(IMG:
Linkleri görmek için lütfen Giriş Yapın veya Kayıt Olun ...)
**********
Bunlar böyledir
BUGÜN okuyacağınız başka hiçbir haberin, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) tarafından dün kabul edilen "karar" metni kadar önemli olacağını sanmıyoruz.
Çünkü inanılmaz bir Avrupalı ikiyüzlülüğü söz konusu.Sözde
"demokrasi" savunuculuğu yapıyorlar.
Ama aslında bu ülkedeki demokrasinin mezarını kazıyorlar.
"Bağımsız değil" diyemedikleri, işleyişinde, uygulayacağı yasalarda
"hukuka aykırı" hiçbir şey bulamadıkları
Anayasa Mahkemesi’ne inanılmaz bir saldırganlıkla baskı uyguluyorlar.
Ve bunu sözde
"hukuk" adına talep ediyorlar.
Anlatalım:
"Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) dünkü genel kurul görüşmelerinde
Belçikalı parlamenter
Luc Van den Brande tarafından hazırlanan,
"Türkiye’de demokratik kurumların işleyişi" konulu raporu görüştü. Rapor tahmin edeceğiniz gibi
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkında açılan
"kapatma" istemli davaya müdahale amacıyla hazırlanmıştı.
Çünkü
AKPM dünyası dahil
Avrupalılar bugün
Türkiye’yi yöneten
AKP’den çok memnunlar. Eğer aksi söz konusu olsa,
"Türkiye’de demokratik kurumların işleyişi" konulu bir raporda
AKP’nin kendi iç işleyişinde
"demokrasi"nin
"d" harfinin bulunmadığını da ifade etmeleri gerekirdi.
Mesele dediğimiz gibi
AKPM adına
Anayasa Mahkemesi’ne baskı yapmak, bu mahkemeyi yıldırıp
AKP’nin kapatılmasını vicdanen ve hukuken gerekli görseler bile buna engel olmak.
Nitekim başta
Anayasa Mahkemesi olmak üzere hepimizi korkutacaklarını sanarak,
"Türkiye için izleme süreci mekanizmasının, gerektiği takdirde ciddi bir biçimde tekrar gözden geçirilmesine" karar verdiler.
Demek istiyorlar ki,
AKP’nin
kapatılması halinde biz
"Türkiye’deki demokrasinin işleyip işlemediğini denetleriz. Hatta gerekirse sizin Avrupa Konseyi’ne üyeliğinizin devam edip etmemesini tartışmaya açarız."
İnsanın hiç bekletmeden,
"Açarsanız açın! Biz hukuktan ayrılmadıkça ve demokrasimizin temel direği olan laik sistemi ayakta tuttukça, sizin o kararlarınıza beş paralık değer vermeyiz. Çünkü yaptığımızın doğru olduğunu eninde sonunda görür, kapımıza gelirsiniz" diyesi geliyor.
Ama bu defa tehdidi orada bırakmamışlar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hem
Refah Partisi davasında hem de meşhur
Leyla Şahin davasında aldığı kararları da hiçe sayan bir ibareyi karar tasarısına ekleyip kabul etmişler. Orada,
"Avrupa Konseyi kendi üyeleri arasındaki laik devletleri güçlü şekilde destekler. Ancak dini temellere dayalı partilerin üye ülkelerde yaygın şekilde mevcut olduğunu dikkate alarak siyasi partilerden laik olmalarının istenemeyeceği görüşündedir. Bir dini parti ülkeyi yönetirken anayasaya aykırı kararlar alırsa o kararlar aleyhine dava açılması mümkündür ama o kararı çıkarttığı gerekçesiyle siyasi parti aleyhine dava açılamaz" demişler.
Türkiye bilindiği gibi
1950’den beri
Avrupa Konseyi’ne üyedir.
Türk Anayasası’nın ve
Türkiye’deki demokrasinin temel direğinin
laiklik olduğunu ve o yıkılırsa
Türkiye’de demokrasi bir yana çağdaş hiçbir değerin kalmayacağını bunlar yaklaşık
60 senedir bilmiyor muydu?