İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (d. 30 Ekim 1821 - ö. 9 Şubat 1881) | Rus Roman Yazarı

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

FYODOR MİKHAİLOVİÇ DOSTOYEVSKİ


( d. Moskova 30 Ekim 1821, ö. Moskova - 9 Şubat 1881, Staraya, Rusya )



19. yüzyıl Rus yazarlarının arasında Tolstoy ile birlikte en önde gelen iki isminden biridir. İnsanın en gizli kalmış yönlerini erişilmez bir saydamlıkla ortaya çıkaran evrensel dahi. Kimi okur ve eleştirmenlere göre tüm zamanların en büyük romancısıdır..

Yaşamı


Tam ismi Fyodor Mihayloviç Dostoyevskiy'dir. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837'de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miras kalmıştı. 1846'da İnsancıklar adlı ilk kitabını yazdı. 1854'te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846'da yazdığı ikinci romanı "Öteki" yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1851 tarihli Ev Sahibesi, 1848'de yazdığı Beyaz Geceler ile Yufka Yürekli romanları da ilgi görmedi. 1849'da yazdığı Netoçka Nezvanova romanı da beklenen başarıyı getirmedi.

Politikayla ilgilenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr'ın güvenlik güçleri tarafından, "devleti yıkmaya çalıştığı" suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. Kendinden önce sıraya dizilen beş kişi kurşuna dizildi ancak kendisiyle beraber diğer dört kişi idamdan son anda kurtuldu. Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkûm edildi. Sibirya'daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı ilişkileri, aşkları, mahkûmları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854'te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857'de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg'a döndü. Yeni Çar II. Aleksandr'ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte "Vremya" adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862'de Fransa, İngiltere ve İtalya'yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevskiy, Almanya'nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.

Rusya'ya dönüşünde "Epoha" isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864'te eşini ve kardeşi Mihail'i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa'ya kaçtı. Wiesbaden'de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865'te Rusya'ya döndü. 1867'de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle St.Petersburg'a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan Grajdaninin başına geçti. Bir yıl sonra bıraktı.

1862 ve 1863 yılları arasında Avrupa’ya birlikte gittiği arkadaşı Pauline Suslov’la evlenerek, ilk mutsuz evliliğini unutmayı tasarladı. Ancak Pauline, verdiği sözden caydı. Bu sırada Dostoyevski ”Suç ve Ceza”üzerinde çok sıkı bir şekilde çalışmaktaydı ve oyalanmamak için Wiesbaden’e gitmişti. Pauline de bunu bahane edip aralarındaki ilişkiyi kesti.

Dostoyevski’nin Wiesbaden’de bulunduğu sırada ”Yeraltından Mektuplar” yayınlandı. Yeni bir deha ortaya çıkıyordu ve bu eleştirmenlerin ciddi şekilde ilgisini çekmeye başlamıştı. Bu sırada ağabeyi Mihail’in ardında bıraktığı borçları da üstlenen Dostoyevski, yine mali sıkıntı çekiyordu.

”Suç ve Ceza” 1866′da tefrika halinde yayınlandı. Bu sayede borçlarından kurtulabilir, maddi yönden bolluğa kavuşabilirdi, fakat bunun yerine daha da kötü duruma düştü. Kitabı çeşitli tepkilerle karşılaştı. Çağının çok ilerisinde yazan yazar bir türlü tam olarak anlaşılamıyordu. Eserini bölüm bölüm yazarken yayınlamıştı. Daha bunu tamamlamadan yarıda bırakıp bir başka romana başladı; ”Kumarbaz”.

Bu dönemde eski itibarını ve ününü tekrar kazandı. 1872 yılında yayımladığı Ecinniler adlı romanı birçokları tarafından tüm zamanların en iyi siyasi romanı olarak kabul edilir. Kitap nihilizm, ateizm ve Batı düşüncesinin Rusya üzerindeki etkilerini ele alır. En büyük romanı Karamazov Kardeşleri yazmaya 1879'da başladı. 1880'de şair Aleksander Puşkin'in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi'nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa'da yaşadı. 9 Şubat 1881'de Gece gelen krizden sonra artık pek fazla zamanı olmadığı anlaşılmıştı. Hasta yatağında karısından ona ”Sefahatten Dönen Oğul”dan parçalar okumasını istedi. Bir papaz da başında dua okuyordu. Son nefesini verinceye kadar aklı başında kaldı ve akşam saat sekiz buçukta öldü. Ölümünden sonra kitapları baskı üzerine baskı yapan büyük yazar, yalnızca Rus edebiyatında değil dünya edebiyatının gelişimde de büyük rol oynayan eserler yarattı.

Nerede okumuştum, hani bir idam mahkumu ölümünden biraz önce şöyle söylemiş ya da düşünmüştü: ‘Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağımın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört bir yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek bir fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce, bin yıl boyunca, hatta sonsuza kadar o bir karış toprakta durmamda gerekse o şekilde yaşamak, şu anda bir yarım saat içinde ölecek olmaktan çok daha iyidir.’ Yeterki yaşasındı, sırf yaşasın! Nasıl olursa olsun, ama yeter ki yaşasın! Suç ve Ceza’dan…burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır.


Eserlerinin içeriği ve etkisi


Eserlerinde iki dünya savaşı arasında yaşayan bir kuşağı rahatsız eden ahlaksal, dinsel, siyasal konuları etkileyici bir dil ve ustalıkla dile getirmiştir. Roman kahramanları genellikle kötü yaşam koşullarında yaşayan insanlardır. Bu roman kişileri birbirinden farklı uç düşüncelerle zamanın Rusya'sını politik , sosyal ve ruhsal analizler yoluyla incelerler. Gözlemlerinin keskinliği, ayrıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla Avrupa'da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen hemen tüm yazarlar üzerinde etkili oldu. Bunlar arasında Alman Edebiyatının önde gelen yazarlarından Hermann Hesse, Franz Kafka, Alman filozof Friedrich Nietzsche, Fransız yazar Marcel Proust ve Amerikalı yazar Ernest Hemingway yer alır. 20. yy yazarları arasında Dostoyevski kadar etkileri çok genis alanlara yayılmıs baska bir yazar yoktur ( çok az Dostoyevskiy karşıtı vardır : Vladimir Nabokov, Henry James, Joseph Conrad ve D.H Lawrence bunlar arasındadır). Batılı ülkelerin edebiyat ve düşün yaşamında önemli bir rol oynamıştır. Birçok aydın kendisini Varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri sayar.

Eserleri

Roman

* İnsancıklar (1846)
* Öteki (1846, 1978)
* Ev Sahibesi (1951, 1970)
* Beyaz Geceler (1934, 1983)
* Bir Yufka Yürekli (1957, 1985)
* Netoçka Neznanova (1937, 1964)
* Stepançikovo Köyü (1948, 1973)
* Ölü Bir Evden Hatıralar (1946, 1969)
* Ezilenler (1957, 1982)
* Yeraltından Notlar (1973, 1985)
* Suç ve Ceza (1945, [[1984]..Tam çıkış Tarihi 1966)
* Kumarbaz (1941, 1986)
* Budala (1941, 1985)
* Ebedi Koca (1955, 1984)
* Ecinniler (1960, 1984)
* Delikanlı (1946, 1985)
* Karamazov Kardeşler (1880)
* Başkasının Karısı
* Tatsız Bir Olay

Öykü

Amcamın Rüyası (1868, 1973)

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 10:00 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fyodor Mikhailovch Dostoyevski


Suç ve Ceza


Polisiyelerden söz açıldığında, pek çok incelemeci ve eleştirmen, türün yüksek edebiyata giren ürünlerine örnek olarak Dostovyevski’nin “Suç ve Ceza” romanını gösterir. Elbette hem suçu hem de cezayı barındıran öyküsü ile polisiyelere özgü bir kurgusu var bu romanın. Ne var ki, bu haftanın yeni kitaplarında sözünü ettiğim yazarlar gibi, Dostovyevski de polisiyenin sınırları içinde değerlendirilemez.


Resmi ekleyen



Roman sanatının en çarpıcı metinlerinin yazarı olan Dostovyevski, suçu ve cezayı, insanın bilgisine varmak için kullanmıştır.



Hayatı


Rus edebiyatının en büyüklerinden olan Dostovyevski, 1821 Moskova doğumludur. Orta sınıf bir aileden gelen yazarın babası, yoksullar hastanesinde cerrahtı. Dostovyevski ilk eğitimini ailesinden aldı. Romanlarının tümünde, ailesinin çektiği sıkıntıların ve tanık oldukları yoksulluğun etkisi görülebilir. Çok çalkantılı geçmiştir Dostovyevski’nin hayatı. 17 yaşında askeri akademiye girmiş ama oradaki katı disipline uyamayıp ayrılmış, Norodniklerin siyasi görüşlerini benimsemiş, 1849’da idama mahkum edilmiş ve tam idam sehpasında öğrenmiştir cezasının sürgüne çevrildiğini. Ölümün kıyısından dönen ve Sibirya’daki sürgün yaşantısında zor günler geçiren Dostovyevski’nin siyasi görüşlerinin temelden farklılaştığını söyleyebiliriz. Kişiliğini derinden etkileyen epilepsi nöbetlerinin sıklaşması da bu tarihte başlar. Artık mistik bir dünya görüşü egemendir Dostovyevski’nin metinlerine.

Resmi ekleyen


Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Vasiliy Perov tarafından 1872'de çizilen portresi



Bu günlerde Orhan Pamuk’un editörlüğünde başlayan Dostovyevski dizisinin ilk kitabı olarak yayınlanan “Ecinniler”, Dostovyevski’nin Norodnik ve ateist geçmişine dair bir özeleştiridir. Sürgün dönüşü; aşkları, evlilikleri, Avrupa seyahatleri, kumar tutkusu ve geçim sıkıntıları, Turgenyef’le olan çekişmelerleriyle geçirdi ömrünü bu büyük yazar. Çoğu kitabını yayıncılardan aldığı “kaporalar” nedeniyle çok kısa sürelerde tamamladı ve bugün dünyanın en çok satan yazarları arasında olan Dostovyevski, 1881 yılında geçim sıkıntıları içinde hayata veda etti.

Çevrenin baskılarından kaçmak için -genç yaşta-kitaplara sığınmış, dünya edebiyatından özellikle romantiklerden etkilenmişti. Romanlarında fantazya, gerilim, cinayet, korku gibi temaları kullanan ; E.T.A.Hoffmann, Schiller, Goethe, Sheakspeare, Balzac ve Dickens en sevdiği yazarlardı. Dostovyevski’de, bu saydığım yazarların izlerini kolaylıkla bulabiliriz. İlk romanı “İnsancıklar”ı 1846 yılında yazdı. O yıllarda Rus edebiyatını yönlendiren eleştirmen Belinski tarafından beğenilen “İnsancıklar”, sıradan, yoksul, çaresiz insanların hayatını anlatır. Henüz gözlemlerini yansıtma aşamasındadır Dostovyevski.

Sürgün cezasına çarptırılana kadar, sadece hikayeler yazarak sürdürdü edebiyat yaşantısını. Sibiryada ise eline alabileceği tek kitap İncildi. Yazmaya ve Petesburg’a 1959 yılında, yine hikayeleriyle döndü. 1861’de, kendi çıkardığı dergide “Ezilenler”in tefrikasına başladı. Ancak, Dostovyevski’ye eski ününü geri veren kitabı, Sibirya hayatını anlattığı “Bir Ölü Evinden Anılar”(1861) oldu. Kaybedilen özgürlük teması, özgürlük peşinde koşan Rus aydınları tarafından övgü ile karşılandı. Bu övgü, 1864 yılında yazdığı “Yer Altından Notlar”a kadar sürdü.

Dostovyevski’nin çağdaşı sosyalist aydınları hicvettiği bu kısa romanın aldığı tepkiler estetik değil, politik nedenlere dayalıydı. Turgenyef’le Dostovyevski arasındaki gerilim hem romana hem de tartışmalara yansımıştı. Oysa, “Yer Altından Notlar”, çaresiz insanın hayat karşısında tutunamamasının, ruhsal olarak yaralanmasının, varoluşunu dünyaya haykırmak isterken giderek kabuğuna çekilmesinin hikayesidir. Dostovyevski’nin daha sonra işleyeceği birçok felsefi ve ahlaki problem, bu romanla başlamıştır.

Resmi ekleyen


1863 yılında Dostoyevski.



Artık “büyük romanlar” dönemi açılmıştır Dostovyevski’nin yazarlık kariyerinde. “Suç ve Ceza” 1866’da yayınlanır. Onu “Kumarbaz”(1866), “Budala”(1869), “Ebedi Koca”(1870), “Ecinniler”(1872) ve “Karamazof Kardeşler” izleyecektir. Bütün bu romanlarına rağmen, siyasi eğilimleri nedeniyle “söylem” dışı kalan Dostovyevski,ölümünden kısa bir süre önce -Puşkin’in ölüm yıldönümünde yaptığı parlak konuşmayla- iade-i itibar görür. Devlet tarafından tehlikeli, aydınlar tarafından gerici bulunan Dostovyevski, -hiç değilse- cenaze merasiminde yalnız kalmamıştır...!


Suçlar, Cezalar, İyiler, Kötüler

“Suç ve Ceza”
ve “Karmazof Kardeşler” romanlarında, Dostovyevski, bir cinayet etrafında kurar metinlerini. Ne var ki, cinayet bir “oyun” ya da basit bir heyecan unsuru değildir. Daha açık bir biçimde söylersem, yazar öldürme eylemini amaca dönüştürmez. “Suç ve Ceza”nın Raskolnikov’u ya da “Karamazof Kardeşler”in Smerdyakov’u, yazarın ahlaki bir sorgulama yapmak için cinayete ittiği karakterlerdir.

Fakir bir genç olan Raskolnikov, hukuk fakültesini yarıda bırakmıştır. Avrupa kaynaklı siyasi ve felsefi düşüncelerin etkisi altındadır. Güçlü ve güçsüz insanlar karşıtlığında, kendi yerini tespit edebilmek amacıyla, zaten borçlu olduğu tefeci bir kadını kurban olarak seçer. Ancak kararını uygularken pek de rahat değildir Raskolnikov. “Kollarına müthiş bir dermansızlık gelmişti. Kollarının her geçen saniye gittikçe uyuşarak ağırlaştığını kendisi de fark ediyordu. Baltayı bırakıp düşürmekten korkuyordu”. “Ne yaptığının farkında olmadan, hemen hemen kendini zorlamadan, sanki bir makine gibi, baltanın tersini kadının kafasına indirdi. Bu sırada neredeyse dermansız gibiydi. Ama baltayı indirir indirmez gücü yerine geldi” cümleleriyle canlandırılan suç sahnesi, 350 sayfalık romanın 140’ıncı sayfasında cereyan eder.

Artık işin ceza kısmına gelmiştir Dostovyevski. Kimsenin kendisini görmediğini ve geride bir iz kalmadığını bildiği halde, Raskolnikov müthiş bir tedirginlik içine düşer. İnsanlığını, masumiyetini yitirmiştir. Ceza, yalnız kendisine verilmemiştir, ailesi de etkilenir Raskolnikov’un günahından. “Katilin cinayet mahalline dönmesi” kuralına uygun olarak, yakalanmayı ve rahatlamayı; arınmayı isteyen genç adam, öldürdüğü tefeci kadının evine gelir, komiserle tanışır ve soruşturmanın baş şüphelisi olur. Komiser Porfiry Petroviç, zeki bir adamdır ve katil olduğunu anlamıştır Roskolnikov’un ama ona bir fırsat tanımak, itiraf ederek ruhunu yüceltmesini sağlamak ister. Ailesi tarafından fahiseliğe zorlanan temiz kalpli Sonia’ya suçunu ve aşkını itiraf eden Roskolnikov, nihayyet huzura kavuşur ve teslim olur. Sibirya’ya sürgün edilen Roskolnikov, yanında Sonia ile birlikte yola çıkarken henüz pişman olmamış, ruhu tam anlamıyla temizlenmemiştir. “Ama burada, yeni bir hikaye, bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan bir başka dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikayesi başlıyor” diye bitirir romanın Dostovyevski.


Kısa Bir Ek


Hakkında ciltler dolusu inceleme ve biyografi kitabı yazılan Dostovyevski’yi kısa bir yazı içerisine sığdırmak söz konusu olamayacağı gibi, sadece “Suç ve Ceza”daki felsefi ve ahlaki motifleri tartışmak bile sayfalar tutar. Yine de, -eksik olacağını bilerek- “Suç ve Ceza” üzerinde biraz durmak istiyorum.

Metindeki temel düşünce özgürlüktür, daha doğrusu bireyin nasıl özgürleşebileceği.. Rasyonel düşüncenin egemen olduğu ve insanın bilinçli eylemlilikle özgürlüğe kavuşacağı inancının giderek aydınları coşkuya sürüklediği o yıllarda, Dostovyevski metafizik bir dünya görüşüne bağlanır. İnsanın tanrı olmadığını ve dolayısıyla eylemlerinde özgür olamayacağını, özgürlüğe ancak ahlaki bir arınma ve tanrı yolunda ilerleme sürecinde varılacağını işler. Hıristiyan inancına dayalı varoluşçuluğun izleri vardır romanında.

Öte yandan, Ferud’un psikanaliz çalışmalarını da etkilemiştir “Suç ve Ceza”. Freud, id, ego ve süper ego üçlüsünün “Suç ve Ceza”da eksiksiz olarak yer aldığı vurgular. Roskolnikov’un idi, ona tefeci kadını öldürmesini ve parasını çalmasını emreder. Bu eylemin muhakemesi ego sürecinde olur ve süper egosu Roskolnikov’u suçluluk duyguları içerisinde kıvrandırır.

Toplumcu bir bakışla da önemlidir “Suç ve Ceza”. Ana meselesi olmadığı halde, Dostovyevski, hiç bir meslektaşının yapamadığı kadar canlı nakletmiştir Rusya’daki yaşamı. Yoksul üniversite öğrencileri, ailesi tarafından fuhşa zorlanan kadınlar, küçük burjuvaların vurdumduymaz ve boş hayatları, polis devletinin yarattığı korkular, aslında Çarlık Rusyasında bıçağın kemiğe dayandığının göstergeleridir. Suç ve ceza, iyi ve kötü karşıtlıkları her ne kadar siyasi bir taraf olmasından ve o yılların devrimcilerini acımasızca eleştirme isteğinden kaynaklansa da, Dostovyevski’nin eleştirisi -Gorki’ye göre- “yetmişlerin devrimci hareketini karalamak için yapılan sayısız girişimin en yetenekli, en bilinçli ve en başarılı örneğidir”.

Edebi anlamda ise, kendisine kadar olan gerçekçilik anlayışında bir yeniliktir “Suç ve Ceza”. Roman sanatının dış dünyayı anlatma konusunda düştüğü tekdüzelikten, yani nesnel dünyanın sadece yansıtılmasından, insanın iç dünyasında olup bitenlerin de işin içine sokulmasıyla kurtulması, insan psikolojisinin derinliklerine inme kaygıları Dostovyevski ile başlar. O, bilinç akımı tekniğini dolaysız biçimde kullanmaz ama metinlerinin izinden gidenlere, bu tekniğin kullanımına uygun bir tarih yaratır.

“Yüreklerin sağır olmadığı” bir dünyayı tasavvur etmişti Dostovyevski. Bütün karamsarlığına rağmen, romanlarının sonlarında -soru işaretleri de olan- iyimser bir kapı araladı. Ancak o kapının artık açılamayacağı bir dünyada yaşıyoruz. Bugünkü yaşam tarzımız ve ideolojilerimizle yeniden okuduğumuzda, “Suç ve Ceza”daki ahlaki çatışmalar, rastlantılar, vicdan azapları abartılı gelebilir bizlere. Bu abartı kavrayışı bile, Dostovyevski’nin giderek rasyonelleşen, metalaşan, ahlaki kaygılardan uzaklaşan bir toplumda yaşamaktan dolayı -daha o yıllarda- attığı çığlığın haklılığının kanıtıdır.

Türkiye’de pek çok kez basılan Dostovyevski romanlarının yeniden ele alınması ve özenli çalışmalarla okuyucuya sunulması sevindirici. Mutlaka okunması gereken bir yazar Dostovyevski.


A. Ömer Türkeş

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 10:04 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Eserleri

• Beyaz Geceler
• Bir Yazarın Günlüğü
• Budala
• Delikanlı
• Ebedi koca
• Ecinniler
• Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
• İnsancıklar
• Karamazov Kardeşler


Resmi ekleyen



Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Edebiyati_ve_Edebi_Kisilikler_f21/Karamazov_Kardesler_Dostoyevski_100_Buyuk_Roman_t70788.html']Karamazov Kardeşler | Dostoyevski - 100 Büyük Roman - Karamazov Kardeşler Hikâyesi - Bölümler Halinde Özet ' target='_blank'>Karamazov' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Edebiyati_ve_Edebi_Kisilikler_f21/Karamazov_Kardesler_Dostoyevski_100_Buyuk_Roman_t70788.html']Karamazov Kardeşler | Dostoyevski - 100 Büyük Roman - Karamazov Kardeşler Hikâyesi - Bölümler Halinde Özet


• Kumarbaz
• Netoçka Nezvanova
• Ölüler Evinden Hatıralar
• Suç ve ceza
• Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları
• Yeraltından Notlar
• Başkasının Karısı
• Amcanın Rüyası

ROMAN:

• İnsancıklar (1846)
• Öteki (1846, 1978)
• Ev Sahibesi (1951, 1970)
• Beyaz Geceler (1934, 1983)
• Bir Yufka Yürekli (1957, 1985)
• Netoçka Neznanova (1937, 1964)
• Stepançikovo Köyü (1948, 1973)
• Ölü Bir Evden Hatıralar (1946, 1969)
• Ezilenler (1957, 1982)
• Yeraltından Notlar (1973, 1985)
• Suç ve Ceza (1945, 1984)
• Kumarbaz (1941, 1986)
• Budala (1941, 1985)
• Ebedi Koca (1955, 1984)
• Ecinniler (1960, 1984)
• Delikanlı (1946, 1985)
• Karamozof Kardeşler (1940, 1984)

UZUN ÖYKÜ:

• Amcamın Rüyası (1868, 1973)

GÜNLÜK:

• Bir Yazarın Günlüğü (günük) 1975)

KONUŞMA:


• Batı Çıkmazı: Puşkin Üzerine Konuşma (1975)

Konu Hale tarafından 08 Aralık 2015 Salı - 10:06 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Fyodor Mikhailovch Dostoyevski


Resmi ekleyen



Mutlu olmanın iki yolu var:
Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkanlarınızı zorlayacaksınız...!

Dostoyevski



#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı