İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Sultan İkinci Murad | [ 1404 - 1451] | VI.ıncı Osmanlı Padişahı

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...


Resmi ekleyen



II. Murat
(1404 – 1451)


Şehzadeliği


1415'de lalası Yörgüç Paşa ile Amasya'ya vali olarak gönderildi. Börklüce Mustafa'nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun'u aldı. Babası ölünce Bursa'da devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 25 Haziran 1421'de tahta çıktı.


Resmi ekleyen



Saltanatı

İlk yılları

Saltanatının ilk senesi amcası Düzmece Mustafa ile mücadeleyle geçti. Doğu Roma imparatoru Manuel Limni'de gözaltında tutulan Düzmece Çelebi ile anlaşarak Rumeli'ye geçmesine yardım etti. Düzmece Çelebi Rumeli beylerinin de desteğini alarak Edirne'de hükümdarlığını ilan etti. Ancak 1422 yılında yakalanarak Edirne'de idam edildi. Bu olayın ardından II. Murat aynı yıl İstanbul'u kuşattı. 10 Haziran günü başlayan kuşatma 6 Eylül'de başarısızlıkla son buldu. Kuşatma sürerken II. Murat'ın kardeşi Küçük Mustafa Karaman ve Germiyan beylerinin desteğiyle Ağustos ayında Bursa'yı kuşattı. Murat Mihaloğlu'nu Bursa'ya gönderdi. Küçük Mustafa önce İstanbul'a oradan da İznik'e geçti. Bunun üzerine Murat İznik'e saldırdı ve kardeşini idam ettirdi.

II. Murat İznik'i aldıktan sonra Çandaroğulları üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü Osmanlı'ya kattı. Karamanoğlu İbrahim Bey'in hükümdar olmasına yardımcı oldu. Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırıları püskürttü. Bizans ile Cenevizliler aracılığıyla anlaşma yapıldı ve buna göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 duka altın ve Ankara Savaşı'nda Ege ve Karadeniz kıyılarında Bizans'ın eline geçmiş olan toprakları Osmanlı'ya iade etmeyi kabul etti.

Bundan sonra Anadolu'da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Menteşe ve Aydınoğlu beyliklerini topraklarına kattı. Ardından erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II. Yakup Bey'in 1429'da ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.

Venedik ve Macaristan

1430'da II. Murat Venediklilerin 1423 yılında ele geçirdiği Selanik'i kuşattı ve ele geçirdi. Sonrasında Sırplar ve Macarlarla anlaşarak Osmanlılara saldıran Karamanoğlu İbrahim Bey'in üzerine gitti ve Akşehir, Konya ve Beyşehir'i aldı. Karamanoğulları'yla barış yapıldıktan sonra II. Murat tekrardan Rumeli'ye geçti ve Sırbistan despotluğuna son verdi. 1439'da Belgrad'ı altı ay boyunca kuşattı fakat alamadı.

1441'de Hunyadi Yanoş komutasındaki Macar kuvvetleri Osmanlı topraklarına akınlar yapmaya başladılar ve Osmanlıları ağır yenilgilere uğrattı. Hunyadi Yanoş'un elde ettiği zaferler Macar sınırlarının ötesinde de yankı buldu. 1439'dan bu yana Osmanlı'ya karşı kutsal bir savaş başlatmak isteyen Papa IV. Eugene yeni bir haçlı ordusu için çağrıda bulundu. Ancak çağrıya kulak verenler genelde halktan kimselerdi. Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu'da saldırıya geçti ancak II. Murat ve oğlu Ali Çelebi tarafından yenilgiye uğradı. Batıda ise Papa tarafından oluşturulan ve başında Macar kralı Ladislas'ın bulunduğu ordu Budin'den güneydoğuya doğru 1443'ün Temmuz ayında hareket geçti ve Sofya'yı ele geçirdi. Ordu 1444 yılında Budin'e döndü ve böylece "Uzun Sefer" sona erdi.

15 Ağustos 1444'de Sırp despotu George Brankovic ile Edirne-Segedin Antlaşması imzalandı. Ardından bir kere daha Karamanoğulları üzerine yürüdü ve İbrahim Bey'i barışa zorladı. Sonrasında tahtı oğlu Mehmet'e bırakarak Manisa'ya çekildi.

Resmi ekleyen


Sultan İkinci Murad'ın Tuğrası



Konu Hale tarafından 20 Ağustos 2015 Perşembe - 22:23 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
HeaT

HeaT

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Sorumlu
  • 451 İleti
  • Gender:Male
  • Location:Isparta
II.MURAT DÖNEMİ (1421-1451)

II. Murat önce Bizans tarafından serbest bırakılan amcası Çelebi Mustafa( Düzmece Mustafa) isyanını bastırmış, Mustafa'yı ortadan kaldırdı. Sonra Mustafa'yı serbest bırakarak destekleyen Bizans'ı kuşattı. Ancak bu defa da Bizans ve Karamanoğullarının kışkırması sonucu ayaklanan Kardeşi Şehzade Mustafa ile uğraşmak zorunda kaldı.




BALKANLAR'DAKİ ÖNEMLİ OLAYLAR:

1)- EDİRNE-SEGEDİN ANTLAŞMASI(1444): Macar, Sırp, Bosna ve Eflak kuvvetlerinin oluşturduğu Haçlı ittifakına karşı Osmanlı kuvvetleri başarısız olunca, bu antlaşma imzalanmıştır. Osmanlıların bu antlaşmayı imzalamak zorunda kalışlarının bir nedeni de Karamanoğullarının problem çıkarmasıdır.

Edirne-Segedin Antlaşmasına göre:
a)- İki taraf 10 yıl savaşmayacak,
b)- Tuna Nehri iki taraf arasında sınır olacaktı.

NOT: Bu antlaşmadan sonra II.Murat yerini 12 yaşındaki oğlu II.Mehmet'e (Fatih) bıraktı.

2)- VARNA SAVAŞI (1444):

Sebep: II. Mehmet'in küçük yaşta tahta geçmelesini fırsat bilen Haçlıların Edirne-Segedin Antlaşmasını bozmaları.


Sonuç: II. Murat tekrar tahta geçerek Haçlı ordusunu Varna'da yendi.



Resmi ekleyen




II.Murat Devrinde Osmanlı Devleti




Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Buyuk_Osmanli_imparatorlugu_f122/Osmanli_imparatorlugu_Haritalari_Padisah_Donemle_t8928.html']Osmanlı İmparatorluğu Haritaları | Padişah Dönemlerine Göre Osmanlı İmparatorluğu Sınırları - Haritaları - Beylik Dönemi, Osman, Orhan Beyler, Kuruluş, Yükselme Diğerleri ' target='_blank'>Osmanlı' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Buyuk_Osmanli_imparatorlugu_f122/Osmanli_imparatorlugu_Haritalari_Padisah_Donemle_t8928.html']Osmanlı İmparatorluğu Haritaları | Padişah Dönemlerine Göre Osmanlı İmparatorluğu Sınırları - Haritaları - Beylik Dönemi, Osman, Orhan Beyler, Kuruluş, Yükselme Diğerleri

Konu Hale tarafından 20 Ağustos 2015 Perşembe - 22:26 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Şimdiye Kadar Cevapsız Kalan, Za'îfî'nin Manzum "Gazavât-nâme"sinde Cevâbını Bulan Karmaşık Bir Mesele:

Sultan İkinci Murâd Henüz Hayatta İken, Tahtı Neden Oğlu Sultan Mehmed'e Terkedip Manisa'ya Çekilmişti

Târih, henüz cevâbı bulunamamış karmaşık meselelerle dolu uçsuz bucaksız bir ummandır. Asırlar önce meydana gelmiş, tarihin dönüm noktası sayılabilecek öylesine mühim hâdiseler vardır ki, bunlar bir dönemin büyük vak'alarına damgasını vurmuş ve pek çok önemli olaya zemin hazırlamış olmalarına rağmen, o dönemi aydınlatacak eserlerin ve eldeki mevcut belgelerin yetersizliği yüzünden ne yazık ki çözülememiş bir muammâ olarak kalmış, üzerinden asırlar geçtiği hâlde hâlâ aydınlatılamamıştır.

İşte bu müphem ve karmaşık meselelerden bir tânesi de; Sultan İkinci Murad'ın henüz hayatta olmasına rağmen, durup dururken neden tahtı oğlu Sultan Mehmed'e bırakıp Manisa'ya çekildiği meselesidir.


Osmanlı Kaynakları Sultan Murad'ın Tahttan Çekilişi Hakkında Ne Diyor

Osmanlı pâdişâhlarının hemen hemen hepsi hayatta oldukları sürece, kendilerine emânet edilen halkın ve reâyânın idâresini sekteye uğratmamak, din ve devlet işlerinin aksamadan yürümesini sağlamak için ölünceye kadar devlet yönetiminden ellerini çekmemişler; ancak üzerlerinde ölüm alâmetlerinin belirdiğini hissetiklerinde, sancak beyliği yapan şehzâdelerinden birini saraya çağırtıp yerlerine geçirmiş ve herhangi bir fitneye meydan vermemek için, son nefeslerini verinceye kadar bunu ilân ettirmemişlerdi.

Şu kadar var ki, 1444 yılı ortalarına gelindiğinde yirmi üç yıldır Osmanlı tahtında bulunan Sultan II. Murad, birdenbire ânî bir kararla bu geleneğin dışına çıktı; anlaşılamayan bir sebeple, beklenmedik bir biçimde tahtı oğlu Şehzâde Sultan Mehmed'e bırakıp şehzâdeler diyârı Manisa'nın yolunu tuttu. Eski pâdişah, o güne kadar hiç görülmemiş bir biçimde, hayatta olmasına rağmen şehzâdesinin sancağında duracak; şehzâde ise babası henüz merhum olmadığı hâlde, çocuk yaşta Osmanlı tahtına oturacaktı!..

Bugüne kadar Osmanlı kaynaklarının hiçbirinde, Sultan Murâd'ın neden böyle bir karar aldığına dair en ufak bir iz ve işârete dahî rastlanmamış; hepsi pâdişâhın tahttan çekilişini benzer cümlelerle hikâye etmekle kalmıştır.

Meselâ, Sultan Murâd'ın saltanat yıllarını görmüş olan Âşık Paşa-zâde, onun tahttan çekilişini hikâye ederken, yalnızca pâdişâhın Halil Paşa'ya: "Ben oğlumı tahta geçürürin, pâdişâh ideyin! ..Ben dahî hayli gazâ seferlerin itdüm, imdi benüm oğlım dahî benüm hayâtumda göreyüm ne sûret ilen pâdişâh olur?" dediğinden sözeder,(1) başka bir sebep zikretmez. Âşık Paşa-zâde'yi kaynak alan Neşrî de kelimesi kelimesine aynı sözleri tekrarlayıp, mevcut rivâyete yeni bir bilgi ilâve etmez.(2)

Behiştî ise "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân"ının VI. cildinde, Sultan Murâd'ın tahtı oğluna bırakmasının sebebi üzerinde dururken, onun bu işe "devlet-i dünyâya nefs-i nefîsüñ teveccühi-ta'allukı ziyâde olmaduğıyçün kasd eyledi"ğini söyler.(3) "Heşt Behişt"inde onu adım adım tâkip eden İdrîs-i Bitlisî de aynı sözleri tekrâr eder, ancak her ikisi de tahttan ferâgate bunun dışında bir neden göstermez.(4)

Rûhî Çelebi tahttan çekilme hâdisesini kısa cümlelerle geçiştirirken;(5) Oruç Beg "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân"ının günümüze ulaşmış en mufassal nüshasında bile, ferâgatin sebebiyle ilgili herhangi bir bilgi vermez.(6)

Müverrihler arasında keskin ferâsetiyle, bu durumun şaşırtıcı ve hayret verici olduğuna dikkat çekenler de olmuştur. Meselâ Kemâl Paşa-zâde "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân"ının "VI. Defter"inin günümüze intikâl eden yegâne kısmında, Sultan Murâd'ın beklenmedik bir biçimde tahtı oğlu Sultan Mehmed'e bırakarak Manisa'ya çekilmesini, daha önce rastlanmadık ilginç bir durum olarak nitelendirerek: "Bu hâl ki, nevâdir-i ahvâlden (nâdir rastlanacak hâllerden)di." demiş,(7) ancak bu şaşırtıcı durumun nedenini ortaya koyacak herhangi bir sebep zikretmemekle, konuyu aydınlatacak bir kaynağa ulaşamadığını göstermiştir.

Bu kaynaklardan sonra, ikinci elden kaynakları yazan olan müverrihler de Sultan Murad'ın ânî bir biçimde tahtı oğluna terketmesinin sebebini tahlil etmişler; ancak bu hususta sadece fikir yürüterek, özetle bu durumun "pâdişâhın gelip-geçici dünyâ saltanatına değer vermemesi"nden ve "âhir ömründe ibâdet-taatla meşgul olmak istemesi"nden kaynaklandığı fikrinde birleşmişlerdir.

Ezcümle Hoca Sa'deddîn Efendi'nin "Tâcü't-Tevârîh"te, Manisa'ya çekilen Sultan Murad'ın dilinden nazmettiği;

"Varalum bir iki gün zikr idelüm Mevlâ'yı

Bize ısmarlamadılar bu yalan dünyâyı." beyti buna açık bir örnektir.(8)


Tahttan Çekilişin Gerçek Sebebi, Za'îfî'nin "Gazavât-nâme"sinin Keşfiyle Ortaya Çıktı!..

Sultan II. Murad dönemi şâir ve mutasavvıflarından olup, pâdişâha hayli yakınlık kesbetmiş olan Gelibolu'lu Za'îfî Mehmed, bugüne kadar "kayıp eser" muâmelesi gören, Afyon Gedik Ahmet Paşa Kütüphanesi'nin tozlu raflarında çürümeye terkedilen manzum "Gazavât-nâme"sinde, o devirle ilgili bilinmeyen pek çok ayrıntıyı kolay anlaşılır bir üslûpla nazmetmişti. Sultan Murad'ın üç gazâsı hakkında orijinal bilgiler içeren bu gazavât-nâmede, başka hiçbir kaynakta yer almadığı hâlde, Sultan Murad'ın tahttan çekilmesinin sebebi de açıkça zikredilmişti!..

Za'îfî'nin "Gazavât-ı Sultân Murâd İbn-i Muhammed Hân" adını taşıyan bu kıymetli eserindeki ifâdesine göre, Sultan Murad Bursa'da ikâmet ettiği sırada Resulullah Aleyhisselâm'ı rüyâsında görmüş; Resulullah ona yakında büyük bir savaşın zuhûr edeceğini bildirmiş ve tahtını derhâl oğlu Sultan Mehmed'e bırakmasını emretmişti:

"Meger ol vaktda kim Gâzî Murâd Hân

Yiñi-şehr'de karâr itmiş-idi iy cân

Biş-oñ gün çün-kim ânda olmışıdı

Bes ândan Bûrsa'ya gelmiş-idi

Gicâ-gündüz sürâr-iken safâyı

Görür bir gice düşde Mustafâ'yı

Resûl âña dimiş kim: İy Murâd Hân!

Gözüñ aç kim saña rahm itdi Rahmân

Ki küfr ehli elüñde basılıser

Kılıcuñ dâhı 'arşda asılıser

Ve-lîkin beglügüñden kıl teberrâ

Niçâ ola başuñda üş-bu gavgâ?

Dilerseñ kim murâduñ ola hâsıl

Dahî beglik işine olma mâ'il

Bu-demden oğlına vir tâc-u tahtuñ

Dilerseñ hôş ola bâkîde bahtuñ

Bu Şâh'uñ kim Muhammed'dürür âdı

Olısardur her işde Tañrı Hâdî

Bu vaktüñ şimdi oldur pâdişâhı

Ki uruldı bâşına tâc-ı İlâhî

Olısar bu gaz'ânuñ devletinde

Tekarrüb kesb idiser Hakk katında

Ve-lî sensin sebeb üş-bu gazâya

Ki feryâd iresin yohsûl-u bâya

Bu-deñlü söyleyüben gider ol Mâh

Hemân-dem uykusından uyanur Şâh

Görür kim odası nûr ile tolmış

Karâñu gice san-kim gündüz olmış

Çû Şâh'a irişür üş-bu sa'âdet

Turur irteyâ-dek eyler 'ibâdet

Bu hâli cân içinde saklamışdı

Ne kaydı vâr-ise yâr kalmışdı."(9)

Za'îfî'nin bu mühim kaydı, asırlardır karanlıkta kalan ve üzerinde soru işâreti bulunan, Sultan Murad'ın tahtını niçin oğlu Sultan Mehmed'e terkettiği meselesine ışık tutmakta ve işin asıl sebebini açıkça ortaya koymaktadır.

Pâdişâha olan yakınlığı nedeniyle işin aslına vâkıf olduğu anlaşılan Za'îfî'nin bu mısrâlarından, ileride Peygamberî müjdeye erecek olan Sultan Mehmed'in mânevî bir işâretle, daha o yıllarda iken düşmanla mücâdele etmesinin istendiği ve bununla Allah katındaki derecesinin yükselmesinin murâd edildiği anlaşılmaktadır.

Gelibolu'lu Za'îfî Mehmed'in "Gazavât-nâme"sindeki başka bir kaydına göre, Halil Paşa pâdişâha haçlıların kalabalık bir ordu ile yaklaştığını haber verince,(10) Sultan Murâd rüyâsında işâret edilen ve oğlu Sultan Mehmed'in "devletinde" meydana geleceği bildirilen "gazâ"nın gelip çattığını anlamıştı:

"Çû vâkız oldı Şâh üş-bu haberden

Fereh buldı be-gâyet ol eserden

Didi kim: Düşmenüñ budur nişânı

Ki irişdi cân-u cisme şâzumânı

Buyurdı yazdılar yine cevâbın

Didiler: Şâh'uñ irişdür hitâbın

Gine biş günde kâsıd irmiş-idi

Paşa'ya ol bitiyi virmiş-idi

Çû mihrini götürdi Paşa ânuñ

İşid imdi sözini Gâzî Hân'uñ

Bu resme itmiş ol mektûbın inşâ

Ki: Yârî kıldı bize Hakk Te'âlâ

Dahî oldı baña bir hôş işâret

Bu ma'nîden 'azîm düşdi beşâret

Bu kim gördüm düşümde Mustafâ'yı

Didi: Hakk saña virdi bu gazâyı

Dahî oğluña virgil tahtuñı dir

'Alâ't-ta'cîl virib-iy rahtuñı dir

Bes eyle olsa siz dâhı varasız

Be-cidd oğlum tahta gâçürasiz

Dahî eglendügüm üş-budur iy cân

Ki yine deprenür dirler Karamân

Bunı berkidelüm ândan varalum

Ne-kim takdîr-i Hakk-ise göralüm."(11)

Fâtih'in saray şeh-nâmecisi Kâşifî'nin "Gazâ-nâme'-i Rûm" adlı eserindeki bâzı kayıtlar, bu anlayışın o devirde saray çevresinde hâkim olduğunu göstermektedir. Rivâyetlerinin önemli bir kısmını Sultan Murad'ın yakın musâhiblerinden alan Kâşifî, "cihân-dîde" ve "ilim sâhibi" olduğunu belirttiği bir kimseden naklen,(12) Sultan Murad'ın haçlı ordusunun yaklaştığını haber alınca devlet ileri gelenlerini biraraya topladığını ve burada "Mehmed'in yaklaşan düşmana gâlip geleceği"ni müzâkere eden bir şahsın, ebced hesâbına dayanarak "Şâh-zâde"den başkasının "kâfirân" ordusuna gâlip gelemeyeceği neticesine vardığını söyler.(13)

Bu müzâkere Za'îfî'nin, "Gazavât-nâme"sinde Edirne'de yapılmış olduğuna işâret ettiği şu müzâkere olmalıdır:

"Paşalar çün bu sözi añladılar

Ta'accüb idüben key tañladılar

Didiler: Şâh'a Hakk ilhâm itmiş

Düşinde her işin i'lâm itmiş

Bes eyle olsa buña n'itmek gerekdür?

Duruben kapuya gitmek gerekdür

Bu fikr-ile durıb begler-paşalar

Dahî 'âlimler-ü hem kit-hüdâlar

Sabâh dîvânıyıdı kim varurlar

Muhammed Şâh'ı tahta gâçürürler

Kodılar bâşına bir gevherî tâc

Dahî arakasına bir saru dîbâc

Dahî kılıcını ol Gâzi Hân'uñ

Biline bagladılar ol-gün ânuñ

Dahî beglikde ne olursa 'âdet

Kamûsın itdilar-idi tamâmet."(14)

Kâşifî "Gazâ-nâme'-i Rûm"daki rivâyetinde Sultan Murâd'ı bu müzâkerede bizzat hazır bulunmuş gibi gösterse de, Prof. Dr. Halil İnalcık tarafından bulunan anonim "Gazavât-nâme"de yer alan şu kayıt, Za'îfî'nin pâdişâhı Bursa'da gösteren yukarıdaki sözlerini doğrulamaktadır: "Pâdişâh emr idüb yeñi-çerî ağası Hızır Ağa'yı ve sâ'ir begleri şem'ine cem' idüb (etrâfına toplayıp) ve libâslar geydürüb ve bunlara eyitdi (dedi) kim: 'Bakın begler, paşalar! Bu âña gelince pâdişâhuñuz ben idim, ba'de'l-yevm (bu günden sonra) pâdişâhuñuz oğlumdur! İmdi göreyim sizi nice geçünürsüñüz ve nice tedbîr idüb, her işe nice çalışursuñuz? Göreyim sizi!.. Zîrâ ben cümle tâc-u tahtumı ve 'unvânumı fî'l-cümle oğluma virdüm, hâlâ pâdişâh oğlumı bilesiz!' didikde, cümlesi: 'Emr Hünkâr'umuñ!' diyû bâş yire koyub, eger yeñi-çerî ve eger sipâh ve cümle paşalar ve begler, cümlesi Edirne'ye teveccüh idüb yürüdiler, Pâdişâh-ı 'âlem ânda kaldı."(15)

Bu üç gazavat-nâmedeki rivâyetler karşılaştırıldığında; Sultan Murâd Hân'ın, Bursa'da Resulullah Aleyhisselâm'dan tahtı oğluna bırakma emrini alınca, önce berâberinde bulunan yeniçeri ağasına ve diğer paşalara bunu açıkladığı, Edirne'de bulunan Halil Paşa ve diğer devlet erkânına ise durumu bildirmek üzre bir mektup yolladığı anlaşılmaktadır. Sultan Murad'ın mâiyyetinde bulunan yeniçeri ağası ve diğer beyler, Edirne'de yeni pâdişâhın cülûs merâsimine katılmak üzre yola çıkmış, Sultan Murâd ise hem Za'îfî'nin, hem de anonim "Gazavât-nâme" yazarının kayıtlarından anlaşılacağı üzre, merâsime katılmayıp Bursa'da kalmıştır.

Kâşifî'nin, Sultan Murâd'ın cülûs merâsimine katıldığını zannetmesi; pâdişâhın Bursa'da, yanındaki paşalarla yaptığı müzâkere ile, Edirne'deki devlet erkânının mektuptan sonra yaptıkları müzâkereyi birbirine karıştırmasından kaynaklanmış olmalıdır.


Sultan Murad Varna Savaşı'ndan Sonra Tahtı Hangi Sebeple Devraldı?

Resulullah Aleyhisselâm'ın emriyle tâcını ve tahtını oğluna terkedip derhâl Manisa'ya çekilen Sultan Murâd Hân, gönderdiği mektupta tahtı oğluna bırakmasının nedenini açıkça bildirdiği hâlde, o an bunu kabul etmiş gibi görünmelerine rağmen, Çandarlı Halil Paşa'nın başını çektiği bâzı devlet erkânı genç şehzâdenin pâdişahlığını bir türlü içlerine sindirememişlerdi. Bilhâssa savaşmayı sevmeyen, küffar devletleriyle hoş geçinme gâyesi güden Halîl Paşa, kendisine rakip olarak gördüğü savaş yanlısı genç pâdişâhı, yeniçerileri el altından tahrik ederek kendi tahakkümü altına almaya çalışmış, savaşa gitmesini engellemek için elinden geleni yapmış; onun en kudretli taraftarlarından olan vezir Hekîm Fazlullâh'ı azlettirmeyi başardığı gibi, yeniçerileri Rumeli beylerbeyi Şihâbüddîn Paşa'nın üzerine salarak evini yağmalatmış, hattâ Paşa Sultan Mehmed'in yanına kaçarak canını güçlükle kurtarmıştı!..

Çandarlı'nın ısrârıyla Edirne'ye dönerek ordusunun başına geçen Murad Hân, Varna Savaşı'ndan sonra kendisini tekrar tahta döndürmek için ortalığı fesâda veren eski vezîrinin ve taraftarlarının tertipleri sonucunda, nihâyet oğlunu karşısına alarak ona şu hitâbı yapmak zorunda kalmıştı:

"Resûl'üñ hem sözini dâhı dutdum

İki yıl sini bu ile beg itdüm

Çû bildüñ cümle begligüñ işini

Eyü yavuz neyise cünbişini

Ve-lî gördüm azmışdur bu kapu

Gelüben az kişi eyler saña tapu."(16)

Za'îfî'nin bizzat o asırda kayda geçirdiği, başka hiçbir kaynakta yer almayan bu önemli kayıtlar, Sultan Murâd'ın tahtı oğlu Sultan Mehmed'e Resulullah Aleyhisselâm'ın emriyle terkettiğini göstermekte; bugüne kadar bir türlü çözülemeyen bu karmaşık meselenin asıl sebebini açıkça gözler önüne sermektedir.

Murâd-ı İlâhî Varna Savaşı'na Sultan Mehmed'in gitmesinden ve bu zaferi onun elde etmesinden yana olduğu hâlde, fesadçıların tertibi yüzünden bir başka zamâna ertelenen bu vaad-i Sübhânî, çok geçmeden daha büyük bir zaferle, "İstanbul'un Fethi"yle yerine gelecek, emr-i Peygamberî'ye hürmetsizlik eden vezir Çandarlı ise, fetihten hemen sonra bu cürmünün cezâsını canıyla ödeyecekti!..

Kaynak:

(1) Âşık Paşa-zâde Ahmed Âşıkî, "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân", s. 184, H. N. Atsız neşri, "Osmanlı Tarihleri-I" içinde. bas.: Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1949.

(2) Neşrî, "Kitâb-ı Cihân-nümâ", c. 2, s. 646, F. R. Unat - M. A. Köymen neşri, TTK, Ankara, 1957.

(3) Behiştî, "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân", c. VI, British Museum, Add. Gr. Mr.: 7869, vr. 126b.

(4) İdrîs-i Bitlîsî, "Heşt Behişt Tercümesi", Hamîdiye, nr.: 928, VI. Ketîbe, vr. 412a.

(5) Rûhî Çelebi, "Târîh-i Rûhî", Oxford Bodleian Library, Marsh, nr.: 313, vr. 114b; H. E. Cengiz - Yaşar Yücel neşri, s. 441 (TTK Belgeler, XIV / 18 içinde).

(6) Oruç Beg, "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân", Yapı Kredi Sermet Çifter Arş. Ktp. nr.: 773, vr. 66a.

(7) İbn-i Kemâl (Kemâl Paşa-zâde), "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân", VI. Defter, Bibliotheque Nationale, Supp. Turc. nr.. 157, vr. 2a.

(8) Hoca Sa'deddîn Efendi, "Tâcü't-Tevârîh", c. 1, s. 376, tab': İstanbul, 1279

(9) Gelibolu'lu Za'îfî Mehmed, "Gazavât-ı Sultân Murâd İbn-i Muhammed Hân", Afyon Gedik Ahmed Paşa İl Halk Ktp., nr.: 18349/1, vr. 50a-50b.

(10) Gelibolu'lu Za'îfî, a.g.e., vr. 51a.

(11) Gelibolu'lu Za'îfî, a.g.e., vr. 51b.

(12) Kâşifî, "Gazâ-nâme'-i Rûm", İ.Ü. Ktp. FY, nr.: 1388, vr. 10a.

(13) Kâşifî, a.g.e., vr. 11a-11b.

(14) Gelibolu'lu Za'îfî, a.g.e., vr. 51b-52a.

(15) Halil İnalcık-Mevlüt Oğuz, "Gazavât-ı Sultân Murâd bin Muhammed Hân", s. 36-37 / vr. 34b. TTK yayını, Ankara, 1978.

(16) Gelibolu'lu Za'îfî, a.g.e., vr. 99b.

Konu Hale tarafından 20 Ağustos 2015 Perşembe - 22:28 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı