İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

[Sosyoloji] Şiddet Nedir? | Şiddet Kavramları Ve Toplumsal Etkileri - Kadına Şiddet - Kadınların Öldürülme Gerekçeleri

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 18 yanıt gönderildi

#11
Shizofren

Shizofren

    KD ™ Arkadaş

  • Dost
  • 63 İleti
  • Gender:Female
Ne bir özrü, ne ardına saklanacagı bahanesi olabilir şiddetin.

#12
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Kadına Yönelik Şiddetin İnsan Hakları Dramı

Kadına yönelik şiddete haklı sebepler aramak Türkiye’ye has bir özellik olsa gerek...

Gece geç bir saatte evine dönmek için sokakta hızlıca yürüyen bir kadının aklından geçenler nelerdir? Bu soruya birçoğunuz çok farklı cevaplar verebilir ancak bu soruyu okuyan ve Türkiye’de yaşayan her kadının vereceği cevaplardan en az biri “başına bir şey gelmeden evine ulaşmayı düşünmek” olacaktır.

Kadına yönelik şiddetin geleneksel bir hal aldığı Türkiye’de, hava karardıktan sonra sokakta yürürken cinsel saldırıya maruz kalan bir kadının hikâyesi asla şaşırtıcı değildir, tecavüzcüsüyle evlenmesi için psikolojik ve fiziksel şiddet gören kadınların varlığı asla korkutucu değildir, eşinden ve eşinin ailesinden ekonomik gören kadının durumu asla can yakıcı değildir. Asla… Asla… Ve asla… Türkiye, kadına yönelik şiddetin asla ciddi anlamda önemsendiği bir ülke olmamıştır.


Şiddeti meşrulaştırmak

Kadına yönelik şiddete ilişkin her sene sivil toplum kuruluşları ve devlet organları tarafından yayınlanan rakamlar sadece “rakamlardır”. İstatistikî bilgiler sadece kâğıt üstünde kalır; yayınlandıkları hafta birkaç yere haber olurlar ve sonra herkes unutur. Hâlbuki bu rakamlar gerçek şiddetin acısını gösteremez ya da bir çözüm bulamaz. Rakamlar, kadına yönelik şiddete sessiz kalanların, onaylayanların veya teşvik edenlerin zihniyetini değiştirmez.

Türkiye’de doksanlı yıllara göre kendini daha bilinçli atfeden bir toplum, son yıllarda Avrupa Birliği adaylığı heyecanıyla olsa gerek; insan hakları ihlallerine yeni yeni sesini çıkarmaya başlamışken nedense ciddi anlamda en büyük insan hakları ihlallerinden biri sayılan kadına sırf “kadın” olduğu için yöneltilen şiddete aynı oranda sesini çıkarmamaktadır.

Kadına yönelik şiddeti, erkek egemen toplum olmakla bağdaşlaştırmak, eğitimsizliği sebep göstermek ya da “Kadın da ezdirmesin canım kendini!” şeklinde kolaya kaçan cevaplarla açıklamak aslında dramatikliğin yanı sıra olayın vahametini hafife almak olur. Kadına yönelik şiddete bu bakış açılarıyla yaklaşan kadınlar da aslında bu şiddetin bir parçasıdır ki hemcinslerinin bu olaya daha duyarlı daha hassas yaklaşmasını beklemek zaten bu sorunun özünde yatan en büyük çıkmazlardan biridir. Kadına yönelik şiddet bir insan hakları sorunu olarak incelenmeli ve verilecek tepkiler ya da üretilecek çözümler insanların cinsel kimliği üzerinden işlememelidir. Kaldı ki, eşinden şiddet gören başvurucuların birçoğu aynı zamanda eşlerinin annelerinden ve ablalarından da şiddet gördüklerini beyan etmektedirler.

Haklar ve ihlaller

1954 tarihli ve Türkiye’de de 19.03.1954 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak kabul edilen İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’nin 2.maddesi yaşama hakkını, 3. maddesi işkence yasağını, 4. maddesi kölelik ve zorla çalıştırılma yasağını, 5. maddesi hürriyet ve güvenlik hakkını, 12.maddesi evlenme hakkını ve 14.maddesi de ayrımcılık yasağını düzenler. Sözleşmenin koruması altına aldığı bu haklar, insanın sadece ve çok basitçe “insan olmasından kaynaklanan” temel haklarıdır. Kadına yönelik şiddet eylemi ister fiziksel ister cinsel veya psikolojik ve ekonomik olsun, bu maddelerin hepsini ihlal etmektedir ve devlet kendisi de bu korumayı sağlayamadığı için ayrıca suçludur.

Türkiye’de her ne kadar sadece siyasi parti kapatma davalarında sayfalarını çevirmek akla gelse de; kadına yönelik şiddete hukuki çözümler üretmeye çalışırken anayasal düzenlemeler akla gelebilir. Kanunlar hiyerarşisinde en üst sırada yer alan Anayasa’nın üçüncü bölümü “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” olarak düzenlenmiştir. Bu bölümün ilk maddesi konumundaki Anayasa’nın 41.maddesi “Ailenin Korunması” alt başlığı altında “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatını kurar.” şeklinde bir düzenleme getirmektedir.

Ancak, Yasakoyucunun bu düzenlemesi pratikte hiçbir çözüm yaratmamaktadır. Şiddete mağduru kadının ilk olarak aklına gelen ve başvurduğu ilk organ olan kolluk birimleri görevlerini asla tam olarak ifa etmemekte ve sorunu “karı-koca arasında özel bir mesele” yaklaşımı altında incelemektedir. Kaldı ki, doğum kontrol yöntemlerine başvurduğu için eşi ve eşinin ailesi tarafından şiddete maruz kalan kadınların sayısı oldukça yüksektir. Yasakoyucu yaptığı düzenlenin uygulama safhasını takip etmemekte ve koruyucu maddeleri sadece kâğıt üstünde bırakmaktadır.

Ceza Kanunu ve yargıçlar

Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının “Hayata Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümü kasten öldürme ve intihara yönlendirme suçlarını düzenler. Kasten öldürme ve cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara sürüklemenin cezası müebbet hapis cezasıdır. Yine sekizinci bölümde düzenlenen “Aile Düzenine Karşı Suçlar”da birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören, aile bireylerine kötü muamele, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü yerine getirme, çocuk düşürtme gibi suçlar için cezaları düzenlemiştir.

Ancak Türkiye’nin yakın zamana kadar "töre" gerekçesiyle işlenen cinayet sanıkları için hafifletici maddeleri uygulayarak cezai indirime giden, çocuk düşürtme suçlarını beraatle sonuçlandıran, dini nikahı bir nevi örf- adet olarak gören yargıçların kararlarının Yargıtay’ca onandığı bir ülke olduğu dikkate alınacak olduğunda adalet anlamında asla tatmin edici sonuçlara ulaşılamamaktadır. Hal böyle iken; kadınlar hala “namus” adı verilen içi asla doldurulamamış ve gerçekte ne olduğu bilinmeyen anlamsız bir kelimeden dolayı öldürülmekte ya da yine aynı içi boş kavram yüzünden zorla intihara sürüklenmektedirler.

Hâlbuki ceza yargıcı hukuk yargıcından farklıdır. Kanunları uygulamakla yükümlü olmasının yanı sıra, ceza yargılamasında çok geniş bir takdir hakkı mevcuttur. Kanunun o suça öngördüğü ceza aralığındaki en üst haddi uygulamakta ve indirim sebeplerinin cezaya etkisine karar vermekte kendi takdirini kullanmaktadır. Sorunun bir insan hakları sorunu olduğuna ne kadar çok dikkat çekilirse, hukukçuların da kadına yönelik şiddetin aslında basit cezai cürümler olmadığına ilişkin kanaatleri değişecektir.

Türkiye Barolar Birliği tarafından her şehirde faaliyete geçirilen Kadın Hakları Merkezlerine başvuran şiddet mağduru kadınların %yüzde 98’i düzenli şiddete maruz kaldıkları evlerinden çok zor şartlar altında kaçtıklarını ve ciddi anlamda işkence gördüklerini beyan etmektedirler. Eşiyle birlikte olmak istemediği için cinsel organına kezzap dökülen, düzenli olarak psikolojik ve ekonomik şiddetle karşılaşan, cinsel organlarına yabancı maddeler sokularak işkenceye maruz kalan kadınların anlattıkları sorunun ciddi anlamda bir insan hakları sorunu olduğunun ve başvurucuların bu tür şiddete sadece “kadın” olmalarından dolayı maruz kaldıklarının da birer göstergesidir. Zira sadece “kadın” olduğu için şiddetin her türlüsüne maruz kalmak bu ülkenin o ünlü(!) “örf-adet” yapısının değişmez bir parçası halini almıştır.

Kadına yönelik şiddeti engellemeye çalışan kanunların ve kanun maddelerinin varlığı içimize bir nebze su serpse de, şiddet mağduru kadınların yargı organlarına, kolluk birimlerine ve avukatlara erişiminde çok büyük problemler yaşanmaktadır. Eşi ve eşinin ailesinden düzenli olarak fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet gören, eve kapatılmış, toplumdan tamamen uzak yaşayan kadınların sesini duyurması için olanaklar çok kısıtlıdır. Bu duruma bir de şiddet mağduru kadınların kendilerini yalnız hissetmeleri ve bu anlamda cesaretsiz olmaları eklenecek olursa, sürekli tekrarlanan şiddete çözüm üretmek imkânsız hale gelmektedir.

Her ne kadar cezaların tatmin edici olmaması ve kolluk birimlerinin bu vakalara karşı takındığı ciddiyetsiz tutum morallerimizi bozsa da; şiddet mağduru kadınların hukuksal yollara başvurabilmeleri ve maruz kaldıkları şiddet karşısında sahip oldukları haklarını bilmeleri bu eylemlerin engellenmesinde en önemli adımlardan biridir. Mağdur kadınlara ulaşmakta sivil toplum kuruluşları kadar çaba göstermeyen ve ilgisiz davranan devlet ise yine temel ödevlerinden birini yerine getirmemekte ve sosyal devlet ilkesi yine sadece kâğıt üzerinde bırakmaktadır.

Kadına yönelik şiddetin çok açık bir insan hakları ihlali olduğu gerçeğini birçok merciiye kabul ettirmenin Türkiye’de bir hayal olduğu ve bu tür eylemlerin uluslar arası sivil toplum kuruluşları, medya ve yargı organlarınca şaşkınlıkla izlendiği bir zaman diliminde, bu eylemler Türkiye’de sadece gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde yer almakta… Avusturya’da görülen Fritzl davasında, öz kızını 24 yıl boyunca esaret altında tutan, yüzlerce kez tecavüz eden ve ağır işkence yapan sanığın yargılamasının dört gün içinde sonuçlandırılması hukuk sisteminin ve kadına yönelik her türlü şiddet eyleminde takınılan tavrın Avrupa’ya has özelliğini yansıtmakta.

Kadına yönelik şiddetin sadece bir kadın-erkek sorunu olduğunu düşünmek, haklı sebepler aramak, görmemezlikten gelmek, çözüm üretmeye çalışanları küçümsemek ve bu suçlara ilişkin yargılamaların yıllarca sürmesini görmek de sadece Türkiye’ye has bir özellik olsa gerek…(CG/EÜ)

Cemile Güneş, avukat, LL.M.

Konu Hale tarafından 31 Temmuz 2015 Cuma - 18:33 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#13
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son Günü



Kadınlarımızın şiddete maruz kalmaması dileklerimizle.



Resmi ekleyen




Bakınız, Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son Günü

#14
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kadına Şiddet



Kadınlar Basit Nedenlerle Öldürülüyor


Yetener, son dönemlerde kadınların beyaz tayt giydiği, yabancı birine saat sorduğu veya yemek masasında tuzluğu uzatmadığı için babası, eşi veya erkek kardeşi tarafından öldürüldüğünü söyledi.

ADANA Çukurova Üniversitesi'nde (ÇÜ) konuşan Ankara Tabip Odası Kadın Komisyonu üyesi Dr. Müge Yetener, son dönemlerde kadınların beyaz tayt giydiği, yabancı birine saat sorduğu veya yemek masasında tuzluğu uzatmadığı için babası, eşi veya erkek kardeşi tarafından öldürüldüğünü söyledi.

ÇÜ Tıp Fakültesi Hipokrat Konferans Salonu'nda 'Sürekli Mesleki Gelişim Etkinlikleri' çerçevesinde düzenlenen, 'Kadın cinayetleri' adlı konferansta konuşan Dr. Müge Yetener, kadınlara yönelik şiddetin politik ve sistematik arttığını söyledi. Türkiye'de her gün 5 kadının öldürüldüğünü belirten Yetener, şöyle dedi:

"İstatistikler kadın cinayetlerinin son 7 yılda, yüzde bin 400 artış gösterdiğini söylüyor. Kadınlar en yakınları tarafından, kocaları ağabeyleri ve kardeşleri tarafından öldürülüyorlar. Cinsiyet rolleri çizildiği zaman erkek için, güçlü namusunun bekçisi olan, kadına sahip çıkan; kadına ise korunması ve kollanması gereken, zayıf, fedakar eş, saçını süpürge etmiş anne rolü biçiliyor. Bu rolün dışına çıkanlar cezalandırılıyor. Bunun için bazı kodlar var, namus, iffet ve ahlak, bu kodları ve sınırlarını da erkekler beliyor."



Kadınların Öldürülme Gerekçeleri


Kadınların öldürülme gerekçelerine bakıldığı zaman birçok insana sıradan gelen şeylerin ön plana çıktığını söyleyen Dr. Yetener şöyle konuştu:

"Türkiye'de beyaz tayt giymek, saat sormak, mesajlaşmak, evden izinsiz çıkmak, tuzluğu uzatmamak, sevişmek istememek, yemeği zamanında hazırlamamak, sık banyo yapmak, kahvaltıyı geç hazırlamak gibi nedenler, bir erkeğin eşini, kız kardeşini veya kızını öldürmesi için bir neden olabiliyor. Aslında bu nedenlerin hepsinin ortak özellikleri var. Bu özelliklere baktığımızda kadınların alışılmış şeylerin dışına çıktıklarında çemberin içine davet edildikleri ve bu çemberin içine girmek istemeyenlerin şiddetle cezalandırıldıklarını görüyoruz."


"Erkek Şiddetini, Devlet Şiddeti Besliyor"

Türkiye'de iktidarını sarsmak istemeyen erkeklerin kadınları acımasızca öldürdüğünü belirten Yetener, Türkiye'de çizilen sınırların, kadınları şiddete açık hale getirdiğini anlattı.

Ankara Tabip Odası Kadın Komisyonu üyesi Dr. Müğe Yetener, şunları söyledi:

"İktidarını sarsmak istemeyen erkekler, kadınları öldürmekten kaçınmıyor. Erkek şiddetini, devlet şiddeti besleyerek meşru kılıyor. Adalet, yargı ve polis hepsi aynı zihniyet çerçevesinde birleşiyor. Erkek suçlular, TCK'nın 29'uncu maddesini göre tahrik adı altında büyük indirimler alıyorlar. Haksız tahrikle çok önemli ceza indirimleri oluyor. Öldürülen kadınlar ne yazık ki konuşamıyor. Kadınlar ev içinde tecavüze, dayağa maruz kalıyorlar. Bunlar, yakınlarının, komşularının sessiz tanıklığı ile gerçekleşiyor. Bu kadınlardan şanslı olanları kendini savunma halinde şiddet uygulayan adamı öldürdüğünde ne yazık ki bu, haksız tahrik sayılmıyor. Bu kadar işkence dayak kadınlara haksız tahrik indirimi olarak dönmüyor. Öldürülen kadınların yüzde 42'sinin çantalarından tehdit edildikleri ve koruma istedikleri şeklinde dilekçeler çıkıyor. Görülüyor ki harekete geçilmemiş, dilekçeler işleme konulmamış. Türkiye'de 38 sığınma evi var. Oysa bu, 7 bin 500 nüfusa bir sığınma evi olmalıdır."



Murat KİBRİTOĞLU - Çağlar ÖZTÜRK / ADANA, ( DHA )



Kaynak

#15
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Şiddet Nedir?



Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son Günü



Resmi ekleyen




Şiddet içermeyen günler dileriz.


Kadim Dostlar ™ Yönetimi


#16
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Şiddet Nedir?


25 Kasım / Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü.


Resmi ekleyen



Kadına Şiddete Hayır.
Emeğe
Geleceğe
Kadınlara Saygı...


#17
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Resmi ekleyen



Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Kadinlarin_Dunyasi_f51/Kadin_Haklari_Kadinin_insan_Haklari_Dunyada_Kadi_t3400.html'] Kadın Hakları | Kadının İnsan Hakları - Dünyada Kadın - Türkiye'de Kadın Hakları' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Kadinlarin_Dunyasi_f51/Kadin_Haklari_Kadinin_insan_Haklari_Dunyada_Kadi_t3400.html'] Kadın Hakları | Kadının İnsan Hakları - Dünyada Kadın - Türkiye'de Kadın Hakları

http://www.kadimdostlar.com/Kadinlarin_Dunyasi_f51/Siddete_Ugrayan_Kadinlarin_Basvurabilecegi_Adresle_t65259.html']Şiddete Uğrayan Kadınların Başvurabileceği Adresler | Bağımsız Kadın Kuruluşları - Baroların Kadın Hakları Komisyonları -Travma Merkezleri - İl İl Türkiye'deki Tüm Merkezler... ' target='_blank'>Şiddete' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Kadinlarin_Dunyasi_f51/Siddete_Ugrayan_Kadinlarin_Basvurabilecegi_Adresle_t65259.html']Şiddete Uğrayan Kadınların Başvurabileceği Adresler | Bağımsız Kadın Kuruluşları - Baroların Kadın Hakları Komisyonları -Travma Merkezleri - İl İl Türkiye'deki Tüm Merkezler...

#18
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Resmi ekleyen




Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Yerli_Edebi_Kisilikler_Biyografileri_f99/Cemal_Sureya_d_1931_Erzincan_o_9_Ocak_1990_is_t58701.html'] Cemal Süreya (d. 1931, Erzincan - ö. 9 Ocak 1990, İstanbul) | Türk şair ve yazar.' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Yerli_Edebi_Kisilikler_Biyografileri_f99/Cemal_Sureya_d_1931_Erzincan_o_9_Ocak_1990_is_t58701.html'] Cemal Süreya (d. 1931, Erzincan - ö. 9 Ocak 1990, İstanbul) | Türk şair ve yazar.

#19
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı