İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Alexandre Dumas (Baba) (1802-1870) | En Önemli Eserleri: Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Resmi ekleyen


Alexandre Dumas, père

( 1802 – 1870)


Alexandre Dumas, père (24 Temmuz 1802 – 5 Aralık 1870) Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınan üç yüze yakın macera romanı yazmış ünlü bir Fransız yazar. 24 Temmuz 1802'de doğmuştur. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1884)ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'ın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar.

Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir.Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransı Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henri ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatoprun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır.
Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.

#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Alexander Dumas-Pere




Üç Silahşörler


Alexandre Dumas-Pere(1802-1870), kendisi ile aynı adı taşıyan oğlu da tanınmış bir yazar olduğundan, isminin başına baba sözcüğü getirilerek anılır. Edebiyat alanında önce oyunlar yazarak ünlenmiş, ama kalıcılığını tarihsel macera romanlarıyla sağlamıştır. 1844’de yazdığı “Üç Silahşörler”den başka, “Monte Kristo Kontu”(1845), “Demir Maske”(1848) ve “Siyah Lale”(1850) en önemli ürünleri arasında gösterilebilir. Türkçe’de sıklıkla yayınlanan ama aslına uygun olanına pek rastlanmayan Dumas serüvenlerini okumadıysanız bile, sinema ya da televizyon uyarlamalarını mutlaka izlemişsinizdir.


Sipariş üzerine

Fransız İhtilali ile Paris Komünü günleri arasında tamamlanan “Üç Silahşörler”in Marx’ın “Felsefe Elyazıları" ile aynı tarihi taşıması çarpıcıdır. Avrupa yepyeni bir çağa, belki de bir daha asla rastlanmayacak bir alt üst oluş içerisine adım atarken, Dumas, hiç bir tarihsel gerçeğe dayanmayan, insan psikolojisinin derinliklerine inmeyen, hatta akla ve mantığa sığmayan bir öykü anlatarak, kuşkusuz kaçış edebiyatının başlatıcılarından biri oluyordu.
Önümüze tamamlanmış (satışa sunulmuş) bir roman ya da film geldiğinde, onu, yazarın/yönetmenin “son kararı” olarak algılar, sanki o romandan bir sözcük eksilirse bütün sanatsal güzelliği uçup gidecekmiş gibi düşünürüz.

Sanat yapıtının “aurosu”nu yaratan da bu içine kapalı bütünsellik ön kabulüdür. Oysa, ne geçmişte, ne de bugünlerde, pazara sunulmuş bir meta olarak sanat/edebiyat ürününün olmazsa olmaz sözcükleri vardır. Mesela, “Yüksek Edebiyatın” en saygın isimlerinden Dostovyevski, bir çok romanını maddi sıkıntıları nedeniyle, sipariş üzerine ve sayfa sayısı pazarlığı ile yazmıştır. Alexandre Dumas da sayfalarca tutan romanlarını aynı sıkıntılarla üretmiş, metindeki uzun diyaloglar, yazarın tefrika ediliş süresini uzatma ihtiyacından -maddi sebeplerden- kaynaklanmıştır.

Ancak küçümsendiğinin aksine, Dumas yetenekli bir yazardır. Uzun diyalogları, eşya, doğa ve mekan tasvirlerini bir avantaja çevirmesini bilir. Okuyucuda yarattığı sabırsızlığın farkındadır. Böylelikle ani sıçramalar, bir anda parlayan kılıç şakırtıları, merak unsuru yaratan sürprizler katar hikayesine ve bir sonraki bölüm için “ne olacak acaba” sorusunu sordurmayı başarır okuyucuna; tıpkı “Binbir Gece Masalları”nda olduğu gibi... Beklentiler, durağanlıklar ve etkileyici şoklarla ilerleyen “Üç Silahşörler”i hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz.


Tarihsel olayların failleri


“Üç Silahşörler”, krala -daha çok kraliçeye- bağlı şövalyeler Athos, Pathos, Aramis ve -sonradan şövalyeliğe terfi edecek olan- kurnaz köylü çocuğu Dartanyan’ın, saray entrikalarına bileklerinin gücü ile cevap vermelerinin ve majestelerinin hizmetini yerine getirmelerinin hikayesidir. Yazıldığı yıllardan çok önceki bir tarihsel döneme ilişkindir anlatılanlar. Bu nedenle, Dumas’ın tarihsel macerasını, günümüzde yazılan Post-modern tarihsel fantezilerin atalarından biri olarak değerlendirebiliriz. Kendi çağındaki gerçekçi romanlar düşünüldüğünde, o yılların post-modernidir “Üç Silahşörler”..!

Çağdaşı Balzac, toplumsal öğelerin karakteristik gelişiminde bulunan iç zenginlikler yerine büyük tarihsel olayların dış pırıltısını konu olarak seçen bir yazarın mesleğini bilmediğini söyler ve ekler; "bir hikaye anlatıcısı hiç bir zaman unutmamalıdır ki, herkesin hakkını vermek onun görevidir; yoksullarla zenginler, onun kaleminin ucunda eşittirler; onun için, köylülerin yoksulluğunun da bir büyüklüğü, zenginlerin adiliğinin de bir gülünçlüğü vardır; nihayet, zengin insanların tutkuları varsa, köylülerin de gereksinimleri vardır hiç olmazsa; dolayısıyla iki kez daha yoksuldur onlar, ve yıkıcı eğilimlerinin durum gereği acımasızca bastırılması gerekirse de, saygıya değer insani ve kutsal hakları vardır".

Evet, Alexandre Dumas’ın tarihin yalnızca dış kabuğunu, insanları çeken pırıltısını, cesur şövalyelerin bağlılık yemini ettikleri kraliçeleri adına kılıç parlatışlarını, saraydaki yaşamı -üstelik yarım yamalak- yansıttığı, ayrıca üslubunun çok basit olduğu doğrudur. Ama elimizi vicdanımıza koyarsak, onun hakkını da teslim etmek gerekir; bütün edebiyat tarihinde kaç yazara Dumas kadar heyecanlı hikayeler anlatmak nasip olmuş, kaç yazar okunabilirliğini bugüne dek sürdürebilmiştir? Varsın “yüksek edebiyata” dahil olmasın, “Üç Silahşörler” okunmaya değer bir roman ve umarım “Monte Kristo” için çok beklemeyiz.



A. Ömer Türkeş




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı