İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Nedir? | Hangi Yollarla Bulaşır? Hastalık Belirtileri - Tedavisi - Korunma Ve Kontrol - Korunmada Kişisel Önlemler - Klinik Tanımlama - Kuluçka Süresi - Vücuda Tutunmuş Kene'yi Uzaklaştırma

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 8 yanıt gönderildi

#1
Moonlight

Moonlight

    KD ™ Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 163 İleti
  • Gender:Male
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı


Kene, ½ cm ile 3 cm. büyüklüğündedir. Daha çok kırsal bölgelerde görülüyor. Keneler aracılığıyla insanlara geçiyor. Aniden geliyor ve ölümle neticelenebiliyor.

Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA); hastalığından bahsediyoruz. Türkiye'de ilk kez 2002'de görülen hastalık, içinde bulunduğumuz yaz aylarında 'alarm' veriyor. Son olarak Kastamonu'da bir vatandaşın bu hastalık sebebiyle ölmesi, Sağlık ile Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarını harekete geçirdi.

İlk kez 1944-1945 yıllarının yaz aylarında Batı Kırım steplerinde ürün toplamaya yardımcı olan Rus askerlerine musallat olmuş. 1956'da ise Kongo'da görülmüş. Bu yüzden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi adıyla dünya tıp litaratürüne geçmiş.

İki haftada öldürüyor

KKKA, hayvanlara ve insanlara kenelerin ısırmasıyla geçiyor. Hayvanlarda belirtisiz seyrederken, insanlarda öldürücü olabiliyor. Daha çok, kırsal kesimlerde yaşayan insanlar risk gruplarını oluşturuyor. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrıları, kırgınlık, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlıyor. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikayetlerle devam ediyor.

Bunlara daha sonra vücudun muhtelif yerlerinde görülen kanamalar eşlik ediyor. Bunun sebebini Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı ve Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Yardımcı Doç. Dr. Turan Buzgan şöyle açıklıyor:

"Vücudumuzda trombosit adı verilen kanama hücreleri var. Bunlar kanamayı önleyici görev yapıyor. Ancak kenelerin ısırmasıyla vücuda giren virüs yüzünden trombositlerin sayısı giderek azalıyor ve damarlarda hasar meydana geliyor. Bu da kanamaya sebep oluyor. Diş eti, burun, kulak kanaması gibi dış kanama ya da vücudun birçok yerinde morarmalar oluşarak iç kanama seklinde de görülebilir."

Uzmanlar, hastalığın belirtilerinin, kene tarafından ısırılan kişiye virüsün geçmesini müteakip genellikle 1-3 günde ortaya çıktığı görüşünde. Bu süre, en fazla 9 gün olabiliyor. Hastalığa yakalananların hemen hastaneye yatması hayati öneme sahip. İki haftada kaybedilmeyen hastalar, KKKA'ya karşı ömür boyu bağışıklık kazanıyor.

Türkiye'de Yayılıyor

Geçmişe dönük bir bulgudan bahsedilememekle birlikte KKKA, Türkiye'de ilk olarak üç yıl önce görüldü. Tokat'taki bir vakanın ardından Gümüşhane, Sivas gibi illerden de benzer bildirimlerin gelmesi Sağlık Bakanlığı'nı harekete geçirmiş. Hastalığın tıp fakültesi eğitim kitaplarında yer almaması ve ülkemizde ilk defa görülmesi 'teşhisi' zorlaştırmış. Kan numunelerinin Fransa'ya gönderilmesiyle, kenelerden geçen bir virüsün hastalığa sebep olduğu ancak anlaşılabilmiş. Ardından, bir komisyon hastalığın görüldüğü illeri taramış. Neticede, virüsün 'hyalomma' türü bir kene tarafından bulaştırıldığı ve virüsün ülkemizde de çok yaygın olduğu tespit edilmiş. Bunun üzerine 2004'te Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü devreye sokulmuş.

Türkiye'de bugüne kadar 445 KKKA vakası tespit edilirken, Kastamonu'daki son olayla birlikte toplam 21 kişi hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2002-2003'te 150 vaka 6 ölüm, 2004'te 249 vaka 13 ölüm, 2005'te ( 24.06.2005'e kadar); 55 vaka 1 ölüm gerçekleşti. Tokat, Sivas ve Çorum basta olmak üzere 22 il, hastalık yönünden riskli yerler olarak tespit edildi.

Tedavisi mümkün değil

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Necdet Ünivar, KKKA'nın kontrolü için bugün dünyada kabul görmüş bir uygulamanın mevcut olmadığını, hastalığın tedavisinin de bulunmadığını söylüyor. Korunmada kişisel tedbirlerin büyük önem taşıdığını hatırlatarak, "Hastaların uygun şartlara sahip hastane takiplerinin yapılması ve destek tedavisinin sağlanması için gerekli imkanlar sağlanmıştır." diyor.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar ve Salgın Kontrolü Daire Başkan Vekili Veteriner Hekim Ramazan Uzun, hastalığı önlemek için Dünya Sağlık Örgütü (WHO); tarafından bir ilaç gönderildiği bilgisini veriyor. İlacın ölümleri engelleyemediğini belirterek, "Etkili olduğu söylenen ilacın böyle olmadığı WHO'ya bildirildi. Hastalık ülkemiz açısından bir vaka. Bakanlığımız çalışmalarını sürdürüyor. Doğadaki keneyi yok etmemiz mümkün değil. Çünkü, kırsalda yaşayan ve orman bitki örtüsünün içine yerleşebilen bir hayvan. Bir kene 5-7 bin arası yumurta üretiyor, virüsü yumurtalarına geçirebiliyor. Bu nedenle kene nüfusunu en aza indirmemiz gerekiyor." diyor.

Konunun diğer tarafı ise Tarım ve Köy İsleri Bakanlığı Bakanlık, hastalığa karşı gerekli önlemlerin alınması amacıyla 81 ilin valiliğine bir genelge gönderdi. Hastalığın yayılmasında rol oynayan kenelerle mücadele konusunda çalışmalar yapıldığını belirten bakanlık yetkilileri, risk taşıyan 22 ilde Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yapıldığını söylüyor.


Keneyi Elle Öldürmeyin


Sağlık Bakanlığı, KKKA hastalığına karşı alınması gereken tedbirleri broşürlerle halka anlatıyor:

Hayvanlardaki kenelerle mücadele edilmeli, hayvanlar kenelere karşı ilaçlanmalı.

Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçla gitme durumunda pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve vücut kene yönünden kontrol edilmeli. Bu tür yerlere gidildiğinde mümkünse çizme giyilmeli.

Keneler vücuttan uzaklaştırılırken koparılmamalı, bir cımbızla sağa sola oynatılarak çıkarılmalıdır.

Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli, patlatılmamalıdır.

Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı vb.); dökülmemelidir. Çünkü bu kimyasal maddeler kenelerin kusmasına sebep olduğundan kusmuktaki virüsler, kenenin kan emmek için ısırdığı yerden vücuda girebilirler.

Konu Hale tarafından 16 Ekim 2015 Cuma - 08:54 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı


KKKA hastalığının son 3-4 senedir ülkemizde görüldüğü bilinmektedir.. Hastalık etkeni RNA grubundan bir Virüstür. Dünyada hastalık ilk olarak 1944-45 yıllarında Kırımda tespit edilmiştir.

Virüsler genellikle tek başlarına üreme ve çoğalma kabiliyetine sahip olmayan , üremeleri için başka bir canlının hücresine ihtiyaç duyan çok küçük mikroorganizmalardır. Bazı virüsler bulaştıkları ya da kanında bulundukları her canlı da hastalık yapmazlar. Bulundukları canlıyı gelişimlerinin bir evresi olarak kullanabilirler. Kongo virüsü ,sığır koyun, keçi, yabani tavşan, tilki gibi hayvanlarda hastalık yapmaksızın bulunabilmektedir. Bu hayvanların kanında ortalama 1 hafta süreyle yoğun olarak bulunmaktadır. Bu esnada kene (Hyalomma Marginatum) bu hayvanlardan kan emerse , virüs keneye bulaşmakta ve onda da hastalık yapmamaktadır.

Son günlerde ülkemize virüslü kenelerin göçmen kuşlar aracılığıyla geldiğine inanılmaktadır. Ülkemize gelen bu keneler çiftlik hayvanları veya yaban hayvanlarına yapışarak onları da enfekte etmektedir.

Çiftlik hayvanlarıyla yakın teması olanlar, ya da arazide (Piknik, balık veya kara avı, çobanlık gibi) bulunanlar kene ile enfekte olma riski taşırlar. Özellikle koyun keçi gibi hayvanların otladıkları , otluk meralar ve çalılık arazilerde bulunma ihtimali yüksektir

Bu kenelerin uçma ve zıplama özelliği yoktur. İnsana yürüyerek geçerler.

Deri üzerine çıktıktan sonra tutunabileceği uygun bir yüzey arar. Tam olarak tutunması 12-24 saati bulur.


Virüsü taşıyan kene insan vücuduna tutunduysa ve yeterince uzun kalarak kana virüsü bulaştırdıysa hastalık belirtilerinin başlaması genellikle 1 ila 3 gün arasındadır. Bu süre nadiren 9 güne kadar uzayabilmektedir.

Korunma:

En iyi korunma yöntemi avlaklarda cildi açıkta bırakmayacak şekilde giyinmektir. Yazın zor olsada ince ama uzun kollu kıyafetleri tercih etmek önemlidir. Özellikle ayakları çıplak gezmemek , açık ayakkabılar tercih etmemek, mümkünse çizme veya bot giymek gerekmektedir. Kenelerin uçma kabiliyeti olmadığı için ayaklardan yürüyerek çıkmak zorundadırlar. Bot çorap gibi kıyafetlere böcek kovucu ilaçlardan (özellikle sprey formlarından) periodik aralıklarla sürmek etkili bir korunma yöntemidir. Her halükarda pantolon paçalarının çorap içine sokulması da basit ama etkili bir korunma yöntemidir.Eğer gene de vücudun çıplak kısımlarına ulaşırsa hemen tutunamadığı için avdan dönüşte tüm vücutta kene kontrolü yaparak olası bir bulaşmayı kene deri altına girmeden tespit ederek tedbir almak mümkündür.

Hastalık belirtileri ;

Vücuda bulaşmış her kene hastalık etkenini taşımamaktadır. Kesin bir yüzde verilememekle birlikte düşük bir oranda hastalık etkeni taşıyan keneyle karşılaşılmaktadır.O yüzden kene görülmesi hastalıkla eş anlama gelmemektedir. Gene de aşağıdaki belirtilerden şüphelenilir ve vücutta kene girişi tespit edilirse en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir.

Ani başlayan ateş, halsizlik , kırgınlık, kas ağrıları ve belirgin iştahsızlıktır. İlerleyen dönemlerde ise burun, mukoza , cilt altı , doku ve organ kanamaları başlayabilir.

Belirtiler başlangıç döneminde çok fazla özellik göstermemesi ve gribal enfeksiyon, sıcak çarpması gibi pek çok hastalıkta benzer belirtiler görülebileceğinden hemen telaşa kapılmamak gereklidir. Eğer yakın zamanda piknik, balık veya kara avı gibi aktiviteler söz konusuysa vücutta kene araması yapmak lazımdır. Eğer şüpheli bir giriş yeri yoksa telaşa kapılmamak gerekir.

Hastalık etkeni virüsler kenenin vücuda yapışmasından başka, kenenin elle ezilmesi esnasında veya kene ile enfekte olmuş kan ve doku sıvılarına temas ile de bulaşabilir.

Tedavi de henüz etkili bir ilaç yoktur , destekleyici tedavi uygulanmaktadır.

Herhangi bir şekilde vücuda yapışmış kenenin tespiti halinde ; kesinlikle vücutta ezilmemeli , üzerine kimyasal herhangi bir madde (kolonya, alkol, tiner v. B) dökülmemeli, ateş v.s ile müdahalede bulunulmamalı ve kopartılarak çıkarılmamalıdır. Aksi halde kene kusmakta ve tükürük salgılarındaki virüs kana geçmektedir.

Eğer kene cilt altında kaybolmadıysa bir penset vasıtasıyla başından tutularak çivi söker gibi sağa sola çevrilerek kopartmadan çıkarılmalıdır. Kenenin çıkarılması için sağlık merkezine gitmek için zaman kaybedilmesine gerek yoktur. Ne kadar erken çıkartılırsa virüsü bulaştırma ihtimali o kadar azalmaktadır.

Henüz kedi ve köpek gibi evcil ev hayvanları için taşıyıcılık bildirilmemiş ise de , hayvanları olası kenelere karşı ilaçlatmakta fayda vardır.

Konu Hale tarafından 18 Eylül 2015 Cuma - 21:44 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi


1. Giriş

İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden ve sayıları gittikçe artan arbovirüsler, artopodların vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyon hastalığı grubunu oluşturmaktadır. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ve raş ile ön plâna çıkan sendromlar şeklinde görülür.


Resmi ekleyen



Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), 2002 ve 2003 yıllarının bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır.

KKKA, Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, şiddetli bir seyir gösteren ve fatalitesi oldukça yüksek (yaklaşık % 30; bu rakam bazı kaynaklarda % 50’ye kadar çıkmaktadır) olan bir hastalıktır. Hastalık hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmekle beraber asemptomatik seyretmekte olup, zoonoz karakterli bir hastalıktır; sporadik vakalar veya salgınlar şeklinde insanlarda da görülebilmektedir.


Resmi ekleyen



KKKA ilk olarak 1944 yılında Kırım’da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bundan sonra bugünkü bilinen ismiyle anılmaya başlamıştır.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı 2002 yılından itibaren ülkemizde özellikle bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Vakalar çoğunlukla Orta Anadolu ve Orta Karadeniz bölgesinde yoğunlaşmaktadır.


Resmi ekleyen



2. Klinik Tanımlama

Klinik semptomlar karaciğer ve endotel hasarı ile tombositlerdeki dramatik düşüşün bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kollarda, bacaklarda ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin bir iştahsızlıkla başlar. Bazen kusma, karın ağrısı veya ishal olabilir. İlk günlerde yüz ve göğüste peteşi ve konjonktivalarda kızarıklık dikkati çeker. Gövde ve ekstremitelerde ekimozlar oluşabilir. Epistaksis, hematemez, melena ve hematüri sıktır. Bazen vajinal kanama da olabilir. Genellikle hepatit görülür. Ağır olgularda hastalığın 5. gününden itibaren hepatorenal ve pulmoner yetersizlikler görülebilir. Ateş 5 veya 12. güne kadar çıkar ve lizisle düşer; nekahat dönemi uzun sürer.


Resmi ekleyen


Ölüm olayları daha çok hastalığın ikinci haftalarında (5-14 gün) görülebilmekte ve bu oran yaklaşık % 30’ları bulabilmektedir. İyileşme hastalığın dokuzuncu veya onuncu günlerinde olmaktadır.

Laboratuvar bulgusu olarak özellikle lökopeni ve trombositopeni dikkati çekmektedir. Aspartat aminotransferaz (AST), Alanin aminotransferaz (ALT), Kreatin kinaz (CK) ve biluribin değerlerinde yükselmeyi alkalen fosfataz (ALP), Gama glutamiltransferaz (GGT) ve Laktat dehidrogenaz (LDH) değerlerindeki yükselme takip eder. Protrombin zamanı (PT), Aktive parsiyel protrombin zamanı (aPTT) ve diğer pıhtılaşma testlerinde belirgin bozukluk görülmektedir. Bariz kanama olmasa da hemoglobin düzeylerinde düşme gözlenebilir.

3. Epidemiyoloji ve Bulaşma

Hastalık sıklıkla Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da endemiktir. KKKA’nın son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan ve Güney Afrika’dan sporadik vakaları ve epidemileri de bildirilmiştir.


Resmi ekleyen



Virüs, bir çok evcil ve yabani hayvanı enfekte etmekte ve hastalık hafif seyretmektedir. Bir çok kuş virüse karşı dirençli iken, virüsün yayılmasında önemli rol oynarlar. Hayvanlardaki hastalık enfekte kenelerin ısırması ile başlamaktadır.

KKKA’nın bulaşmasında Hyalomma soyuna ait keneler daha büyük bir yere sahip olmakla birlikte, 30 kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceği bildirilmektedir. Virüs kenelerde, transovaryal ve transstadial pasajlarla idame olur; keneler arasında venereal olarak bulaşmanın olduğu da bildirilmektedir. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder. Keneler, insan veya hayvanlardan kan emerken virüsleri de bulaştırırlar.

Küçük omurgalılar ve özellikle yerde beslenen kuşlar, keneleri enfekte eden en önemli konak grubunu oluşturmaktadır; keneler, biyolojik evrimlerinin değişik safhalarında bu canlılardan kan emerler.

Hyalomma soyuna ait keneler Ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yerleşmişlerdir. Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

Hastalık daha çok hayvancılıkla uğraşanlarda, mezbaha çalışanlarında ve kırsal alanda yaşayanlarda görülebilmektedir. Enfekte hayvanların kan ve dokuları ile temas sonucu da geçiş olabilmektedir. Ayrıca nozokomiyal enfeksiyon oluşturma riski de bildirilmektedir.

Bugün için etkili bir aşısı bulunmayan KKKA’nın geçirilmesinden sonra bağışıklığın ömür boyu sürebileceği belirtilirken, konvalesan dönem plâzmaları ile yapılan pasif immünizasyonların uygulanabilir nitelikte olmadığı da ifade edilmektedir.


Resmi ekleyen



4. Kuluçka Süresi

Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını müteakip kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir.

5. Tanı

Tanı için biyogüvenlik açısından tam güvenli laboratuvarlara ihtiyaç vardır. Tanıda, virüsün ya da virüs RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolâsyonu, virüs antijeninin ve virüse karşı oluşmuş antikorların serolojik olarak gösterilmesi kullanılmaktadır. Oluşan antikorlar serolojik yöntemlerden en hızlı ELISA (Enzyme-Linked Immunosorbent Assay) ile saptanabilmektedir; immünglobülinlerden IgG ve IgM antikorları hastalığın yaklaşık 6. gününden itibaren serumda belirlenebilir. IgM’ler 4 ay kadar serumda belirlenebilirken, IgG’ler azalır; ancak, yine de 5 yıla kadar IgG antikorlarına rastlanabilir.


Resmi ekleyen



Bazı kişilerde hastalık, özgül antikorlar kanda belirlenene kadar ölümle sonuçlanabileceğinden tanı konulamayabilir. Bu durumlarda tanı özellikle hastalığın ilk 5 gününde kan ve dokulardan alınan örneklerden virüs izolâsyonu ile yapılabilir. Bu amaçla hücre kültürleri, immünfloresans yöntemi ve EIA (Enzyme Immun Assay) kullanılabilmektedir.

Son zamanlarda, PCR (Polymerase Chain Reaction) gibi moleküler tanı yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır.

6. Tedavi

Destek tedavisi yapılmalıdır.
Tam kan veya kan komponentlerinin replasmanı yapılabilir. Hastalığın spesifik tedavisi kullanmamakla birlikte, antiviral ilaçlardan ribavirinin, oral veya parenteral olarak kullanılabileceği bildirilmektedir.

Resmi ekleyen


7. Korunma ve Kontrol

Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.

• Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka üniversal önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının en az 14 gün kadar ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir.

• Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.

• Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Coğrafik bölgelere ve türlere göre değişmekle beraber, KKKA’yı bulaştıran Hyalomma soyuna ait keneler genel olarak nisan ve ekim aylarında aktiftirler; bu dönemlerdeki salgınların sebebi de budur. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.


Resmi ekleyen



• Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi) alınmalıdır.

• Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.

• Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları kenelerden koruyucu olabilmektedir.

• Hayvan sahipleri hayvanlarını kenelere karşı uygun akarisitlerle ilâçlamalı, hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkân vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır. Kene bulunan hayvan barınakları uygun akarisitlerle usulüne göre ilâçlanmalıdır.

• Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. Repellentler sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.

• Kenelerin çevrede çok olması halinde mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, insektisit uygulamalarına başvurulabilir. Açık alanlara insektisit uygulamalarının uygun görüldüğü durumlarda uçak, helikopter, püskürtme cihazı monte edilmiş araç veya sırtta taşınan pompalar kullanılmalıdır.

• Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir.

• Son yıllarda, kene popülâsyonunun kontrolünde biyolojik yöntemlerin kullanılmasına ilişkin çalışmalar da yürütülmektedir.


Doç Dr. Birsen Çetin

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı

Konu Hale tarafından 18 Eylül 2015 Cuma - 21:40 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi


Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'ni (KKKA) insanlara keneler taşıyor. Hyalomma türünden keneler, özellikle de H. marginatum marginatum, hastalığın taşınmasında oldukça etkili. Virüs taşıyan kenelerin ısırması sonucunda veya hastalığa yakalanmış insanlarla temasa bağlı olarak hastalık bulaşabiliyor. Bugüne kadar, virüsle temas eden veya taşıyan hiçbir hayvanda, insandaki gibi hastalık oluşmuyor. Keneleri taşıma olasılığı yüksek olan tavşan ve yaban domuzu sayısının çoğalması, o bölgede hastalığın artmasına yol açabiliyor. Son yıllarda, hastalığı uzak ülkelere taşıyabilme özelliğine sahip olan göçmen kuşlar üzerinde araştırmalar yapılıyor.

Resmi ekleyen


KKKA sebep olan Hyalomma türü keneler, çoğunlukla iki konakta gelişim ve yaşam döngülerini tamamlar. Larva ve nimfler; küçük omurgalılarda (tavşan, kuş, fare. vb) erginler ise büyük omurgalı hayvanlarda, (koyun, keçi, sığır, at, yabani gevişenler, insan, vb) konaklarlar.



"KKKA HASTALIĞI"NIN TARİHÇESİ

İlk olarak 12. yüzyılda Tacikistan'da belirtileri görülen bu hastalığın, klinik olarak tanımlanması, 2. dünya savaşı sırasında, Kırım'daki 200 Rus askerinde görüldükten sonra yapılmıştı. Virüs, 1967 yılında yenidoğan farelerden elde edildi. Ülkemizde ilk olarak 2002 yılında görülen bu hastalık, 500'den fazla kişide tespit edildi ve bunların 26'sı kaybedildi. Bu vakaların neredeyse % 90'ını, aktif çalışma yaşında
olan, kene ısırığına maruz kalan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kişiler oluşturuyor. Hastalıktan ikinci sırada etkilenen grup ise sağlık çalışanları. Bu nedenle, Kırım-Kongo kanamalı ateşli olan hastalarla temas ederken; mutlaka eldiven, uzun önlük, maske ve gözlük kullanılması öneriliyor. Hastalığın hava yoluyla geçtiğine ait henüz kesin bir kanıt bulunmuyor. Bu virüs, sadece insanlarda hastalığa yol açıyor.

DİŞİ-ERKEK KENELERİN YAPISI

Vücutları tek bir parçadan oluşmaktadır. Vücutlarının ön taraflarında ağız organelleri bulunmaktadır. Ağız organellerinin arkasında, dişilerde, vücudun önünde ve üst kısmında scutum adı verilen okul önlüğü yakası şeklinde kitinli bir organ vardır. Erkeklerde bu oluşum, tüm vücudu kaplar. Bu nedenle erkekler kan emdiğinde, vücutlarında değişiklik olmaz. Buna karşılık dişiler kan emip doyunca, normal büyüklüğünün 10 katına kadar genişleyebilmektedir. Dişi kenelerde ovaryum ile barsak irtibat halindedir. Bazı keneler, kan emerken parazitleri sindirim sisteminden ovaryumlarına geçirirler. Bu parazitler ovaryumdan yumurtaya geçerek, yumurtadan çıkan larvaları enfekte ederler. Bu larvalar kan emerken, parazitleri de hayvanlara taşırlar (transovarial geçiş).

Kenelerin, larvalarından nimf ve erişkin formlarına da virüslerin geçtiği bildirilmiştir (transstadial geçiş).

Bir kene, bir seferde yaklaşık 7 bin yumurta yumurtluyor. Havaların ısınmasıyla birlikte yumurtlama da artıyor.


Uludağ Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Levent Aydın:


KENE NASIL ISIRIR: İLK BELİRTİLERİ


"Hyalomma marginatum marginatum türü keneler, hemen hemen ülkemizin tüm coğrafik bölgelerinde tespit edilmiştir. Özellikle kenelerin, aktif olduğu aylarda, kene ısırığı ile bulaşan KKKA hastalığı, kan yoluyla da bulaşabilmektedir. Bu keneler, ara dönemlerinde kuş ve yabani kemiricilerde bulunabildiği için, bir yörede keneleri, tamamen yok etmek olanak dışı görülmektedir. Ancak sayıları minimuma indirilebilir.

Resmi ekleyen


KKKA şüphesi durumunda keneyi çıkarmak için, normal zamanlarda yaygın uygulama olan alkol, eter, gazyağı gibi herhangi bir kimyasal madde kullanılması sakıncalı bulunmaktadır.



"Keneler, bir vücut bölgesini ısırmadan önce bölgeye lokal aneztezik benzeri bir madde salgılar. Bu nedenle ısırığı takiben eğer kene görülemez ise ilk 24-48 saatte ısırık farkedilmez. Taşıdığı hastalık etkeni, kan emmeye bağlı olarak; 12-24 saatte aktive olarak bulaştırıcılık olur. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Virüsü(Nairovirüsler), kan emme ile, ilk 36 saatte kenede çoğalmasını tamamlayabilir. Kene ısırığının 3-5. günlerinde, bulaştırıcılık maksimuma ulaşabilir. Erişkin bir kene 9-14 günde ancak doyabilir. Bu sürede, sürekli canlı üzerinde ve kan emme durumundadır" dedi.


HASTALIK BELİRTİLERİ NELER?

Virüsle temas eden her beş kişiden birinde hastalık görülüyor. Bağışıklık sistemi ve damar hücrelerine saldıran virüsler, kendilerine karşı antikor salgılanmasını engelliyor ve damar hücrelerinde hasara yol açıyor. Kenenin ısırması ile hastalık gelişmesi arasındaki süre, yani "kuluçka" dönemi 3-7 gün. Kuluçka döneminden sonra; 41 °C'ye kadar yükselen ani ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, baş dönmesi hastalığın ilk belirtileri. Ateş ortalama 4-5 gün sürüyor ve bu belirtilere ek olarak ishal, bulantı ve kusma görülüyor. Yüz, boyun ve göğüste kızarıklık, göz iltihapları da diğer belirtiler arasında sayılıyor. Genellikle 1-7 gün süren bu dönemden sonra kanamalı dönem başlıyor.

Resmi ekleyen


Kenenin, iple çıkarılması



Kanama, büyük çoğunlukla hastalığın başlamasından sonraki 5-7 gün içerisinde gelişiyor. Kanamanın şiddetine göre ciltte küçük nokta tarzındaki kızarıklıklar veya büyük morluklar görülüyor. Ağız içerisi, dişeti ve dudak, kanamanın görüldüğü diğer yerler. Kanama en sık olarak sindirim sistemi, cinsel organlar, idrar yolları ve solunum yollarında oluyor. Dışkıda, idrarda veya balgamda kan görülmesi sık karşılaşılan bulgular arasında.


HASTALIĞIN SON DÖNEMİ

Hastalığın son dönemi, hastalığı görülmesinden 10-20 gün sonra başlıyor. Bu dönemde kalp ritminde değişim, geçici saç dökülmesi, solunum güçlüğü, görmede güçlük, işitme ve hafıza kaybı görülebiliyor. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'nde en belirgin laboratuvar bulgusu, trombosit sayısının düşmesi. Pıhtılaşmayı sağlayan trombositler önemli ölçüde azalıyor ve kanamalara yol açıyor. Beyaz kan hücrelerinin sayısı azalıyor ve AST, ALT gibi karaciğer enzimleri yükseliyor. Şayet hasta ölmezse,tam kan sayımı ve biyokimya testleri dahil olmak üzere tüm laboratuvar testleri, yaklaşık 5-9 günde normal sınırlara dönüyor.

HASTALIĞIN TEŞHİS VE TEDAVİSİ

Virüse karşı vücudun geliştirdiği IgM ve IgG antikorları, hastalığın başlamasından 7 gün sonra ELISA ve IFA testleriyle saptanabiliyor. Hastalığın en kesin ve hızlı teşhisi ise "ters transkriptaz- polimeraz zincir reaksiyonu" (RT-PCR) yöntemi ile mümkün oluyor. Bu yöntem son derece özgün, duyarlı ve hızlı sonuç veriyor.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'nde esas olarak destekleyici tedaviler uygulanıyor. Kırım-Kongo kanamalı ateşine karşı geliştirilmiş etkin bir aşı henüz piyasada bulunmuyor. Hastalığın yayılmasının önlenmesi ve erken teşhis Kırım-Kongo kanamalı ateşli ile mücadelenin temel unsurlarını oluşturuyor.

Samsun İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Özoğlu:


KENELİ ORTAMA KARŞI TEDBİRLER

"Kenelerin bulunduğu çalılık, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara; piknik veya başka bir amaçlı gitme durumunda, pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Giysiler, kenelerin vücuda ulaşamayacağı şekilde olmalıdır. Böcek kaçıran (repellent) olarak bilinen ilaçların (Sağlık Bakanlığından onaylı) kullanılmaları, kenelerin vücuda yapışmasını önlemektedir. Hayvanlarda bulunan kenelere yönelik olarak ilaçlarla mücadele edilmesi ve bu ilaçlamaların zamanında yapılması sağlanmalıdır. Hayvan barınaklarının, kenelerin yaşayamayacağı şekilde sıvanması, badanalanması ve ilaçlanması önemlidir. Hayvanlarda bulunan kenelerin elle temizlenmemesi ve kenelerin patlatılmaması gerekmektedir.

KENE NASIL ÇIKARILMALI?

"Kene, mevcut ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan; bir cımbız veya pens yardımıyla, kenenin vücuda yapıştığı yerden tutularak, sağa sola oynatılarak çıkartılmalıdır.

Resmi ekleyen


Kenenin, pensle ileri geri hareket ettirilerek çıkarılması önerilmektedir.



Keneler, virüsü, vücuda yapıştıktan hemen sonra vermeyip, bunun için belirli bir süre gerektiğinden, bu husus çok önemlidir. Kene üzerine herhangi bir kimyasal madde, kesinlikle dökülmemelidir. Keneler, sigara veya kibrit gibi fiziksel yöntemlerle uzaklaştırılmaya çalışılmamalıdır. Çünkü bu durumda keneler, kusmakta ve mikrobu vücuda verebilmektedir.


Kaynaklar:

1) Doç. Dr. Ferda Şenel, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi", Bilim ve Teknik, Temmuz 2006.
2) abveteriner.org
3) guncelpediatri.com
4) vet.gen.tr


Kaynak: Ordu İl Sağlık Müdürlüğü

Konu Hale tarafından 18 Eylül 2015 Cuma - 22:03 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#5
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
emeğinize sağlık çok detaylı bir konu paylaşımınız için teşekkürler

#6
ahu

ahu

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Pip*Pip*Pip*Pip*Pip*
  • 629 İleti
  • Gender:Female
Paylaşımınız için teşekkürler sevgili Hale,emeğinize sağlık.

#7
oktaytunçbilek

oktaytunçbilek

    KD ™ Dost

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.228 İleti
  • Gender:Male
  • Location:idareci,yönetici
Şu an oldukça gündemde olan ve sıkıntı yaratan bir konu,paylaşımınız için teşekkürler. :beach:

#8
melekler_ucamaz

melekler_ucamaz

    Şimdi Düşlerimin Sonbaharındayımm ...

  • Özel Dost
  • 3.880 İleti
  • Gender:Female
  • Location:cennet mahallesi
Yeşil alanlara gidemez oldum valla bu kene korkusu yüzünden.

Emeğine sağlık Hale abla çok detaylı ve güzel bir paylaşım olmuş


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı