ARKADAŞLAR ÜCRETSİZ BİR FORUM SİTESİ ALDIM AMA FORUMUN EDİTBOARD YAZAN YERİNE BAŞKA BİŞİ YAZMAK İSTİYORUM BİLENİNİZ VARSA BANA YARDIM ETSİN ÇOK ÖNEMLİ VEDE BURAYA NASIL FORUM BÖLÜMÜ AÇABİLİRİM YARDIMLARINIZI BEKLİYORUM
MY FORUM
Hale
- Bugün, 06:58 - 5 yorum
1922 İzmir Yangını - Büyük İzmir Yangını
İzmir Yangını’nın Gerçek Yüzü
Yıllardır tartışılan, son olarak ‘The Pacific’ adlı dizide geçen, İzmir’in Türkler tarafından yakıldığı iddiasına, uzun süredir bu konuyu araştıran Prof. Dr. Engin Berber yanıt verdi: Türk ordusu yakmış olsa söndürmek için niye müdahale etsin?
TÜRK ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’i işgalden kurtarmasının ardından çıkan ve tarihi önemi bulunan bazı semtler ile binaların yok olması ile sonuçlanan İzmir yangını ile tartışmalar, ABD’de yayına giren Pasific dizisiyle yeniden alevlendi. Dizide, İzmir’in Türkler tarafından yakıldığı ve binlerce Rum’un da öldürüldüğü iddiası yer aldı. İşte bu iddiaya, uzun süredir bu konuda araştırmalar yapan Ege Üniversitesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Berber’den yanıt geldi.
“Gün ışığına çıkmamış bir çok belgeye dayanarak konuşuyorum” diyen Berber, “İzmir’i Türkler yaktı” iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi: “13 Eylül 1922’de İzmir yangını başladı. 1. Kolordu Komutanı İzzettin Çalışlar Paşa, 8. Tümen Komutanı’na yangından bir kaç saat önce bir emir gönderdi. Bu emirde şu direktifler veriliyordu: ’İzmir’de güvenliğin sağlanması için 10 büyük ve 20 küçük toplam 30 karakol kurulması.
1500 askerin bu karakollarda görevlendirilmesi… 10-12 Eylül arasında bir yangın olasılığına karşı yağmacılığa müsaade edilmemesi… Buna kalkışacakların gerekirse vurulması, tutuklanacak olanların da Divan-ı Harb-i Örfiye’ye (Askeri Divan) çıkarılması ve verilen cezanın 24 saat içinde infaz edilmesi…’
Bazı kaynakların iddia ettiği gibi İzmir Türk ordusu tarafından yakıldıysa nasıl olur da aynı ordu şehirde yangının başlamasından bir kaç saat önce emirlerle muhtemel yangın için yukarıdaki önlemleri alır?
Tulumbacıları durdurdular
Türk ordusunun İzmir’e girmesinden hemen önce Hıristiyanlarla Türklerin oturduğu mahalleleri birbirinden ayıran Fevzi Paşa Bulvarı’nda büyük olaylar oldu. Türkler mahallelerinin yakılacağına dair bilgi gelince panik oldular ve evlerini boşaltıp Kadifekale sırtlarına çekildiler. Mahallenin gençleri de bulabildikleri silahları alıp toplanıyor ve bulvarın kenarında mevziye giriyorlardı.
Gece yarısı Hıristiyan mahallelerinden ellerinde boya tenekeleri ve gaz yağı olan bazı insanların kendi mahallelerine geçmek istediklerini görüyorlar ve iki grup arasında çatışma çıkıyor. Türk tarafı kayıp vermezken, sayı belli olmamakla beraber Rum ve Ermeni olması muhtemel karşı grup kayıp veriyor.
13 Eylül’de ise aynı muhitte yangın çıkıyor, tulumbacılar yangına müdahale etmek için geldiğinde Ermeni mahallesi sakinleri bomba atıp tulumbacılara kurşun sıkıyorlar. Tulumbaları yangına müdahale edemeden dönüyorlar. Yangına Türk ordusunun iki istihkam taburu patlayıcılarla müdahale ediyor. Patlayıcılarla bazı binaları eşzamanlı yıkarak yangına betondan bir set oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak askeri raporlarda binaların teknik özellikleri dolayısıyla yıkılmadıkları, duvarlarında büyük delikler açıldığı belirtiliyor. Yangın çıkaran bir ordu yangını söndürmek için iki istihkam taburunu neden görevlendirsin?
14 Eylül tarihli Türk askeri raporlarında bu yangını Rum ve Ermenilerin çıkardığı, İngiliz Konsolosluğu’nun teşvik ettiği, yangına müdahil olanlardan ölü olarak ele geçirilenler olduğu gibi suç üstü yakalananların da bulunduğu ifade ediliyor.”
Kaynak
İzmir Yangını’nın Gerçek Yüzü
Yıllardır tartışılan, son olarak ‘The Pacific’ adlı dizide geçen, İzmir’in Türkler tarafından yakıldığı iddiasına, uzun süredir bu konuyu araştıran Prof. Dr. Engin Berber yanıt verdi: Türk ordusu yakmış olsa söndürmek için niye müdahale etsin?
http://a.imageshack.us/img821/5148/izmiryangini.jpg
TÜRK ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’i işgalden kurtarmasının ardından çıkan ve tarihi önemi bulunan bazı semtler ile binaların yok olması ile sonuçlanan İzmir yangını ile tartışmalar, ABD’de yayına giren Pasific dizisiyle yeniden alevlendi. Dizide, İzmir’in Türkler tarafından yakıldığı ve binlerce Rum’un da öldürüldüğü iddiası yer aldı. İşte bu iddiaya, uzun süredir bu konuda araştırmalar yapan Ege Üniversitesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Berber’den yanıt geldi.
“Gün ışığına çıkmamış bir çok belgeye dayanarak konuşuyorum” diyen Berber, “İzmir’i Türkler yaktı” iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi: “13 Eylül 1922’de İzmir yangını başladı. 1. Kolordu Komutanı İzzettin Çalışlar Paşa, 8. Tümen Komutanı’na yangından bir kaç saat önce bir emir gönderdi. Bu emirde şu direktifler veriliyordu: ’İzmir’de güvenliğin sağlanması için 10 büyük ve 20 küçük toplam 30 karakol kurulması.
1500 askerin bu karakollarda görevlendirilmesi… 10-12 Eylül arasında bir yangın olasılığına karşı yağmacılığa müsaade edilmemesi… Buna kalkışacakların gerekirse vurulması, tutuklanacak olanların da Divan-ı Harb-i Örfiye’ye (Askeri Divan) çıkarılması ve verilen cezanın 24 saat içinde infaz edilmesi…’
Bazı kaynakların iddia ettiği gibi İzmir Türk ordusu tarafından yakıldıysa nasıl olur da aynı ordu şehirde yangının başlamasından bir kaç saat önce emirlerle muhtemel yangın için yukarıdaki önlemleri alır?
Tulumbacıları durdurdular
Türk ordusunun İzmir’e girmesinden hemen önce Hıristiyanlarla Türklerin oturduğu mahalleleri birbirinden ayıran Fevzi Paşa Bulvarı’nda büyük olaylar oldu. Türkler mahallelerinin yakılacağına dair bilgi gelince panik oldular ve evlerini boşaltıp Kadifekale sırtlarına çekildiler. Mahallenin gençleri de bulabildikleri silahları alıp toplanıyor ve bulvarın kenarında mevziye giriyorlardı.
Gece yarısı Hıristiyan mahallelerinden ellerinde boya tenekeleri ve gaz yağı olan bazı insanların kendi mahallelerine geçmek istediklerini görüyorlar ve iki grup arasında çatışma çıkıyor. Türk tarafı kayıp vermezken, sayı belli olmamakla beraber Rum ve Ermeni olması muhtemel karşı grup kayıp veriyor.
13 Eylül’de ise aynı muhitte yangın çıkıyor, tulumbacılar yangına müdahale etmek için geldiğinde Ermeni mahallesi sakinleri bomba atıp tulumbacılara kurşun sıkıyorlar. Tulumbaları yangına müdahale edemeden dönüyorlar. Yangına Türk ordusunun iki istihkam taburu patlayıcılarla müdahale ediyor. Patlayıcılarla bazı binaları eşzamanlı yıkarak yangına betondan bir set oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak askeri raporlarda binaların teknik özellikleri dolayısıyla yıkılmadıkları, duvarlarında büyük delikler açıldığı belirtiliyor. Yangın çıkaran bir ordu yangını söndürmek için iki istihkam taburunu neden görevlendirsin?
14 Eylül tarihli Türk askeri raporlarında bu yangını Rum ve Ermenilerin çıkardığı, İngiliz Konsolosluğu’nun teşvik ettiği, yangına müdahil olanlardan ölü olarak ele geçirilenler olduğu gibi suç üstü yakalananların da bulunduğu ifade ediliyor.”
Kaynak
Hale
- Bugün, 06:19 - 0 yorum
NGC 4911 : Yoğun Bir Kümeye Dalmakta Olan Sarmal Gökada | Günün Gökbilim Görüntüsü
Kâinatı Keşfedin! Büyüleyici evrenimizin farklı bir resmi veya fotoğrafı, her gün profesyonel bir gökbilimcinin yazdığı kısa bir açıklama ile birlikte yayımlanır.
8 Eylül 2010
NGC 4911 : Yoğun Bir Kümeye Dalmakta Olan Sarmal Gökada
Katkı Sağlayanlar : ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Avrupa Uzay Dairesi (ESA) ve Hubble Miras Takımı (Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü / Gökbilim Araştırmaları İçin Üniversiteler Birliği - STScI / AURA);Teşekkür : K. Cook (Livermore Ulusal Laboratuvarı - ABD) ve diğerleri
Açıklama : Bu sarmal gökadanın etrafında neden soluk halkalar mevcut acaba? Öyle, çünkü bu gökada; yani NGC 4911 devasa Saç Gökada Kümesi üzerine düşerken, büyük bir ihtimalle komşuları tarafından da çekiştiriliyor. Eğer NGC 4911 de Saç Kümesi'nin merkezinde yer alan diğer gökadaların çoğunluğu ile aynı sona doğru ilerliyorsa; sadece dış katmanlarını kaybetmekle kalmayıp, çevresini saran uydu gökadaları ile birlikte gaz ve tozunu da kaybederek, sarımsı renge sahip eliptik bir gökadaya dönüşecektir. Bununla birlikte bu süreç henüz daha yeni başlıyor. Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilen uzun pozlu bu görüntüde NGC 4911'in parlak çekirdeğini, biçimini kaybetmiş ve koyu renkli toz ile sarmalanmış sarmal kollarını, henüz yeni oluşmuş yıldız kümelerini, soluk görünümlü tuhaf dış halkalarını, yoldaş cüce gökadaları ve hatta soluk küresel yıldız kümelerini görebiliyorsunuz. Çok uzaklarda ise, bazıları NGC 4911'in kendi içerisinden olmak üzere, evrenin erken dönemlerinden kalan pek çok ilgisiz gökada görülebiliyor. Saç Kümesi 1000'den fazla gökada içermekte olup, bu özelliğiyle bilinen en büyük kütleli nesneler arasında yer almaktadır. NGC 4911, bu büyük kümenin sol alt tarafında, merkeze yakın bir konumda bulunabilir.
Anahtar Sözcükler : Gökada Kümesi, Gökada
Yarınki Görüntü : Kabarcığa Uzanan Hortum
Kâinatı Keşfedin! Büyüleyici evrenimizin farklı bir resmi veya fotoğrafı, her gün profesyonel bir gökbilimcinin yazdığı kısa bir açıklama ile birlikte yayımlanır.
8 Eylül 2010
http://a.imageshack.us/img85/5141/ngc4911hstannotated.jpg
NGC 4911 : Yoğun Bir Kümeye Dalmakta Olan Sarmal Gökada
Katkı Sağlayanlar : ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Avrupa Uzay Dairesi (ESA) ve Hubble Miras Takımı (Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü / Gökbilim Araştırmaları İçin Üniversiteler Birliği - STScI / AURA);Teşekkür : K. Cook (Livermore Ulusal Laboratuvarı - ABD) ve diğerleri
Açıklama : Bu sarmal gökadanın etrafında neden soluk halkalar mevcut acaba? Öyle, çünkü bu gökada; yani NGC 4911 devasa Saç Gökada Kümesi üzerine düşerken, büyük bir ihtimalle komşuları tarafından da çekiştiriliyor. Eğer NGC 4911 de Saç Kümesi'nin merkezinde yer alan diğer gökadaların çoğunluğu ile aynı sona doğru ilerliyorsa; sadece dış katmanlarını kaybetmekle kalmayıp, çevresini saran uydu gökadaları ile birlikte gaz ve tozunu da kaybederek, sarımsı renge sahip eliptik bir gökadaya dönüşecektir. Bununla birlikte bu süreç henüz daha yeni başlıyor. Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilen uzun pozlu bu görüntüde NGC 4911'in parlak çekirdeğini, biçimini kaybetmiş ve koyu renkli toz ile sarmalanmış sarmal kollarını, henüz yeni oluşmuş yıldız kümelerini, soluk görünümlü tuhaf dış halkalarını, yoldaş cüce gökadaları ve hatta soluk küresel yıldız kümelerini görebiliyorsunuz. Çok uzaklarda ise, bazıları NGC 4911'in kendi içerisinden olmak üzere, evrenin erken dönemlerinden kalan pek çok ilgisiz gökada görülebiliyor. Saç Kümesi 1000'den fazla gökada içermekte olup, bu özelliğiyle bilinen en büyük kütleli nesneler arasında yer almaktadır. NGC 4911, bu büyük kümenin sol alt tarafında, merkeze yakın bir konumda bulunabilir.
Anahtar Sözcükler : Gökada Kümesi, Gökada
Yarınki Görüntü : Kabarcığa Uzanan Hortum
Çeviri ve Düzenleme
Hazırlayanlar: Robert Nemiroff (MTU) ve Jerry Bonnell (UMCP)
NASA Yetkilisi: Phillip Newman Özel haklar uygulanır.
Gizlilik İlkeleri ve Önemli Uyarılar
NASA / Goddard Uzay Uçuşları Merkezi (GSFC)
Gök Fiziği Bölümü (ASD) ve
Michigan Teknoloji Üniversitesi'nin bir hizmetidir.
Hale
- Bugün, 06:14 - 0 yorum
İridyum Parlaması | Günün Astronomi Fotoğrafı
Evreni Keşfedin! Her gün, Türkiye'den bir astronom tarafından çekilmiş bir astronomi fotoğrafı sunuyoruz.
9 Eylül 2010
İridyum Parlaması
Telif Hakkı: Uğur İkizler
Açıklama: Gökyüzü gözlemciliğinde yapay uydu gözlemi de ayrı bir yer tutar. Bir çok amatör gözlemci uydu geçişlerini görüntülemiştir. Bunların en zor olanları ( ISS ) Uluslararası Uzay İstasyonu’ nun Ay’ ın ve Güneş diskinin önünden geçerken görüntülenmesidir. Gökyüzünün en meşhur yapay uyduları ise İridyum uydularıdır. Kısa süreliğine de olsa bir anda oldukça yüksek bir parlaklığa ulaşırlar. İridyum parlamalarını görüntülemek nispeten daha kolaydır. Bu uydular çıplak gözle görülemeyecek kadar sönükken 25 – 30 saniye içinde birden parlaklığı artar ve tekrar görülmez olurlar. Bu sürenin tam ortasında kimi zaman - 8 kadir parlaklığa kadar ulaşabilirler. Venüs’ ün - 4 kadir parlaklığında olduğu düşünülürse iridyumlar kısa süreliğine de olsa bir anda Güneş ve Ay’ dan sonra gökyüzündeki en parlak cisim oluverir. Bulunduğunuz yerden geçecek olan uyduları buradan takip edip, gözleyebilirsiniz. Yukarıdaki fotoğrafta, 21 Temmuz 2008 tarihinde 03:13 – 03:15 saatleri arasında 63 numaralı İridyum uydusunun Herkül takımyıldızı içinden geçişi görülmektedir. Arka planın daha belirgin olması için geçiş öncesinde 30 ve 53 saniyelik pozlar çekildi, geçiş sırasında ise izin kesintiye uğramaması için 84 saniye poz süresi verildi ve bu üç poz istiflendi. Diğer İridyum parlaması fotoğraflarını buradan görebilirsiniz. Bu fotoğraf Bursa – Mudanya’ da, Canon Rebel XT - Sigma DC 17-70 ( 70 mm ) f/4.5 makine ile ISO 400 hızında çekilmiştir.
Yarının Aday Fotoğrafı: Ay – Satürn Örtmesi
Evreni Keşfedin! Her gün, Türkiye'den bir astronom tarafından çekilmiş bir astronomi fotoğrafı sunuyoruz.
9 Eylül 2010
http://a.imageshack.us/img818/6122/20100909c.jpg
İridyum Parlaması
Telif Hakkı: Uğur İkizler
Açıklama: Gökyüzü gözlemciliğinde yapay uydu gözlemi de ayrı bir yer tutar. Bir çok amatör gözlemci uydu geçişlerini görüntülemiştir. Bunların en zor olanları ( ISS ) Uluslararası Uzay İstasyonu’ nun Ay’ ın ve Güneş diskinin önünden geçerken görüntülenmesidir. Gökyüzünün en meşhur yapay uyduları ise İridyum uydularıdır. Kısa süreliğine de olsa bir anda oldukça yüksek bir parlaklığa ulaşırlar. İridyum parlamalarını görüntülemek nispeten daha kolaydır. Bu uydular çıplak gözle görülemeyecek kadar sönükken 25 – 30 saniye içinde birden parlaklığı artar ve tekrar görülmez olurlar. Bu sürenin tam ortasında kimi zaman - 8 kadir parlaklığa kadar ulaşabilirler. Venüs’ ün - 4 kadir parlaklığında olduğu düşünülürse iridyumlar kısa süreliğine de olsa bir anda Güneş ve Ay’ dan sonra gökyüzündeki en parlak cisim oluverir. Bulunduğunuz yerden geçecek olan uyduları buradan takip edip, gözleyebilirsiniz. Yukarıdaki fotoğrafta, 21 Temmuz 2008 tarihinde 03:13 – 03:15 saatleri arasında 63 numaralı İridyum uydusunun Herkül takımyıldızı içinden geçişi görülmektedir. Arka planın daha belirgin olması için geçiş öncesinde 30 ve 53 saniyelik pozlar çekildi, geçiş sırasında ise izin kesintiye uğramaması için 84 saniye poz süresi verildi ve bu üç poz istiflendi. Diğer İridyum parlaması fotoğraflarını buradan görebilirsiniz. Bu fotoğraf Bursa – Mudanya’ da, Canon Rebel XT - Sigma DC 17-70 ( 70 mm ) f/4.5 makine ile ISO 400 hızında çekilmiştir.
Yarının Aday Fotoğrafı: Ay – Satürn Örtmesi
http://gaf.gokyuzu.org/son2_01.gifhttp://gaf.gokyuzu.org/son2_02.gif
http://gaf.gokyuzu.org/son2_03.gif
Hale
- Dün, 10:23 - 1 yorum
DNA Nanoteknolojisi
DNA nanoteknolojisi, nanoteknolojinin bir alt sahasıdır, DNA ve diğer nükleik asitlerin moleküler tanıma özelliklerini kullanarak yeni moleküler yapılar oluşturmayı amaçlar. Bu sahada, DNA kalıtsal bilgi taşıyıcısı olarak değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır. Bunun uygulaması moleküler özbirleşme (İng. self assembly) ve DNA hesaplamasıdır.
Tarih
DNA nanoteknoloji kavramı 1980'li yılların başlarında Nadrian Seeman tarafından icat edilmiştir. Bir kristalograf olan Seeman, bazı moleküllerin kristalleştirilmesini sağlayacak şartların bulunmasının tahmine ve tesadüflere dayalı olmasından yılmıştı. 1980'de, M. C. Escher'in Derinlik adlı gravürü ona ilham vermiş, üç boyutlu bir DNA örgüsünün (latisin), kristallenmesi amaçlanan molekülleri yönledirebileceğini farkettirmiştir. 1991'de Seeman'ın laboratuvarı, DNA'dan oluşan bir kübün sentezi hakkındaki raporunu yayımladı. Seeman, nano-ölçekli bu ilk üç boyutlu cisim için 1995'te Feynman Nanoteknoloji Ödülünü almıştır. Nano-kübün ardından, DNA'dan yapılmış kesik oktahedron gelmiş ama anlaşılmıştır ki bu cisimler üç boyutlu bir örgü oluşturabilecek kadar rijit değildir.
Seeman daha rijit olan "DX" motifini geliştirmiş ve 1988'de Erik Winfree ile birlikte iki boyutlu DX "karo"larından oluşan iki boyutlu örgülerin oluşturulmasını yayımlamıştır. Bu karolara dayalı yapıların bir diğer avantajı, DNA hesaplamasının gerşekleştirilme olanağını sağlamalarıydı. Winfree ve Paul Rothemund 2004'te bunu gösterdiler ve bunun için 2006'da Feynman Nanoteknoloji Ödülü'nü paylaştılar.
Bu saha dallanmaya devam etmektedir. İlk DNA makinası (bir girdinin etkisiyle yapısını değiştiren bir yapısal motif) 1999'da gösterilmiştir. Nanomimari 1987'de Seeman tarafından önerilmiştir ve 2006'da bu sahanın ilk uygulamaları gösterilmiştir. Gene 2006'da Rothemund ilk DNA origami tekniği ile, herhangi bir şekle sahip katlanmış DNA moleküllerinin kolaylıkla oluşturulabileceğini göstermiştir. 2009'da Seeman üç boyutlu bir örgü (kafes) sentezini yayımlamıştır, bu amaçta çalışmaya başlamasından nerdeyse otuz yıl sonra.
Temel Kavramlar
DNA nanoteknolojisinde dallı DNA yapıları kullanılınca faydalı özellikleri olan DNA kompleksleri oluşturmak mümkündür. DNA normalde doğrusal bir moleküldür, ama bağlantı noktaları içeren DNA molekülleri yapılabilir. Örneğin, dört kollu bir bağlantı yapmak için birbirine uygun biçimde komplementer olan dört DNA ipliği kullanılabilir. Watson-Crick baz eşleşmesi sayesinde, ipliklerin sadece birbirine komplementer olan kısımları birbirine bağlanarak ikili DNA oluşturur. Bu dört kollu bağlantı Holliday bağlantısının hareketsiz bir tipidir.
Bağlantılar daha karmaşık molekülleri oluşturmakta kullanılabilir. Bunların en önemlisi "çifte krosover" motifidir (İngilizce literatürde buna DX kısaltmasıyla değinilir). Bunda, birbirine paralel iki DNA ikilisi vardır, bunlar iki bağlantı noktasını paylaşırlar; bu bağlantı noktalarında birer iplik bir ikiliden öbürüne geçer. Bu yapının avantajı, belli bir doğrultu ile sınırlandırılmış olmasıdır, oysa dört kollu bağlantı esnektir. Bu sayede, çifte krosover yapısı daha karmaşık kompleksler için bir yapı elemanı olmaya uygundur.
Bakınız Nano Teknoloji Nedir?
DNA nanoteknolojisi, nanoteknolojinin bir alt sahasıdır, DNA ve diğer nükleik asitlerin moleküler tanıma özelliklerini kullanarak yeni moleküler yapılar oluşturmayı amaçlar. Bu sahada, DNA kalıtsal bilgi taşıyıcısı olarak değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır. Bunun uygulaması moleküler özbirleşme (İng. self assembly) ve DNA hesaplamasıdır.
Tarih
DNA nanoteknoloji kavramı 1980'li yılların başlarında Nadrian Seeman tarafından icat edilmiştir. Bir kristalograf olan Seeman, bazı moleküllerin kristalleştirilmesini sağlayacak şartların bulunmasının tahmine ve tesadüflere dayalı olmasından yılmıştı. 1980'de, M. C. Escher'in Derinlik adlı gravürü ona ilham vermiş, üç boyutlu bir DNA örgüsünün (latisin), kristallenmesi amaçlanan molekülleri yönledirebileceğini farkettirmiştir. 1991'de Seeman'ın laboratuvarı, DNA'dan oluşan bir kübün sentezi hakkındaki raporunu yayımladı. Seeman, nano-ölçekli bu ilk üç boyutlu cisim için 1995'te Feynman Nanoteknoloji Ödülünü almıştır. Nano-kübün ardından, DNA'dan yapılmış kesik oktahedron gelmiş ama anlaşılmıştır ki bu cisimler üç boyutlu bir örgü oluşturabilecek kadar rijit değildir.
http://a.imageshack.us/img810/43/escherdepth.jpg
M. C. Escher'in gravürü Derinlik Nadrian Seeman'a ilham vermiş, üç boyutlu DNA örgüleri ile zor kristalleşen moleküllerin dorultularını düzeltilebileceğini düşündürmüştür. Bu fikir, DNA nanoteknoloji sahasının başlangıcı olmuştur.
Seeman daha rijit olan "DX" motifini geliştirmiş ve 1988'de Erik Winfree ile birlikte iki boyutlu DX "karo"larından oluşan iki boyutlu örgülerin oluşturulmasını yayımlamıştır. Bu karolara dayalı yapıların bir diğer avantajı, DNA hesaplamasının gerşekleştirilme olanağını sağlamalarıydı. Winfree ve Paul Rothemund 2004'te bunu gösterdiler ve bunun için 2006'da Feynman Nanoteknoloji Ödülü'nü paylaştılar.
Bu saha dallanmaya devam etmektedir. İlk DNA makinası (bir girdinin etkisiyle yapısını değiştiren bir yapısal motif) 1999'da gösterilmiştir. Nanomimari 1987'de Seeman tarafından önerilmiştir ve 2006'da bu sahanın ilk uygulamaları gösterilmiştir. Gene 2006'da Rothemund ilk DNA origami tekniği ile, herhangi bir şekle sahip katlanmış DNA moleküllerinin kolaylıkla oluşturulabileceğini göstermiştir. 2009'da Seeman üç boyutlu bir örgü (kafes) sentezini yayımlamıştır, bu amaçta çalışmaya başlamasından nerdeyse otuz yıl sonra.
Temel Kavramlar
DNA nanoteknolojisinde dallı DNA yapıları kullanılınca faydalı özellikleri olan DNA kompleksleri oluşturmak mümkündür. DNA normalde doğrusal bir moleküldür, ama bağlantı noktaları içeren DNA molekülleri yapılabilir. Örneğin, dört kollu bir bağlantı yapmak için birbirine uygun biçimde komplementer olan dört DNA ipliği kullanılabilir. Watson-Crick baz eşleşmesi sayesinde, ipliklerin sadece birbirine komplementer olan kısımları birbirine bağlanarak ikili DNA oluşturur. Bu dört kollu bağlantı Holliday bağlantısının hareketsiz bir tipidir.
Bağlantılar daha karmaşık molekülleri oluşturmakta kullanılabilir. Bunların en önemlisi "çifte krosover" motifidir (İngilizce literatürde buna DX kısaltmasıyla değinilir). Bunda, birbirine paralel iki DNA ikilisi vardır, bunlar iki bağlantı noktasını paylaşırlar; bu bağlantı noktalarında birer iplik bir ikiliden öbürüne geçer. Bu yapının avantajı, belli bir doğrultu ile sınırlandırılmış olmasıdır, oysa dört kollu bağlantı esnektir. Bu sayede, çifte krosover yapısı daha karmaşık kompleksler için bir yapı elemanı olmaya uygundur.
http://a.imageshack.us/img245/916/hollidayjunction.pnghttp://a.imageshack.us/img138/5601/
hollidayjunctioncoloure.png
4 kollu bir bağlantı.
Sol: Bir şema. Sağ: Daha gerçekçi bir model.
DNA'nın dört ayrı ipliği farklı renklerde gösterilmiştir.
Sol: Bir şema. Sağ: Daha gerçekçi bir model.
DNA'nın dört ayrı ipliği farklı renklerde gösterilmiştir.
http://a.imageshack.us/img824/6877/maodxschematic2.jpg
Bir çifte krosover molekülü. Bu molekül beş DNA ipliğinden oluşur, bunlar iki çift sarmallı bölge oluştururlar, resmin solunda ve sağında. İpliklerin bir bölgeden öbürüne geçtikleri yerlerde iki adet krosover noktası bulunur.
Bakınız Nano Teknoloji Nedir?
Site Navigasyonu
Son Yazılar
- YARDIMMM by komanndo0232 (Bugün, 18:47)
Oku: 0 Yorumlar: 0 - 1922 İzmir Yangını - Büyük ... by Hale (Bugün, 06:58)
Oku: 21 Yorumlar: 5 - NGC 4911 : Yoğun Bir Kümeye... by Hale (Bugün, 06:19)
Oku: 22 Yorumlar: 0 - İridyum Parlaması | Günün A... by Hale (Bugün, 06:14)
Oku: 10 Yorumlar: 0 - [Biyoloji] DNA Nanoteknoloj... by Hale (Dün, 10:23)
Oku: 13 Yorumlar: 1 - Hong Kong’un Giriş Ka... by Hale (Dün, 10:01)
Oku: 9 Yorumlar: 0 - Bebek İhtiyaç Listesi | Beb... by Hale (Dün, 09:26)
Oku: 9 Yorumlar: 0 - Bebeğin Günlük Yaşamı Nasıl... by Hale (Dün, 09:15)
Oku: 11 Yorumlar: 0 - Bebeğe Banyo Yaptırmak | Be... by Hale (Dün, 09:06)
Oku: 8 Yorumlar: 0 - Bebeğin Giydirilmesi | Bebe... by Hale (Dün, 09:01)
Oku: 8 Yorumlar: 0
Önerilen Siteler
Ara yüz ve Dil
Uygulama İstatistikleri
- Şimdiki Zaman: 09 September 2010 20:00


- Çerezleri Sil
- Tüm Mesajları Okundu İşaretle
- Kadim Dostlar ™ Portal
- Kadim Dostlar ™ Forum
- Yardım Konuları
- Forum Kuralları
- İletişim Formu
- Yukarı Git
Tema IPBForumSkins
Düzenleme Kadim Dostlar ™
Geliştirme Erkan (Tembel Kedi)Powered By IP.Board © 2010 IPS, Inc.
Licensed to: Kadim Dostlar ™
CommunitySEO 2.0.5 © 2010 IPB SEO Module

fal dizi izle, film izle

Giriş Yap
Kayıt
Yardım

