İşte Erdoğan'ın 61 eylemi
İddianamede Erdoğan'ın 61 eylemine yer veriliyor
"velev ki" 47. sırada...
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın AKP hakkında açtığı kapatma davasının iddianamesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın laiklik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle 61 eylem ve demecine yer verildi.
Bu söz ve eylemler nedeniyle partinin kapatılması ve Başbakan Erdoğan hakkında 5 yıl süreyle siyasi yasak getirilmesi istendi.
İddianamede, Erdoğan'ın türban için
"velev ki siyasi simge" sözleri 47. sırada yeraldı. Başörtüsünü
"ulemaya" sorulması açıklamalarıda iddianameye giren Erdoğan'ın yargıyla girdiği tartışmalar da dosyaya konuldu.
Başbakan Erdoğan'nın iddianame yer alan çarpıcı açıklamalarından bazıları şöyle:
ERDOĞAN’IN “MODERN BİR İSLAM DEVLETİ OLARAK TÜRKİYE” SÖZÜ DELİL OLDU
- 2003 yılı Mayıs ayında Malezya’ya yapmış olduğu gezide bu ülkede yayımlanan News Straits Times adlı gazeteye demeç veren Başbakan Erdoğan
‘‘Modern bir İslam devleti olarak Türkiye, medeniyetlerin uyumuna örnek olabilir’’ dedi,
- Yargıtay Onursal Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya’nın ülkede yaşanan gelişmeleri ve gidişatı da gözeterek 2003 Yılı Adli Yıl açılış konuşmasında,
“…Sınırsız din ve vicdan özgürlüğü isteyenlerle İslami devlet kurmak isteyenlerin amaçları aynı…" şeklindeki tespitine, Erdoğan
" …Bu bir defa çirkin ve olumsuz bir yaklaşım, Bir defa özgürlükleri farklı bir noktada olan kişinin özgürlük alanına kadar o alana giremezsiniz. Siz bir dinin mensubuysanız, farklı bir dinin mensubunun olduğu alana giremezsiniz.
İnancınızın gereği neyse, bu inanca saygı duymak yönetimlerin görevidir.(…) Kaldı ki, şu anda yaşanan süreçte gerek Türkiye’de, gerek Batı’da, gerek Dünya’da tamamıyla dinlere saygılı olan bir anlayışın egemen kılınması, aynı şekilde düşünceye ve örgütlenmeye saygılı yapıların, özgürlüklerin oluşmasına fırsat verilmesini devamlı olarak imkânını hazırlıyor. Biz de böyle bir gayretin içindeyiz …" diye beyanda bulundu.
-Genelkurmay 2. Başkanı Org. İlker Başbuğ’un imam hatip lisesi mezunlarıyla ilgili askerlerin rahatsızlığını ortaya koymasından sonra, Üniversitelerarası Kurul üyesi profesörler ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile görüşen Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Çelik’in acil olarak çıkarılmasını savunduğu imam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye girişini zorlaştıran katsayı engelini ortadan kaldırması amacıyla YÖK Yasasında yapılacak değişikliğe ilişkin tasarıyı
“acelemiz yok” diyerek geri çekti.
“İSLAMIN ÖNÜNE BİRŞEY KONULAMAZ”- Erdoğan, 29.05.2004 tarihinde Oxford Üniversitesinde yaptığı konuşma sonrası verdiği demeçte imam hatip liselilerin önünü açan YÖK Yasası'nı laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle veto eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e,
"Bu okullar çok partili dönemden beri var. Dün laikliğe aykırı değildiler, bugün niye aykırı oldular? Bunun laiklikle alakası yok" …
"Normal liselerde okutulan birçok ders İHL'de de okutuluyor. Ayrıca din dersi için de bir yıl fazla okuyorlar. Bu tür bir eğitim almak laikliğe aykırı mı? (...) İnsanlar dini gereklerini böylece yerine getirebilir. İslam ile laikliği yan yana tanım olarak getirmek yanlış olur. Kişiler laik olmaz." dedi.
- RP İstanbul İl Başkanı olarak Ümraniye'de 1994 tarihinde yaptığı konuşmanın kasedinin Kanal D'de yayınlanması üzerine Erdoğan, söz konusu konuşmayı günün şartları içinde, üyesi bulunduğu partinin söylemleri ve disiplini gereği gerçekleştirdiğini ifade ederek,
“Bazıları laikliği din gibi algılıyor. Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz. İnsan iki dine mensup olamaz. Asıl itibarıyla laiklik bir sistemdir ve fertlerin değil, devletin laikliği söz konusudur. Dine mensupluksa ferdi bir tasarruftur. O manada söyledim" dedi.
“TÜRKİYE’NİN YÜZDE 99’U MÜSLÜMANDIR”- Christchurch kentinde,
"Ulusal Avrupa Etütleri Merkezi" tarafından düzenlenen konferansa katılan Erdoğan,
"Türkiye'de Türkü vardır, Kürdü vardır, Lazı vardır, Çerkezi vardır, Gürcüsü vardır, Abhazı vardır, aklınıza ne gelirse. Bizdeki etnik unsurları birbirine bağlayan önemli bir din bağı vardır. Çünkü Türkiye'nin yüzde 99'u Müslüman'dır” dedi.
- Erdoğan, Avustralya’nın Sydney Kentini gezerken,
“Herkes kendi kimliğiyle övünebilir. Bu onun en doğal hakkıdır. Kürt Kürtlüğüyle, Türk Türklüğüyle, Çerkez Çerkezliğiyle, Laz Lazlığıyla övünebilir. Etnik kimlik anlamında söylüyorum. Ama bizi üstte birbirimize bağlayan üst kimlik TC vatandaşlığıdır. Bu ortak paydadır”...
”Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah’tır. Ayrıma ne gerek var. O üst ortak paydada birleşip el ele vereceğiz” dedi.
“ETNİK UNSARLARI BİRLEŞTİREN ANA UNSUR DİNDİR”-Erdoğan, Esenboğa Havaalanı'nda 11.12.2005 tarihinde yaptığı basın toplantısında;
“Türkiye’de etnik unsurları birleştiren ana unsur dindir’ şeklinde bir ifadeniz oldu mu, yoksa yanlış anlaşılma mı oldu?” sorusu üzerine,
Ben ne söylediğimi çok iyi biliyorum.Bakın bunu ne zaman, ne üzerine söyledim. İşin başını, arkasını bir tarafa koyup ortasını almayın. Biliyorsunuz konu, Sayın Baykal’ın Yugoslavya benzetmesi üzerine söylenmiştir.
Türkiye, bir Yugoslavya değildir. Orada Sırp, Hırvat, Boşnak hepsi ayrı dinlerin mensuplarıdır. Aynı dinde olup farklı mezheplerde olanlar da vardır. Ama Türkiye’de ise 30’a yakın etnik unsur var. Bunu her zaman sizler de yazıyorsunuz, yüzde 99’u Müslüman bir ülke Türkiye’de din bir çimentodur.” cevabını verdi.
Erdoğan, bugüne kadar
“din bir üst kimliktir” ifadesi kullanmadığını vurgulayarak,
“Üst kimlik olarak kullandığım ifade; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır ve bunun defaatle açıklamalarını yaptık. Ama buna rağmen bazıları anlamak istemiyor. Yine söylüyorum, din bir çimentodur ve şu anda en önemli birleştirici unsurumuzdur. Tarih boyunca bu böyledir” dedi.
“MÜSLÜMAN OLAN MİLLET, KENDİ KİTABINI RAHATLIKLA ÖĞRENEBİLİR”- Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan; izinsiz açılan Kuran kurslarıyla ilgili olarak,
“Bir defa, şu ifade, çok çirkin bir ifade(…) Kaçak Kur’an kursu diye bir ifade olmaz. Yanlış bir şey. Bir defa, kanunun ruhuna aykırı. Kur’an öğrenilir. Kuranı öğrenmede kimse suç ifadesi kullanmaz. Bu millet Müslüman’dır ve Müslüman olan millet, kendi kitabı Kuranı da rahatlıkla öğrenebilir. ‘Kaçak Kuran kursları’ diye bir kanun maddesi yok" dedi.
“BEN LAİK DEĞİLİM, DEVLET LAİK” SÖZÜ-Erdoğan, laiklik konusunda,
"Laikliği din haline getirirseniz halkı üzersiniz"…
"Bizim laiklikle derdimiz yok. 1982 Anayasası'nın laikliği düzenleyen maddesinin gerekçesinde bir tanım mevcut. Gerekçe, 'bütün dinlere eşit mesafede olmak' diyor. İnançlar, devlet güvencesinde. Tekrar ediyorum: Ben insan olarak laik değilim; devlet laiktir. Buna mukabil laik düzeni korumakla yükümlüyüm. Ama siz laikliği bir din gibi takdim ederseniz, bu ülkenin halkını üzersiniz. Türkiye iyiye gidiyor, hükümet başarılı, laikliği gündeme getirip, bundan nemalanmak isteyenler var" dedi.
“TOMMİKS-TEKSAS OKUMAYA KİMSE MANİ OLMUYOR..”-Erdoğan, Kur'an kursları için yaş sınırı konulmasına karşı olduğunu söylerken, kendisinin de 7 yaşında Kur'an kursuna gittiğini hatırlatarak,
“Bir defa eğitimin kanuna aykırılığının tartışılması lazım. Kuran'ın eğitimi olmaz. Kuran'ın öğrenimi olur. Şu anda Diyanet konu üzerinde çalışıyor.
Milli Eğitim de çalışıyor. Birisinde 12 yaş, diğerinde 15 yaş. Diyor ki bu yaşlardan önce öğretemezsin. Bırakılım kitabını, Kuran'ı öğrensin. Bu durumdan niye rahatsız olalım. Bırakalım rahat rahat öğrensin. Tommiks-Teksas okumaya hiç kimse mani olmuyor ama kendi kitabını öğrenmesine niye mani oluyoruz”
“BEN İSTANBUL’UN İMAMIYIM” SÖZÜ-Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın basına yansıyan geçmişteki beyanlarında:
* Fanilere kul olmayacağız, dedik. Biz sadece bir zihniyetin, bir sistemin bu ülkede iktidarı için çalışıyoruz. Bu zihniyet, bu sistem er geç bu ülkede iktidar olacak. Dolayısıyla kula kul olmayacağız, çıkara kul olmayacağız. Fanilere kul olmayacağız, sadece Allah'a kul olmanın hazzını yaşayacağız.
* Türkiye'de şu anda birilerinin şeriatı var. Ama bu şeriat tükendi. Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyorlar.
* Ben İstanbul’un imamıyım.
* Elhamdülillah şeriatçıyım.
* Yılbaşına karşıyım.
* Ata' ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.
* Bizim için günah dosyası hazırlamışlar. Bizim günah dosyamızda ne var, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'ni fatiha ile açmak var. Bir Meclis'i fatihayla açtık. Fatiha ile Meclis'i açmak nedir? Önce bunu açıklayalım... Fatihanın manası nedir? Fatiha, karanlığı aydınlığa açmaktır.
* Yirmi yıl önce, yirmi beş yıl önce deselerdi, pop yıldızlarının çılgınlıklarını sergiledikleri Gülhane Parkı'nda bir gün gelecek, Allah'a âşık olanlar, ona sadık olanlar, muhlisler bu çınarların altını dolduracak ve buradan dünyaya nasıl ortaçağın karanlıklarından bir yeni çağ açmışlarsa, Allah'ın izniyle bir yeni çağ açılmışsa, Allah'ın izniyle yeni bir çağ, zulüm çağı kapatılacak, aydınlık bir çağ açılacaktır.
* İmamlar da nikâh kıysın.
* Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker.
* Ben tekkeye değil dergâha gittim….,şeklinde ifadelerde bulunduğu, RP İstanbul İl Başkanı olduğu 1994 yılında Refah Partisi'nin Ümraniye İlçe Örgütü'nün yeni hizmet binasının açılış töreninde:
“…1 Kasım bir dönüm noktasının adıdır. Zafer değil. Zafer böyle yakalanmaz. Şu anda daha henüz bir yoldayız. İnanıyorum ki yeşil ışıklar gözükmüştür. Fakat biliniz ki oraya kadar daha çok işaretler var. Ama inanıyorum ki zafer Allahın lütfuyla er geç bizim olacaktır. Çünkü vahi ilahi böyledir bunun işaretleri gözüküyor. Biz Cezayir gibi olmayız. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz. Allahın izniyle."
"Bir buçuk milyarlık İslam alemi Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Şu anda içte onun ışıkları göründü. Allahın izniyle. Bu kıyam başlayacak. Koşmaya mecbursun. çalışmaya mecbursun. Eğer çileyi çekmezsen gelmez. Eğer çocuklarınız, eğer mallarınız, eğer zevceleriniz sizi bu davadan gayretten alıkoyuyorsa bu zaferi beklemeyin değerli kardeşlerim. Bunu aşmaya mecbursun. Bunu aştığımız gün zaferin ışıkları bize yakın olacaktır. Ve o zaman hak nurunu tamamlayacaktır."BAŞBAKAN DEĞİŞMEDİ…b- Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldikten sonra sürekli '
'gelişerek değiştiğini'' savunan ve Milli Görüş için
''Biz o gömleği çıkardık'' biçiminde beyanda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT 1 de 21.06.2006 tarihinde yayınlanan “Enine Boyuna” programında söylem değiştirerek; '
'Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim'' dediği,
“İNANÇLI MÜSLÜMANLARIZ”- Erdoğan, Alman Welt am Sonntag gazetesine 2005 yılı Şubat ayında verdiği demeçte, kızlarının neden türban taktığı sorusunu, kızları Sümeyye Erdoğan ve Esra Albayrak'ın Kuran'a uyduğunu dile getirerek.
"İnançlı Müslümanlarız. Kuran'da kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor. Türkiye'de laiklik geleneği var” dedi.
Erdoğan, daha sonra bu röportajın '
'aslı astarı'' olmadığını açıklamış, röportajı yapan gazetecinin ses kaydının olduğunu söylemesi üzerine ise basın danışmanı Ahmet Tezcan’ın, yazının doğru, ancak eksik olduğunu, yazıda Başbakan'ın
''toplumsal mutabakat şartıyla'' sözlerine yer verilmediğini açıkladı.
“KIZLARIM BAŞINI ÖRTTÜĞÜ İÇİN TÜRKİYE'DE OKUYAMADI”- Erdoğan 2004 yılı Nisan ayında Ukrayna ziyareti sırasında kaldığı otelde bu ülkede okuyan ikisi türbanlı Türk öğrencilerinin denklik sorununu gündeme getirmesi üzerine, “Bu soruyu her yerde soruyorlar, ama artık sormayın. Ben bu konuyu iyi biliyorum.
Benim çocuğum Boğaziçi’ni kazandığı halde imam hatip lisesi mezunu olduğu için puanı düşürüldü, buraya gidemedi. Kızlarım başlarını örttükleri için Türkiye’de okuyamadı. Biz ailece bu konunun mağduruyuz.
Bu tip ayrımlara karşıyız. Ama sizin bu sorunlarınızın çözümü sadece bizim isteğimizle değil tüm siyasi partilerin katılımı ve uzlaşmasıyla çözülmeli. Bunu tek başımıza getirmek istemiyorum, çünkü o durumda gerginlik çıkıyor. Ben ülkede gerginlik yaratmak istemiyorum… Kızlarım başını örttükleri için Türkiye’de okuyamadı” dedi.
“İŞİN ASLI BAŞÖRTÜSÜDÜR”- Erdoğan, Gül'ün
"Türban daha modern olabilir" sözlerinin ardından yaşanan tartışmaya ilişkin görüşlerini de aktararak,
"Sizce türban modernleşir mi?" sorusuna karşılık: "Ben o şekilde bir ifadeyi doğru bulmuyorum. Bu işin aslı başörtüsüdür.
Türban ifadesini yanlış buluyorum. Olay türban ifadesiyle siyasallaştırıldı. Başörtüsü inançtan geliyor. Takan, dinimizin bir gereği olarak takıyor. Moda noktasında buna çeşitli şekiller getirebilirsiniz. Bu konuda toplumsal mutabakat var, ama kurumsal mutabakatta sıkıntımız var. Başörtüsü bir oy zemini olmamalı. Ben bir oy zemini olarak görmüyorum. 3 Kasım seçimlerinde de 'böyle bir vaatle gelmiyorum' dedim. Kurumsal mutabakat sağlandığında bu zaten çözülecektir. Yavrularıma da asla bu noktada müdahale edemem." diye beyanda bulundu.
ULEMAYA SORULSUN...-Erdoğan,
"Cehalet içinde konuşuyorlar. Açsınlar Türk Dil Kurum lugatını. Milli Eğitim Ansiklopedisi'ni, diğer lugatları açsınlar. Ulemanın ne anlama geldiğini okusunlar. Bunlar şecaat arzederken sirkatlerini de ortaya koyuyorlar. Yani kendilerini överken açıklarını da ortaya koyuyorlar. Ulema, alimin çoğuludur. Bugünkü söyleyişle bilginin çoğuludur.
Ulema ise bilginler anlamına gelir.(…)Danimarka'da yaptığımız konuşmada, AİHM'nin Müslümanlara ait örtü ile ilgili karar verirken bu konuda bilirkişi olarak İslam'ın din bilginlerine sorması gerekirdi. Bu örtü ideolojik mi, sosyolojik mi, dinin gereği mi? (…) Sorduktan sonra kararını yine orası versin. Biz onların kararına uyarız. Türkiye'de de kimse bunu saptırma yoluna gitmesin" dedi
VELEV Kİ...- Erdoğan, 2008 yılı Ocak ayında “Medeniyetler İttifakı Forumu” için gittiği İspanya’da Europa Press’in konuğu olarak katıldığı kahvaltılı toplantıda,
“Türban sorununu yeni anayasa ile çözecek misiniz?” sorusunu,
“Semboller dediniz, Benim partim içinde nasıl başörtülü varsa diğer partiler içinde de var.
Hepsinin siyasi tercihidir bu. Bu onların siyasi tercihine, dinin bir gereği olarak başını örttüğüne inanan ve bunu bu şekilde uygulayana zorla şu söyleniyor; ‘sen bunu siyasi simge olarak takıyorsun ‘ deniyor. Hayır ben bunu siyasi simge olarak takmıyorum, diyor. Velev ki (türbanı) bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere, sembollere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?” şeklinde verdi.
Anayasa Mahkemesi’ne dava açan Yargıtay cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, rejime zarar verecek adımların atıldığını ve her geçen gün riskin arttığına dikkat çekti.
Yalçınkaya,
"“Olayda, laik hukuk düzenine aykırı eylemlerin odağı olan bir siyasi partinin söz konusu olması karşısında, üstelik bu partinin de çoğunluk iktidarına sahip olduğu gözetildiğinde, amaçlanan modelin gerçekleştirilmesi anlamında bir tehlikenin var olduğu ve tehlikenin de yeterince yakın olduğu"
“Davalı siyasi partinin izlediği politikanın ortaya çıkardığı tehlike belirgin ve yakındır. Medeni barışa ve ülkenin demokratik rejimine zarar verebilecek somut adımlar atılmıştır. Önce, bu adımların engellenmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Kamusal alanda ve TBMM’nde de türbana serbestlik sağlanmasına yönelik beyanlar ile imam hatip lisesi mezunlarına uygulanan katsayı sisteminin kaldırılması girişimleri bu tehlikeyi daha somut ve yakın kılmaktadır.
Davalı Partinin, toplumsal barışı tehlikeye düşürene ve öngördüğü modeli gerçekleştirene kadar beklenilmesi doğal olarak söz konusu olamaz. Bu noktada davalı siyasi partiyi amacından uzaklaştıracak ve sosyal yönden de gereksinim duyulan tek ve zorunlu yöntem, yalnızca kapatma yaptırımı olup, toplumu karşılaştığı bu tehlikeden başka türlü korumanın olanağı kalmamıştır.” ifadesine de yer verdi.
'Kırmızı sokaklar' dosyada
İçkili yerlerin şehir dışına çıkarılması, türban için yapılan Anayasa değişikliği dosyada...Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Anayasa Mahkemesi’ne sunulan iddianamede, kamuoyunda
"kırmızı sokak" uygulaması olarak bilinen, içkili eğlence yerlerinin şehir dışına çıkarılması ile türban için yapılan Anayasa değişikliği, açıköğretim sınavlarına türbanlıların alınması gibi birçok eylem de yer buldu.
İddianamenin
“AKP hükümetlerinin laiklik ilkesine aykırı diğer eylemleri” bölümünde 14 eylem sıralandı. Bu eylemler özetle şöyle:
-Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
“Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikle Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kuran kursları ile vakıf yurtlarının denetiminin ilköğretim müfettişlerinin görev alanından çıkarılarak, Kuran kurslarını denetleme görevinin Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı murakıplara bırakılması.
İMAM HATİPLİLERE ÖSS İMKANI-Milli Eğitim Bakanlığı’nın Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği’nde 2006-2007 öğretim yılından itibaren geçerli olmak üzere İmam Hatip Lisesi öğrencileriyle ilgili önemli bir düzenleme yaparak, İmam Hatip Lisesi son sınıf öğrencileri ya da mezunlarının, Açık Öğretim Lisesinde bir dönem öğrenim gördükten sonra ÖSS’de istedikleri alandan sınava girebilmelerine olanak tanınması.
-
“Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 15. maddesinin kaldırılması. Kaldırılan madde hükmünün “Gençleri Cumhuriyet esaslarına göre hazırlayacak ve okullarda milli terbiyeyi kuvvetlendirecek tedbirleri almak” şeklinde olması.
-Fakir ve başarılı öğrencilerin Devletçe özel okullarda okutulmasıyla ilgili yönetmelik hakkında Danıştay’ca yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, bunun akabinde aynı konuda çıkartılan yasanın da Cumhurbaşkanı tarafından bu okullara alınacak öğrenci yapısı ve öğretmenler gözetilerek, devlet niteliklerine aykırılık söz konusu olacağı gerekçesiyle veto edilmesi.
-Milli Eğitim Bakanlığı’nın Şubat 2002 tarihli Merkezi Sistem Sınav Yönergesi’nde MEB’in yaptığı merkezi sınavlara adayların girebilmesi için ‘baş açık’ olması gerektiği belirtilirken, bu yönetmeliğin
“Adayların temiz, düzenli ve aşırılığa kaçmayan bir kıyafetle sınava girmelerini sağlar” şeklinde değiştirilmesi. Yönergenin Danıştay tarafından iptal edilmesi
KIRMIZI SOKAKLAR GENELGESİ- İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan bir genelge ile içkili yerlerin şehir dışında belirlenen bölgelere taşınmak istenmesi. Genelgenin iptali için açılan davada, Danıştay’ın genelgeyi iptal etmesi.
-Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Sağlık Kuruluşları Ruhsatlandırma Yönetmeliği Tasarısı’nda hastaların dini gereklerini yerine getirebilecekleri mekânlar ayrılmasının öngörülmesi.
-Devlet Planlama Teşkilatı’nın 9. Kalkınma Planı hazırlıkları kapsamında oluşturulan Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonun taslak raporunda,
“zekat” sisteminin özel kurum ve teşkilatına kavuşturulması, bu amaçla
“Zekat Mağazalar Zinciri” oluşturulması önerisinde bulunulması.
CEMAAT KAVRAMI YASALARA GİRDİ-Kurumlar Vergisi Kanunu’na
“sendikaların dernek, cemaatlerin ise vakıf sayılması” hükmünün getirilerek, cemaat kavramının yasalara girmesi.
-Kuran kurslarına gitmek için gereken ilk ve ortaöğretimi bitirmiş olma, yani 15 yaş ve yaz aylarında aranan 12 yaş sınırı şartının kaldırılmasının öngörüldüğü yasa teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulması.
-Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan
“Milli Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği” ile imam-hatip lisesi mezunlarına çift diploma edinmeleri suretiyle üniversiteye girişte 1999 yılından beri uygulanan meslek liseleri ve düz lise mezunları arasında uygulanan katsayı uygulamasının bertaraf edilmesi imkanının sağlanması.
Ayrıca öğrencilerin türbanlı, sakallı olarak derslere devam etmeleri olanağının tanınması. 24.6.2007 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nca düzenlenen açıköğretim lisesi sınavlarına bazı öğrencilerin türbanla girmesi.
TÜRBAN DÜZENLEMESİ-Üniversitelerde türban yasağının kaldırılması ve diğer yandan serbestliğin tüm kamusal alana taşınması tartışmalarının yapıldığı 2008 yılı ocak ayı içinde yapılan açık öğretim lisesi sınavlarına başta Ankara olmak üzere, Erzurum, Edirne, Denizli, Konya ve İzmir’ de çok sayıda öğrencinin sınavlara türbanla girmesinin sağlanması. Hatta bu öğrenciler arasında çarşaflı kişilerin de sınava alınması.
-Türbanın yükseköğretim kurumlarında serbestçe takılmasına olanak sağlamak üzere Anayasanın 10 ve 42. maddelerinde değişiklik yapılmasını içeren kanun teklifinde AKP’li Milletvekilleri Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin, Nurettin Canikli, Mustafa Elitaş ve Nihat Ergün’ün imzalarının bulunması.
-Prof.Dr. İrfan Erdoğan'nın Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, Ali İlker Gümüşel'in de başkan yardımcılığı görevinden Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’le izlenen çizgide uyuşamadıklarından ayrıldıkları, müfredat konusunda işinin ehli olmasına değil, talimatla kitap onaylayıp onaylamayacağına bakılarak kurula üye atanması.
Bunun da günün koşullarından, bilimsellikten, çağdaşlıktan ve Atatürkçülük’ten uzak öğelerle dolu kitapların çıkmasına yol açması.
AKP'li 71 isim hakkında 5 yıl süreyle siyaset yasağı isteniyor. İşte o isimler...
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından AKP hakkında açılan kapatma davasının iddianamesinde aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın da olduğu 71 isim hakkında 5 yıl süreyle siyaset yasağı isteniyor. İşte o isimler…
1-Recep Tayip Erdoğan
2-Bülent Arınç
3- Abdullah Gül
4- Hüseyin Çelik
5-Ömer Dinçer
6- Fahri Keskin
7-Burhan Kuzu
8-Eyüp Fatsa
9- Nihat Eri
10-Eyüp Sanay
11-Tayyar Altıkulaç
12-Ömer Özyılmaz
13-Sadullah Ergin
14-Cavit Torun
15-Asım Aykan
16-İrfan Gündüz
17-Mehmet Çiçek
18-İdris Naim Şahin
19-Binali Yıldırım
20-Akif Gülle
21-Hasan Kara
22- Fehmi Hüsrev Kutlu
23-Musa Uzunkaya
24-Mehmet Aydın
25-Güldal Akşit
26-Ersönmez Yarbay
27-Ahmet Faruk Ünsal
28-Mehmet Elkatmış
29- Abdullah Çalışkan
30-Nihat Ergün
31- Bülent Gedikli
32- Egemen Bağış
33- Resul Tosun
34- Hayati Yazıcı
35- Sadık Yakut
36- Abdurrahman Kurt
37- Muzaffer Külcü
38-Selami Uzun
39-Fatma Seniha Nükhet Hotar Göksel
40-Dengir Mir Mehmet Fırat
41-Mehmet Zafer Üskül
42-Hüseyin Tuğcu
43- Mehmet Cemal Öztaylan
44-Hüsnü Tuna
45- Fatma Şahin
46- Muzaffer Gülyurt
47- Muhyettin Aksak
48-Bekir Bozdağ
49-Nurettin Canikli
50-Mustafa Elitaş
51-Recep Akdağ
52- Cevdet Erdöl
53- Hüseyin Tanrıverdi
54-Ayşe Böhürler
55- Hasan Cüneyt ZAPSU
56- Hasan BALAMAN
57- Ali Uğurlu
58- Kamil Ünal
59- Mustafa Burna
60- Ali Tekin
61- Süleyman KALDIRIM
52- Mustafa TARLACI
63- Ayşe YÜREKLİTÜRK
64- Ahmet GENÇ
65-Mehmet Demirci
66- Ahmet Misbah DEMİRCAN
67-Hüseyin Turan
68- İbrahim Karaosmanoğlu
69-Alaaddin Yılmaz
70-İbrahim HALICI
71- Ahmet Şükrü Kılıç,
ANKA Ve Bugun Sayın RTE Sivas'taki konuşmasında Kapatma Davası ile ilgili soruya
"Sadece Gülüyorum Vız Gelir Tırıs Giderler" diyebiliyor.. (IMG:
Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın veya Kayıt Olun ...)
Ve açıkçası her nekadar Türk Adaletine güveniyor olsamda %50 oy almış bir partiyi kapatmaya,iktidar'ı düşürmeye, Başbakan da dahil 71 milletvekiline siyasi yasak getirmeye,malesef 7 kişinin gücünün yetmeyeceğini düşünüyorum. Malesef çok çok zor...
Bu seferki parti kapatma digerlerine hiç benzemiyor, ama inşallah dava sonucunda AKP'ye istediğimiz kapatma gelir diye umut ediyorum..