İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account

En Beğenilen İçerik


#82659 Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map Paket Download İndir

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 23 Kasım 2008 Pazar - 03:16

Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map


Son Nav N Go
iGO 8 v8.3.1.57021 versiyon program ve içinde mavi06 arkadaşımızın emek verdiği branding dosyası 01 Kasım 2008 Cumartesi tarihli Simge 1.0.1 , Türkiye building 2008.07, Türkiye poi 2008.07, Eurasia DEM dosyası, Türkçe dil dosyası, Türkçe ses dosyası içinde ve en güncel Türkiye haritası Turkey8 2008.07 080903 ve GJ4.0.1b skini içinde olan Türkiye paketini hazır olarak sunuyorum.



[hide]Resmi ekleyen


rar şifresi : osman.goksel[/hide]


  • AduMusti, emek_cem, osmen_38 ve 2 diğerleri bunu beğendi


#100749 Piranha Cihazlara İGO Kurulumu Piranha Cihazlara İgo8 İndir Download

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 10 Haziran 2009 Çarşamba - 06:25

Piranha cihazlara IGO kurulumu

[hide]http://uploaded.to/?id=vb0x86

rar şifresi:batuuhan[/hide]

- SD kartinizi kart okuyucuya takip formatlayin (Kesinlikle ve kesinlikle FAT ya da FAT 16 olarak formatlayin. FAT32 olmayacak)
- SD Kartin icerisinde IGO8 klasorünü içine atın
-Cihaza baglandiginizda Myflashdisk icindeki shell.ini dosyasini indirdiginiz linkteki shell.in dosyasını kopyalayarak degiştirin (Myflashdisk icindeki shell.ini dosyasini)
- SD karti takip cihazi [hide]acin ve navigasyonu tiklayin.

hadi hayırlı olsun...

harita ses ve 3d en son güncellemelidir!



arkadaşlar yanlız şunu söylemek istiyorum Myflashdisk shell.ini
biryerde saklayın ilerde navtürk kulanmak istediginizde tekrar
Myflashdisk shell.ini tekrar eski yerine kopyalıp kulana bilirsiniz.[/hide]
  • aliredson, turhan154 ve wolfbaskan bunu beğendi


#29430 [Üniversite Matematik Notları] Limit ve Süreklilik - Türev ve İntegral - Matr...

Yayınlayan Erkan on* 17 Şubat 2008 Pazar - 23:49

[Üniversite Matematik Notları]
Limit ve Süreklilik - Türev ve İntegral - Matrisler ve Determinant

Ders notu içindeki konular:


Bölüm 1: Limit Ve Süreklilik
Sağdan Ve Soldan Limit
Özel Tanımlı Fonksiyonlarda Limit
Belirsiz Durumlarda Limit
Değişkenin Sonsuza Gitmesi Halinde Limitler
Süreklilik Kavramı
Çalışma Soruları:



Bölüm 2: Türev Ve Uygulamaları
Türev Alma Kuralları:
Trigonometrik Fonksiyonların Türevi:
Kapalı Fonksiyon Türevleri:
Ters Fonksiyon Türevi:
Çalışma Soruları:


Bölüm 3: İntegral
Belirsiz İntegral
Belirli İntegral
İntegralin Temel Kuralları
Değişken Değiştirme Metodu
Kısmi İntegrasyon Metodu
Basit Kesirlere Ayırma Metodu
İntegralin Alan Hesabında Uygulaması
Çalışma Sorular:



Bölüm 4: Matrisler Ve Determinantlar


Bazı Matris Tanımları
Matrislerle Yapılan İşlemler
Determinantlar
Sarrus Kuralı İle Determinant Hesaplanması
Ters Matrisin Oluşturulması:
Çalışma Soruları

Ders Notları İndirme (Download) Linki

Resmi ekleyen

şifre: www.kadimdostlar.com


  • nek, Umutcancan ve shadow462 bunu beğendi


#136328 Uzay Ve Yaşam Olasılığı

Yayınlayan Esesli on* 01 Kasım 2011 Salı - 18:22

UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI



Resmi ekleyen


NASA 1979 yılında D.D zeki yaşamı araştırmak amacıyla SETİ projesini başlattı. Uzaya radyo sinyalleri göndermek ve sayısız gezegenlerden gelme ihtimalini düşündüğümüz sinyalleri alarak çözme yoluna gitme, Dünya Dışı uygarlıkları tanıma yolunda atılmış olumlu bir adımdır.



Dünya Dışı Varlıklardan”dan gelmesi olası radyo dalgalarını dinlemek amacıyla kullanılan Dünyanın belli başlı radyo teleskopları şunlardır:

» The Arecibo İonospheric Observatory, Porto Riko.
» National Radio Astronomy observatory, Green Bank- West Virginia.
» Eski Sovyetler Birliği’ndeki sekiz tabaklı radyo teleskop.
» Kafkaslardaki büyük radyo teleskop.
» ABD’de SETİ Projesi’nde 1979 yılından itibaren kullanılmaya başlanan çok duyarlı radyo teleskoplar. Bunlardan en büyüğü Arizona’daki radyo teleskoptur.
» 1995 yılında Avustralya’nın doğusundaki Parkes Kenti’nde, günümüzün en modern uzay haberleşme merkezi oluşturularak “Phoenix Projesi” adı altında çalışmalara başlandı

1977 ile 1990 yılları arasında gök bilimciler çok değişik takım yıldızlardan bazı sinyaller aldılar. Bu sinyaller açıklanamadı ve aralarından hiçbiri de yenilenmedi. Şimdi tarihlerine göre sinyalleri incelemeye çalışalım:

15 Ağustos 1977. Yay Takımyıldızı:
Ohio Eyaleti radyo teleskopunda görevli bir araştırmacı “wow” sesi olarak tanımladığı bir sinyal aldı. Bu sinyal bir daha asla duyulmadı.

10 Ekim 1989.Yay Takımyıldızı:
Harvard META (Megachannel Extra Terrestrial Assay) radyo teleskopundan alınan 40 sinyalden biri kaydedildi.

14 Ağustos 1989.Başak takımyıldızı:
META tarafından bir başka sinyal daha kaydedildi. Dünya Dışı zekanın yayında olduğunu düşündüren türde bir sinyaldi.


16 Ağustos 1989.Balık Takımyıldızı:
Bu kez de META tarafından kaydedilen sinyal belirli aralıklarla tekrarlanıyordu. Kontrol edilme aşamasında kesildi.

15 Kasım 1989.Kasiope Takımyıldızı:
Bu META sinyali bir yıldızdan çok Dünya Dışı varlık tarafından veriliyormuş izlenimini yarattı.

9 mayıs 1990.Yılan Taşıyan Takımyıldızı:
Avustralya’da bulunan Parkes radyo teleskopu tarafından kaydedildi. Büyük bir olasılıkla Dünya Dışı zeka tarafından gönderildiği öne sürüldü.

Yukarıda sıralanan bu radyo sinyallerinin ya da hala açıklığa kavuşturulamayan mesajların alınmış olması insanı gerçekten heyecanlandırıyor: Dünya Dışı varlıkların bizlere ulaşabilmek için yayın yaptıkları fikri, araştırmacılar için son derece gerçekçi bir kanıt gibi görünüyor. Yine de hatırlanması gereken nokta bu mesajların çözülememiş olarak kalmalarıdır. Prof. Sagan’ın dediği gibi mesajlar Dünya Dışı zeka için çok basit olabilir. Fakat biz Dünyalılar bu sinyallerin anlamını çözebilmek için belki de yıllar boyunca araştırma yapmak zorunda kalacağız. Dünya Dışı varlıklar için çok kolay olan bu sinyaller bizim için karmaşık ve gizemli olmaktan öteye gitmiyor.

Her durumda, radyo-astronominin uzayı tanıma konusunda dünyaya büyük yardımları olduğunu inkar edemeyiz. Dünyada bulunan en büyük radyo-radar gözlemevi Puerto Rico adasındadır. Cornell Üniversitesi uzmanları tarafından yönetilen Arecibo gözlem çanağının çapı 305 metredir. Radyo-radar gözlem çanağının yansıtıcı yüzeyi, çanak biçimli bir vadiye daha önce yerleştirilmiş bir kürenin bölümünü oluşturur. Uzayın derinliklerinden radyo dalgaları algılar. Aldığı bu radyo dalgalarını çanağın tepesindeki antene aktarır. Anten elektronik bağlantılarla kontrol odasıyla temas halindedir. Alınan sinyal kontrol odasında çözümlenir. Bunun tersine, teleskop bir radar vericisi olarak kullanılırsa, sinyalle beslenen anten çanağa sinyali geçirir, o da uzaya yansıtır. Arecibo gözlemevi uzaydaki uygarlıklardan sinyal elde etmek için kullanıldığı gibi, bir defasında da Dünyadan bir mesajı M13 adı verilen yıldızlar kümesine göndermek için kullanıldı. Böylece yıldızlar arası diyalog kurma isteğimizi D.D varlıklara da anlatmaya çalışmış olduk.

Radyo dalgaları ışık hızıyla giderler. Bu da yıldızlar arası bir yolculuğa çıkan en hızlı uzay aracından 10.000 kez daha büyük bir sürat demektir. Radyo-teleskoplar, dar frekans dalgaları üzerinden öylesine yoğun sinyaller yayarlar ki , çok geniş yıldızlar arası mesafelerde bile alınabilirler.

Arecibo gözlemevi, Samanyolu galaksisinin orta yerinde 15.000 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegende kurulmuş benzer bir gözlemeviyle iletişim kurabilir. Yeter ki, radyo-teleskopumuzu hangi noktaya yönelteceğimiz bilinsin. İleri uygarlıklar haberleşme alanında radyodan daha öte yöntemler geliştirmiş olabilirler. Ne var ki radyo güçlü bir kaynaktır, ucuzdur, hızlı ve basittir. Bizim gibi geri kalmış bir teknolojiye sahip bir uygarlığın, göklerden mesaj alabilmek için radyo teknolojisine başvurmak zorunda kaldığını anlayabilirler.



Kaynak... Uzay sitesi
  • Hale ve Esesli bunu beğendi


#132413 Excel’de Pasta Grafiği Çizmek | Excel’de Basitçe Pasta Grafiği Çi...

Yayınlayan byharby on* 16 Nisan 2011 Cumartesi - 01:30

Excelde basitçe pasta grafiği çizmeyi anlatan bir video


http://blip.tv/play/AYKz52MA




  • Erkan ve byharby bunu beğendi


#132040 [Videolu Tam Çözüm] Crysis 2 PC - PS3 - XBOX360 Videolu Tam Çözüm | 19 Bölümü...

Yayınlayan Erkan on* 01 Nisan 2011 Cuma - 20:08

Resmi ekleyen

Crysis 2 ilk oyundaki olayların 3 yıl sonrasını işlemiş Alcatraz adında bir Amerikan askerinin ilk oyundaki takım liderimiz Prophet tarafından kurtarılıp nanosuit 2.0 giydirilerek ağızda tad bırakan hikayesine konuk oluyoruz. Özellikle oyun türkçe olunca tadı dahada doyulmaz oluyor ve tabi oyunun sonunda bizlere güzel hazırlanmış bir finalin olduğunu düşününce. Nanosuit’in bize sağladığı insan üstü hız, güç, dayanıklılık ve gizlilik yeteneklerine odaklanan bir oynanış söz konusu. Ayrıca ilk oyundaki olayların üzerinden geçen üç yıl, nanosuit’i de birazcık değiştirmiş. Zira “maksimum güç” ve “maksimum hız” modları, ilk oyunun aksine bu kez pasif birer yetenek olarak çıkıyor karşımıza. Yani artık düşmanımızı tutup duvara fırlatmak, yüksek bir yere zıplamak veya hızlı koşmak için ilk
önce bu modları aktif hale getirmemiz gerekmiyor. Bu modların devreye girmesi için yapmak istediğimiz hareketle ilgili tuşa basmamız yeterli. İlk oyunda nanosuit’in pasif yeteneği olan zırh moduysa, artık kullanmak istediğimizde aktif hale getirmemiz gereken bir özellik. Gizlilik moduyla birlikte tabii ki. Hatta nanosuit modlarını kullanırken enerjimiz de eskisinden daha yavaş tükeniyor. Ancak bu yeniliklerin, oyunun temposunu olumlu yönde etkilediği de bir gerçek. Aklımızdan geçen birçok şeyi artık daha kolay ve oldukça havalı şekillerde gerçekleştirebiliyoruz.


Crysis 2 PC - PS3 - XBOX360 | 16 Popüler Oyun Sitesinin Puanlaması

Resmi ekleyen



Crysis 2 PC - PS3 - XBOX360 Videolu Tam Çözüm | 19 Bölümün Çözümü ve Mükemmel Final Videosu



Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 1 - In at the Deep End
Crysis 2: Tam Çözüm 1. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)

http://www.youtube.com/watch?v=px7cPsSHpus

Crysis 2: Tam Çözüm 2. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 2 - Second Chance

http://www.youtube.com/watch?v=8XdCMT5zH40

Crysis 2: Tam Çözüm 3. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 3 - Sudden Impact

http://www.youtube.com/watch?v=CNjwtb2NHYY

Crysis 2: Tam Çözüm 4. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 4 - Road Rage

http://www.youtube.com/watch?v=KHvssiHfOsE

Crysis 2: Tam Çözüm 5. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 5 - Lab Rat (P2/2)

http://www.youtube.com/watch?v=-_AOcaY8ZBM

Crysis 2: Tam Çözüm 6. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 6 - Gate Keepers

http://www.youtube.com/watch?v=SRoyNNyunck

Crysis 2: Tam Çözüm 7. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 7 - Dead Man Walking

http://www.youtube.com/watch?v=c20P2Bs2VHs

Crysis 2: Tam Çözüm 8. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 8 - Seat of Power

http://www.youtube.com/watch?v=T0vFEpQtj4I

Crysis 2: Tam Çözüm 9. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 9 - Dark Heart

http://www.youtube.com/watch?v=r4uzrKp1P3s

Crysis 2: Tam Çözüm 10. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 10 - Semper Fi or Die (P2/2)

http://www.youtube.com/watch?v=Svrhig0XjSg

Crysis 2: Tam Çözüm 11. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 11 - Corporate Collapse

http://www.youtube.com/watch?v=E0d0h2sQxyE

Crysis 2: Tam Çözüm 12. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 12 - Train to Catch

http://www.youtube.com/watch?v=5c_1RT_DU5U

Crysis 2: Tam Çözüm 13. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 13 - Unsafe Haven

http://www.youtube.com/watch?v=E5NN-ifeDUA

Crysis 2: Tam Çözüm 14. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 14 - Terminus

http://www.youtube.com/watch?v=71vSGi_xt0A

Crysis 2: Tam Çözüm 15. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 15 - Power Out

http://www.youtube.com/watch?v=0Vd6GFKCMWU

Crysis 2: Tam Çözüm 16. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 16 - Eye of the Storm

http://www.youtube.com/watch?v=k-TqYeLiG1s

Crysis 2: Tam Çözüm 17. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 17 - Masks Off

http://www.youtube.com/watch?v=CWYYkb7dErc

Crysis 2: Tam Çözüm 18. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 18 - Out of the Ashes

http://www.youtube.com/watch?v=c-9T5ADxcn0

Crysis 2: Tam Çözüm 19. Bölüm (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 PC Walkthrough [HD] Mission 19 - A Walk in the Park (FINAL MISSION)

http://www.youtube.com/watch?v=nH5URjnlURk

Crysis 2: SON (PC/PS3/XBOX 360)
Crysis 2 Ending PC Full 1080p HD (Maxed Out on GTX 580)

http://www.youtube.com/watch?v=OownHWGHmt4


  • Hale ve ilkercem bunu beğendi


#125388 Yaşam Veya Korkuların Tekrarı | Galip Sertel

Yayınlayan karakaya on* 05 Temmuz 2010 Pazartesi - 11:32

Yaşam Veya Korkuların Tekrarı

 

Nihayet korkularla çıkıldı yola
Kızıla efkarlandı dişilin bakire utancı
Gerdek geceleri düş tarlalarında bır şevval sancı
Yarasaların mükerrer yasıydı mağarada oyalayan zamanı
Ve yabayla aktarıp
Aç harmanların gelin teli samanını
Ekmek taşıyordu baba çocukların rüyalarına
Ve yürüyorlardı alacakaranlıklarda ishak kuşlarıyla
Yürüyorlardı kuşanıp yıldızların şavkına
Mahrem kıyılarında istisnasız günahların
Umursamadan tekrarını tekrarın...
Oysa korkularla çıkılmıştı yola.

Galip Sertel


  • Erkan ve Hale bunu beğendi


#110316 En Kullanışlı ve Kolay Nero 6 Türkçe Yaması Dahil Download İndir

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 18 Ekim 2009 Pazar - 06:26



Nero 6 Türkçe Yaması Dahil

Resmi ekleyen

[hide]Resmi ekleyen[/hide]


Dosya Şifresi: GeceMavisi

  • incirreceli ve bushe123 bunu beğendi


#110171 iGO8 laz şivesiyle seslendirme Download İndir

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 17 Ekim 2009 Cumartesi - 02:50

[hide]

İGO8 için Lazoğlu seslendirmesi


Resmi ekleyen



Yeni link;

Resmi ekleyen

[/hide]
  • gezging ve barisgenc bunu beğendi


#105202 Garmin Mobile XT v5.00.20w for Windows CE 6.0 İndir Download

Yayınlayan Gece.Mavisi on* 17 Ağustos 2009 Pazartesi - 04:23

Garmin Mobile XT v5.00.20w for Windows CE 6.0
Requirements: Windows CE v6.0, 16MB program memory.
Overview: This is Garmin Mobile XT for Windows Mobile v5.00.20w C??c?ed to work under Windows CE 6.0

Resmi ekleyen
Resmi ekleyen



More Info:

https://buy.garmin.com/shop/shop.do?pID=11413



Download Instructions:
Download all in one package from one of the following mirrors:

[hide]rapidshare
megaupload
easy-share
Pass: artf[/hide]ul
  • Pirlöp ve tatarali bunu beğendi


#104596 Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map Paket Download İndir

Yayınlayan APM on* 07 Ağustos 2009 Cuma - 10:55

Nav N Go iGO 8 v8.3.1.57021 Türkiye Map


Son Nav N Go
iGO 8 v8.3.1.57021 versiyon program ve içinde mavi06 arkadaşımızın emek verdiği branding dosyası 01 Kasım 2008 Cumartesi tarihli Simge 1.0.1 , Türkiye building 2008.07, Türkiye poi 2008.07, Eurasia DEM dosyası, Türkçe dil dosyası, Türkçe ses dosyası içinde ve en güncel Türkiye haritası Turkey8 2008.07 080903 ve GJ4.0.1b skini içinde olan Türkiye paketini hazır olarak sunuyorum.



[ Hidden part. View original post. ]


Umarım çalıştırmayı başarabilirim. Teşekkürler.
  • Tankut_ag ve yunussonmez bunu beğendi


#98600 Yoksa Siz de mi Alışverişkoliksiniz?

Yayınlayan Esesli on* 14 Mayıs 2009 Perşembe - 18:46

Yoksa Siz de mi Alışverişkoliksiniz?

Uzun zamandır görüşmediğiniz bir arkadaşınız sizi akşam yemeğine davet ediyor. Aynı gün en sevdiğiniz markanın %70 indirim yaptığını duyuyorsunuz hem de sezon ürünlerinde. Seçiminiz ne olurdu?
Yoksa Siz de mi Alışverişkoliksiniz?


Resmi ekleyen

Bulduğunuz her fırsatta mağazaları gezmek istiyorsanız, birçok markanın indirim haberlerini titizlikle takip ediyorsanız, fiyatı düştüğü için ayağınıza küçük gelen bir ayakkabıyı satın alıyorsanız, sadece beyaz gömlek almak için girdiğiniz mağazadan elinizde poşetlerle çıkıyorsanız siz de bir alışverişkoliksiniz!
Alışveriş düşkünü hatta bağımlısı olmanın iyi ve kötü yanları var. İsterseniz önce iyi yanlarından başlayalım.

Bir davete katılmak, spora gitmek, işe gitmek, arkadaşlarınızla buluşmak için hazırlanmak istediğinizde “giyecek hiçbir şeyim yok” sözünü söylemezsiniz. Eğer planlı biriyseniz dakikalar içinde hazır olabilirsiniz.İndirim haberlerini dikkatle takip ettiğiniz için uygun fiyata kıyafet, ayakkabı ve aksesuar alabilirsiniz.
Arkadaşlarınız nasıl bu kadar ekonomik fiyata alışveriş yaptığınızı merak edebilir.

Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne yani alışveriş bağımlısı olmanın kötü yanlarına…
Eğer sürekli alışveriş yapıyorsanız dolabınız ne kadar büyük olursa olsun kıyafetlerinizi düzenlemekte zorluk yaşayabilirsiniz. Birbirine karışan kıyafetler arasında seçim yapamayabilir ve her gün aynı kıyafetleri giyebilirsiniz.

Sadece fiyatı uygun diye aldığınız ayağınıza uymayan bir ayakkabı ya da sizin bedeninizde olmayan kıyafetler dolabınızda yığılır. Siz de onlara uzaktan bakıp, koleksiyoncu olduğunuzu düşünebilirsiniz.Oysa ki siz onları giymek için almıştınız değil mi?

Ve gelelim en korkunç tarafına; kredi kartı ekstrelerine. 6 taksit, 9 taksit hatta 12 taksitle yaptığınız alışverişler kredi kartı limitinizi doldurabilir. Bütün ay boyunca çalışıp kazandığınız parayı daha maaşınızı aldığınız ilk gün kredi kartı ödemesi için harcamak zorunda kalabilirsiniz. Ay sonuna doğru azalan nakit para ve artan ihtiyaçlar. Yeniden kredi kartı çemberi içine girebilirsiniz.
Peki ne yapmak gerekir? Nasıl hareket etmek gerekir ki alışveriş bağımlılığından kurtulabilirsiniz?

Öncelikle alışverişe çıkarken alışveriş yapmayı sevmeyen bir arkadaşınızı yanınıza alın. Mesela erkek arkadaşınızı! Giydiğiniz kıyafeti beğenmemesi sizi de caydırabilir. Kendinize alışveriş bütçeleri belirleyin. “Bu ay için sadece X liralık alışveriş yapacağım” diyerek kendinize söz verin ve sözünüzü tutmaya çalışın. Dolabınızda bir temizlik yapın ve giyemediğiniz kıyafetleri ayırın. Sadece sevdiğiniz ve yeni kıyafetleriniz dolapta kaldığınızda objektif gözle bakarak aslında alışveriş yapmaya ihtiyacınız olmadığını görebilirsiniz


msn kadın
  • Esesli bunu beğendi


#91731 Yozgat İli Gelenek ve Görenekleri | Örf - Adet- Gelenek-Görenekleri

Yayınlayan Esesli on* 14 Mart 2009 Cumartesi - 18:03

Yozgat İli Gelenek ve Görenekleri


ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ

EVLENME

Kız Arama ve Kız Beğenme:

Evlilik görücü usulü veya gençlerin karşılıklı anlaşması şeklinde olur. Kız ve erkeğin rıza ön koşuldur. Akraba evlilikleri az olmakla birlikte vardır. Görücü usulünde, bazen oğlan tarafı bazen mahalle mahalle, bazen köy köy kız arar. Kız tarafı durumu anlar ve ona göre davranır. Kız bakmaya gidnler, evin temizliğine, kızın davranışlarına dikkat ederler. Kızın geçeceği yere bir eşya bırakırlar ve kaldırıp kaldırmayacağına bakarlar. Kız beğenilirse "Biz bir daha geleceğiz" derler.

Gelin Alma ve Gelin Çıkarma:

Düğünler köylerde güzün, illerde yazın yapılır. Evlenmedik bir kız veya erkekten su isteyen büyüklerin söylediği gibi "Su gibi ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun" deyimi mevcuttur. Düğünler perşembe veya cuma günü başlayıp, pazar günü biter. Gelin evden çıkarılırken kırmızı bir kuşak beline bağlanır. Kuşağı kızın erkek kardeşi yoksa babası veya dayısı bağlar. Buna kuşak bağlama denir. Gelin, kız evinden baş yenge tarafından anne veya babadan teslim alınıp arabaya bindirilir. Gelinlik, pazar günü sabah oğlan ve kız tarafının genç kızlarınca giydirilir. Gelinlik giydirilirken, gelin kuvvetli olsun diye bakır bir tepsiye oturtulur. Gelinlik ve duvak kızın başının etrafında 3 defa döndürülerek ve dua okunarak giydirilir. Gelinlik giydirildikten sonra sağdıç, gelini ve kız tarafının genç kızlarını kuaföre götürür.

Çeyiz Asma:

Düğünden 15 gün önce çeyizler kız evinde sergilenir. Bir hafta kadar çeyiz komşular, akrabalar, oğlan tarafınca görülür. Buna çeyiz asma denir. Gelin çeyizi oğlan tarafına gönderildiğinde çeyiz arabasının etrafında gelinin bir akrabası bir kadınla, gelin çeyiz arabasının etrafını 3 defa dolaşır ve elindeki aynaya "Ayna sen güzelsin, benim bahtım senden güzeldir." der.

Çeyiz Yazma:

Gelin çıkarılacağı zaman veya 1 gün önce kız ve erkek tarafının erkakleri düğün odasında toplanır. Kız için hazırlanmış çeyiz eşyasının listesi tek tek çıkarılarak günün fiyatları üzerinden değerlendirme yapılır ve her eşyanın fiyatı yazılır. Çeyiz listesi 2 nüsha hazırlanır. Kız tarafından baba, oğlan tarafından damak imzalar ve mahalle muhtarı tarafından onaylanarak 1 nüsha kız tarafına 1 nüsha damada verilir. Çeyiz arabaya konacağı zaman kız tarafından birisi çeyiz sandığının üzerine "Sandığın anahtarı kayboldu" veya "Sandık açılmıyor" diye oturur ve oğlan tarafından bahşiş alır.

Gelin ve Damat Hamamı:

Gelin genellikle il ve ilçe merkezlerinde erkek ve kız tarafının genç kızlarında kadınlar hamamına götürülür. Hamamda çeşitli yiyecekler yenir, tef çalınır, oyunlar oynanır. Damat hamamı ise, gelin getirildikten bir müddet sonra arkadaşları tarafından erkekler hamamına götürülür. Masrafları sağdıç karşılar, yemekler yenir, oyunlar oynanır. Sağdıç, elinden geldiği kadar damadı arkadaşlarının şakalarından korumaya çalışır. Ayrıca damadın kız tarafından kaçırılmaması için tedbirler alınır. Şayet damat kaçırılacak olursa cezasını para ve hediye karşılığı sağdıç ödemektedir.

Düğünlerde Bayrak:

Düğün perşembe günleri bayrak kaldırma ile başlar. Uzunca bir direğe "T" şeklinde bir ağaç takılır. Bu ağacın bir ucuna kırmızı bir ucuna yeşil ipek bez bağlanır. Bezlerin üst kısmına elma ve soğan takılır. Yeşil bez damadı, al bez gelini temsil eder. Buna düğün bayrağı denir. Önce davul-zurna çalmaya başlar ve gençler halay çekerler. Daha sonra imam ve yetişkinler dua ederek oğlan evine her yerden görünecek şekilde bayrağı dikerler. Buna bayrak kaldırma denir. Dikilen bayrağın ucundaki elme veya soğanlar çocuklar ve gençler tarafından taşla düşürülür. Gelin oğlan evine girince de dikilen bayrak yıkılır. Bayrağı yıkan kişi kırmızı ve yeşil bezleri alır ve bunları damada verince karşılığında para yada hediye alır. Bazı yerlerde düğün yapılan eve Türk bayrağı çekilir.

Gelin Oğlan Evinde:

Gelin bindirildiği araba ile mezarlık, cami veya türbe etrafında dolaştırılarak oğlan evine getirirlir. Gelin hemen arabadan indirilmez. Kaynana, kayınbaba ve akrabalar tarafından geline çeşitli hediyeler verilir. Gelin eve gireceği zaman kaynana dış kapının koluna kolunu dayayarak gelini kolunun altından geçirir. Bu hareket gelin kaynananın sözünü tutsun diye yapılır. Daha sonra evin bahçesinde gelinin geçeceği yerde geline çanak kırdırılır. Bu da gelinin kötü huylarının kırılması için yapılır. Gelin kapının iç tarafına yağ sürer, yağ gibi aksın diye. Ayrıca gelin geldiği yuvaya çivi gibi bağlansın diye kapıya çivi çakılır. Genellikle evin bahçesinde geline ve damada nazar değmesin diye üzerlik tohumu tüttürülür. Bazı yerlerde kurban kesilir. Gelin kurban kanının üzerinden atlar ve hem gelin hem damadın alnına kurban kanı sürülür. O sırada güveyi tarafından çerez ve bozuk para serpilir.

Gelin eve girerken kucağına oğlan çocuğu verilir. Bazı yerlerde kaynana gelinin eline süpürge verir. Gelin evi süpürgeyi yere değdirmeden süpürür. Böylece evdeki nazarlar ve kötü bakışlar temizlenmiş olur. Yine kaynana kendi eli ile işlediği baş örtüsünü gelinin başına örter. Gelin ve damada çocukları çok olsun diye yağda yumurta yedirilir.

Güveyi Verme:

Yatsı namazı kılındıktan sonra köyün imamı tarafından damadın yakınları ile birlikte dualarla gerdeğe verilir. Dua bittikten sonra damat babasının ve oradaki büyüklerinin ellerini öper. Gençler damadı yumruklarlar. Bu yumruklamadan sağdıç damadı korumaya çalışır.

YÖRESEL YEMEKLER:

Yöre beslenmesi,büyük ölçüde buğday ürünlerine,unlu yiyeceklere dayanmaktadır. Bulgur,yarma ve düğürcük hemen her tür yemekte ve çorbada kullanılmaktadır. Yarma,bulgur ve diğer kışlık yiyecekler genellikle yazdan hazırlanır. Bunların başında "Gırmızı Pevleri" denen domates salçası,"Go pahla" denen kurutulmuş taze fasulye,"Çalma, Pekmez, ekşi" turşular, meyve ve "madımak" denen madımak kurusu, "Kıyma, sızgıt, pastırma" türü et hazırlıkları gelir. Makarna,erişte de ev yiyeceklerindendir. "Ağ kabak" (Su kabağı) tan çorba pişirilir ve kış için kurutulur. "Şalak" denen kelek turşusu yörenin özgün turşu türlerindendir. Özel günlerde "arabaşı" en çok rastlanan yemektir. Ayrıca; İlimize özgü en ünlü yemeklerinden biriside Testi Kebabıdır.


ARABAŞI

Malzemesi

Hamur için :

5 kg su 650gr un (12 kişiliktir)

5 litre suyun 3 litresi ateş üzerinde kaynatmaya bırakılır. Kalan 2 litre soğuk suya 650 gr un ilave edilip mikserle çarpılarak bulamaç haline getirilir. Bulamaç haline getirilmiş hamur kaynamakta olan suya birdenbire boşaltılır. Oklava ile devamlı karıştırılarak hamur mısır patlağı gibi patlamaya başlayınca 3-4 dakika daha kaynatılıp 40 cm'lik 2 adet Sini'ye dökülüp soğutmaya terk edilir.

Çorba için :

Tavuk veya Hindi eti (göğüs), 5 kg su, 5 kaşık un (yağsız kavrulmuş un), 2 kaşık salça, 1 kaşık pul biber, 150 ve 200 gr yağ.

Tüm bu malzemeler çiğ olarak karıştırılıp ocağa konulur. Köpük kayboluncaya kadar pişirilerek hazır hale getirilir. İkramdan önce tikelenen et çorbaya ilave edilip bir taşım kaynatılıp servis yapılır. Soğumaya bırakılan hamur, ıslak bir bıçak ile baklava dilimleri şeklinde kesilir. Tepsinin ortası çorba kasesi sığacak şekilde açılır, açılan yere çorba kasesi yerleştirilir. Kesilen hamurlar kaşık üzerine yerleştirilerek çorba ile birlikte çiğnemeden yutulur.


MADIMAK

Malzemesi :

1.5 kg. Madımak, Bir kase yoğurt, 150 gr. Pastırma, Bir-iki diş sarımsak, Tuz,biber,yağ,salça

1.5 kg. madımak temizlendikten sonra satırla kıyılarak iyice küçültülür. Bir tencereye yağ,salça,pastırma konularak kavrulur. Kıyılan madımak üzerine ilave edilir. 15 dakika pişirildikten sonra servis yapılır. Sarmısaklanmış yoğurt isteğe göre sos olarak kullanılır.


TESTİ KEBABI

Malzemesi :

1 adet Testi, 3 kg. Kuşbaşı et, 1 kg. Domates, 300 gr. Sarımsak, 200 gr. Sivri biber, 200 gr. Tereyağı, Karabiber,tuz.

Doğranmış domates,sivri biber ve sarımsak kuşbaşı ete katılarak ezmeden iyice karıştırılır. Yeterince tuz ilave edilir. Testi içi iyice yıkandıktan sonra karıştırılan malzeme testinin içerisine doldurulur. En üste tereyağı konulur. Testinin ağzı hamur ile kapatılır ve ortası hafif açılır. Genellikle açık havada odun veya meşe kömürü yakılmış bir ateşte pişirilir. İki saate yakın bir zamanda pişen yemeği ilk defa yapanlara meşe kömürüyle yapmaları tavsiye edilir. Yemek piştikten sonra testi kırılarak yemek testinin içinden servis yapılır.

Testi Kebabı, Yozgat Belediyesi tarafından Türk Patent Enstitüsüne "Yozgat Yöresi Yemeğidir" diye TESCİL ettirilmiştir.


YÖRESEL GİYİM:

Başkente yakınlığı,Yozgat giyim - kuşamı da büyük ölçüde etkilemiştir. Dokuma ve evde dikilen giysilere dayanan geleneksel giyim-kuşamın yerini hazır giyim almıştır. Geleneksel kadın giyiminde üçetek en yaygın entaridir,altına don yada büzmeli şalvar giyilir. "Delme yelek" veya "Salta" ve bunun uzun kollusu "libade" özellikle genç kızlarda yaygındır. Başa,pullu veya kudazı,fes,tepelik üstüne düz ve açık renkli yazma bağlanır. Varlıklı kesim,özel günlerde bele gümüş kemer bağlar,ayağa yün çorap,lapçın kundura veya çarık giyilir. Dışarlak olarak kullanılan çarşaf daha sonra mantoya dönüşmüştür. Geleneksel erkek giyiminde; yakasız mintan,geniş kollu hırka veya kolsuz salta ve yelek üst giysileri arasındadır. Çeketi andıran bol dikimli aba ve zıpka geleneksel erkek giyiminin özgün öğelerindendir. Başa kudazı,fes veya eğri dolanmış kefiye giyilir. Yün çorap lapçın,kundura,çarık giyimi bütünleyen öğelerdir.

HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:

Yozgat mahalli halk oyunları açısından zengin bir potansiyele sahiptir. Orta Anadolu'nun en zengin folklor merkezi olan İlimizde; 15 ayrı kadın oyunu, 50'ye yakın türkü, 10'a yakın erkek oyunu ve bir çok oyun havası vardır. Milli oyunlarda kadın kıyafeti; 3 etek ve pullu festir. Kadın oyunları davul-zurna, cümbüş, darbuka, keman ve saz eşliğinde oynanır. En çok oynanan kadın oyunları; burçak tarlası, kunduralım, nalinim, feyli turnam, darine-dariney, vıy vıy ve madımaktır. Erkek oyunlarında kıyafet; derme yelek, renkli gömlek, püsküllü fes ve şalvardır. Erkek oyunlarından en çok oynananları; Yozgat ağırlaması, Bopbili, Tekayak, Üçayak, cemo, yerli gelin, çekirge, aynalı ve kamalı'dır. Bunların yanı sıra, kaşık oyunları, çiftetelli, asmalarda Üzüm, loli, keçeci baba, vıy vıy, karanfilli, gelin, dünür gibi oyunlar da sergilenir.

Mahalli halk Oyunlarımızı: "İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Evci Köyü Erkek Halk Oyunları Topluluğu" temsil etmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 25 Eylül 2004 tarihinde Ankara'da yapılan yarışmalarda birinciliğe layık görülen bu topluluk "Yozgat Ağırlaması, Bopbili, Tekayak, Üçayak" adlı oyunlarıyla tescillenmiştir.

Ayrıca, bazı yörelerde semahlar da yaygındır. En yaygın olarak bilineni "Bozok Semahı" da denilen "Kırklar Semahı''dır.

O, MESHUR NÜKTE KARISTIRMA ALTINDAN ÇAPANOGLU ÇIKAR

Yozgat'ta ve Türkiye'nin bir çok yerinde karisik bir çok is ve fazla açiklanmamasi arzu edilen seyler için ? karistirma altindan Çapanoglu çikar? deyimi kullanilir. Bu deyimin bir rivayeti de söyledir.Çapanoglu Süleyman Bey, bir gün bir Misafiri ile yemek yemektedir. Sofradaki çorbaya ekmek dograrlar. (Süleyman bey, kizarmis ekmek, misafiri ise beyaz ekmek dograr.) Süleyman bey, herkesin kendi dogradigi ekmegi yemesini siki sikiya tembih eder. Misafir ise çorbaya her kasik daldirisinda ?Benim dogradigim ekmek? diye çorbadaki ekmeklerin hepsine sahip çikar. Böylece Süleyman bey ile misafiri arasinda bir tartisma baslar .? Senin ekmegin, benim ekmegim ? diye. Çorbanin dibi karistirilip Çapanoglu'nun ekmegi çiktikça Süleyman bey misafirine çorbanin altindan Çapanoglunun dogradigi ekmekler çikar manasina ?Karistirma altindan Çapanoglu çikar? der. Aslinda Çapanoglunun bu misafiri inatçi, bir sey bilmez, bilgeligi ile ögünen birisidir. Bu söz zamanla deyimlesir.


EFSANELER


Yozgat Sürmelisi Ve Sürmeli Beyin Hikayesi

Yozgat sehri 1760 yili baslarinda Bozok Yaylasinin, yesillik, etrafi ormanlarla çevrili içinde bin bir çesit kusun ötüstügü bir sahada kurulurken; Yozgat halki o zaman yari göçebe ve sürülerini besleyerek hayvancilikla ugrasir, hayatlarini bu yoldan saglarlardi. Bozok yaylasinda otlayan bu sürülerin birini de Sürmeli Bey adinda bir Türkmen Yörügü otlatirdi. Halk tarafindan sevilen bu yanik sesli halk ozani elinde kavali, sirtinda sazi Yozgat'tan Akdagmadeni'ne uzanan ormanlarin içinde sürüsünün içinde dolasirdi. Bazen bir çan dibine rastlanir. Sazinin tellerini konusturur bazen bir derenin kenarinda kavalini çalar, asik oldugu gönlünün sevgilisini düsünürdü. O sevgili ki güzelligi Bozok yaylasina yayilmis, ahu gözlü, sürmeli kasli, ay yüzlü bir dilberdi. Babasi bir Türkmen beyi idi ve çok sert bir adamdi. Sürmeli Bey, ailesini salarak, babasindan sevdigini istetir, magrur adam, kizini bir çobana vermeye yanasmaz. Araya beyler, agalar girer ama bosuna, bir türlü gönlü olmaz kizin babasinin ve iki sevgili birlesemezler. Üzüntüsünden sürüsünü birakan Sürmeli Bey alir sazini eline besçamlar mevkiinde kendine bir dergah kurar. Askini, yanik türküleriyle daglara agaçlara anlatir. Küser otagina, obasina ve Akdaglar'a kadar uzanan çamlarin arkasinda onu bir daha gören olmaz. Dertli kavalina üfledig, içli sazina söylettigi nameler kalir geriye. O gün bu gündür dillerde yankilanir Sürmeli Bey'in türküleri.

Gelin Kayası Efsanesi:

Yozgat'ta ki Nohutlu Tepesinin arkasinda bulunan Cehrilik yakinlarinda deveye binmis geline benzeyen kayalar bulunmaktadir. Bu kayalara ?Gelin kayasi? denir. Köyün birinden gelin alayi gelmektedir. Eskiyalar gelin alayini çevirirler. Niyetleri kervandaki gelini alip esir pazarinda satmaktir. Gelin alayinin erkekleri eskiyalarla vurusurlar ve hayatlarini kaybederler. Eskiyalar gelini ve damadi yakalamak üzeredirler. Yakalanacaklarini anlayan gelin ve damat Allah'a dua ederler: ?Allah'im bizi bu eskiyalarin eline düsürme, bizi ya tas et, ya kus et.? Dualari kabul olunur. Güzel gelinle birlikte eskiyalar, develer ve atlar oracikta tas olurlar. Damat ise kus olup gökyüzüne uçuverir. Güzel gelinin aglarken gözünden döktügü yaslar sel olur ve orada kirmizi lalecikler bitmeye baslar. Zamanla bu laleler tüm tepeyi kaplar. Egrice'de Mayisin ikinci haftasinda cehrilik laleleri kirmizi kirmizi açar ve beyaz güvercinler gökyüzünde süzülürler. Yozgatli avcilar buradaki güvercinlere kesinlikle ates etmezler.


NELERİ İLE ÜNLÜ:

Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları


İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?İlin, asıl adı "BOZOK" olup, zamanla "Yozgat" olarak değiştirilmiştir. Oğuz'ların; "BOZOK" koluna mensup Türkmenlerin bu bölgeye akınıyla birlikte, yöre "BOZOK" ismiyle anılmıştır. 1800'lü yıllara doğru bu ismin yanı sıra "YOZGAT" adı da telaffuz edilmiştir. "Yozgat" adının menşei konusunda ise, değişiki söylentiler ileri sürülmektedir:

Bir rivayete göre, Yozgat Saray Köyü'nden (bugün itibariyle kasaba) itibaren aşağıdan yukarıya doğru kat kat yükselmektedir. Bu kat kat yükselişindin ve rakımının yüksekliğinden dolayı önceleri "Yüz kat" denmiş, zamanla bu isim söylene söylene "Yozgat" halini almıştır.

  • Esesli bunu beğendi


#83415 İnternetin Avantaj ve Dezavantajları - İngilizce Makale | The Advantages...

Yayınlayan eylüll.45 on* 03 Aralık 2008 Çarşamba - 21:09

ingilizcede internetin avantajları ve dezavantajları çok acillll lütfen bakınn :(

---------------------------------

The Internet or the World Wide Web is indeed a wonderful and amazing addition in our lives. The Internet can be known as a kind of global meeting place where people from all parts of the world can come together. It is a service available on the computer, through which everything under the sun is now at the fingertips of anyone who has access to the Internet.

To get ‘online’, meaning to connect to the Internet, you need to have:
  • A Computer: Computer equipment is a sizeable investment and thus you should select a computer carefully. Before buying a computer, understand your needs and then choose one accordingly. See that it comes with a warranty and that after sales service is available in case you need it.
  • Internet Service Provider: This is the software that you will require to get online. You can now choose from a dial-up service or 24-hour broadband services. This is the service that will help you to connect to the Internet and start your surfing experiences.
Advantages of the Internet
The Internet provides opportunities galore, and can be used for a variety of things. Some of the things that you can do via the Internet are:
  • E-mail: E-mail is an online correspondence system. With e-mail you can send and receive instant electronic messages, which works like writing letters. Your messages are delivered instantly to people anywhere in the world, unlike traditional mail that takes a lot of time.
  • Access Information: The Internet is a virtual treasure trove of information. Any kind of information on any topic under the sun is available on the Internet. The ‘search engines’ on the Internet can help you to find data on any subject that you need.
  • Shopping: Along with getting information on the Internet, you can also shop online. There are many online stores and sites that can be used to look for products as well as buy them using your credit card. You do not need to leave your house and can do all your shopping from the convenience of your home.
  • Online Chat: There are many ‘chat rooms’ on the web that can be accessed to meet new people, make new friends, as well as to stay in touch with old friends.
  • Downloading Software: This is one of the most happening and fun things to do via the Internet. You can download innumerable, games, music, videos, movies, and a host of other entertainment software from the Internet, most of which are free.
Disadvantages of the Internet
There are certain cons and dangers relating to the use of Internet that can be summarized as:
  • Personal Information: If you use the Internet, your personal information such as your name, address, etc. can be accessed by other people. If you use a credit card to shop online, then your credit card information can also be ‘stolen’ which could be akin to giving someone a blank check.
  • Pornography: This is a very serious issue concerning the Internet, especially when it comes to young children. There are thousands of pornographic sites on the Internet that can be easily found and can be a detriment to letting children use the Internet.
  • Spamming: This refers to sending unsolicited e-mails in bulk, which serve no purpose and unnecessarily clog up the entire system.
If you come across any illegal activity on the Internet, such as child pornography or even spammers, then you should report these people and their activities so that they can be controlled and other people deterred from carrying them out. Child pornography can be reported to:
  • Your Internet service provider
  • Local police station
  • Cyber Angels (program to report cyber crime)
Such illegal activities are frustrating for all Internet users, and so instead of just ignoring it, we should make an effort to try and stop these activities so that using the Internet can become that much safer. That said, the advantages of the Internet far outweigh the disadvantages, and millions of people each day benefit from using the Internet for work and for pleasure.

+

During his evolution journey from Neanderthals to Homo erectus and then to Homo sapiens, man has come long way. Because of his continuous quest for more and more amenities and facilities, the nineties have seen a major turn around with the invention of computers. 10 years ago, the term internet was practically anonymous to most of the people. And today internet has become the most ever powerful tool for man throughout the world. The internet is a collection of various services and resources.

Although, many people still think e-mail and World Wide Web as the principle constituents of internet, there is lot more in store than e-mail, chat rooms, celebrity web sites and search engines. It also became the best business tool of modern scenario. Today internet has brought a globe in a single room. Right from news across the corner of the world, wealth of knowledge to shopping, purchasing the tickets of your favorite movie-everything is at your finger tips. Internet has great potential and lot to offer… however, like every single innovation in science and technology, internet has its own advantages and disadvantages.

Advantages

Communication:
The foremost target of internet has always been the communication. And internet has excelled beyond the expectations .Still; innovations are going on to make it faster, more reliable. By the advent of computer’s Internet, our earth has reduced and has attained the form of a global village.

Now we can communicate in a fraction of second with a person who is sitting in the other part of the world. Today for better communication, we can avail the facilities of e-mail; we can chat for hours with our loved ones. There are plenty messenger services in offering. With help of such services, it has become very easy to establish a kind of global friendship where you can share your thoughts, can explore other cultures of different ethnicity.

Information
Information is probably the biggest advantage internet is offering. The Internet is a virtual treasure trove of information. Any kind of information on any topic under the sun is available on the Internet. The search engines like Google, yahoo is at your service on the Internet. You can almost find any type of data on almost any kind of subject that you are looking for. There is a huge amount of information available on the internet for just about every subject known to man, ranging from government law and services, trade fairs and conferences, market information, new ideas and technical support, the list is end less.

Students and children are among the top users who surf the Internet for research. Today, it is almost required that students should use the Internet for research for the purpose of gathering resources. Teachers have started giving assignments that require research on the Internet. Almost every coming day, researches on medical issues become much easier to locate. Numerous web sites available on the net are offering loads of information for people to research diseases and talk to doctors online at sites such as, America’s Doctor. During 1998 over 20 million people reported going online to retrieve health information.

Entertainment
Entertainment is another popular raison d'être why many people prefer to surf the Internet. In fact, media of internet has become quite successful in trapping multifaceted entertainment factor. Downloading games, visiting chat rooms or just surfing the Web are some of the uses people have discovered. There are numerous games that may be downloaded from the Internet for free. The industry of online gaming has tasted dramatic and phenomenal attention by game lovers. Chat rooms are popular because users can meet new and interesting people. In fact, the Internet has been successfully used by people to find life long partners. When people surf the Web, there are numerous things that can be found. Music, hobbies, news and more can be found and shared on the Internet.

Services
Many services are now provided on the internet such as online banking, job seeking, purchasing tickets for your favorite movies, guidance services on array of topics engulfing the every aspect of life, and hotel reservations. Often these services are not available off-line and can cost you more.

E-Commerce
Ecommerce is the concept used for any type of commercial maneuvering, or business deals that involves the transfer of information across the globe via Internet. It has become a phenomenon associated with any kind of shopping, almost anything. You name it and Ecommerce with its giant tentacles engulfing every single product and service will make you available at your door steps. It has got a real amazing and wide range of products from household needs, technology to entertainment.

Disadvantages

Theft of Personal information
If you use the Internet, you may be facing grave danger as your personal information such as name, address, credit card number etc. can be accessed by other culprits to make your problems worse.

Spamming:
Spamming refers to sending unwanted e-mails in bulk, which provide no purpose and needlessly obstruct the entire system. Such illegal activities can be very frustrating for you, and so instead of just ignoring it, you should make an effort to try and stop these activities so that using the Internet can become that much safer.

Virus threat
Virus is nothing but a program which disrupts the normal functioning of your computer systems. Computers attached to internet are more prone to virus attacks and they can end up into crashing your whole hard disk, causing you considerable headache.

Pornography:
This is perhaps the biggest threat related to your children’s healthy mental life. A very serious issue concerning the Internet. There are thousands of pornographic sites on the Internet that can be easily found and can be a detrimental factor to letting children use the Internet.

Though, internet can also create havoc, destruction and its misuse can be very fatal, the advantages of it outweigh its disadvantages.

By Jayashree Pakhare Published: 3/2/2007
  • steelblack12 bunu beğendi


#50891 Yeni Medeni Kanuna Göre Evlat Edinme Ve Koruyucu Ailelik | Evlat Edinmenin Ş...

Yayınlayan Hale on* 21 Mayıs 2008 Çarşamba - 10:34

Yeni Medeni Kanuna Göre Evlat Edinme Ve Koruyucu Ailelik




I. Evlat Edinme Hakkında Genel Bilgi


Evlat edinme Medeni Kanunumuzun 305-320. maddelerinde düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu evlat edinmeyi, mahkeme kararı ile kurulabilen bir hısımlık ilişkisi olarak düzenlemiştir. Evlat edinmek isteyen kişi bizzat veya tutacağı bir avukat aracılığıyla kendi ikametgahının bulunduğu yerdeki yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine M.K.'nün 315. maddesi uyarınca "evlat edinme kararı" için başvuruda bulunması gerekir. Yetkili mahkemeden alınacak "evlat edinme” kararı ile evlatlık ilişkisi kurulmuş olur.


II. Evlat Edinmenin Şartları

A) Evlat Edinmenin Maddi Şartları

1. Bakım ve Eğitim Şartı : bir küçüğün evlat edinilebilmesi için, evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması gerekir. ( M.K. 305) Ergin ve kısıtlılar için: Bedensel ve zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç kimse evlat edinilecekse evlat edinen tarafından en az 5 yıldan beri bakılıp gözetilmiş olmalıdır ya da evlat edinen tarafından küçükken en az 5 yıl bakılıp gözetilmiş olmalıdır veya diğer haklı sebeplerin varlığı ve en az 5 yıldan beri evlat edinen ile aile halinde birlikte yaşamakta olmalıdır.

2. Yaş Şartı: Yasa, evlat edinilen için bir yas Şartı gerektirmemiş olup, bir kimse yaşı ne olursa olsun evlat edinebilir. Buna karşın, evlat edinenin en az 30 yaşında olması gerekir. Ayrıca evlat edinen kişinin evlatlıktan en az 18 yas büyük olması şarttır. (M.K.307)

3. Evlilik Şartı : Eşlerin birlikte evlat edinebilmeleri için en az beş yıldan beri evli olmaları ve 30 yaşını doldurmuş olmaları gerekir. (M.K. 306)

4. Evlat Edinenin Sahih Nesepli Fürum (Altsoyu) Bulunmaması Şartı: Ergin ve kısıtlıların evlat edinilebilmesi için sahih nesepli çocuğunun bulunması gerekir. Küçüklerin evlat edinilmesinde bu şart aranmaz. (M.K. 313)

5. Evlatlığın Menfaati Şartı: Evlat edinmeye hakimin izin verebilmesi için, bunda evlat edinilecek çocuğun menfaati bulunması lazımdır.

6. Evlat Edinenin Diğer Çocuklarının Menfaati Şartı: Evlat edinmenin evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarını hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelememesi gereklidir. ( M.K. 305)

7. Önceden Evlat Edinilmiş Olmama Şartı: Medeni Kanunun 306. maddesine göre evli olmayanların birlikte evlat edinmeleri mümkün olmadığı gibi, eşlerin de ancak birlikte evlat edinebilecekleri, tek başına evlat edinemeyecekleri hükmü getirilmiştir.

8. Rıza Şartı

a)Evlat Edinilenin Rızası : Medeni Kanunun 308. maddesine göre, "ayırt etme gücüne sahip olan, rızası olmadıkça evlatlığa alınamaz.

Ana ve Babanın Rızası : Evlat edinilen ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte, velayet altında ise, anne ve babasının rızası aynen gereklidir. Bu rıza küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir. Rıza verilebilmesi için evlat edinenlerin adlarının belirtilmiş olması veya evlat edinenlerin belirlenmiş olması gerekmez. Ana ve babanın rızası doğumdan sonraki ilk 6 hafta geçtikten sonra verilebilir. Rızanın tutanağa geçirilmesinden sonraki 6 hafta içinde aynı usulle geri alınabilir. Geri almadan sonra yeniden rıza verilirse bu rızadan geri dönülemez Eğer ana ve babadan birinin kim olduğu bilinmiyor veya uzun süreden beridir nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa ya da küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa bu rıza aranmaz. Son durum için rızanın aranmaması kararı ilgiliye yazılı olarak bildirilir. ( M.K. 310, 311, 312) .Evlat edinilecek kişi vesayet altında ise, ayırt etme gücüne sahip olup olmamasına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir.

b) Evlat Edinenin rızası: Evlat edinme sahsa siki surette bağlı bir hak olduğundan, evlat edinmenin temyiz kudretine sahip olması gerekir. Eğer evlat edinmek isteyen kimse mümeyyiz bir kısıtlı ise, vasinin ve Ayrıca Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gereklidir.

c) Eşin rızası: Evlat edinilen evliyse, eşinin de rızasının bulunması gereklidir. (M.K.313)


B) Evlat Edinmenin Şekli Şartları

Küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetleri, ancak Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır.

1) Ana babanın rızasının mahkemede tutanağa geçirilmesi: Medeni Kanunun 309. maddesi uyarınca ana babanın rızası küçüğün veya ana babanın oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak tutanağa geçirilmiş olmalıdır ya da rızanın aranmamasına karar verilmiş olmalıdır. (M.K. 309)Küçük gelecekte evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlat edinenin veya evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi rızanın aranıp aranmamasına karar verir. Diğer hallerde , bu konudaki karar evlat edinme işlemleri sırasında verilir. (M.K. 312)

2) Evlat Edinme kararı : Evlat edinme kararı ile evlatlık ilişkisi kurulmuş olur. Yetkili Mahkeme evlat edinenin oturma yeri; birlikte evlat edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesidir. Mahkeme esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı bir biçimde araştırdıktan, evlat edinen ile edinilenin dinlenmeleri ve gerektiği takdirde uzman görüşleri alındıktan sonra karar verebilir. Araştırma ile evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması hedeflenir. Evlat edinenin altsoyu varsa, onların evlat edinme ile ilgili tavır ve düşünceleri de değerlendirilir. ( M.K. 316)

3) Nüfusa Tescil: Evlatlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı evlat edinilenin naklen geldiği nüfus kütüğüne ve evlat edinenin nüfus kütüğüne işlenir. Bunun yanında iki kütük arasındaki her türlü bağ kurulur (M.K. 314)


III. Evlat Edinmenin Sonuçları


1) Evlenme Yasağı: Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır. (madde 129)

2) Miras: evlatlık evlat edinen kimsenin mirasçısı olur. Buna karşılık, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. evlatlığın asil ailesindeki mirasçılığına da halel gelmez.

3) Velayet: Evlat edinilen küçük ise, kendi öz anne ve babasının velayetinden çıkar, evlat edinenin velayeti altına girer. Ana babaya ait tüm hak ve yükümlülükler evlat edinene geçer.

4) Nafaka: evlatlık ve evlat edinen birbirinden karşılıklı olarak nafaka isteyebilirler.

5) İsim ve Soyisim: M.K. 314 maddesi uyarınca, evlatlık, evlat edinenin Soyadını alır. Evlat edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlatlık da dilerse evlat edinenin soyadını alabilir.

6) Vatandaşlık: Bir Türk'ün evlatlık edindiği yabancı henüz reşit değilse ve ana babasının yeri bilinmiyor veya kendileri bulunamıyorsa, yahut evlatlık vatansız oluyorsa, o takdirde Türk vatandaşı olur. (T.V.K. 3/11)

7) Evlatlığın Öz Ana ve Babasıyla Kişisel İlişkileri: Yargıtay içtihadına göre, evlatlığın öz ana ve babası, küçük çocuklarıyla Kişisel ilişki kurma sahiptir. IV. Evlat Edinmenin Sona Ermesi

Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişilerin başvurusuyla, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse mahkeme kararı ile evlatlık ilişkisi ortadan kaldırılabilir.

Esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa, cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir.

Dava hakkı, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak 1 yıl her halde evlat edinme işleminin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer.

  • Esesli bunu beğendi


#3603 İstiklal Marşı | İstiklal Marşı'nın Seçilmesi, Diğer Altı Şiir

Yayınlayan Hale on* 06 Ekim 2007 Cumartesi - 17:21

İstiklal Marşı'nın Seçilmesi ve Diğer 6 Şiir


23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal Harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu'yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa.

Meclis bu ortamda, yeni kurulan Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor.

Katılımcılara 6 ay süre veriliyor.

İstiklal Marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. O zamanki adıyla Maarif Vekaleti, yani Milli Eğitim Bakanlığı, bu şiirleri değerlendirmek için bir komisyon kuruyor.

O dönemin Türkiye'sinde böyle bir yarışma açacaksınız, bunu iletişim olanaklarının neredeyse sıfır olduğu bir ülkede herkese duyuracaksınız ve 724 şiir yarışmaya katılacak, zor iştir.

Bu şiirler tek tek okunuyor, içlerinden 6 şiir elemeyi geçip Meclis Matbaası tarafından bastırılıyor ve milletvekillerine dağıtılıyor.
Ayrıca kazanan şiir için 500 lira ödül var. O zaman için çok büyük bir para.

O sırada Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ankara'da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan ünlü şairimiz Mehmet Akif (Ersoy)'dan da bir şiir istiyor. Fakat doğrusunu isterseniz, Ersoy'dan niçin şiir istendiğini bilmiyorum.

Elemeyi kazanan şiirler beğenilmemiş miydi, yoksa başka bir nedeni mi vardı?

***

Bunun üzerine Mehmet Akif Bey ‘‘Ben mebusum (milletvekiliyim), müsabakaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm’’ diyor.
Evinde yazmaya başlıyor ve ‘‘kahraman ordumuza’’ ithaf ettiği şiiri bitirdiğinde, Maarif Vekaleti'ne teslim ediyor.

Böylece yarışmaya 7. şiir de katılmış oluyor.

Müsabaka sonuçlanıyor. Mehmet Akif Bey'in şiiri Meclis kürsüsünden Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından büyük bir coşkuyla okunuyor.

Büyük tezahürat ve alkışlar arasında ve oybirliği ile İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor.

Tarih 12 Mart 1921
İstiklal Marşı şiiri kabul edildikten hemen sonra, kürsüden bir kez daha okunuyor ve bütün milletvekilleri bu kez ayakta dinliyor.

***

Meclis yetkilileri birkaç gün sonra Mehmet Akif Bey'e 500 liralık para ödülünü vermeye geliyorlar. Almayı reddediyor.
‘‘Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir’’ diyor.


Meclis yetkilileri ısrar ediyorlar... ‘‘Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın’’ diyorlar.
Mehmet Akif Bey bunun üzerine parayı alıyor ve hastanede yatmakta olan yaralı gazilerimize bağışlıyor.



1



Yıllarca altı cephede ateşle kanlara;
Türk'ün hilâl-ü dinine düşman olanlara;
Ceddin o; Yıldırım gibi saldın zaman zaman
Yüksek başın eğilmedi bir art cihanlara

Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım-Şitab.
Göster cihan-ı mağribe bir kanlı inkılab

Ey mazi-i havariki bin destan olan;
Garbın zalam-ı zulmüne yüz yıl kılınç salan
Arslan yürekli ordu; demir giy; silah kuşan!
Zira hududu kapladı ateşle kan, duman.

Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım - Şitab,
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab!

Arslan mücahid ordusu, ey haris-i salah
Destinde seyf-i hak gibi pek şanlı bir silah
Açtın sema-yi millete pür-nûr bir sabah.
Atî bizim... bizim artık vatan, zafer, felah.

Ey kahramanlar ordusu; ey yıldırım - Şitab.
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab

MEHMET MUHSİN




2


Altı bin yıl efendilik yaptın,
"Kahraman Türk" idi cihanda adın.
Bir ateşten siperdin İslam'a
Sönmeyen bir güneş gibi yaşadın.

Ey büyük ünlü milletim ileri!
Hasmına çiğnetme koş bu şanlı yeri!
Düşmanın bir cihansa dostun
Hak Hakkın elbette müstakil yaşamak

Atıl, ez, vur, senindir istiklâl
Ebedî parlasın şu al bayrak...
Ey benim şanlı milletim ileri;
Ele çiğnetme koş bu ülkeleri!

M (Bursa Milletvekili Muhittin Baha Bey Yarışmaya "M" rumuzu ile katıldı. Müzakereler esnasında şiirini geri çekti.)



3


Ey Müslüman, ey Türk oğlu
Açıldı istiklâl yolu
Benim bu son günlerimdir,
Diyor bize Anadolu.

Çek sancağı Türk ordusu
Olmaz Türk'ün can korkusu
Esarete dayanır mı
Türk vatanı, Türk namusu?

Bu son savaş bize farzdır,
Fırsatımız gayet azdır,
Muzaffer ol da ey millet
Altın ile tarih yazdır.

Birleşelim özümüzden,
Dönmeyelim sözümüzden,
Hem silelim bu lekeyi,
Tarihdeki yüzümüzden.

İSKENDER HÂKİ



4


Göz yaşına veda et
Ey güzel Anadolu!
Hakkını korur elbet
Türk'ün bükülmez kolu

Cenk ederiz genç, koca
Bugün değil, yarın da
Yadımız ağladıkça
İzmir ezanlarında.

Hak yolunda kan olur,
Dünyalara taşarız;
Ya şerefle vurulur,
Ya efendi yaşarız.

Her gün yeni bir hile
Arkasından satıldık;
Her gün yeni bir dille
Yurdumuzdan atıldık

Yeter, ey Ka'be'mizi
Elimizden alanlar
Alıkoyamaz bizi
Yolumuzdan yalanlar.

Hangi alçak el alır,
El zinciri boynuna?
Kim Yunan'ı bırakır
Türk kızının koynuna?

KEMALEDDIN KAMI




5


Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın
Yurdumuza göz dikenler al kanlara boyansın
Ya ben ya onlar diyen silâhına dayansın

Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket

Düşman gözü tutamaz yanar dağlar başını
Bağrımızda saklarız vatanın her taşını
Yurdumuza yan bakan döker gözün yaşını

Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket

Can veririz her zaman hürriyet yoluna
‘Ya gazi, ya şehid’lik ne devlettir kuluna
Ata emanet etmiş namusunu oğluna

Bize Türk oğlu derler
Hep bizimdir bu yerler

A.S.



6


Türk'ün evvelce büyük bir pederi
Çekti sancağı hilâl-i sehari
Kanımızla boyadık bahr ü berri
Böyle aldık bu güzel ülkeleri

İleri, arş ileri, arş ileri
Geri kalsın vatanın *****leri

Seni ihya için ey nâmı büyük
Vatanın uğruna öldük öldük
Ne büyük kaldı bu yolda ne küçük
Siper oldu sana dağlar gibi Türk

Yürü ey milletin efradı yürü
Ak süt emmiş vatan evlâdı yürü

Vatan evlâdını kurban edeli
Milletin hür yaşamaktır emeli
Veremez kimseye bir Çamlıbeli
Bağlanır mı acaba Türk'ün eli

İleri, arş ileri, arş ileri
Çiğnenir çünkü kalan yolda geri.


HÜSEYİN SUAD



iSTiKLAL MARŞI



Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy



Meclis, 1921 yılında seçimi yapmış...

  • ilkercem bunu beğendi


#32045 Tüketici Kimdir? | Amaç - Kapsam - Tanımlar Nelerdir? Temel Tüketici Hakları...

Yayınlayan Hale on* 03 Mart 2008 Pazartesi - 11:15

Tüketici Kimdir?


Amaç, Kapsam, Tanımlar


Amaç


Madde 1- Bu Kanunun amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.


Resmi ekleyen



Kapsam


Madde 2- Bu Kanun, 1inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.


Tanımlar


Madde 3. - Bu Kanunun uygulamasında;


a) Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,

b) Bakan: Sanayi ve Ticaret Bakanını,

c) Mal: Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları,

d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti,

e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,

f) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri,

g) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,

h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,

ı) İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanları,

j) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını yurt dışından getirerek satışa sunan gerçek veya tüzel kişiyi,

k) Kredi veren: Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini,

l) Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın/hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı, içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek ya da tüzel kişiyi,

m) Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişiyi,

n) Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi,

o ) Teknik düzenleme: Bir ürünün ve hizmetin, ilgili idari hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirilmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ilgili Bakanlık tarafından Resmi Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi,

p) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, İfade eder.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Dunya_Tuketiciler_Gunu_Ve_Tuketiciyi_Koruma_Haftas_t24061.html']Dünya Tüketiciler Günü Ve Tüketiciyi Koruma Haftası 15 - 21 Mart | Tüketici Kimdir? Tüketici Hakları Nelerdir? Sandartların Ve TSE Markalarının Yararları - Tüketiciyi Koruma Haftası İle İlgili Şiirler' target='_blank'>Dünya' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Dunya_Tuketiciler_Gunu_Ve_Tuketiciyi_Koruma_Haftas_t24061.html']Dünya Tüketiciler Günü Ve Tüketiciyi Koruma Haftası 15 - 21 Mart | Tüketici Kimdir? Tüketici Hakları Nelerdir? Sandartların Ve TSE Markalarının Yararları - Tüketiciyi Koruma Haftası İle İlgili Şiirler
  • ilkercem bunu beğendi


#109490 Osmanlı Padişahları | Osmanlıların Şeceresi - Soy Ağacı

Yayınlayan Hale on* 09 Ekim 2009 Cuma - 08:04

Osmanlıların Şeceresi - Soy Ağacı


Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı’ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî’nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz?


Resmi ekleyen



Her iki konu da bazı batılı tarihçiler tarafından tartışılmış ise de, son yapılan ilmî araştırmalar ve de ortaya çıkan bazı Osmanlı sikkeleri, problemi hemen hemen çözmüş bulunmaktadır. Şöyle ki:

Birinci konuda, başta Gibbons olmak üzere bazı batılı yazarlar, Osmanlı Devleti’ni kuran Osmanlı Hânedânının aslen Türk olmadıklarını, belki Moğol neslinden olabileceklerini ileri sürmüşler ve hatta bazı tarihçiler, Müslümanlıklarının dahi Anadolu’ya geldikten sonra gerçekleştiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Ancak bu manada söylenenler, sadece menkıbe kabilinden bazı olayların, çok zorlamalarla yorumundan ibaret olduğunu, yerli ve yabancı bilim adamları ortaya koymuşlardır.

Şurası açıktır ki, Oğuz boyunun Gün, Ay ve Yıldız Hanlarından meydana gelen kollarına Bozoklar denmektedir; Gün Han’ın Kayı, Bayat, Elkaevli ve Karaevli ismiyle dört boyu bulunmaktadır. Sağlam ve kudret sahibi demek olan Kayı Boyunun sembolü (ongun) şahindir ve Osmanlılar da Kayı Boyundandırlar. Osmanlı Devleti’ni kuran ve ona adını veren Osman Bey’in ve babası Ertuğrul Gâzî’nin, ne kadar küçük olursa olsun, Kayılara mensup bir aşiretin başında bulunduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun dışında, Kayıların Hz. Adem'e kadar giden şecereleri ile ilgili izahlar, sadece menkıbevî kıymete haizdirler. Tarihen sabit olmadığı gibi, bütün şecerelerin de birbirini tutmadığı açıkça görülür. Hatta bazı kaynaklarda, Osmanlıların soyu, Hz. Peygamber’e bile isnâd olunmaktadır. Bunların ilmî değerleri yoktur.

Eskiden beri Oğuzların bir şubesi olan Kayılar, diğer Oğuz boylarının göç hareketlerine benzer şekilde, Selçuklular zamanında doğudan batıya ve nihayet Anadolu’ya göç etmeye başlamışlardır. Bu dediklerimizi, Yazıcıoğlu’nun Selçuknâmesi, İdris-i Bitlisî’nin Heşt Behişt’i ve Şükrullah’ın Behcet’üt-Tevârîh’i gibi ilk dönem kaynakları da ifade etmektedir.

Dolayısıyla Osmanlılar Türk’türler; ancak büyük devlet olmalarını, sadece kendi kavimlerinden verâsetle aldıkları kuvvet ve kudrete değil, aynı zamanda İslâm’dan aldıkları ve Osmanlı adı altında aynı pota altında eritmeye muvaffak oldukları din ve dünya görüşüne borçludurlar. Bu sebeple, Fuad Köprülü’nün Gibbons’a ait görüşün tenkidine yüzde yüz katılırken, aynı yazarın Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda söz ettiği İslâm Milleti veya tarihî ifadesiyle Osmanlı Milleti izahını yabana atmak da mümkün değildir.


Sözün özünü Ahmed Cevdet Paşa söylemiştir:


“Devlet-i Aliyye, başlangıçta, her ne kadar bir küçük hükümet şeklinde idi; lakin Türklüğe mahsus olan üstün sıfatlar ile İslâmî şecâ’at ve dindarlığı kendisinde toplamış bir kabile olduğundan, kendisinde İslâm milletinin birliğine vesile olmak gibi bir kabiliyet vardı. Bu Devlet-i Aliyye, diğer devletler gibi, imtiyazlı bir toplum içinden ortaya çıkıp da hazır millet ve memleket bulmuş bir devlet değildi; belki yeni topraklar feth ederek, kendine yer edinmiş ve teşkil ettiği Osmanlı Milleti dahi, dilleri farklı, tavır ve ahlakları ayrı ayrı çeşitli milletlerin en güzel edeb ve tavırlarından seçilmiş üstün ve güzel bir topluluktur. Bunların dedeleri de, çok eski zamanlardan beri Türkistan’da dahi han ve sultan olarak el-hakk asîl ve soylu bir Türk hânedânıdır”.

İkinci konuya yani Ertuğrul Gâzî’nin babası meselesine gelince, Osman Bey’in babasının Ertuğrul Gâzî olduğu, ortaya çıkan Osman Bey’e ait bir sikkeyle ve kaynakların ittifakı ile kesinlik kazanmıştır. Ancak Ertuğrul Gâzî’nin babası konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Meşhur olan birinci rivâyet, ilk dönem tarih kaynaklarının çoğunun ve hatta elimizdeki şecerelerin ifadesine göre Süleyman Şah’dır. Ahmed Cevdet Paşa ve benzeri bir çok son dönem tarihçileri de bunu ifade etmişlerdir. Ancak doğru olan, Ertuğrul’un babasının Gündüz Alp olduğu şeklindeki ikinci görüştür. Zira Enverî’nin Düstûr-nâme’si ve Tevki’î Mehmed Paşa’nın Tarihi gibi önemli Osmanlı kaynakları bunu ifade ettiği gibi, ilim adamları tarafından son zamanlarda bulunan “Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp“ şeklindeki bir sikke de açıkça bu görüşü teyit etmektedir. Bilindiği gibi Süleyman Şah, Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk sultânı olması hasebiyle, onun isminden kalan bir hatıra olarak zikredilmesi kuvvetle muhtemeldir. Ertuğrul Gâzî’nin annesinin ise, şu anda Domaniç’de medfûn bulunan Hayme Ana olduğu ifade edilmektedir. II. Abdülhamid’in emriyle türbe yapılmıştır.

Klasik nakillere göre, daha evvel İran’da Mahan denilen yerde Süleyman Şah idaresinde yaşayan Kayılar, Moğol istilasının etkisiyle Anadolu’ya ve Ahlat’a gelmişler; oradan da Mardin’e 250 km kadar güney-batıda yer alan Caber Kalesi yakınında Fırat nehrini geçmeye çalışırken, Süleyman Şah’ın boğulması üzerine kollara ayrılarak Anadolu’ya yayılmışlardır. Caber Kalesi yanındaki bu menkıbevî mezar, hâlâ Türk Mezarı diye bilinmektedir ve toprağı Türkiye Cumhuriyetine aittir. Gündüz Alp’in kabrinin Ankara yakınlarında olduğu ve gerçekten Süleyman Şah’ın oğlu Selçuklu Sultânı I. Kılıçarslan’ın da tarihî Türk Mezarına yakın bir yerde Dicle’nin Habur koluna düşerek vefat ettiği nakilleri nazara alındığında, bu önemli hatıraların tesiriyle Süleyman Şah adının Selçukoğullarından Osmanoğullarına geçişin bir sembolü olduğu düşünülebilir[2].



[2] İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 201-204; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sh. 17-27; Âlî, Künhü’l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 29-41, Köprülü, Fuad, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, Ankara 1994, sh. 3-5, 68-73; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 93-103; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; Tevkı’î Mehmed Paşa Tarihi, TOEM, nr. 79, sh. 87 vd.; Kantemir, c. I, sh. 57-58; Köprülü, M. Fuad, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Etnik Menşei Mes’elesi”, Belleten, c. VII, sayı 28(1943), sh. 219-313; Köprülü, M. Fuad, “Kayı Kabilesi Hakkında Yeni Notlar”, Belleten, c. VIII, sayı 31(1944), sh. 421-452.
  • ilkercem bunu beğendi


#100377 Erkeklere Göre Kadınlar

Yayınlayan Esesli on* 04 Haziran 2009 Perşembe - 18:50

Erkeklere Göre Kadınlar

Kadınlar vitrinde gördükleri "İndirim" lafına dayanamaz. İndirimdeki mal kadında mıknatıs etkisi yapar. 10 tane benzer pabucu olsa indirimde gördüğü ayakkabıyı alır, siz, "Bunların aynısı dolabında var" deseniz "Sen gerçekten hiç anlamıyorsun" lafını yapıştırır.

* Kadınlar ağlar. Ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. Kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.

* Bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.

* Kadınlar asla sır saklayamaz. Daha doğrusu, kadınlar için bir sırrı en yakın üç arkadaşlarına söylemek sırrı açık etmek kaps¤¤¤¤¤ girmez. Bu mantıkla hepsi en yakın arkadaşlarına söylediklerinden sonunda sırrı bilmeyen kalmaz.

* Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.

*Kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.

* Kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.

* Kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.

*İstisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.

* Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.

* Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.

* Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.

* Düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. Erkekler için durum aynı değildir.

* Karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an -saniyesinde- yakalarlar.

*Kadınların erkeklerden daha çok para kazandığı tek meslek vardır: Top modellik.

* Kadının dondurmayı nasıl yediğine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.

* Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.

* "Yok bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.

* Kadınlar her konuda erkeklerle eşit olmak isterler. Üç istisna: Erkek tuvaletlerine girmek, çöpü indirmek ve hesabı ödemek.

* Kadınlar asla haksız değildir... En haksız olduğu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.

* Tabiatta kadınlara karşı son sözü söyleyebilecek tek bir doğal yapı vardır: Yankı!

* Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.

* Zengin adam, karısının harcadığından daha çok kazanabilen erkek demektir.

* Kadınlar "Erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.

* Kritiklere başlayan kadın, kritik bir yaşa gelmiş demektir.

* Evlilikler aynen kazalar gibidir, iki şahit ister.

* Kadın elinizi tuttuğu anda, bilin ki, eninde sonunda tepenize çıkacaktır
  • Esesli bunu beğendi


#107780 İstanbul'un Fethi - 29 Mayıs 1453 | Dünden Bugüne İstanbul - Ulubatlı Has...

Yayınlayan Hale on* 20 Eylül 2009 Pazar - 08:51

İstanbul’un Fethi


İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion’a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.


Resmi ekleyen


Stratejik önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir, Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı, fakat alınamadı. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri’den başlayarak Karadeniz’e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da sonuçsuz kaldı.

1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti.

1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu ve Rumeli’de genişlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli’deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.


İstanbul’un Fethi ya da Avrupa kaynaklarına göre Konstantinopolis’in Düşüşü, Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı İmparatorluğu’nun Bizans’ın başkenti Konstantinopolis’i kuşatmasının ardından gerçekleşmiş bir fetihtir. Bizans İmparatorluğu ordusunun başında bulunan isim ise XI. Konstantin Palaiologos idi. Kuşatma Osmanlı’nın kesin zaferiyle son bulmuş ve Jülyen takvimine göre 5 Nisan 1453 tarihinden 29 Mayıs 1453′e kadar sürmüştür. Bu Fetih önceden yaklaşık 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu’nun siyasal bağımsızlığının ortaya çıkmasını sağlamıştır.



Fatih Sultan Mehmed Osmanlı tahtına geçmesinin ardından İstanbul’a ve Çanakkale Boğazı çevresindeki Bizans kalelerine sürekli baskı yapmıştır. 5 Nisan’da İstanbul’un fetih harekatını başlatmak üzere sayısı 80,000 ila 200,000 arası değişen bir orduyla İstanbul’a hareket etmiştir. Şehir 2,000′i yabancı olmak üzere toplamda 7,000 kişilik bir orduyla savunulmuştur. Kuşatma bir kısım Osmanlı kuvvetlerinin çevrede kalan Bizans kalelerini ele geçirirken ağır Osmanlı toplarının da İstanbul surlarına ateş etmesiyle başlamıştır. Bizans’ın Haliç’e zincir germesiyle Osmanlılar başta şehre girememişler bu yüzden şehri tamamen abluka altına almaya çalışmışlardır ayrıca şehre Fatih Sultan Mehmet’in bizzat gözleri önünde Avrupa’dan yardım gemileri gelmiştir. Fatih bu olaya sinirlenerek atını denize sürmüştür. Fatih bunların üzerine gemileri Haliç’e karadan yağlı kazıkların üzerinde yürütmüştür ve Bizans Osmanlı gemilerini yanan gemileriyle yok etmeye çalışsa da başarılı olamamıştır.


Türklerin surlara ilk saldırıları Bizanslılara ağır kayıplar verdirmiştir ve Türklerin surların altına kazdığı lağımlar Bizanslılar tarafından yok edilmiş böylece Türkler bu plandan vazgeçmişlerdir. 22 Mayıs’ta, ay tutulması daha günler önceden İstanbul’un fethedileceğini müjdelemiştir. Birkaç gün sonra Bizans, Venedik’ten yardım gemilerinin gelmeyeceğini haber almıştır. 29 Mayıs 1453 Gecesi Osmanlı ordusu surlara taarruz etmiştir. İlk düzensiz saldırılar püskürtülmüştür. Anadolu’dan oluşturulan birliklerle yapılan ikinci Türk saldırısıyla surların Eyüp bölümüne yarıklar açmaya çalışılmıştır. Bizans’ın savunma askerleri Anadolulu akınlarını geri püskürtmüştür ve Fatih Sultan Mehmet’in seçkin Yeniçerilerine karşı direnmeye çalışmışlardır. Savaş sırasında, Ceneviz Komutanı Giovanni Giustiniani fena biçimde yaralanmış ve adamlarıyla birlikte gemilerine doğru geri çekilmişlerdir.




Dosya Ekle  istanbulunfethi09.jpg   56,29K   0 kere indirildi
  • ilkercem bunu beğendi