İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Dans Nedir? Dans Nasıl Doğdu? | Dansın Ruh Hali Nedir? - Dans Türleri - Dansın Tarihçesi - Dansın Türkiye'deki Gelişimi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Dans nasıl doğdu?




Dünya bir ritimle ortaya çıktı ve evrenin bu ritmi hala devam ediyor. Yeryüzünde hareketin ilk başladığı andan itibaren insanın içinde bu ritim vardı. İnsanlar ilk çağlarda ses çıkarmasını biliyorlardı ve bir hayvan gibi içgüdüleriyle hareket ediyorlardı. Bir süre sonra bir şeyleri almak ya da dertlerini anlatmak için işin içine hareketi soktular. İşte o andan itibaren dans başladı.


Resmi ekleyen



Çünkü insan, bedeniyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ve orada modern dans dediğimiz şey vardı. Bu garip sesler ve hareketler zaman içerisinde belli bir uyum sağlamaya başladı. İlkel çağların insanı, avını yakalayıp getirdiği zaman kabile üyelerinin merakını uyandırırdı. O da bunu bir şova dönüştürüp taşın ya da kocaman bir kayanın arkasına saklanıyor veya bir ağacın tepesine çıkıyordu. Oradan sanki bir ayı gelir gibi yapıyor, tepesine atlıyor, elindeki taşla başına vurup öldürüyor, sonra keskin bir taşla derisini yüzüyordu. Yani oradaki insanlara oynuyordu. Bu durum, görsel bir şeyi ortaya çıkardı: Dansı. Çünkü dans, uyumlu ya da uyumsuz hareketlerin bir araya gelmesiyle insanın kendini ifade etmesiydi. Diyaloglar da işin içine girince bu sefer ortaya tiyatro çıktı.


Dansın ruh hali



Aslında tiyatrocu olan ama modern dans dersleri de veren Kürşat Alnıaçık "Bu anlatılacak bir şey değil, hissedilecek bir şey" diyor ve ekliyor: "Ben böyle bir hobim olduğu için çok mutluyum. Belki bu duyguları bir insanı dans ederken gördüğünüz zaman anlayabilirsiniz, 'Bu adam çok mutlu' dersiniz. Tabii insan sadece mutlu olduğu zamanlar dans etmez. Dans öyle bir şey ki, içinde bulunduğun ruh halinden çıkmak, duyguları dışarı çıkarmak ve bir şekilde onlardan kurtularak tekrar yenilerini alabilmek gibi. Vücutla hayat içinde kocaman bir devinim var. Ben ya mutlu olduğum için dans ederim ya da çok acı çektiğim için. Ama sonuçta acıyı yok ederim, dışarı atarım. O zaman bedenim ve beynim başka bir duyguya açık olur. Buna meditasyon ya da deşarj olma, boşalma denilebilir.

Çaresizlikten, öfkeden tepinen insanlar vardır bazen ama mutlu olduğu için de zıplayabilir insan. Bu vücudun bir tepkisidir. Bu da bir danstır. Dans dediğimiz, görsel anlamda bakıldığında 'Ay ne kadar güzel, çok estetik, her şey çok güzel' değildir sadece. Estetik olmayan bir şeyin de estetiği vardır mutlaka. Çünkü bu da ifadedir, bedenin kendisini ifadesidir. Modern dans da böyle bir şey, yaratıcılık sonsuz ve sınırsız.

Dansla çekingenliğini yenenler de var. İTÜ Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Egemen Erbil, İTÜ Maçka Dans Kulübü'nde dansa başlamış. Ve diyor ki, "Dans ederken bazen huzur, bazen hırs, bazen azim duygularını tadıyorum; sadece dansa odaklanarak, içimdeki enerjiyi dışa vurduğumu hissediyorum. Her insanda bir çekingenlik duygusu vardır. Bende bu biraz fazlaydı, bu duygumu yendim."



Dans nedir?



Musikiye uyarak vücudun yaptığı ölçülü hareket dizisi. İlkel insanlar arasında dans, keder ya da sevinç heyecanını ifade eden bir vasıta olmuş, aşk, kin ve yüksek dini heyecanlar dansla ifade edilmiştir. Daha ileri toplumlarda ise dans, bir eğlence vasıtası haline gelmiştir.

Dansı, başlıca şu çeşitlere ayırmak mümkündür:

1 - Savaş dansları : Bu danslar, silahlı ya da silahsız olarak yapılır. Silahlı danslar, hemen her millette görülür. Özellikle Yunanlılarda Cüret dansları, efsanevi bir mahiyet almıştır.

2 - Dini danslar : Dansların en önemlisi ve çoğu dini törenlerde ve bir koro heyeti tarafından ya da bu koromun katılması ile yapılan danslardır. Özellikle, eski Yunanda Apollon ibadetinde yapılan danslar, dini örnektir. Bu danslarda koro heyeti iki kısma ayrılır; bir kısmı hareketsiz durarak ya da halka meydana getirerek şarkı söyler, öbür koro ise, şarkıyı temsil eden oynak ve hareketli dans yapardı.

3 - Tiyatro dansları : Bunlar, tiyatrolarda oynanan piyeslerle ilgili olarak yapılan danslardır.

4 - Özel hayattaki danslar : Eğlence özelliğinde olan bu danslar, genel olarak törenlerde, düğünlerde ve ziyafetlerde oynanan danslardır. Bunlara ilave olarak cambazlık, perendazlık ve el oyunları da yapılır. Düğünlerde ve çeşitli toplantılarda yapılan bu dansların yanında, çeşitli halk eğlenceleri de ve toplu olarak yapılan danslar da sayılabilir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Dansın Tarihçesi


Dans, insanın yeryüzündeki yaşamı kadar eskidir. Dansın sanat olarak ortaya çıkışı ise, Rönesans döneminde gerçekleşmiştir.


20. yüzyıl sınıfsal farklılıkların giderek ortadan kalktığı bir çağ olmuş ve 1920'lerden sonra ortaya çıkan müzik ve dans akımları, gramafon, radyo ve sinema gibi iletişim araçlarının icadı ile yaygınlaşmıştır. Böylelikle vals, tango, fokstrot, swing vb. pek çok müzik ve dans türü, uluslararası kimlik kazanmıştır.

1905-1914 yılları arasında en popüler salon dansları mazurka, kadril ve polkadır. 1908 yılından itibaren tango hızlı bir gelişme göstermiş ve 1917 yılında fokstrot ile birlikte Avrupa üzerinden dünyaya yayılmıştır. 1924 yılında Josephine Baker'in öncülüğünü yaptığı çarliston, savaşın acılarını unutmak isteyen dünya halkının gözdesi olmuştur. Dans tutkusu, 1920'li yılların başlarında tüm dünyada yaygınlaşan dans yarışmaları ile ivme kazanmıştır.


1940'larda, swing ve ardından bogie-bogie moda danslar olarak gündeme gelmiştir. Latin Amerika rüzgarı, 1950'lerin başında cha cha, samba, mambo gibi hareketli danslarla egemen olmuş, ancak kısa sürede tahtını rock'n roll'e devretmiştir. Şüphesiz 1950 ve 60'lı yılların tartışmasız dansı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın yeni hakimi olan Amerika'nın, yaşam ve eğlence kavramının bir özeti olan rock'n roll olmuştur.

1970'li yıllar ve sonrasında, çiftlerin birbirine sımsıkı sarıldığı dans türlerinin yerini, giderek akrobatik figürlerin öne çıktığı ve çiftlerin karşı karşıya geçip, hızlı bir ritmde dansettikleri danslar almıştır.

Son yıllarda, dansın bir spor dalı olarak kabülüne yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. 8 Eylül 1997 tarihinde, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (International Olympic Committee-IOC) Uluslararası Dans Sporu Federasyonunu tam üyeliğe kabul ettiğini açıklamıştır. Uluslararası Olimpiyat Komitesine tam üyelik, yasal olarak dansın bir spor dalı olarak kabulü anlamındadır. Ancak, dans sporu henüz olimpiyat oyunlarında yeralmamakta, konuya ilişkin olarak Uluslararası Dans Sporu Federasyonu, 2008 yılı Olimpiyatlarını hedefleyerek çalışmalarına devam etmektedir.



Dansın Türkiye'deki Gelişimi


Osmanlı toplumu, kadın ve erkeğin çift olarak, müzik eşliğindeki modern danslarıyla 19.yüzyılın son çeyreğinde gayrimüslim burjuvası, levanten ve yabancı misyonlar kanalıyla tanışmıştır.


Dans, Osmanlıdan günümüze geçen en çarpıcı modernleşme sembollerinden birisidir. Şüphesiz, çengi ve köçek oynatan bir toplumdan vals yapan bir topluma geçiş, eğlence kültürünün içeriğini büyük ölçüde değiştirmiştir. Osmanlı insanı başkaları tarafından eğlendirilen edilgen bir karaktere sahip iken, Cumhuriyet insanı kendisinin katılımına imkan veren modern eğlence anlayışını benimsemiş ve dans pistine çıkma cesaretini göstermiştir.

Cumhuriyet, eğlence hayatımıza kadın ve erkeğin aynı ortamda birlikte eğlenmesi ve eğlencenin çeşitlenip, kitleleşmesi gibi iki önemli değişikliği getirmiş ve bu eğlence tarzı meşrutiyetini Cumhuriyet Baloları ile ispatlamıştır.

Cumhuriyet döneminde dans, batılılaşmanın önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilmiş, Atatürk'ün özel isteği ile Türk kadınlarının da dansetmesi hedeflenmiş, dansa adeta "devlet teşviki" uygulanmıştır.

İlk dönemlerde, gelişmelere ayak uydurmakta güçlük çeken yüksek kademeli memurlar, rütbeli askerler eğlenceli balo öykülerine konu olmuşlardır. Frak giyip baloya giderken yumuşacık meslerini beline sokup frağın kuyruklarıyla gizleyenler, ilk dansı heyecandan kaskatı olan türbanlı ama dekolte yakalı eşiyle açıp birkaç kez pistte döndükten sonra rugan ayakkabılarını kimselere göstermeden çıkarıp meslerini giyen kaymakamlar, her baloda mutlaka hastalanan ve baloya katılamayan vali, kaymakam ve eşleri.

Bu dönemin ilk yıllarında tango, resmi baloların, düğünlerin ve eğlencelerin asri dansı olmuştur. Kendine güvenen 'monden' genç hanım ve beyler gösteri mahiyetinde fokstrot yapsalar da, balolar vals veya tangoyla, düğünler ise mutlaka “La Comparsita” ile açılmıştır.

1930'lu yıllara doğru bütün dünyayı saran çarliston salgını Beyoğlu'na kadar uzanmış, çeviklik isteyen bu yeni dans, kısa sürede genç, yaşlı herkes tarafından benimsenmiştir.

Son yıllarda unutulan eski danslar yeniden gündeme gelmiştir. 1991 yılında Swissotel'de Viyana Opera Balosu Orkestrası eşliğinde, Viyana Balosu düzenlenmiştir. Altı haftalık vals dersi alan çiftlerin katılımıyla gerçekleştirilen balo, 1996 yılına kadar bir gelenek halinde her yıl yapılmıştır.

Öte yandan, Tango Dostları Derneği'nin yaptığı dans gösterili konserlerle başlayan tango geceleri yerini, 1994 yılından itibaren Armada Otel'de Ümit İris - Seval Uğur Mutlu ikilisinin katılımıyla gerçekleştirilen ve bugüne kadar halen devam eden "Tangolu Pazar Geceleri"ne bırakmıştır.


#3
melekler_ucamaz

melekler_ucamaz

    Şimdi Düşlerimin Sonbaharındayımm ...

  • Özel Dost
  • 3.880 İleti
  • Gender:Female
  • Location:cennet mahallesi
DANS, en eski sanatlardan biridir. İlk insanlar isteklerini içgüdüsel bazı ritmik hareketlerle anlatırlardı. Aslında, dansın insanlığın yeryüzünde varoluşundan bile eski olduğu söylenebilir; bazı kuşlar ve hayvanlar dans ederek eşlerini çağırırlar. Adı tavuskuşunun İspanyolca'sından türetilen pavane dansı, 1500-1600'lerde yaygın bir saray dansıydı.




Ağır ve zarif figürleri olan bu dans bir tavuskuşunun hareketlerinden esinlenerek uydurulmuştu. 1900'lerin başında ABD'de "Hindi Yürüyüşü" adı verilen bir dans vardı. Dansın içgüdüsel oluşunu küçük yaşlardaki çocuklarda görebiliriz. Çocuklar, hatta bebekler işittikleri ya da kendi içlerinden gelen ritimlere uyan doğal hareketler yaparlar. ABD'nin en yetenekli dansçılarından Isadora Duncan beş yaşındaki küçücük çocuklara kollarını dans ritimlerine göre nasıl hareket ettireceklerini öğretmeyi başarmıştı.

Dansın Kökenleri

İlk insanlar önceleri kendi başlarına, içgüdülerine uyarak dans ettiler. Yinelenen ritmik hareketlerin doğaüstü duygular çağrıştıran güçlü etkileri olduğunu fark ettiler. Buradan, dansta büyülü bir gücün var olduğu düşüncesi doğdu. Her dans edişlerinde bu gizemli gücü yeniden yarattıkları duygusuna kapıldılar. Bundan sonra insanların çember, yarım çember, karşılıklı iki sıra ya da dalgalı sıra gibi değişik diziler oluşturduğu toplu danslar gelişti. Avustralya Yerlileri, hâlâ doğum, ergenlik ve evlilik kutlamalarında ve cenaze törenlerinde dans ederler. Bazı ilkel kabileler hayvanları taklit ederek totem dansları ya da iyi ürün alabilmek için büyü dansları yapar. Sri Lanka'da maske takarak yapılan büyü danslarının hastalıkları iyileştirdiğine inanılırdı. Bütün bu danslar ortamın yarattığı duygulara göre biçimlenir.

Uygarlıklar geliştikçe, ilkel büyü danslarından dinsel törenler ve ayinler doğdu. Dansta kurallar ortaya çıktı ve dans çoktanrılı dinlerde tapınmanın önemli biçimlerinden biri oldu. Tapmaklarda rahipler, zengin evlerinde ise köleler doğum, evlilik, cenaze ya da sarayla ilgili tüm törenlerde dans ederlerdi.

Eğlence için dans etme ilk olarak Mısır'da başladı.

Sonraki yıllarda Eski Yunan'da dans daha da gelişti. Bütün dinsel törenlerin önemli bir öğesi ve ayrıca bir eğlence kaynağı olan dans aynı zamanda tiyatro oyunlarının başlıca temelini oluşturdu. Köylülerin harman döverken yaptıkları ritmik hareketlerden Yunan tiyatrosu doğdu. Yunanca'da "dans ederim" anlamına gelen "koro" sözcüğü ilk olarak, sahnede dans eden, söyledikleri şarkılarla oyunu açıklayan ve yorumlayan bir grup oyuncuyu tanımlamak için kullanıldı. Dansları tasarlamak ve düzenlemek anlamına gelen koreografi sözcüğü de Yunan kökenlidir.

Eski Yunanlılar askerlerin eğitiminde temel öğe olarak dansı kullandılar. Günümüze kayıtları ulaşan bu danslardan, askerlere bireysel ve toplu saldırı hareketlerinin ritmik bir biçimde öğretildiği anlaşılmaktadır. Büyük Yunan filozofu Platon, "İyi şarkı söylemek ve güzel dans etmek, iyi eğitilmiş olmaktır" demişti. Eski Yunanistan'da devlet adamları, generaller, şair ve oyun yazarları gibi önemli kişiler şenliklerde ve zaferlerini kutlarken dans ederlerdi.


Romalılar ise Yunanlılar'ı taklit ederken yalnızca biçimleri aldılar. Yunan sanatının ve felsefesinin ruhunu dansa sindiremediler. Bu yüzden Romalılar'ın dinsel törenlerinde dansa yer vermelerine karşın, dans bu dönemde yozlaştı.

İlk Hıristiyanlar da dansı tapınma amacıyla kullandılar. Ne var ki, 7. yüzyılda Hıristiyanlar Roma döneminde saygınlığını yitiren dans biçimlerinden dolayı, dansı kilise etkinliklerinden uzak tutmaya çalıştılar. Birçok ülkede bu yasaklama kararı başarılı oldu. İspanya'da ise bazı katedrallerde dans kutsal günlerde ayinlerin bir parçası olmayı sürdürdü. Sevilla Katedrali'nde, Paskalya sırasında delikanlılar mihrabın önünde dans ederek Tanrı'ya olan bağlılıklarım dile getirirler. Bu, kastanyet eşliğinde, saygılı ve soylu bir danstır. 19. yüzyıla gelindiğinde, Avrupa ve ABD' de dans hemen hemen tümüyle kilise etkinliklerinin dışına çıkarılmıştı.

Doğuda da eski zamanlardan beri dans yaygın olarak dinsel amaçlar için kullanıldı. Doğuda dansın en eski ve en gelişmiş biçimine Hindistan'da rastlanır. Bazı tapınaklarda hâlâ "Tanrının Hizmetçileri" anlamına gelen devadasi'ler bulunur. Yıllarca tanrılara hizmet etmek için eğitilen bu kadınlar yaşamlarını dinsel törenlerde şarkı söyleyerek ve dans ederek sürdürürler. Hindistan'ın 1947'de bağımsızlığını kazanmasından sonra, dansın bir sanat dalı olarak yeniden canlanması sonucu, kadın-erkek birçok ünlü dansçı yetişti.

Anadolu'da Dansın Gelişimi

Anadolu'da yaşayan Türkler'de dans temelde üç ayrı kültürün etkisinde kalmıştır. Bunlar eski Anadolu uygarlıkları, Orta Asya kültürü (özellikle Şamanlık) ve Müslümanlık'tır.

Anadolu'da binlerce yıl önce yaşamış Hitit, Eski Yunan, Frig, Lidya gibi eski uygarlıkların etkileri günümüzde halk danslarında yaşamaktadır. Konya'nın güneyinde Çatalhöyük' te bulunan duvar resimlerinde, İÖ 6500-5650 arasında bu yörede yaşamış bir uygarlığın dansları ve dinsel törenleri görülmektedir. Resimlerdeki danslarda, davulun ve tokmağın kıvrık ucunun günümüzdekilere benzerliği dikkat çekicidir. Ayrıca bu resimler, Hitit, Frig gibi uygarlıklardan çok daha öncekilerin katkılarını göstermesi açısından da ilginçtir.

Orta Asya kültürünün dansa etkisi ise çok daha belirgindir. Samanlık Orta Asya ve Sibirya'da yaygın olan bir dindi. Şaman hastalıkları iyileştiren, dinsel törenleri yürüten, ölüleri öbür dünyaya kadar geçiren din adamıdır. Asıl önemi, kişisel ve toplumsal sorunları çözerken, öbür dünyaya göç ederek oradaki ruhlarla konuşmasından kaynaklanır. Ruhlarla (tanrılarla) ilişki kurabilmek için düzenlenen törenlerde şaman hem oyuncu, hem dansçı, hem de şarkıcı olur. Davul çalar, çeşitli hayvanların taklidini yaparak ritmik hareketlerle dans eder.

Şamanın yaptığı tören dansı ile Anadolu halk oyunları arasında önemli benzerlikler bulmak olanaklıdır. Anadolu'da birçok halk oyununda gene Şamanlık'tan kaldığı düşünülen geyik, kuş, tilki, at gibi hayvanların taklitleri yapılır. Buna iyi bir örnek Tokat yöresinden Geyik Oyunu'dur.

İslam dini ise, kendinden önceki dinlerle bağlantılı olduğunu düşündüğü dansı yasaklama yoluna gitti; ama dansı tümüyle kaldıramadı.

Tasavvufun müzik ve dans anlayışından doğan sema'lar ortaya çıktı. Birçok İslam tarikatında dinsel törenlerde dansa yer verilir. Bunlardan en bilineni Mevlevi semalarıdır. Semalarda ilahiler söylenir, özel giysili dervişler (sema-zenler) dönerek dans ederler. Bu dönüş sırasında semazenler gözlerini genellikle göğe çevirirler, sol avuçları göğe, sağ avuçları yere dönüktür.

Semaların yalnızca İslam kültüründen doğduğunu söylemek güçtür. Semalarda kullanılan birçok dans öğesinde daha önceki uygarlıkların etkisi olduğu düşünülmektedir. Önceki uygarlıkların dansları daha sonraki uygarlıklara aktarılmış, binlerce yıl öncesinin dans öğeleri birbirlerine karışarak ve iç içe geçerek bugünkü Anadolu danslarını yaratmıştır.

Balonun Başlangıcı

İS 300 ile 1300 arasında Avrupa'da dansın izi kayboldu. Kiliselerde yasaklandı. O dönemde alanlarda gösteriler yaparak dansı yaşatmaya çalışan bazı gezgin dansçı oyuncular dışında, dansın yeniden canlanmasını sağlayacak tiyatro benzeri topluluklar da yoktu.

Rönesans'la birlikte dans Eski Yunanistan ve Roma'nın öbür sanatları gibi yeniden yaşamın bir parçası olmaya başladı.Kiliseden kovulan dans İtalyan soylularının düzenledikleri görkemli balolarla saraylara girdi. Balo ("ballo") İtalyanca'da dans anlamındadır ve bale sözcüğü de bu sözcükten türemiştir. 1547'de İtalya'nın soylu ailelerinden Catherine de Medicis Fransa kraliçesi olunca, dansa karşı ilgi Fransız sarayına taşındı ve dans burada da coşkuyla karşılandı. 1661'de Kral XIV. Louis iyi dans etmenin kurallarını ve ölçütlerini belirleyen ilk Kraliyet Dans Akademisi'ni kurdu. Bu nedenle birçok bale terimi Fransızca'dır. Baleyle ilgili hemen her şey bu kurumda geliştirilmiştir.

Halk Oyunları ve Salon Dansları

Günümüzde danslar iki ana kaynaktan gelmektedir: Halk oyunları ve Avrupa saraylarında doğan salon dansları. Halk oyunu belirli bir yörenin insanları ile birlikte doğup gelişen bir dans türüdür. Gelenekselleşerek kuşaktan kuşağa geçer. Halk oyunu doğduğu bölgenin dışında da yaygınlaşır ve bütün ulus tarafından benimsenirse, buna ulusal dans denir. Macaristan'ın "Çardaş"ı ve İspanya'nın "Jota"sı buna örnektir. Ülkemizde de Silifke' nin "Keklik Oyunu", Artvin'in "Ataban", Elazığ'ın "Çayda Çıra"sı ulusal danslar arasında sayılabilir.

Bütün Avrupa ülkelerinde çok çeşitli halk oyunları vardır. Bazılan çift çift yapılan danslardır, ama çoğu topluluk dansıdır. Topluluk danslan dansçılara dans alanının her yerinde bulunabilme ve gruptaki tüm dansçılarla karşılaşabilme olanağını sağlar. Böylece de dansın ilişkileri geliştirme yönünü güçlendirir. Halk oyunlan köy kökenli oldukları için, açık yerlerde ya da çiftlik ambarlarında, toprak üzerinde oynanırdı. Bu nedenle oyunlarda hareketler sürekli değildir; oyun çevik adımlar, sert vuruşlar ve hızlı zıplamalarla sürer. Soylu sınıflann başlattıklan danslar tabanı cilalı salonlarda yapıldığı için genellikle kayar adımlarla dans edilir, halk oyunlarının tersine zıplamalara pek yer verilmez, yumuşak geçişlerle hareket edilirdi.

16. yüzyıl ile 17. yüzyılın başlarında Avrupa'da biri yavaş ve ağırbaşlı, öbürü ise hafif ve hızlı hareketleri olan iki dans türü gelişti.

17. yüzyılın en gözde dansı ise Fransa'da gelişen "menuet" idi. Bu mini mini adımlarla ve abartılı reveranslarla süren ağır bir danstı.

19. yüzyılın en gözde dansı valsti. Önceleri Avusturya köylülerinin başlattığı vals, kısa zamanda Avrupa salonlarının vazgeçilmez dansı oldu. Vals bugün de en zarif dans türlerinden biridir. Gelişiminin en yüksek aşamasına ise 19. yüzyılda Viyana'da, Johann Strauss zamanında ulaştı. Salon dansçıları bugün de Strauss valslerinin melodi ve ritim-leriyle dans etmekten çok hoşlanırlar.

1911'de Güney Amerika'dan gelen Arjantin tangosu ve Brezilya samba'sı ABD'deyi sardı ve tüm Avrupa'ya yayıldı.

Vals ve Kuzey Avrupa kökenli öbür dansla-nn ritimleri Siyah Amerikalılar'ın cazı ve Latin Amerika danslan ile karıştı. İnsanlar büyük dans orkestralarının müziği ile jitterbug yaptılar. Ardından rock and roll ve twist akımlan geldi. 20. yüzyılın sonlarında bunlar disko dansı ile birleşti. Jitterbug ve twist gibi, disko da enerjik ve serbest hareketlere dayanan bir dans biçimidir. Disko, müziği plak ya da banttan çalan küçük gece kulübü anlamındaki "diskotek" sözcüğünden gelir. Bu kulüplerin bazılarında ise gerçek orkestra müziği vardır.

Modern Dans

1900'lerde klasik baleye karşı bir tepki oluştu; bu da ABD'de ve Avrupa'da doğal dans kuramlarının ortaya çıkmasına neden oldu. Günümüzün modern ya da çağdaş dansı bu düşüncelerin gelişmesi sonucu doğdu.

Modern dansın ABD'deki öncüsü Isadora Duncan'dır. Duncan Eski Yunan'ın üstün nitelikli danslarından esinlendi. 1890'ların katı kurallı balesine baş kaldırdı. O günlerin bedeni sıkan bale giysilerini attı, hareketlerine özgürlük veren hafif ve dökümlü kumaşlardan giysilerle, yalınayak bir orman perisi gibi dans etti. Hareketleri özgür ve rahattı. Duyarlı bir müzik eşliğinde dans ederken, izleyicilere duygularını içtenlikle anlatmayı başarabiliyordu. Oysa bu dönemde balerinler gövde hareketlerini engelleyen, mekanik bacak ve kol hareketlerinden başkasına izin vermeyen sıkı korseler giyiyorlardı. Romantik öykülerden yola çıkan bale müziği de özel olarak yalnızca bale için bestelenmiş müzikle sınırlandırılmıştı. Buna karşı Isadora Duncan dansında Beethoven, Brahms ve Haydn gibi müzik ustalarının daha derin içerikli senfonik müziklerini kullandı.

Modern dansın bir başka öncüsü olan Ruth St. Deniş doğunun dinsel danslarından esinlendi ve yeni dans konuları bulmak için Hindistan'a yöneldi. Merce Cunningham, Paul Belville Taylor ve Jose Arcadio Limon da modern dansın öncülerindendir.

Modern dans Avrupa'da, özellikle de Almanya'da etkili oldu. "Modern dansın babası" sayılan Macar asıllı Rudolf Laban yeni bir dans kuramı ve beden hareketlerini kâğıda geçirebilmek için özel bir işaret sistemi geliştirdi. Bu sistemle pek çok dansın gelecek kuşaklara kalması sağlanmış oldu.

Siyah dansçılar da modern dansa önemli katkılarda bulundular. 1940'tan beri Siyah dansçılar ABD'nin ünlü dansçı ve koreograftan arasında yerlerini aldılar. Alvin Ailey ve Donald McKayle çalışmalarında, kökenleri Afrika ve Batı Hint Adaları'nda bulunan dans öğelerini modern dans teknikleriyle birleştirdiler.


Modern dans 19. yüzyıl balesinden birçok yönden farklıdır. Modern dansta bedenin hareketleri akıcıdır. YerçeKimi kuralını kabul eden modern dansçı somut, yerle ilişkili hareketlerde bulunur. Buna karşın bale dansçısı yeri terk etmek, sanki havalanmak ister. Modern dansın işlediği temalar da 19. yüzyılın romantik, lirik ve peri masalı içerikli balesinden farklı; gerçekçi, ciddi, çoğu zaman da coşkulu ve duygusaldır. Modern dans balenin klasik beş pozisyonunu ve zıplama, dönüş, vuruş, kayış gibi hareketlerini daha da geliştirdi. Modern dansçılar beden hareketlerini sınırlamayan rahat giysiler kullanırlar. Klasik bale müziği yerine, senfonik yapıtlardan yararlanma cesaretini gösteren modern dansçı müziğe yaklaşımında gerçekten yaratıcıdır.

Günümüzde Dans

20. yüzyılın ilk yarısında fazlaca bir önem taşımayan dans sanatı, günümüzde en gözde gösteri sanatları arasına girmiştir. Bunda televizyonun önemli bir rolü vardır. II. Dünya Savaşı'ndan önce radyo en önemli kitle iletişim aracıydı. Radyo kulağa yönelik olduğu için dans dışındaki gösteri sanatları için bir iletişim aracı olabiliyordu. Televizyon ise göze yönelik bir araç olarak dansa hemen yer verdi. Televizyonda dans önceleri en yalın biçimlerde, özellikle de günün gözde danslarına ağırlık vererek yer aldı. İlk olarak 1955'teki bir televizyon programında ünlü balerin Dame Margot Fonteyn'in başrolde olduğu Uyuyan Güzel balesi gösterildi. Böylece bale sanatı bu yeni kitle iletişim aracına girdi.

Günümüzde televizyon kameraları dans ve dansçıların emrindedir. Birçok bale sinema ya da televizyon için özel olarak tasarlanır. Bunların stüdyo dışında filme çekilebilme olanağı koreograf ve yönetmene geniş bir çalışma alanı sağlamıştır. Kırmızı Pabuçlar, Kuğu Gölü, Fındıkkıran gibi baleler sinema ve televizyonun gözde örnekleridir.

Dansın gelişimiyle birlikte konuyla ilgili dergiler, kitaplar ve başka yayınlar da çoğaldı. New York Halk Kütüphanesi'nin 1947'de başlattığı Dans Koleksiyonunun dünyanın en büyük dans arşivi olduğu sanılmaktadır. New York'ta Lincoln Merkezi'ndeki Gösteri Sanatları Kütüphane ve Müzesi'nde bulunan koleksiyon çeşitli kitapların, fotoğrafların ve baskıların yanı sıra önemli dansların ve dansçıların 300 bin metre uzunluğundaki film kayıtlarını da içermektedir. Bundan başka, bale ve dans gösterilerinin yazı ve notları da bulunmaktadır.

Dansın 20. yüzyıldaki yerini belki de en iyi belirleyen, bu dönemdeki dans yıldızlarının inanılmaz ünüdür. 1950'lere kadar en ünlü dansçılar Fred Astaire ve Gene Kelly gibi film yıldızlarıydı. Bu dönemde bir efsane olan Anna Pavlova gibi yalnızca dansçı olarak ünlenmiş kişilere ender olarak rastlanmaktadır.

Bu ünlü yıldızlara ek olarak balenin unutulmayan adları arasında Vaslav Nijinski, Dame Margot Fonteyn, Rudolf Nureyev, Maya Plisetskaya sayılabilir.

#4
melekler_ucamaz

melekler_ucamaz

    Şimdi Düşlerimin Sonbaharındayımm ...

  • Özel Dost
  • 3.880 İleti
  • Gender:Female
  • Location:cennet mahallesi
Sirtaki

Günümüz Yunan kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelen Sirtaki-Hasapiko dansı Bizans döneminde İstanbul'da oynanan Hasapiko Argo (Ağır Kasap) dansından doğmuştur. Hasapiko ağırlıklı olarak İstanbul'un Fener ve Balat semtlerinde, kasap loncaları arasında doğdu. Bizans'ta günlük yaşamdan kesitler sunan bir eserde, kasapların hayvanları kesmeden önce bir tür vicdan rahatlatma ritüeli olarak hayvanların etrafında döndükleri, önlerinde diz kırıp çöktükleri türünden bilgilerde bulunmakta. 1900'lü yılların başına kadar kasap loncalarında popülerliğini koruyan Hasapiko Argos, bu dönemden itibaren gözden kaybolmuş ve bu sessizlik 1950'li yıllara dek sürmüş. Theodorakis ve Hacıdakis gibi bestecilerin geleneksel Yunan müziklerine getirdikleri yeni yorumlarla birlikte, bu danslar da bu dönemde yeniden ivme kazanarak canlanmaya başladı. İşte Sirtaki de bu dönemde, Hasapiko Argos'un yeni ve daha yalın bir yorumu olarak ortaya çıktı. Birçok geleneksel motif taşımasına rağmen, Sirtaki çoğu sanat eleştirmeni ve koreograf tarafından geleneksel/etnik danslar ile modern danslar arasındaki özgün bir köprü olarak değerlendiriliyor.

Street jazz dans

Street jazz dans jazz dansın 3 çeşidinden biri olup, R&B,Funk ve Hip Hop’ın bütün ritim, coşku ve enerjisini barındırıyor.. Hip hop dans sitilinden ayrılıp jazz dans altında sınıflandırılmasının sebebi daha esnek hareketlerden oluşmasıdır.

Hip hop dans

Hip hop ve R&B kültürünün müzikle beraber gelişen ve popülerleşen dans figürleri müziğin yapısına uygun bir biçimde sert hareketlerle yapılan dansları ortaya çıkardı. Bu dans alt kategorisi popüler müziklerde uygulanabilecek dans figürlerini ve kombinasyonlarını içeriyor. Enerjik bir dans çeşidi olması sebebiyle eğlenceyi de garantiliyor.


Club Latin
Latin danslarının yarışma düşüncesinden daha çok eğlenme amacına yönelik halidir. Yarışma dansları olarak kabul edilen International Latin danslarıyla ortak dans bulunmasına rağmen uygulanış stiliyle ayrılır.

Cha cha

1954’ te popüler olan dansın asıl adı Ça-Ça-Ça’ dır. Ça-Ça aslında Mambo’ nun bir dalıdır. Eskiden yavaş Mambo’ da insanlar dans etmeye başladıklarında adımlarda bir ara oluyordu ve bu da “üçlü” Mambo adımıyla kapatılıyordu.Nihayet bu da ayrı bir dansa dönüşerek günümüz Ça-Ça’ sını oluşturdu. Dans üçlü adım veya Ça-Ça-Ça denilen üç hızlı adımdan ve iki yavaş adımdan oluşur.

Merengue

Dominik Cumhuriyetinin yerel dansı olmakla beraber komşu ülke Haiti’nin de etkisinde kalmıştır. Dansın kökeninin iki popüler hikayesi vardır, birincisi zincirlenmiş olan kölelerin hareket edebilme arzusuyla oluşturdukları davranışlar, ikincisi ise ülkedeki bir devrim sırasında bir kahraman bacağından vurulur ve onun eve dönüş partisinde yandaşları zıplayarak ve bir bacaklarını sürükleyerek dans ederler. 19. yüzyıl ortalarında dans sadece ülkede değil ülke dışında da oldukça yaygındı. Küçük ve kalabalık dans salonlarına uygun olan bu dans öğrenmesi kolay ve aslında “eğlence” dansıdır.


Bachata

ABD’deki Rap gibi Bachata da fakir ve dışlanmışların müziği olarak ortaya çıktı. Dominik Cumhuriyeti’nin varoşlarında ortaya çıkan Bachata, fakir Dominiklilerin, sosyal ve ekonomik dışlanmışlığını ve terk edilmişliğini yansıtır.Yerli dilinde 'acılı aşk şarkısı' manasına geliyor.

1960’ların başında Bachata romantik, gitara dayalı müziğin önemli bir alt kategorisi olarak ilk ortaya çıktığında dansa yönelik Küba Son’undan ve Guaracha’dan ayrılmaktaydı. İlerki yıllarda, müzisyenlerin Bachata ritimlerini hızlandırması ve dansçıların yeni bir dans adımı geliştirmesiyle, Bachata, aynı zamanda bir dans müziği olarak da kabul edilir oldu. Biraz bolero, ve daha popüler bir dans olan merengue'nin karışımı olan dans popülerliğini her geçen gün arttırmakta.

Salsa
Salsa, genellikle Karayipler kökenli olduğu vasayılan bir müzik ve dans stilidir. Önceleri yalnızca Güney/Orta Amerika kökenli kişiler arasında yaygın olan bu müzik türü, özellikle 1980'lerden sonra yeryüzünün her köşesinde sevilir duruma gelmiştir.Birkaç müzik türünün karışımından oluşmuş olan salsa, sık sık da Küba kökenli değişik müzik türlerini tanımlamak için de kullanılır. Belki de bu yüzden bu türe ispanyolcada "SOS" anlamına gelen salsa sözcüğü uygun görülmüştür. Salsa, Latin danslarından kendine özgü stiliyle ayrı olarak ilerleyen ve sosyal yanı öne çıkan bir danstır. Hareketli ritmine rağmen her yaştan insanın kolaylıkla öğrenebileceği danslardan biridir.

Küba dansları

Bolero
Bolero 1930'ların ortalarında ortaya çıkmış, "Amerikan Style" bir danstır. zamanlar bolero klasik formda dans ediliyordu. Bolero'nun orjinali 3/4 lük ritm ile İspanyol bir dansdır. Bolero Küba'da önce 2/4'lük ritm, sonunda ise 4/4'lük ritme değişti. Şu anda Rumba ritminin çok yavaş bir versiyonu olarak dans edilir. Müzik sık sık İspanyol vokalleri ile ve ince perküsyon efektleri ile düzenlenir, ve 20 ile 25 mpm (measures per minute) ile çalınır.

Bolero'da "slip pivot" ve sola dönüşler olan bir dansdır. ( slip pivot bir daire içinde, ayakların bir eksen üzerinde ileri ve geri hareketleri ile yapılan vucudun dönüşüdür.) Bolero'da sadece vucut yükselişi vardır. (ayaklardan bir yükselme olmaz.) Slip pivot ile dans eden bir çift ve yavaş harika müziği Bolero'ya çok yavaş, düzgün, güçlü ve romantik hava verir. Bolero'nun ayak hareketler Rumba'ya benzer fakat çok farklı bir havası vardır. Bolero genellikle, yavaş ve harika temposu ve güzel melodilerinden dolayı "aşkın dansı" olarak bilinir. Rumba müziği duyduğunuzda onu Bolero sanabilirsiniz ama aslında tempo bakımından çok farklıdır.


Casino rueda

La Rueda salsa türevi bir halka tipi dans stilidir. 1960'larda Guaracheros de Regla isimli grup ve grubun kareografı tarafından Havana, Küba'da ortaya çıkarılmıştır. Rueda'da Çiftler bir halka şeklinde dizilir ve cantante adı verilen bir yönetici tarafından verilen komutlara uyarlar. Birçok komut el hareketleri ile iletilir, bu gürültülü müzikte anlaşmayı kolaylaştırır. Hareketlerin isimleri İspanyolca'dır, bazen İngilizce de kullanılır. Rueda'da çiftler sık sık değiştirilir.

Son

Son, 19. yüzyılın ikinci yarısında Küba'nın Oriente bölgesinde ortaya çıkmış bir müzik türüdür.Afrika tartımları,vurgulu çalgıları ile İspanyol şarkılarının özelliklerini, gitarını kaynaştıran Son, ayrıca Salsa müzik türünün de en önemli bileşenlerinden biridir.Özellikle Birinci Dünya Savaşından sonra Havana'ya gelen paralı gezginlerin etkisiyle Havana gece kulüplerinde yaygınlaşan son, buradan yeryüzünün birçok ülkesine yayıldı. En yaygın olduğu yerler Orta, Güney Amerika ile ABD (New York dolayları)'dır

Arjantin Tango

Arjantin tango en başta habanera tangosundan etkilenmiş olup bugünkü halinden oldukça farklıydı. Arjantin Tangoya ilk formunu veren Habanera tangosu flemenko tangosu ve Milonga tangosu bileşiminden oluşurdu, 1883’lerde duyulan Habanera bu yüzyılın sonuna doğru etkisini yitirmiştir. 1900’ lerin başında yaşayan ve Compadrito olarak bilinen bir karakter tango dansının geleneksel figürlerini yarattı ve kendi erkeksi stilini bu dansa yansıttı. Daha sonra Compadrito Candombe Dansçıları tarafından diz kırılmaları, yürüyüş adımları ve dönüşler eklenerek taklit edildi. Tangonun dramatik duygusu, dans sırasında cok zengin doğaçlama fırsatları yaratması, dansın özünde aşk ve melankoli tutkusunun yatmasından ileri gelmektedir. Bunlarda popülaritesini devam ettirmesindeki en önemli unsurlar olsa gerek.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı