İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Nilay Yılmaz - İçim Dışım İstatistik | Futbol Dünyasından Komik Yorumlar

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
Erkan

Erkan

    Sanki Çok Önemli Kararlar Alacak Gibiyim Ama, Du Bakalım ?

  • Yönetici
  • 5.701 İleti
  • Gender:Male
Nilay Yılmaz - İçim Dışım İstatistik | Futbol Dünyasından Komik Yorumlar
Resmi ekleyen

Tarih: 08 Aralık 2007
Program: Maç Başlıyor ( Lig Tv )
Sunucu: Ercan Taner
Yorumcu: Ümit Kayıhan
Konu: Takımların sol orta sayıları
Rakamlar: Fenerbahçe:150, Galatasaray:150

Ercan Taner: Hocam ne düşünüyorsunuz?
Ümit Kayıhan: Hemen hemen eşit...
150'ye 150 ve hemen hemen eşit... Bunu diyen kim? Senelerce onca Süper Lig takımını çalıştıran ancak matematikten bihaber Ümit Kayıhan...
Pazar günü sevgili Uğur Meleke matematiğin hayattaki önemine değinen bir yazı yazdı. Ben Kayıhan'ın matematik bilgisine değinmeyeceğim. Ben düşünen adam pozlarının, ulemaya dahil olma çabalarının bir cümlede nasıl yerle bir olabileceğine işaret etmek istiyorum.


Yeni moda
Derdim son yıllarda gittikçe artan futboldaki istatistik modasıdır. Bu moda o kadar gelişti ki; bazı yazarlar takımların yenilmesine bile istatistiki verilerle çözüm bulmaya çalışıyor... Mesela yukarıdaki konuya dönersek, istatistiklere göre ulemaya dahil olma çabalarının tek cümlede çöktüğü teknik adam sayısı, istatistiklere göre yüzde 35. Bu okura ne ifade eder ki?
Futbol gibi sonucu, rastlantıların, hataların ve takımların kendi iradesi dışındaki birçok etkenin belirlediği oyunu istatistiklerle açıklamak ne kadar doğru? Elbette ki istatistik bilimi bunu bilimsel bir kategoriyle ifade etmenin yanlışlığı da başlıca bir tartışma konusudur- futbolun yönünü belirlemede ve gelişiminde önemli roller üstlenmektedir. Ancak bu, ne bu yazıyı yazana ne de okuyana bir yarar getirmez.
Bu, kulübedeki teknik adama ve sahadaki oyuncuya yararlıdır... Hatta onlar için oldukça yararlıdır. Ve işlerine ciddiyetle eğilen meslek erbapları bu konuyu ciddiyetle takip etmelidir. Fakat gene söylüyorum... Bize ne?
Biz, sevdiğimiz bir oyuncunun sol ayağıyla attığı golleri, istatistiki verilere indirgenmiş halde görmekten zevk almıyoruz. Bunun için hafızalarımızda onlara güzel bir yer açtık ve adlarına "anı" dedik. İstatistiklerden öte anılarımız bize bütün bir yaşam toplamı içinde o golleri, o kurtarışları ve hamleleri hatırlatıyor. İstatistik kim oluyor da, bürokrat söylemiyle aramıza giriyor?


Ya kazanma arzusu?
İstatistikler oynanan oyun hakkında bize ne kadar doğru bilgi verir?
Eğer böyle bir durum söz konusuysa, Beşiktaş'ın Chelsea'yi 2-0, Denizlispor'un Olympique Lyon'u 1-0 yendiği maçları nasıl açıklamak gerekir? Chelsea maçında istatistiki veriler gereği mi Cordoba tek pasta Sergen'i pozisyona soktu? Bu Chelsea'ye dair verilerde mevcut muydu? Eğer öyleydiyse Desailly bunların yüzde kaçında topu sektirirdi? Açtıkça kafa karıştırıyor...
İstatistiklere bakacak olunursa Lyon, Denizli maçında her türlü gol girişimini yapmış, ama bir türlü filelerle buluşmamıştır meşin yuvarlak. Hatta rivayet odur ki; o maçta yedikleri baskıdan bunalan Ali Tandoğan Lyonlu futbolculara "Yeter, atacaksanız atın artık" demiştir.
İki buçuk yıl önce oynanan 3-4'lük Fenerbahçe-Beşiktaş maçı... Fenerbahçe'nin maçın ilk yarım saatinde ortaya koyduğu oyun... Anelka'nın Ali Güneş'i "maymuna çevirmesi" (Ali Güneş'in kendi deyimidir bu, belirtirim)... Maçın istatistiklerine bakıldığında Fenerbahçe'nin maçı domine ettiği söylenebilir. Ancak istatistikler Beşiktaşlı oyuncuların maçı kazanma arzusunu es geçmiştir...


3 km, 5 km... Eee?
Porto-Beşiktaş maçında Sabri Ugan bize sürekli Serdar Özkan'ın ne kadar çok koştuğundan bahsetti. "Şu anda üç buçuk kilometrede, bakın beş kilometre oldu"... Bu böyle sürüp gitti. Sahada verimsiz bir Beşiktaş olunca spiker haliyle eldeki ürünü başka yönden pazarlama derdine düştü. Ben de haliyle maça bakarken bir anda kendimi araba pazarına gelmiş gibi hissettim. Kendi kendime sormadan edemedim; "acaba kilometrede kaç litre yakıyorlar?"
Bir spikerin maç anlatımının ana temasını oluşturan istatistik artık bıkkınlık verdi. Zaten defansa yaslanan hocalar maçların büyük bir bölümünü katletmişti. Şimdi de istatistik tutkunu anlayış yayıldıkça, oyunun son kalan romantik artıkları da yitip gidecek.
İlgilisi, ilgiyle ilgilenebilir; ama ben futbol oyununun istatistik yığınına çevrilmesinden hoşlanmıyorum. Futbol rastlantılar üzerine kurulu bir oyundur ve onu bu kadar ilgi çekici ve güzel yapan da budur... Kaleden kaleye de gol olur, hakeme çarpar yine gol olur... Ve hiç kimsenin beklemediği şeyler, en çok bir futbol maçında olur. Bunlar yaşandığında istatistik sadece yorgunluk ve ızdırap verici bir şeydir.
Zaten üç çeşit yalan varmış: Beyaz (pembe) yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. Ben daha size ne diyeyim?..


En iyi siz bilirsiniz!

NTV'de %100 Futbol'da Beşiktaş konuşuldu. Konu Diatta'ya geldi...
Güntekin Onay "Ben Diatta'nın vasat bir oyuncu olduğunu biliyordum. Ama Beşiktaş'ın Diatta'dan verim alabileceğini düşünüyordum. Senagal Milli Takımı'nda oynayan bir oyuncu, Fransa'da Lyon'da oynamış bir oyuncu. Lyon Şampiyonlar Ligi'nde iyi oynarken, Fenerbahçe'yi 4-1 yendikleri maçta Lyon'da oynadı. Werder Bremen'i 7-2 yendikleri o tarihi maçta oynadı. Lyon yarı final, çeyrek final oynarken Şampiyonlar Ligi'nde Diatta oynuyordu. Ama genellikle sağ bek oynuyordu. Orijini sağ bek bir oyuncu. Fakat bu oyuncuyu hiç sağ bekte kullanmadı Beşiktaş. Verim alamadılar" dedi.
Onay bunları söylerken İnönü Stadı'nda Emek Ege'nin yanında Diatta vardı.
Diatta, sakatlıktan, yoğun maç temposundan bahsetti. Takımından memnun olduğunu, ama kulübün yeni oyuncular aramasının normal olduğunu anlattıktan sonra "Ben sağ bek oynadım; ama esas görevim stoper. Ama bana 'sağ bek oyna derlerse' orada da oynarım" dedi...
Böyledir bizim buraların futbol bilirkişileri... Her şeyi herkesten daha iyi bilirler... Hatta bahsi geçen kişiden bile daha iyi...
Bize düşen ise MFÖ'den bir şarkı söylemektir:
"Peki peki anladık, her şeyden sen anlarsın, peki peki anladık herşeyi sen bilirsin..."


Hayaller gerçek olsa...

Maçın öncesi hayaller kurarak geçmişti. Delgado'ya erken golü attırmış, son yarım saatte rakibi riske sokmuş ve Toraman ile bir tane daha yazmıştık...

(Ümit Aktan - Türkiye)


Olabilir!

Serdar Bali: Mehmet Topuz'la İlhan Parlak'ın çok anormal bir farkı var mı?
Hakan Can: Çok fark var, Mehmet Topuz bir boğa.
Serdar Bali: İlhan Parlak ne? Ceylan...

(6 Pas - Show TV)


1.2.3... Haydi!

Ben Beşiktaş takımının oyuncularının konuştuğunu görmedim. Beşiktaş "tıp" oynuyor.

(Rıdvan Dilmen - %100 Futbol, NTV)


Sebep?

Bu golü not alın, unutmayın!

(Fenerbahçe-CSKA Moskova maçı spikeri, Star TV)


Evrim belki!

Üst düzey takımlarda devrim yapılmaz.

(Bülent Tulun Ve Gool, TV8)


Gömü bulmuşlar Abi!

Galatasaray bu yıl kesenin ağzını açtı. Nasıl açtı nerden buldu parayı onu pek bilen yok.

(Turgay Şeren - Akşam)


Ah ah!

Hep şunu söyledim, "Yıldırım Demirören kulübü idare ettiği gibi babasının şirketini idare etseydi ne olurdu, kaçıncı günde kovulurdu!".

(Erman Toroğlu - Hürriyet)


Canım benim!

Bakmayın bu Tolunay uzun boyludur, iridir ama pamuk gibi kalbi vardır. Böyle enteresan, kitap okuyan bir çocuktur.

(Serdar Bali, Kayseri - TS maçı, Lig TV)


Farkı fiyatı!

Hakan Şükür, Beckham'dan iyi futbolcu, Beckham da ondan yakışıklı.

(Osman Tamburacı - Verkaç, Fox TV)


Patlarsa...

Birgün Kezman patlarsa, o gün Fenerbahçe sahada çok gol atan takım olabilir..

(Alaattin Metin - Akşam)


Hııı!

Benim aklım bir şeye çok basar. Ve o fikrim de beni çok aldatmaz.

(Vedat Okyar - Vatan)

yakantop@gmail.com




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı