İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Uydu Kurulumu ve Çanak Antenler Hakkında Detaylı Bilgiler

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
UYDULAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Şu anda 640 Gbps kapasiteli bir tek sualtı kablo sistemiyle dünyanın 200 ticari haberleşme uydusunun toplam taşıma kapasitesinden (260 Gbps) daha fazlası gerçekleştirilebiliyor. Yine de uydular olmadan dünya çapında hiçbir ses veya data şebekesi tamam sayılamaz. TeleGeography 'nin "2001 uluslararası bandgenişliği raporuna göre dünya ülkelerinin neredeyse yarısı uluslararası bağlantılar için uydulara mahkum durumda. Araştırma grubunun analisti Stephan Beckert'a göre fiberoptik hatlar şebeke kuranlara neredeyse sınırsız bandgenişliği sağlayabiliyor. Ancak coğrafi bakımdan ulaşılabilirliği sınırlıdır. Öte yandan uydular neredeyse sınırsız coğrafi erişim olanağı sağlarlar ama sağladıkları bandgenişliği sınırlıdır.

Geçtiğimiz iki yılın herbirinde hizmetin yagın olarak götürüldüğü yersel güzergahlarda bandgenişliği maliyetleri her yıl %50 ucuzladı. Oysa uydu kapasitelerinde maliyetler sabit kaldı. Gerçekten de jeosenkron uydu işleticileri SES Astra ve GE Americom dahil vergi öncesi %80 dolayında kar açıklıyorlar.

Azgelişmiş ülkelerin internet servis sağlayıcılarının internete bağlanmakta kullandıkları ana IP omurga (backbone) bağlantısı TeleGeography'nin raporuna göre bugün uydu işleticilerinin "en hızlı gelişen" hizmet alanını oluşturmaktadır. ..Örneğin New Skies sisteminde IP trafiği 1999 da gelirlerinde %7paya sahip iken 2000 yılında yaklaşık %25 mertebesine çıkmıştır. Uydu işletmecilerini düşündüren şey bu pozitif trendin daha ne kadar sürdürülebileceğidir. Yersel ve denizaltı kablo hatlarının kurulumu pazarda başlayan yokuş aşağı gidişe rağmen nefes kesen bir hızla sürdürülmektedir. Beckert'a göre yersel şebekeler geliştikçe uydu işletmecilerinin noktadan noktaya hizmet sağlayabilecekleri alan fırsatları azalacaktır.

Ülkemizin dahil olduğu Orta Doğu bölgesinde TV yayınlarını izlemekte uydu kullanımı oranları birçok bakımdan avrupayı geçmiş durumdadır (yukarıdaki fotoğrafa bakınız). En az olan Lübnan %15.3, Ürdün %27.7, Umman 27.8, Katar 27.8, Suudi Arabistan %61, Birleşik Arap Emirlikleri %75, Kuveyt %77.3 oranında uydu tv yayını izleyen eve sahiptir.

Uyduların kapasite kullanım oranları bakımından ise karşılaştırıldığında çok farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Örneğin Eutelsat için bu kullanım (tüm uydu filosu bakımından) %94'ü bulmaktadır. Bunun açılımı şöyle... %53 TV / Radyo / DBS / DTH, %17 İnternet Omurgası, %15 kurumsal hizmetler, %7 Multimedya hizmetleri, %2 Telefon (sabit/mobil), %6 Yedek.

Diğer bazı uydu şirketlerinin transponder kapasiteleri ve kapasite kullanım oranları şöyledir:. Arabsat 88 transponder %70, Asiasat 110 %66, Astra 194 %95, Eutelsat 328 %95, Intelsat 1177 %70, NewSkies 258 %55, Nilesat 11 %95, PanAmSat 714 %81, Türksat 44 %85 . Burada transponder sayıları 36MHz kapasitenin katları cinsinden verilmiştir. Büyük ölçüde boş durmakta olan Eurasiasat uydumuzla, tamamen boş duran Anatolia1 ve Newsat uydularının transponderleri hesaba katılmamıştır. (Hesaba katılması halinde muhtemelen TürkTelekom bölgedeki kapasite kullanımı en düşük işletmeci çıkacaktır.

Bölgede uydusu olan şirketler ve sahibi oldukları komple uyduların sayıları şöyledir.: PanAmSat 23, Eutelsat 19, İntelsat 19, GE 16, SES 11, Loral 10, Lockheed-M 6, NSS 5, Telenor 3, Hispasat 3, Türksat 3, Arabsat 2, Nilesat 2.... Eutelsat ve SES/Astra'nın diğer şirketlerden leasingle aldıkları kapasiteler dahil edilmemiştir.

Bölge ülkelerinin bu alandaki girişim düzeyleri de farklılıklar göstermektedir. Faal durumda 5 DBS ve DTH işletmecisi platform var. Showtime, Orbit, ART, StarSelect, PehlaTV(Pehla Hintçede "birinci" demek).... Katar ve Bahreyn ülke çapında etkili bir MMDS (Microwave Delivery System = Telsiz digital kablo da denebilir) kurmuşlar. Birleşik Arap Emirlikleri ise 2000 yılında sofistike bir yeraltı fiberoptik kablo sistemini faaliyete geçirdi. Dubai ve Abu Dabi ' belirli bölgelerinde hem teknik hem de ticari bakımdan oldukça başarılı olduğu söyleniyor. E-Vision denen 64 kanallı bu sistemin 2001 sonuna kadar 200bin eve bağlanmış olacağı söyleniyor (biraz şüpheli).
Irak ve Iran'da uydu resmen yasak biliyorsunuz. Ama herikisinin de uydu yayınları var. Bu hafta yapılan bir açıklamaya göre Irak vatandaşları da yakında abonelik bazında yabancı TV kanalı izleyebilecekler. Enformasyon bakanlığının açıklamasına göre önümüzdeki birkaç gün içinde Irakta" 8 uydu kanalı halkın izlemesine açılacak" Abonelik ücretinin bir devlet memurunun ortalama maaşının 2 katı olan aylık 10,000 ile 12,000 dinar dolayında olduğu açıklandı. Ancak sözkonusu uydu kanallarının isimleri açıklanmadı. Irak'ın halen 2 TV kanalı var. Birisi resmi Irak Televizyonu, diğeri ise başkanın büyük oğlu Uday Saddam Hüseyin 'in sahibi olduğu Youth(gençlik) TV. Temmuz 1998 de Bağdat kendi uydu kanalını başlattı. Ancak halen uydu yayınları Irakta resmen yasak.

Bildiğiniz gibi çanak sadece uydudan gelen sinyalleri belirli bir noktada yoğunlaştırmaya yarayan bir tür ayna gibi olduğundan almancada Spiegel (ayna) denilmektedir. Verimliliği ise doğrudan büyüklüğü ile geometrisindeki kusursuzluktan başka birşeye bağlı değildir. Aslında son 10 yıl içinde ülkemizde üretilen çanaklarda önemli ölçüde bir kalite artışı ve fiyat düşmesinin gözlendiği rahatlıkla söylenebilir. Kopyenin kopyesi kalıpla üretilen devasa verimsiz polyester çanakların da, basit sıvama atelyelerinde kötü bir teknolojiyle üretilen saç ve aluminyum çanakların da devri bitti. Artık milyon dolarlık yatırımlarla üretim yapan fabrikasyon teknikleri söz konusu. Ama yine de ülkemizde on yıl önce de üretilen parabol offset ve pime-focus dışında herhangi bir yeni teknoloji çanak üretimi henüz yok. Geometri olarak ülkemizde sadece tek odaklı parabol antenler satılmaktadır. Cassegrain, Gregoryen ve Planar tiplerin piyasamızda(ithal de olsa) pek bulunmadığını belirtelim. Sol tarafta resmi görülen Lüneburg lensli multifokus radom antenler bizde hiç mi hiç bulunmaz. Belki askeri tesislerde bulunan küre, yarımküre "radom" anten görenlerimiz olmuştur ama o da uzaktan, o kadar. Planar antenlere gelince, komşumuz yunanistanda üretilip (Attisat) dünyaya satılıyor. Bizim haberimiz bile yok. Türkiyede satılan parabol antenlerin ise tümünü tek odaklı yuvarlak ve 1,5m den küçük ise offset, büyük ise ortadan beslemeli (prime focus) olduklarını farzetmek hatalı olmaz. O yüzden eğer çanağı türkiyeden alacak isek seçeneklerimiz büyüklüğü dışında sadece sabit/hareketli, metal/polyester oluşuna ve markasına bağlı kalmaktadır. Kullanıcı iseniz ve montajcınıza güveniyor iseniz, normalde antenin seçimine katılmanız hatta anteni görmeniz bile gerekmiyor. Aşağıda yazacaklarımızı montajcınız genellikle bildiğinden size en uygun maliyet ve dayanıklılık koşullarına göre seçimi o yapacaktır. Ancak genelde size bu bazda hizmet verebilecek bir montajcıyı uygun maliyetle bulabilmeniz oldukça güç olduğundan size yine de bazı şeyleri kendiniz bilmenizi öneriyoruz.Ayrıca eğer uydulara meraklı iseniz, dünyada mevcut çeşitli uygulamalara ilişkin aşağıdaki bilgiler de sanırız sizin için oldukça ilgi çekici olacaktır.

Çanak büyüklüğü


Almak istediğiniz yayınlar bulunduğunuz yöreye farklı güçlerde ulaştığından kimilerini 40cm çanakla alabilmekte iken kimilerini 7m çanakla bile istenen kalitede almanız mümkün olmaz. Çanağı tam gereken büyüklükte seçmek de göründüğü kadar kolay değil. Çünkü herhangi yayının bulunduğunuz noktadan en az ne büyüklükte bir çanakla alınabileceği sabit bir bilgi değildir, zamanla tercih ettiğiniz kanallar veya uydudan alınabilme koşulları değişeceğinden uzun vadede elinizdeki çanağın kullanılma riskini tümüyle sıfıra indirebilecek bir seçim hemen hemen mümkün değildir. Bize göre seçeceğiniz yöntem aşağıdakilerden biri olmalıdır. Izlemek istediğiniz kanal az bilinen, (örneğin Japon NHK Premium gibi) bir kanalsa bu durumda bu kanalı iki yıldır 1,5m çapında bir çanakla izlemekte olan bir arkadaşınız veya uyducunuz yakın dönemde herhangi bir değişikliğin sözkonusu olup olmadığını veya bu büyüklüğün ne derece yeterli olduğunu size oldukça doğru bir şekilde söyleyebilir. Öte yandan genel amaçlı bir seçim yapmak ve fazla abartmamak kaydıyla seçeneklerinizin olabildiğince fazla olmasını istiyorsanız size maliyetini de dikkate alarak 1.5m veya 2.0m hareketli bir sistem seçebilirsiniz. Bu size sisteminizin diğer özelliklerine de bağlı olarak en az 1000'den fazla kanal yayın alma imkanı verecektir. Ancak böyle bir sistemin teknik gerekleri oldukça ayrıntılı olacağından kullanıcı olarak kendinize, servis için de uyducunuza güveninizin tam olması gerekir. Ayrıca yine de böyle bir sistem türkiyeden izlenebilen tüm kanalları izlemek için yeterli olmayacaktır.

Sadece Türk kanallarını izlemek için 60cm tek çanaklı ucuz (analog) bir sistem veya daha büyük çaplarda 2-3 çanaklı bir sistem seçebilirsiniz. Sabit çapları 60-150cm arası 2-4 çanaklı türk ve yabancı yüzlerce kanaldan oluşan analog ve digital bir sistem de seçebilirsiniz.
Çanakların sabit olması arıza olasılığını azaltacak, herhangi arıza durumunda tüm kanalları kaybetme olasılığını da oldukça düşürecektir. Çok özel durumlar dışında 200cm den büyük çanak kullanmanıza gerek olmaz. O yüzden çanak büyüdükçe sağladığı kazanç artışına karşılık maliyeti oldukça pahalıdır.

Eğer size gereken çanağın çapını daha profesyonel bir yöntemle belirlemek istiyorsanız Uydu Frekans Listeleri 'mizden size gereken uyduya ait LyngSat frekans tablosunu tıklayıp o uydudaki almak istediğiniz kanalın önüne geliniz. Kanal adının bulunduğu satırın sağdan ikinci (beam = hüzme) hanesindeki kelimeye tıkladığınızda o frekansın yayınlandığı hüzmenin ayak izi tablosunun bulunduğu sayfaya ulaşırsınız. Bu üzerinde EIRP çizgilerinin bulunduğu bir harita parçasıdır. Bu haritada sizin bulunduğunuz yer hangi çizginin içinde kalıyorsa o çizgiye ait dBW değerine bakınız. Bu değerden aşağıdaki tabloya göre size gereken çanak çapına ulaşabilirsiniz. Ulaştığınız çanak çapı çok kesin olmamakla birlikte size bir fikir verecektir.

Çanak Çapı (cm)
45 50 60 70 90 120 150 180 230 280 370 480 600
dBW
54 52 50 48 46 44 42 40 38 36 34 32 30

Çanak cinsi

Çanak seçerken belki de en öncelikle dikkate alınması gereken şey çanağın koyulacağı yerdir. Örneğin İstanbul gibi tepelerden oluşan bir kentte ve bu tepelerden birine yakın oturuyorsanız, çanak kuracak yer olarak da çatı gibi açıkta ve yüksekte kalan bir yer seçmişseniz o zaman 3mm aluminyumdan sıvanmış bir çanak kullanmayı aklınıza bile getirmemelisiniz.

Gerçi bu çatılardaki 10mm demiri birkaç sene içinde eritip bıçak ucu kadar sivri çöp kadar dayanıksız hale getiren asit rüzgarlarına karşı korozyon mukavemeti bakımından aluminyum saça göre çok daha dayanıklıdır ama lodos veya bir başka kuvvetli rüzgar birkaç kuvvetli sarsışta söküp alamaz ise vibrasyon etkisiyle zaman içinde yorup bağlantı noktalarını lime lime eder yırtıp alır. İyi sıkılmamış yaysız bir vida bulduğunda döndürerek açar ve söküp atar. Sonuç olarak böyle ince bir çanağın birkaç sene dayanması bile neredeyse mucize olur. Rüzgar gücünün etkisini önemli ölçüde zayıflatan perfore (delikli) saçtan yapılma (mesh tipi) çanaklar ülkemizde zor bulunmaktadır. Bunların da düşmanı üzerindeki en dayanıklı epoksid boyayı geçebilirse alttaki saçı hemen yiyerek delikleri kocaman hale getirip çanağı öldüren asit rüzgarıdır. (Bu rüzgarların yaptıklarını görünce insan ciğerlerimizin nasıl olup da bu havaya delinmeden dayanabildiğine şaşırmadan edemiyor.) Rüzgarlı yöreler için ülkemizde önerebileceğimiz tek uygun alternatif CTP (cam takviyeli polyester) antenlerdir. Asit rüzgarlarına ve orta şiddetteki rüzgarlara karşı inanılmaz derecede dayanıklı olan bu çanakların da zamanla içine nem işlemesi, sıcak ve soğukla bu gözeneklerin çalışarak cerkot denilen kaygan en üst tabakayı alttaki metalize polyesterveya taşıyıcı tabakadan ayırması veya çanağın geometrisini (verimini) bozacak şekilde deforme olmasına yol açması söz konusudur. Üretim sırasında kullanılan teknikler ve hazırlanan polyester macunun içinde küçük hava habbelerinin kalmamış olması çanağın ömrü bakımından son derece belirleyici olmaktadır.

Çanak cinsi derken, üzerine monte edildiği ayak (mount) yapısının da son derece önemli olduğunu. Bazı tiplerin çok kısa sürede korozyona uğradığını vidaların bulunduğu yere kaynadığını, kaynak yerlerinden içeriye doğru korozyon işleyerek dayanıklılığını yok ettiğini çevre felaketi bir çöp hale geldiğini belirtelim.

Uygulama zorluklarına rağmen uygun durumlarda düşey duvara L ayakla montajın (rüzgar v.s avantajları bakımından) tercih edildiğini, çanak seçimi sırasında bu imkanın da gözönünde bulundurulması gereğini hatırlatalım.

Multifocus Uygulamaları

Çatıların ve öngörünüme açık alanların çanakla dolmaması için pekçok çare düşünülmüş. Tabii birinci çare aynı uydudan gelen yayınların sinyallerinin civarda diğer ihtiyacı olanlarla paylaşılması. Bu bireysel sistemler için çok uygun ve gerekli bir çözüm, ama çoğu zaman çeşitli nedenlerle uygulanmıyor. Örneğin bir arap ülkesinde çekilen soldaki resimde tek binanın çatısında 50 kadar çanak yeralıyor. Böyle yerler Türkiyede de var. Çanak sayısını azaltmak için ikinci çare de birden çok konumdaki uyduların tek çanakla alınması. Bunun için yaygın olan da örneğin Hotbird+Astra gibi birbirine yakın iki konumdaki uyduların multifokus çanaklarla alınması. Dikkat ediniz bunun için genelde gerçekten de çift odaklı bir çanak gerekmiyor. Normal parabole düşen heriki uydunun sinyallerini farklı noktalara yerleştirilen iki LNB ile toplamak mümkün. Burada püf noktası uydular birbirinden uzaklaştıkça çanağın daha küçük yüzeylerinden etkili şekilde yararlanılabiliyor olması nedeniyle giderek olanaksız hale gelmesi. Birbirine 6 derece kadar mesafedeki uydular için kullanılması ise o kadar yaygın ki buna uygun monoblok multifocus LNB'ler bile yapılmış. Aslında bizim 10, 13, 16,19 derece doğu uydularının yayınlarını almamızda da yaygın kullanım alanı bulabilir. Ancak, kimse uğraşmıyor. Multifokus çanak, veya bu iş için düşünülmüş herhangi belirli çanağa uygun bir kelepçe mevcut değil. Mevcut olmayan diğer birçok şeyin yanında bir bu mu eksik kaldı demeyiniz, çünkü bu en basit olanı. Amerikada bunun küçücük çanak için dört odaklısını yapmışlar. Avrupada Triax'ın dört LNB için olan çanakları var. Bunlar hep normal parabol geometrisiyle çalışan multifokus uygulamaları. Bir de gerçekten yeni olan "Wavefrontier" çanağı far. Toroidal deniyor. Bunun özelliği birbirine iyice uzak uydulardan 16 taneye kadar LNB ile çalışabilmesi. Küçük olanı 55cm, büyüğü 90cm olan iki modeli var. Ayni büyüklükte olan parabol çanaklar kadar verimli olduğu ve montajının çok kolay olduğu söyleniyor. Firma 1999'da kurulmuş. Merkezi Kore'de, araştırma geliştrme merkezi Rusyada. Zaten Toroidal'in matematiksel modelinin ve formülünün bilgisayarlar sayesinde keşfdildiği merkez Moskova. Üretim tesisleri Taiwan'da, satış merkezi ise Irvine, Kaliforniya, ABD. Tekniği gerçekten çok karışık. Uydudan gelen sinyal ana yansıtıcıdan iki defa yansıtılarak bir çizgi üzerinde oluşturulan çok sayıdaki odağa yansıtılıyor. Ana yansıtıcı bir elipsoid, yardımcı yansıtıcı ise Toroidal + Elipsoid. Toroid geometrisi bir antende ilk defa kullanıldığı için adına toroidal demişler. Daha önceki çiftyansıtıcılı Cassegrain ve Gregoryen çanaklarda hiperboloid, paraboloid ve elipsoid geometrileri kullanılmıştı. Ancak bu çanakların hepsi tek odaklı çanaklar idi ve çeşitli avantajları nedeniyle halen de üretiliyor ve kullanılıyorlar. Bu anten ise prensip olarak Gregoryen yansıtıcılı antene benziyor ancak formülü değişik. Yardımcı yansıtıcının geometrisi hiperboloid yerine bir sanal "toroid" ana yansıtıcı ise elipsoide benziyor. Parabolik formülü hiç yok. Yardımcı yansıtıcı konveks-konkav. Yani bir düzlemi konveks iken ortogonal düzlemi konkav. Tam şekilleri ayrıntılı matematiksel hesaplar, matematik ve fizik denklemleri ile elde ediliyor. Adını "Toroidal çok uydulu anten" koymuşlar. Hareket eden aksamının olmaması hareketli çanağa göre daha güvenilir yapıyor. Ayrıca en önemli avantajı bu çanağın aldığı çok sayıda uydu sinyalinin çok sayıda kullanıcı tarafından da paylaşılabilmesi. Hareketli çanakla bu mümkün değil. Polar antenle herhangi anda sadece bir tek uydunun yayınları izlenebilir.

Çanak alanında bir diğer yeni icat da "kurması kolay anten" denebilir. Biliyorsunuz özellikle bu işi ilk defa yapacaklar için çanak kurması yönlendirmesi çok çetrefil bir iştir. Ama artık soldaki anten sayesinde daha önce hayatında hiç çanak kurmamış olanlar da istediği uyduya bakan bir çanağı çabucak kurabilecekler. Hem de pusula, eğimmetre, sahametre, spektrum analizör..v.s..bunların hiçbiri gerekmeden.

Bir uydunun bulunduğumuz yere göre konumu ile, o gün o saatteki güneşin konumu arasında belirli ve sabit bir ilişki olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu ilişki çanağımızı bir uyduya göre ayarlama işini çook kolaylaştırmakta kullanılabiliyor. Çanağın üzerine serigrafi ile yatay bir cetvel skalası basılmış. LNB ile çanağın tepesi arasına da plastik bir cetvel skalası takılıyor(Çanakla birlikte veriliyor, ama siz sonradan sökersiniz, çünkü bu parça size sadece ayar sırasında lazım). Çanağı istediğiniz uyduya ayarlayabilmek için tek yapmanız gereken tek şey "gölge ile cetvelin kesişme noktasını gereken yere ayarlamak". Gereken yerin neresi olduğunu ise zaten program size söylüyor. Eğer uydu alıcınız "Samsung" ise gölgeyi tam nereye ayarlamanız gerektiğini televizyonunuzda görüyorsunuz. Eğer başka herhangi marka bir uydu alıcısı kullanıyorsanız o zaman verdikleri programı bilgisayarınıza yükleyeceksiniz. Bulunduğunuz ili söylediğinizde (enlem ve boylamını kendisi biliyor), ve bir de hangi uyduyu ayarlamak istediğinizi söylediğinizde (bilgisayar/uydu alıcınız zaten gününü saatini biliyor ve X ve Y nin ne olması gerektiğini (hangi çentiği hangi çizgiye denk getireceğinizi) hemen hesaplayıp önünüze getiriyor. Aslında bu hesap hiç de göründüğü kadar basit değil, yani önünüze bir logaritme cetvelini alıp birkaç çarpma bölmeyle kendiniz hesaplamanız neredeyse olanaksız. Derin astronomi bilimi hesapları gerektiriyor. Amaa, bütün bunlara hiç gerek yok, adamlar program yapmış, bilgisayar şaak diye hesaplayıp önünüze koyuyor. Size düşen ise sadece çanağı kımıldatıp çentiği onun gösterdiği çentiğin üstüne getirmek. O zaman uyduyu tam olarak bulmuş oluyorsunuz. Ondan sonra ise artık sadece uydu alıcısını sinyal seviyesi göstergesine çevirip sinyali en fazla hale getirmek kalıyor....Tabii bu ayarları sadece güneş varken yapabilirsiniz. Çanağı gece ayarlayacak iseniz bu sistem size yaramaz.


Çanak Verimi

Alacağınız çanağın verimli olup olmadığını nasıl anlarsınız? Kokusuna bakarak, cebinizden kumpas, metre çıkarıp şurasını burasını ölçerek, f/D oranına bakarak, en iyi markanın hangisi olduğunu öğrenerek, Metal, offset, ithal, beyaz oluşuna bakarak, satıcıya çanağın kazanç dBi degerini, etkinlik yüzdesini sorarak, dökümanından bakarak? Kestirmeden cevabı söyleyelim. Anlayamazsınız.
Satıcınız size satmak istediği çanağın en iyisi olduğunu, *** marka olanların, offset olanların, ithal olanların, TV şirketlerinin satın aldığı modellerin en iyisi olduğunu söyleyecektir. (Araba alırken doktordan olması gibi TV şirketlerinin tercih ettiği çanağın da sizin için en uygun olması akla yakın görünse de biraz dayanaksız gelmektedir.)

Satıcınızın ve hatta çanağınızın üreticisinin çanağın etkinlik yüzdesi ve kazancı gibi teknik değerleriyle arası pek iyi değildir. Çanağa ilişkin (şayet bulabilirseniz) teknik dökümanların hazırlanışından bunu kolayca anlayabilirsiniz. Bunları ölçen bağımsız tüketici kuruluşları hatta soran müşteri de pek olmadığından satıcınız bu sorunuza şayet hazırlıksız yakalanmamışsa size avrupanın SMW gibi iddialı üreticilerinin kullandığı etkinliği %70, kazancı 55cm/36dBi olduğunu söyleyecektir. (Tabii inanmazsanız siz kendiniz ölçün ?)
Gerçi kendiniz bu değerleri tam inandırıcı bir biçimde ölçemezsiniz ama kurulduğunda (biraz da kurucusuna bağlı olarak) anten kendi kalitesini ve verimini belli eder. Çanak az-el yönlendirmesinin, LNB odak uzaklığının ve polaritesinin tüm ince ayarlarının yapılmasından sonra aynı şekilde, aynı LNB ile aynı uydunun takatini bildiğiniz aynı yayınına sahametrenizin okuduğu sinyal şiddeti ve kalitesi için başka bir çanakla okuduğunuz değerleri karşılaştırdığınızda iki çanak arasında hangisinin daha iyi olduğu hakkında bir fikir edinebilirsiniz. Aslında sahametre her zaman için elzem de değildir. Aldığınız en zayıf analog yayındaki çapakların yoğunluğu size bu konuda bir fikir verecektir. Digital uydu alıcılarında ise zaten genellikle sinyal şiddeti ve kalitesi BER hata oranı göstergesi var. Ama, eğer işiniz buysa veya sık sık çanak kuruyor iseniz her yeni denediğiniz çanak için böyle bir karşılaştırmayı yapabilmek üzere standart olarak kullanacağınız bir LNByi elinizde tutmanız ve her uydudan belirli kanallar için daha önce ölçtüğünüz bazı değerlerin kaydını tutmanız yararlı olacaktır.
Belli başlı çanak üreticilerinin emsal özellikteki çanakları arasındaki performans farkının da genellikle ince ayarda gösterilebilecek titizliğin sağladığından çok fazla olmadığını belirtelim. Önemli farklar genellikle yanlış odak ayarı, kusurlu LNB, yanlış feed gibi farklardan kaynaklanmaktadır. En iyi şekilde üretilmiş bir çanağın bile kötü nakliye sırasında en kötü verimi sağlayacak deformasyona uğrayabileceğini hatırdan çıkarmayalım. (Çanağa profilden baktığımızda tek bir çizgi yerine 8 görüyorsak çanak deforme olmuş demektir.)
Ayrıca iyi ayarlanmış ve sabitlenmiş bir çanak sol/sağ aşağı/yukarı yönlerde kuvvetlice çekiştirmenize rağmen yayını kaybetmemeli, bıraktığınızda da eski kazanç seviyesine ulaşabilmelidir. Aksi halde çanak yeterince rijid olmadığından kısa sürede verimini kaybedip işe yaramaz hale gelebilir.

Şimdilerde DiSEqC1.2 uyumlu motorlar sayesinde artık hareketli anten mekaniğine de ayrıca ihtiyacınız yok. Sabit anten olarak aldığınız bir anteni bu motorlar sayesinde kolayca motorluya dönüştürebiliyorsunuz. Bu motorların 90, 120, 150cm çanaklar için olanları var. Çanağınızın daha büyük olmaması, ayrıca kurulacağı yerin de çok rüzgarlı olmaması gerekiyor. Soldaki resimde görülen motordan başka herhangi bir parçaya da gereksiniminiz yok. Tabii eğer digital uydu alıcınız DiSEqC1.2 uyumlu ise (şimdilerde üretilenlerin hemen hepsi uyumlu). Ancak kurma ve ayar işlerinin hiç de kolay olmadığını peşinen bilmelisiniz. Bu şekilde çanağınızdan aldığınız yayın sayısını en az 10 kat arttırabilecek bir uyducu kaç paranızı alısa alsın haketmiş olacaktır.

Özellikle saç çanaklarda üzerinde tırnakla kazınamayan epoksi tipi boya olması çok önemlidir, çünkü boya kalktığında çanak korozyona karşı hiç korunmasız kalacağından süratle işe yaramaz hale gelir. Ancak her çanağın veriminde hiçbir azalma olmadan istendiği zaman istenen renge kolayca boyanabileceğini belirtelim.

#2
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
LNB Nedir?

Şu uydu çanağının ortasına takılan şey. Low Noise Block downconverter. Mikrodalga kafa, düşük gürültülü konverter. Çanak uydudan gelen yayını odak noktasına toplar, bu cihaz da toplanmış olan bu mikrodalga (2-50GHz) sinyali güçlendirip, üzerinde elektronik işlemlerin daha rahat yapılabileceği daha alt bir frekans bandına (1-2GHz) dönüştürür. Esas olarak üç ana kısmı bulunur. Besleme ağzı(feed) , yükseltici(amplifier), ve alt frekansa dönüştürücü(converter). Uydulardan gelen yayınların bulunduğu (2-50Ghz) arası bant dilimlere ayrılarak sırasıyla S, C, X, Ku, Ka, EHF,V bandları olarak adlandırılmaktadır.. Burada sadece ticari haberleşme uydularının radyo TV yayınlarını almakta kullanılan C (3.4 - 4.2GHz)bandı ve Ku (10.7 - 12.75 GHz) bandı LNB'lerinden söz edilecektir.

LNB Nasıl seçilir ?

Size gereken LNB'nin hangisi olduğunu bilebilmek için öncelikle "Hangi yayınlar izlenecek, hangi çanak kullanılacak?, kaç kullanıcı izleyecek? sorularının cevabını bilmek gerekiyor. Eğer amacınız kendinize küçük çanaklı bir uydu sistemi kurup Türk ve Avrupa yayınlarını izlemek ise o zaman aşağıda anlatılan onca şeyin hepsini öğrenmeniz kesinlikle gerekmiyor. Size gereken kendinden offset feedli bir "Ku Universal LNBF' "dir. Böyle bir LNB Türk uydu yayınlarının tamamını, avrupa yayınlarının ise %95'ini almanız için yeterlidir. Piyasada satılan LNBlerin %95i bu türdendir. Fiyatları 15 dolar mertebesindedir ve birçoğu türkiyede üretilen 10-15 değişik markada piyasada bulunmaktadır.(Türk LNB üreticisi yok. Sadece sürümü çok olan modellerden yabancı isim markalarla montaj (CKD üretim) yapılmaktadır). Eğer çanak birkaç uydu alıcısına paylaştırılacaksa Twin veya Quad universal, merkezi sistemden çok kullanıcıya dağıtılacak ise Quattro Universal kullanılır. Piyasa markaları arasında bir tavsiyemiz yok. Ancak dünyanın belli başlı üreticilerinin (ALPS, ALPS, ASTROTEL, ASTRX, CAL - AMP/Gardiner, , CHAPARRAL, FTA (MTI Europe), GRUNDIG, HYTON, MTI, NICHIMEN, SAMSUNG, SHARP, SWEDISH, VECCOM, ZINWELL)sitelerine bir uğramanız oldukça aydınlatıcı olabilir.... Eğer çanağınız büyükse, veya almak istediğiniz yayınlar arasında C bandında olanlar da var ise veya uydudan zor alınabilen bir kanal veya data almak amacında iseniz, veya özel tipte bir LNB'ye gereksiniminiz var ise o zaman aşağıdaki teknik bilgiler işinize yarayacaktır sanıyoruz.

1995 yılındaki Nokia Mediamaster cihazını hatırlayanlarınız vardır. Binbeşyüz dolardan fazla fiyatıyla herkesin kolay kolay yanından geçebileceği gibi değildi. Şu anda ise onunla aynı özellikteki bir cihazı $150 dolar gibi fiyatlara kadar alabildiğinizi düşünürsek fiyatların en az 10 misli ucuzladığı kesinlikle söylenebilir (Gerçi o modelin hala hastaları var). Öte yandan marka ve model sayısındaki artış ise 100 kat sayılabilir. Global pazara çıkmış durumdaki yüzlerce modelin yanı sıra her ülkenin sadece orada bilinen markaları da var. Yani herşey çok değişti, o yüzden biz de iki yıl önceki yazımızı revize ettik.

Digital cihazların ülkemizde yaygınlaşmaya başladığı 1997 yılından bu yana geçen 5 yıl içinde cihazların teknik bakımdan birkaç nesil geliştiği, CPU'larının ve yazılımlarının hızlandığı, belleklerinin büyüdüğü ve muazzam bir evrim geçirdiğini de kabul etmek gerekiyor. Bu arada alınabilen digital kanalların sayısı da onlarcadan binlerceye yükseldi. Analog kanallar gitgide ortadan silinirken digital kanallardaki ve toplam kanal sayısındaki artış oldukça dikkat çekici. Yani biz de artık hala bir tane alamamış isek almamız için gereken sebepler eskisine göre çok fazla. Hatta eskiden bir tane almış dahi olsak yenilemenin vakti geldi denilebilir.


Eskiden karar vermemizi güçleştiren nedenler çoktu. Analog mu alsam digital mi? sorusu vardı. Güzel kanalların paralı buketlerde olması ve bu buketlerin abonelik karşılığı gerekli cihazları bedava vermesi ve bu yayınların başka hiçbir cihazla alınamaması uygulaması kafamızı karıştırmaktaydı. Alınan cihazın kısa sürede demode olabilmesi endişesini güçlü kılan nedenler de çoktu.

İlk önce 1997 'de D+A yani hem analog hem digital cihazlar, hemen sonra da pozisyonerli olanları (DAP) çıkmıştı. Hemen sonra bunların şifreli yayınları da alabilmek üzere gerekli standart arayüze sahip (DACI) olanları çıktı. Bu sonuncular yani genelde iki tane olan CI'lı (modül yuvalı) modellerin dışında gerekli şifre modülü kendinden içinde gömülü (embedded) olanlar IR (Irdeto), VA(Viaccess) şeklinde harfleriyle eklendi. Yani IRCI, VACI modül arayüzleri dışında kendinden Irdeto, veya Viaccess şifre çözme sistemlerine sahip cihazlar için kullanılan kısaltmalar idi.

99 ve ikibin yılları digital korsancılığın doğuşu ve yükselişine sahne oldu. Analog ve D2MAC türü şifre sistemleri gitgide sahneden silinirken yaygınlaşmaya başlayan Irdeto, Seca(Mediaguard) ve Viaccess sistemlerinin kırılmasıyla bu kanalların bedava izlenme fırsatının peşine düşen milyonlarca kişi korsan yükleme yapılarak (IrdetoFree, FreeCAM) kartsız kullanılabilen Irdeto modüllerin, daha sonra çeşitli korsan kartların sahibi oldu. Bu kartlara yükleme yapmakta kullanılan programmer cihazlarının sadece türkiyede bile "onbinlerce" sattığı söylenebilir. Değişen şifreleri almak vermek için internette onbinlerce board ve site kuruldu. Bunlar milyonlarca defa ziyaret edildi. Bu arada korsanlıktan zarar gören yayın şirketleri de buna reaksiyon göstermekte gecikmedi. İlk ve en büyük çapta korsanlığa uğrayan CanalPlus şirketi bu işin arkasında NDS'nin olduğu iddiasıyla bedeli iki milyar doları bulan tazminat davaları açtı. İddiaya göre rakip NDS firması büyük maddi ve teknik imkanlarını kullanarak algoritmaları açmış ve internet üzerinden korsancılara sunmuştu. Kanıtları da olduğunu söyledikleri ve mahkemeye sundukları bu davalar hala sürüyor. Gerçekten de bu işe hevesli şaşılacak kadar çok sayıdaki bilgisayar meraklısı gencin bütün gayretlerine rağmen algoritmaların kırılabilmesi ellerindeki standart donanımlarla pek mümkün görünmüyor. Nitekim önce Irdeto, sonra Viaccess ve Mediaguard kilitlerinin yeni versiyonlarını ortaya sürdüler. Bunların iki yıldır herhangi bir korsan çözümüne rastlanmadı. Eğer birinci versiyon şifrelerin çözülme olayı teknik ve ticari olarak mümkün olabilse idi ikinci versiyon şifreler için de bunun şimdiye kadar mutlaka başarılması gerekirdi. Başarılamamış olması bunun bir "bilgisayar dehası çocukların arayıp bulup çözme olayı" olmadığının (ve CanalPlus'un iddiasının doğruluğunun) bir kanıtı gibi durmaktadır. Şu anda tek CAM ile birinci versiyon Irdeto, Viacess, Seca, Nagra v.s şifreye sahip birçok kanalın izlenebilmesini sağlayan yazılımlar (3in1, 5in1, 6in1) revaçta, kırılabilen kanalların sayısı da 50'den fazla. Uydu alıcılar bu özellik nedeniyle "tüm şifreli yayınları çözebilen" diye satılıyor. Ama, kanallar ikinci versiyon şifrelere geçtikçe sistem etkisini yitirmektedir.

Öte yandan geçtiğimiz yıllarda tüm paralı kanal şirketlerinin hepsinin zarar etmiş olması, kimilerinin milyarlarca dolar batırarak iflas bayrağını çekmesi, ayrıca korsan olayındaki yaygınlık birçoklarının "paralı TV işi yürümeyecek" görüşünü edinmesine yol açtı. Oysa, gerçek gidişat yatırımcıların tercihleri doğrultusunda olacağına, ve onlar da bu konuda bir geri adım atmadıklarına göre ParalıTV olayının bundan sonra da artarak gelişimini sürdüreceğini kesinlikle söyleyebiliriz. Nitekim son üç ay içinde de şifreli kanal sayısı şifresiz kanal sayısının iki misli artmıştır. Ayrıca yakın gelecek için şunlar da söylenebilir.

Analog kanallar hemen bitmeyecek, izlenmeğe değecek - her türden- parasız digital kanallar da yeterli sayıda olacaktır. Teknik çeşitlenme sürecek, şifreli kanalların sayıları arttığı gibi teknolojik bakımdan çeşitlilikleri de artacaktır. Yayınlar C, Ku, Ka bantlarında çoğunlukla etkileşimli veya etkileşimsiz DVB ve Streaming digital olacak, online gaming ve broadband internet en hızla artan yayın türü olacaktır. Maçlar ve her türden yayının lisans ücretlerinde ciddi düşüşler olacak, abone ücretleri ucuzlayacak, korsanlığın da büyük ölçüde önüne geçilecektir.

Yani isterseniz kehanet deyin ama bu işin gurularının söyledikleri genellikle çıkıyor ve beklenenler bu doğrultuda. Türkiyeye gelince (maalesef) iki sene önceki yazdıklarımızın ve endişelerimizin hepsi gerçekleşti.

Platformların "yanlızca kendi yayınlarını alabilen" kutular vermeleri daha önceden yanlış olduğu ispatlanmış bir stratejinin tercihi idi. Bu yüzden ülkemiz (ve kendileri) yüz milyonlarca dolar kaybettiler. İnşaallah bir daha aynı tür yanlışlar tekrarlanmayacak ve türkiyenin bugün dünya ortalamasına göre beklenen 3.5 milyon dolayındaki digital platform aboneliği potansiyeli de gerçekleşecektir.

Şimdi hangisini alalım ?

Bütün bunlar ışığında şu anda çok fazla zorlanmadan en ucuz ideal bir seçimin standart özellikleri olan (yeni üretilen tüm cihazlar artık DiSEqC 1.2 uyumlu) CI'lı bir digital uydu alıcısı (DCI alıcı yaklaşık $150-200) olacağını düşünüyorum. Aman, embedded olmasın.( çünkü içindeki CAM belki şimdiden demode olmuş da olabilir). Analog kısmı da olmasın, maliyetini fazla etkilemiyor ama gerekli de değil. Pozisyonerli olması da gereksiz. Tercihan yerli bir marka olmalı, çünkü yabancı üretimlerin buradan servis almasında (maalesef gümrük mevzuatımız yüzünden) sorunlar var. Ortada kalabilirsiniz. Bireysel seçim için Universal LNB, 120-150cm çanak ve uygun özellikte ucuz bir DiSEqC1.2 motor. Yahut da Twin, Quad LNB kullanılarak birkaç çanak birkaç daire paylaşılabilir. Yaklaşık $300 dolara maledebileceğiniz böyle bir sistemle 10-15 uydudan binlerce kanal alabilirsiniz. Ayrıca ileride isterseniz bu sistemle "herhangi paralı kanala" da abone olup izleyebilirsiniz. Gerekli CAM seçimi, Kart seçimi tümüyle ayrı konular. İlgili yazılarda bu konularda da tavsiyelerimiz var. Sadece bedava (FTA) kanalları düşünün. Alabileceğiniz kanalların sayısı rahatlıkla bini geçiyor. Biraz lükse kaçmak isterseniz yayınların tümünü siz yokken (veya varken) kaydedebilen harddiskli 40GB (20-25 saat) veya 120GB(70 saat) bir model seçebilirsiniz. Bu pahalı modellerde genellikle ayrıca Dolby Digital (AC3), Digital Surround ses sistemi özelliği de bulunuyor. Eğer teknoloji hastası iseniz yeni Streaming (MPEG-4) ve etkileşimli yayınları da alabilen bir alıcı düşünebilirsiniz. (Nereden bulursunuz bilmem. Bizde henüz etkileşimli yayın yok, türkiyede henüz böyle bir cihaz da satılmıyor. Ama dış piyasada var, uydularda yayınları da var, ve gelecekte bunlar ve MHP (MHEG-5) yaygınlaşacak)

Bir de bilgisayarınız için tavsiyem olacak. Bilgisayarınızın içindeki PCI slotuna bir kart takıyorsunuz. Ucu çanağa bağlanıyor. CI slotu da var. Çok hızlı internet abonesi olabildiğiniz gibi, tüm (şifreli şifresiz) digital yayınları izlemekte, ayrıca normal uydu alıcılarıyla alamadığınız etkileşimli Streaming MPEG-4 yayınları almakta kullanabiliyorsunuz. Özellikle W3 uydusunda bazı promosyon yayınlar var. Online Gaming imkanları var. Bu kartların şimdi Harddisk'e kayıt yapabilenleri de çıkmış. Harddiskinize sıkıştırılmış olarak onlarca saatlik yayını yerleştirebilirsiniz. Bu sayede hiçbir sevdiğiniz program kaçmamış olur. Kartın ses ve video çıkışları var. Bunları TV nize takarak yayınları TV'den de izleyebiliyorsunuz. Fiyatları maalesef ucuz değil, normal bir uydu alıcı kadar.

#3
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
şu digital uydu alıcılarındaki yuvalara takılan ve şifreli kanalları çözmeye yarıyan dekoder cihazları. İçine şifre kartı takılan Analog Eurocrypt veya Cine5 dekoderleri gözünüzün önüne getiriniz. Bu küçük modüller o analog cihazların digital olanlarıdır ve şekil olarak laptop bilgisayarların modem vs. kartlarının aynidir. Hatta laptop bilgisayarların PCMCIA yuvası alıcılardaki CI yuva ile ayni özellikte olduğundan CAM'ler bu yuvalara takılarak bilgisayardan program yüklenmesi sağlanmaktadır. Alıcı cihazlarda radyo tv yayınlarını çözme sırasında ise normalde bir CAM'in içinde bir de "smartcard" bulunmalıdır. Yani, bunlar kapının kilidi, kart da anahtarı oluyor. Kartta abonenin kimlik numarası, hangi kanalları, hangi, tarihten, hangi tarihe kadar izleme hakkı olduğu, ayrıca ne gibi ilave masrafları olduğu gibi bilgiler yeralır. Kanalın açılması için merkezdeki bilgilerle karttaki bilgilerin birbirini tutması gerekir.Yayın sinyalinin çözülmesi esas olarak uydu alıcının işidir. CAM 'ın işi ise sadece kart bilgilerini şifre sistemine uygun olarak yorumlamaktır. Kart CAM'le, CAM de uydu alıcısı ile konuşarak kanal görüntü ve sesinin açılması sağlanır. Modülün takıldığı yuva CI (Ortak Arayüz) bütün digital STB (uydu/kablo/yersel digital alıcı set üstü cihazları) için artık standart hale gelmiştir. Ayrıca, bazı alıcı cihazların içinde kendinden (embedded) modül de bulunur. Tabii bu modüle ilişkin kartın takılacağı bir de kart yuvası vardır.(Kart yuvası ile CAM yuvası kalınlıkları çok farklı olduğu için ilk bakışta ayırd edilebilir.) Birçok cihazda da hem kendinden modül hem de ayrıca modül takılacak CI yuva bulunur. Kendinden (embedded) CA'lı cihaz almak ilk başta ayrıca CAM almaya göre küçük bir maliyet avantajı taşımakla birlikte cihazın içindeki CA çok çabuk demode olduğu ve değiştirilmesi oldukça güç olduğundan fazla tercih edilmemektedir.

Halen arayüz modülü olmayan çeşitli şifre sistemleri var. ABD'de yaygın olan PowerVu ve İngiltere'de Sky Digital'in dekoderi Sky Digibox (içinde NDS Videoguard denilen yeni bir CAM kullanıyorlar) bu türden cihazlar. Dekoder Digibox' ın ayrılmaz bir parçası ve sadece Sky Digital 'in bayilerinden alınabiliyor. İleride modül sistemine geçmesi beklenen bu NDS sisteminin halen avrupada ve orta doğudaki mevcut kullanıcıları İtalya'da "Stream" Yunanistan'da, "OTE" ve İsraildeki "YES" platformları.

CAM satın almanın bir alternatifi kendinden dekoderli cihaz almaksa, diğer bir alternatifi de modül donanımını emüle eden bilgisayar yazılımlarıdır. Bu yazılımlar bazı digital uydu alıcısı kartlarıyla hızlı bazı bilgisayarlarda sadece bazı şifre ve yazılımlar için başarılı olmaktadır. Sonuç olarak bir CAM ve korsan kartla çözülemeyen bir şifreli yayını bu tür yazılımlarla çözme olanağı da yoktur. Yani korsanlığın alternatif bir yöntemi olarak "bilgisayarda çözme" ilk bakışta kullanıcıya CAM ve kart tasarrufu sağlamakla birlikte uzun vadede çok da elverişli bir yöntem olduğu söylenemez. Şifreli yayınları çözmek için bir CAM kullanılması ise neredeyse en elverişli tek yöntem olarak durmaktadır. Bugün üretilen tüm CAM'ler tüm alıcı cihazlardaki CI yuvalarıyla tam uyumludur. (Koşullu Erişim(CA) ve diğer DVB yayın uygulamaları için Ortak Arayüz(CI) şartnamesi EN50221 & ETSI TS 101 699 Ver. 1.1.1 Extensions)

Eğer izlemek istediğiniz yayının şifresi Mediaguard II ise ve abone kartınız da bu özellikte ise o zaman mutlaka cihazınıza takacağınız modül de Mediaguard II 'yi destekleyen bir CAM olmak zorundadır. Normal olarak her şifre sisteminin kendine uygun bir de modülü bulunduğundan, şifre çeşitleri ve bunlara göre yayın yapan kanal sayısı arttıkça modül çeşidi de artacağından çeşitli kanallar ve modüller arasında karar veremeden boğulup kalmak mümkün. Üstelik geçtiğimiz birkaç yılda CAM çeşidinde standartlaşma ve azalma olacağına çeşitlilikler sürekli arttı. Birçok eski modüller de demode oldu. Artık onları kullanmak neredeyse olanaksız. Önümüzdeki dönemde de durumun çok farklı olmayacağı öngörülebilir. Yine de bazı önemli gelişmeler var. En önemli gelişme şifre lisansörü firmadan bağımsız olarak üretilen çeşitli modüllerin birden çok çeşit şifre modülü yerine aslı kadar mükemmel çalışabilmesi. Nisan ayında duyurduğumuz UNIVERSAL CAM bunun ilk örneklerindendi. Bu sayede birkaç değişik buketin yayınlarını izleyebilmek için tüketici birkaç defa donanım yatırımı yapıp herbirine CAM maliyeti artı lisans bedeli ödemesi gerekmiyor. Ayni CAM'deki yazılımlar gereken tüm işlemleri yapabildiğinden sadece kanallara abone bedeli ödeyerek kanalları yasal olarak izleme imkanına kavuşabilir. Ama bir sorun var. CAM'lerin içindeki yazılımlar lisanssız. Bunlarla ilgili sorunlar yaşandığında kim ilgilenecek?.

Şimdilerde en fazla kendinden söz ettiren modül Magic CI CAM'ler. Bu modüller geliştirme modülü olarak ve içinde yazılımsız halde satılmaktadır (İçinde sadece Dreamload Boot Loader'i var). Ancak internette çeşitli uyglama yazılımları mevcut ve bunlar sayesinde bir süre içinde tüm koşullu erişim sistemlerini emüle edebilir konuma gelmesi beklenmektedir. Şu anda geçerli olan "Pentacrypt v1.07" sürümlü yazılımıyla "Viaccess I ve II, TPScrypt, AstonCrypt, Seca Mediaguard I ve II (SECA 1-2), Irdeto I ve II, Betacrypt(Beta Digital), Nagravision (BoxKey'i seçilebiliyor)" gibi en popüler tüm şifre sistemleriyle kulanılabiliyor. Tüketici bu modülü bir programmer kartıyla birlikte alıp disketteki yükleme yazılımını çalıştırdıktan sonra internetten indirdiği dosyayı modüle yüklüyor. Modül RS232 COM portu üzerinden bilgisayara CAM'in içinde takılı kart üzerinden de uydu alıcısına bağlı. Dolayısıyla bu programmer kartı modülün içine takılarak modül istendiği kadar defa silinip yeniden programlanabiliyor ve yazılımlar sayesinde modüle kazandırılabilecek fonksiyonlar sınırsız. Şu anda kullanılan V1.02 donanım versiyonu 30 MHz ARM7 mikroişlemcisi 256k RAM ve 2 Mb Flash Belleği ile çok geniş teknik imkanlara sahip. Normal CAM'ler her an sadece bir tek koşullu erişim sistemni destekleyebilir durumda. Oysa bu bir teknik zorunluluktan kaynaklanmıyor. O nedenle bir süreden beri CAM'lerin teknik özellikleri daha sona modifiye edilerek fonksiyonları arttırılmaktaydı. İlk önce Irdeto AllCam yapıldı. Bu esas olarak Irdeto CAM 'lerin Betacrypt'ler dahil tüm Irdeto kartları ile çalışabilmesini sağlamak içindi. Daha sonra ise Irdeto CAM'leri diğer koşullu erişim sistemleri için olan komutları da kullanabilme özelliği sayesinde FreeCAM adı verilen özel bir yazılım kullanılarak başka şifre sistemine sahip kartlar için de kullanabilme devri başladı. Şimdi bu FreeCAM'lerin yapamadığı şey konusunda ise Magic Modül devreye giriyor. FreeCAM'ler başka koşullu erişim sistemlerini yerli modunda destekleyememektedirler. Bu nedenle örneğin FreeCAM'ler resmi Mediaguard II abone kartları ile birlikte kullanılamıyor. Çünkü bu fazladan logging fonksiyonları Irdeto moduyla yapılabiliyor. Yani Irdeto'yla ilgisi olmayan bir resmi abone kartı FreeCAM'lerde çalışamıyor. Oysa Magic Modüllerin şu anda kullanılan yazılımları yerli modları destekler durumda ve Irdeto dışındaki koşullu erişim sistemlerini de yerli modda destekleyebidiğinden hem resmi abone kartlarıyla hem de korsan kartlarla çalışabilir durumda. Öte yandan gerek duyulduğunda kullanılabilecek Irdeto FreeCam'lerde olan komut geçirmeli loglama fonksiyonu PentaCrypt yazılımında da var, yani FreeCam yazılımları ile yapılabilen tüm fonksiyonlar ve üretilen tüm dosyalar MagicCAM ile de kullanılabiliyor. PentaCrypt'i yapanlar bu işin burada kalmayacağını, Conax ve Cryptoworks'un eklenmesi için de çalışmalarının sürdüğünü, hatta birgün Videoguard'ın eklenmesinin de planları arasında olduğunu söylüyorlar. Tüm bu nedenlerden MagicCam'e olan talep olağanüstü artmış. Şu anda yok satıyor.

Mevcut yazılımın söylendiği gibi tüm örneklerde çalışmasına, kanallar arası geçiş hızının iyi olmasına rağmen farklı şifre tipleri arasındaki geçiş sırasında biraz yavaş kaldığı söylenebilir. Ancak belki bu da bir sonraki yazılım sürümünde giderilebilecek bir sorundur. Şu anda geleceği güvenli ve iyi bir yatırım olarak görünen MagicCam'lerin bu özelliğini sürdürebilmesi birçok şeye bağlı görünüyor. Birincisi, GlobeCam, GlobalCam, UniversalCam(TBD CAM), EuroCAM gibi çeşitli adlarla pazara sürülen malların ne gibi çeşitlilikler getireceği. Örneğin Global CAM içinde "bir daha yüklenmesi gerekmeyeceği, ve mevcut resmi gayriresmi tüm kartlarla çalışacağı iddia edilen kendi yazılımı yüklü halde satılıyor. Uydu alıcıların içine "Eurocam" adıyla takılı(embedded) satılan CAM'ler de aynı iddiaya sahip. (Bunların donanımları ve yazılımları aralarında gerçek fonksiyonel farklar bulunup bulunmadığını şu an bilmiyorum. Aralarındaki fiyat farkları tümüyle pazarlamaya yönelik gelişmelerden kaynaklanabilir. Bunları çözebilirsem bu yazının ileriki baskılarında eklemeye çalışacağım.)

Şunu da eklemek gerekir ki ARM7 mikroişlemcisiyle çalışıp farklı şifre sistemlerine uyum gösterebilen bu CAM'ların hiçbiri Viaccess, Mediaguard, Irdeto, Betacrypt, Nagravision, Conax, Cryptoworks ve Videoguard gibi adı geçen şifre markalarından herhangi birinin resmi desteğine sahip değil. CAM'lerde herbiri tescilli olan adıgeçen markaların fonksiyonları sadece emüle edilmektedir. O nedenle bu emülasyonları geçersiz kılacak gelişmeler şifre sistemi sahipleri tarafından her an yürürlüğe konabilir. Tabii hukuki olarak da (yasaklanmasına ilişkin) çeşitli sürtüşmeler sürmektedir. Ayrıca, her an daha önce ortada olmayan "Sky Pilot" tipi yeni bir şifre sistemi, ve tabii doğal olarak onun emülatör yazılımları ortaya çıkabilecektir. Daha önce çeşitli şifreli kanalların yayınlarını açmaya ilişkin korsan dosyaların internette bir furyası olmuştu. Şimdi ise önümüzde "CAM emülatörü işletim sistemi yazılımı" gibi şeylerin piyasasının (ve internette satanlarının) ortaya çıkmakta olduğunu görmekteyiz.

Tüm bunlar kuşkusuz "Hangisini Alalım?" sorusunun cevabını kolaylaştırmamaktadır. Ama kestirme bir cevap vermek gerekirse şunu söyleyebiliriz;. Eğer resmi abone kartı sahibi iseniz, kanalın resmi CAM'ini kullanınız. Eğer korsan kart kullanıcısı iseniz MagicCAM alabilirsiniz. Yine de, eğer kararı siz verecekseniz piyasada ne çeşit malzemelerin bulunduğunu, kullanıldığı yerleri ve üreticilerinin linklerini aşağıda özet olarak görebilirsiniz. .

Avrupa piyasasında halen bulunan CAM çeşitleri
Viaccess CI CAM. Patent hakları France Telecomm'a ait olabilir (CCETT araştırma enstitüsünde geliştirilmiş) En son versiyonu kırmızı etiketli Vr 478. İkinci versiyonla çalışır. Halen Fransada "TPS", "ABSAT", "CFi", "MCM" ve "France Telecom" kullanıyor, İskandinav ve Baltık ülkelerinde "Viasat", Slovenyada "RTV", Hırvatistanda, "HRT", İsviçrede "SRG", İspanyada "TeleVisa", Danimarkada "Tele Danmark", İsveçte "SVT" + "Senda", Norveçte " NRK", Yunanistanda "ALPHA DIGITAL", Arap ülkelerinde "ART" , Rusyada "NTV Int" ayrıca tüm avrupada "BBC Worldwide" ve ###### kanalları "###### View", "SCT/RCT" ve "Ultra Blue" tarafından kullanılıyor. Çoğu zaman digital kablo (DVB C) ve yersel (DVB T) yayınlarda da aynen kullanılır. Marka sahibi Viaccess, üreticisi SC Microsystems. dir .Viaccess ALL CAM. Orijinal 'Siyah Etiket' Viaccess CAM birinci versiyon resmi ve korsan kartlarla çalışır. Viaccess2 ile uyumlu değildir.

Irdeto SE4.7 ALLCAM. Bu CAM'ler Irdeto ve BETA Digital CAM olarak çalışır. Orijinal Flaşlanabilir "I chip'li" Irdeto Cam'lerdir. Korsan "DS9" yazılımı kullanılarak Irdeto, Beta digital, SECA Mediaguard ve Viaccess yapılabilir. Beta Digital halen Almanya ve Avusturyada kullanılıyor. Irdeto ise Hollanda, Italya ve Güney afrikada kullanılıyor. Seri no 900440 veya 900264 olabilir. Teknik bakımdan aynıdır. Yeni Iredto II cam'ler 901275 veya 901633 olabilir. Bunlar da içinde değişiklik yapılarak AllCAM yapılabiliyor.

Irdeto "Freepass" CAM. Bu CAM'ler Irdeto 1 & 2 ve BETA Digital CAM olarak çalışabildiği gibi loglama işinde de kullanılabilir. Yukarıdakinin ayni olup içine flaşlanarak yeni yazılım yüklenmiştir. Irdeto FREE Cam v.2.018 versiyon yapılanları Viaccess, Seca, Irdeto 1/2, Beta Digital, ve Nagravision olarak çalışır, sistem geçişi otomatiktir. FunCAM 'de denir. Irdeto 2 v.1.06 205 Softcell

Irdeto CAM P/N 901275 Halen Kirch/DF1, Nethold/Multichoice, Telepiu, M-Net (C-bandı) tarafından kullanılıyor. Aynı zamanda yunanistanda "NOVA", hollandada "Canal Digital", İtalyada "Stream", güney afrikada "Multichoice", arap ülkelerinde "Showtime" ve "ART" kullanıyorlar. Avustralyada FOX kullanıyor. Resmi en son versiyon Irdeto 1 & 2 CAM'dir. Hollanda, İtalya, Arap, Rum, Güney afrikalı birçok yayıncı kullanıyor. Kimileri tarafından Irdeto II CAM olarak da anılıyor ancak Irdeto 1 yayınlarla da çalışır. Betacrypt CAM halen almanyada "Premiere World" ve "MediaVision", avusturyada " ORF " kullanıyor. Irdeto, Betacrypt Astoncrypt CAM 1.05 veya 1.03(flaşlanabilir olanı), Seca CI CAM, Aston 105 CI Cam olarak da anılır."MediaGuard" olarak da bilinir. Ayrıca, Alman Premiere buketi de kullanmaktadır. SECA (Societe Europeene de Controle d'Acces) bir Canal Plus ve Bertelsmann ortaklığı. Mediaguard (Astoncrypt - Seca) şifre sistemi halen İtalyada "Telepiu", "Stream", "RAI SAT" ve "MediaSet", Fransa'da "Canal Satellite Numerique", "Canal+", "ABsat", ve " NumeriCable " tarafından, Hollanda'da "Canal Digitaal", İspanya'da "Canal Satelite digital" , Polonya'da "Nowa Cyfra+",Orta Doğu ülkelerinde "Orbit" tarafından ve Canal+' nın global olarak sunduğu daha birçok yayında kullanılıyor. Halen kullanılan en popüler şifre sistemi olduğu söylenebilir. Bu CAM V1.05 olarak SECA1-2 Mediaguard Emulasyonlu hemen tüm yayınlarda güzel çalışmaktadır. Halen, Telepiu, Canal Satellite, MTV Networks, Kanal Digitaal, Canal Satellite Numerique, AB sat, Cyfra, Stream, Orbit ve Canal Plus yayınlarının tümü için (resmi ve korsan kartlarda) kullanılmaktadır. V1.03 versiyonunda izle ve öde (PPV) kanalları arası hızlı geçişte sorun çıkarttığı belirlenmiştir. (Yavaş geçişte sorun olmuyor) Bu versiyonun flaşlanarak Cryptoworks, Nagravision gibi başka modüllere dönüştürülebilme imkanı var. V1.03, ITV Digital yayınlarıyla mükemmel çalışmaktadır. Bu CAM'ın ayrıca tedavülden kalkmış olan V1.00 ve 1.04 versiyonları var. (v1.05) Mevcut son versiyon (1.05). Eski (1.03) versiyonu ise tümleşik ITV Digital TV'leri için kullanılıyor Mediaguard (Astoncrypt - Seca),

Nagravision İlk olarak İspanyol paralı TV platformu Via Digital şirketi tarafından geliştirilerek kullanılmıştır. İspanya'da "Via Digital"den sonra "RTVE" tarafından, Portekizde "Tv Cabo" tarafından kullanılmış, "Star Digital" ile türkiyeye gelmiştir. Ayrıca Polonyada "Polsat" İsviçrede "Teleclub"'un kablo yayınında (DVB C), "ABS CBN Mux " da ve Azerbaycan Tv "Az TV1" 'de kullanılmıştır. Servis sağlayıcıya özel Box Key yapılabilme özelliği var. Ancak halen Nagra yayınların tamamına yakını korsan olarak izlenmekte, Nagra 2 çıkacağı söylenmektedir. Nagravision,

Cryptoworks CI CAM. Halen gayriresmi kartları yok. Kullanan platformlar şunlar; Çek Cumhuriyetinden "Czechlink", Türkiyeden " Digitürk " İspanya'dan " Telespazio ". Ayrıca tüm avrupada " Viacom" (MTV network) ve "UPC" 'nin şebekeleri kullanıyor. Br de RTL , Avusturya ve İsviçredeki yayınlarında kullanıyor. Markanın patenti Philips'in. Philips bunu genellikle kendi embedded alıcılarıyla veriyor. Philips - Cryptoworks
AlphaCrypt CI CAM Son versiyon AlphaCrypt CAM, Irdeto, Irdeto II ve BetaCrypt- şifreli platformlarda çalışıyor. AlphaCrypt,
Universal GLOBAL CI CAM. Tüm CI'lı alıcılarla, Via Access 1 ve 2, Aston (SECA 1-2), Nagravision, Cryptoworks, Betacrypt, IRDETO 1-2, ve IRDETO ALL CAM ile çalıştığı, örneğin orijinal Alman Premiere 'in abone kartları ve resmi Viaccess2 kartlarla hem de ayrıca korsan kartlarla çalıştığı iddia ediliyor. Bunun gelecek nesil çok fonksiyonlu CAM olduğu, ayrıca programmer gerekmeyeceği, çünkü içindeki yazılımın tam ve test edilmiş olduğu söyleniyor. Resmi ve gayri resmi her tür smartcard'la (Funcard 5in1, GoldCard, DS9 v.s.) çalışabiliyormuş.

CONAX CI CAM. CONAX v3.03 Conax bir Telenor şirketidir. Bu şifre Canal Plus tarafından İskandinav paketleri için kullanılıyor. Halen sadece İskandinav ülkelerinde "MTV Networks", "Canal digital" paketleri tarafından kullanılıyor. Geçerli son versiyonu V3.03. Conax,
Irdeto / BetaDigital Nokia 9200/DBox a takılınca Beta Digital ve Irdeto ile çalışır. Ancak, Dboxun yazılımı DrOverflow'un DVB2000 e geçirilmelidir. Ortak arayüzlü (CI) dieğr cihazlardan hiçbiriyle çalışmaz. Şimdi "AMON" yazılımıyla Ds9 kartlar ve Funcard 5 in 1 ile çalışır logging için kullanılabilir.
NO-ZAP CAM. Bu CAM halen sadece NoZap isimli ve hergün 24 saat yayını olan, ücretsiz 8 film yayınlayan fransız hardcore ###### kanalı tarafından kullanılan Sky Pilot isimli şifre sistemiyle çalışmaktadır. (Abonelik ücretsiz, bu CAM kendi başına çalışıyor, hiçbir smartcard gerektirmiyor.)

Yeni Magic Modül. Nisan ayındaki yazımızda tanıttığımız UNIVERSAL CAM 'in bir türü olarak görünmektedir. O zaman TBD Cam - Tanımsız Koşullu Erişim Modülü olarak TBD CryptV0.9 yazılımıyla lanse edilen Universal CAM'in yazılım bakımından gelişmeye çok açık olduğu konuşulmuştu. Bu arada son kullanıcı tarafından kolay programlanabilmesi için basit ucuz ve kullanışlı bir programmer çıkmış. Bu programmer CAM'in içine takılıyor. CAM de uydu alıcıda takılı. Programmerin RS232 ucu bir seri kablo ile bilgisayar'ın COM portuna bağlanarak program PC'den aktarılıyor. Receiver sadece özellikle CAM'i beslemek için gerekli. Programmer cihazı Season logger/emülator kartına çok benziyor, ancak üzerinde atmel mikroişlemcisi var. Yeşil LED yanarsa sorun yok demektir. Halen bu CAM sadece bu şekilde flaşlanabiliyormuş.

Yazılım çalıştırıldığında "connect" butonuna "CONNECTED" yazısını görene kadar basıyorsunuz sonra flaşlama yapılıyor. Bu esnada hem kırmızı hem yeşil LED yanıyor. Yaklaşık 6 dakika sürüyor. Sonunda "MODULE LOADED" yazısı çıkınca modül kullanıma hazır hale gelmiş oluyor. İşler kötü giderse paniğe gerek yok, CAM üzerinde programmer takılı değil iken receiver'i üç defa açıp kapayınca (veya CAM'ı üç defa çıkarıp takarak resetletince) cihaz bootloader konumuna geri dönüyor. Siz de yarım hatalı yüklenmiş flaş dosyasını yeniden yükleyebiliyorsunuz. Yani bu şekilde CAM'e flash yüklemek herkesin yapabileceği bir iş haline getirilmiş.

Bu CAM sonuç olarak konunun meraklıları için bir araştırma geliştirme modülü kabul edilebilir. Geliştirmeye de çok açık olduğu kesin. Örneğin halen FREEPASS CAM(irdeto) ile karşılaştırılınca, farklı şifre sistemleri arasındaki geçişlerde daha yavaş kaldığı eleştirisi var. Gelişme sonucu hem hızlanması, hem de zamanla halen emüle edilemeyen şifre sistemlerini de emüle edebilir hale getirilmesi mümkün. ;Universal, Dream Multimedia - Magic, SIDSA

#4
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL

Uydu Anteni KuruLumu ResimLi / DetayLı..
Diseqc Motor Nasıl Kurulur

Horizon to Horizon (ufuktan ufuğa) teknolojisi anten hareket motoru ile hareket mountunu bir araya getirip tek parça olarak sunduğunda ortada henüz DiSEqC1.2 yoktu.
Resmi ekleyen
1997 yılında italyan STAB firması ile dayzek'in patent sahibi olan EUTELSAT'ın işbirliği sonucu DiSEqC protokolleri arasına, uydu anten motorlarını doğrudan uydu alıcılarından çıkan koaksiyel anten kabloları üzerinden çalıştırmak amacıyla hazırlanan bir DiSEqC 1.2 standardı da eklendi. Bu sistem halen artık hemen hemen tüm digital uydu alıcısı üreticileri tarafından standart olarak kabul edilmiştir.

Resmi ekleyen
Ancak, anten montajcıları açısından bu yeni sisteme intibak etmek pek kolay olmadı. Bu sistem eskisine göre parça sayısını ve yapılacak işlem sayısını çok azalttığından ve her türlü antene kolayca adapte edilebilir göründüğünden ilk bakışta işi herkesin kolayca cesaret edebileceği bir şekle sokmaktadır. Öte yandan, bir türlü verim elde edilemeyen başarısız montaj örnekleri de birçok kişiyi haklı olarak bu teknolojinin başarısı konusunda endişeye düşürmektedir. STAB firması da bu durumun farkına vararak, montaj işçiliğini herkesin başarabileceği kolaylığa getirmenin nasıl başarılabileceğini araştırmaya koyulmuş. Özellikle 1999 yılından bu yana bu konuda çalışmış. Sonunda bu motorların dünyanın her yerinde kolayca monte edilebilmesini sağladığını iddia ettiği bir sistem bulup, patentini almış. Aşağıda anlatılacak olan USALS (Universal Satellite Automatic ******** System) bunu sağlayabilmek amacıyla geliştirilmiş bir üründür.


Standart DiSEqC 1.2 ile ayar
Öncelikle bilmemiz gereken şey birbirinden farklı marka model ve özellikte birçok HH mount motor bulunduğu, ve bunların prensipte aynı olmalarına rağmen farklı bazı fonksiyon ve kalite özelliklerine sahip olduklarıdır.
(Örneğin STAB marka ürünün paketinin içinden şunlar çıkmaktadır. A rotor, B rotorun direğe tespit braketi, C braketin direğe sıkıştırma kelepçeleri, D braket sıkıştırma U- kelepçe cıvataları, E kablo bağlantı F konnektörleri ve izolatörleri, F cıvata takımı, G kullanma talimatı)
Resmi ekleyen

Bu sistemle anten kurarken öncelikle dikat edilmesi gereken şunlardır;

1. Antenin kurulacağı yerin seçimi çok önemlidir. Yer seçimi ve kuruluş konusundaki genel prensipler her durumda geçerlidir. Hareketli antenin tüm Clarke Kuşağını engelsiz görebilmesi, özellikle H-H motorlar için rüzgar almayan bir yere kurulmuş olması ve motorun öngörülenden daha büyük bir çanakta kullanılmaması daha büyük bir önem arzetmektedir !!.
Çünkü bu motorlarda rüzgar yükünün getirdiği torklar doğrudan motorun şaftında etkili olduğundan ve boyutların küçük olması dolayısıyla hasar verme riski yüksek olmaktadır. Bu motor mevcut herhangi sabit anteni kolayca hareketli hale getirmekte de kullanılabilir. Elektriksel bağlantıları çok kolaydır. Uydu alıcısı ile anten arasında zaten mevcut olan kablonun LNB'ye takılı olan kısmı çıkartılarak motorun REC yazan kısmına takılır(resimde Cable n°2). İki ucunda F konnektör takılı 1,5-2,0m boyunda bir başka kablonun da bir ucu LNB'ye diğer ucu motorun LNB yazan yerine takılır (resimde n°1). Elektriksel bağlantıların tümü bu kadardır. Kullanılacak kablonun kalitesi de oldukça önemlidir. Koaksiyel uydu kablosunun iç iletkeni Cu Ø=1,02 mm, veya Ø=1,13 mm olabilir. İnce olanın direnci 22Ohm/km öbürüne göre(18ohm/km) epey fazla olduğundan en fazla 30m kadar uzunlukta boy için kullanılabilmesine karşın, iletkeni kalın kabloyla 60m'ye yakın uzunluk kullanılabilmektedir.

Her çeşit hareketli anten için ilk olarak direğin çok sağlam bir şekilde ve tam düşey olarak zemine tesbit edilmiş olması şarttır(direğin diklik kusurunu giderebilen bir ayar mekanizması yok). Direğin sağlam ve tam düşey durumda olduğunu ölçmek ve ayarlamak için harcanacak zaman daha sonra ortaya çıkabilecek sorunların giderilmesinin gerektireceği zaman ve masraf dikkate alınırsa, fazlasıyla tasarruf edilmiş olacağı açıktır.

Resmi ekleyen

DiSEqC 1.2 (H-H Mount) motorun takılmadan önce sıfır konumuna alınmış olması yararlıdır. Satın alındığında eğer sıfır derece konumunda değil ise uydu alıcısına takılarak sıfır konumuna gelinceye kadar hareket ettirilmelidir. (Bazı motorlarda içinde "0" konumunu belirleyen duymaç yok. O durumda bu konum gözle belirlenebilir)
Motorun "0" konumunda olduğundan emin olunduktan sonra elektriksel bağlantısı kesilerek( receiverden gelen kablo sökülerek) motor direğin tepesine yerleştirilir, direk özerinde döndürülmesine ancak izin verebilecek kadar vidaları sıkılır. DİKKAT !. Motor istenirse düz istenirse tepesi aşağı takılabilemez. İki tür motor vardır. Şaftı(rotoru) yukarı bakanlar (STAB v.B) ve şaftı aşağı doğru duranlar (MOTECH SG2100 v.b.). Hepsinde kablo bağlantıları aşağı tarafa gelmelidir.
Resmi ekleyen
Bütün türler arasındaki en büyük tek fark elevasyon/deklinasyon açılarının nasıl verileceğindedir. Örneğin STAB motorlarda çanağın kalkış açısı = P-(60- Bulunduğunuz yere göre hesaplanan enlem değeri) olarak verilmektedir. P bulunduğunuz yerdeki Clarke kuşağında en tepedeki uydunun kalkış açısıdır. MOTECH motorlarda ise bu değer = 40 - Deklinasyon açısı olarak verilir. Rakamlar sabit değildir ve kullanılan çanağa göre değişmektedir. Merkezinden bağlanan tüm parabol çanaklar için elevasyon değerleri sabit olmalıdır. Ancak örneğin offset çanaklar parabolün üst geometrik tarafından alındıklarından kalkış açıları daha düşük olacaktır.
Resmi ekleyen
Bu açı ölçümleri ve hesapları çoğunluk için içinden çıkılmaz bir karışıklıkta görünebilir, ancak işin aslı o kadar da karışık değildir.
Her türlü motorla yapılan ayarlarda ilk dikkat edilecek bir konu da mil merkezleme ayarının doğru yapılmasıdır. Anten direğinin merkezi, motor milinin sıfır çizgisi, ve LNB feed merkezi tam aynı doğru üzerinde ve çanak yatay çap çizgisine tam dik bulunmalıdır. Bu durumda iken şaft vidaları çok iyi sıkılmalı ve bunun zamanla kayıp bozulmaması sağlanmalıdır. Motor tam "0" konumunda iken çanağın baktığı yön de tam güney(180 derece) olmalıdır.Ancak pusula açısında manyetik sapma değeri de dikkate alınır. Böyle güney istikametini tam hizalayıp vidaları sıktınız. Montaj bitti, hepsi bu kadar.
__________________

Resmi ekleyen
Eğer herşey mükemmel ise uydu alıcınızı (veya sinyalmetrenizi) bağladığınızda sizinle aynı enlemde bulunan(en tepedeki) uydunun yayınlarını alabiliyor olmalısınız. Eğer almıyor iseniz ve sağa sola döndürerek yakalayabilirseniz güney istikamet(pusula) ayarınızı yeniden yapınız. Bu açıyı tam olarak bilirseniz ayni ilde yapacağınız diğer tüm montajlarda ölçtüğünüz bu açı geçerli olacaktır. Eğer tepedeki uydunun sinyallerini kalkış açısında oynama yaparak yakaladınız ise elevasyon/deklinasyon ayarlarınızı yeniden yapınız. Daha sonra çanağı doğu/batı istikametinde döndürerek diğer uyduların sinyallerine bakınız. Birçok motorun üzerinde Doğu/Batı döndürme butonları var. Bunlar sayesinde uydu alıcısını çanağın yakınına getirmeğe gerek olmadan ayar yapılabilir. Bulduğunuz uydular tam verimli alınamıyor ise çanağı hafifçe elle yukarı aşağı kımıldatarak verim artışının nerede olduğunu görünüz. Doğu ve batı uçlarında bulunan uydularda çanağı elle yukarı doğru kaldırttığınızda sinyal artıyorsa deklinasyon açınız yüksek azaltılmalı (şaft çanak ağzı düzlemine daha paralel olmalı, eğer tersi ise tersi işlem yapılmalıdır.) Eğer yukarı aşağı farketmiyor, sağa sola oynatmakla farkediyor ise tepedeki uydunun azimut değeri tekrar kontrol edilmelidir.
Resmi ekleyen
Böyle birkaç hareket sonunda en iyi verim elde edilecek, hem ortadaki, hem de en doğuda ve en batıdaki uydulardan tam verim alınabilecektir. Çanak kendi hareketiyle uyduya geldiğinde elle sağa, sola, ve yukarı, aşağı kımıldattığınızda sinyalin artmadığını ancak azaldığını görüyorsanız çanağınız tam ayarlıdır. Çanağın motorla ilgili ayarlarının dışında kalan LNB polarizasyon ve odak ayarları da tam doğru olarak yapılmalı daha sonra zamanla kımıldamayacak şekilde tüm vidalar sıkılmalıdır. (Motorun elevasyon ve deklinasyon açıları ile pusulanızda yakaladığınız güney açısını kaydeder ve işaret alırsanız, aynı ilde ve aynı malzemelerle yapacağınız diğer tüm montajlarda bu değerler tam aynı olacağından ayar işlemi çok kolaylaşacaktır. Doğal olarak farklı motor veya çanak kullandığınızda bu değerler de değişecektir)
Resmi ekleyen
Bu motorların kimilerinde diğerlerine göre fazladan veya farklı olarak bulunabilen şu tip özellikler var. 75 doğu/75 batı yönünde toplam 150derece ufku olması, üzerinde doğu/Batı butonlarının olması. Yeniden ayar, X'e git, "0" pozisyonu ve sınırlar fonksiyonlarının olması, 50 konum belleği. Sensorunun HallEffect'li olması. 90cm, 100cm, 120cm veya 150cm çanak için kullanılabilir olması. Gürültüsüz dönmesi(uzun ömürlü olduğunu da gösterir). Düşük sarfiyat. (Örneğin beklemede 50mA, normalde 200mA, Max 350mA). Tüm motorlarda uydu alıcısı Vertikal polarizasyonlu bir kanalda iken 14V, Horizontalde 18V besleme gerilimi gönderdiğinden, ilkinde saniyede 1.3 derece, ikincisinde saniyede 2.5 derece hız iyi sayılmaktadır

USALS sistemi ile ayar
USALS, italyan STAB firmasının geliştirilip bütün bilgisayar, digital uydu alıcı kartı ve uydu alıcısı üreticilerine bedavaya dağıtmış olduğu bir teknoloji. Bir çok firma (örn. FORTEC STAR) şimdiden cihazlarına bu yazılımı uygulamış durumdadır. Bunun sayesinde uydu alıcı cihaz yörüngede bulunan tüm uyduların konumlarını montajın yapıldığı yer açısından ve 0.1 dereceden fazla bir hassasiyetle hesaplayabilmektedir. Bunun için hiçbir ayar bilgisi gerekmeden çanağın tüm uydulara göre ayarlanması otomatik olarak gerçekleşmektedir. USALS programı DiSEqC1.2 haberleşme protokolünün bir alternatifi değildir. Uyud alıcıları üzerinde çalışan bir yazılımdır. DiSEqC1.2 protokol dizisi motorları "açı konumuna döndür" kipinde çalıştırmaktadır. Aslında USALS'ın kullandığı tek komut da budur.
Resmi ekleyen
USALS programı DiSEqC1.2 protokolünün biraz daha gelişmiş alternatifi olmaktadır. USALS, programı STAB firmasının patentli ürünü olduğundan ona rakip "Go X", Go To XX", DiSEqC1.3" gibi şeyler de çıkartılmıştır.

Eğer kuzey yarımkürede iseniz ve tam doğru bir güney istikametini bulamadıysanız uyduları standart bir DiSEqC1.2 motorlu bir sistemle arayıp bulmak güç olmaktadır. Güney istikametinin tam doğru olarak bulunması tüm uyduların tek tek manuel olarak aranıp bulunması, sınırların seçimi, v.s. . USALS'da ise eğer söylenen çanaklardan birini kullanıp, motoru da o çanak için verilen doğru kalkış açısına ayarladıktan sonra, uydu alıcısının soldaki ekrandaki gibi size bulunduğunuz yerin enlem ve boylamına ilişkin sorusunu da doğu veri olarak girmeniz karşılığında bulunduğunuz yerden görünen bütün uyduları hesaplamakta ve ister kuzey, ister güney yarımkürede olun +/- 0,05 derece hassasiyetle konumlarını belirlemektedir. Çünkü USALS dönüş yönüne de kendisi karar vermektedir. Tepeye yakın ve sinyali kuvvetli bir uyduyu seçtiğinizde Motorun dönmesi durduktan sonra çanağı sadece sağa sola döndürerek yayını hemen buluyorsunuz. Bu şekilde sadece o uyduyu değil tüm uydu (GEO)kuşağını da diğer tüm uydularla birlikte yakalamış oluyorsunuz. İnce ayarı yapması da çok kolaylaşmış oluyor.

Resmi ekleyen
DiSEqC1.2 modunda tüm uyduların konum bilgileri motor ünitesindeki bellek çiplerinde tutulmakta, ve o nedenle her uydunun tek tek elle aranıp, bulunup belleğe yerleştirilmesi gerekmekteydi. USALS modunda ise bir uyduyu kuşaktaki yerine oturttuğunuzda başkaca hiçbir bellek işlemine gerek kalmadan diğer tüm uydular otomatik olarak bulunacaktır, çünkü tüm konum bilgileri uydu alıcının içindeki bellekte bulunmaktadır.
DiSEqC 1.2 modunda iken kullanıcı bir uydunun konumu değiştiğinde veya yeni bir uydu devreye girdiğinde cihazını ayarlayabilmek için mutlaka bir uzman desteğine gerek duymakta idi. USALS'da ise tek gereken yeni uydunun adını ve konumunu uydular listesine yazmaktan ibarettir. bu uydudan bir frekans seçildiğinde motor hassas bir şekilde yeni uyduya dönecektir. Hareketli antenlerle iyi sonuç alınamamasının esas nedeni olan ve genelde kaynağını bulması ve gidermesi güç olan yanlış belleğe almalar veya kazara yapılan hatalar da artık ortadan kalkmaktadır. Çünkü bu sistemle kullanıcının elle girdiği hiçbir fonksiyon kalmamış oluyor.

Resmi ekleyen
__________________

Uydu Anten Nasıl Kurulur ? (resimli anlatım)

ANTENLERİN YER SEÇİMİ Resmi ekleyen

Montaj yapılacak yerin keşfi sırasında 3 şeye özellikle dikkat edilmelidir.
1.Anten direğinin sağlam bir şekilde tespit edilebileceği bir zemin bulunması. (Beton platform, çatı terası, asansör makine dairesi üstü türü zeminler bu iş için özellikle uygun olmaktadır.) Sabit antenler için zeminin düşey veya yatay, hatta eğimli olması sorun değildir. Çelik dübel ankorajının uygun şekilde yapılabileceği tercihan beton zemin aranmalıdır. Böyle bir zemin bulunamaması halinde çelik konstrüksiyon veya betonarme olarak bu zemin hazırlanır. Kiremit çatılarda çatı mahyası anten montaj ayağı ve matkap girecek kadar kiremitler söküldükten, tahtalar kesilip açıldıktan sonra, ayak çatı tavan betonuna çelik dübeller ile monte edilir. Antenin ve direğinin büyüklüğüne göre 8-16mm arası çaplı dübeller kullanılır. Esnemesi olmayan ahşap konstrüksiyon üzerine veya balkon demirlerine de montaj yapılabilir.
2.Montaj noktasının sözkonusu uydu azimut ve elevasyonunda gökyüzünü engelsiz görebilir durumda olması. ( Hareketli antenler için bu tüm sabit uyduların bulunduğu Clarke kuşağını görebilmesi demektir.) Ayrıca montaj noktasının yerel mikrodalga linklerinin veya kuvvetli manyetik alanların güzergahı üzerinde de bulunmamasına dikkat edilmelidir.
3.Montaj noktasının servis ve ayar işlemleri sırasında, ya da daha sonra başka bir uyduya ayar değişikliği yapmak istendiğinde çanağın döndürülebilmesini veya LNB'ye elle erişilebilirliği engeller bir konumda olmaması. Çanağın mekanik olarak hasar görebileceği şiddetli rüzgarlar, atılan, uçuşan objeler, konaklayan iri kuşların güzergahında bulunmaması. Şiddetli is, kurum, çamur, böcek istilası, veya kimyasal kirlenmelere maruz kalınacak yerlerin seçilmemesi gerekir. Antenin görüş alanı önüne daha sonra geçebilecek konstrüksiyon, inşaat, veya büyüyen ağaçlar antenin çalışmasını engeller. Yıldırım çekebilen açık alanlarda özel tertibat gerekir. Ayrıca çanak anten güneş ışınlarını da LNB üzerine odakladığından güneşin öğlen saatlerinde tam da uydunun bulundugu pozisyondan geçtiği durumlarda oluşacak yüksek hararet LNB yi tahrip edebilir.

ANTENLERİN KURULUŞU VE AYARLANIŞI

Resmi ekleyen
Seçilen konuma anten direğinin sağlam bir şekilde tespit edilmesi anten montajının en önemli kısmıdır. Hareketli (polar) antenler için direğin yere 90 derece dik tespit edilmiş olması gerekir. Bu durum anten montaj ve ayarına geçilmeden önce ölçülerek kontrol edilmelidir. Vidaların daha sonra rüzgar vibrasyonuyla kendiliğinden gevşemesini engellemek için daima yaylı pullar kullanılmalıdır. Eğer anten demir aksamının kaplamasına korozyon bakımından yeterince güvenmiyorsanız soraki bir servis sırasında korozyon yüzünden açılamaz duruma gelmesini engellemek için de vida ve elevasyon çubuğu dişlerinin ince bir gres tabakasıyla kaplanması tavsiye edilir. Direğin tespit edildiği zeminin bir alt kat ile su yalıtımını bozmamak için hem ankrajın yapılması sırasında hem de direk montajından sonra özel yalıtım önlemleri almak gerekir. Seçilen anten kullanıldığı yerin özelliklerine uygun olmalıdır. Polyester (fiberglass) antenler mekanik (rüzgar yükü vs.) zorlamalara daha dayanıklıdır. Ancak zamanla çatlama ve nem alarak deforme olabilme olasılığı yüksektir. Metal antenler ise sıvama veya pres aluminyum veya saç, offset veya parabol oluşuna göre çeşitlidir. Yekpare, kaynaklı veya 8-24 parçalı montajlı olabilir. Perfore (delikli) veya solid olabilir. Saç antenlerin kaplaması zayıfsa kısa sürede korozyon (paslanma) riski fazladır. Çok rüzgarlı yöreler için tercih edilebilecek olan perfore saç antenlerde bu risk daha yüksektir. Alüminyum antenler ise, ince ve yumuşak malzemeden sıvanmışsa kısa sürede (rüzgar v.s.) deforme olabilir. 1.2m den küçük çaplı antenler için genellikle offset form tercih edilir. Parçalı antenlerin ise üretimi ve montajı daha pahalı ve zahmetli olduğundan genellikle tercih edilmemektedir. Ayni çap ve özellikteki antenlerin marka ve modele göre farklı verimliliklerde oldukları unutulmamalıdır. Anten direği seçilen antenin ayrılmaz bir parçası olmakla beraber monte edileceği zeminin düşey veya yatay oluşuna göre uygun özellikte seçilerek temin edilir , veya bazı durumlarda kaynakla özel tarzda modifiye edilerek yapılır. Çanak kurulacak yer ve direğin özellikleri teknik uygunlukların ötesinde görünüm özellikleri bakımından da ilgililerin onayına ve bulunduğu yerin inşaat standartlarına tabidir. Direk bütün bu esaslar gözönünde bulundurularak ve ileride sökülmesi gerektiğindeki koşullar da gözönüne alınarak monte edilmelidir. . Direğin dikliği, sağlamlığı ve izolasyon durumu kontrol edildikten sonra çanak montajına geçilir. Çanak tüm parçaları doğru olarak takıldıktan sonra direğin tepesine oturtulur. Bu safhada tüm tespit vidaları sıkılmalı ve LNB odak uzaklığı kontrol edilmelidir. Çanağın parabol geometrisi hiçbir şekilde deforme edilmemiş olmalıdır. Taşınma veya direğin bulunduğu yere çıkartılması sırasında geometrisini bozacak herhangi bir darbe veya stres almış olması çanağın verimini çok fazla düşürür. Bu bakımdan ayardan önce antenin yüzey düzgünlüğü ve kenardan kenara bakılarak aynı düzlemde olduğu iyice kontrol edilir. Tam bir düzlem üzerine yatırıldığında bütün kenarları değmeyen bir çanaktan iyi verim alınması mümkün değildir. Çanağın düzleminde olduğu aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi çanağın kenarından kenarına birbirine dik iki ip (veya tel) gerilerek kontrol edilebilir. Birbirine dik ipler arasında boşluk varsa bu boşluk sıfıra indirilecek şekilde çanak esnetilerek tüm çevresi bir düzlem üzerine getirilmeye çalışılır.

Resmi ekleyen

Ayara geçilmeden önce azimut ve elevasyon ayarlarına yarayanlar dışında tüm vidalar sıkılır. LNB'nin çanağın tam ortasına baktığı ve kenar düzlemine tam dik durduğu kontrol edilir. Antenin istenen uydu pozisyonuna ayarlanması için kullanılabilecek çeşitli alet ve cihazlar bulunmaktadır. Çanağın mekanik olarak istenen uyduya bakar konuma ayarlanabilmesinde pusula ve eğimmetre kullanılır. Bunun için öncelikle bulunulan yöreye göre o uydunun yerel ve kalkış açılarının bilinmesi gerekir. Türkiyenin çeşitli yörelerinden en çok kullanılan 20 uydu konumuna ait gerekli azimut (yerel açı) ve elevasyon (kalkış açısı) bilgileri ile polarizasyon açıları AZ, EL, POL tablomuzda verilmiştir. Bu bilgilere göre pusulayla azimut (yerel açı) eğimmetre ile de elevasyon (kalkış açısı) ayarlanır. (Bkz. Şekil 1) Her ikisinin birlikte oldukça kolay ve hassas bir şekilde ayarlanabilmesi amacıyla yapılmış özel enstrumanlar da mevcuttur. Çanağın mekanik olarak uyduya yönlendirilmesinden sonra LNB takılarak gelen sinyal ölçülür. Bu iş için de $25 -den $15.000 e kadar çeşitli değerlerde enstrumanlar kullanılabilir. En ucuz ve basit olanı gelen sinyali "kanarya" tabir edilen çeşitli tonda ses işaretine veya ibreli bir "sinyalmetre" gösterge değerine dönüştüren enstrumanlardır. Bu enstrumanlarla azimut, elevasyon ve polarite ayarları en yüksek işaret değerini gösterecek şekilde ayarlanabilir. Daha sofistike cihazlar ise alınacak tv, radyo, data işaretinin özelliğine göre tam olarak ölçülmesini güç, gürültü enterferans durumlarının belirlenmesini sağlar. Her durumda azimut, elevasyon ve polarite (LNB kendi etrafında döndürülerek) ayarları alınan sinyali en yüksek değere ayarlayacak şekilde yapılır. Son olarak odak uzaklığı (fokus, LNB ile çanak arasındaki mesafe) deneyerek ve mm bazında ölçerek kontrol edilir. LNB doğru odaklanmış ise çanağa yaklaştırdığınızda da uzaklaştırdığınızda da sinyal zayıflamalıdır. LNB'nin tam merkezde ve maksimum sinyal seviyesi sağlayacak odak uzaklığında olduğu kontrol edildikten sonra ayar işlemi tüm vidalar sıkılarak bitirilir.__________________

Seçilen LNB ve feed alınacak yayın ve kullanıcı sayısı özelliklerine göre C veya Ku bandı , R/L, V/H, Single, Switchable, Wideband, Universal, Dual, Twin, Quad olabilir. Sinyal /Gürültü oranı (S/N) fiyatına göre en düşük K/dB değerinde olmalıdır. Kullanım şekline göre basit LNB+Feed ya da LNBF olabileceği gibi OMT, polarizör, depolarizör, corotor, dipleksör, multifocus (2 veya daha çok LNB grubu) gibi çeşitli parçaların kullanıldığı bir asamble şekil de uygulanabilir. Antenin offset veya parabol oluşuna, alınacak yayının C/Ku bandı oluşuna ya da antenin, sabit veya hareketli oluşuna göre seçilecek feedhorn ve diğer malzemelerin farklı olacağı unutulmamalıdır. Tek ya da çok kullanıcının bir veya daha çok çanaktan yayın alma durumları da kullanılacak malzeme ve montaj konfigürasyonlarını farklı farklı yapmaktadır. Çok kullanıcılı uygulamalarda alınacak her polaritenin ayrı ayrı dağıtım kutusuna getirilmesi esastır. Çanak yerinden kullanıcının (TV'nin ve uydu alıcısının ya da sinyal dağıtım merkezinin) bulunduğu yere kadar olan kablo güzergahının olabildiğince kısa seçilmesi gerekir. 30m nin üzerinde mesafeler için sinyal kaybı dikkate alınarak özel önlemler gerekebilir. Standart olarak düşük kayıplı RG6 kablo ve F tipi bağlantı elemanları seçilir. Kablonun ezilme, burulma, kılıfının çatlaması durumlarında sinyal verimi düşerek sistemde arıza oluşur. Kısa devre ve diğer hatlardan kaçaklar cihazlarda hasara yolaçabilir. Ek yerlerinden soğuk havalarda vakum ile nem çekme, sıcak havalarda ise buharlaşma ile nem tüm kontaklara işleyerek korozyon yapması ve arızalara yol açmasının engellenmesi için tüm ek yerlerinde özel izolasyon önlemleri alınmalıdır.

Resmi ekleyen
Diseq bağlantısı


HAREKETLİ ANTENLERİN KURULUŞU VE AYARLANIŞI

1.Feed sisteminin (komple LNB grubu) merkezlenmiş ve doğru odak uzaklığında olduğunu kontrol ediniz. Uydu tarama işlemine başlamedan önce feed'in veriminin iyi durumda olması önemlidir.
2.Çanağın arkasından baktığınızda kol (aktüatör-motor) bağlantısı çanağın sağında kalıyorsa kol içeri doğru çekerken çanak sağa (batıya) doğru dışa doğru iterken ise sola (doğu yönünde) hareket etmelidir. Anten bu hareketi sırasında gökyüzündeki sabit uyduların bulunduğu kuşağı (aşağıdaki şekle bakınız) bir yay çizerek tarar. Yani hareket sahasının en ortasında en yukarı bakar konumdadır. Bu konumda iken çanak tam güneye 180 dereceye (kuzey = 0 derece) bakacak şekilde kuzey güney ayarını (anten mount'unun kendi etrafında dönmesine izin veren vidaları sıkarak) yapınız. Kolun çekmesiyle antenin etrafında döndüğü milin yerle yaptığı açıya SAPMA açısı denir ve bu açı antenin yerle yaptığı açı (elevasyon - kalkış açısı) na göre 5.5 derece (Sinop 5.85, İstanbul 5.74, Antakya 5.16) eksiktir. Deklinasyon (eğim) açısı denilen bu açı gökyüzünde taranan yayın bombeliğini değiştirir. SAPMA açısı tepede ayar yapılan (ASTRA, Arapsat2A) uydunun elevasyon açısının 5.5 derece kadar eksiği olacak şekilde ayarlandığında kolun hareketiyle çanak tüm uydu kuşağını doğruya yakın şekilde tarayabilmelidir. Bu şekilde yapılan kaba ayardan sonra esas ayara geçilir. En kolayı tarama kuşağının ortasında ve tepesindeki (ASTRA gibi) bir uyduda kutup ekseni ve deklinasyon ofset açılarını önce ayarlayıp, kuzey güney yönünü ise kenar uçlardaki (PAS4, Intelsat 601 gibi) bir uyduda ayarlamaktır. Buradaki basit kural elevasyon ayarlarının yüksekteki (26.0° Doğu Arabsat 2A veya 19.2° Doğu Astra gibi), kuzey güney ayarının ise ufka yakın alçaklıktaki (100.5° Doğu Asiasat2 veya 37.5Batı Orion 1 gibi) bir uyduda yapılmasıdır.
3.Tüm elektrik bağlantılarını kontrol edip cihaza ceryan veriniz.
4.Kuşağın ortasında tepede (ASTRA veya Eut IIf3) zayıf da olsa bir sinyal yakalamaya çalışılmalıdır. Bunun için yukarıda sözü edilen türde bir sinyal ölçüm cihazı gerekebilir.
5.Sinyali aldıktan sonra bir yayın frekansına ayarlanarak sinyal şiddeti en çok olacak şekilde hafifçe doğu veya batıya kımıldatılmalıdır. Daha sonra alınan sinyali arttıracak şekilde kutup ekseni açısı yeniden ayarlanır.

Resmi ekleyen

6.Feed sisteminizi sinyal şiddetini arttıracak şekilde tekrar ayarlayınız. Bu feed sisteminizin son ayarıdır. Bu ayara bir daha dokunmayınız.
7.Kuşağın bir ucundaki (PAS4 veya Orion 1 gibi) bir başka uyduya geçerek ikinci bir kanala ayarlanmayı deneyiniz. Burada ve 4 deki sinyal yakalama sırasında tarama(scan) özellikli bir uydu alıcı veya enstruman oldukça yararlı olur. Aksi halde cihazı frekans ve polaritesini bildiğiniz ve o sırada yayını olan bir kanala ayarlamak gerekir. Eğer hedeflediğiniz uydu yayınını alamazsanız yukarıda 4 de bulduğunuz uyduya daha yakın bir başka uydu seçerek aynı işlemi yapmalısınız. Eğer merkezdeki uydunun yakınındakiler dışında bir uydu yakalıyamıyorsanız kuzey güney ayarınız önemli ölçüde hatalı demektir. (Bkz. Şekil 3)
8.Bulduğunuz ikinci uydudaki bir kanalı frekans, polarite, doğu batı ayarlarıyla olabilen en iyi şekilde ayarlayınız.
9.Alınan sinyalin artması için antenin yukarı mı kalkması aşağı mı inmesi gerektiğini belirleyiniz. Herikisi de değilse anteni bulunduğunuzun aksi (doğu-batı) istikamette en uçtaki bir uyduya çeviriniz. Tüm uydular tam yerinde görünüyorsa (nadiren olur) madde 12 ye atlayınız. Eğer ayar gerekiyorsa aşağıdaki şekle bakarak anteni hangi yönde çevirmeniz gerektiğine karar verebilirsiniz.
10.Kuzey güney ekseni ayarını doğru yönde hafifçe değiştiriniz.
11.İlk bulduğunuz uyduya geri dönerek kuşağın tam yerine oturtabilmek üzere yukarıdaki işlemleri tekrarlayınız. En iyi sonucu alabilmek için bu işlemin ortada en tepedeki uydu dışında en batı ve en doğudaki uydular için de tekrarlanması gerekir.ümkünse ortada, batı ve doğu uçlarındaki üç uyduda aynı polarite formatında çalışır durumda yayını olan kanallar seçiniz. Skew (polarite kayması) ve video ince ayarlarıyla son defa oynayarak bir uydudan en yüksek sinyal seviyesi alacak ayarlamayı yapınız. (İşlem sonuna kadar bu ayarlar sabir kalmalıdır.) 4 den 9 a kadar olan adımları her üç uyduda da en yüksek değeri okuyacak şekilde tekrarlayınız. Bu noktada deklinasyon ofset açısını da hafifçe düzeltmeniz gerekebilir. Her üç uyduda da en yüksek okuma değerini istikrarlı bir şekilde elde edinceye kadar muhtemelen birkaç defa gidip gelmeniz gerekecektir.

12.

Resmi ekleyen

Son olarak en zayıf sinyal alınabilen uydular ve kanallar denenir. Ayarlar iyileştirilerek eğer tüm kuşak üzerindeki uydulardan en -yüksek sinyal seviyeleri alınabiliyorsa anten ayarı bitmiştir.
13.Tüm vidalar sıkılırken sinyal seviyelerinin azami değerinde kaldığı gözlenmelidir.
14.Yukarıdaki tüm işlemler sırasında kol(actuator arm) hareketinin mekanik veya elektriksel sınırsız olarak yapıldığı farzedilmiştir. Anten ayarları bitirildiğinde kol da Doğu (E) ve Batı (W) heriki yöndeki sınırlarına uygun mekanik sınırlara varacak şekilde ayarlanarak sıkılır. Kol ayrıca içindeki nihayet mikroşalterleri sayesinde elektriksel olarak bu sınırlara varmadan kendi kendini durdurur. Kolun takılışında tutucu bileziğin kaydırma yapmayacak şekilde çok iyi sıkılmış olmasına, çanağa bağlandığı mafsal noktasının boşluk olmayacak ve sıkışma yapmayacak durumda olmasına, motor kısmının üzerinde işaretlendiği gibi (içine su girmesi durumunda kolayca dışarı çıkmasını engellemeyecek tarzda) yukarı doğru durması ve contalarının sıkılı olmasına ve elektriksel bağlantılarının doğru yapılmış olmasına özellikle dikkat edilmelidir.

Resmi ekleyen

15.Anten ayarı bitirildikten sonra, antenin uydu alıcısı, video cihazı televizyon, müzik seti gibi diğer cihazlarla olan "klasik" bağlantı düzeni yukarıdaki şekilde yapılır. DiSEqC 1.2 sistemli polar anten düzeninde ise bağlantı çok daha basit olup, antenden uydu alıcısına sadece bir koaksiyel kablo gelir, TV, VCR gibi cihazlara ise sadece bir standart SCART kablo bağlanır.




ALINTIDIR







0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı