ulaşmıştı. Silah altına çağrılanlar, İstanbul Fetvası'nın ve Padişah'ın askerliği kaldırıldığını bildiren ve B.M.M.'ni gayrı meşru ilan eden Ferman'ın etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor veya şubelerden ve kıtalarından kaçıyorlardı. açarken kendisine verilmiş olan silah ve cephanesini de götürüyordu. Bunlar iç ayaklanmaların insan gücünü oluşturuyorlardı. Bu sebeple düşmanla savaşacak ordu bulamıyordu. Hatta cephanelikleri bile koruyacak nöbetçi bulmakta güçlük çekildiği durumlara rastlanıyordu. Ayrıca casus, bozguncu, aleyhte propaganda ajanları, düşman ve İstanbul Hükümeti ile işbirliği yapanlar, düzenli ordu kurulmasını engelleyenlerin yarattığı tehlike de Ankara'yı sarmıştı. Bütün bu sorunları çözmek, Ankara'nın B.M.M. irade ve otoritesini bütün Türkiye'de egemen kılması gerekiyordu. Yunan ordusu, önünde savaşacak düzenli bir askeri kuvvet olmadığı için kolayca ilerliyordu. Kuva-yı Milliye ise düşmanı oyalamaktan başka bir şey yapamıyordu. Meşru olmayan ve merkezi otoriteden yoksun, sorumsuz kuvvetlerle devletin gücünü kurmak olanaksızdı. Yunan cephesi, yalnızca Aydın, Manisa ve Bursa cepheleri değil, işgale uğramış, uğramamış bütün vatan topraklarının kurtuluşu için, ulusun tüm varını ortaya koyup savaşması gerektiği bir vatan cephesiydi. Bu sebeple bütün ulusun inanç birliği içinde ve bir otorite altında bütünleşmesi gerekiyordu. M. Kemal Paşa daha Kasım 1919'da ulusal güçlerin örgütlenmesini bildirmişti. Fakat Meclis'in açıldığı tarihte ulusal otorite bir türlü sağlanamıyordu. Padişah ve Hükümetin yarattıkları anarşi olağanüstü boyutlara ulaşmıştı. Ayaklanmalar, soygun ve askerden firar olayları karşısında, Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Kuva-yı Milliye ve askeri birliklerin komutanları kendi güçlerine ve M. Kemal'in 17 Mart 1920'de yayınladığı "Vatanın çıkarlarına aykırı, memleketin huzur ve asayişini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin kanunen şiddetle cezalandırılmalarını." ve 21 Nisan'da Feke Kaymakamı'na gönderdiği "Ulusal harekatı fırsat bilip çapulculuğa kalkışanlara karşı Kuva-yı Milliye komutanlarıyla irtibat kurarak en şiddetli cezaların verilmesi."ni bildiren emirlerine dayanarak, suçluları asmaya kadar varan cezalar uygulanıyor, askerden kaçanların mallarına el konuyor ve evleri yıkılıyordu. Ancak bu yöntem Meclis açıldıktan sonra M. Kemal Paşa tarafından istenmiyordu. Çünkü kanuni yöntemlerden ayrılanlar bulunuyordu. Oysa M. Kemal, mutlaka yasaların üstün olmasını istiyordu. Bazen casus, bozguncu, propagandacı ve kaçaklar için, 1914'de çıkarılmış bulunan "Esrar-ı Askeriyeyi İfşa ve Casusluk ve Hiyanet-i Harbiye Hakkında Kanun" uygulanıyordu. Ancak bu kanun Osmanlı kanunu olduğu için, Ferit Paşa ve Padişah aleyhine davrananların vatan haini olacağı anlamı çıkıyordu.

Ülkede iç güvenliği sağlamak, ulusal amaç çevresinde birleşmek ve T.B.M.M.'nin otoritesini egemen kılmak, huzur ve güvenliği sağlamak, kaçak olaylarının önüne geçip, düzenli orduyu kurmak için merkezi otoriteyi gerçekleştirecek bir yönteme ihtiyaç vardı. Özellikle Fransız Devrimi'nde devrim rejiminin, olağanüstü yöntemlerle ve yetkilerle donatılmış kuruluşlarca başarılı olduğu görülmüştü. 25 Nisan 1920'de Mehmet Şükrü Bey T.B.M.M.'nin otoritesine bütün "Osmanlı tebaasının" uyması için, Ulusal Meclis'in kararları aleyhinde bulunanlar veya uymayanlar ancak vatan haini olabilirler ve bu gibilerin de vatana ihanetle suçlandırılmaları gerekçesiyle bir önerge verdi. Osmanlı Kanunlarıyla işlerin yürütülmesini isteyenlerin karşı koymalarına rağmen Meclis 29 Nisan 1920'de "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"nu kabul etti:

Madde 1- Makam-ı mualla-yı hilafet ve saltanatı ve memalik-i mahrusa-i şahaeyi yed-i ecanipten tahlis ve taarruzatı def-i maksadına m'atuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisi'nin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan, hain-i vatan addolunur. Madde 2- Bil-fiil hiyanet-i vataniyye'de bulunanlar salben idam olunur.... Bunun anlamı şuydu: Yüce hilafet ve saltanat makamını ve Padişah'ın topraklarını düşman elinden kurtarmak için kurulmuş bulunan B.M.M. nin meşruiyyetine fiilen veya yazı veya sözle karşı koyanlar vatan hainidirler. Bunların cezası idamdır. Bu kanun, Meclis'in otoritesinin sağlanması ve birliğin kurulmasında çok önemli bir adımdı. Devrim kanunu idi. Hilafet ve saltanat makamının kurtuluşu sözleri ise, ulusun Padişah'a olan dinsel ve geleneksel bağlarının etkisi ve Meclisteki saltanatçıların isteği ile konmuştu. Ancak kanunun uygulaması için olağan mahkemeler görevlendirildi. Bu sebeple dört aylık uygulama sonucunda istenilen başarı elde edilemedi. Diğer yandan Kuva-yı Milliye'nin kendi uygulamaları sürüyordu. Kitle halinde idamlar halkı Meclise karşı tepkiye itiyordu. Af dileyerek, Ulusal Mücadele'ye katılmak isteyenlere fırsat verilmiyordu.

Diğer yandan asker kaçaklarına hapis cezası verilmesi sebebiyle, birçok kişi cephede çarpışmaktansa, hapis yatmayı göze alarak firarı yeğliyorlardı. Asker kaçağına yardım edenlere ise bu kanunda bir ceza getirilmemişti. Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulayan mahkemeler Osmanlı döneminin yöntemleriyle çalışıyorlardı. Ulusal Mücadele'nin koşullarına cevap veremiyorlardı. Mahkeme kararına itiraz bir üst mahkemeye başvurma, temyiz, olağan dönemlerin uygulamaları, davaların hızını düşürüyor, cezanın ibret yönünü ortadan kaldırıyordu. Ulusal otoritenin sağlanabilmesi için devrim yöntemlerine başvurulması zorunlu duruma geldi.

18 Ağustos 1920'de Dr. Tevfik Rüştü ve Mustafa Necati Beyler Meclis'te, "Telkin ve Tedhiş Kanunu" için bir öneri verdiler. Bu önerinin 3,4,5 inci maddeleri "Madde 3- Seferberlik emrine icabet etmeyenlerin emvali müsadere, hanesi ihrak (yakılır), ailesi tehcir (göç) edilir ve tevrüd (karşı koyma) edenler de derdestlerinde (ele geçirildiklerinde idam olunur." çok ağır hükümler taşıyordu. Bu öneri tehlikenin olağanüstü boyutlarını ortaya koyması bakımından önemliydi. Cezalar ağır bulunduğu için red edildi. Fakat olağanüstü, devrim yöntemleri aranıyordu. Dr. Tevfik Rüştü Bey, çeteler ve kaçakların yarattığı tehlike karşısında, M. Kemal'e, "İhtilal Mahkemeleri" kurulması için bir öneri verdi. Fakat sonra isim "İstiklal Mahkemeleri" olarak değiştirildi.

2 Eylül 1920'de, Milli Savunma Bakanlığı'nca hazırlanan "Firar Ceraimini İrtikap Edenler Hakkında Kanun Tasarısı" Meclis tarafından Millî Savunma Encümenine gönderildi, 8 Eylül'de M. Kemal'in önerisiyle gündeme alındı. Milli Savunma Bakanı Fevzi (Çakmak) Paşa, olağanüstü ihtiyaca dayanarak, savaş zamanına ait olmak üzere "Firariler Hakkında Kanun"un kabulünü istedi. Asker kaçakları olaylarının çokluğunun vatanın kurtuluş ve bağımsızlığını tehlikeye düşürecek duruma geldiğini, bunun önüne ancak sert önlemlerle geçilebileceğini, eski kanunun etkili olmadığını belirten Milli Savunma önergesi ile konu tartışmaya açıldı. Bu önerge ile Meclis'te iki düşünce doğdu. Birincisi, "Kanunun bir zaruret olduğu ve cephe gerisinin tutulabileceği, asayişin bu sayede sağlanabileceği." ikincisi, "Memleketi ve halkı korkuya düşüreceği, Ulusal Mücadeleyi arkadan vuracak kuvvetleri çoğaltacağı ve halkı paniğe götüreceği." idi. Muhalif olanların bireysel haklardan söz etmeleri çok ilginçti. Ulusun ve vatanın varlığı için savaşıldığı, bütün ülke kaynaklarının seferber edilmesi gerektiği, ayaklanmalar, firari, casus, bozguncu, eşkıya tehlikesinin ülkeyi ve ulusu esir edecek boyutlara ulaştığı bir sırada bireyin özgürlüğünden söz etmek düşünülemezdi. Bu sebeple Meclis'te radikal grup ile tutucular arasında tartışmalar genişledi. 11 Eylül'de kanun oy çokluğu ile kabul edildi.

FİRARİLER HAKKINDA KANUN (Kanun No :21, 11 Eylül 1924)

Madde 1- Mavuzzaf ve gönlü ile hizmet-i askeriyeye dahil olup da firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derbest ve sevkinde tekasül (kayıtsızlık) gösterenler ve firarileri ihfa (saklayan) ilbas (giydiren) edenler hakkında mülki ve askeri kavaninde (kanunlar) mevcut ahkam (hükümler) ve indel-icap (gerektiğinde) diğer guna (benzer) mukarrerat-ı cezaiyeyi müstakilen hüküm ve tenfiz (hükmü uygulamak) etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından oluşan İstiklal Mahkemeleri teşkil olunmuştur.
Madde 2- Bu mahkemeler azasının (üye) adedi üç olup Büyük Millet Meclisi'nin ekseriyet-i arasile (oy çoktulu) intihap (seçilme) ve içlerinden birini kendileri tarafından reis addolunur.

Madde 3- İş bu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını (bölgelerini) Heyet-i Vekile'nin (Bakanlar Kuruıu) teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tayin eder.

Madde 4- İstiklal Mahkemeleri'nin kararları kat'i olup infazına bilumum kuva-yı müsellaha ve gayr-i müsallaha-i devlet (devletin bütün silahlı ve silahsız kuvvetleri) memurdur.

Madde 5- İstiklal Mahkemeleri'nin evamir ve mukarreratını(emir ve kararlarını) infaz etmeyenler veya infazda taallül (yalan bahane ile işten kaçma) gösterenler işbu mahkemeler tarafından taht-ı mahkemeye alınır.

Madde 6- Her İstiklal Mahkemesi ketebe ve müatahdeminin maaşatı şehri yüz litayı geçmeyecektir.

Madde 7- Her İstiklal Mahkemesi vazifeye mübadereti (işe başlama) anında firari ve bakaya erfadının bir müddet-i muayyene zarfında (belli süre içinde) icapetini (kabul edilme) teminen her türlü vesait-i tebliğiyeye müracaat eder.

Madde 8- İşbu kanun tarih-i neşrinden muteberdir.

Madde 9- İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur.

Ulusal Mücadele'nin kazanılmasında iç güvenliğin sağlanması, Meclis otoritesinin kurulması ve asker kaçaklarının önünün alınmasında büyük hizmetleri görülen İstiklal Mahkemeleri ulusal inanç ve ihtiyaçtan doğan inkılap ve ihtilal mahkemeleriydiler. Kanunun incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı gibi, İstiklal Mahkemelerinin verecekleri kararlar, idam dahil, kesindi ve derhal uygulanacaktı. Karar verirlerken vicdan kanaatları yeterliydi. Kararlara itiraz ve temyiz yoktu. Kararlarını ve emirlerini bütün asker ve sivil memurlar uygulamak zorundaydılar. Böylece mahkemeler sınırsız bir güce sahiptiler.

Mahkeme üyelerinin Meclis'ten seçilmesi, bölgelerin Meclis tarafından saptanması ve kanunu yürütme yetkisinin doğrudan doğnruya Meclis'e ait olmasıyla, Meclis İstiklal Mahkemeleri aracılığıyla olağanüstü yargıya da sahip oldu. Kuvvetler birliği esasını ortaya koymasıyla, bu konuda meclis otoritesine örnek olan Fransız Devrimi Mahkemeleri üyelerinin, meclis dışından seçilmesinin doğurduğu sakıncalar göz önüne alındı ve aynı yanılgıya düşülmemesi için mahkeme üyeleri mebuslardan seçilip, Meclis'in üstünlüğü sağlandı. Askeri ve sivil memurlar mahkemelerin emirlerini yürütmek zorunda idiler.

Yeni bir mahkeme kurulması düşünülürken en büyük sorun, bağımsız ve süratli çalışıp, ulusal devrimin gereklerini uygulayacak özellikte olması idi. Normal mahkemelerin ve harp divanlarının bu görevi yapmadıkları dört aylık uygulamada anlaşılmıştı. Kanunu önerenlerin (M. Kemal'de dahil) düşüncesi devrim yöntemine dayanıyor ve Fransız Devrimi içinde (Mart 1793) olağanüstü yetkilere sahip olarak kurulan "Devrim Mahkemeleri"ni örnek alıyordu. 29 Ekim 1793'te resmen bu adı alan Fransız Devrim Mahkemeleri, Danton'un Mart 1792'de yaptığı teklifin Convention farafından kabul edilmesi sonucu kurulmuşlardı. Bu mahkemeler devrim düşmanı her girişimi, hürriyet, eşitlik, birlik, cumhuriyetin bölünmezliği ilkesine (Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra çalışan İstiklal Mahkemeleri de aynı gerekçeyi benimsediler) devletin iç ve dış güvenliği aleyhindeki her suikastı ve krallığı tekrar kurmak hedefini güden (Türkiye Cumhuriyeti'nde ise Saltanat'ı geri getirmek isteyenler için), ulus egemenliğine karşı koyan bütün komploları yargılamak ve cezalandırmak yetkisi ile kurulmuşlardı Convention, mahkeme üyelerini kendisi tayin ediyordu. Bu mahkemelerin kararları kesin olup, bir üst mahkemeye başvurmak ve temyiz hakkı yoktu. Gerek kuruluş amacı ve şekli, gerekse yetkileri ve çalışma yöntemi bakımından İstiklal Mahkemeleri'ne örnek olduğu bu açık benzerlikle kolayca görülmektedir. Her iki ülkedeki bu mahkemeler, vatanın ve özellikle devrimin olağanüstü bir tehlike karşısında olduğu ve kurulan yeni rejimin (Ulusal ve laik temellere dayanan) savunulmasını yapmak gerektiğinde, birbirlerine çok benzeyen suçlara bakmak üzere, olağanüstü yetkilere sahip olarak kurulmuşlardır.

Kanunun kabulünden sonra Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa 14 İstiklal Mahkemesi kurulması için öneride bulundu. Fakat sayı çok görüldüğü için 7 mahkeme bölgesi saptandı, bir ay sonra Diyarbakır'a da bir mahkeme kurulması kabul edilince sayı 8'e yükseldi. Üyelerin ve bölgelerin seçimi 26 Eylül'de gerçekleşti.

1- Ankara
2- Eskişehir
3- Konya
4- Isparta
5- Sivas
6- Kastamonu
7- Pozantı
8- Diyarbakır
İstiklal Mahkemeleri kuruldular.

Bölge ve üye seçiminin devam ettiği bir sırada, İstiklal Mahkemeleri kuruluşunu sağlayan "Firariler Hakkında Kanun"un birinci maddesine bir ek madde kabul edildi. "Komutanların askeri rütbeler arasında itaat ve inzibat sağlanmasına dayanan hukuk ve yetkileri saklı kalmak üzere vatanın ve hilafetin kurtuluşu ve bağımsızlığı için mücadele eden Büyük Millet Meclisi'nin çalışmasına ve amacına aykırı olarak düşman amaç ve çıkarlarını güçlendirme yollu teşkilat ve tahrikat ve kargaşalık yaratanlar ve memleketin maddi ve manevi kuvvetlerini her ne surette olursa olsun bozup, yıkmaya çalışanlar ve düşman hesabına askeri ve siyasi casusluk edenlerle, 29 Nisan 1920 tarihli Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kapsadığı hükümlerden dolayı tutuklu bulunanların mahkemelerinin yapılacağı ve hükümlerin infaz etme yetkisi İstiklal Mahkemeleri'nin kurulduğu bölgelerde adı geçen mahkemelere verilmiştir..." Bu kanunla İstiklal Mahkemeleri'nin yalnız asker kaçaklarına ait olan yetkileri, vatan hainliği, ülkenin maddi ve manevi gücünü kırmaya çalışmak, casusluk, bozgunculuk suçlarını da içine alarak çok genişledi.

Görev yerlerine hareket etmeden önce toplanan İstiklal Mahkemeleri üyeleri müşterek bir bildiri hazırladılar. Mahkemelerin devrimci karakterini gösteren bu bildiride, Mahkemeler, niçin ve ne amaçla kurulduklarını, hangi suçları yargılayacaklarını ve yöntemlerini halka duyurdular. Firarilere teslim olmaları için fırsat tanıdılar.

İstiklal Mahkemeleri bölgelerinin önemlerine göre çalıştılar. Ankara İstiklal Mahkemesi, çalışmaya başlayınca ilk iş olarak, Sadrazam Damat Ferit Paşa'yı gıyabında vatana ihanet suçuyla yargıladı. Haziran ayında, Meclis kararıyla vatandaşlıktan çıkartılmış bulunan Ferit Paşa ve Hadi; Rıza Tevfik, Reşat Halis Beyler, Ankara İstiklal Mahkemesi'nin bir numaralı kararı ile Sevr Anlaşması'nı imzaladıkları, ulusu bölmeye çalıştıkları, cinayetlere sebep oldukları için vatana ihanet suçuyla gıyaben idama mahkum oldular. İhanetin en büyük kaynağı Vahdettin idi. Fakat M. Kemal ve bazı arkadaşları dışında, halk, Meclis ve hatta komuta heyeti, Padişah'a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlı olduklarından, Padişah İngilizlerin esiri kabul edilmekte, ihaneti bilindiği halde açıklanamamaktaydı. Ulusal Mücadele'nin amacı belirtilirken, hatta Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nda bile, yapılan savaşın amacı Halife-Padişahı kurtarmak olarak belirtilmişti. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda, padişahın durumuna özel yer verilmişti. Bu yüzden İstiklal Mahkemeleri de Padişah için işlemde bulunmadılar.
İstiklal Mahkemeleri bu dönemde 17 Şubat 1921'e kadar yaklaşık 5 ay kadar çalıştılar. 17 Şubat'ta görevlerine son verildi. Yalnız Ankara İstiklal Mahkemesi'nin görevi sürdü. Casus, bozguncu, eşkıya, hain, asker ailelerine tecavüz edenleri en ağır şekilde cezalandırdılar. Firariler konusunda ise, eğer doğru yola gelme olasılığı varsa ve kaçarken silah ve cephanesini götürmemiş, soygun, öldürme ve tecavüz gibi suçlar işlëmemişse, dayak cezası verilerek kıtasına gönderiliyordu. 1-2 kez kaçmış ve belirtilen suçları işlememiş olanlar ceza verilmeden, (3-4-5-6-7 8-9-10) kez kaçmış olanlar, sayılan suçları işlememişlerse, kaçtıkları sayı onla çarpılıp, değnek vurularak cezalandırılıyor ve kıtalarına gönderiliyorlardı. Bazılarına idam cezası verilse bile, bir daha kaçtığı takdirde uygulanmak üzere (müeccelen idam) cepheye gönderiliyorlardı.

Mahkemelerin amacı insana kıymak değil, cephe gerisinde güvenliği sağlamak, kaçaklara aman vermemek idi. Bu sebeple idam cezası ancak, adam öldüren, soygun ve asker ailesine tecavüz edenlere uygulanıyordu. Özellikle cephede savaşan asker ailesinin can, mal ve namus güvenliğine çok büyük önem veriliyordu. Firarilere teslim olmak için on-on beş, eğer İstanbul gibi uzakta ise kırk günlük teslim olmak için gün tanıyorlardı. Ancak yukarıda belirttiğimiz suçları işlemiş olanlar af hükümlerinin dışında bırakılıyordu. En sert çalışan mahkeme Kastamonu İstiklal Mahkemesi oldu. Asker kaçakları suçlarının önünü almak için başvurduğu yöntem çok sert idi. On gün içinde teslim olmayan asker kaçağının yerine sırayla babası, biraderleri, amcası, dayısı, amcaoğlu, eniştesi ve eniştesinin oğlu alınacaktı. Kaçak teslim olursa, yerine askere alınan yakını bırakılacaktı. Ayrıca köyünden 200 lira ceza alınacak, kaçakların evi yakılıp yıkılacaktı. Bu yöntem Meclis'te çok sert tartışmalara yol açtı ve İstiklal Mahkemeleri'nin görevlerine 17 Şubat'ta son verilmesinde önemli bir etken oldu.

Düzenli ordunun kurulduğu, I. İnönü Zaferi'nin kazanıldığı ve Ethem kuvvetlerinin ihanetinin olduğu bir sırada çalışan İstiklal Mahkemeleri büyük başarılar sağladılar. Olağanüstü yetkilerini yalnızca vatanın ve ulusun bağımsızlığı için kullandılar. On binlerce kişiyi cepheye göndererek İnönü Savaşı için büyük katkıları oldu. Diğer suçlarda da büyük azalma görüldü. Meclis otoritesinin sağlanmasında moral bir güç oluşturdular. Bu başarılardan dolayı M. Kemal Paşa, Meclis Başkanı olarak 8.1.1921'de (Birinci İnönü Savaşı sırasında) mahkeme sayısının 10'a çıkarılması için bir önerge verdi.

İstiklal Mahkemeleri'nin bölgeleri saptanırken, düşman işgali altında olan yerler ve Kazım Karabekir Paşa'nın güvenliği sağlandığı Doğu Anadolu'da İstiklal Mahkemesi kurulmadı. Bu bölgeleri birleştirdiğimizde Misak-ı Milli sınırlarının oluştuğunu görürüz.
I. İnönü Savaşı'nın kazanılması ve İstiklal Mahkemeleri'nin çalışmaları ile:

1- T.B.M.M. Hükümeti içte ve dışta tanındı.
2- Ayaklanma olayları bastırıldı ve kanun egemen oldu.
3- Devlet organı işledi, vergi ve asker alınması işleri büyük ölçüde düzeldi.
4- Ulusun orduya inancı arttı, ordu kurulması mümkün oldu.
5- B.M.M. Hükümeti, Osmanlı Hükümeti'ne karşı kesin üstünlük kazandı.

Böylece İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşunu hazırlayan olağanüstü tehlikenin bittiği düşünülerek, aleyhtarların baskısı ile, Hükümet mahkemelerin çalışmasında ısrarlı olmasına rağmen, 17 Şubat 1921'de Ankara İstiklal Mahkemesi dışında diğerlerinin görevlerine son verildi. Meclis'e dönen üyeler çalışmalarının açıklamalarını yaptılar. hlerde Anadolu'nun iç ayaklanmaların etkisiyle nasıl olağanüstü bir tehlike içinde olduğunu görmüştük. Asayişsizlik, eşkiya, sefalet Anadolu'yu sarsıyordu. Yunan ordusunun ilerleyişi de moral çöküntü yaratmıştı. Asker kaçaklarının yarattığı tehlike büyük boyutlara ulaşmıştı. Silah altına çağrılanlar, İstanbul Fetvası'nın ve Padişah'ın askerliği kaldırıldığını bildiren ve B.M.M.'ni gayrı meşru ilan eden Ferman'ın etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor veya şubelerden ve kıtalarından kaçıyorlardı. açarken kendisine verilmiş olan silah ve cephanesini de götürüyordu. Bunlar iç ayaklanmaların insan gücünü oluşturuyorlardı. Bu sebeple düşmanla savaşacak ordu bulamıyordu. Hatta cephanelikleri bile koruyacak nöbetçi bulmakta güçlük çekildiği durumlara rastlanıyordu. Ayrıca casus, bozguncu, aleyhte propaganda ajanları, düşman ve İstanbul Hükümeti ile işbirliği yapanlar, düzenli ordu kurulmasını engelleyenlerin yarattığı tehlike de Ankara'yı sarmıştı. Bütün bu sorunları çözmek, Ankara'nın B.M.M. irade ve otoritesini bütün Türkiye'de egemen kılması gerekiyordu. Yunan ordusu, önünde savaşacak düzenli bir askeri kuvvet olmadığı için kolayca ilerliyordu. Kuva-yı Milliye ise düşmanı oyalamaktan başka bir şey yapamıyordu. Meşru olmayan ve merkezi otoriteden yoksun, sorumsuz kuvvetlerle devletin gücünü kurmak olanaksızdı. Yunan cephesi, yalnızca Aydın, Manisa ve Bursa cepheleri değil, işgale uğramış, uğramamış bütün vatan topraklarının kurtuluşu için, ulusun tüm varını ortaya koyup savaşması gerektiği bir vatan cephesiydi. Bu sebeple bütün ulusun inanç birliği içinde ve bir otorite altında bütünleşmesi gerekiyordu. M. Kemal Paşa daha Kasım 1919'da ulusal güçlerin örgütlenmesini bildirmişti. Fakat Meclis'in açıldığı tarihte ulusal otorite bir türlü sağlanamıyordu. Padişah ve Hükümetin yarattıkları anarşi olağanüstü boyutlara ulaşmıştı. Ayaklanmalar, soygun ve askerden firar olayları karşısında, Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Kuva-yı Milliye ve askeri birliklerin komutanları kendi güçlerine ve M. Kemal'in 17 Mart 1920'de yayınladığı "Vatanın çıkarlarına aykırı, memleketin huzur ve asayişini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin kanunen şiddetle cezalandırılmalarını." ve 21 Nisan'da Feke Kaymakamı'na gönderdiği "Ulusal harekatı fırsat bilip çapulculuğa kalkışanlara karşı Kuva-yı Milliye komutanlarıyla irtibat kurarak en şiddetli cezaların verilmesi."ni bildiren emirlerine dayanarak, suçluları asmaya kadar varan cezalar uygulanıyor, askerden kaçanların mallarına el konuyor ve evleri yıkılıyordu. Ancak bu yöntem Meclis açıldıktan sonra M. Kemal Paşa tarafından istenmiyordu. Çünkü kanuni yöntemlerden ayrılanlar bulunuyordu. Oysa M. Kemal, mutlaka yasaların üstün olmasını istiyordu. Bazen casus, bozguncu, propagandacı ve kaçaklar için, 1914'de çıkarılmış bulunan "Esrar-ı Askeriyeyi İfşa ve Casusluk ve Hiyanet-i Harbiye Hakkında Kanun" uygulanıyordu. Ancak bu kanun Osmanlı kanunu olduğu için, Ferit Paşa ve Padişah aleyhine davrananların vatan haini olacağı anlamı çıkıyordu.

Ülkede iç güvenliği sağlamak, ulusal amaç çevresinde birleşmek ve T.B.M.M.'nin otoritesini egemen kılmak, huzur ve güvenliği sağlamak, kaçak olaylarının önüne geçip, düzenli orduyu kurmak için merkezi otoriteyi gerçekleştirecek bir yönteme ihtiyaç vardı. Özellikle Fransız Devrimi'nde devrim rejiminin, olağanüstü yöntemlerle ve yetkilerle donatılmış kuruluşlarca başarılı olduğu görülmüştü. 25 Nisan 1920'de Mehmet Şükrü Bey T.B.M.M.'nin otoritesine bütün "Osmanlı tebaasının" uyması için, Ulusal Meclis'in kararları aleyhinde bulunanlar veya uymayanlar ancak vatan haini olabilirler ve bu gibilerin de vatana ihanetle suçlandırılmaları gerekçesiyle bir önerge verdi. Osmanlı Kanunlarıyla işlerin yürütülmesini isteyenlerin karşı koymalarına rağmen Meclis 29 Nisan 1920'de "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"nu kabul etti:

Madde 1- Makam-ı mualla-yı hilafet ve saltanatı ve memalik-i mahrusa-i şahaeyi yed-i ecanipten tahlis ve taarruzatı def-i maksadına m'atuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisi'nin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan, hain-i vatan addolunur. Madde 2- Bil-fiil hiyanet-i vataniyye'de bulunanlar salben idam olunur.... Bunun anlamı şuydu: Yüce hilafet ve saltanat makamını ve Padişah'ın topraklarını düşman elinden kurtarmak için kurulmuş bulunan B.M.M. nin meşruiyyetine fiilen veya yazı veya sözle karşı koyanlar vatan hainidirler. Bunların cezası idamdır. Bu kanun, Meclis'in otoritesinin sağlanması ve birliğin kurulmasında çok önemli bir adımdı. Devrim kanunu idi. Hilafet ve saltanat makamının kurtuluşu sözleri ise, ulusun Padişah'a olan dinsel ve geleneksel bağlarının etkisi ve Meclisteki saltanatçıların isteği ile konmuştu. Ancak kanunun uygulaması için olağan mahkemeler görevlendirildi. Bu sebeple dört aylık uygulama sonucunda istenilen başarı elde edilemedi. Diğer yandan Kuva-yı Milliye'nin kendi uygulamaları sürüyordu. Kitle halinde idamlar halkı Meclise karşı tepkiye itiyordu. Af dileyerek, Ulusal Mücadele'ye katılmak isteyenlere fırsat verilmiyordu.

Diğer yandan asker kaçaklarına hapis cezası verilmesi sebebiyle, birçok kişi cephede çarpışmaktansa, hapis yatmayı göze alarak firarı yeğliyorlardı. Asker kaçağına yardım edenlere ise bu kanunda bir ceza getirilmemişti. Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulayan mahkemeler Osmanlı döneminin yöntemleriyle çalışıyorlardı. Ulusal Mücadele'nin koşullarına cevap veremiyorlardı. Mahkeme kararına itiraz bir üst mahkemeye başvurma, temyiz, olağan dönemlerin uygulamaları, davaların hızını düşürüyor, cezanın ibret yönünü ortadan kaldırıyordu. Ulusal otoritenin sağlanabilmesi için devrim yöntemlerine başvurulması zorunlu duruma geldi.

18 Ağustos 1920'de Dr. Tevfik Rüştü ve Mustafa Necati Beyler Meclis'te, "Telkin ve Tedhiş Kanunu" için bir öneri verdiler. Bu önerinin 3,4,5 inci maddeleri "Madde 3- Seferberlik emrine icabet etmeyenlerin emvali müsadere, hanesi ihrak (yakılır), ailesi tehcir (göç) edilir ve tevrüd (karşı koyma) edenler de derdestlerinde (ele geçirildiklerinde idam olunur." çok ağır hükümler taşıyordu. Bu öneri tehlikenin olağanüstü boyutlarını ortaya koyması bakımından önemliydi. Cezalar ağır bulunduğu için red edildi. Fakat olağanüstü, devrim yöntemleri aranıyordu. Dr. Tevfik Rüştü Bey, çeteler ve kaçakların yarattığı tehlike karşısında, M. Kemal'e, "İhtilal Mahkemeleri" kurulması için bir öneri verdi. Fakat sonra isim "İstiklal Mahkemeleri" olarak değiştirildi.

2 Eylül 1920'de, Milli Savunma Bakanlığı'nca hazırlanan "Firar Ceraimini İrtikap Edenler Hakkında Kanun Tasarısı" Meclis tarafından Millî Savunma Encümenine gönderildi, 8 Eylül'de M. Kemal'in önerisiyle gündeme alındı. Milli Savunma Bakanı Fevzi (Çakmak) Paşa, olağanüstü ihtiyaca dayanarak, savaş zamanına ait olmak üzere "Firariler Hakkında Kanun"un kabulünü istedi. Asker kaçakları olaylarının çokluğunun vatanın kurtuluş ve bağımsızlığını tehlikeye düşürecek duruma geldiğini, bunun önüne ancak sert önlemlerle geçilebileceğini, eski kanunun etkili olmadığını belirten Milli Savunma önergesi ile konu tartışmaya açıldı. Bu önerge ile Meclis'te iki düşünce doğdu. Birincisi, "Kanunun bir zaruret olduğu ve cephe gerisinin tutulabileceği, asayişin bu sayede sağlanabileceği." ikincisi, "Memleketi ve halkı korkuya düşüreceği, Ulusal Mücadeleyi arkadan vuracak kuvvetleri çoğaltacağı ve halkı paniğe götüreceği." idi. Muhalif olanların bireysel haklardan söz etmeleri çok ilginçti. Ulusun ve vatanın varlığı için savaşıldığı, bütün ülke kaynaklarının seferber edilmesi gerektiği, ayaklanmalar, firari, casus, bozguncu, eşkıya tehlikesinin ülkeyi ve ulusu esir edecek boyutlara ulaştığı bir sırada bireyin özgürlüğünden söz etmek düşünülemezdi. Bu sebeple Meclis'te radikal grup ile tutucular arasında tartışmalar genişledi. 11 Eylül'de kanun oy çokluğu ile kabul edildi.
0

#3
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



• 20 Ocak 1923 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, gizli oturumunda Elcezire bölgesinde bir İstiklal Mahkemesi kurulması kararı aldı.
0

#4
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



• 25 Şubat 1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda “Dinin politikaya alet edilemeyeceği ve bu suçun da vatan hıyaneti sayılacağı”na ilişkin değişiklik yapıldı.


Bakınız, Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın yada Üye Olun.
0

#5
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



• 3 Mart 1925 - Şeyh Said ayaklanmasının büyümesini önlemek için, Takrir-i Sükun Kanunu kabul edildi; İstiklal Mahkemeleri kuruldu.



Bakınız, Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın yada Üye Olun.

Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın yada Üye Olun.
0

#6
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



15 Nisan 1923 - Hıyanet-i Vataniye Kanun'nda önemli değişiklikler yapılarak, kapsamı genişletildi.



Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 15 Nisan - Aprıl 1931
0

#7
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



29 Nisan 1920 - Hıyanet-i Vatan Kanunu'nun TBMM'de kabulü.


Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 29 Nisan - Aprıl
0

#8
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması


• 25 Şubat 1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda “Dinin politikaya alet edilemeyeceği ve bu suçun da vatan hıyaneti sayılacağı”na ilişkin değişiklik yapıldı.


Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 25 Şubat - February
0

#9
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



29 Nisan 1336 (1920)



• 15 Nisan 1923 - Hıyanet-i Vataniye Kanun'nda önemli değişiklikler yapılarak, kapsamı genişletildi.


Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 15 Nisan - Aprıl
0

#10
Kullanıcı çevrimdışı   Hale 

  • Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.
  • Grup: Yönetici
  • Mesaj sayısı: 40.278
  • Kayıt tarihi: 11-Eylül 07
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Forum İtibarı: 240
Mükemmel
Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması



• 29 Nisan 1920 - Hıyanet-i Vatan Kanunu'nun TBMM'de kabulü.


Bakınız,
Atatürk Günlüğü - Today | 29 Nisan - Aprıl
0


  • (2 Sayfa) +
  • 1
  • 2
  • Yeni bir konu açamazsınız
  • Bu konuya cevap yazamazsınız


"Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması - 29 Nisan 1336 (1920)" İçin Anahtar Kelimeler (Keywords)
Konuyu ziyaret eden ziyaretçilerimizin Google arama motorunda kullandıkları anahtar kelimeleri içermektedir.

Google (179), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (39), Google (36), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (26), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (23), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (22), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (18), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (16), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (15), hıyanet-i vataniye kanununun kabulü ve istiklal mahkemeleri - Google'da Ara (13), hiyanet-i vataniye kanunu neden çıkarılmıştır? - Google'da Ara (12), hiyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (11), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (11), hiyanet neden çıkarılmıştır - Google'da Ara (10), hıyanet-i vataniye niye çıkarılmış - Google'da Ara (10), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (9), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (7), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (7), 29 nisan1920 - Google'da Ara (6), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (5), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (5), hıyaneti vataniye kanunu neden çıkarıldı - Google'da Ara (5), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (5), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (5), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (5), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (5), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (5), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (5), hıyanet i vataniye kanunun çıkarılma amaçları - Google'da Ara (5), hıyanet-i vataniye kanununun kabulü ve istiklal mahkemeleri - Google'da Ara (5), hıyanet-i vataniye kanunun kabulü ve istiklal mahkemeleri - Google'da Ara (5), hiyanet neden çıkarıldı - Google'da Ara (5), hiyaneti vataniye kanunu neden çıkmıştır - Google'da Ara (5), hıyanet-i vataniye kanununun kabulü ve istiklal mahkemeleri - Google'da Ara (4), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (4), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (4), 29 NISAN 1920 - Google'da Ara (4), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (4), hıyanet i vatanıye kanunun kabulu ve ıstıklal mahkemesı - Google'da Ara (4), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (4), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (4), hıyanet i vataniye kanunu çıkarıldı - Google'da Ara (4), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (4), hıyanet i vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hiyaneti vataniye kanunu ne zaman ve niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti milliye - Bing (3), hıyanet i vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu neden çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu amaca - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu ve ıstıklal mahkemelerı - Google'da Ara (3), istiklal mahkemeleri niçin kurulmuştur - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu resimleri - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyanet-i vataniye kanunu çıkarıldı 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu kabulü - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyanet-i kanununun çıkarılma sebepleri - Google'da Ara (3), 29 nisan 1920 - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu niçin çıkarılmıştır - Google'da Ara (3), hıyanet-i vataniye kanununun neden çıkarıldı - Google'da Ara (3), hıyaneti vataniye kanunu özeti - Google'da Ara (3), 302 Moved (2), 29 nısan 1920 - Google\'da Ara (2), 302 Moved (2), 29 nisan 1920 - Google\'da Ara (2), 29 nisan 1920 - Google\'da Ara (2), hıyaneti vataniye kanunu neden çıkarıldı - Google\'da Ara (2), hıyaneti vatanıye kanununun maddelerı - Google\'da Ara (2), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), 302 Moved (1), hıyaneti vataniye kanunu ve istiklal mahkemeleri - Google\'da Ara (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), hıyaneti vataniye kanunu\'nun kabülü ve istiklal mahkemeleri gi - Google\'da Ara (1), hıyanetivataniye kanunu\'nun kabülü ve istiklal mahkemeleri özet - Google\'da Ara (1), 302 Moved (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1), Not Available (1),

"Hıyanet-i Vataniye Kanunu Ve İstiklâl Mahkemeleri Kurulması - 29 Nisan 1336 (1920) " ile Benzer Konular
İstiklal Madalyası | İstiklal Madalyası Kanunu
13 Yanıt - 4.403 Görüntülenme | Veriliş Maksadı, Sembolün Anlamı, Kullanım Süresi...
Türkiye Cumhuriyeti | IV. Bölüm, Şeyh Sait İsyanı, 13 Şubat 1925 Günü - Takrir-i Sükun Kanunu
16 Yanıt - 16.385 Görüntülenme
William Shakespeare | ( 26 Nisan 1564 – 23 Nisan 1616), İngiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır.
6 Yanıt - 2.010 Görüntülenme
Özürlüler Kanunu
0 Yanıt - 4.732 Görüntülenme
Ataol Behramoğlu (d. 13 Nisan 1942 - …) | Şair, Yazar, Çevirmen, Edebiyatçı
2 Yanıt - 1.366 Görüntülenme