İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account

En Beğenilen İçerik


#82659 Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map Paket Download İndir

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 23 Kasım 2008 Pazar - 03:16

Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map


Son Nav N Go
iGO 8 v8.3.1.57021 versiyon program ve içinde mavi06 arkadaşımızın emek verdiği branding dosyası 01 Kasım 2008 Cumartesi tarihli Simge 1.0.1 , Türkiye building 2008.07, Türkiye poi 2008.07, Eurasia DEM dosyası, Türkçe dil dosyası, Türkçe ses dosyası içinde ve en güncel Türkiye haritası Turkey8 2008.07 080903 ve GJ4.0.1b skini içinde olan Türkiye paketini hazır olarak sunuyorum.



[hide]Resmi ekleyen


rar şifresi : osman.goksel[/hide]


  • AduMusti, emek_cem, osmen_38 ve 2 diğerleri bunu beğendi


#100749 Piranha Cihazlara İGO Kurulumu Piranha Cihazlara İgo8 İndir Download

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 10 Haziran 2009 Çarşamba - 06:25

Piranha cihazlara IGO kurulumu

[hide]http://uploaded.to/?id=vb0x86

rar şifresi:batuuhan[/hide]

- SD kartinizi kart okuyucuya takip formatlayin (Kesinlikle ve kesinlikle FAT ya da FAT 16 olarak formatlayin. FAT32 olmayacak)
- SD Kartin icerisinde IGO8 klasorünü içine atın
-Cihaza baglandiginizda Myflashdisk icindeki shell.ini dosyasini indirdiginiz linkteki shell.in dosyasını kopyalayarak degiştirin (Myflashdisk icindeki shell.ini dosyasini)
- SD karti takip cihazi [hide]acin ve navigasyonu tiklayin.

hadi hayırlı olsun...

harita ses ve 3d en son güncellemelidir!



arkadaşlar yanlız şunu söylemek istiyorum Myflashdisk shell.ini
biryerde saklayın ilerde navtürk kulanmak istediginizde tekrar
Myflashdisk shell.ini tekrar eski yerine kopyalıp kulana bilirsiniz.[/hide]
  • aliredson, turhan154 ve wolfbaskan bunu beğendi


#29430 [Üniversite Matematik Notları] Limit ve Süreklilik - Türev ve İntegral - Matr...

Yayınlayan Erkan on* 17 Şubat 2008 Pazar - 23:49

[Üniversite Matematik Notları]
Limit ve Süreklilik - Türev ve İntegral - Matrisler ve Determinant

Ders notu içindeki konular:


Bölüm 1: Limit Ve Süreklilik
Sağdan Ve Soldan Limit
Özel Tanımlı Fonksiyonlarda Limit
Belirsiz Durumlarda Limit
Değişkenin Sonsuza Gitmesi Halinde Limitler
Süreklilik Kavramı
Çalışma Soruları:



Bölüm 2: Türev Ve Uygulamaları
Türev Alma Kuralları:
Trigonometrik Fonksiyonların Türevi:
Kapalı Fonksiyon Türevleri:
Ters Fonksiyon Türevi:
Çalışma Soruları:


Bölüm 3: İntegral
Belirsiz İntegral
Belirli İntegral
İntegralin Temel Kuralları
Değişken Değiştirme Metodu
Kısmi İntegrasyon Metodu
Basit Kesirlere Ayırma Metodu
İntegralin Alan Hesabında Uygulaması
Çalışma Sorular:



Bölüm 4: Matrisler Ve Determinantlar


Bazı Matris Tanımları
Matrislerle Yapılan İşlemler
Determinantlar
Sarrus Kuralı İle Determinant Hesaplanması
Ters Matrisin Oluşturulması:
Çalışma Soruları

Ders Notları İndirme (Download) Linki

Resmi ekleyen

şifre: www.kadimdostlar.com


  • nek, Umutcancan ve shadow462 bunu beğendi


#136328 Uzay Ve Yaşam Olasılığı

Yayınlayan Esesli on* 01 Kasım 2011 Salı - 18:22

UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI



Resmi ekleyen


NASA 1979 yılında D.D zeki yaşamı araştırmak amacıyla SETİ projesini başlattı. Uzaya radyo sinyalleri göndermek ve sayısız gezegenlerden gelme ihtimalini düşündüğümüz sinyalleri alarak çözme yoluna gitme, Dünya Dışı uygarlıkları tanıma yolunda atılmış olumlu bir adımdır.



Dünya Dışı Varlıklardan”dan gelmesi olası radyo dalgalarını dinlemek amacıyla kullanılan Dünyanın belli başlı radyo teleskopları şunlardır:

» The Arecibo İonospheric Observatory, Porto Riko.
» National Radio Astronomy observatory, Green Bank- West Virginia.
» Eski Sovyetler Birliği’ndeki sekiz tabaklı radyo teleskop.
» Kafkaslardaki büyük radyo teleskop.
» ABD’de SETİ Projesi’nde 1979 yılından itibaren kullanılmaya başlanan çok duyarlı radyo teleskoplar. Bunlardan en büyüğü Arizona’daki radyo teleskoptur.
» 1995 yılında Avustralya’nın doğusundaki Parkes Kenti’nde, günümüzün en modern uzay haberleşme merkezi oluşturularak “Phoenix Projesi” adı altında çalışmalara başlandı

1977 ile 1990 yılları arasında gök bilimciler çok değişik takım yıldızlardan bazı sinyaller aldılar. Bu sinyaller açıklanamadı ve aralarından hiçbiri de yenilenmedi. Şimdi tarihlerine göre sinyalleri incelemeye çalışalım:

15 Ağustos 1977. Yay Takımyıldızı:
Ohio Eyaleti radyo teleskopunda görevli bir araştırmacı “wow” sesi olarak tanımladığı bir sinyal aldı. Bu sinyal bir daha asla duyulmadı.

10 Ekim 1989.Yay Takımyıldızı:
Harvard META (Megachannel Extra Terrestrial Assay) radyo teleskopundan alınan 40 sinyalden biri kaydedildi.

14 Ağustos 1989.Başak takımyıldızı:
META tarafından bir başka sinyal daha kaydedildi. Dünya Dışı zekanın yayında olduğunu düşündüren türde bir sinyaldi.


16 Ağustos 1989.Balık Takımyıldızı:
Bu kez de META tarafından kaydedilen sinyal belirli aralıklarla tekrarlanıyordu. Kontrol edilme aşamasında kesildi.

15 Kasım 1989.Kasiope Takımyıldızı:
Bu META sinyali bir yıldızdan çok Dünya Dışı varlık tarafından veriliyormuş izlenimini yarattı.

9 mayıs 1990.Yılan Taşıyan Takımyıldızı:
Avustralya’da bulunan Parkes radyo teleskopu tarafından kaydedildi. Büyük bir olasılıkla Dünya Dışı zeka tarafından gönderildiği öne sürüldü.

Yukarıda sıralanan bu radyo sinyallerinin ya da hala açıklığa kavuşturulamayan mesajların alınmış olması insanı gerçekten heyecanlandırıyor: Dünya Dışı varlıkların bizlere ulaşabilmek için yayın yaptıkları fikri, araştırmacılar için son derece gerçekçi bir kanıt gibi görünüyor. Yine de hatırlanması gereken nokta bu mesajların çözülememiş olarak kalmalarıdır. Prof. Sagan’ın dediği gibi mesajlar Dünya Dışı zeka için çok basit olabilir. Fakat biz Dünyalılar bu sinyallerin anlamını çözebilmek için belki de yıllar boyunca araştırma yapmak zorunda kalacağız. Dünya Dışı varlıklar için çok kolay olan bu sinyaller bizim için karmaşık ve gizemli olmaktan öteye gitmiyor.

Her durumda, radyo-astronominin uzayı tanıma konusunda dünyaya büyük yardımları olduğunu inkar edemeyiz. Dünyada bulunan en büyük radyo-radar gözlemevi Puerto Rico adasındadır. Cornell Üniversitesi uzmanları tarafından yönetilen Arecibo gözlem çanağının çapı 305 metredir. Radyo-radar gözlem çanağının yansıtıcı yüzeyi, çanak biçimli bir vadiye daha önce yerleştirilmiş bir kürenin bölümünü oluşturur. Uzayın derinliklerinden radyo dalgaları algılar. Aldığı bu radyo dalgalarını çanağın tepesindeki antene aktarır. Anten elektronik bağlantılarla kontrol odasıyla temas halindedir. Alınan sinyal kontrol odasında çözümlenir. Bunun tersine, teleskop bir radar vericisi olarak kullanılırsa, sinyalle beslenen anten çanağa sinyali geçirir, o da uzaya yansıtır. Arecibo gözlemevi uzaydaki uygarlıklardan sinyal elde etmek için kullanıldığı gibi, bir defasında da Dünyadan bir mesajı M13 adı verilen yıldızlar kümesine göndermek için kullanıldı. Böylece yıldızlar arası diyalog kurma isteğimizi D.D varlıklara da anlatmaya çalışmış olduk.

Radyo dalgaları ışık hızıyla giderler. Bu da yıldızlar arası bir yolculuğa çıkan en hızlı uzay aracından 10.000 kez daha büyük bir sürat demektir. Radyo-teleskoplar, dar frekans dalgaları üzerinden öylesine yoğun sinyaller yayarlar ki , çok geniş yıldızlar arası mesafelerde bile alınabilirler.

Arecibo gözlemevi, Samanyolu galaksisinin orta yerinde 15.000 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegende kurulmuş benzer bir gözlemeviyle iletişim kurabilir. Yeter ki, radyo-teleskopumuzu hangi noktaya yönelteceğimiz bilinsin. İleri uygarlıklar haberleşme alanında radyodan daha öte yöntemler geliştirmiş olabilirler. Ne var ki radyo güçlü bir kaynaktır, ucuzdur, hızlı ve basittir. Bizim gibi geri kalmış bir teknolojiye sahip bir uygarlığın, göklerden mesaj alabilmek için radyo teknolojisine başvurmak zorunda kaldığını anlayabilirler.



Kaynak... Uzay sitesi
  • Hale ve Esesli bunu beğendi


#132413 Excel’de Pasta Grafiği Çizmek | Excel’de Basitçe Pasta Grafiği Çi...

Yayınlayan byharby on* 16 Nisan 2011 Cumartesi - 01:30

Excelde basitçe pasta grafiği çizmeyi anlatan bir video


http://blip.tv/play/AYKz52MA




  • Erkan ve byharby bunu beğendi


#132040 [Videolu Tam Çözüm] Crysis 2 PC - PS3 - XBOX360 Videolu Tam Çözüm | 19 Bölümü...

Yayınlayan Erkan on* 01 Nisan 2011 Cuma - 20:08

Resmi ekleyen

Crysis 2 ilk oyundaki olayların 3 yıl sonrasını işlemiş Alcatraz adında bir Amerikan askerinin ilk oyundaki takım liderimiz Prophet tarafından kurtarılıp nanosuit 2.0 giydirilerek ağızda tad bırakan hikayesine konuk oluyoruz. Özellikle oyun türkçe olunca tadı dahada doyulmaz oluyor ve tabi oyunun sonunda bizlere güzel hazırlanmış bir finalin olduğunu düşününce. Nanosuit’in bize sağladığı insan üstü hız, güç, dayanıklılık ve gizlilik yeteneklerine odaklanan bir oynanış söz konusu. Ayrıca ilk oyundaki olayların üzerinden geçen üç yıl, nanosuit’i de birazcık değiştirmiş. Zira “maksimum güç” ve “maksimum hız” modları, ilk oyunun aksine bu kez pasif birer yetenek olarak çıkıyor karşımıza. Yani artık düşmanımızı tutup duvara fırlatmak, yüksek bir yere zıplamak veya hızlı koşmak için ilk
önce bu modları aktif hale getirmemiz gerekmiyor. Bu modların devreye girmesi için yapmak istediğimiz hareketle ilgili tuşa basmamız yeterli. İlk oyunda nanosuit’in pasif yeteneği olan zırh moduysa, artık kullanmak istediğimizde aktif hale getirmemiz gereken bir özellik. Gizlilik moduyla birlikte tabii ki. Hatta nanosuit modlarını kullanırken enerjimiz de eskisinden daha yavaş tükeniyor. Ancak bu yeniliklerin, oyunun temposunu olumlu yönde etkilediği de bir gerçek. Aklımızdan geçen birçok şeyi artık daha kolay ve oldukça havalı şekillerde gerçekleştirebiliyoruz.


Crysis 2 PC - PS3 - XBOX360 | 16 Popüler Oyun Sitesinin Puanlaması

Resmi ekleyen



Crysis 2 PC - PS3 - XBOX360 Videolu Tam Çözüm | 19 Bölümün Çözümü ve Mükemmel Final Videosu



Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 1 - In at the Deep End
Crysis 2: Tam Çözüm 1. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)

http://www.youtube.com/watch?v=px7cPsSHpus

Crysis 2: Tam Çözüm 2. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 2 - Second Chance

http://www.youtube.com/watch?v=8XdCMT5zH40

Crysis 2: Tam Çözüm 3. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 3 - Sudden Impact

http://www.youtube.com/watch?v=CNjwtb2NHYY

Crysis 2: Tam Çözüm 4. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 4 - Road Rage

http://www.youtube.com/watch?v=KHvssiHfOsE

Crysis 2: Tam Çözüm 5. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 5 - Lab Rat (P2/2)

http://www.youtube.com/watch?v=-_AOcaY8ZBM

Crysis 2: Tam Çözüm 6. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 6 - Gate Keepers

http://www.youtube.com/watch?v=SRoyNNyunck

Crysis 2: Tam Çözüm 7. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 7 - Dead Man Walking

http://www.youtube.com/watch?v=c20P2Bs2VHs

Crysis 2: Tam Çözüm 8. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 8 - Seat of Power

http://www.youtube.com/watch?v=T0vFEpQtj4I

Crysis 2: Tam Çözüm 9. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 9 - Dark Heart

http://www.youtube.com/watch?v=r4uzrKp1P3s

Crysis 2: Tam Çözüm 10. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 10 - Semper Fi or Die (P2/2)

http://www.youtube.com/watch?v=Svrhig0XjSg

Crysis 2: Tam Çözüm 11. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 11 - Corporate Collapse

http://www.youtube.com/watch?v=E0d0h2sQxyE

Crysis 2: Tam Çözüm 12. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 12 - Train to Catch

http://www.youtube.com/watch?v=5c_1RT_DU5U

Crysis 2: Tam Çözüm 13. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 13 - Unsafe Haven

http://www.youtube.com/watch?v=E5NN-ifeDUA

Crysis 2: Tam Çözüm 14. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 14 - Terminus

http://www.youtube.com/watch?v=71vSGi_xt0A

Crysis 2: Tam Çözüm 15. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 15 - Power Out

http://www.youtube.com/watch?v=0Vd6GFKCMWU

Crysis 2: Tam Çözüm 16. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 16 - Eye of the Storm

http://www.youtube.com/watch?v=k-TqYeLiG1s

Crysis 2: Tam Çözüm 17. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 17 - Masks Off

http://www.youtube.com/watch?v=CWYYkb7dErc

Crysis 2: Tam Çözüm 18. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 18 - Out of the Ashes

http://www.youtube.com/watch?v=c-9T5ADxcn0

Crysis 2: Tam Çözüm 19. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 19 - A Walk in the Park (FINAL MISSION)

http://www.youtube.com/watch?v=nH5URjnlURk

Crysis 2: SON (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 Ending PC Full 1080p HD (Maxed Out on GTX 580)

http://www.youtube.com/watch?v=OownHWGHmt4


  • Hale ve ilkercem bunu beğendi


#125388 Yaşam Veya Korkuların Tekrarı | Galip Sertel

Yayınlayan karakaya on* 05 Temmuz 2010 Pazartesi - 11:32

Yaşam Veya Korkuların Tekrarı

 

Nihayet korkularla çıkıldı yola
Kızıla efkarlandı dişilin bakire utancı
Gerdek geceleri düş tarlalarında bır şevval sancı
Yarasaların mükerrer yasıydı mağarada oyalayan zamanı
Ve yabayla aktarıp
Aç harmanların gelin teli samanını
Ekmek taşıyordu baba çocukların rüyalarına
Ve yürüyorlardı alacakaranlıklarda ishak kuşlarıyla
Yürüyorlardı kuşanıp yıldızların şavkına
Mahrem kıyılarında istisnasız günahların
Umursamadan tekrarını tekrarın...
Oysa korkularla çıkılmıştı yola.

Galip Sertel


  • Erkan ve Hale bunu beğendi


#110316 En Kullanışlı ve Kolay Nero 6 Türkçe Yaması Dahil Download İndir

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 18 Ekim 2009 Pazar - 06:26



Nero 6 Türkçe Yaması Dahil

Resmi ekleyen

[hide]Resmi ekleyen[/hide]


Dosya Şifresi: GeceMavisi

  • incirreceli ve bushe123 bunu beğendi


#110171 iGO8 laz şivesiyle seslendirme Download İndir

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 17 Ekim 2009 Cumartesi - 02:50

[hide]

İGO8 için Lazoğlu seslendirmesi


Resmi ekleyen



Yeni link;

Resmi ekleyen

[/hide]
  • gezging ve barisgenc bunu beğendi


#105202 Garmin Mobile XT v5.00.20w for Windows CE 6.0 İndir Download

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 17 Ağustos 2009 Pazartesi - 04:23

Garmin Mobile XT v5.00.20w for Windows CE 6.0
Requirements: Windows CE v6.0, 16MB program memory.
Overview: This is Garmin Mobile XT for Windows Mobile v5.00.20w C??c?ed to work under Windows CE 6.0

Resmi ekleyen
Resmi ekleyen



More Info:

https://buy.garmin.com/shop/shop.do?pID=11413



Download Instructions:
Download all in one package from one of the following mirrors:

[hide]rapidshare
megaupload
easy-share
Pass: artf[/hide]ul
  • Pirlöp ve tatarali bunu beğendi


#104596 Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map Paket Download İndir

Yayınlayan APM on* 07 Ağustos 2009 Cuma - 10:55

Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map


Son Nav N Go
iGO 8 v8.3.1.57021 versiyon program ve içinde mavi06 arkadaşımızın emek verdiği branding dosyası 01 Kasım 2008 Cumartesi tarihli Simge 1.0.1 , Türkiye building 2008.07, Türkiye poi 2008.07, Eurasia DEM dosyası, Türkçe dil dosyası, Türkçe ses dosyası içinde ve en güncel Türkiye haritası Turkey8 2008.07 080903 ve GJ4.0.1b skini içinde olan Türkiye paketini hazır olarak sunuyorum.



[ Hidden part. View original post. ]


Umarım çalıştırmayı başarabilirim. Teşekkürler.
  • Tankut_ag ve yunussonmez bunu beğendi


#98607 Günümüzde Kaybolan Meslekler | Eski Meslekler - Anadolu'daki Eski Meslekler

Yayınlayan Esesli on* 14 Mayıs 2009 Perşembe - 19:35

Kuşaktan Kuşağa Çömlekçilik


Anadolu çömlekçiliği Avanos’ta hâlâ binlerce yıl ötesinin zamanını yaşamaktadır sanki...

Orta Anadolu’nun orta yerinde, Aksaray-Gülşehir-Kayseri kervan yolu üzerinde yer alır Avanos... Tarih boyunca nice gezginlerin yol öykülerinde “büyüleyici doğasıyla” anılan Kapadokya ve Kızılırmak’ın suladığı o bereketli topraklar, Hititlerden Friglere, Roma’dan Bizans ve Selçuklulara, onlarca kültür katmanının izlerini taşır. Anadolu’nun en büyük kral mezarlarından biri sayılan Çeç tümülüsü, Avanos’taki yerleşim izlerinin Hititlere kadar uzandığını; yöreye özgü çanak çömlekçiliğin de bu uygarlıkla birlikte başladığını gösteriyor.

Antik adı Halysin olan Avanos’un tarihi MÖ 2000’li yıllara dayanıyor. Nevşehir’in 18 kilometre kuzeydoğusunda, Kızılırmak’ın ikiye böldüğü bu ilçe, Kapadokya’nın diğer turistik ilçeleri Ürgüp ve Göreme gibi yörenin en dikkate değer çekim noktalarından biri. Neredeyse insanlık tarihinin başlangıcından beri Orta ve Kuzey Anadolu bölgelerinin önemli bir kesimini sulayıp Karadeniz’e dökülen Kızılırmak rengini, Avanos’tan alıp sularına kattığı tüflü, killi topraklardan alır. Killi çamur ise kuşaktan kuşağa aktarılan formlarla biçimlenerek Avanos’un o ünlü çanak ve çömleklerine dönüşür.

KUŞAKTAN KUŞAĞA ÇÖMLEKÇİLİK

1900’lerin başına tarihlenen konağın önünden geçip Avanos’un merkezine girildiğinde sıra sıra çömlekçi atölyeleri belirmeye başlar. Avanosluların ‘işlik’ ya da ‘çanakhane’ adını verdiği bu atölyeler, çömlekçilik geleneğini bugün de yaşatmaya çalışıyor.

Avanos, Kapadokya bölgesinde çömlekçiliğin yapıldığı tek merkez bugün. Çömlekçiliğin burada ne zaman başladığı kesin olarak bilinmiyor ama, kimi kaynaklara göre geçmişi Hititlere kadar uzanıyor. Anadolu’da çömlek yapımı Neolitik devirde, yani MÖ 7000’li yıllarda Çatalhöyük’te başlamış, MÖ 2000’lerde Mezopotamya’dan ticaret için gelen Asurlular Hititlere çömlek yapımını öğretmişler. İlk yapılan çömleklerin sargı-dolama yöntemiyle elde biçimlendirildiği; pişirimin ise genellikle açık ateşte yapıldığı bilinmekte. MÖ 3. bin yılda çömlekçi çarkı bulununca, çömlekler artık çarkta biçimlenir; pişirimde de ilkel fırınlar devreye girer. Kapsamlı kazı çalışmaları yapılmadığı için yeterli bilgi olmasa da, Hacıbektaş ve Gelveri (Güzelyurt) ilçelerinde Kalkolitik kültüre ait çanak-çömleklere rastlandığını; 20. yüzyıl başlarında Gelveri’de de çömlek yapıldığını biliyoruz. Avanos’a özgü Aksaray Çömleği’nin de Gelverili ustaların tarzıyla üretildiği biliniyor.

ÇIKRIKTAN FIRINA...

Güneş almayan, zemini toprak olan bu atölyelerde bir ya da en fazla dört tezgâh var. Kapıya yakın, ışık alan bir duvar kenarına kurulan tezgâha ise ‘çıkrık’ deniyor. Çamur teknelerinde suyla karıştırılarak bekletilen kırmızı toprak, bir süre sonra kıvamını buluyor. Çamur, ait olduğu yatağın türüne göre silisli, gevşek, yumuşak veya yağlı, sert ya da killi gibi farklı özelliklerde olabiliyor. Çamurun cinsi, kabın türünü de belirler. Ayakla çevrilen çark dönmeye başladığında, üzerindeki çamur kütlesi çömlek ustasının el hüneriyle birkaç dakika içinde incelip yükselmeye başlar ve son şeklini alır. Çarkta çekilen formlar, ‘yanalak’ denen havadar bir tezgâh üzerinde kurumaya bırakılır. O arada boyanan ve cilalanan kaplar yeterince kuruduktan sonra yaklaşık 600-700 derecelik bir sıcaklıkta pişirilir.

Avanos atölyelerinde, boyları 20 cm’den 1.5 metreye kadar değişen, çömlek, küp, testi ve güveç gibi işlevsel mutfak gereçleri bir yana, son yıllarda Hitit ve Frig gibi Anadolu’nun en eski formlarını tekrarlayan hediyelik eşyalar da üretiliyor. Büyük kentlerde, hatta Avrupa’da hediyelik eşya mağazalarında yer bulan Avanos işi testiler, antik formda çanak ve çömlek ürünleri bölgenin en önemli gelir kaynağı. İlçede bulunan büyük ölçekli birkaç yer ise bahçe çömleği üretip Avrupa’ya ihraç ediyor. Ayrıca dışarıdan gelen bazı sanatçıların yardımı ve katkılarıyla işlerinde yetkinleşip seramik duvar panoları ve artistik çalışmalar yapan atölyeler de var.

1970’lerin başında 200’den fazla atölye bulunan Avanos’ta bu gün, Çömlekçiler Esnaf Odası’na kayıtlı usta sayısı 100’ü zor buluyor. Artık elektrikli çarklarda üretim yapılıyor, kimi atölyelerin vakum presleri ve elektrikli fırınları da var ama, genç kuşaktan bu işe merak saran yok gibi görünüyor.

  • Esesli bunu beğendi


#92745 Frig - Fryg Sanatı Nedir? | Frig Mimarlık - Frig Heykeltraşlık - Keramik - Ma...

Yayınlayan Hale on* 22 Mart 2009 Pazar - 10:52

Frig - Fryg Sanatı





Resmi ekleyen




Mimarlık



Fryg mimarlığı gelişmişti. 1. yüzyılda yaşayan Romalı mimarlık tarihçisi Vitruvius, Fryg evlerinin ağaç kütüklerinden yapıldığını, üzerlerinin de saz ve çamurla kapatıldığını anlatır. Yığma mezar tepeleri, yani tümülüslerin içindeki ahşap odalara benzeyen bu yapıların yerleşme alanında da kullanılıp kullanılmadığı kazılarla saptanamamıştır. M.Ö. 8. yüzyılın sonlarına ait Gordion evleriyle, M.Ö. 6. yüzyılın ortalarına ait Pazarlı yapılarının bazıları taş ve kerpiç kullanılarak inşa edilmiştir. Bu tür yapıların kerpiç duvarlarında yapıyı sağlamlaştırmak üzere ağaç dikmeler ve yatay hatıllar kullanılmış, duvarlar, iç ve dış yüzlerde, çivi kullanılmaksızın birbirine geçirilmiş ahşap kasalar içine alınmış, böylece sağlamlığın yanında estetik bir görünüm elde edilmiştir.




Heykeltraşlık




Resmi ekleyen




Frygler heykelcilikte de gelişmiş durumdaydı. Bu sanat dalının en eski örneklerini, biri Darende’nin 10 km. güneybatısındaki Palanga’da, öteki ise Bünyan’nın 40 km. kadar kuzeydoğusundaki Kululu’da bulunmuş heykeller oluşturur. Geç Hitit hiyeroglifli bir yazıt taşıyan Palanga heykeliyle Kululu heykeli M.Ö. 7.yüzyıla aittir ve Doğu Fryg sanatının temsilcileridirler. Boğazköy’de bulunmuş, elleriyle çıplak göğüslerini tutan Kybele heykeli ise bu sanat dalının en ilginç örneğidir. Tanrıçanın iki yanında çifte flüt ve kithara çalan iki erkek vardır.

Bu dikkat çekici heykel grubu M.Ö. 6.yüzyıla aittir. Midas kentinde de Tanrıça Agdistis’i betimleyen bir heykele ait gövde parçası bulunmuştur. Bazıları dimdik duran bu heykellerin daha sonra Erken İon heykel sanatını etkilemiş oldukları kabul edilebilir.


Keramik




Resmi ekleyen




Fryg keramiği konusu henüz iyi bilinmez. Tabal, Muşki ve Fryg gibi farklı etnik öğelerin oluşturduğu Fryg Devleti’nin keramiğine yalnızca bir etnik gurubun adını vererek Fryg keramiği denilmesinin yanlışlığı üzerinde durulmuş ve bunların tümüne şimdi Orta Anadolu Demir çağı keramiği adı verilmiştir. Bu keramik iki ana türe ayrılır. Doğuda, Kızılırmak kavsi içindeki Alişar, Boğazköy ve Pazarlı, güney ve güneydoğuda ise Kültepe, Konya ve Göllüdağ gibi kentlerde özellikle geyik ve tek merkezli daire gibi desenlerle süslü, Alişar IV olarak adlandırılan çok renkli keramik vardır. Batıda ise genellikle Tunç çağından beri kullanılan türde, gri ya da kırmızı tek renkli keramik görülür. Bu türde koyu gri ve siyah astarli, parlak perdahli tek renkli keramik Midas kenti, Gordion, Ankara ve Ankara yöresinde çoğunluktadır. Çömlekçi çarkında biçimlendirilmiş olan bu tek renkli keramik türünün ilk kez Troia VII b2 katında ortaya çıkan el yapımı kaba Thrak keramiğinin teknik yönden gelişmiş temsilcileri olması olanaksız değildir.
Çok iyi bezenmiş, çok renkli vazolara Gordion’da da rastlanmış olmakla birlikte, bunların Gordion’a dışalım malı olarak geldiği sanılır. Çok renkli keramik tekniğinin doğudaki Tabal ve Muşkiler’e ait olduğu, tek renkli gri keramiğin ise saf Fryg eseri olduğu kabul edilir.


Maden İşçiliği


Pişmiş toprak çanak-çömleğin yanında, Frygler aynı zamanda maden kapların yapımında da ustaydılar. Bu sanat dalında özellikle Tabal ülkesi çok ileri gitmişti. Örneğin Tevrat’ta Tubal ülkesinin yapımı olan tunç kazanların güneydeki Tyr kenti pazarlarında satıldığından söz edilmektedir. Bu tunç kapların ünü doğuda Asur’dan batıda Yunanistan’a değin yayılmıştı. Makara kulplu, tunçtan tipik Fryg kaseleri Batı Anadolu’daki İonia kentlerine satılmıştır; Anadolu’da, özellikle Ana Tanrıça’ya yapılan sıvı adaklarında kullanılan, orta bölümü kabarık, Bale adı verilen kaseler de Yunanistan’a değin taşınmıştır. Üç ayaklı kaideler üzerinde duran, kenarları kuş vücutlu, kız başlı (siren) ya da boğa başı biçiminde halkalı tutamaklarla süslü kazanlar pek çok Yunan tapınağında bulunmuştur. Eskiden Urartu eseri olduğu kabul edilen bu tür kazanların Tabal ya da Batı Fryg kökenli olmaları çok daha olasıdır. Şimdiye değin Gordion’da bulunmuş en eski tarihli Yunan eserleri M.Ö. 700 yıllarına alt çanak-çömlek parçalarıdır. Oysa Fryg Devleti’nin güçlü bir biçimde ayakta olduğu zamanda yapılmış olan Fryg eserlerine batıda Delfoi, Olympia, Perachor Argos Heraion’u, Ithaka, Aigina Afaia tapınağı, Sparta’da Orthia, Mitylene, Rodos ve Efesos’ta rastlanmıştır.




Resmi ekleyen




Veli Sevin, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi,
Görsel Yayınları

  • SRM bunu beğendi


#123551 Yalnızlık Yorar İnsanı | Kahraman Tazeoğlu

Yayınlayan Hale on* 04 Nisan 2010 Pazar - 22:35

 

Yalnızlık Yorar İnsanı...

Yalnızlık yorar insanı...

Etrafındaki her şeyin farkına varırsın...
Üzerinde yemek yenen masanın
Yaşanmışlığın bütün izlerini taşıyan sandalyelerin
Ne zaman aldığını hatırlarsın birden...
Tavanın köşesindeki örümcek ağını fark edersin
Bir şeyin ağa takılıp kalmasına takılır gözlerin
Buzdolabındaki son yemeğin ne kadar da büyük bir nimet olduğunu bilirsin
Tüpün birden bire bitebileceğini öğrenirsin

Yalnızlık yorar insanı...


Gece yıldızlar seni çağırır gökyüzüne
Ayın üzerindeki karartıları görürsün
En hafif ses de irkilir
Odaya vuran gölgelerden oyuncaklar yaparsın
Açmamaya karar verdiğin telefon ısrarla çalar

Yalnızlık yorar insanı...


Her zaman ki alışkanlıklar meğer ne kadar da sıkıcıymış
Farkına varırsın
Karşı daire de oturan komşuların varmış
Selam verirsin
Kütüphane de okunacak ne çok kitap varmış
Yeniden okumaya başlarsın
Balkona konan kuşları görür ekmek atarsın
Giysiler ütüsüzde giyilirmiş,giyer sokağa çıkarsın
Parkın otları kurumuş,görür üzülürsün

İnsanı yorar yalnızlık...


Zamanın farkına varırsın
Akşam bir türlü olmaz
Daha dünkü çocuk olduğun düşer aklına
Her gün yeni baştan kurduğun hayallerin

İnsanı yorar yalnızlık...


Kendinin farkına varırsın
Ne kadar çok şeye sinirlendiğini düşünürsün
Artık heyecanlanmadığını
Aksine korkularının çoğaldığını öğrenirsin
Eskisi kadar konuşamadığını

Yorar insanı yalnızlık...


Bir şeylerin farkına varırsın
Çocukluğunun kehribar rengi akşamlarını
Emsalsiz kara akşamlarını

Yorar insanı yalnızlık...


Sonra her şeyin bir sırrı olduğunu hissedersin yalnızca
Ve sıcacık yalnızlığında
Kendi sırrının peşine düşersin
Yalnızlık yorar insanı...


Kahraman Tazeoğlu

 


  • melis bunu beğendi


#109852 Kurtuluş Vapuru | Türkiye 2. Dünya Savaşı Sırasında Alman İşgali Altındaki Y...

Yayınlayan Esesli on* 12 Ekim 2009 Pazartesi - 18:17

'' Kurtuluş Vapuru ''



Resmi ekleyen


Tarihte belki de hiç bir vapur, onun kadar umutla beklenmemiş, onun kadar sevinçle karşılanmamıştı. Ve yine hiç bir vapur derinliklerde onun kadar kolay unutulmamıştı”

“Büyük Açlık”


Resmi ekleyen

Yunanlılar kaçarken ateşe verdikleri İzmir


Bu gün soykırım suçlamalarının ardı arkası kesilmezken, Türkiye 2. Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altındaki Yunanlılara yardım eli uzatan tek devletti…

Tarihler 6.Nisan.1941‘i gösterirken Hitler, Mussolini İtalyası’na verdiği “Yunanistan’ı işgal” görevinin yerine getirilmemesi üzerine Alman Nazi Orduları Yunanistan’a saldırdı ve 20 gün içerisinde tamamen işgal etmiş oldu. I.Dünya Savaşı sonunda Türkiye’yi işgal etme macerasından hüsranla vazgeçmek zorunda kalan ve göz diktikleri Ege bölgesinden İzmir’i yakıp, yıkarak ayrılan Yunanlılar ekonomilerini düzeltemeden yeni bir sarsıntıya uğramış, Almanlar tarafından işgal edilmişlerdi.

Yunanistan’ın Naziler tarafından işgalinin asıl yıpratıcı etkisi, ülkenin yiyecek stoklarının yağmalanması ile başladı. Hitler, yüzyıllardır topraklarında yetişen ürünler ihtiyacını karşılamaya yetmediği için gıda ithalatı yapan Yunanistan halkının kısıtlı yiyeceğine, Rusya sınırındaki ordularını beslemek için el koymuştu.

Atinalılar, parasını ödeyerek dahi, yiyecek bulmakta zorlanmaya başlamıştı. Taşradan Atina’ya yiyecek taşınması, savaş sırasında demiryolları tahrip edildiği için durmuştu. Denizden de sevkiyat yapılamıyordu çünkü batırılan gemilerin enkazları tehlike yaratır durumdaydı. Ayrıca savaş sırasında dökülen deniz mayınları birçok bölgeye sefer yapmayı olanaksız kılıyordu.

Eldeki kısıtlı gıdanın dağıtımı karneye bağlanmıştı. Ancak bu karnelerle dağıtılan yiyecek sembolik miktardaydı. Normal bir insanin günlük tüketmesi gereken 1200 kalori iken ve asgari yaşam için 900 kalori gerekirken, devlet, karneler karşılığında ayda sadece 300 kalorilik yiyecek tahsis ediyordu. Karaborsa yaygınlaşmıştı.

Özellikle yoksul mahallelerde açlık öylesine büyüktü ki, halk, at, eşek hatta kedi, köpek eti yiyordu. 1941 sonbaharında açlıktan ilk ölümler başladı.

Bugün Yunanistan’da, açlık nedeniyle 2. Dünya Savaşı boyunca ölenlere ilişkin sayılar tartışmalıdır. BBC, 500.000 kişinin öldüğünü söylerken, Kızıl Haç bu sayıyı 250.000 kişi olarak açıklamaktadır. Ancak, Yunanlı tarihçiler bu rakamların politik kaygılar taşıdığını belirtmekte ve gerçek ölü sayısının 70.000 kişi civarında olduğunu vurgulamaktadır.

Yardım Eden Türkiye Yokluk ve Açlık Çekiyordu.....

İşgalin başladığı ilk günden itibaren Atina halkının tek umudu, dışarıdan ulaşacak bir yardımdı. Bu yardım için düşünülen ilk ülke, Yunanlıların işgal edip mezalim yaptıkları komşu Türkiye oldu.

Resmi ekleyen

Ancak o günlerde Türkiye’de de kıtlık yaşanıyordu. Tarımda çalışabilecek nüfusun büyük bölümü savaşın başlarında askere alınmış, yiyecek stokları, olası bir savaş ihtimaline karşı, orduyu beslemek üzere ayrılmış ve seferberlik ilan edilmişti. 17 Aralık 1941′de Türkiye genelinde, ekmeğin “karne” ile dağıtılmasına karar verildi. Karne ile ekmek dağıtımına Ocak ayında başlanırken; aile reislerinden alınan beyannamelere göre herkese, adına düzenlenmiş bir “ekmek karnesi” verilmişti.

Buna rağmen Türk basını, komşu ülkede yaşanan büyük açlığa duyarlı davranıyor, gelen haberleri kamuoyuna titizlikle yansıtıyordu. Türk halkı da konuya aynı duyarlılıkta yaklaşıyor, kısıtlı imkanlarına rağmen, komşu ülkeye yardım etmek için elinden geleni yapmak istiyordu.

Sonunda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 19 yıl önce topraklarından attığı düşman ordusunun halkına yardım etmek için alınan karara imza attı. Yunanistan’a dostluk elini uzatan ilk ülke Türkiye olacak, Kızılay bu işe aracılık edecekti. Türk Hükümeti, savaşın sonuna kadar, Yunanistan’a 50.000 ton gıdayı göndermeyi taahhüt etmişti.

Kampanya, Kızılay tarafından yürütülecekti ancak Gümrük Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı temsilcilerinden oluşturulan bir komisyonun, gönderilecek malzemenin içeriğini onaylaması uygun görülmüştü. Kampanyaya İngiliz Kızıl haçı ve Amerika’da yaşayan Rumların kurduğu dernekler de maddi destek verecekti.

Kısıtlı imkanlara rağmen, kampanya yurt çapında büyük ilgi gördü. Yardım yapmak isteyenler bu taleplerini komisyona bildiriyor, onaylanan yardımlar, uluslararası Kızılhaç kurallarına göre paketlenerek yolculuğa hazırlanıyordu.

Devletin elinde bu yardımları taşıyabilecek kapasitede bir gemi bulunmadığından, Kızılay, yardımları taşımak için özel sektörün elindeki vapurlar arasından, kış aylarında açık deniz seyrine dayanabilecek durumda olanları tespit etti.

Sonunda Tavilzade Biraderler şirketinin elindeki 2400 tonluk kuru yük gemisi uygun bulundu. 1882 yılı yapımı gemi, ilginç bir rastlantı sonucu 19 yıl önce Yunanistan ile yaşanan savaşla aynı adı taşımaktaydı: KURTULUŞ

Kurtuluş Vapuru, dört tarafına Kızılay amblemleri konularak sefere hazırlandı. Bu amblemler Kurtuluş’u, seyir esnasında savaş uçakları ve denizaltılar tarafından saldırıya uğramaktan koruyacaktı. Kurtuluş Vapuru’nun izleyeceği rotanın belirlenmesi de başka bir sorundu. Savaş öncesinde Ege’den geçen ticaret rotalarına, işgal sırasında dökülen mayınlar, seyir için büyük tehlike oluşturuyordu. Bu nedenle vapurun her seferi için Yunan, Alman, İtalyan ve İngiliz hükümetleri ile yazışmalar yapılıyor, Kurtuluş’un rotası için onay alınıyordu.

İlk seferi için 13 Ekim 1941′de, Karaköy rıhtımından yola çıkan Kurtuluş Vapuru mürettebatı, durumun dehşetini daha Pire Limanı’na girerken fark etmişti. Limanın içi, bombalanma sırasında burada bulunan gemiler batırıldığından bir gemi mezarlığını andırıyordu. Kurtuluş, batıkların arasından güçlükle kıyıya yanaştı. Vapurun yiyecek getireceği haberini alan binlerce Atinalı, saatlerdir onun gelişini bekliyordu.

Yardımlar, Kızılhaç tarafından, hastanelerden başlamak üzere, önceden belirlenmiş listeye göre dağıtıldı. Bu çalışmalara refakat eden Alman ve İtalyan askerleri ise, Türk delegeleri ve Kızılhaç görevlilerine nazik davranıyordu.

Mürettebat gördüğü manzaradan o kadar etkilenmişti ki dönüş için kumanya olarak ayırdıkları yiyecekleri limana bıraktılar.
Kurtuluş Vapuru, Pire Limanı’na her biri diğerinden daha acılı öykülerin yaşandığı üç sefer daha yaptı ve Şubat 1942′ye kadar bu 4 seferde yaklaşık 7.100 ton gıdayı Yunan halkına ulaştırdı. Bu yardımlar, elbette sorunun çözümü için yeterli değildi. Ancak Yunan halkı, efsaneye dönüşen Kurtuluş Vapuru sayesinde, umutla beklemeyi ve gelen yardımları paylaşmayı öğrendi.

Kurtuluş Vapuru, 20 Şubat 1942′de saat 9.15′de Marmara Adası’nın kuzey kayalıklarında, yaklaşık 2000 ton gıda ile sulara gömüldü. Kurtuluş’un 36 kişilik mürettebatı kazadan sağ kurtulmayı başardı.

1824′den başlayarak kuruluşuna kadar birkaç yıl içinde 50 binden fazla Türk’ü Mora yarımadasında çıkarttıkları isyanda soykırıma uğratan, Kurtuluş savaşında Anadolu’dan kaçarken kadın, çocuk demeden bir kez daha katleden, AB Raporunda sözde Pontus soykırımını kabul etmemizi isteyen, Yunanistan’da soykırım anıtları diken, işte bu Yunanistan devletiydi…

Yunanistan, Türk Milleti’nin eşi görülmemiş şefkati ve açken dahi paylaşabilen yüksek erdemi sayesinde binlerce insanını ölümden kurtardığımızı unutmuş olsa bile, tarihi gerçekler inkar edilemez şekilde hep karşımıza çıkacaktır.

Kurtuluş Vapuru gibi.. Mora’da yaptıkları Türk Soykırımı gibi!…



''Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz."

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

'' Kendi kaderinizi çizecek kadar güçlü değilseniz, birileri sizin için kaderinizi çizer, ve buna itiraz edemezsiniz. ''

  • Esesli bunu beğendi


#107784 İstanbul'un Fethi - 29 Mayıs 1453 | Dünden Bugüne İstanbul - Ulubatlı Has...

Yayınlayan Hale on* 20 Eylül 2009 Pazar - 09:12

İstanbul’un Önemi


İstanbul, bölgede önemli bir siyasi güç olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olmasının yanı sıra, iki kıtayı ve iki denizi birbiriyle bağlayan stratejik konumu itibariyle de önemli bir merkezdi. Bundan dolayı tarihte pek çok devletin topraklarına katmak istediği bir kara parçasıydı.


Resmi ekleyen



Bunun yanında İstanbul, İslam devletleri açısından farklı bir öneme haizdi. İslam peygamberi Muhammed, İstanbul’un Müslümanlar tarafından fethedileceğini 7. yüzyılda sahabelerine müjdelemiş ve İstanbul’u fethedecek komutan ve askerlerden övgüyle bahsetmiştir. Bu sebeple tarihe geçen İstanbul kuşatmalarının büyük çoğunluğu İslam devletleri tarafından yapılmıştır.


Resmi ekleyen



Daha Önceki Fetih Denemeleri


Karadeniz ile Ege’yi birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi o zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, birçok farklı millet ve medeniyet tarafından defalarca kuşatılmışsa da, gerek Bizans’ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı.


Resmi ekleyen



Sayıları 22 olan kuşatmalar sırayla şunlardır:


• M.Ö. 340, Makedonya Kralı Phillippe
• M.Ö. 194, Roma İmparatoru Septimius Severus (Başarılı olmuştur. Şehir, Romalıların hakimiyetine geçmiştir.)
• 616, İran Hükümdarı Keyhüsrev
• 626, İranlılar ve Avar Türkleri ortak
• 672, Emevi Halifesi Muaviye
• 712, Emevi Halifesi I. Yezid
• 722, Emevi Halifesi I. Yezid (Yalnızca Galata Limanı alınmış, Arap Camii inşa ettirilmiştir.)
• 782, Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
• 854, Abbasi Halifesi Mütevekkil
• 864, Ruslar
• 869, Abbasiler
• 936, Ruslar
• 959, Macarlar
• 970, Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
• 1203, Latinler (Latinler, İstanbul’u 1261′e kadar ellerinde tuttular.)
• 1302, Venedikliler
• 1348, Cenevizliler
• 1394-1396, Osmanlı Padişahı I. Bayezid
• 1412, Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi
• 1422, Osmanlı Padişahı II. Murat
• 1437, Cenevizliler
• 1453, Osmanlı Padişahı II. Mehmed (Başarılı olmuştur. Şehir, Osmanlıların hakimiyetine geçmiştir.)


Resmi ekleyen



Bunların yanında Atilla’nın, Vikinglerin, Bulgarların Avarların ve Gotların da kuşatma yaptığı bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri bilinmemektedir.




Dosya Ekle  istanbulunfethi10.jpg   45,47K   0 kere indirildi Dosya Ekle  istanbulunfethi12.jpg   61,66K   0 kere indirildi Dosya Ekle  istanbulunfethi15.jpg   59,67K   0 kere indirildi Dosya Ekle  istanbulunfethi16.jpg   41,02K   0 kere indirildi
  • ilkercem bunu beğendi


#115735 Tom Tom 7 915.9196.version Türkiye Haritası İndir Download

Yayınlayan silvo12 on* 20 Aralık 2009 Pazar - 18:19

Teşekkürler
  • alpacino bunu beğendi