İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Ahmet Muhip Dıranas (d. 1909, Sinop - ö. 21 Haziran 1980, Ankara) | Fahriye Abla Şiiri, Türk Edebiyatının En Ünlü Şiirlerinden Biridir

- - - - - Ahmet Muhip Dıranas Fahriye Abla Faruk Nafıiz Çamlıbel Ahmet Hamdi Tanpınar Muhip Atalay Halit Fahri Ozansoy Beş Hececiler Serenad

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Ahmet Muhip Dıranas


( 1909 - 1980)

 

1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı(1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul'a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu.

1938'de Ankara'ya döndü ve CHP Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nı yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı (1957-1960), daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Yayımlanan ilk şiiri, Ankara Lisesi'nden Muhip Atalay imzasıyla Milli Mecmua'da çıkan "Bir Kadına" adlı şiirdir 15 Eylül 1926. Sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirler yayımladı.

Çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974 yılında İş Bankası Kültür Yayınları arasında, "Şiirler" adı ile çıktı. Ayrıca "Kırık Saz" adlı eseri de çıkmıştır.

21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop'un Salı köyünde toprağa verildi.

Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı Tarancı ile şiirde ahenge ve sese önem vermişlerdir. Örneğin Kar şiirinde Ahmet Muhip sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.

Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında Ahmet Muhip Dıranas, çağcıl Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. O da hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır. Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir


ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

 

FAHRİYE ABLA
OLVİDO
SERENAD
PARKTA SERENAD
KÖPÜK
ESENLİK SİZE
BÜYÜK OLSUN
SERÇELER
KAR
ŞEHRİN ÜSTÜNDEN GEÇEN BULUTLAR
YAŞARKEN
HER ŞEY UZAKTADIR
SELAM
TİTREK BİR DAMLADIR
SOKAK

 

 


FAHRİYE ABLA

 

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

 


Konu Hale tarafından 05 Mart 2016 Cumartesi - 09:32 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Ahmet Muhip Dıranas

 

(1909-1980)


Yaşamı

 

1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı(1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul'a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu.

1938'de Ankara'ya döndü ve CHP Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nı yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı (1957-1960), daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Yayımlanan ilk şiiri, Ankara Lisesi'nden Muhip Atalay imzasıyla Milli Mecmua'da çıkan "Bir Kadına" adlı şiirdir 15 Eylül 1926. Sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirler yayımladı.

Çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974 yılında İş Bankası Kültür Yayınları arasında, "Şiirler" adı ile çıktı. Ayrıca "Kırık Saz" adlı eseri de çıkmıştır.

21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop'un Salı köyünde toprağa verildi.

Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı Tarancı ile şiirde ahenge ve sese önem vermişlerdir. Örneğin Kar şiirinde Ahmet Muhip sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.

Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında Ahmet Muhip Dıranas, çağcıl Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. O da hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır. Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir.

Yayımlanmış kitapları

* Yazılar. Adam Yayınları, Haziran 1994.
* Oyunlar Gölgeler, Çıkmaz, Finten. Adam Yayınları 1995, İstanbul
* Yazılar, Toplu Yazıları. YKY 2000, İstanbul
* Şiirler. YKY Kasım 2006.

Yapıtları

Şiir

* Şiirler (1974)
* Kırık Saz (1975 T. Fikret'ten).

Oyun

* Gölgeler (1947)
* O Böyle İstemezdi(1948 - Bu iki oyun Devlet Tiyatrosu ile İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda oynanmıştır).

Çeviri Oyun

* Aptal (1940 - Dostoyevski'den uyarlayanlar F. Neziere / S.W. Bienstock).

İnceleme

* Fransa'da Müstakil Resim (1937 - İki Cilt C. Sıtkı ile birlikte).

Şiir çevirileri

* Çalar Saat - Charles BAUDELAIRE 1
 

 

Şiirinden örnekler

 

FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu ökük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!


 


Ülker'in Gözleri

Bir bahar sabahının karanlığında ıssız
Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız
Olan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!

Mutlu, esen ve hoşken ve gülerken gülerken
Nerden gelir bilinmez üzgünlüklerle birden
Solan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!

Ne zaman perdelese içlerini bir buğu
Ölümüm güzelliği, özlemim yorgunluğu
Dolan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!

Kalbinizin sezilmez parıltıcıklarını
Bir büyük ateş gibi göstermenin sırrını


Bulan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!


Konu Hale tarafından 05 Mart 2016 Cumartesi - 09:34 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Ahmet Muhip Dıranas

 

Ahmet Muhip Dıranas (d. 1909, Sinop - ö. 21 Haziran 1980, Ankara)

 

 

6peijp.jpg

 

 

Ahmet Muhip Dıranas, Galip Efendi ve Seniha Hanımın ilk çocuğu olarak 1909 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Aslen Galip Efendi, Sinoplu’dur ancak İstanbul’a gelerek burada çalışmaya başlar ve evlenir. İtfaiye teşkilatında çalışan Galip Efendi, Balkan Harbi’nin başlamasıyla Çanakkale’ye göreve gider. Aile bir süre ayrı yaşar ancak savaşın bitmesi ile Galip Efendi, ailesinin yanına dönmez. Bunun yerine Sinop’a gider ve burada evlenir. Seniha Hanım ise bu durumu kabul etmez ve Sinop’a giderek Galip Efendi’yi karısından ayırıp onun yanına yerleşir. Bunun üzerine Dıranas ailesi Sinop’a yerleşir.

 

Böylece Ahmet Muhip Dıranas, eğitim hayatına Sinop’ta başlar. Sonradan edebiyatın güçlü bir kalemi olacak olan Dıranas, çocukluğunu bu köyde çobanlık yapar ve onun için zor günler daim olur. Bu yıllarda öğretmeninden etkilenerek şiire merak salar ancak Kurtuluş Savaşı’nın boy göstermesi ile Galip Efendi, tekrar askere gider. Bunun üzerine aile, Ankara’ya taşınır. Ahmet Muhip Dıranas’ın, Ankara’da ortaokuldaki öğretmeni Faruk Nafiz Çamlıbel’dir. Bu şekilde büyük bir şansa sahip olan Dıranas’ın lisede hocalarından biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Lise yıllarında Derviş takma adı ile şiirler yayımlayan Dıranas, liseden mezun olunca bu işin kalbinin attığı yer olan İstanbul’a gider. İstanbul’da hecenin beş şairinden biri olan yani Beş Hececiler’den Halit Fahri Ozansoy ile tanışarak onun yönettiği bir dergide Muhip Atalay imzalı şiirler yazar.

 

Artık tamamen edebiyatın içinde bulunan Ahmet Muhip Dıranas, arkadaşları ile Genç Türk Edebiyat Birliği adında bir dernek kurar. Liseden sonra bir süre Hukuk Fakültesinde eğitim gören ancak bir süre sonra okuldan ayrılan Ahmet Muhip, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın girişimleri ile Güzel Sanatlar Akademisi’ne kütüphane müdürü olarak atanır. Bu şekilde çalışırken Dıranas, bir yandan da İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne yazılır.

 

32 yaşında iken Münire Hanım ile evlenen Ahmet Muhip Dıranas, 1946 yılında ise babasını kaybeder. Şair ve yazarlığının yanı sıra Ahmet Muhip Dıranas, birçok gazete ve dergide yayımlar yapsa da 1950 ve 1958 seçimlerinde siyasete atılır. Demokrat Parti’den Sinop milletvekili olur ancak seçimi kazanamaz. Ahmet Muhip Dıranas, titiz giyimi ve etkileyici ses tonu ile anılmaktadır. Öyle ki bir dönem radyoda şiir ve edebiyat konuşmaları da yapmıştır.

Birçok devlet kadrosunda bulunan Dıranas, 1957 senesinde daha önce de çalıştığı Çocuk Esirgeme Kurumu’nun başkanlığı görevine atanır. Bu görevinin ardından yine birçok devlet makamında görev yapar ve 1972 yılında emekli olur. 21 Haziran 1980 tarihinde Ankara’da hayata veda eden Ahmet Muhip Dıranas, isteği üzerine Sinop’a gömülür.

 

 

BZA1yS.jpg

 

 

Yazım Yaşamı

 

Ahmet Muhip Dıranas, Türkçeyi kullanma ustalığı ve titizliği ile kendini belli etmektedir. O, özellikle ruhunda barındırdığı doğa sevgisini şiirlerini yansıtmıştır. Onun şiirinde Empresyonizmin diğer bir adıyla izlenimci akımın etkisi son derece usta bir şekilde görülmektedir. Doğaya olan sevgisini ve doğa ile olan bağını Ahmet Muhip Dıranas konu ayrımı yapmadan tüm şiir yaşamında kullanmıştır. Resim sanatıyla da ilgilenen Dıranas, bunu şiirine yansıtmıştır. Doğanın kendisinde bıraktığı izleri, Empresyonist bir tavır ile kaleme alan Ahmet Muhip Dıranas, adeta kalemi ile resimler yapmıştır. Sahip oluğu bu estetik tavır biçimsel olarak da şiirlerini yansıtan, Ahmet Muhip, uyak ve ölçüye bağlı kalmanın yanı sıra ses tekrarlarıyla da biçimsel geleneklere uymuştur.

 

Lise yıllarında Ahmet Hamdi Tanpınar’dan dersler alan Dıranas, büyük bir birikim ile karşılaşmasının avantajını kullanmıştır. Özellikle bu dönemde hocası sayesinde Kötülük Çiçekleri ile şiirin tadına varan Dıranas şiirinin temelini böylece sağlam bir şekilde oluşturmuştur.

 

Ahmet Muhip Dıranas, kendisi için bu derece önemli olan Tanpınar ile bağını şu şekilde anlatmıştır;

 

Hamdi’yi ilk gördüğüm günü daima hatırlayacağım. Bundan otuz yıl önceki belki daha eski Ankara’nın Taş Lisesinde, şimdiki Yenişehir’de, fakat o zamanki deve dikenli tarlaya bakan bir sınıf odasında bize ilk dersini vermeye geldiği gündür o gün. O ilk dersten su anda tek hatırladığım kırk beş dakika müddetle bize sadece Jokonda’nın ellerini anlatmasıdır. Benim sanat tutkunluğum Jokonda’nın ellerine o gün duyduğum aşkla baslar. Hamdi, genç bir adamdı ve elleri durmadan öpüşlere boğuluyormuş gibi anlatıyordu...

Onu ikinci defa lisenin tek binalarından birindeki bekâr odasında gördüm. Yerler gelişigüzel atılmış kitaplarla bir kitap mezarlığı gibiydi: Bir yığın Garplı yazar. Bunlardan bir tanesini elime tutuşturdu ve «Bunu mutlaka okuyup anlamalısın.» dedi: Baudelaire (1821-1867)’in Kötülük Çiçekleri. O aksam yabancı dil öğrenmeye başladım, kaldı ki Hamdi ile dostluğumuz da başlamıştı; asıl bunu tercih ederim. Hamdi benim için büyük bir adamdı. O bana, tabiatın bana verdiğinden biraz daha fazlasını vermiştir. Bana benden başkalarını vermiştir. Bana tabiatüstü sevginin anahtarını vermiştir. O anahtarı ölünceye kadar kullanacağım.”

Zamanla Fransız şiirine yönelen Ahmet Muhip, bu yıllarda sembolistlerden etkilenmiştir. Ancak bunun yanı sıra edebiyatımızın güçlü şairlerini de okuyarak onların şiir özelliklerini kendi şiirine yansıtmıştır. Ahmet Muhip Dıranas, şiirlerinin yanı sıra yazdığı oyunlarla da edebiyatımıza önemli eserler bırakmıştır.

 

Eserleri

 

Şiirleri

 

 

30ARMI.jpg

Şiirler (Ahmet Muhip Dıranas, uzun yıllar yayımladığı şiirleri kitaplaştırma konusunda kararsız kalmış ve kitap haline getirmeyi tercih etmemiştir. Ancak onun şiirini sevenler ve arkadaşlarının isteği ve ısrarları üzerine 1974 yılında şiirlerini kitap haline getirerek yayımlamıştır.)

 

• Kırık Saz
• Fahriye Abla
• *Rüzgar

 

Oyunları

 

 

8KHGld.jpg

 

 

• Gölgeler
• Böyle İstemezdi
• Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı
• Büyük Olsun
• Atlıkarınca
• Olvido
• Kar

 

 

SERENAD

Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak.
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak…
Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
Gözlerin, gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Ahmet Muhip Dıranas

 

 

Ahmet Muhip Dıranas’ın yukarıda yer alan Serenad adlı şiirinde onun şiir anlayışının karakteristik özelliklerinin birçoğunu bulmak mümkündür. Öncelikle şiirde doğaya, çevreye ait unsurlar dikkat çekmektedir. Sahip oluğu izlenimci şiir anlayışını Dıranas bu şiirde doğaya duyduğu sevgi ile birleştirerek sunmuştur. Gül, yaprak, akasya, nergis, bulut, çiğ, yasemin ve zambak gibi daha birçok doğa ile ilgili kelimeler şiirde göze çarpmaktadır. Şiirde, kafiye düzeni ve hece ölçüsünün kullanılması da Dıranas’ın şekilsel olarak gelenekçi bir yapı da ilerlediğinin göstergesidir.

 

Kaynakça:

Ozansoy, Halit Fahri (1970). Edebiyatçılar Çevremde, Ankara: Sümerbank Kültür Yayınları.

Dipnotlar: Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekte çağdaşlığı yakalayan özgün bir şiire ulaşmıştır. Fahriye Abla şiiri, Türk edebiyatının en ünlü şiirlerinden biridir.


Konu Hale tarafından 05 Mart 2016 Cumartesi - 09:42 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.

 

 







Also tagged with one or more of these keywords: Ahmet Muhip Dıranas, Fahriye Abla, Faruk Nafıiz Çamlıbel, Ahmet Hamdi Tanpınar, Muhip Atalay, Halit Fahri Ozansoy, Beş Hececiler, Serenad

0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı