<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Kadim Dostlar Tüm Bölümler</title>
	<description>Kadim Dostlar Sitesinden Son Konular</description>
	<link>http://www.kadimdostlar.com/</link>
	<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 14:14:55 +0200</pubDate>
	<ttl>60</ttl>
	<image>
		<title>Kadim Dostlar Tüm Bölümler</title>
		<url>http://www.kadimdostlar.com/style_images/logo-mavi.gif</url>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/</link>
	</image>
	<item>
		<title>Mimarlık Ve Bilgisayar Programları | Mimarlıkta Genel Amaçlı Bilgisayarla Çizim Programlarıyla Yapı Tasarımında Kullanılan Bilgisayar Programları Tanıtımları</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Yasal_Programlar_ve_Program_Anlatimlari_f67/Mimarlik_Ve_Bilgisayar_Programlari_Mimarlikta_Genel_Amacli_Bilgisayarla_Cizim_Programlariyla_Yapi_t70080.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Mimarlık Ve Bilgisayar Programları | Mimarlıkta Genel Amaçlı Bilgisayarla Çizim Programlarıyla Yapı Tasarımında Kullanılan Bilgisayar Programları Tanıtımları</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><b>Mimarlık, </b>yapı tasarımıdır. Yapı tasarımında, bazı genel amaçlı Bilgisayarla Çizim programlarıyla birlikte özel olarak Yapı Tasarımında kullanılan Bilgisayar Programları da kullanılmaktadır.<br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img705.imageshack.us/img705/3584/mimarlk.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br /><b>Mimarlık; </b>çevre, kent, yaşam,insan faktörleriyle çok yakından ilgili bir Bilim dalı olduğu için, aşağıda sıraladığımız temel çizim programlarına, alanlarında yaygın olarak kullanılan, mimaride ise yardımcı olarak yararlanılan Harita, Peysaj, İç Tasarım ve benzeri Bilgisayar Programları hakkında da genel bilgi eklenecektir.<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 10:26:28 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 11:15:04 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70080</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[[Biyoloji] Prokaryotik Canlılar | Prokaryotlar - Prokaryota - Bakteriler - Mavi- Yeşil Algler - Riketsiyalar - Aktinomisetler Ve Mikoplazmaların Gruplarının Dahil Olduğu Canlılar]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Fizik_Kimya_Biyoloji_Konu_Anlatimlari_f63/Biyoloji_Prokaryotik_Canlilar_Prokaryotlar_Prokaryota_Bakteriler_Mavi_Yesil_Algler_Riketsiyalar_t70079.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Prokaryotik Canlılar</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><b>Prokaryotlar </b>ya da<b> Prokaryota</b>; bakteriler, mavi-yeşil algler, rikestsiyalar, aktinomisetler, ve miykoplazmaların gruplarının dahil olduğu; gerçek çekirdek zarları ve membrana bağlı organelleri olmayan, fosfolipid barındıran hücre duvarı ve tek helezonlu DNA molekülü hücre içinde serbest halde bulunan mikroorganizmaları kapsayan canlılar üstalemdir.<br /><br />Organeller ve karmaşık sitoplazma yapısı bu canlılarda bulunmaz. Mavi-yeşil algler çekirdeksiz hücrelerin en gelişmiş kolunu oluşturur. Hemen hemen hepsi kromozom olarak proteinle çevrilmiş çember şeklinde bir DNA zinciri içerirken, mitoz bölünme yapmazlar. Her hücrede haploit olan tek kromozom, açılarak bir hücrenin bir ucundan diğer ucuna hareket ederek kendini eşlediğinde, hücre bölünür. Evrim sürecinde, 2,5-3 milyar yıl önce, kese şeklindeki ilk hücrelerden evrimleştikleri düşünülmektedir.<br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img706.imageshack.us/img706/6545/prokaryotb.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Prokaryotik</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br />Elektron mikroskobunun geliştirilmesiyle birlikte, biyologlar hücre içi yapıları inceleme fırsatı buldular. Bu araştırmalar sonunda canlılar aleminde iki temel hücre tipi olduğu ortaya çıktı:<br /><br />&#8226;	Prokaryotika hücre<br />&#8226;	Ökaryotik hücre<br /><br />Yapısal olarak daha basit olan prokaryotik hücre yapısı sadece bakterilerde bulunur. Diğer bütün organizmalar yani protista, fungi (mantarlar), bitkiler ve hayvanlar, daha karmaşık olan ökaryotik hücre yapısına sahiptir.<br /><br /><br /><b>Her iki hücre tipinde ortak olan özellikler:</b><br /><br /><br />&#8226;	Benzer yapıda hücre zarı.<br />&#8226;	Genetik bilginin DNA aracılığıyla kodlanması ve aktarılması.<br />&#8226;	Transkripsiyon ve translasyon mekanizmalarının ve ribozomların benzer olması.<br />&#8226;	Ortak aaaabolik yolların bulunması. (ör: glikoliz)<br />&#8226;	 Kimyasal enerjiyi ATP olarak depolamak için kullanılan mekanizmanın benzer olması (prokaryotların hücre zarında, ökaryotların mitokondri zarında).<br />&#8226;	Benzer fotosenaaa mekanizmaları.<br />&#8226;	Zar proteinlerini senaaaleme ve hücre zarına yerleştirmede kullanılan mekanizmanın benzerliği.<br />&#8226;	Benzer yapıda proteazomlar (protein sindiren yapılar).<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 10:00:12 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 10:03:31 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70079</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[[Fizik] Elektrik Nedir? | Elektriğin Tarihçesi - Temel Kavramlar - Elektrik Akımı &#8211; Devresi &#8211; Elektrik Çeşitleri &#8211; Elektrik Ölçü Birimleri &#8211; Elektrik Enerjisi &#8211; Üretimi - Devreleri]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Fizik_Kimya_Biyoloji_Konu_Anlatimlari_f63/Fizik_Elektrik_Nedir_Elektrigin_Tarihcesi_Temel_Kavramlar_Elektrik_Akimi_ve_8211_Devresi_ve_t70077.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Elektrik</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br />Eski Yunanlı düşünür <b>Miletli Thales</b> İÖ yaklaşık 600 yılında, bir kürk parçasına sürtülen kehribarın saman çöpü. kuş tüyü gibi hafif cisimleri çektiğini bulmuştu. (Bir dolmakalemi kumaş ya da ipek parçasına sürterek siz de aynı deneyi yapabilirsiniz; dolmakalem küçük kâğıt parçalarını çekecektir.) Bu nedenle, birçok dile yerleşmiş olan elektrik terimi <b>"amber" </b>anlamındaki Yunanca elektron sözcüğünden türetilmiştir.<br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img704.imageshack.us/img704/9904/69513789.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br /><b>Sürtünmeyle Elektriklenme</b><br /><br /><br />Kehribarı ya da dolmakalemi kumaşa sürttüğümüzde bu cisimlere elektrik yüklemiş oluruz. Sürtünmeyle elektriklenen bu cisimler çok hafif nesneleri çeker; ama aynı yöntemle elektrik yüklenmiş iki cisim birbirini iter. Elektrik yükünün ölçülmesinde kullanılan elektroskopun yapımında da bu olgudan yararlanılmıştır. Bir cisim sürtünmeyle çok fazla elektrik yüklenmişse, cisimden çevreye doğru elektrik yüklü çok küçük parçacıklar yayılır. Elektrik çarpmasının ve sıçrayan kıvılcımların nedeni de elektron denen bu parçacıklardır. Gerçekten de elektrik yüklü cisimden sıçrayan milyonlarca elektronun havada çizdiği yolu kıvılcım dediğimiz ışıltılı bir çizgi olarak görürüz. <br /><br />Bu elektrik yükü boşalmasının kıvılcım ve elektrik çarpması biçiminde gözlemlenen etkilerine doğadaki elektrik olaylarında da rastlanır. Örneğin şimşek dev bir kıvılcımdan başka bir şey değildir ve bilindiği kadarıyla, fırtına bulutlarındaki güçlü hava akımlarının etkisiyle sürüklenerek çarpışan küçük buz tanecikleri ile su damlacıklarının birbirine sürtünmesinden ileri gelir.<br />Şimşek olağanüstü enerji yüklüdür ama bu enerjiden yararlanmanın yolu henüz bulunamamıştır. Üstelik, şimşeğin ve sürtünmeyle elektrik üreten makinelerin en önemli eksikliği, elektrikli alet ya da makineleri çalıştırmak için gerekli olan kesintisiz ve düzenli elektrik akımını sağlayamamalandır. Gerçekten de, elektrikten bu amaçla yararlanabilmek için, elektronların kıvılcımda olduğu gibi düzensiz sıçramalarla değil, bir borudan akan su gibi kesintisiz bir elektrik akımı halinde akması gerekir.<br /><br /><br /><b>İletkenler ve Yalıtkanlar</b><br /><br /><br />Elektrik akımı bazı maddelerin içinden daha kolay akar. Elektrik akımının geçişine fazla direnç göstermeyen ya da tam terimiyle direnci düşük olan bu tür maddelere iletken denir. Metallerin birçoğu ve tuzlu su iletken maddelerdir. Elektrik akımının kolayca akmadığı, direnci yüksek maddelere de yalıtkan denir; lastik, cam, plastik maddelerin çoğu ve kuru hava yalıtkandır. Musluklara gelen su nasıl borularla taşınıyorsa, elektrik akımı da dışı plastikle yalıtılmış bakır tel ya da kablolarla kullanım yerine iletilir (bak. kablo). Kalın bir borudan daha bol su akması gibi kalın bir kablodan da daha çok elektrik akımı geçer; oysa direnci yüksek olan ince bir tel elektrik akımını daha az iletir.<br /><br /><br /><b>Elektriğin Kullanımı ve Etkileri</b><br /><br /><br />Elektrik, aydınlatmadan ısıtmaya, alet ve makinelerin çalıştırılmasından elektrikli taşıtlar ve bütün elektronik donanımlar için gerekli enerjinin sağlanmasına kadar yaşantımızda son derece önemli bir rol oynar. Bunun dışında elektriğin günlük yaşamda pek farkına varılmayan çok önemli etkileri vardır.Bunlardan biri de elektroliz denen kimyasal etkidir. İletken bir sıvıdan, örneğin tuzlu sudan elektrik akımı geçirildiğinde, bu akım suyu ayrıştırarak hidrojen ve oksijen gazlarını açığa çıkarır.<br /><br />Elektrik akımının bir başka etkisi de içinden geçtiği metal telleri ısıtmasıdır. Gerçekten de, direnci yeterince yüksek olan metal bir tel (bu tür tellere "direnç" ya da "rezistans" denir) içinden geçen elektrik akımının etkisiyle ısınarak kızıl kor duruma gelir ve çevresine ısı yayar. Elektriğin bu ısıtma etki-v/'nden elektrikli fırınlarda, sobalarda, ütülerde ve ısıtıcılarda yararlanılır. Elektrik ampullerinin çalışma ilkesi de aynıdır; ampulün içinde bulunan incecik bir tel (filaman) içinden elektrik akımı geçtiğinde akkor hale gelerek ışık yayar. Bu tür olaylarda, akımın şiddeti ne kadar fazla ve metalin akıma karşı direnci ne kadar büyükse, açığa çıkan ısı da o kadar fazladır.<br /><br />Elektrik akımının üçüncü etkisi, Danimarkalı fizikçi <b>Hans Christian Örsted'</b>in &#092;820'de bir rastlantı sonucunda bulduğu magnetik etki'dir. Bilindiği gibi bir pusulanın mıknatıslanmış iğnesi her zaman kuzey-güney doğrultusunu gösterir.Örsted, içinden elektrik akımı geçen bir teli bir pusulaya yaklaştırdığında iğnenin bu doğrultudan saptığını gözlemlemişti. Fransız bilim adamı Andre-Marie Ampere, Örsted'in bu gözlemini duyduktan çok kısa bir süre sonra elektrik ile magnetizma arasındaki ilişkinin yasalarını ortaya koydu.<br /><br />Bir kalemin çevresine tel sarılarak hazırlanan bir bobinden (tel sargısından) elektrik akımı geçirildiğinde bu bobin mıknatıs özelliği kazanır. Bobinin ortasına demir bir çubuk yerleştirildiğinde mıknatıslık özelliği daha da artar. Bu ilkeye dayanan elektromıknatıslar sanayide ağır çelik parçaların kaldırılmasında ve telefon alıcılarının kulaklığında kullanılır. Ama elektromıknatısların belki de en önemli kullanım alanı transformatörlerin, elektrik motorlarının ve dinamoların yapımıdır. <br /><br /><br /><b>Elektrik Üretimi</b><br /><br /><br />Kesintisiz ve düzenli elektrik akımı elde etmeyi başaran ilk bilim adamı, 1800'de elektrik pilini bulan Alessandro Volta'dır. En basit biçimiyle bir pil, aralarında tuzlu bir sıvı ya da bir asit bulunan iki metal levhadan oluşur. İki değişik metalden yapılan bu levhalar bir telle birbirine bağlandığında telden elektrik akımı akmaya başlar Birbirine bağlanmış birkaç pilden oluşan elektrik bataryaları kapı zillerinde, el fenerlerinde, el radyolarında ve fazla akım tüketmeyen birçok alette elektrik kaynağı olarak kullanılır.<br /><br />Bir başka elektrik kaynağı da akümülatör-lerdir. Ne var ki, akümülatörler elektrik üretmez; yalnızca kimyasal enerji biçiminde depolamış olduğu elektriği akım halinde geri verebilir. En önemli elektrik üreteçlerinden biri de dinamolardır. Örsted, mıknatıslanmış bir iğnenin, hemen yakınındaki bir telden geçen elektrik akımının etkisiyle saptığını göstermişti. 1831'de İngiliz bilim adamı Mic-hael Faraday bu olayın tersinin de geçerli olduğunu ortaya koydu; bir bobinin yakınında hareket ettirilen bir mıknatıs bobinde bir elektrik akımı yaratıyordu.<br /><br /> <br /><b>Elektrik Devreleri</b><br /><br /><br />Elektrik akımı ancak kesintisiz bir yol ya da hat üzerinden sürekli olarak akabilir; bu yolun da elektriği kolayca ileten bir maddeden yapılmış olması gerekir. Elektrik akımının sürekli akıp gittiği bu yola devre denir. Devre herhangi bir yerinden kopar ya da bir noktada kesintiye uğrarsa elektrik akımının akışı da kesilir. Elektriğin akışını istendiği zaman durdurup, istendiği zaman yeniden başlatmanın en basit yolu, teli bir yerden keserek o noktaya bir anahtar yerleştirmektir. (Gene suyun borudaki akışına benzetecek olursak, devredeki bu anahtar muslukla aynı işlevi görür.) Bir elektrik devresinin tamamlanması için, devrenin pil ya da dinamo gibi bir üreteçten başlayıp gene o üreteçte sonlan-ması gerekir. Bunun için pillerde, devrenin birinden başlayıp öbüründe sona erdiği iki ayrı kutup, dinamolarda da iki ayrı uç vardır. Çizimde gösterilen en basit devrede akım pilin bir kutbundan çıkar, bütün devreyi dolaşarak araya yerleştirilmiş olan lambayı yakar ve pilin öbür kutbuna döner.<br /><br />Bir an için pili, devreye akım basan bir pompaya benzetelim; pompa ne kadar güçlüyse devreden de o kadar çok akım geçecektir. Bir başka deyişle, devredeki akım miktarı bu akıma uygulanan itme kuvvetine ya da basınca bağlıdır. Alman bilim adamı Georg Ohm'un 1827'de saptadığı yasaya göre, pilin basıncının devrenin direncine bölünmesi o devreden geçen akımı verir. Bu yasa öylesine basitti ki yıllarca kimse bunun doğru olabileceğine inanmadı. Elektrik basıncına elektrik gerilimi ya da voltaj denir. Ölçü birimi volt olan gerilimin bir adı da elektromotor kuvvettir (EMK); çünkü yukarıda da gördüğümüz gibi bu basınç ya da gerilim, akımı devre boyunca iten kuvvetten doğar. Evlerde kullanılan elektriğin gerilimi ülkeden ülkeye değişir; örneğin birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de genellikle 110 volt, Türkiye'de ise 220 volttur. Atölye ve fabrikalarda daha yüksek gerilimli elektrik akımı kullanılır. Oysa radyo, fotoğraf makinesi, flaş ve el feneri gibi aygıtlarda kullanılan pillerin elektrik gerilimi ancak 1,5 ile 4,5 volt ara'sındadır. Elektrik akımının bir devredeki akış hızı, daha doğrusu devreden birim zamanda geçen akım miktarı amper cinsinden, devrenin bu akıma karşı gösterdiği direnç ise ohm (om) cinsinden ölçülür. Elektrik gerilimini V, akımı I, devrenin direncini de R harfleriyle gösterirsek, bu değerler arasındaki bağıntıyı veren <b>Ohm yasası</b>nı şöyle yazabiliriz:<br /><br /><br /><b><u>1= ya da V=IxR. R '</u></b><br /><br /><br /><b>Sigortalar</b><br /><br /><br />Evimizde 220 voltluk elektrik akımıyla beslenen 1.000 ohm direncinde bir elektrik ampulünün olduğunu varsayalım; bu durumda ampule gelen tellerden geçen elektrik akımı 220/1.000, yani 0,22 amper değerinde olacaktır. Eğer birisi ampulü duyundan çıkarıp onun yerine çok iletken bir maddeden, örneğin bir bakır ve çinko alaşımı olan pirinçten yapılmış küçük bir çubuk yerleştirirse (aslında bu çok tehlikeli bir harekettir ve insan elektrik çarpmasından ölebilir), devrenin direnci 1 ohm'a, hatta belki daha da altına düşecek ve böylece akım 220 ampere yükselecektir. Ampulün duyuna ulaşan incecik teller bu kadar çok akımı taşıyamayacağı için iyice ısınarak kızacak, belki de yangın tehlikesi yaratacaktır. Böyle bir tehlikeyi önlemek için, eve elektrik taşıyan ana kablo ile odalara dağılan ince<br /><br />kabloların arasına birer sigorta yerleştirilir. Sigortaların içinde, ısı karşısında hemen eriyen bir metalden yapılmış kısa bir tel vardır. Yukarıdaki gibi bir tehlike söz konusu olduğunda, yani elektrik akımı kısa devre yaptığında sigorta teli hemen eriyerek kopar ve ampule giden tellerin kızmasına zaman bırakmadan akımı keser. Bugün konutlarda ve işyerlerinde daha çok otomatik sigortalar kullanılır: bunlar, akım miktarı belirli bir değerin üstüne çıktığında devreden geçen akımı otomatik olarak kesen birer devre anahtarı gibidir.<br /><br /><b>Doğru Akım ve Alternatif Akım</b><br /><br />Hep aynı yönde akan elektrik akımına doğru akım denir. Piller birer doğru akım üretecidir; ağır iş makinelerinin elektrik motorları da doğru akımla çalışır. Buna karşılık evlerde ve işyerlerinde kullandığımız elektrik akımı alternatif ya da değişken akıniûu. Düzenli aralıklarla yönünü değiştirerek önce bir yöne, sonra ters yöne akan bu akımın sürekli kırpışan bir ışık vereceği düşünülebilir. Ama akış yönündeki değişiklikler o kadar hızlıdır ki (saniyede 100 kez) bu kırpışmalar fark edilmez bile. Alternatif akımın en büyük üstünlüğü çok uzak mesafelere çok az bir kayıpla iletilebilmesidir.<br /><br /><b>DİKKAT! </b>Elektrik son derece tehlikelidir. Çevrenizdeki küçük çocukları elektrik telleriyle, prizleriyle ve elektrikli aletlerle oynamamaları için her zaman uyarmalısınız.<br /><br /><br /><b>Elektrik Enerjisi</b><br /><br /><br />Elektrik enerjisinin kullanıldığı alanlar neredeyse sayılamayacak kadar çoktur. Evlerimizi aydınlatmak, televizyon, elektrikli süpürge, çamaşır makinesi gibi ev aletlerini çalıştırmak, hatta yemek pişirmek ve odalarımızı ısıtmak için elektrik enerjisinden yararlanırız. Fabrika ve işyerlerindeki makineler ile bilgisayarlar da elektrikle çalışır. Telefon, radyo ve televizyon yayınları gibi iletişim sistemleri için gerekli olan enerji gene elektrikten sağlanır. Motorlu ta-şıtlardaki ateşleme sistemini ve marş motorunu besleyen enerji kaynağı da akümülatörde depolanmış olan elektriktir. Öte yandan elektrikli trenler ve elektrikli otomobiller gibi bazı taşıtlar tümüyle elektrik enerjisiyle yol alır.<br /><br />Kısacası çağdaş yaşamın en yaygın enerji kaynaklarından biri olan elektrik, üreteç ya da jeneratör denen çeşitli makinelerle üretilir. Toplu yerleşme yerlerinden uzaktaki bazı kır ya da çiftlik evlerinde, yalnızca o evii; elektrik gereksinimini karşılayabilen ve benzin ya da dizel motoruyla çalışan küçük üreteçler bulunur. Köy ve kasaba gibi bazı küçük yerleşmelerin elektriği de bu tip üreteçlerle sağlanır. Ama sanayileşmiş ülkelerin çoğunda konutların, işyerlerinin ve sanayinin inanılmaz boyutlardaki enerji gereksinimini karşılamak üzere çok büyük elektrik santralları kurulmuştur. Bu santrallarda, alternatif akım üreten dev üreteçleri ya da alternatörleri çalıştırabilmek için bir motora ya da bir türbine gerek vardır. Bu motor ya da türbinler de gene bir enerji kaynağından beslenir. <br /><br />Örneğin türbinler buharla, su enerjisiyle ya da uçak motorlarında olduğu gibi sıcak gazlarla çalıştırılır. Buhar türbinleri için gerekli buharı üretmek üzere, buhar kazanlarında genellikle kömür, akaryakıt ya da doğal gaz yakılır; bazen de bir nükleer reaktörden gelen sıcak gazlar kazanıniçinden geçirilerek gerekli ısı sağlanır. Elektrik akımı evlerimizdeki lambalara, ısıtıcılara ya da elektrikle çalışan çeşitli alet ve makinelere ulaşıncaya kadar çeşitli aşamalardan geçer. Bu aşamaların ilk adımı, doğal kaynaklardan sağlanan bir enerji biçimini elektrik enerjisine dönüştürmek, yani elektrik üretmektir. İkinci adım, elektriğin akışını denetleyen ve gerektiğinde akımı kesebilen bir şalterden geçirerek elektriği bir transformatöre göndermektir . <br /><br />Bu düzenek, elektriğin basıncını, yani gerilimini (voltajını) yükselterek enerji iletim hatlarıyla çok uzak mesafelere taşınabilmesini sağlar. Enerji iletim hatlarını ya da yüksek gerilim hatlarını oluşturan oldukça ince kablolarla büyük miktarda elektriğin çok uzak mesafelere taşınabilmesi ancak yüksek gerilim altında olanaklıdır. Bu iletim hatları, genellikle daha dayanıklı olması için çelik bir telin çevresine halat gibi sarılmış alüminyum iletkenlerden yapılır ve belirli aralıklarla dikilmiş çelik kulelerin (pilonların) arasına gerilir. Elektriğin toprağa akarak boşa gitmesini ya da yakından geçenleri çarpmasını önlemek için, kablolar porselenden yapılmış yalıtkan başlıkların (izolatör) üzerinden geçirilerek pitonlara oturtulur. Bu iletim hatları ile pilonlar, bir ülkenin dört bir yanına dağılan enerji ağının temelidir.<br /><br />Çok yüksek gerilimli (bazı hatlarda 400.000 volta kadar) elektrik taşıyan bu pilonların yüksekliği bazen 50 metreyi bulduğu için, birçok kişi doğanın ya da kentlerin görüntüsünü çirkinleştirdiği gerekçesiyle havai iletim hatlarına ve çelik kulelere karşıdır. Aslında aynı miktarda enerji yeraltına döşenen yüksek gerilim kablolarıyla da taşınabilir; ama bu kabloların döşenmesi son derece masraflıdır ve yatırım-bakım giderleri havai hatlardaki-nin belki 16 katını bulur. <br />Gerilimi yükseltilen elektrik kolayca taşınabilir, ama bu gerilimle kullanılması olanaksızdır. Bu nedenle, enerjinin kullanılacağı bölgenin yakınında bu kez gerilimi düşürmek için ikinci bir transformatör ya da kısaca trafo istasyonu kurmak gerekir. Bu istasyonda transformatörlerden başka şalterler ve tüketicilere verilecek enerjiyi ölçmeye yarayan sayaçlar bulunur. Gerilimi örneğin 11.000 volta düşürülerek bu istasyondan çıkan elektrik kırsal kesimde gene havai hatlarla, kentlerde ise yeraltına döşenen yalıtılmış kablolarla tüketicilere dağıtılır. Evlere, işyerlerine, dükkân ve mağazalara verilmeden önce, geriliminin uygun bir düzeye düşürülebilmesi ve gerektiğinde kesilebilmesi için elektriğin son bir trafo-şalter biriminden daha geçirilmesi gerekir. Bu tür kullanım yerleri için saptanan gerilimin değeri birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de 110 volt, Türkiye'de 220 volttur. Elektrik bağlanan her yapının girişinde bir ana şalter, kaç birim elektrik tüketildiğini gösteren bir sayaç ve elektrik tellerinin taşıyamayacağı kadar büyük akım geçtiği anda elektriği kesen sigortalar bulunur.<br /><br /><br /><b>Elektrik Santralları</b><br /><br /><br />İki tip elektrik santralı vardır: Elektrik üretmek için ısı enerjisinde yararlanan termik santrallar ile su enerjisinden yararlanan hidroelektrik santrallar. Başka bir deyişle, termik santrallarda ısı, hidroelektrik santrallarda ise su enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülür.<br /><br />Büyük termik santrallardaki üreteçleri çalıştırmak için genellikle buhar türbinleri kullanılır. Ama bazı küçük santrallarda ve buhar türbinlerini soğutmaya yetecek kadar bol su bulunmayan yerlerde, buhar türbini yerine dizel motorları ya da fazla su gerektirmeyen gaz türbinleri kullanılabilir.<br /><br />Termik santralların çoğunda, türbinleri çalıştırmak için gerekli olan buhar, kömür, akaryakıt, turba kömürü, doğal gaz, hatta odun gibi yakıtların ya da katı artıkların yakılmasıyla üretilir. Bu santrallarda yakıtın depolanması ve kazanlara beslenmesi, ayrıca odun ve kömürlü buhar kazanlarında biriken küllerin boşaltılması için çok büyük yapılara ve makinelere gerek vardır; üstelik buharı yoğunlaştırmak için çok bol miktarda su gerekir. Denize, büyük bir ırmağa, bir akarsuyun ağzına ya da büyük bir göle yakın olmayan santrallarda kullanılacak suyu soğutmak için genellikle betondan büyük soğutma kuleleri yapılır. Kömürle, petrol türevi akaryakıtlarla ya da doğal gazla buhar üreten en modern termik santrallarda bile yakıtın sağladığı bütün ısı enerjisinden yararlanma olanağı yoktur; bu enerjinin ancak üçte biri ya da biraz fazlası elektrik enerjisine dönüştürülebilir.<br /><br />Nükleer enerji santrallarında ise, bir reaktörün içinden geçirilerek çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılan gazlar buradan buhar kazanlarına gönderilir ve türbinler için gerekli olan buhar üretilir. Bu tip santralların<b> "yakıtı" </b>uranyumdur, ama uygulanan yöntem kuşkusuz kömür yakmaktan çok farklıdır. Ayrıca dünyanın birkaç yerinde, yeraltından çıkan doğal buharla çalışan elektrik santralları kurulmuştur <br /><br />Hidroelektrik santrallardaki su türbinleri, hızlı akışlı büyük akarsuların ya da dağların tepesindeki göllerin suyunu çok geniş borularla yüksekten akıtarak çalıştırılır. Suyun bedava olmasına karşılık hidroelektrik santralların yapımı son derece pahalıdır; çünkü türbinleri çalıştırabilmek için suyu bir gölette toplamak, bunun için de göllerin ya da akarsuların önüne baraj kurmak gerekir. Hidroelektrik santralların başka bir güçlüğü de barajı su akışının en uygun olduğu yere kurma zorunluluğudur; bu noktanın yerleşme yerlerinden çok uzakta olması doğal olarak elektrik üretiminin giderlerini artırır. Fransa, denizlerdeki gelgit olaylarından yararlanarak hidroelektrik enerji üreten ender ülkelerden biridir.<br /><br />Elektrik üreteçlerini çalıştırmak için rüzgâr enerjisinden de yararlanılabilir. Ama, kabaca yeldeğirmenlerine benzeyen bu santraHar hem az miktarda elektrik üretebilir, hem de rüzgârın sürekli esmesi gibi bir güvence söz konusu olamaz. Buna karşılık güneş enerjisi, çağımızda elektrik enerjisinin temel kaynaklarından biri olarak günlük yaşamdaki yerini almıştır .<br />Günlük kullanımda, elektrik enerjisi birimi kilovvatt/saattir; bu birim, 1 kilovvatt gücündeki bir aygıtın bir saatte tükettiği elektrik miktarı olarak tanımlanır. Örneğin 100 watt gücündeki bir elektrik ampulü 10 saat sürekli yandığında 1 birim (1 kilowatt/saat), 1 kilovvatt gücündeki bir ısıtıcı ise aynı süre içinde 10 birim (10 kilovvatt/saat) enerji tüketir. SI kısaltmasıyla bilinen Uluslararası Birimler Sistemi'nde ise enerji birimi "joule"dür ve 1 kilovvatt/saat 3,6 megajoule'e eşittir.<br /><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /> <br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>[7. Sınıf Fen Bilgisi] Elektrik Akımı Nedir ? - Elektrik Devresi ve Gerilim - Pilin Çalışması</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--> konusu için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız.<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><b><a href="http://www.kadimdostlar.com/Fizik_Kimya_Biyoloji_Konu_Anlatimlari_f63/7_Sinif_Fen_Bilgisi_Elektrik_Akimi_Nedir_Elektrik_Devresi_ve_Gerilim_Pilin_Calismasi_t1525.html" target="_blank">[7. Sınıf Fen Bilgisi] Elektrik Akımı Nedir ? - Elektrik Devresi ve Gerilim - Pilin Çalışması</a></b><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 08:41:08 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 09:13:09 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70077</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kürt Açılımı, Bir Amerikan Açılımıdır...|  Ali Eralp</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Ali_Eralp_Dusuncenin_Boyutlari_f256/Kurt_Acilimi_Bir_Amerikan_Acilimidir_Ali_Eralp_t70076.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->KÜRT AÇILIMI,  BİR AMERİKAN AÇILIMIDIR&#8230; <!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><b><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->                                                                              ALİ ERALP<!--sizec--></span><!--/sizec--></b><br /><br />Herkes gibi benim de birçok arkadaşım oldu yaşamım boyunca. Arkadaşlarımın arasında Kürt, Arap, Yahudi, Rum da vardı. İyi geçinirdik.  Kimse kimsenin ırkıyla, kültürü ile uğraşmazdı.  <br /><br />Kürt Kürtlüğünü, Arap Araplığını, Türk Türklüğünü bilirdi. Kimse kökenini, doğduğu yeri yadsımazdı.  Ama bunun için, kimse kimseyle kavga da etmezdi. Çünkü o yıllarda ırkçılık, bölgecilik, ayrımcılık tohumları ekilmemişti daha. Kimse kimseye düşman değildi. Kimse kin, nefret, öç alma duygularını tanımıyordu henüz.<br /><br />Anamız, babamız, uzak ve yakın çevremiz de bu duyguları yaşamamıştı. Onlar da dostça geçinirlerdi. Birbirlerine karşı saygılıydılar. Dayanışma içerisindeydiler.  Biz, onlardan bunu görmüş, bunu öğrenmiştik.  <br /><br /> Babalarımız, dedelerimiz Türk&#8217;üyle, Kürt&#8217;üyle Fransız&#8217;a karşı Gaziantep&#8217;i onbir ay nasıl koruduklarını, düşmanı Gaziantep&#8217;e onbir ay nasıl sokmadıklarını anlatırlardı bizlere. Karayılan&#8217;ları, Şahin&#8217;leri, kendilerine destek veren Kürtleri anlatırlardı. <b>&#8220;Vurun Antepliler namus günüdür&#8221;</b> diyerek vatan savunmasını, <b>namus savunmasına</b> dönüştürüp düşman karşısında &#8221;tek vücut&#8221;, &#8220;tek yürek&#8221; oluşlarını anlatırlardı.<br /><br />Kimse kimsenin dinine, diline, ırkına, gelenek ve göreneklerine, giyimine kuşamına karışmazdı. Alt kimlik, üst kimlik nedir, bilmezdi. Kimse kimseyi hor görmez, aşağılamazdı. Herkes işinde gücünde yaşamını sürdürüp giderdi.<br /><br />Ne Lisede, ne üniversitede okul arkadaşlarımla etnik konularda tartıştığımızı anımsamıyorum. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında bütünleşmiştik. Ülkenin tam bağımsızlığından yanaydık. ABD emperyalizmine karşı birlikte mücadele etmiştik. İşçi, öğrenci eylemlerine birlikte katılmıştık. Grevlere, boykotlara birlikte omuz vermiştik. Yargıç huzuruna birlikte çıkmıştık. Doğusu ile Batısı ile tüm Türkiye&#8217;nin sorunlarına birlikte çözümler aramıştık.<br /><br />Peki, şimdi, ne oldu da bu dayanışma, bütünleşme, kardeşlik ortamı, düşmanlık ortamına dönüştü? Ne oldu da Türk&#8217;le Kürt cephe cepheye geldi? <br /><br />Ne olduysa 1980&#8217;lerden sonra oldu. Atılan kin ve nefret tohumları bu tarihten sonra yeşermeye başladı. <br /><br />Peki, daha önce Kürt&#8217;ler baş kaldırmıyor muydu? Çatışmalar, ayaklanmalar, isyanlar yok muydu? Elbette vardı. Ama bu olaylar yerel olaylardı ve daha çok Cumhuriyet hükümetini benimsemeyen, rahatı kaçan ağalar, şeyhler tarafından çıkarılıyordu. Kısa zamanda da bastırılıyordu. <br /><br />Hem Türkiye&#8217;de, hem de Irak&#8217;ın Kuzeyinde etnik sorunların kaşınmasına, 20. Yüzyılın son çeyreğinde başlandı Bu işe öncülük eden güç ise ABD&#8217;den başkası değildi.<br /><br />YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ<br /><br />1980&#8217;lerde emperyalizm, &#8220;küreselleşme&#8221; adı altında &#8220;Yeni Bir Dünya Düzeni&#8221; kurmak istedi. Bu düzende ulus devletlere, ulusal yapılanmalara ve kuruluşlara yer yoktu. Ama ulusçuklara, azınlıklara, aşiretlere, tarikatlara yer vardı. Emperyalist sömürü çarkının sağlıklı işleyebilmesi için ülkeler parçalanmalı, kamu mülkiyeti özelleştirilmeli, devletçilik uygulamalarına son verilmeliydi.<br /><br />Bu nedenle emperyalizm, bir parçalama, bölme aracı olarak etnik ve dinsel faklılıklara sarıldı. Bu farklılıkları daha da derinleştirip, keskinleştirerek, grupları çatışma ortamına sürükledi.  Yoksul halkları birbirine düşürdü. Kürt&#8217;le Türk&#8217;ü, Şii ile Sünni&#8217;yi, Arap&#8217;la Yahudi&#8217;yi, Sırp&#8217;la Hırvat&#8217;ı karşı karşıya getirdi. Irkçılık, tarikatçılık, mezhepçilik, milliyetçilik cepheleri açıp, onları savaştırdı. Sonra da çıkarına göre, bazen birini bazen ötekini destekledi. Onların maddi ve manevi kayıplarını, güçsüz düşmelerini keyifle izledi&#8230; Aynı zamanda bu farklılıkları, bir tehdit ve şantaj silahına da dönüştürerek, hükümetlere dilediğini yaptırdı.<br /><br />Bu oyunları Latin Amerika&#8217;da, Afrika&#8217;da, Kafkaslarda da sergiledi. Burnunu soktuğu her ülkede mutlaka bir etnik ya da dinsel azınlık buldu ve onları çatışma ortamına sürükledi. Kolları, bacakları, tüm gövdesi ile ülkelerin siyasal, sosyal, kültürel yaşamına girdi.<br /><br />Böylece, etnik sorunlar, bir ülkenin iç sorunu olmaktan çıkıp uluslararası bir nitelik kazandı. Küreselleşti. Emperyalizm, bu farklılıkları kullanarak çeşitli planlar ve tertiplerle ülkeleri yönlendirmeye hız verdi.<br /><br /> Yeni Dünya Düzeni oluşturma çabaları, emperyalizmin yıllardan beri yararlandığı &#8220;Böl, Yönet&#8221; taktiğinin çağımıza uyarlanmış yeni bir versiyonundan(!) (biçim)  başka bir şey değildi.  Bu yeni sömürgeciliğin ideolojisi ise <b>Fidel Castro</b>&#8217;nun vurguladığı gibi <b>&#8220;neoliberalizm&#8221;</b> idi. İnsan hakları, özgürlük, demokrasi sözcükleri ise onun kulağa hoş gelen uyutma araçlarıydı. <br /><br />Bu yöntemler Yugoslavya, Irak, Afganistan ve dünyanın bazı yerlerinde denendi ve hedefine ulaştı. Örneğin, ABD emperyalizmi, Yugoslavya&#8217;yı parçalayabilmek için Hırvat, Sloven, Boşnak, Arnavut ırkçılığını kullanmıştı. 1990-1992 yılları arasında bu ülkeler ve daha sonra da Makedonya, Sırbistan, Karadağ Cumhuriyetleri, federasyondan ayrılmıştı. <br /><br />Emperyalizm önce Yugoslavya&#8217;da neoliberal, ırkçı, yoz düşüncelerle kitlelerin beyinlerini yıkamış; sonra da vahşi, acımasız, kanlı yöntemlerle halkları birbirlerine kırdırarak, federasyonu ortadan kaldırmıştı&#8230; Böylece, <b>Tito</b>&#8217;nun bağımsız, başı dik, birleşik ülkesi parça parça edilmiş, tarih olmuştu. <br /><br />Bugün yeryüzünde Yugoslavya diye bir ülke yok artık. <br /><br />KÜRESEL EMPERYALİZM VE ORTADOĞU<br /><br /> Yeni Dünya Düzeninin uygulayıcıları ve savunucuları Türkiye&#8217;de <b>Turgut Özal</b>, Yugoslavya&#8217;da <b>Ante</b> <b>Markoviç</b>&#8217;ti. Her ikisi de aynı yıllarda başbakanlık koltuğuna oturmuş, <b>&#8220;dünyaya açılma</b>&#8221; adı altında küresel emperyalizmin gönüllü işbirlikçiliğine soyunmuştu. Ne şaşırtıcı bir rastlantıdır ki her iki lider de ABD&#8217;de <b>&#8220;Wisconsin Üniversitesi</b>&#8221;nin <b>&#8220;Yeni Dünya Düzeni&#8221;</b> adlı seminerlerine katılmış, derslerini başarı ile öğrendikten sonra, alanlarında uzmanlaşarak ülkelerine dönmüşler, işbaşı yapmışlardı.<br /><br /><b> &#8220;Serbest piyasa ekonomisi&#8221;</b> adı altında yürütülen <b>serbest piyasa vurgunculuğunu</b>, her iki ülke de bu iki başbakanın zamanında tanımıştı.<br /><br /> Serbest piyasa ekonomisinin ve neoliberal düşüncelerin yaygınlaştırılmasının yanında Turgut Özal&#8217;ın bir başka görevi daha vardı ki o da ABD&#8217;nin Ortadoğu&#8217;da yapılanmasına yardımcı olmaktı. O, ABD&#8217;ye verdiği bu hizmeti,<b>&#8220;Bir koyup üç almak&#8221;</b> formülü ile gizlemeye çalışıyordu ama Irak&#8217;ın Kuzeyinde ABD&#8217;nin bir kukla Kürt devleti oluşturup, Ortadoğu&#8217;ya yerleşme çabaları Türk Silahlı kuvvetlerini rahatsız etmişti. <b>Genel Kurmay Başkanı Necip Torumtay&#8217;ın istifası duyulan rahatsızlığın bir belirtisi idi.</b> Ayrıca,  ABD&#8217;nin güneydoğudaki sinsi planlarına karşı çıkan Jandarma Genel Komutanı Org. <b>Eşref Bitlis</b> de kaza süsü verilmiş bir suikasta kurban gitmişti. <br /><br />Daha sonraları bölgeye yerleştirilen <b>&#8220;Çekiç Güç&#8221;,</b> helikopterlerle bir yandan PKK teröristlerine gıda ve bazı ihtiyaç maddeleri atarken, bir yandan da Barzani&#8217;ye, Talabani&#8217;ye ve aşiretlerine koruma görevi yapıyordu. <br /><br /> Bugün her iki aşiret reisi de ABD tarafından Irak&#8217;ın Kuzey&#8217;inde oluşturulan Kukla hükümette önemli görevler üstlenmişlerdir. Zamanında kendilerine sağlanan desteğin ve yardımların diyetini şimdi ödemektedirler.<br /><br />Özal&#8217;ın Kürt sorununda Öcalan&#8217;ı muhatap alıp, örgüte karşı yumuşak bir politika izlemesi, PKK&#8217;nın güçlenmesini sağladı. <b>Ama terör örgütünün asıl gelişmesi, 2002 yılında AKP&#8217;nin hükümet olması ve ABD&#8217;nin Irak&#8217;ı işgal etmesinden sonra gerçekleşti. </b><br /><br />Amerika&#8217;nın Kürt politikasını daha iktidar olmadan önce liderleri aracılığı ile onaylayan AKP,  yönetime geçer geçmez, Türkiye&#8217;nin geleneksel Ortadoğu politikasını terk etti. <b>Kırmızı çizgilerini</b> bir kenara attı. Ülkelerin ulusal kimliğini yozlaştırıp, yok etmek isteyen emperyalist görüşü kendine kılavuz seçerek, yurdumuzu etnik ve dinci temelde yeniden yapılandırma mücadelesine girdi.<br /><br /> Çünkü AKP, ABD&#8217;nin koltuk değnekleriyle hükümet olmuştu. Borcunu ödemek zorundaydı.   Bu nedenle <b>Recep Tayyip</b>, BOP eşbaşkanlığına soyundu ve ABD&#8217;nin Irak&#8217;a yerleşmesinde ve Büyük Ortadoğu Projesinde önemli görevler üstlendi. Diyarbakır&#8217;ı <b>&#8220;bir yıldız&#8221;</b> yapacağını tüm dünyaya ilan etti.<br /><br /><b>Fuller</b> de onunla aynı görüşteydi ve Recep Tayyip&#8217;&#8217;le aynı dili konuşuyordu.  BBC Türkçe servisinde şunları söylüyordu:<br /><br /><b>&#8220;Mutlu bir Diyarbakır, Türkiye&#8217;nin dış sorunlarında kullanabileceği çok önemli bir araç olacaktır&#8230;&#8221;  </b><br /><br /><b>Atatürk&#8217;ün</b> <b>&#8220;Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir&#8221;</b> sözüyle Kürt, Laz, Çerkez Boşnak, Abaza, Sünni, alevi, tüm halkı bir çatı altında toplama çabasına karşılık, AKP ayrıştırma yolunu seçti. Bu, emperyalizmin ekmeğine yağ süren bir <b>&#8220;böl, yönet&#8221;</b> politikasıydı. Bu, ABD&#8217;nin yoluydu. Yugoslavya bu yöntemle parçalanmıştı. Irak, Afganistan bu yolla parçalanmıştı. Türkiye&#8217;yi de geçmişte Sevr haritaları ile bu yolla parçalamak istediler ama karşılarında Atatürk&#8217;ü buldular.  <br /><br />İKİNCİ İSRAİL  <br /><br />Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini Ulusal Kurtuluş Savaşından sonra kurmuştu. Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devletti. Mayasında ulusalcılık vardı. Mustafa Kemal,  ırkçılığı da dinciliği de birleştirici bir unsur olarak görmemişti. Etnik grupları ulus devlet çatısı altında ve <b>ulusalcılık temelinde</b> bütünleştirmişti.<br /><br /><b>Atatürk&#8217;ün kurduğu ulus devlet bugün ABD emperyalizminin hedefindedir</b>. O, Afrika&#8217;dan Orta Asya&#8217;ya, 24 ülkenin sınırlarını değiştirmeye çalışmaktadır. Türkiye de bu ülkeler arasındadır. Kemalist cumhuriyeti parçalayabilmek için iç işlerimize müdahale etmekte, elinden geleni ardına koymamaktadır. <br /><br /><b>Amerika, aslında Kürt Açılımı ile bir Kuzey Irak açılımı yapmak amacındadır.</b> Irak&#8217;tan çekilirken gözünün arkada kalmaması için, Türkiye&#8217;nin kukla Kürt hükümetini tanımasını ve korumasını istemektedir. Bunun karşılığında PKK&#8217;yı dağdan indirip, onun silah bırakmasını sağlayacaktır. <br /><br />ABD&#8217;li<b> James Jeffrey</b> bir söyleşisinde bunu açık açık vurgulamakta, şunları söylemektedir:<br /><br /><b>&#8220;&#8230;Türkiye istikrarsız, askeri ve siyasi açıdan güvensiz ülkelerin bulunduğu, ihtilaflarla (uyuşmazlık) dolu bölgede, istikrarlı, güçlü ve Batı ittifakına bağlı bir ülkedir. Dolayısıyla Türkiye ve ABD&#8217;nin o ülkelerin güçlendirilmesi, ihtilafların giderilmesi, şiddetin caydırılıp, kontrol altına alınması doğrultusunda o ülkelerle birlikte çalışmakta çıkarı var (&#8230;) Obama yönetimi, Türkiye&#8217;nin katkısı olmaksızın bölgedeki sorunlara çözüm bulmanın çok daha zorlaşacağına inanıyor&#8230;&#8221;</b> (Murat Yetkin, James Jeffrey&#8217;le Konuşma, 12 Mart 2009, Radikal)<br /><br />Obama yönetimi<b> </b>böylece Türkiye&#8217;nin de katkısını alarak bir taşla birkaç kuş vurmak hevesindedir. Birincisi, PKK&#8217;nın Kuzey Irak&#8217;taki terörist varlığına son verip, onu siyasallaştırarak ayrı bir devlet olmasını sağlamak ve kukla Kürt Hükümetinin daha rahat ve daha özgür hareket etmesine ortam hazırlamak, ikincisi Türk ordusunun Kuzey Irak&#8217;a müdahalesini önlemek, üçüncüsü ve en önemlisi Kuzey Irak&#8217;ı BOP için bir sıçrama tahtası yapmak&#8230;<br /><br />Böylece Kuzey Irak ve Türkiye&#8217;nin bütünleşmesi ile <b>ikinci bir İsrail devleti</b> oluşturulacak, Avrasya&#8217;yı ele geçirme hazırlıklarına hız verilecektir&#8230; <br /><br />KÜRT AÇILIMLARI VE EMPERYALİZM<br /><br />Bugün Kürt açılımı dedikleri girişimlerin her karesinde, her noktasında ABD vardır. <b>Kürt açılımı bir Amerikan açılımıdır.</b> Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçasıdır. Irkçı, etnik bir yapılanma temeline dayanmaktadır. Bir aldatmacadır.<br /><br />  Kürt Açılımının Barışla, kardeşlikle hiçbir ilgisi yoktur.  Tam tersine bu girişimlerle Türk&#8217;le Kürt arasına düşmanlık tohumları ekilmektedir. Çatışma ortamı yaratılmaktadır.<br /><br />Bu açılımların, saçılımların ortaya çıkmasından bu yana Türk Kürt&#8217;e, Kürt Türk&#8217;e daha çok kin duymaya başlamıştır. Önlem alınmazsa gelecek günler kanlı çatışmalara gebedir. Bunun belirtileri tüm yurt yüzeyinde ortaya çıkmıştır, çıkmaktadır.<br /><br /> Alt kimlik, üst kimlik tartışmaları ile insanları etnik temelde ayrıştırma, doğrudan emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmekte, Güneydoğu&#8217;nun çağ dışı feodal kalıntılarını daha da güçlendirmektedir. <br /><br /><b>Bugünkü bölücü hareket, emperyalizme, Ortaçağ kalıntılarına dayanmakta ve bu güçler tarafından yönlendirilmektedir. Gerçekte bir azınlık hareketidir.</b><br /><br /> Kürtlerin büyük bir çoğunluğu ayrı bir devlet kurma düşüncesinden yana değildir. 30 Ağustos 2009 tarihli Vatan gazetesinde yayınlanan bir ankete göre Kürtlerin yüzde 79&#8217;u Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında ve sınırları içerisinde yaşamak istemektedir. Sadece yüzde 9&#8217;luk bir kesim ayrı bir devlet olmanın peşindedir&#8230;<br /><br />Yine Türkiye&#8217;nin dört bir yanına dağılan Kürtlerin büyük bir kesimi PKK&#8217;nın terörist eylemlerinden rahatsızlık duymakta, terörist hareketleri desteklememektedir. Türkiye Cumhuriyetine karşı yönlendirilen etnik kalkışmanın başında bugün ağalar, beyler aşiret ve tarikat reisleri vardır.<br /><br />Şimdi sormak gerekir:<br /><br />Şeyhlik, ağalık düzenine ve emperyalizme yaslanarak bir halkın kurtuluşunun gerçekleştirildiği nerede görülmüştür?  <br /><br /> Aşiret, tarikat, siyaset ağaları yüzyıllarca bu yoksul halkın kanını iliğini sömürdü. Beyinlerini batıl inançlarla, hurafelerle doldurarak, düşünme özgürlüklerini ellerinden aldı, Demokles&#8217;in kılıcı gibi yıllar yılı tepelerinde durdu, göz açtırmadı. Bir yandan da emperyalizmle işbirliği içerisine girdi.<br /><br />Osmanlının son dönemlerinde Kürtler, İngiltere&#8217;nin kanatları altında palazlanma yolunu seçmişti. İngiltere, <b>Mustafa Kemal</b>&#8217;in gücünü bölmek ve zayıflatmak için Kürt aşiretlerini ayaklandırmayı düşünüyordu. O yıllarda <b>&#8220;Kürt Teali Cemiyeti</b>&#8221; (Kürt Yükselme Derneği) başkanı <b>Seyit Abdülkadir</b>, İngilizlerin yönlendirmesiyle Diyarbakır, Bitlis, Elazığ illerinde bir &#8220;Kürt devleti&#8221; kurma çabasındaydı. <b>Sadrazam Damat Ferit</b> de Kürt Teali cemiyetinin girişimini destekliyordu. O, İngiliz yüksek komiseri <b>Amiral De Robeck&#8217;</b>e iki kez başvurarak, <b>Mustafa Kemal</b>&#8217;e karşı Kürtleri kullanmayı önermişti. De Robeck Damat Ferit&#8217;in bu önerilerini <b>Lord Curzon</b>&#8217;a şöyle iletmişti:<br /><br /><b>&#8220;Damat Ferit bana geldi ve dedi ki: Kürtler ayrı bir devlet olacaktır. Mustafa Kemal&#8217;i sevmezler. Çünkü o Bolşevikliği getirmek istiyor. Siz Mustafa Kemal&#8217;den nefret ediyorsunuz. Çünkü sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemal&#8217;e karşı birlikte kullanalım.&#8221;</b> (Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, 277)<br /><br /> <br /><br />Böylece, padişahın, sadrazamın ve İngiltere&#8217;nin desteğini arkasına alan işbirlikçi Seyit Abdülkadir, 31 Mart 1920 tarihli <b>Peyam-ı Sabah</b> gazetesinde şunları yazıyordu:<br /><br /> <br /><br /><b>&#8220;Kuva-yı Milliye&#8217;ye aldanmayınız. (Onlar) Bolşeviklerin kafasını taşıyan yurtsuz serserilerdir. Hilafet ve Saltanattan ayrılmayınız.&#8221; </b><br /><br />Ama gerçek yurtseverler, tam bağımsızlık yanlısı Kürtler her zaman bu işbirlikçilerin karşısında olmuştu. 4 Ocak 1923 tarihinde Muş Milletvekili Hacı İlyas Salih Kürtlerin görüşlerini ve duygularını meclis kürsüsünden şöyle açıklıyordu:<br /><br /><b>&#8220;Gazetelere göre, Lord Curzon&#8217;un barış masasındaki görüşmelerde harcanmış iki iğrenç kelimesi var. Biri, bağlı olmakla övündüğüm soy ve milletimin tahkiri (aşağılama), ikincisi Kürt temsilcilerinin Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın tayini ile mebus oldukları. (&#8230;) İngilizler; Türk, Kürt ve türlü namlar altında birleşip birlik olmuş bir toplumun, tek bir milletin bulunduğunu çok iyi bildikleri için, bunları ayrılığa, anlaşmazlığa, ayaklanmaya yöneltmek istiyorlar.(&#8230;) Bence Lord Curzon&#8217;a söylenecek iki şey vardır. Kazım Karabekir Paşa komutasında Elviyei Selase&#8217;de (Kars, Ardahan, Artvin) yazdığı zafer tarihlerinde bayrağın, mızrağın atını oynatan, temiz Kürt soyu Kürt milleti idi. Yunan gibi adi ve alçak düşmanı kaderi olan felaket çukuruna gömerken, dökülen kanlar yine Türk ile Kürt&#8217;ün kanı idi&#8230;&#8221;</b>(4 Ocak, 1923, TBMM Zabıt Ceridesi&#8217;nden aktaran Mahmut Koloğlu, Türkiye Cumhuriyeti, s.75)<br /><br /> <br /><br />Günümüzde ise <b>ABD&#8217;</b>nin desteğini arkasına alan <b>PKK</b>, Muş milletvekili Hacı İlyas Salih&#8217;in yolundan değil; hilafet saltanat yanlısı, İngiliz işbirlikçisi Seyit Abdülkadr&#8217;in izinden gitmektedir. Aynı yolun yolcusudur. Masum insanları katletmekte, yoksul halkın bütçesinden milyarlarca liranın boş yere harcanmasına neden olmaktadır. Analar, babalar, çocuklar, eşler çığlık çığlığa&#8230; Kan, gözyaşı, acı hiç dinmiyor. <br /><br /> <br /><br />Ulus devlet ve ülke bütünlüğü parçalanmaya çalışılıyor. Türkiye Öyle bir teslimiyetçiliğin ve işbirlikçiliğin ortasına düşürülmüş ki her zaman ve her yerde Amerika ne derse o oluyor. İktidar, sorgusuz sualsiz peşinden gidiyor. <br /><br />TÜRKİYE CUMHURİYETİ KÖKLÜ VE BÜYÜK BİR DEVLETTİR<br /><br /><b>Sözün özü şu:</b> <br /><br />Türkiye Cumhuriyeti etnik grupların, dinsel toplulukların ya da alt kimlik, üst kimlik tartışmalarının çerçevesine sığmayacak kadar büyük ve köklü, binlerce yıllık bir tarih mirasından gelmektedir ve yönünü binlerce yıl sürebilecek bir geleceğe çevirmiştir. <br /><br />Kimse yapay farklılıklar yaratarak, ırkçılık, dincilik temelinde bu görkemli geçmişi ve geleceği değiştirmeye, Kemalist cumhuriyetin sabrını denemeye kalkmasın. Bunu nice devletler, nice topluluklar, nice kişiler denediler, başaramadılar.<br /><br />Anayasanın vurguladığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti tek devlet, tek ülke ve tek ulustur. Bayrağı tektir. <br /><br />Egemenlik, kayıtsız koşulsuz Türk ulusunundur. Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün deyişi ile <b>&#8220;Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.&#8221;</b> Azınlık,  çoğunluk, din, dil, ırk ayrımı yapmadan, herkes tasada, sevinçte, ulusal dayanışmada, nimette ve külfette ortaktır.<br /><br />Kürt açılımında tek çözüm Atatürk&#8217;ün yoludur. Onun hem savaşta, hem barışta izlediği Kürtlerle Türklerin kardeşliğine dayanan politikasıdır.<br /><br />Ne ABD&#8217;nin, ne AB&#8217;nin ne de feodal kalıntıların öncülüğünde Kürt Açılımı yapılabilir. ABD, AB açılımları çözümsüzlüktür. Gerçek çözüm, sorunun küresel alandan kurtarılıp ulusal alana çekilmesiyle gerçekleşecektir.  <br /><br />Çünkü Kürt sorunu bir Güneydoğu sorunu, bir Türkiye sorunudur.. Türkler de en az Kürtler kadar sömürülmekte, ezilmekte çile çekmektedir. Ağalık, beylik, aşiret, tarikat düzeninin ve emperyalizmin sömürü ve baskısı ortadan kalkmadan ne Türkler ne de Kürtlere rahat yüzü vardır.<br /><br />Kürtlerin de Türkler gibi tek sorunu işsizlik, topraksızlık, geçim derdidir. Bu sorunlar tüm Türkiye&#8217;nin sorunlarıdır ve ancak ortak mücadele ile çözümlenebilir.<br /><br />Türkiye, emperyalizm ve dinci faşizmden kurtulduğu gün güneş yeniden doğacak, Türklerin de Kürtlerin de kurtuluşu işte o zaman gerçekleşecektir&#8230; <br /><br /><b>(Müdafaa-i Hukuk Dergisi, Şubat 2010)</b><br /><br />                                                                                                                                                                       <br /><br />(<a href="mailto:ali-eralp@hotmail.com">ali-eralp@hotmail.com</a>)]]></description>
		<starter>Ali Eralp</starter>
		<poster>Ali Eralp</poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 08:38:08 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 08:38:08 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70076</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Davetsiz Misafir | Günün Astronomi Fotoğrafı - 09 Şubat 2010</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Astronomi_Uzay_Gokbilim_Konu_Anlatimlari_f65/Davetsiz_Misafir_Gunun_Astronomi_Fotografi_09_Subat_2010_t70075.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><div align="center"><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Davetsiz Misafir | Günün Astronomi Fotoğrafı</b><br /><br /><br /><br />Evreni Keşfedin! Her gün, Türkiye'den bir astronom tarafından çekilmiş bir astronomi fotoğrafı sunuyoruz.<br /><br /><br /><b>09 Şubat 2010</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/img/2010-02-09.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Davetsiz Misafir</b><br /><br /><br /><b>Telif Hakkı:</b> Barbaros KURT<br /><br /><b>Açıklama: </b>Gün gelir, fotoğrafını çekmeye odaklandığınız o çok uzaktaki minik nesne ile aranıza bir davetsiz misafir giriverir. Bu misfair bir uydu ya da bir hava aracı olabilir. Uydu olması durumunda fark etmeniz oldukça güçtür fakat fotoğraftaki gibi bir uçak ise fark edilmemesi mümkün değildir. Fotoğrafta havayolu şirketlerinin en çok kullandığı alçaktan seyreden bir Boeing 757 uçağı dolunaydan bir gün önceki Ay'ın tam önünden geçerken görülüyor. Uçağın çevresinde yarattığı su buharına bağlı atmosfer etkileri gövdesinin üzerinde ve kanatların ve kuyruğun ardında belirgin bir şekilde görülüyor. Tamamen rastlantısal olarak çekilen bu fotoğraf 5 Ağustos 2009 tarihinde Halkalı'dan 8 inç'lik el yapımı <b>Newton</b> türü teleskopla çekildi<br /><br /><b>Yarının Aday Fotoğrafı:</b> Iridium Parlaması ve Kutup Yıldızı<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--colorc--></span><!--/colorc--></div><br /><br /><br /><br /><br /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/son2_01.gif" border="0" class="linked-image" /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/son2_02.gif" border="0" class="linked-image" /><br /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/son2_03.gif" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 07:42:58 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 07:42:58 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70075</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[[Uzman TV] Sigarayı bırakma sürecinde nasıl beslenmeliyiz?]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Uzman_TV_Videolari_izleyen_Bilir_f226/Uzman_TV_Sigarayi_birakma_surecinde_nasil_beslenmeliyiz_t70073.html</link>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.uzmantv.com/sigarayi-birakma-surecinde-nasil-beslenmeliyiz"><img src="http://st1.uzmantv.com/videos/315/CTP000LBQTS/1_200.jpg" width="120" height="90" align="left" border="0" vspace="0" hspace="10" /></a><p>Sigarayı bırakma sürecinde nasıl beslenmeliyiz? sorusunu Psikolog Murat Koç görüntülü olarak yanıtlıyor.</p><p>Konu:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/konu/sigarayi-birakin">Sigarayı Bırakın</a><br/>Psikolog&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/uzman/psikolog-murat-koc">Murat Koç</a><br/>Kategori:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/kategori/saglik/bagimliliklar">Bağımlılıklar</a><br/>Astroloji, sağlık, aşk, kariyer, gelecek - Etiketler:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/etiket/nikotin">nikotin</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/zararl%C4%B1">zararlı</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/duman">duman</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/c+vitamini">c vitamini</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/vitamin">vitamin</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/su">su</a>, <br/></p>]]></description>
		<starter><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></starter>
		<poster><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 03:59:15 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 03:59:15 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70073</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[[Uzman TV] Sigara çalışma hayatını nasıl etkiler?]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Uzman_TV_Videolari_izleyen_Bilir_f226/Uzman_TV_Sigara_calisma_hayatini_nasil_etkiler_t70074.html</link>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.uzmantv.com/sigara-calisma-hayatini-nasil-etkiler"><img src="http://st1.uzmantv.com/videos/313/nrQVPrA7Pd0/1_200.jpg" width="120" height="90" align="left" border="0" vspace="0" hspace="10" /></a><p>Sigara çalışma hayatını nasıl etkiler? sorusunu Psikolog Murat Koç görüntülü olarak yanıtlıyor.</p><p>Konu:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/konu/sigarayi-birakin">Sigarayı Bırakın</a><br/>Psikolog&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/uzman/psikolog-murat-koc">Murat Koç</a><br/>Kategori:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/kategori/saglik/bagimliliklar">Bağımlılıklar</a><br/>Astroloji, sağlık, aşk, kariyer, gelecek - Etiketler:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/etiket/sigara">sigara</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/ba%C4%9F%C4%B1ml%C4%B1l%C4%B1k">bağımlılık</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/nikotin">nikotin</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/zararl%C4%B1">zararlı</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/i%C5%9Fyeri">işyeri</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/duman">duman</a><br/></p>]]></description>
		<starter><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></starter>
		<poster><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></poster>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 03:59:15 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Tue, 09 Feb 2010 03:59:15 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70074</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sabrediyoruz. Niçiz?</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Kadim_Dostlarimiz_Yazilarini_Paylasiyor_f102/Sabrediyoruz_Niciz_t70066.html</link>
		<description><![CDATA[<!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->SABREDİYORUZ. NİÇİN?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Sabır: Teslimiyet, teslim olmak değildir, aksine ciddi bir mücadeledir. Sabrı teslim olmak gibi yorumlamak, aç olan bir insanın, tokmuş gibi kendisini teselli etmesine benzer. Bu manada sabır umudun tükendiği yerde başlıyor demektir. Sabır, ahlakın ve her türlü değerlerimizin, yasalar noktasına değin dayandığı andır. Bu noktadan sonra sabretmek mücadeleden vaz geçmek olur. Bu da teslimiyeti kabullenmek anlamına gelir.<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Demek oluyor ki sabır   bir mücadele şeklidir. O halde niçin sabrediyoruz?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Mutlu yarınlarımız için mi? <!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            AB&#8217;ye teslimiyetimiz için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            ABD&#8217;ye sığınanlar için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Uyum yasalarına imza atanlar için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Atatürk&#8217;ün emanet ettiği Cumhuriyetin vermiş olduğu huzur içerisinde hâlâ mışıl-mışıl uyuyup uyanamayanlar için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Gaflet ve dalâlet içerisinde uyuyanlar için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Kendi kendimize, aç olmamıza rağmen tokmuş gibi teselli verdiğimiz için mi? Niye ve<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Niçin sabrediyoruz?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Güçsüz olduğumuz için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Haksız olduğumuz için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Aciz olduğumuz için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Yenilgiyi kabul ettiğimiz için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Gelecek güzel günler için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Yönetenlerin ve de muhalefetin hatalarını anlamaları için mi?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Tek tesellimiz olan sabır ömür çarkındaki bir sürü dişlinin kırılıyor olmasına rağmen ses çıkarmamak mıdır?<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Ahlakın ve kanunun dur dediği yere sabır diyoruz. Ancak bu noktada sabretmemiz, bize haklıyken haksızlığı reva görüyorsa, bizi yoldan çıkmaya teşvik ediyorsa, sürüngenlik noktasına getiriyorsa, bunun adı asla sabır değildir.<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Gücümüzün, takatimizin tükendiği için sabrediyorsak, bunun adı sabır değil zafiyettir. Haksız olduğumuz için sabrediyorsak ki haklıyız, bunun adı kabullenmektir.  <!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->Yetersiz ve aciz olduğumuz için sabrediyorsak bunun adı sabır değil çaresizliktir. Yenilgiyi kabul ettiğimiz için sabrediyorsak bunun adı da sabır değil bahanedir. Yenilgiyi kabul ettiğimiz için mi sabrediyoruz? Öyle ise bunun adı da teslimiyettir. Çocuklarımıza karşı gösterilen sevgi, eşimize karşı gösterdiğimiz sadakat, işimize karşı gösterilen ise, sabırla alakası olmayan ekmeğe olan saygı ve metanettir. Peki, niçin sabrediyoruz? Sabır taşı çatlamıştır o halde yapılması gereken tek bir şey var kutsal oylarımızla sandıkta, işbirlikçi iktidarı ve muhalefetin beceriksizlik örneği sergileyen temsilcilerini siyasetin karanlık mezarlığına bir daha hortlamayacakları biçimde gömmektir. Sabır: Meşru zeminlerde zafiyetten kurtula bilmek adına verilen, onurlu, vakarlı insanların isabetli, sonucu tayin edebilen mücadelesinin adıdır. Yerel seçimlerde vatandaşımızın çok dikkatli olması, adayları ve programlarını çok iyi etüt etmeleri geçmişi unutmamaları küçük çıkarlara ve de menfaatlere aldırış etmeden iktidar ve beceriksiz muhalefet partilerine gereken dersi vermek, Millet&#8217;in gücünü göstermek boynumuza borç olmuştur. Saygıyla<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->sevgiyle, muhabbetle kalın saygı değerler. Büyük birlik hareketine katılarak kol kola girmek umuduyla.<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /> <br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->                                           Büyük Birlik Partisi<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->                                          Ayvalık İlçe Başkanı<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->                                              Ali Rıza Saygan<!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br />]]></description>
		<starter>kıraçata</starter>
		<poster>kıraçata</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 14:01:30 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 14:01:30 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70066</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ruhunu Kaybetmiş Hareket.</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Kadim_Dostlarimiz_Yazilarini_Paylasiyor_f102/Ruhunu_Kaybetmis_Hareket_t70064.html</link>
		<description><![CDATA[<div align="center"><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->[/size]<!--fontc--></span><!--/fontc--> </div><br /><div align="center"><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->[size="3"] <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--></div><br /><div align="center"><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->RUHUNU KAYBETMİŞ HAREKET<!--fontc--></span><!--/fontc--></div><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->Ruhunu kaybetmiş bir hareket, hareket hareket olabilir mi? Hareketin hareket olabilmesi vazgeçilmesi mümkün olmayan RUHU kaybetmemiş olmasına bağlıdır, aksi; Hareket değil <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->hareketsizlik(RUHSUZLUK) olur.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Hareketin hareket olabilmesi!...<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->1-Noel Baba şenliklerine iktidarları döneminde bütçe ayırmamaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->2-Türk Kurultayı&#8217;nı bütçe yetersizliği nedeni ile iptal etmemeye bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->3-Başbuğun emaneti ve vasiyeti olan; Erciyes Kurultayına muhalefet olunmamasına bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->4-Mirasa sahip çıkmak erdemliliktir. Mirasa sahip çıkmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->5-Erciyes Kurultayını reddetmek, hareketi hareket olmaktan uzaklaştırır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->6-Önce ruhlar ölür, sonrada madde ölüme gark olur. Ruhu ölmüş hareket, hareket olamaz.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->7- Hareketin hareket olabilmesi, özüne ve vazgeçilmezlere bigane kalınmamasına bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->8-Hareket sanal Erciyes&#8217;e internetten ulaşmamaya bağlıdır(YAŞANIR).<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->9-Kızılay çadırlarına bir gecede Erciyes&#8217;in eteklerini başka bir renge boyatmamaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->10-Hareketin hareket olabilmesi kendisine ait olana sahip çıkmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->11-Hareket çadırlar önünde ateş yakmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->12-Hareket, Kıraç Atayı, Ergenekon&#8217;u, eziyet dolu günleri hatırlamaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->13-Hareket, aksakallıların önüne diz çökerek feyz almaya, Türklüğüne bağlanmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->14-Hareket isimsiz kahramanları hatırlamaya ve onları anarak yâd etmeye bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->15-Yorgun, bedbin, vefasız demokrat olabilir. Hareket, yorgun, bedbin, vefasız olamaz.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->16-Aymazlık harekete yakışmaz, hareket aymazlıkta uzak kalmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Sevgili kardeşlerim. Eğer bizler kendi özümüze, örf ve adetlerimize, Milli ve Manevi değerlerimize, bizlere bu değerleri emanet edebilmek adına mücadele vermiş geçmişimize, tarihimize sahip çıkmaz isek istemediğimiz birileri sahip çarlar. Şöyle ki:<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Türk Kurultayı, Erciyes Kurultayı, Ergenekon isme tescilli bir markamıdır? Kesinlikle değildir. Mirasın sahipleri mirasa sahip çıkamama aczi yetindedirler. Yetmez!... Birileri taba-nın omuzlarına basarak diktatörlük yapma çabasındadılar. Dün, önceki tavrı ve de tarzı, zihni-yetleri belli olan, Anayasa Mahkemesi kararıyla:10 na 1 oyla cezalandırılmış, Ulus devlete,<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->Cumhuriyete, Atatürk ilke ve inkılâplarına, Laikliğe tezattan odak noktası olarak ilan edilmiş <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->bir partinin destekçisi olarak:<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->a- Ekümeniklik,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->b- Türban,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->c- Vakıflar yasasını onaylamak.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->d- Avrupa Birliğine evet demek,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->e- 2002 de erken seçimi kabul edip AKP nin önünü açmak,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->f- İmralıdaki Canavarın idamını Rahşan Ecevit affına  kadar sumen altında tutanlarla ortaklık<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->g- 2002 Seçimlerinden ders almayacak kadar aymazlık.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Bazı değerlerin içini boşaltmış, anlamsız hale getirmiş, misyonundan ve de vizyonun-<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->dan uzaklaşmıştır. Hareketini kaybedenlere sistem, hareketin kralını gösterecektir. <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->MEKÂNIN CENNET OLSUN. İYİKİ GÖRMÜYORSUN. İYİKİ KAHROLMUYORSUN.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->BAŞBUĞUM Güvendiğin dağlara karlar yağıyor. RUHUN ŞADOLSUN.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->Değerlerimize sahip çıkmak için BÜYÜK BİRLİK HALKASINDA OMUZ OMUZA,<br />BBP Ayvalık İlçe Başkanı.<br />Ali Rıza Saygan.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br />]]></description>
		<starter>kıraçata</starter>
		<poster>kıraçata</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 13:47:36 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 13:47:36 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70064</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ruhunu Kaybetmiş Hareket.</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Kadim_Dostlarimiz_Yazilarini_Paylasiyor_f102/Ruhunu_Kaybetmis_Hareket_t70063.html</link>
		<description><![CDATA[<div align="center"><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->[/size]<!--fontc--></span><!--/fontc--> </div><br /><div align="center"><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--> <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--></div><br /><div align="center"><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->RUHUNU KAYBETMİŞ HAREKET<!--fontc--></span><!--/fontc--></div><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->Ruhunu kaybetmiş bir hareket, hareket hareket olabilir mi? Hareketin hareket olabilmesi vazgeçilmesi mümkün olmayan RUHU kaybetmemiş olmasına bağlıdır, aksi; Hareket değil, hareketsizlik( Ruhu Yitirmek) Olur. Bu doğruları söylemek, bölmek değil, aksine yapıcı tenkittir.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--> <br /><br />[size="3"]<!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Hareketin hareket olabilmesi!...<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->1-Noel Baba şenliklerine iktidarları döneminde bütçe ayırmamaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->2-Türk Kurultayı&#8217;nı bütçe yetersizliği nedeni ile iptal etmemeye bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->3-Başbuğun emaneti ve vasiyeti olan; Erciyes Kurultayına muhalefet olunmamasına bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->4-Mirasa sahip çıkmak erdemliliktir. Mirasa sahip çıkmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->5-Erciyes Kurultayını reddetmek, hareketi hareket olmaktan uzaklaştırır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->6-Önce ruhlar ölür, sonrada madde ölüme gark olur. Ruhu ölmüş hareket, hareket olamaz.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->7- Hareketin hareket olabilmesi, özüne ve vazgeçilmezlere bigane kalınmamasına bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->8-Hareket sanal Erciyes&#8217;e internetten ulaşmamaya bağlıdır(YAŞANIR).<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->9-Kızılay çadırlarına bir gecede Erciyes&#8217;in eteklerini başka bir renge boyatmamaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->10-Hareketin hareket olabilmesi kendisine ait olana sahip çıkmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->11-Hareket çadırlar önünde ateş yakmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->12-Hareket, Kıraç Atayı, Ergenekon&#8217;u, eziyet dolu günleri hatırlamaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->13-Hareket, aksakallıların önüne diz çökerek feyz almaya, Türklüğüne bağlanmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->14-Hareket isimsiz kahramanları hatırlamaya ve onları anarak yâd etmeye bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->15-Yorgun, bedbin, vefasız demokrat olabilir. Hareket, yorgun, bedbin, vefasız olamaz.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->16-Aymazlık harekete yakışmaz, hareket aymazlıkta uzak kalmaya bağlıdır.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Sevgili kardeşlerim. Eğer bizler kendi özümüze, örf ve adetlerimize, Milli ve Manevi değerlerimize, bizlere bu değerleri emanet edebilmek adına mücadele vermiş geçmişimize, tarihimize sahip çıkmaz isek istemediğimiz birileri sahip çarlar. Şöyle ki:<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Türk Kurultayı, Erciyes Kurultayı, Ergenekon isme tescilli bir markamıdır? Kesinlikle değildir. Mirasın sahipleri mirasa sahip çıkamama aczi yetindedirler. Yetmez!... Birileri taba-nın omuzlarına basarak diktatörlük yapma çabasındadılar. Dün, önceki tavrı ve de tarzı, zihni-yetleri belli olan, Anayasa Mahkemesi kararıyla:10 na 1 oyla cezalandırılmış, Ulus devlete,<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->Cumhuriyete, Atatürk ilke ve inkılâplarına, Laikliğe tezattan odak noktası olarak ilan edilmiş <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->bir partinin destekçisi olarak:<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->a- Ekümeniklik,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->b- Türban,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->c- Vakıflar yasasını onaylamak.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->d- Avrupa Birliğine evet demek,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->e- 2002 de erken seçimi kabul edip AKP nin önünü açmak,<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->f- İmralıdaki Canavarın idamını Rahşan Ecevit affına  kadar sumen altında tutanlarla ortaklık<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->g- 2002 Seçimlerinden ders almayacak kadar aymazlık.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto-->            Bazı değerlerin içini boşaltmış, anlamsız hale getirmiş, misyonundan ve de vizyonun-<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->dan uzaklaşmıştır. Hareketini kaybedenlere sistem, hareketin kralını gösterecektir. <!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->MEKÂNIN CENNET OLSUN. İYİKİ GÖRMÜYORSUN. İYİKİ KAHROLMUYORSUN.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->BAŞBUĞUM Güvendiğin dağlara karlar yağıyor. RUHUN ŞADOLSUN.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br /><!--fonto:Times New Roman--><span style="font-family:Times New Roman"><!--/fonto--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo-->Değerlerimize sahip çıkmak için BÜYÜK BİRLİK HALKASINDA OMUZ OMUZA,<br />BBP Ayvalık İlçe Başkanı<br />Ali Rıza Saygan.<!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc--><br /><br />]]></description>
		<starter>kıraçata</starter>
		<poster>kıraçata</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 13:04:19 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 13:04:19 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70063</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[EURO 2012 - Avrupa Futbol Şampiyonası | 14. Avrupa Futbol Şampiyonası - Final Ukrayna'nın Başkenti Kiev'de Oynanacak - EURO 2012 - Avrupa Futbol Şampiyonası Grupları]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Avrupa_dan_ve_Dunya_dan_Futbol_f90/EURO_2012_Avrupa_Futbol_Sampiyonasi_14_Avrupa_Futbol_Sampiyonasi_Final_Ukrayna_nin_Baskenti_Kiev_t70059.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>EURO 2012 - Avrupa Futbol Şampiyonası</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><b>14. Avrupa Futbol Şampiyonası,</b> Polonya ve Ukrayna'nın ortaklaşa düzenleyeceği bir turnuvadır. Turnuva için elemeler, <b>2010 FIFA Dünya Kupası</b>'ndan sonra başlayacaktır. 2012 yılında yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Polonya'nın Gdansk, Poznan, Varşova ve Wroclaw kentlerindebulunan statlar kullanılacak. <br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img402.imageshack.us/img402/5103/euro20121.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br />Diğer bir organizatör olan <b>Ukrayna</b>'dan ise Kiev, Donetsk, Dnipropetrovsk ve Lviv kentleri futbol şölenine ev sahipliği yapacak. <br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img402.imageshack.us/img402/3814/euro20122.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br />Ukrayna'nın başkenti Kiev'de bulunan ve 1980 Rusya Olimpiyatları'na ev sahipliği yapan Olimpiyat Stadı'nda ise final maçının oynanabileceği bildirildi.<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 09:52:17 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 10:01:42 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70059</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Saleen S55 Raptor | Saleen'nin Kendisi İçin Tasarladığı Otomobil - Saleen S55 Raptor Resimleri]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Motorlu_Araclar_Haber_Merkezi_Arac_Tanitimlari_ve_Teknik_Yenilikler_f238/Saleen_S55_Raptor_Saleen_nin_Kendisi_icin_Tasarladigi_Otomobil_Saleen_S55_Raptor_Resimleri_t70058.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Saleen S55 Raptor</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br />Genellikle Ford otomobillere uyguladığı modifikasyonlarla tanınan <b>Saleen </b>az da olsa kendi modellerini de tasarlıyor. Bunlardan bir olan <b>Saleen S7</b> oldukça popüler ve sevilen bir otomobil. Saleen S7'nin ardından birkaç yıl boyunca yeni bir tasarım yayınlamamış genellikle Ford Mustang, Ford GT, Chrysler SRT, Dodge Viper modifikasyonlarına yönelmişti. 2008 yılında S7'nin ardından ilk kez bir süper otomobil konsepti tanıtan Saleen yine aynı etkiyi yaratmak istiyor.<br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img705.imageshack.us/img705/2674/43892250.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br />S55 Raptor adı verilen konsept S7 modeline göre biraz daha kısa bir tasarıma sahip. Bunun sebebi belki de ekonomik ve çevresel sebepler olabilir. Çünkü araç Etanol ile çalışıyor. Etanol yüksek performans sunarken organik bazlı olduğu için çevreye daha az zarar veriyor.<br /><br />Motoru ortada olduğu için daha çok İtalyan otomobillerini andıran Raptor, 5 litrelik V8 motoru ile safkan bir Amerikan otomobili olduğunu ortaya koyuyor. Saleen'in 20 yıllık deneyimi ile geliştirdiği süper şarjlı motor 650 beygir güç ve 854 nm tor üretiyor. Bu güç de Raptor'u 3.2 saniyede 0'dan 100'e çıkartıyor. Düşük devirli motor 4400 devirde tüm torkunu sunarak eski Amerikan otomobillerini andırıyor.<br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img705.imageshack.us/img705/6535/34963131.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br />6 ileri manuel ve tiptronik şanzımana sahip olan Raptor'un son sürati ise saatte 320 kilometre. Amerika'nın en büyük tasarım şirketlerinden biri olan ASC tarafından tasarlanan Raptor'ın tasarımında Mclaren ve Chaparal'dan da yardım alınmış.Kullanılan Cam tavan sayesinde iç mekanda da aydınlık bir ortam tasarlanmış. S55 Raptor'un önümüzdeki birkaç ay içinde piyasada olması bekleniyor. Fiyat ise 185.000 dolar olacak.<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>Kaynak: arabalar.gen.tr</b><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 09:22:06 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 09:25:54 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70058</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ay - Venüs Yakınlaşması | Günün Astronomi Fotoğrafı - 08 Şubat 2010</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Astronomi_Uzay_Gokbilim_Konu_Anlatimlari_f65/Ay_Venus_Yakinlasmasi_Gunun_Astronomi_Fotografi_08_Subat_2010_t70057.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><div align="center"><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><br /><b>Ay - Venüs Yakınlaşması | Günün Astronomi Fotoğrafı</b><br /><br /><br /><br />Evreni Keşfedin! Her gün, Türkiye'den bir astronom tarafından çekilmiş bir astronomi fotoğrafı sunuyoruz.<br /><br /><br /><b>08 Şubat 2010</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/img/2010-02-08.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Ay - Venüs Yakınlaşması</b><br /><br /><br /><b>Telif Hakkı:</b> Uğur İkizler<br /><br /><b>Açıklama: </b>Ay &#8211; Venüs yakınlaşması. Türk Bayrağı Bu fotoğraf 01.12.2008 tarihinde saat 17:13 de Bursa - Mudanya&#8217; da Canon Rebel XT Hutech modifiyeli fotoğraf makinası, Sigma APO DG 70-300 ( 300mm) f/5.6 lens ile, El yapımı kundak takibi kullanılarak ISO 400 hızında, 1/5 sn. poz süresi ile çekilmiştir.<br /><br /><b>Yarının Aday Fotoğrafı:</b> Davetsiz Misafir<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--colorc--></span><!--/colorc--></div><br /><br /><br /><br /><br /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/son2_01.gif" border="0" class="linked-image" /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/son2_02.gif" border="0" class="linked-image" /><br /><img src="http://gaf.gokyuzu.org/son2_03.gif" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 08:43:25 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 08:43:25 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70057</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kamboçya Üzerinde Güneş Halesi | Günün Gökbilim Görüntüsü - 8 Şubat 2010</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Astronomi_Uzay_Gokbilim_Konu_Anlatimlari_f65/Kambocya_Uzerinde_Gunes_Halesi_Gunun_Gokbilim_Goruntusu_8_Subat_2010_t70056.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><div align="center"><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Kamboçya Üzerinde Güneş Halesi | Günün Gökbilim Görüntüsü</b><br /><br /><br /><br />Kâinatı Keşfedin! Büyüleyici evrenimizin farklı bir resmi veya fotoğrafı, her gün profesyonel bir gökbilimcinin yazdığı kısa bir açıklama ile birlikte yayımlanır.<br /><br /><br /><br /><b>8 Şubat 2010 </b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><img src="http://antwrp.gsfc.nasa.gov/image/1002/sunhalo_attila.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Kamboçya Üzerinde Güneş Halesi</b><br /><br /><br /><b>Katkı ve Telif Hakkı :</b> Nagy Attila  <br /><br /><b>Açıklama :</b> <b>Siz hiç Güneş'in çevresinde hale gördünüz mü?</b> Oldukça sık rastlanan bu manzara, yükseklerde yer alan ve milyonlarca küçük buz kristali içeren ince bulutlar gökyüzünün büyük bir kısmını kapladığında meydana gelir. Böyle durumlarda, her bir buz kristali minik bir mercek görevi görür. Kristallerin çoğu birbirine benzeyen uzun altıgen biçimlere sahip olduğundan, kristalin bir yüzünden girip tam karşısındaki yüzden çıkan ışık 22 derecelik bir kırılmaya uğramış olur ki, bu da güneş halesinin yarıçapına denk gelir. Geceleri ise buna benzer olarak ay halesi görülebilmektedir. <b>Angkor / Kamboçya</b>'da çekilen yukarıdaki görüntüde, tarihi <b>Bayon Tapınağı</b>'nın çok yukarısında ortaya çıkan neredeyse eksiksiz bir güneş halesi yer almakta. Bu arada, buz kristallerinin bulutlar içerisinde tam olarak nasıl oluştukları halen araştırılmakta olan bir konudur.  <br /><br /><b>Anahtar Sözcükler :</b> Hale, Güneş<!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--> <!--colorc--></span><!--/colorc--></div><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 08:33:43 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 08:33:43 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70056</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[[Uzman TV] Boksta direkt vuruş nasıl yapılır?]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Uzman_TV_Videolari_izleyen_Bilir_f226/Uzman_TV_Boksta_direkt_vurus_nasil_yapilir_t70052.html</link>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.uzmantv.com/boksta-direkt-vurus-nasil-yapilir"><img src="http://st1.uzmantv.com/videos/658/edVVrMrYSSy/1_200.jpg" width="120" height="90" align="left" border="0" vspace="0" hspace="10" /></a><p>Boksta direkt vuruş nasıl yapılır? sorusunu Boks Milli Takımı Antrenörü Fikret Tiryaki görüntülü olarak yanıtlıyor.</p><p>Konu:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/konu/boksta-temel-vuruslar">Boksta Temel Vuruşlar</a><br/>Boks Milli Takımı Antrenörü&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/uzman/boks-milli-takimi-antrenoru-fikret-tiryaki">Fikret Tiryaki</a><br/>Kategori:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/kategori/spor/dovus-sporlari">Dövüş Sporları</a><br/>Astroloji, sağlık, aşk, kariyer, gelecek - Etiketler:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/etiket/yumruk">yumruk</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/boks%C3%B6r">boksör</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/e%C4%9Fitim">eğitim</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/spor">spor</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/boks">boks</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/vuru%C5%9F">vuruş</a>, <br/></p>]]></description>
		<starter><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></starter>
		<poster><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 02:28:08 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 02:28:08 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70052</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[[Uzman TV] Swing nasıl bir vuruştur?]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Uzman_TV_Videolari_izleyen_Bilir_f226/Uzman_TV_Swing_nasil_bir_vurustur_t70053.html</link>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.uzmantv.com/swing-nasil-bir-vurustur"><img src="http://st1.uzmantv.com/videos/654/Z0TrQVQmemX/1_200.jpg" width="120" height="90" align="left" border="0" vspace="0" hspace="10" /></a><p>Swing nasıl bir vuruştur?  sorusunu Boks Milli Takımı Antrenörü Fikret Tiryaki görüntülü olarak yanıtlıyor.</p><p>Konu:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/konu/boksta-temel-vuruslar">Boksta Temel Vuruşlar</a><br/>Boks Milli Takımı Antrenörü&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/uzman/boks-milli-takimi-antrenoru-fikret-tiryaki">Fikret Tiryaki</a><br/>Kategori:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/kategori/spor/dovus-sporlari">Dövüş Sporları</a><br/>Astroloji, sağlık, aşk, kariyer, gelecek - Etiketler:&#160;<a href="http://www.uzmantv.com/etiket/e%C4%9Fitim">eğitim</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/boks">boks</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/yumruk">yumruk</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/boks%C3%B6r">boksör</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/spor">spor</a>, <a href="http://www.uzmantv.com/etiket/vuru%C5%9F">vuruş</a>, <br/></p>]]></description>
		<starter><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></starter>
		<poster><![CDATA[KD &#8482; Uzman]]></poster>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 02:28:08 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Mon, 08 Feb 2010 02:28:08 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70053</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[2010 All Star 14 Şubat'ta Dallas'da | All-Star 2010 İlk Beşler - All-Star 2010 Tam Liste - Çaylaklar Maçı Kadroları]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Basketbol_Dunyasi_NBA_Normal_Sezon_ve_Playoff_f91/2010_All_Star_14_Subat_ta_Dallas_da_All_Star_2010_ilk_Besler_All_Star_2010_Tam_Liste_Caylaklar_Mac_t70048.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>2010 All Star<br /></b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><br /><img src="http://img191.imageshack.us/img191/8057/allstar2010.png" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><br /><br /><b>14 Şubat 2010</b>'da <b>Dallas</b>'ta düzenlenecek<b> All-Star 2010</b> Organizasyonu kapsamında oynanacak olan <b>NBA All-Star </b>Maçında ilk beş başlayacak oyuncular açıklandı;<br /> <br /><br />Oylama sonucunda 2 Milyon 549 Bin 693 oy alan LeBron James tarihte ilk kez 3 defa iki buçuk milyon oy barajını geçen isim oldu ve toplamda da en çok oyun sahibi oldu. LeBron James kariyerinde 6. kez All-Star 2010 maçında yer alacak.<br /><br />Oylamada NBA'nin veteran gardı Allen Iverson, gösterdiği vasat basketbola karşın taraftarlardan yeterli oyu alarak ilk beşte kendine yer edinme başarısını gösterdi.<br /><br /><br /><b>Doğu Konferansı</b>'nın ilk beşi şu şekilde:<br /><br /><br /><b>Allen Iverson </b>(Philadelphia 76ers)<br /><b>Dwyane Wade</b> (Miami Heat)<br /><b>LeBron James </b>(Cleveland Cavaliers)<br /><b>Kevin Garnett</b> (Boston Celtics)<br /><b>Dwight Howard</b> (Orlando Magic)<br /><br /><br />Batı konferansında en çok oyu <b>2 Milyon 456 Bin 224</b> oyla Kobe Bryant aldı ve bu sezon 12. kez All-Star'a ilk beşte başlayacak. Kobe daha önce üç kez All-Star maçının en değerli oyuncusu seçilmişti. Batı'da Çinli yıldız pivot Yao Ming sakatlığı nedeniyle bu organizasyonda yer alamayacak.<br /><br /><br /><b>Batı konferansı</b>'nın ilk beşini şu oyuncular oluşturuyor:<br /><br /><b>Kobe Bryant</b> (L.A. Lakers)<br /><b>Steve Nash</b> (Phoenix)<br /><b>Tim Duncan </b>(San Antonio)<br /><b>Carmelo Anthony</b> (Denver)<br /><b>Amare Stoudemire</b> (Phoenix)<br /><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br /><b><a href="http://www.nbatr.com/nba-haberleri/2010-all-star-dallasda.html" target="_blank">Kaynak</a></b><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 20:27:52 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Sun, 07 Feb 2010 20:34:13 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70048</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Jan Steen - Jan Havickszoon Steen (Yak. 1626 &#8211; Gömülüşü: 3 Şubat 1679) | Hollanda Altın Çağı Olarak İsimlendirilen Dönemde Yaşamış  Hollandalı Janr Ressam]]></title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Sanatsal_Resimler_Sanatcilarin_Tablolari_f111/Jan_Steen_Jan_Havickszoon_Steen_Yak_1626_ve_8211_Gomulusu_3_Subat_1679_Hollanda_Altin_Cagi_t70044.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>Jan Steen - Jan Havickszoon Steen</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><br /><b>&#8226;	Doğum adı:</b> Jan Havickszoon Steen <br /><b>&#8226;	Doğum: </b>yak. 1626, Leiden, Hollanda <br /><b>&#8226;	Ölüm: </b>1679, Leiden, Hollanda <br /><b>&#8226;	Alanı:</b> Janr resmi <br /><b>&#8226;	Etkin yılları: </b>1648 - 1679 <br /><b>&#8226;	Ünlü yapıtları: </b>Aziz Nikolas Yortusu <br /><br /><br /><b>Jan Havickszoon Steen </b>(yak. 1626 &#8211; gömülüşü 3 Şubat 1679), Hollanda Altın Çağı olarak isimlendirilen dönemde yaşamış, Hollandalı janr ressamıydı. Eserlerinin karakteristik özellikleri psikolojik derinlik, mizahi öğeler ve aşırı renk kullanımıdır.<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img693.imageshack.us/img693/2764/84902890.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>Jan Steen, Otoportre, 1670</b><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /></div><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>Hayatı</b><br /><br /><br />Steen, Leiden'de, bir çok kuşaktan beri <b>"Kırmızı Mızrak" </b>isimli bir han işletmekte olan zengin bir Katolik ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Kendisinden çok daha ünlü olan dönemdaşı Rembrandt van Rijn (1606&#8211;1669) gibi Steen de, dönemin yaygın eğitim kurumu olan <b>"latince okulunda"</b> eğitim gördü. Ressamlık eğitimini Utrecht'te, tarihî ve figüratif sahneleri içeren resimler yapan Alman bir ressam olan Nicolaes Knupfer'den (1603&#8211;1660) aldı. Knupfer'in etkisi Steen'in resimlerinin kompozisyonunda ve renk kullanımında görülebilir. Bir başka ilham kaynağı ise, Haarlem'de yaşayan ve kırsal alan resimleri çizen Adriaen van Ostade (1610&#8211;1685) idi. Steen'in Ostande'nin öğrencisi olup olmadığı kesin değildir.<br /><br />Jan Steen 1648'de Leiden'deki Aziz Luka Loncası'nın ressamlar bölümüne katıldı. Kısa süre sonra ünlü manzara ressamı Jan van Goyen'in (1596&#8211;1656) asistanı oldu ve ressamın Lahey'deki evine taşındı. 3 Ekim 1649'da van Goyen'in kızı Margriet ile evlendi. Ressamın ilk eşinden sekiz çocuğu oldu. van Goyen ile 1654'e kadar çalışan Steen daha sonra Delft'e taşındı. Orada, De Roscam (Kaşağı) isimli bir birahane işletmeye başladı ancak fazla başarılı olamadı. 1656 - 1660 arasında Warmond'da, 1660 - 1670 arasında ise Haarlem'de yaşadı ve oldukça üretken bir dönem geçirdi. 1669'da eşi, 1670'te ise babası öldükten sonra Steen, Leiden'e geri döndü ve hayatının kalanını bu şehirde geçirdi. Nisan 1673'te Maria van Egmont ile ikinci evliliğini yaptı ve bir çocuğu daha oldu. 1674'te Aziz Luka Loncası'nın başkanı oldu. 1679'da Leiden'de öldü ve Pieterskerk'teki aile mezarlığına gömüldü.<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img693.imageshack.us/img693/4067/64097347.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b><br />Aziz Nikolas Yortusu, yak. 1665&#8211;68</b><!--colorc--></span><!--/colorc--></div><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>Eserleri</b><br /><br /><br />Jan Steen'in eserlerindeki ana tema günlük yaşamdı. Çizdiği birçok janr resminde karmaşa ve neşe dolu ortamları canlı bir şekilde betimledi. Öyle ki, Jan Steen evi gibi (een huishouden van Jan Steen) sözü Hollanda'da bir atasözüne dönüştü. Resimler izleyiciyi bu davranışları tekrarlamaya davet etmenin aksine, onları uyarır bir tarz içeriyordu. Eserlerinin çoğunda eski Hollanda atasözlerine ya da edebi metinlerine göndermeler vardı. Ressam çoğunlukla kendi aile fertlerini model olarak kullandı. Steen az sayıda otoportre de çizdi, ancak bunlarda hiçbir zaman gururlu veya kibirli bir tavrı olmadı.<br /><br />Steen eserlerinde diğer temalara da yer vermeyi ihmal etmedi. Tarihî, mitolojik ya da dinî sahneler, portreler, natürmortlar ve doğa betimlemeleri de çizdi. Çizdiği çocuk portreleri özel ün kazandı. Ressam, eserlerinde ışığı ustalıkla kullanışı ve özellikle kumaşlarda detaylara verdiği önem ile tanındı. Üretken bir ressam olan Steen, yaklaşık 800 tablo çizdi. Bunların yaklaşık 350'si günümüze ulaştı.<br /><br />Steen'in eserleri dönemdaşları tarafından oldukça önemsendi ve ressama eserleri için yüksek fiyatlar ödendi. Steen'in hiç öğrencisi olmadı ama sonraki birçok ressamın eserlerinde etkisi görüldü.<br /><br /><br />&#8226;	Tuval üzerine yağlıboya <br />&#8226;	82x70,5cm <br />&#8226;	Rijksmuseum, Amsterdam<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 14:23:53 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Sun, 07 Feb 2010 14:23:53 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70044</guid>
	</item>
	<item>
		<title>II. Elizabeth - Kraliçe II. Elizabeth (d.21 Nisan 1926 , Londra, İngiltere, Birleşik Krallık - ...) | Birleşik Krallık Kraliçesi Ve İngiliz Uluslar Topluluğu Başkanı</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_iz_Birakan_Kadinlar_Biyografileri_f158/II_Elizabeth_Kralice_II_Elizabeth_d21_Nisan_1926_Londra_ingiltere_Birlesik_Krallik_Bi_t70043.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>II. Elizabeth - Kraliçe II. Elizabeth</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><b>&#8226;	Tam Adı:</b> Elizabeth Alexandra Mary <br /><b>&#8226;	Soyadı:</b> Windsor <br /><b>&#8226;	Doğum tarihi:</b> 21 Nisan 1926 , Londra, İngiltere, Birleşik Krallık <br /><b>&#8226;	Babası:</b> VI. George <br /><b>&#8226;	Annesi: </b>Elizabeth Bowes-Lyon <br /><b>&#8226;	Eşi:</b> Prens Philip (Edinburgh Dükü) <br /><b>&#8226;	Çocukları:</b><br /><br />o	Charles, Galler Prens'i<br />o	Kraliyet Prensesi Anne<br />o	Andrew, York Dük'ü<br />o	Edward, Wessex Kont'u <br /><br /><b>&#8226;	Selef:</b> VI. George <br /><b>&#8226;	Taht'a çıkışı:</b> 6 Şubat 1952 <br /><b>&#8226;	Hükümdarlık Süresi</b>: 57 yıl (13 Haziran 2009)<br /><b>&#8226;	Veliaht: </b>Charles, Galler Prens'i <br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img80.imageshack.us/img80/3563/elizabethii.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br /><br /><br /><b>Elizabeth Alexandra Mary</b> (d. 21 Nisan 1926, Londra), Birleşik Krallık kraliçesi ve İngiliz Uluslar Topluluğu başkanıdır. II. Elizabeth aynı zamanda Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda, Jamaika, Barbados, Bahama Adaları, Grenada, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Tuvalu, Saint Lucia, Saint Vincent ve Grenadines, Belize, Antigua ve Barbuda, Saint Kitts ve Nevis, Fiji Kraliçe'sidir. Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Amerika ve Basra Körfezi'ni ziyeret eden ilk Birleşik Krallık hükümdarıdır.<br /><br />6 Şubat 1952'de babası Kral VI. George'un yerine tahta geçmiş, 2 Haziran 1953'te taç giymiştir.<br />Kral VI. George'un ilk çocuğudur. 1936'da tahtın varisi olmuştur. II. Dünya Savaşı sonlarında Anavatan Ordusu Yardımcı Hizmetleri'nde motorlu araç kullanımı ve bakımı konusunda eğitim görmüştür. 20 Kasım 1947'de eski Yunanistan ve Danimarka prensi, Kraliyet Deniz Kuvvetleri teğmenlerinden Philip Mountbatten ile evlenmiş ve 4 çocuğu olmuştur.<br /><br /><br /><b>Kraliçe II. Elizabeth'in Çocukları</b><br /><br /><br />&#8226;	Prens Charles, Galler Prensi (14 Kasım 1948)<br />&#8226;	Prenses Anne (15 Ağustos 1950)<br />&#8226;	Prens Andrew, York Dükü (19 Şubat 1960)<br />&#8226;	Prens Edward, Wessex Kontu (10 Mart 1964)<br /><br /><br />Elizabeth'in bütün çocukları, hanedanın adı olan Windsor soyadını taşımaktadır. 1960'ta, kendi soyundan gelen, ancak prens ya da prenses unvanını taşımayanlar için Windsor soyadının önüne Mountbatten adını eklemeye karar vermiştir. <br /><br /><br /><b>Kraliçe II. Elizabeth'in Unvanları</b><br /><br /><br />77 ülkenin üyesi olduğu (Birleşik Krallık'taki ülkeler dahil) Britanyalı Milletler Topluluğu Başkanı olan Kraliçe II. Elizabeth, 42 ülkenin Hükümdarı (Kraliçesi) ya da Devlet Başkanı ünvanı taşımaktadır.<br /><br /><br />&#8226;	Britanyalı Milletler Topluluğu Başkanı<br />&#8226;	Birleşik Krallık Kraliçesi<br /><br />o	Alderney<br />o	Guernsey<br />o	Agrotur ve Dikelya<br />o	Herm<br />o	Man Adası<br />o	Jersey<br />o	Sark<br />o	Anguilla<br />o	Saint Helena<br />o	Cook Adaları<br />o	Tokelau<br />o	Bermuda<br />o	İngiliz Antarktika Bölgesi<br />o	Britanya Hint Okyanusu Toprakları<br />o	Birleşik Krallık Virgin Adaları<br />o	Cayman<br />o	Niue<br />o	Shetland Adaları<br />o	Wight Adası<br />o	Scilly Adaları<br />o	Orkney Adaları<br />o	Falkland<br />o	Cebelitarık<br />o	Montserat<br />o	Pitcairn<br />o	Güney Georgia ve Güney Sandviç Adaları<br />o	Tristan da Cunha<br />o	Turks ve Caicos Adaları<br />o	İngiltere<br />o	Galler<br />o	İskoçya<br />o	Kuzey İrlanda<br /><br />&#8226;	Kanada Kraliçesi<br />&#8226;	Avustralya Kraliçesi<br />&#8226;	Yeni Zelanda Kraliçesi<br />&#8226;	Barbados Kraliçesi<br />&#8226;	Bahama Adaları Devlet Başkanı<br />&#8226;	Grenada Kraliçesi<br />&#8226;	Saint Lucia Kraliçesi<br />&#8226;	Saint Kitts ve Nevis Kraliçesi<br />&#8226;	Saint Vincent ve Grenadinler Kraliçesi<br />&#8226;	Antigua ve Barbuda Devlet Başkanı<br />&#8226;	Saint Vincent ve Grenadinler Devlet Başkanı<br />&#8226;	Belize Kraliçesi<br />&#8226;	Fiji Büyüş Şefi<br />&#8226;	Papua Yeni Gine Devlet Başkanı<br />&#8226;	Solomon Adaları Devlet Başkanı<br />&#8226;	Tuvalu Kraliçesi<br />&#8226;	Jamaika Kraliçesi<!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 14:03:09 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Sun, 07 Feb 2010 14:03:09 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70043</guid>
	</item>
	<item>
		<title>İnsansız Hava Araçları - İHA | İnsansız Hava Araçları Sistemleri - İnsansız Hava Araçlarının Tarihi - İHA Sınıflandırması - İHA Görevleri - ABD Ordusuna Ait İHA Rütbeleri - İnsansız Hava Araçları İle Olan Sivil Ölümler</title>
		<link>http://www.kadimdostlar.com/Bilimsel_Gelismeler_Sosyal_ve_Fen_Bilimleri_f120/insansiz_Hava_Araclari_iHA_insansiz_Hava_Araclari_Sistemleri_insansiz_Hava_Araclarinin_Tarihi_iHA_t70042.html</link>
		<description><![CDATA[<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><!--sizeo:4--><span style="font-size:14pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--fonto:Georgia--><span style="font-family:Georgia"><!--/fonto--><b>İnsansız Hava Araçları - İHA</b><!--fontc--></span><!--/fontc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><br /><br /><b>İnsansız hava aracı (İHA)</b>, genel olarak bilinen adıyla <b>drone</b> (Türkçesi<b> yerden kumandalı hava aracı &#8211;dron</b> diye okunur) uzaktan kumanda edilen bir tür uçaktır. <br /><br /><br /><b>İHA'lar iki sınıfa ayrılır: </b><br /><br /><br />&#8226;	İlki uzaktan kumanda edilerek uçan uçaklar<br />&#8226;	Kendiliğinden belli bir uçuş planı üzerinden otomatik olarak hareket edebilen uçaklar<br />Keşif amaçlı üretilen İHA'lar günümüzde birçok saldırı görevinde de kullanılmaktadır. Militanlara karşı birçok başarılı saldırı gerçekleştiren bu hava araçları çoğu zaman sivil hedefleri de vurarak insan ölümlerine neden olmaktadır."<br /><br />İHA'lar bunun yanında son zamanlarda yangın söndürmek amaçlı olarak da kullanılmaktadır. Bu araçlar genellikle normal savaş uçakları için zor, kirli ve tehlikeli görevlerde kullanılır.<br />Günümüzde çok farklı şekil, ebat, konfikrasyon ve karakterde araçlar üretilmektedir. Tarihsel olarak bakıldığında basitçe İHA'lar birer dronedur. Ancak bağmsız kumanda sistemleri çok geliştirilmiştir. Bu maddenin amacı İhala ile güdümlü füzelerin farklarını ortaya çıkartmaktır. Öncelikle İHA'lar tekrar kullanılabilir. Mürettebatsız olarak kontrol edilerek durmadan belli bir irtifada uçabilir. Ayrıca bu araçlar jet motoru veya iki zamanlı motor yardımıyla uçar. Bunun yanında seyir füzeleri her ne kadar insansız ve uzaktan kumanda ile yönetiliyor olsalar bile İHA olarak sınıflandırılmazlar.<br /><br />İHA kısaltması bazı durumlarda <b>İHAS</b> (<b>İ</b>nsansız<b> H</b>ava <b>A</b>raçları <b>S</b>istemleri) olarak genişletilmiştir. Amerikan Federal Havacılık Dairesi ise insansız uçuş sistemleri (İUS) adıyla genel bir sınıf belirlemiştir. Aslında bu sınıf ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri tarafından sadece uçakları değil onunla beraber yer sistemleri ve diğer elementleri de yansıtması amacıyla kullanmıştır.<br /><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><div align="center"><img src="http://img402.imageshack.us/img402/5526/54524117.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>A RQ-2 Pioneer, Romanya Hava Kuvvetleri bağlı bir İHA Irak Savaşı sırasında keşif görevinde.</b><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><img src="http://img402.imageshack.us/img402/6131/58699771.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>Birçok İHA uçak kanatlarına ve rotorcraft tasarıma sahiptir. Örneğin MQ-8B Fire Scout gibi</b><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br /><br /><br /><img src="http://img402.imageshack.us/img402/3901/85754387.jpg" border="0" class="linked-image" /><br /><br /><br /><!--coloro:#000080--><span style="color:#000080"><!--/coloro--><b>MQ-9 Reaper sınıfı avcı-katil model keşif İHAsı ABD ve İngiliz Orduları tarafından özellikle Irak ve Afganistanda kullanılmaktadır.<br /></b><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /></div><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />]]></description>
		<starter>Hale</starter>
		<poster>Hale</poster>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 13:03:27 +0200</pubDate>
		<lastPostDate>Sun, 07 Feb 2010 13:41:03 +0200</lastPostDate>
		<guid isPermaLink="false">70042</guid>
	</item>
</channel>
</rss>