İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Buhari Ve Müslim Çökerse İslam Çöker Diyen Zihniyete | | Hesabını Veremeyeceğimiz Sözleri Söylemeyelim, Emin Olmadığımız Düşüncelerinde Ardına Düşmeyelim

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
halukgta

halukgta

    KD ™ Arkadaş

  • Dost
  • 69 İleti
  • Facebook:https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
  • Gender:Male

BUHARİ VE MÜSLİM ÇÖKERSE İSLAM ÇÖKER DİYEN ZİHNİYETE......

 

Değerli din kardeşlerim. Üzülerek söylemeliyim ki, günümüz İslam inancı, Kur’an dan sapmışlığın zirvesinde yaşanmaya, büyük bir hızla devam ediyor. Bir din kardeşiniz olarak bana düşen, sizleri yalnız Kur’an ile uyarmaktır. Lütfen kendimize gelelim, emin olamayacağımız sözlerin, bilgilerin, kişilerin ardından değil, Allah ın ipine sarılarak inancımızı yaşayalım.

 

Sizlere yaşadığımız İslam ın acıklı halini anlatan, güzel ve dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. İnternette dini anlattığını söyleyen bir kişinin, videosunu izledim. O konuşmadan bazı alıntılar yaparak, sizlerin bu yanlış söylemler üzerinde, dikkatle düşünmenizi rica ediyorum. Hatırlatmak isterim, ömrümüz ve imtihanımız bir göz açıp kapatma mesafesinde. Hesabını veremeyeceğimiz sözleri söylemeyelim, emin olmadığımız düşüncelerinde ardına düşmeyelim. İzlediğim video da, Kendisine dini konularda sorular soran kişilerin hepsine, cevap vermekle meşgul olamayacaklarını söylüyor ve bakın neler diyor.

 

“Bu hataları bütünüyle başından çözelim, SEN BELAGAT OKU, SEN NAHİ OKU, SEN BUHARİ OKU, MÜSLİM OKU, Allah ın izniyle o zaman gel bunları kendin düzelt kardeşim.”

 

Dikkat ettiyseniz, Sayın konuşmacının, dini öğrenmeleri adına sorular soran kişileri yönlendirdiği kitaplar arasında Kur’an yok. Peki, neden yok? Çünkü Kur’an herkesin anlayamayacağı, her bilginin detaylı açıklanmadığı bir kitap ilan edildi de ondan. Düşüne biliyor musunuz, Kur’an Allah katından geliyor, Allah bizleri Kur’an dan sorumlu tutuyor ama sorumlu olduğumuz kitabı bizler anlayamıyoruz, azınlık insanlar, veli kişiler anlıyor ve her bilgide sorumlu olduğumuz Kur’an da olmuyor. Öylemi din kardeşlerim?

 

HÂŞÂ Allah ın kullarına anlatamadığını, aramızda anlatanlar mı var? Kimin haddine bunu düşünmek ve bunu söylemek. PEYGAMBERİMİZİN BİLE SAĞLIĞINDA YAPMADIĞINI YAPMAYA KALKAN, HATTA ONUN DÜŞÜNEMEDİĞİNİ DÜŞÜNENLER Mİ VAR. HÂŞÂ Buhari nin, Müslim in neredeyse peygamberimizin vefatından yaklaşık 250 yıl sonra, akıl edip yazıya geçirdiklerini, peygamberimiz neden sağlığında yapmadı diye de mi düşünemiyoruz? Hani Allah veliler edinmeyin, güvenilecek veliniz yalnız benim diyordu. Kur’an da size nice örnekleri, değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız, onun için yalnız Kur’an ın ipine sarılın diyordu. NE OLDU BİRİLERİNİN İPİMİ KOPTU, YOKSA DAHA SAĞLAM İPMİ BULDULAR. Konuşmacı, Hadis kitaplarını tenkit edenlere de cevap veriyor ve bakın sözlerine nasıl devam ediyor.

 

“Harici ve Oryantalist proje olarak OYNAMA BUHARİYLE, OYNAMA MÜSLİM İLE. BUHARİ ÇÖKÜNCE İSLAM ÇÖKER, MÜSLİM ÇÖKÜNCE İSLAM ÇÖKER. Çünkü bizim fıkıh inancımızda, tefsirimizde o BUHARİ LERDEN, MÜSLİMLERDEN GELEN HADİSİ ŞERİFLERE DAYANIYOR.”

 

İşte günümüz İslam ı nın ana kaynakları ve bu kaynaklara verilen değer. Dikkat ederseniz FIKIH inançları Kur’an a değil, Müslim den ve Buhari den gelen kaynaklara dayanıyor diyebiliyor. ELBETTE BU İNANÇ ÇÖKMEYE MAHKÛMDUR. HİÇ KİMSENİN SÖZ SÖYLEYEMEYECEĞİ, ÜZERİNDE OYNAYAMAYACAĞI TEK KİTAP KUR’AN DIR. Bunu anlayamadığımız sürece, birileri bizlerle ve inancımızla işte böyle oynarlar. Bunu nasıl söyleyebiliyorlar, anlamakta güçlük çekiyorum. Bu sözleri duyunca inanın titredim ve kahroldum.

 

Bu sözler İslam a ve Kur’an a büyük saygısızlıktır. Bu sözleri söyleyen, Buhari yi, Müslim ü hatasız görebiliyor, hatta hiç düşünmeden Kur’an ın onayını almadan, ardı sıra gidebiliyor. Her bilgiden elbette faydalanabiliriz ama tek şartla, Kur’an a ve onun ayetlerine ters düşmemek şartıyla. Hatasız yalnız Allah dır, lütfen bu gerçeği artık fark edelim.

 

İnanca bakar mısınız lütfen. BUHARİ VE MÜSLÜM ÜN FİKİRLERİ VE İNANCI ÇÖKERSE İSLAM IN ÇÖKECEĞİNİ DAHİ SÖYLEYEBİLİYOR. Çünkü öyle inançların arkasından gidiyorlar ki, neye inanıyorlarsa, Kur’an onun tersini söylüyor. Şurası çok doğru ve korkularını da aslında çok iyi anlıyorum. İnandıkları batıl İslam ın temeli Buhari nin ve Müslim in olduğuna iddia ettikleri kitaplara dayanıyor. ONLARIN ÇÖKMESİ KAÇINILMAZDIR. Ama onlar Allah ın indirdiği İslam değildir. ONU HİÇ KİMSE ÇÖKELTEMEZ.

 

Ben inanıyorum ki, bugün Buhari ve Müslim dünyaya gelseler, ben böyle sözler söylemedim demeleri büyük ihtimaldir. Mahşer günü, hesabın görüleceği O çetin gün, Rabbimiz Müslim ve Buhari yi hesaba çekerken, sizce şöyle bir soru sorsa ve dese ki,” SEN Mİ YAZDIN BUNCA KİTAPLARI, SEN Mİ SÖYLEDİN BEN SÖYLEMEDİĞİM HALDE ONCA SÖZLERİ. BUNLARDA DİNİN ANA EMİRLERİDİR DİYE” dese, acaba Buhari ve Müslim, Rabbimize nasıl bir cevap verir. Bu konu ile ilgili Kur’an da, Hz. İsa nın kıssasını lütfen hatırlayınız. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

 

Bizler gerçekten İslam toplumları olarak, Kur’an ı terk ettik ve adımız da yalnız İslam kaldı. Ne yazık ki İslam ın içini ellerimizde boşalttık. Aslında Kur’an böyle olacağını, bizlere 1400 yıl öncesinden bildirdi ki, dikkatli olalım. Mahşer günü peygamberimizin söyleyeceği o üzücü sözler ne yazık ki günümüzde gerçekleşti ve hızla da Kur’an ın terk edilişi devam ediyor. Bakın peygamberimiz ne söyleyecekmiş mahşer günü.

 

Furkan 30: Peygamber der ki: Ey Rabbim! KAVMİM BU KUR'AN'I BÜSBÜTÜN TERKETTİLER. (Diyanet vakfı meali)

 

Ne yazık ki büyük çoğunluğumuz terk etti. Bu gerçeği de bundan sonra, bu toplumun fark etmesi zor görünüyor. Elbette bizlere düşen,  var gücümüzle Kur’an gerçeklerini anlatmak olmalıdır. Son olarak, Allah ın bir uyarısıyla sözlerime son vermek istiyorum.  Dilerim cümlemiz, gönül gözleri açık, Kur’an gerçeklerini görebilen, Rabbin azınlık halis kulları arasında oluruz.

 

Nisa 87: Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. KİMDİR SÖZÜ ALLAH’INKİNDEN DAHA DOĞRU OLAN? (Diyanet meali)

 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 

https://www.facebook..._homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

 

BU KONUŞMANIN VİDEOSUNU İZLEMEK İSTEYENLERE:

 

 

 

 



#2
halukgta

halukgta

    KD ™ Arkadaş

  • Dost
  • 69 İleti
  • Facebook:https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
  • Gender:Male

ALLAH IN AFFETMESİ, ŞEFAATİ KONUSUNU NASIL ANLAMALIYIZ.

 

 

Günümüzde halk arasında, çok konuşulan hatta tartışılan bir konu vardır. “ALLAH KUL HAKKINI AFFETMEZ”. Bazı kişilerde, Allah ın Kur’an da böyle bir hükmü yok, Allah bana şirk koşmadığınız sürece, affetmeyeceğim günah yoktur, şeklinde cevap verirler. Bu karşılıklı düşünceden yola çıkarsak, Allah kendisine yapılan suçu affetmiyor ama insanların birbirlerine yaptıkları adaletsizlikleri affedebiliyor, gibi bir sonuç çıkar ki, buda bizleri yanlışa götürür. Bu konu üzerinde düşünmeye başlamadan önce, sizlere hatırlatmak istediğim bir ayet var.

 

Nisa 31: Eğer YASAKLANDIĞINIZ BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINIRSANIZ, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız. (Diyanet vakfı meali)

 

Peki, bu büyük günahlar neler olabilir sizce. Eğer bizler nefislerimizin esiri olmadan, bunların ayrımını doğru yaparsak, Allah elbette çok bağışlayıcıdır, günahlarımızın bir kısmını, belki de hepsini affedecektir. TABİ İŞLEDİĞİMİZ ONCA GÜNAHLARIN, HİÇBİRİNİN KARŞILIĞINI GÖRMEDEN AFFEDİLEREK, CENNETE GİDECEĞİMİZİ ZANNETMEYELİM.

 

Şura 42: Ancak insanlara ZULMEDENLERE VE YERYÜZÜNDE HAKSIZ YERE TAŞKINLIK EDENLERE ceza vardır. İşte acıklı azap bunlaradır. (Diyanet vakfı meali)

 

İnsan 31: O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. ZALİMLERE İSE ELEM DOLU BİR AZAP HAZIRLAMIŞTIR. (Diyanet meali)

 

Rum 57: O gün ZULMEDENLERE MAZERETLERİ FAYDA SAĞLAMAZ, Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. (Diyanet meali)

 

Nisa 168: Muhakkak Allah, İNKÂR EDENLERİ VE ZULMEDENLERİ NE BAĞIŞLAR, ne de doğru bir yola eriştirir. (Elmalı meali)

 

Nisa 48: Allah, KENDİSİNE ORTAK KOŞULMASINI ASLA BAĞIŞLAMAZ; BUNDAN BAŞKASINI, (GÜNAHLARI) DİLEDİĞİ KİMSE İÇİN BAĞIŞLAR. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur. (Diyanet vakfı meali)

 

Demek ki Allah ın bağışlamayacağına hükmettiği günahlar yalnız kendisini inkâr eden, ya da şirk koşanlar değil, topluma zulüm ederek haksız yere taşkınlıklar çıkaranları, adaletsizce halka hükmedenleri asla bağışlamayacağını söylüyor. Eğer Allah ın ayetlerinden, kendisine şirk koşmak hariç, her günahı bağışlarım diye anlarsak, adaletsiz bir hüküm çıkarmış oluruz Kur’an dan. Allah kendisine karşı işlenen bir suçu affetmiyor ama kulunun kuluna karşı işlediği suçları affedebiliyor sonucuna varırız ki, bu anlayış asla Kur’an ın adalet anlayışı değildir.

 

BU DÜNYADA HATASINI GÖREN, KABUL EDEN, PİŞMAN OLARAK ALLAH DAN BAĞIŞLANMAYI DİLEYEN HER İNSANI ALLAH AFFEDEBİLİR. Hatta kendisine bir zamanlar şirk koşmuş olsa bile. Bakın Musa peygamberimizin kıssasından, bu konuda bir örnek ayet.

 

Bakara 54: Musa, kavmine “Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle kendinize büyük kötülük ettiniz. Hemen yaratanınıza tövbe ediniz ve kendinizi ıslah ediniz. Böyle yapmanız yaratanınız katında sizin için hayırlıdır” demişti. ALLAH DA TÖVBELERİNİZİ KABUL ETTİ. ÇÜNKÜ O, TÖVBELERİ KABUL EDENDİR; MERHAMET SAHİBİDİR. (Bayraktar Bayraklı meali)

 

BURADAN DA ŞUNU ANLIYORUZ. HATALARIMIZDAN DÖNEBİLECEĞİMİZ, PİŞMANLIKLARIMIZLA BAĞIŞLANMA DİLEYEBİLECEĞİMİZ YER BU DÜNYADIR. Eğer bu dünyada, imtihanımızı noktalamış ve son nefesimizi vermiş isek, bu konuda bağışlanma hakkımızı da kaybetmişiz demektir. Yalnız bağışlanma, affedilme konusunu doğru anlamalıyız.

 

Bağışlayan, affeden yani şefaat gösteren yalnız Allah dır. Onun adalet terazisinde de asla şaşma olmaz. Allah ın adalet anlayışını lütfen, kendi nefsimizde değerlendirmeyelim, hata yaparız. Allah ın affedeceği, bağışlayacağı konuları bizler çok fazla tahmin edemeyiz, ama kolay kolayda yaptıklarımızdan cezasız kurtulacağımızı zannetmeyelim.

 

Farkında değiliz Allah, yaptıklarımızın cezasını ya da mükâfatının bir kısmını, bu dünyada bizlere veriyor. Kur’an a baktığımızda, Allah kendisine karşı nefsimizin etkisiyle yaptığımız yanlışların bir kısmını affedebileceğini söylüyor. Peki, kulun kula yaptığı adaletsizliği, zulmü, haksızlığı sizce affedeceğini söylüyor mu? İşte bu kısmı bence hepimiz çok dikkatle düşünmeliyiz. Kendimizi avutarak, yaptıklarımızdan bir çırpıda kurtulacağımızı zannetmeyelim. Yaptığımız adaletsizliklerin mutlaka karşılığını, huzuru mahşerde alacağız. Aşağıdaki ayet üzerinde, lütfen dikkatle düşünelim.

 

Ali İmran 185: Her can ölümü tadacaktır. ANCAK KIYAMET GÜNÜ YAPTIKLARINIZIN KARŞILIĞI SİZE TASTAMAM VERİLECEKTİR. KİM CEHENNEMDEN UZAKLAŞTIRILIP CENNETE KONURSA o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Zira bu dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (Bayraktar Bayraklı meali)

 

Buradan da anlıyoruz ki, ben iman ettim demekle her türlü suçtan kurtulmak yok. Yaptıklarımızın mutlaka karşılığını göreceğiz. Az ya da çok. Adaletin temeli de bu anlayış değil midir? Hangimiz bizlere yapılan adaletsizlikleri, zalimlikleri, ihaneti sebepsiz affeder? BİZLER AFFETMİYORSAK, ALLAH DA AFFETMEZ.

 

Bizler affedilme konusunu, yani şefaati sanırım adalet anlayışından uzak anlıyoruz. Şöyle düşünelim, bu dünyada hapishaneler kimler içindir? Suç işlemiş insanlar için elbette. Bu kişilerin bir kısmı burada belirli bir zaman tutulur, yaptıklarına pişman olurlar cezalarını çekerler ve hapisten çıkar. Bir kısmı da öyle suçlar işlemiştir ki uslanması ve topluma ayak uydurması mümkün değildir, bunlarda ebedi hapiste kalır. BU ÖRNEKTEN YOLA ÇIKARSAK ŞEFAATİ, AFFEDİLMEYİ, EBEDİ CEHENNEMLİKLERİN HARİCİNDE, İŞLEDİKLERİ SUÇUN CEZASINI CEHENNEMDE ÇEKTİKTEN SONRA, ALLAH IN BAĞIŞLADIKLARI, ŞEFAAT ETTİKLERİ VE CENNETİNE ALDIKLARI DİYE ANLAMALIYIZ. Bunun ölçüsünü, sınırını bizler bilemeyiz, takdir edemeyiz. BİLDİĞİMİZ TEK ŞEY, HERKESİN YAPTIĞININ KARŞILIĞINI BULACAĞI HÜKMÜDÜR. Allah ın kesin bir hükmünü sizlere hatırlatmak istiyorum. Bakın ne diyor.

 

Meryem 71–72: İçinizden, ORAYA UĞRAMAYACAK HİÇBİR KİMSE YOKTUR. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. SONRA BİZ, ALLAH'TAN SAKINANLARI KURTARIRIZ; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.  (Diyanet vakfı)

 

Ayetten de anlıyoruz ki, hepimiz cehenneme uğrayacak, bu Allah ın kesin bir hükmü. Ali İmran 185. ayette de dikkat ederseniz, KİM CEHENNEMDEN UZAKLAŞTIRILIP CENNETE KONURSA, O KURTULUŞA ERMİŞTİR DİYOR. Peki, bu uğramak, cehennemden kurtulmanın süresi ne kadar olacak? Bazı kişiler, Allah açıklık getirmediği halde, ben Müslüman’ım diyen cehenneme gitmeyecek ve cehennemin azabını Müslüman ibret için uzaktan görecek, oradan hemen cennete gidecek diyenler var. BUNU KİM SÖYLEDİ? KUR’AN DA BÖYLE BİR AÇIKLAMA YOK. BU ANCAK BİZLERİN ADALETSİZ NEFİSLERİMİZİN, ADALET ANLAYIŞIDIR.  İşte Allah ın adaletini böyle basitleştirebiliyoruz, nefislerimizin işine öyle geliyor.  

 

Hâlbuki ayetin son bölümünde ne diyor. Allah dan sakınanları KURTARACAĞIZ. Peki, kurtarmak ne demek? Cehennemden alıp çıkarmak demek. Demek ki cezamızı çekeceğiz. Yaptıklarımızın karşılığını mutlaka bulacağız. Elbette Allah istediği kulunu, hemen cennetine de koyar onu bizler bilemeyiz, yorum dahi yapamayız. ÖNEMLİ OLAN CEHENNEMDEN KURTULMAKTIR, EBEDİ KALMAKTAN AFFEDİLMEKTİR, BAĞIŞLANMAKTIR. Bazı kişiler cehenneme giren bir daha çıkamaz diyor. Onlara sormak isterim, işlenen onca farklı suçun cezası hiç ayrım yapmadan, cehennemde ebedi kalmak mıdır ya da hiç cezasız cennete gitmek midir? Onca farklı derecelerde yapılmış adaletsizlikler, haksızlıklar karşılığını nasıl bulacak? BU DÜNYADA BEŞERİN ADALETİNE BİLE YAKIŞTIRAMADIĞIMIZ BİR ADALET ANLAYIŞINI, NASIL ALLAH A NİSPET EDERİZ.

 

KUR’AN DA CEHENNEMİN, YALNIZ EBEDİ KALICILAR İÇİN YARATILDIĞINA DAİR HİÇBİR BİLGİ YOKTUR.  TAM TERSİNE ÖZELLİKLE, BAZI SUÇLARI ALLAH KUR’AN DA SAYAR VE BUNLARI İŞLEYENLER, EBEDİ CEHENNEMDE KALIR DİYE DE ÖZELLİKLE BELİRTİR. Demek ki bunun dışında kalanlar, cezalarını çektikten sonra çıkıyor, cennete giriyor demektir. Allah öyle adaletli ki cennette, cehennemde kat kat ve farklı değerde hazırlanmış, yaptıklarımızın karşılığı burada, hiç eksiksiz bizlere sunulacak.

 

Allah yinede ümitsizliğe kapılmasın diye kulları, kendi nefislerine karşı haddi aşanlara moral vererek, karamsar olmayın, sizler pişman olup doğru yola yönelirseniz, nefislerinin esiri olanları affedebilirim diyor.  Nefislerin esiri olma konusunu, lütfen doğru anlamaya çalışalım.

 

Zümer 53: De ki: EY KENDİ NEFİSLERİ ALEYHİNE HADDİ AŞAN KULLARIM! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! ÇÜNKÜ ALLAH BÜTÜN GÜNAHLARI BAĞIŞLAR. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Diyanet vakfı meali)

 

Tüm bu bilgilerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz. Allah zulmedenlerin, zalimlerin mutlaka karşılığını verecektir. İster kul hakkı, ister kamu hakkı yiyenler olsun, mutlaka Allah katında cezasını bulacaktır. BU KONULARDA AFFIN SINIRINI, DERECESİNİ YALNIZ ALLAH BİLİR. Kişinin hakkına tecavüz etmiş, kişiyi geri dönüşü olmayan zarara sokmuş bir kişiden, helallik alması dahi, Allah katında onu kurtarmayabilir. ÇÜNKÜ BU DÜNYADA DİN VE İMAN ADINA BİR SUÇUN CEZASININ VERİLMESİ, YA DA AFFEDİLMESİNİN YETKİSİ, YALNIZ ALLAH A AİTTİR.

 

Bizlere düşen, yaptığımız yanlışları farkına vararak, tekrarlamamak olmalıdır. Allah, nasıl olursa bizi affeder anlayışı, bizleri doğruya götürmez, tam tersine hatada azgınlaşmamızı sağlar. Bir Müslüman Allah a ve elçisine iman ediyorsa, cehenneme gitmez, ceza çekmez, peygamberimizin şefaatiyle cehennem azabından kurtulur anlayışı, bizleri ne yazık ki Kur’an yolundan saptırmış ve rehavete düşürmüştür. LÜTFEN ALLAH IN ADALETİNİ, KENDİ NEFİSMİZDE BASİTLEŞTİRMEYELİM, YA DA ZORLAŞTIRMAYALIM, YOKSA CEHENNEMİN KALICILARINDAN OLURUZ.

 

Allah bağışlayıcıdır, sınırsız affedicidir ama asla adaletsiz değildir. Bunu da lütfen unutmayalım. Bizlerin istemediği bir adalet anlayışını, lütfen Allah a nispet etmeyelim. Unutmayalım ki yapılan her şeyin bir karşılığı vardır.

 

 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 

https://www.facebook..._homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/



#3
halukgta

halukgta

    KD ™ Arkadaş

  • Dost
  • 69 İleti
  • Facebook:https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
  • Gender:Male

                                          HAC SURESİ 47, ZÜMER SURESİ 42. AYETLERİN, ÖLÜM VE RÜYA İLİŞKİSİ.

 

Kur’an bizlere birçok konuda bilgiler verir ve bizlerin düşünmesini ister. Tabi bizler Kur’an ın verdiği bilgilerle yetinmediğimiz içinde, öyle yanlış ve emin olamadığımız bilgilere de inanırız ki, Kur’an bunların hiç birisini onaylamaz. Ama Kur’an ın onaylamaması, bizleri her nedense çok fazla tedirgin etmez. Halbuki Allah bizleri bu konuda uyarıp, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın, Kur’an ın ipine sarılın, çünkü sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diye uyarmıştır.

 

Bu makalemde sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim iki ayet olacak. Lütfen bu iki ayet üzerinde birlikte dikkatle düşünelim.

 

 Hac 47: Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. ŞÜPHESİZ RABBİNİN NEZDİNDE BİR GÜN, SİZİN SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR. (Diyanet meali)

 

Zümer 42: Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. ÖLMELERİNE HÜKMETTİĞİ KİMSELERİNKİNİ TUTAR, DİĞERLERİNİ BİR SÜREYE KADAR SALIVERİR. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır. (Diyanet meali)

 

Hac suresi 47. ayette Allah bizlere, çok önemli ve dikkat çekici bir bilgi veriyor ve diyor ki, SİZİN YAŞADIĞINIZ DÜNYADA GEÇEN BİN YILINIZ, BENİM KATIMDA BİR GÜN GİBİDİR. Çok dikkat çekici ve önemli bir bilgi. Demek ki Allah ın katında geçen zaman dilimi ile bizlerin yaşadığı dünyada geçen zamanın akışı, düşünemeyeceğimiz kadar farklı.

 

Şöyle söylediğimizde yanlış düşünmemiş oluruz. Peygamberimizin yaşadığı dönem, Allah ın katında yaklaşık bir buçuk gün geçmiş. Şu zaman farklılığına bakar mısınız lütfen. Bu zaman farkına, ilk baktığımızda akıl erdiremiyoruz, AMA İLMİN IŞIĞINDA ZAMANLA AYETLER, ÇOK DAHA GÜZEL ANLAŞILIYOR.

 

Bazı kardeşlerimiz Kur’an da geçen, Müteşabih ayetlerin anlamlarını yalnız Allah bilir diyor. Hâlbuki ayette, bu ayetler hakkında ilim adamlarına atıfta bulunuyor ve bunların da inandıklarını belirtiyor. NEDEN İLİM ADAMLARI İNANIYOR DİYE DÜŞÜNMELİYİZ. İlim adamı olmayanları ilgilendirmiyor mu bu ayetler? Elbette ilgilendiriyor ama ilim adamlarının ayetlerde bahsedilen konuları, ortaya çıkarmasından sonra, her şey anlaşılıyor. Burada bahsedilen, anlatılmak istenen, bazı konular zamanla ilim adamları tarafından ortaya çıkaracakları ve manalarının çok daha doğru anlaşılacağı anlatılıyor.

 

Müteşabih kelime anlamı olarak, hemen anlamı anlaşılamayan, benzer farklı anlamlara gelebilen, daha açıkçası zihin karıştıran anlamına gelir. ALLAH KUR’AN DA BİZLERİN HİÇ BİR ZAMAN ANLAYAMAYACAĞI HİÇ BİR BİLGİYİ, BİZLERLE ASLA KUR’AN DA PAYLAŞMAZ. ÇÜNKÜ ANLAMADIĞIMIZ BİR BİLGİNİN, BİZLERE FAYDASI OLMAZ DA ONDAN. HATTA TAM TERSİNE KAFA KARIŞTIRIR, BİZLERİ ŞÜPHEYE DÜŞÜRÜR. Ama ayetlerin anlamları ilmin ışığında, zamanla anlaşıldığında, imanımız güç kazanacaktır.

 

Allah katında geçen zamanın, bizim zamanımızla çok farklı olduğunu, ilim adamları günümüzde keşfetmişlerdir. Yukarıda yazdığım, Zümer suresi 42. ayette geçen, çok önemli bir bilgi var. Allah ölüm konusunda bilgi veriyor bizlere ve diyor ki, UYUDUĞUNUZ ZAMAN, ÖLÜM ANINI GEÇİCİ OLARAK YAŞIYORSUNUZ.

 

Peki, bu ne anlama geliyor. Allah bizlere ölümü anlatıyor ve diyor ki, aslında sizler uyuduğunuzda, ölümü yaşıyorsunuz. Hakkınızda kesin ölüm kararı verdiğimiz bir daha uyanamıyor, yaşamasına izin verdiklerimiz ise takdir ettiğimiz yaşamın sonuna kadar, ruhlarını iade ediyoruz. Buraya kadar ayet açıkça bizlere bildiriyor.

 

Günümüz ilmi ise, bu konuda son yıllarda, çok daha geniş bilgilere sahip ve gerçekten rüyamızda, Allah ın katında geçen zaman farkı ile bizlerin günümüzde yaşadığımız zaman farkını, ilimle ortaya çıkarmıştır. Kur’an ın sözlerinin doğru olduğunu böylece ortaya çıkmıştır. Hem de Allah ın verdiği RÜYA örneğinden yola çıkarak.

 

Günümüz ilmi, uyurken gördüğümüz çok uzun rüyaların, çocukluğumuzdan tutun, bütün yaşantımızda geçen zamanı rüyalarımızda, BİRKAÇ SANİYE İÇİNDE GÖRDÜĞÜMÜZÜ KANITLAMIŞLARDIR. ÇÜNKÜ UYUDUĞUMUZDA, ALLAH IN ZAMAN DİLİMİNE TABİ OLUYORUZ. Bunları gören, anlayan bir Müslüman, Kur’an ın Allah katından geldiğini ilimle fark ediyor, imanları çok daha fazla güçleniyor. Bu ayetlerin amacı da budur zaten.

 

Bizler bu dünyadaki imtihanımızı, eğer Kur’an da bahsedilmeyen, emin olamayacağımız bilgiler ışığında yaşarsak, asla Allah ın istediği bir yolda yürümüş olamayız. Onun için bizlere düşen, hurafeden ve batıldan uzak, yalnız Allah ın apaçık sözlerine, ayetlerine bakmalı ve onun verdiği hükümleri hayatımıza geçirmeliyiz.

 

Ahkaf 9: De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. BANA VAHYEDİLENDEN BAŞKASINA DA UYMAM! VE BEN, AÇIKÇA UYARAN BİR ELÇİDEN BAŞKASI DA DEĞİLİM." (Yaşar Nuri meali)

 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 

https://www.facebook..._homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/



#4
halukgta

halukgta

    KD ™ Arkadaş

  • Dost
  • 69 İleti
  • Facebook:https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
  • Gender:Male

                                                ALLAH IN SINIRLARINI AŞARAK, KAFİRLERDEN OLMAK İSTEMİYORSAK.

 

 

Bugünkü yazımda, sizlerin dikkatinizi çekmeye çalışacağım konu, BİR MÜSLÜMAN İNANCINI, HANGİ SINIRLAR İÇİNDE YAŞAMALIDIR. PEYGAMBERİMİZİN DİN ADINA SINIRLARI NEYDİ? BİZLERİN SINIRLARININ NE OLMASINI ALLAH BİZLERDEN İSTİYOR. Gelin bu soruların cevabını, sorumlu olduğumuz ve bizlere yol gösterici olarak gönderilen, Kur’an dan anlamaya çalışalım.

 

Allah bazı ayetlerinde dikkatimizi çekerek, şöyle bir uyarıda bulunur. “ ALLAH SINIRI, HADDİ AŞANLARI SEVMEZ.” Bu uyarıda yapılan had, sınır nedir burası önemli. Bakın size öyle bir örnek vermek istiyorum ki, peygamberimiz daha yaşıyor. Bu durumdayken elçisinin bazı tebliğlerine uymak istemeyenleri uyarıp, hangi kitaba, kime sıkıca bağlanmalarını istiyor Allah.

 

Ali İmran 101: Size Allah’ın ayetleri okunup dururken ve Allah’ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? KİM ALLAH’A SIMSIKI BAĞLANIRSA, KESİNLİKLE O, DOĞRU YOLA İLETİLMİŞTİR.

 

Ayete lütfen dikkat edelim. Hitap edilen insanlar Allah a, elçisine ve kitaba iman etmeyenler değil, ÇÜNKÜ AYETLERİ OKUYORLAR, TEBLİĞ ALIYORLAR. Yoksa Allah elçisine ve kitaba iman etmeyenlere neden söylesin bunları. Ama inananlar arasında, yapılan bir yanlışa dikkat çekiliyor. Bir problem var elçisi ile bir kısım iman etmekte zorlananlar arasında. Bazı ayetlere yüz çeviriyorlar, inanmak istemiyorlar. Çünkü ne diyor, Allah ın resulü de aranızda. Lütfen bunu doğru anlamaya çalışalım. Hatırlarsınız cahiliye döneminden örnekleri verilir Kur’an da. Bazı kişiler Kur’an a inanalım ama atalarımızın inançlarını da yaşayalım dediklerini biliyoruz ama Allah bu istekleri asla kabul etmiyor. Demek ki iman edilecek, rehber alınacak, yalnız Allah ın katından gelen kitap olduğu çok açık anlaşılıyor. Ona asla ilave edemeyiz, emin olmadığımız bilgileri din diye yaşayamayız. HÜKÜM VEREN YALNIZ ALLAH DIR, HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ, Lütfen bu ayetleri unutmayalım.

 

Bu ayetin iki ayet sonrasında, Allah bizlerin uymamız ve bağlanmamız gereken kitabın Kur’an olduğunu da bakın nasıl açıklıyor.” HEP BİRLİKTE ALLAH’IN İPİNE (KUR’AN’A) SIMSIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN.” Buradan da çok açık anlıyoruz ki, Allah ın hududu sınırları Kur’an mış. Allah ın koyduğu sınırları aşan, haram demediği şeylere de haram diyenleri de uyarıyor ve bakın ne diyor.

 

Maide 87: Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. ALLAH SINIRI AŞANLARI SEVMEZ. (Diyanet vakfı meali)

 

Demek ki Allah ın sınırları, Kur’an da belirtilmiş. Hatta Kur’an bir ayetinde şöyle uyarır. “ALLAH'IN İNDİRDİĞİYLE HÜKMETMEYENLER. SAPIKLARIN TA KENDİLERİDİR.”. Rabbimizin haram demediği bir şeye haramdır, yasaktır dersek, Allah ın sınırlarını aşmış oluruz. Allah ın da, bu sınırları aşanları sevmediğini açıkça belirtiyor. Ne dersiniz, bu ayetten alacağımız kıssadan hisseyi düşünürsek, bizler İslam toplumu olarak, Allah ın sınırlarını aşmayan bir toplum olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Yüzünüzdeki tebessümü hissediyorum. Peki, peygamberimizin durumu nasıldı. Kur’an ın dışından, dini yönlendirme ve ilaveler yapma gibi bir düşüncesi var mıydı?

 

Enbiya 45: De ki: BEN, SADECE, VAHİY İLE SİZİ İKAZ EDİYORUM. Fakat sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar. (Diyanet vakfı meali)

 

Enam 19: ….BU KUR'AN BANA, KENDİSİYLE SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARMAM İÇİN VAHYOLUNDU….

 

Ahkaf 9: De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.” (Diyanet meali)

 

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Allah özellikle elçisinin, yalnız Kur’an a uyacağını belirtiyor ayetlerde. Sizce neden olabilir? Allah bilmiyor mu elçisinin yalnız Kur’an a uyacağını. Elbette biliyor. Bu uyarılar bizlere, uyarı niteliğinde din kardeşlerim. Lütfen düşünmeden okuyup geçmeyelim. Peygamberimiz, ben yalnız Kur’an a uyarım dedikçe, bugün bizlerin genel çoğunluğu inatla, yalnız Kur’an ile olmaz, fıkıh olmasaydı ne namazımızı kılabilirdik ne orucumuzu tutabilirdik deme yanlışını yapıyoruz ve peygamberimize Allah, Kur’an ın misli kadar hüküm koyma yetkisi vermiştir diyoruz. Böylece Kur’an ın sınırlarını aşmış, kendimize yeni bir din yaratmış oluyoruz, ama bunun farkında bile değiliz. Ne kadar ilginç, ALLAH IN RESULÜ BEN YALNIZ KUR’AN A UYARIM DİYOR, BİZLER İSE KUR’AN YETERSİZDİR, ÖZETTİR, HER BİLGİ YOKTUR DİYEREK KÂFİRLERİN SAFINDA YER ALIYORUZ. Hâlbuki Kur’an peygamberimizin yetki ve sorumluluklarından bahsederken, bakın neler diyor.

 

PEYGAMBERE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.

 

BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ(Kehf 56) Diyanet vakfı meali

 

SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.

 

Cahiliye devrinde de yapılan yanlışı, bakın Allah nasıl uyarıyor.

 

Maide 77: De ki: “Ey Kitap ehli! HAKKIN DIŞINA ÇIKARAK DİNİNİZDE AŞIRI GİTMEYİN. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.” (Diyanet meali)

 

Hak olanın ne olduğunu Allah, birçok ayetinde söylüyor ve HAK YALNIZ ALLAH KATINDAN GELENDİR açıklamasını yapıyor. Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyerek, HAK olanın en son gönderilen, yalnız Kur’an olduğu belirtiyor. Cahiliye dönemindeki insanlar, Allah ın gönderdiği kitabın sınırlarını aşarak, atalarının rivayet inançları ile şekillendirdiği itikatlarından dolayı Rabbimiz uyarıyor ve ne diyor? “HAKKIN DIŞINA ÇIKARAK, DİNİNİZDE AŞIRIYA GİTMEYİN” NE YAZIK Kİ BİZLERİN İNANCINDA SINIR KALMADI, HAKKIN SINIRINI İSE BİLEN YOK. Cahiliye dönemindeki toplumlara hitaben Kur’an, çok düşündürücü bir uyarıda bulunuyor. Allah ın gönderdiği kitapların sınırını aşanlara, Allah hüküm vermediği halde, bunlarda Allah katındandır diyenleri, bakın nasıl uyarıyor. Kıssadan hisse alana ne mutlu.

 

Kalem 36–37: Size ne oluyor, NASIL HÜKÜM VERİYORSUNUZ? YOKSA SİZE AİT BİR KİTABINIZ VAR DA (BU BATIL HÜKÜMLERİ) ONDAN MI OKUYORSUNUZ?(Diyanet meali)

 

Bu ayetten ders alarak, Allah ın rehberi Kur’an ı yeterli görmeyip, Rahmanın sınırlarını aşanlara, Allah hüküm vermediği halde, bunlarda Allah ın katından dır diyenlere sormak istiyorum.

 

SİZLER NASIL HÜKÜM VERİYORSUNUZ. BU SÖYLEDİKLERİNİZ KONUSUNDA, ALLAH KUR’AN DA HÜKÜM VERMEMİŞTİR. YOKSA ALLAH IN KİTABININ EŞ DEĞERİNDE, SİZE AİT BİR KİTABINIZ MI VAR. ONDAN MI OKUYORSUNUZ.

 

İnanın çok büyük yanılgılar içindeyiz. Bu sapkınlık derecesine varmış, yanılgılarımızı fark edebilmek adına, hep birlikte batıldan uzak, Kur’an ın sınırlarını aşmadan, FURKAN ın ipine sarılalım. Allah Kurtuluşa ereceklerin bakın kimler olduğunu söylüyor. Lütfen bu uyarıları dikkate alalım, hesap günü çokkkkkk ama çok pişman oluruz.

 

Bakara 5: İşte onlar, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER ve KURTULUŞA ERENLER DE ANCAK ONLARDIR.(Diyanet vakfı meali)

 

Muhammed 2–3: İman edip yararlı işler yapanların, RABLERİ TARAFINDAN HAK OLARAK MUHAMMED'E İNDİRİLENE İNANANLARIN GÜNAHLARINI ALLAH ÖRTMÜŞ ve hallerini düzeltmiştir. BUNUN SEBEBİ, İNKÂR EDENLERİN BATILA UYMALARI, İNANANLARIN DA RABLERİNDEN GELEN HAKKA UYMUŞ OLMALARIDIR. İşte böylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini anlatır. (Diyanet vakfı)

 

Ayette açıkça Rabbimiz, Allah katından gelen Kur’an a uyan, onun sınırlarını aşmayan, yalnız onun ipine sarılan, emin olmadığı bilginin ardına düşmeyen kullarım, KURTULUŞA ERECEKTİR, ONLARIN GÜNAHLARI BAĞIŞLANACAKTIR dediği halde, bizler korkmadan, utanmadan yalnız Kur’an ile olmaz, Kur’an iman adına bizlere yetmez demekten çekinmiyoruz. Allah daha önce gönderdiği kitapların dışına çıkan, kitabı yeterli görmeyip, atalarından intikal eden rivayetleri dinleştirip, Allah ın sınırlarını aşanlara bakın ne diyor.

 

Hucurat 16: De ki: "DİNİNİZİ ALLAH'A MI ÖĞRETİYORSUNUZ? Oysa Allah göklerde olanları da yerde olanları da bilir, Allah her şeyi bilendir." (Diyanet meali)

 

Lütfen bu ayet üzerinde dikkatle düşünelim. Ehli kitap, bugün bizlerin yaptığı gibi, Allah ın gönderdiği kitabı yeterli görmeyip, her bilginin olmadığı, herkesin anlayamayacağı bir kitap ilan ederek, Rahmanın sınırlarını aşarak bir din yaratanlara, çok dikkat çekici uyarıda bulunuyor. DİNİNİZİ ALLAH'A MI ÖĞRETİYORSUNUZ? Evet, ne yazık ki bizlerde aynı yanlışı yapıyoruz ve Allah ın indirdiği dini, detaysız, açıklanmamış bularak, HÂŞÂ ALLAH IN DİNİNİ, ALLAH A ÖĞRETMEYE KALKIYORUZ. Sonucunu da tüm İslam âleminde görüyoruz.

 

Değerli din kardeşlerim. Peygamberimizin kayıtsız şartsız uyduğu kitabın, yalnız Kur’an olduğunu bizzat Kur’an söylüyorsa, bizlerin de yalnız ve yalnız din ve iman adına uyacağımız kitabın, yalnız Kur’an olduğunu unutmamalıyız. BİR BAŞKA DEYİŞLE, ALLAH IN SINIRLARI KUR’AN DIR. KUR’AN IN SINIRLARININ DIŞINA ÇIKAN, ALLAH IN SINIRLARINI AŞMIŞ DEMEKTİR. Kur’an dan son bir uyarı ile yazıma son vermek istiyorum. Rabbim cümlemizi, Kur’an ın sınırlarını aşmayan, Rabbin halis kulları arasına alsın inşallah.

 

Casiye 6: İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. ARTIK ALLAH’TAN VE O’NUN AYETLERİNDEN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (Diyanet meali)

 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 

https://www.facebook..._homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/






0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı