İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Osmanlı Devri Halıları | Osmanlı Saray Halıları

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Osmanlı Devri Halıları


Resmi ekleyen



13-14. yüzyıl Divriği Ulu Cami halısı, Halı Müzesi, Eminönü


Hayvan halılarının çeşitli yerlerde meydana çıkarılması ve bunların Avrupalı ressamların tablo ve fresklerindeki halı tasvirlerine dayanarak, XIV. yüzyıl başından XV. yüzyıl sonu'na kadar 200 yıl içinde tarihlendirilmesi ile değerlendirme yolunu ilk defa Kurt Erdmann açmıştır.

Bu devirde geometrik dolgulu bölümler gösteren halıların da yapılmakta olduğu, yine tablolardaki halı tasvirlerinden anlaşılmaktadır. Bunlarda zemin karelere bölünmüş ve her karenin içi geometrik motiflerle dolgulanmıştır. Bunlar daha sonra Holbein adı ile tanınan halıların ilk basamakları olarak kabul edilebilir. 1451 ve 1460 tarihli üç İtalyan resminde tasvir edilen bu tip halıların üçü de kufi bordürlü olup, Berlin'de Rafellino del Garbo'nun son harpte yanmış olan tablosunda (15. yüzyıl sonu) kufi bordur örgü motifi haline gelmiştir. Buna benzer kufi bordürle diğer bir halı Floransalı ressam Lorenzo di Credi 'nin, Pistoia artarında (1478-1485) görülmektedir.

Hayvan figürlü halılar yanında, tablolarda görülen az sayıda geometrik motifi halılar, 15. yüzyıl ortalarında hayvan halılarının yerini almaya başlar ve yüzyıl sonunda hayvan halılarının hemen tamamen kaybolmasıyla geometrik motifli halılar hâkim olur. Bu halıların ilk örnekleri 14. yüzyıl başlarında Floransa ve Assisi ressamları tarafından tasvir edilmiştir. Assisi' de 14. yüzyıl başında Giotto ekolü, bir freskte böyle geometrik örnekli bir halı görülür. Floransa'da S. M. Novella'da bir freskde ve Pratoda S. Spirito' da diğer örnekler vardır. Fustatta bulunan halı parçaları arasında da benzer örnekler görülür.

15. yüzyıl ortasından başlayarak bu halılarda geometrik ve aslı anlaşılmayacak derece'de üsluplanarak geometrik şekle uydurulmuş bitki motifi kompozisyonlar hâkim olmaya başlar, ilk defa Piero deha Francesca' nın Rimini de, San Francesco'da 1451 tarihli freskinden az sonra Mantegnanın, Verona San Zeno Kilisesi'nde 1459 tarihli Meryem ve Çocuk Isa tablosunda böyle halılar resmedilmiştir.

Riefstahl tarafından 30 Mayıs 1932'de Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nde bir parçası keşfolunan halı, sonraları Holbein'in adı ile tanı'nan halı tiplerinin öncüsü olarak kabul edilebilir. Buradan Konya, Mevlana Müzesi'ne getirilen halıda koyu mavi zemin büyük karelere bölünmüş, ortalarına etrafı bir sarı, bir mavi şeritle çevrilmiş kırmızı renkte baklavaya yakın iri sekizgen madalyonlar yerleştirilmiştir. Karelerin köşelerini kesen çeyrek baklavaların birleşmesinden meydana gelen köşe dolgusu halindeki parçalı baklavalar da kırmızı renktedir. Baklavayı andıran büyük sekizgenlerin ortasında sarı bir rozetten dört tarafa çıkan saplar üzerinde üsluplanmış birer lotus vardır. Geniş bordürde koyu mavi üzerine açık mavi olarak kufiden gelişen köşeli süslemeler meandrı andıran şekilde karşılıklı kare bölümler halinde sıralanmıştır. Dar bordürlerde kırmızı zemin üzerine mor renkli çiçek motifleri iki yandan şematik sarı yaprakçıklarla kavranıp bir aşağı bir yukarı dönük stilize motifler halinde sıralanmıştır. Zemin ve bordürler açık kahverengi üzerine sarı kırık 'S' lerden ibaret bir şeritle sınırlanmıştır. Sonradan Holbein halıları adı altında toplanan halıların öncüsü olarak 15. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen parça halindeki halı, aslında 5 metreye varan uzunlukta büyük bir halıdan kalmıştır. 1969 yazında müzenin deposunda bulduğumuz diğer üç parça ile Riefstahl' ın getirdiği dört büyük kareden ibaret zemin 10 kareye tamamlanarak dört parça halinde kanaviçe üzerine bir araya dikilmiştir.

Kaydırılmış eksenler üzerinde sıralanmış sekizgen, altıgen ve baklava örnekli halılar Fustat 'ta bulunan parçalar arasında da ele geçirilmiştir. İsveç Müzelerinde bulunan bu parçalardan Göteborg Röhss Müzesi'nde bulunan parçanın geniş bordürü, Beyşehir halısının bordürünü aynen tekrarlamaktadır.


Küçük Örnekli I. Tip Holbein Halıları

15. yüzyıl ortasından başlayarak değişik eksenler üzerinde sıralanmış sekizgen ve baklava kompozisyonlu halılar, Avrupa resminde gittikçe artarak resmedilmiştir. Bu çeşit halılar yanlış olarak Alman ressam Hans Holbein adı'na bağlanmaktadır. Fakat bunlar daha Genç Holbein' in doğumundan çok önce İtalyan ressamları tarafından resmedilmiştir. 15. yüzyıl'dan 16. yüzyıla, yani klasik devre geçişi hazır'layan bu halı grubu, dört tip içinde gelişmiş olup, Holbein bunlardan sadece iki tipi resmetmiş, bir tipini ise hiç resmetmemiştir. Birinci tip veya küçük örnekli Holbein halılarında zemin küçük karelere bölünmüş, ortası sekizgenle doldurulmuş kareler ve her karenin köşelerindeki çeyrek baklavaların birleşmesinden meydana gelen baklavalar, örneğin asıl semasıdır ve Beyşehir halısının geometrik kompozisyonunu küçük karelere bölünmüş halde tekrarlar.

Sekizgenlerin konturları düğümlü şeritlerden gelişmiş olup, ortalarında sekizli yıldız dolgusu ile küçük bir sekizgen vardır. Dört kollu palmetler den dolgular, ara'arında çok stilize şematik lotuslarla baklavaları meydana getirir. Böylece değişik eksenler üzerinde bir sıra baklava, bir sıra sekizgen ortaya çıkar. Ayrıca, örnekler dört taraftan yıldız dolgulu birer küçük sekizgen rozetle çevre'lenmiştir. (Çizim 23, 24) Bu tip halılarda zemin rengi mavi ve kırmızı olup, yeşil az görülür.

Berlin islam Sanatı Müzesi'nde bulunan 1.59 x 0.89 m. boyutlu orijinal bir halı, örgü motifi halini almış kufi bordur ile karakteristik bir örnektir. Düsseldorf' daki koleksiyondan gelen bu halıyı, Erdmann, 15. yüzyıla koymaktadır. Diğerleri hep 16. yüzyıldandır. İstanbul T.İ.E.M.' de biri kufi bordürlü olarak bu tipten iki parça halı vardır. Ortalama 200 yıl kadar devam eden bu çeşit halılar 16. yüzyıldan sonra azalarak, 17. yüzyıl'da kaybolmuştur. Hans Holbein'in 1532'de Londra'da yaptığı portrede böyle bir halı resmedilmiştir.

Londra National Gallery'de bilinmeyen bir ressamın eseri olan 1604 tarihli "The Somer'set House Conference" tablosunda uzun masanın üstünü örten bu tip bir halı son örnek'lerden olmakla beraber, kufi bordürü ile çok canlı resmedilmiştir.

Mc Mullan koleksiyonundan New York Metropolitan müzesine alınan halı kufiden bozma bordürlü, kırmızı zemin üzerine mavi baklavalar ve beyaz sekizgenlerle 17. yüzyıl sonundan çok nadir bir örnektir.

Holbein I halılarının çok nadir ve benzeri bilinmeyen diğer bir yıpranmış örneği son yıl'larda Londra Keir koleksiyonuna kazandırılmıştır. (1.62 x 1.28 m) Koyu mavi zemin üzerine beyaz ve açık mavi olarak zemin renkleri alternatif değişen sekizgenler karşılıklı olarak açılmış iki stilize lotustan meydana gelen baklavalar ve aralarında beyaz zemine sekiz uçlu yıldız rozetlerden ibaret motifler aralarında hiçbir bağlantı olmadan sıralanmıştır. Daha çok kilim etkisi bırakan bu halı 16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyıl başına tarihlendirilebilir.

Piero della Francesca' nın Rimini San Francesco Kilisesi'ndeki 1451 tarihli duvar resminde Rimini prensinin Aziz Burgundlu Sigusmund önünde üzerinde diz çöktüğü halı, bu tipin Avrupa tablolarında görülen ilk örneğidir.

Bundan önceki tarihte istanbul T.K.S. Hz. 2153 numaralı albümde Herat ekolünden bir minyatürde ( ca 1429 / 30 ) de kufi bordürlü böyle bir halı tasviri vardır.

Rimini San Francesco Kilisesi'nde 1451 tarihli duvar resminden sonra, diğer birçok italyan resminde bu küçük örnekli Holbein halıları resmedilmiş, İspanya ve Kuzey Avrupa resminde de 1550'lere kadar devam etmiştir. Mentegna'nin 1459'da Verona San Zeno Kili sesi altar resmi, Floransa San Minicato' da Baldovinetti' nin 1460 tarihli tepşir tablosu, Lorenzo Credi' nin Pistoia Katedrali'ndeki 1480 tarihli resmi, Venedik Accademia da Carpaccio 'nun 1495 tarihli Azize Ursula serisi ve 16. yüzyıl başında 1505'te Pinturicchio'nun Siena' daki freskleri bu tip halıların tasvir edildiği diğer resimlerdir.

Bunlardan anlaşıldığına göre, bu halıların kufi ve örgülü kufi bordürlerinde kronolojik bir gelişme olmuştur. Hans Holbein'in Berlin Staatliche Museen'de bulunan "Tüccar Georg Gisze" tablosunda masayı örten halının örgü'lü kufi bordürü Rafaellino del Garbo' nun Berlin Müzesi'nde son harpte yanan 15. yüzyıl sonunda "Meryem ve Çocuk İsa" tablosunda tahtın altına serilen halının örgülü kufi bordürü, bu gelişmenin karakteristik basamakları ve örnekleridir. (Levha 53) Prado müzesinde Van Orley' in kutsal aile tablosundaki halıda da kufi bordur gelişmesinin bir örneği görülür. Bordürlerde olduğu gibi, zemin örneğinde renk ve desen bakımından ilgi çekici nüanslar, bu halıların başarısını ve zenginliğini artırmaktadır. Bu durumda küçük örnekli veya birinci tip Holbein halılarının Anadolu'daki Uşak bölgesi tezgâhlarından çok sayı da Batı Avrupa ülkelerine ihraç edildiği, çok tutulup sevildiği ve taklitlerinin yapıldığı açıkça belli olmaktadır.

16. yüzyıl başından diğer bir örnek TİEM' de bulunan bir parça halı olup burada örgülü kufi bordur bir zencerek biçiminde gelişmiştir. Köşelerde çok başarılı olan kufi bordur rozetlerle zenginleştirilerek dekoratif bir ifade kazanmıştır.

Divriği Ulu Camii'nden gelen bu tip halıda ise örgülü sekizgenlerin ara dolgusunun rozetlerle sıralanması görülür.

TİEM' de bulunan küçük boyda harap bir halıda zemin örgülü şeritlerle sekiz parçaya bölünmüş, her sırada zemin rengi değişen karelerin köşelerinde örgülü şeritten belirsiz birer baklava meydana gelmiştir. 1. tip Holbein' lerin şematik benzeri olan bu halının örneği 15. yüzyıl Timur devri Herat Ekolü minyatürlerinde görülür. Halı daha sonraki tarihlerden kalmış olmalıdır. Zeminin eşit karelere bölünmesi 19. yüzyıl Tekke Türkmen halılarında devam eden bir kompozisyon olmuştur. Yalnız burada sekizgenler, karelerin kesişen köşelerinden meydana gelmiş baklavalar ise karelerin ortasına yerleştirilmiştir.

1533 tarihli ve Zürich Landesmuseum' da bulunan bir İsviçre işlemesinde bu çeşit halıların karakteristik zemin örneği aslına yakın bir benzerlikle taklit edilmiştir. TİEM' deki harap halı da buna yakın tarihlere konulabilir.

Divriği Ulu Camii'nden Vakıflar Halı Müzesi'ne gelen 1.60 x 2.40 m. büyüklükte kırmızı zeminli halıda Holbein I. tipindeki şemanın değişmesiyle baklavaların kaybolduğu, örgülü sekizgenlerin sadece rozetlerle alternatif sıralandığı bir örnek görülmektedir. Çok stilize bulut ve kıvrık dal motiflerinden bordürüyle bu halı 16. yüzyıl sonu ile 17. yüzyıl başına tarihlenebilir. Bordur Türkmen halılarına uyar.

Buna karşılık ayni müzeden yıpranmış küçük bir parçası kalmış olan geometrik örnekli diğer bir Anadolu halısında zemin küçük karelerle (belki her sırada dört kare olarak) ve tamamıyla geometrik motiflerle dolgulanmıştır. 18. yüzyıla uzanan geç devir özelliği taşır.

Geç devir karakteri gösteren diğer bir geometrik örnekli Batı Anadolu halısı bu müze'nin koleksiyonları arasında yer almıştır. 1.74 x 1.23 m büyüklükteki bu halı kırmızı zemin üzerine sekizgenlerle çok küçültülmüş sarı renk'te baklavalardan sade bir örnek göstermektedir. Bir karenin her kenarından ikişer uç çıkan şema ile sekizgenlerin rengi diyagonal olarak sarı, mavi, kırmızı ve koyu mavi olarak değişmektedir. Yıldız, çiçek ve rozetlerin sıralanmasını gösteren bordur herhangi bir özellik taşımıyor. 18. yüzyıl son yarısına tarihlendirilebilen bu Holbein tipi halı Türkmen halılarına kadar uzanan bir gelişmeye işaret eder.

Konu Hale tarafından 13 Ağustos 2015 Perşembe - 07:14 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Osmanlı Devri Halıları



Resmi ekleyen

16. yüzyıl Türk halısı, Anadolu, Halı Müzesi, Eminönü


İlk bakışta çok farklı görülmekle beraber, aynı şemayı muhafaza eden bu halılarda bitki motifleri hâkimdir. Konturları tamamen kaybolmuş sekizgenler ve dört kollu baklavalar ilk Holbein' lerdeki geometrik karakterlerini kaybederek belirsiz konturlu motifler Rûmilerle palmetlerin ince saplarla gevşek olarak ve simetrik şekilde birbirine bağlanmasından doğmuştur. Altta ve üstteki dişli üçgen yapraklar da yeni ortaya çıkan motiflerdir. Çoğu kırmızı zemin üzerine sarı, bazen koyu mavi üzerine sarı Rumi palmet kompozisyonudur. Holbein'in hiçbir zaman tablolarında resmetmediği bu halılar, Venedikli ressam Lorenzo Lotto' nun resimlerinde birkaç defa görüldüğü için, son yıllarda Lotto halıları olarak tanınmaya başlamıştır. Aslında, Lotto' dan önce 1516' dan başlayarak birçok İtalyan resminde, 1520'den sonra Portekiz resminde, yüzyılın ikinci yarısında Kuzey Avrupa ve İngiliz resminde bu tip halı tasvirleri görülür. Hollanda''da masa örtüsü olarak çok kullanılan bu halıların tasvirleri, Avrupa resminde 1660'a kadar devam etmiş ve daha sonraki yıllarda da tek tük görülmüştür. 16. yüzyıl sonunda birdenbire ilk örnekleri görülen Lotto halıları, 17. yüzyıl sonlarında bir anda ortadan kaybolmuştur. Çeşitli müze ve koleksiyonlarda kalan yüzlerce Lotto halısı arasında 6 metre uzunlukta ve armalı olanlar vardır. Değişik boylarda yapılan bu halılarda motifler de sık ve seyrek olabilir. Kufiden gelişen bordürler yanında klasik Uşak halılarını hatırlatan bulut motifi bordürler ayrıca kartuşlu ve kıvrık dallı olarak çok zengin ve değişik bordürler görülür.

Lorenzo Lotto, Venedik'te S.Giovanni Paolo kilisesinde altar resminde ve Londra National Gallery'de aile grubu tablosunda bu halı'ları bütün detayları ile resmetmiştir. İtalyan resminde ayrıca Sebastiano del Piombo evvelce Harewood koleksiyonunda bulunan 1516 tarihli grup portresinde ve L. Longhi' nin Berlin Gemâlde Galerie'de bulunan tablosunda bu halılar başarıyla resmedilmiştir.

İtalya'da çok sevilen ve tanınan bu tip halı'ların sipariş üzerine yaptırıldığını gösteren iki örnek, Centurione ve Doria ailesinin armalarını taşımakta olup, New York Metropolitan ve Hamburg Kunst und Gewerbe Müzelerinde bulunmaktadır. Böyle armalı halılar, sipariş üzerine Türkiye'de yapılıyordu. Bu bilgilere göre Polonya'da Türk kumaşları çok rağbette olup, ortaçağdan beri ithal ediliyordu. Bu ticaret 1439'da ilk anlaşma imzalanarak gelişti. Kral Sigismund Auguste ve Stefan Batory Türk kumaş ve halıları sipariş ettiler. Memleket ileri gelenleri, asiller (Les magnats) kendi armaları ile işlenmiş halılar sipariş ediyorlardı. Türk dokumalarının Polonya'daki şöhreti envanter kayıtları, vergi defterleri ve kanun'larla belgelenmiştir. Doğudan en büyük sanat ithali Kral Jean III zamanındadır.

XVI. yüzyıl sonundan kufiden gelişen bordur ile çok iyi korunmuş bir Lotto halısı da Londra Victoria and Albert müzesinde bulunmaktadır.

T.İ.E.M.' de bulunan 17. yüzyıl kırmızı zemin üzerine sarı örnekli Lotto halısında klasik Uşak bordürü bulut motifleri arasındaki rozet çiçekleri ortasına birer gamalı haç dolgu yerleştirilmiştir. 5.18 x 2.75 m. boyundaki bu halı, 10 Mayıs 1930'da Antalya Murat Paşa Camii' inden getirilmiştir. Zemini koyu mavi olan örnekleri de vardır. Vakıflar Halı Müzesi'nde kahverengi zemin üzerine mavi örneklerle değişik bir örnekte palmetler arasında kırmızı dolgular vardır. Belirsiz kompozisyonu ile bu halı, geç bir devre, 17. yüzyıl sonuna girebilir.

16. yüzyıldan klasik Uşak bordürü ile çok iyi durumda diğer bir Lotto halısı da Philadelphia Müzesi koleksiyonları arasındadır.

Birinci tip veya küçük örnekli Holbein halıları ile, ikinci tip Holbein veya Lotto halıları Uşak halıları grubuna geçişi hazırlamıştır. Özellikle Lotto adına bağlanan halıların palmet ve Rûmi motifleri madalyonlu, Uşak halı'larında çeşitli şekillerde devam edip değerlendirilmiştir.

Venedik San Giovanni Paolo kilisesinde Lorenzo Lotto' nun bir altar resminde böyle bir halı bütün detaylarıyla aslına uygun olarak resmedilmiştir. New York Metropolitan Müzesinde karakteristik kufi bordürlü küçük parça 16. yüzyıldan kalmadır. Yine aynı müze'de Mc Mullan koleksiyonundan gelen tanınmış halı ise çiçek bordürlü olup sol üst köşe'de Genova' lı aile Genturione ve Dorialar' ın armasını taşımaktadır. Aynı ailenin armasıyla diğer bir Lotto halısı Hamburg Kunst Und Gewerbe Müzesi'nde bulun makta olup 1600 yıllarına tarihlenmektedir.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ndeki karakteristik örnekler arasında zemini mavi renkli olan halıda kırmızı renkte sekizgenler basıklaşmış, kırmızı zeminli baklavalar, içleri mavi palmet dolgulu sarı renkte çifte palmetlerle değişik bir kompozisyondadır ve 17. yüzyıl sonuna girer. Mavi zeminli diğer Lotto halılarına New York Mc Mullan koleksiyonu ile Hollanda da özel bir koleksiyonda rastlanmıştır. Sultanahmet Vakıflar Müzesi'nde kahverengi zemin üzerine mavi ve yeşil örneklerle diğer bir halı Lottoların son örneğidir denebilir. Bu halının örneklerini meydana getiren Rûmi ve palmet motifleri madalyonlu Uşak halılarında biraz daha değişikliğe uğrayarak devam ettirilmiştir.


I I I. Tip veya Büyük Örnekli Holbein Halıları


Zeminin bütün genişliğine yerleştirilen içi sekizgenle doldurulmuş büyük karelerin üst üste sıralandığı sade bir örnek gösterir. Bunlarda uzunlama iki veya dört büyük kare olabilir. 15. yüzyıl boyunca gelişen bu tip halıların kökleri, Anadolu hayvan halıları ile, 14. yüzyılın tablolardan tanıdığımız geometrik motifli halılarına dayanmaktadır. Büyük kareler eşit olup, geometrik veya bitki motiflerinden bir çerçeve ile kavranmıştır. İlk örneklerde görülen örgülü kufi bordur karakteristiktir. Esas motifleri oluşturan büyük sekizgenler yıldızlar ve geometrik bitki motifleriyle dolgulanmış büyük karelerin köşeleri de kancalı üçgen dolgularla süslenmiştir.

Bu tip halılar, daha Holbein' den önce Avrupa'da çok tanınıyordu. 1460'tan 1550'ye kadar İtalya, ispanya, Fransa'da ve İngiliz resminde görülen bu çeşit halılar, küçük örnekli diğer iki tip halılara nispetle desenler ve detaylarda çeşitli zengin değişiklikler göstermektedir.

Bu büyük örnekli III. tip Holbein halılarının tasvirleri ilk olarak 1468'de Marco Constanzo' nun Syraküza katedralinde St. Gerolamo tablosunda, 1476'da Antonello da Massina'nin Dresden galerisinde St. Sebastian resminde görülür.

Daha önce 1526'da Dresden'de bulunan Meryem ve Basel Belediye Reisi Meyer ve ailesi tablosunda resmettiği dört büyük kareli bu tip bir halı tasviri ile bunlara adını vermiştir, ispanya'da çok tanınan bu çeşit halıların 15. yüzyıl sonunda Güney ispanya halı merkezlerinde yapılmış taklitleri vardır.

Vakıflar Halı Müzesi'nde bulunan nadir örnekler arasında ortasında kancalı sekizgeniyle tek bir büyük kareden ibaret halı, stilize palın et ve bitki dolgularıyla süslemelidir. Bordur kartuş desenlidir. Bu halı 16. yüzyıl sonuna girebilir. Aynı müzede bulunan diğer halıda çerçevesiz olarak kollara bölünmüş iki sekizgen ile bordürde kufiden bozma motifler sıralanmıştır. 17. yüzyıl başına girer. Büyük kareler içine alınmış sekiz kollu motifler ve Çin bulutlu bordürleriyle aynı müzede bulunan diğer halı 17. yüzyıl sonuna tarihlenir.

Yine bu müzede parlak canlı renklerle klasik şemanın bozulmuş ve geç bir devamını gösteren halı ise 18. yüzyıl ortalarına tarihlenebilir.

Berlin Müzesinde üç ve dört karenin üst üste sıralandığı iki şahane, biri 16. yüzyıl başından diğeri ortasından kalan nadir örneklerdir. Bunlardan birincisi 16. yüzyıl başından kufi bordürlü ve kırmızı zemin üzerine dikine sıralanmış dört büyük kareli, 4.30 x 2.00 m büyüklükteki halı bütün özellikleriyle klasik bir örneği göstermektedir. Holbein'den önce bu tip halıları resmeden İtalyan ressamlarından Carlo Crivelli'nin Londra National Gallery' de bulunan tepşir resminde tavus kuşunun solunda balkondan gösterişli bir şekil'de sarkan halı ile bunun öncüsü olmuştur. Bu tip halıların kufi bordürlü ve yıldız biçimini al'mış sekizgenlerle değişik bir örneğini Ghirlandojo' nun Floransa Uffizi' deki Meryem'in tahtı altına serilmiş olarak görmekteyiz.

Andrea Solario' nun Milano Brera'da bulu'nan Domenico Morone resminde de böyle bir halı masa örtüsü olarak kullanılmıştır. Carpaccio 'nun yüzyılın sonuna doğru Venedik' teki 1495 tarihli meşhur Ursula efsane'si serisinde gondoldan sarkan halılardan ikisi bu tipe girer. Venedik'te Accademia' da bulunan bu resim yanında aynı yerdeki Mansuetti' nin bir resminde pencere ve balkondan Venedik adetine göre bu tipten halıların sarkıtıldığı görülür.

Genç Hans Holbein'in Londra National Gallery' de bulunan 1533 tarihli "Elçiler" tablo'sunda onun adını alan bu halıların karakteristik bir örneği masa üzerine serilmiş olarak resmedilmiştir.

15. yüzyıl sonundan diğer halı V. Foppa'nın 1485 tarihli freskinde görülür. Milano, Galleria Brerada bulunan bu freskte kucağında Çocuk isa ile Meryem'in önünde korkuluktan aşağı sarkan Holbein III. Tipi halı örgülü ve kûfili bir bordürle erken devri işaret ediyor. 1460 tarihli bir Fransız minyatüründe kufi bordürlü diğer bir Holbein III. tipi halı resmedilmiştir. Viyana Milli Kütüphanede bulunan Dük Rene d'Anjou' ya ait "Livre du cuer d'amour espris" minyatüründe yatağın önüne serili halı erken devir Holbein halısı tasviri karakteristik şekilde verilmiştir. Sağda divanın önünde ise kademeli kancalı sekizgenlerle Memling veya Türkmen gülü motifli diğer bir 15. yüzyıl halısı serilidir.

Adı bilinmeyen bir ressamın St. Giles'in ayini tablosunda (1500 tarihli) geniş örnekli Holbein halısı yere serili olarak tasvir edilmiştir. Burada büyük kareler içerisinde sekizgen dolgu örneği iki defa tekrarlanmıştır.

Batı resminde olduğu gibi minyatürlerde de bu tip halılar tasvir edilmiştir. Kahire Millet Kütüphanesi'nde bulunan bir Kelile Dimne yazmasında tahtın altına serili halı üç büyük sekizgenin üst üste sıralandığı böyle bir halı tipini tasvir ettiği gibi kufi bordürü ile de 15. yüzyıl son yarısına işaret etmektedir.

Kahire, Mısır Milli Kütüphanesi'nde bulunan Kelile Dimne yazmasının 743 (1343-44) 14. yüzyılın ikinci yarısında yapılan bir minyatüründe III. tip geniş örnekli Holbein halısı tasviri görülmektedir. Kufi bordürlü halıda beyaz geometrik dolgulu sekizgen örnek açıkça belirtilmiştir.

Kral Rene d'Anjou için yapılan 1460 tarihli Fransız minyatüründe (Viyana National Bib.) ayakta duran erkeğin bastığı halı da bu örneği gösterir. Yatağın altına serili halı ise, III. tip Büyük örnekli Holbein grubuna girer. Bundan sonra Memling'in diğer birçok tablolarında resmedilmiştir.

Böyle bir halının orijinali Budapeşte Museum of Applied Arts'da 2 parça halinde (62 x 93 cm. ve 107 x 93 cm.) bulunmuştur. Küçük örnekli karelere bölünmüş birinci tip Holbein halıları kompozisyonunun değişik bir tertibini gösteren bu halıda sarı zemin üzerine kırmızı olarak basamaklı ve kancalı konturlu, ortada yıldız dolguları olan baklavaların kare bölümleri içinde sıralandığı zeminle daha sonraki Bergama halılarında görülen bir bordur örneği vardır. 15. yüzyıl sonuna tarihlendirilen bu halının, Konya Mevlana Müzesi'nde bulunan aynı kompozisyonda ve kufiden bozma bordürle küçük bir parça halinde bir benzeri de buna yakın tarihten kalmış olmalıdır. Bu motif daha sonraki Bergama ve Kafkas halılarında tekrar edilmiş olup, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde (İbrahim Paşa Sarayı) bulunan bir halı, bunun çok geç bir devamını gösterir.

Kancalarla süslü basamaklı sekizgenler şeklinde ortaya çıkan Memling gülü motifi Kazak halılarında 19. yüzyıl boyunca devam ettirilmiştir, bunlar arasında seccadeler de vardır. Türkmen gülü de denen bu motifle yapılmış halılar bugün bile Yörükler tarafından dokunarak bütün Anadolu'ya yayılmıştır.

Konu Hale tarafından 13 Ağustos 2015 Perşembe - 07:19 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Osmanlı Devri Halıları


IV. Tip Holbein Halıları

Büyük örnekli üçüncü tip Holbein halıların'dan gelişen değişik bir görünüştür. Bura da, ortada sekizgenle doldurulmuş büyük kare, büyük sekizgen veya iri yıldızların altında ve üstünde ikişer küçük sekizgenden ibaret bir kompozisyon ortaya çıkmaktadır. Bununla Türk halı sanatında ilk defa bir grup'laşma görülüyor ki, bu kompozisyon büyük bir yeniliktir. İlk bakışta Memlûk halılarını etkisi düşünülebilirse de, aslında Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan iki halı, bunların III. tip Büyük örnekli Holbein halılarına bağlantılı gelişmesini açıkça gösterir. Bunlardan on altıncı yüzyıl başına tarihlenen biri, iki büyük karenin üst üste yerleştirilmesi ve altta üstte, ikişer küçük sekizgenin yer alması ile iki tip arasındaki bağlantıyı belli eder. Örgülü kufi bordur de, halının Türk karakterini perçinler. İkinci halı ise gruplaşma kompozisyonunun iki defa tekrarlanması ile Türk halı sanatının esas prensibi olan sonsuzluğa işaret eder.

Bu iki halı büyüklük ve renklerinin tazelik fışkıran ahengi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesinde kendi tiplerinin en nadide örnekleri arasında ver alır. Bunlardaki büyük orta sekizgen ve kufiden gelişen bordur motifi aynı müzede III. tip Holbein halılarının 16. yüzyıl başından kalan örneklerinde görülür.

17. yüzyılın son yarısından kalan diğer bir halı Holbein' in "Elçiler" tablosundaki halının bordürüne uygun olup orta sekizgenin altında ve üstündeki küçük çift madalyonlar da 1. tip Holbein' lerin küçük sekiz genlerinden gelmedir.

17. yüzyıldan diğer bir örnekte büyük sekizgen on altı köşeli bir yıldız şeklini almış alt ve üstteki sekizgenler koyu ve açık mavi ve kırmızı çiçek motifleriyle çevrelenmiştir. Kahverengi zeminli bu halının örnekleri çok canlı ve parlak renkleriyle farklı bir ahenk yaratmaktadır.

18. yüzyıldan diğer bir halıda orta sekizgen bir yıldız içine alınmış alt ve üstteki küçük madalyonlar sonsuz örneğin bir parçası haline gelmiştir.

18. yüzyıldan Londra, Victoria and Albert Müzesi'nde bulunan kırmızı zeminli halıda ise orta sekizgenin yerini büyük bir kare almış, bunun altında ve üstünde birer çift küçük sekizgenlerle bir gruplandırma meydana gelmiştir. Bunun tam bir eşi, benzeri New York Mc Mullan koleksiyonunda bulunuyordu. (Erdmann, Orient. Knüpfteppich Abb.42) Bunlar artık Bergama halılarının geç devriyle sıkı bir bağlantı halindedir.


19. Son iki tip Holbein halısında kufiden gelişen bordürler yanında, birçok çeşit bordur görülür. Düğümler de kabadır. 1 m.de 100.000'i geçmez, ilk iki tip küçük örnekli Holbein' lerde ise, 150.000 düğüme kadar çıkabilir, düğümler Gördes'tir. Bunlar Batı Anadolu Bergama bölgesinde yapılmış ve Bergama halıları olarak ilk iki tipin aksine XIX. yüzyılın sonuna hat'ta günümüze kadar devam etmiş ve etmektedir.

IV. tip Holbein halılarının tam benzeri kompozisyonla diğer bir grup halı Memlûk halıları tekniği Sine düğümü ve motiflerde küçük ağaç sıraları ve bitkilerden desenlerle Para Memlûk halılar adı altında tanınmaktadır. Fakat kullanılan malzeme ve yukarıda açıklandığı gibi, kompozisyonun esası Türk olup, genellikle bu halıların Anadolu'da Memlûk geleneğini tanıyan ustaların kurduğu tezgâhlarda yapıldığı kabul edilmektedir.

Bu gruba girdiği tahmin edilen halıların 1501-1555 yılları arası İtalyan resminde bulunduğu ileri sürülmektedir. Fakat bunun kesinlikle teşhisi güçtür.


Crivelli ve Memling' in Resimlerine Bağlanan Halılar

Büyük ve küçük sekizgenlerle Holbein halıları denilen tiplerde görülen örneklerle bağlantılı fakat farklı motiflerle diğer bir grup Anadolu halıları Crivelli ve Memling' in tablolarınla resmedildiği için onların adını almıştır.

İtalyan Rönesans ressamı Carlo Crivelli'nin iaha önce III. tip geniş örnekli Holbein halısısı resmettiğini gördüğümüz Londra National Gallery'de 1486 tarihli "Annunciation" tablosundan başka Frankfurt Kunstinstitut'da 1482 tarihli "Annunciation"da büyük kemerin üzeindeki balkondan sarkıtılmış küçük bir halı görülür.

Crivelli halılarının bir orijinali Budapeşte Museum of Applied Arts' da uzunlamasına yarım parça olarak bulunmaktadır. (164 cm. x 60 cm.) 15. yüzyıl sonundan kalan bu halıda esas motif sarı zemin üzerine çok renkli köşesi bölümlerden meydana gelen onaltıgen yıldız biçiminde karışık bir örnek olup bazı bölümleri erken hayvan halılarını hatırlatan kuşlar ve stilize dört ayaklı hayvan figürleriyle dolgulanmıştır. Bordur koyu lacivert zemin üzerine sarı ve kırmızı dişli yaprakların fırıldak şeklinde sıralanmasını gösterir ki, İstanbul TİEM' deki geniş örnekli Holbeinler ve 19. yüzyıl Bergamaları hatırlatır.

İlk defa Rönesans ressamı Carlo Crivelli' nin tablolarında görüldüğü için onun adını alan halı cinsinden iki Crivelli halısı da yayınlanmış olup birincisi parça halinde Budapeşte Tatbiki Sanatlar Müzesinden gelen ve diğeri yakında Prof. Nejat Diyarbekirli tarafından Sivrihisar Camiinde keşfedilmiş olandır.

XV. yüzyıl ortasından başlayarak geniş ölçüde Anadolu'dan Avrupa'ya ihraç edilen küçük örnekli ve büyük örnekli Holbein halıları ana grubu yanında özellikle Flaman resminde görülen diğer tipler de vardır. Bunlar bazen tablolarında tasvir edilen ressamların adını da almaktadır.

Flaman resminde Jan Eyck (1390-1441), İtalyan resminde görülmeyen geometrik örnekli Türk halılarına tablolarında yer vermiştir.
Dresden galerisinde bulunan Meryem tablo'sunda tahtın altına serilen halı baklava şeması göstermektedir. Sekizgen yıldızların bu şemaya göre şeritlerle birleştirildiği bu kompozisyonda baklavaların ortasında birer rozet veya yıldız dolgu vardır. Jan Van Eyck'ın talebe'si Petrus Christus'un Frankfurt Staedlischen Kunst Institut'da bulunan bir tablosunda da aynı halı tasviri görülür. Konya Mevlana Müzesi'nde böyle bir halının geç bir orijinali 17. yüzyıla tarihlendirilebilir.

On beşinci yüzyılda Flaman resminde görülen halılarda düğüm veya yıldız dolgulu geometrik bölümler veya büyük sekizgen yıldız'lar gibi örnekler vardır.

Yüzyılın son yarısında Gerard David ve özellikle Hans Memling bu devir halılarının en iyi örneklerini resmetmişlerdir. Bunların çoğu büyük örnekli III. tip Holbein halılarına yakın olup, kare içinde sekizgenler ve bunların dolguları ile benzerlik gösterir. Bunlarda çok rastlanan diğer bir zemin örneği de konturları çengelli madalyonların tekrarlandığı Memling Gülü denilen motifli halılardır.

İtalyan resminde görülmeyen, fakat Hans Memling'in (1465-1494) birçok resimlerine aldığı bu gruba Lotto halılarında olduğu gibi Memling halıları adı verilmektedir. Ortası basamaklı ve konturları kancalı, baklava dolgulu sekizgenlerin yan yana ve üst üste sıralandığı bu halı örneği, Memling' in Viyana Hof Museum Gemâlde Galery'de bulunan bir tablosunda resmedilmiştir. Burada kucağında çocuk İsa ile Meryem'in oturduğu tahtın altına serili halı bu tiptir.

Konu Hale tarafından 13 Ağustos 2015 Perşembe - 07:18 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#4
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Osmanlı Saray Halıları


Türk halılarının klasik gelişmesi yanında, 16. yüzyılın son yarısında bunun dışında kalan teknik ve dekor bakımından tamamen farklı bir grup görülür ki, bunlara Osmanlı Saray Halıları adı verilmektedir. 1514'te Tebriz'in, sonra 1517'de Kahire'nin de Osmanlılarca fethedilmesi Türk halı sanatında yeni teknik ve desen anlayışına yol açmıştır. Kahire tezgâhlarında yapılan ilk halılarda, 1540-1550 arasında Memlûk halılarının renk ve motifleri ile karışık örnekler görülmüş, fakat kısa zamanda Osmanlı Sarayı' nın natüralist üslubu hâkim olmuştur. Herhangi bir gelişmeye bağlanmadan birden meydana çıkan halılarda saz denilen hançer yapraklar, palmet ve madalyonlar tamamıyla natüralist lale, sümbül, karanfil ve nar çiçekleri ile birleştirilerek yepyeni bir üslup yaratılmıştır. Kumaş, çini, tezhip, cilt kapakları ve kalem işleri gibi Osmanlı Sanatının çeşitli kollarında ortaya çıkan natüralist yaprak ve çiçek dekoru, bu halılarda da kendini gösterir. Çok ince ve zengin desenli bu lüks halılarda uçları birbirine daha yakın olduğu için Iran düğümü tercih edilmiştir. Yün ve pamuktan yapılan düğümler, (metrekarede 200.000-700.000 arasında) daha sık olup, kadifeyi andıran yumuşak bir tesir bırakır. İpek düğüm yoktur, yalnız argaç ve arışlarda bazen ipek kullanılmıştır.

Bunlarda Iran halılarının madalyon düzeni ikinci planda kalarak, esas örnek sonsuzluğa uzanan zeminden kesilmiş bir bölümdür.

Yama gibi duran madalyonlar kaldırılsa bile, örnek bir şey kaybetmez. Madalyonsuz olarak çok daha başarılı kompozisyonlarda halılar vardır.

Osmanlı saray halılarının İstanbul'dan gönderilen örneklere göre Kahire'de yapıldığı fikri, ilk defa Erdmann tarafından ileri sürülmüş ve geniş ölçüde benimsenmiştir. Fakat Kühnel, bunlardan bazılarının teknik özelliklerine göre İstanbul'da veya 1474'ten beri halılarının adı geçen ipekçilik merkezi Bursa'da yapılabileceğini belirtmiştir. III. Sultan Murat'ın 1585 tarihli bir fermanı bu görüşü desteklemektedir. Bunda 11 halı ustasının boyanmış yün ipliklerle Kahire'den İstanbula gönderilmesi emredilmektedir. Osmanlı halıları kolayca renk tutan, çok yumuşak ipek gibi bir yünden yapılmıştır ki, bu cins yün Mısır' da bulunuyordu. Kahire' de yapılanlarda argaç ve arışlar boyasız veya bazen sarımsı veya kırmızı yün iplikten olduğu halde, Bursa'da boyalı ipekten tek veya üç iplikten bükülmüştür. Beyaz ve açık mavi renkler için pamuk kullanılmıştır. 16. yüzyıl ortasında başlayan Osmanlı Saray Seccadeleri lüks hediye olarak Avrupa'ya gönderilmiştir. Bunların İstanbul, Bursa ve Edirne gibi saraya yakın çevrelerde yapıldığı düşünülebilir.

Yakın zamanda bulunan bu halı için çeşitli tarihlendirmeler arasında Divriği Ulu Camii için 626 (1228/29) cami yaptıran Mengücüklüler tarafından vakfedildiği, ayrıca Memlûk Halılarından gelen bazı karakteristik motiflere bakarak son zamanlarda Para Memlûk denilen gruba 16. yüzyıl ortalarına girdiği, Anadolu Beylikleri devrinde Selçuklulardan Osmanlılar' a geçiş (14-15. yüzyıl) halısı olabileceği, 17. yüzyıl başına kadar geç devre konulup, sonra 16. yüzyıl başına getirilmesi gibi çok değişik görüşler ileri sürülmüştür. Gördes düğümü ile yapılan bu halının, yünün özelliği, arış ve argaçların bükülmesi ve çok karakteristik kufi bordürüne bakarak, 15. yüzyıl sonunda Konya veya Sivas'ta Marco Polo'nun methettiği eski bir merkezde yapılmış olması akla yakın gelmektedir. Bir deneme olarak ele alındığı, renk ve kompozisyon bakımından pek tatmin edici görülmediğinden devam ettirilmediği düşünülebilir.

Topkapı Sarayı ile Başbakanlık arşivlerinde ve İstanbul Belediye Kütüphanesi'nde halı ile ilgili bilgiler vardır. Osmanlı Saray teşkilatı kurulduğu tarihten beri halı yapıldığı ve ehl-i hiref arasında cemaâti Kaliçe bafanı hassa bulunduğu bu vesikalarda kayıtlıdır. Ayrıca 16. yüzyıl sonlarına kadar hassa halı sanatkârları'nın adlarını, memleketlerini ve aldıkları yevmiyeleri gösteren defterler vardır.

TKSA 9613-1 sayılı ve 932 (1526) tarihli teftiş defterindeki şerhlerde, Fatih devrinden Hamza ve Mustafa olarak iki halı ustasının adı geçmektedir. Bunlardan Hamza, Fatih zamanında Pençik kul olarak gelmiş ve Hâssa Ehl-i Hiref teşkilatına alınmış, sonra Kanuni Sultan Süleyman devrinde (1526) halıcılar cemaati'nin Kethüdası olmuştur. Mustafa ise, yine Fatih devrinde Pençik kul olarak saraya alınmış, zamanla üstad Kaliçebaflar (Halı dokuyucu) arasına girmiş olup, 932 (1526)' daki Cemaât-i Kaliçehafan şakirdlerinden Mehmed'in babasıdır.

İkinci Sultan Beyazıd zamanında üstad ve şakird olarak 19 halıcıdan 5'inin adları bilinmektedir. 917 Rebiülevveli'nde (1511) Beyazıd Camii için Padişaha halı hediye ederek karşılığında 3245 akçe inam alan bu 5 kişinin adları İlyas, Nasuh, İskender, İsmail ve Hızır''dır. Bunlardan İlyas seccade takdim edip, 909 Cemaziyülevvel'de (1503) hazinedar başı vasıtası ile 900 akçe, Nasuh, takdim ettiği halı karşılığı aynı yılda 2000 akçe, İskender, 911 Ramazan'da (1506) halı karşılığı 1500 akçe, İsmail, aynı tarihte halı karşılığı 1500 akçe, Hızır, 915 Rebiyülevvel'de (1509) halı karşılığı 800 akçe almışlardır. Eflâklı olan Nasuh, 932'den (1526) az önce Kanuni zamanında ölmüş olup, Niğbolu' lu İlyas ile Kosovalı Hızır ise, Kanuni hizmetinde sarayda 25 halı ustası arasında bulunmaktadır.

1001 (1592) tarihli defterlerde, III. Sultan Murad devrinden 16 halıcı cemaati vardır. Bu hassa halıcıları arasında Mısır'dan geldiği bildirilen halı ustalarının adları yoktur. Üstelik III. Sultan Murad devrinde hassa halıcılığının bozulmaya başladığı ve oğlu III. Sultan Mehmed zamanında 1008 (1599) tarihine kadar babası'nın 16 halı sanatkârı arasına ancak 1 kişinin katıldığı görülmektedir.

Saray halı ve seccadelerinde kullanılan beyaz ve açık mavi renkli pamuk ve ipek gibi parlak bir cins yün, ancak Mısır'da yetişiyordu. Sultan Murad III.'ün Mısır'dan 11 halı ustası ile gerekli ipliklerin getirilmesi için verdiği emrinde:"Mısır Beylerbeyine hüküm ki muallim ebül Nasır ve muallim Mehmet Fuzunfve Hacı Nebi ve Mehmet Mağribin ve Ali Esved ve Recep ve Ataullah ve Ali bin Muallim Ahmet Vasıl ve İlmedin ve Mehmet bin Arslan nam kimesneler Üstâd Kaliçeciler olduğu ilâm olunup, dergâh-ı muâllama huzurları lazım olmağın kaliçeye müteallik 30 kantar rengâmiz ip ile mezkûrları âlettacil dergâh-ı muâllama göndermek emir edip büyürdüm ki,... vusul buldukta tehir ve tevakkuf etmeyip mezkûrları âlet tacil südde-i saadetime gönderesin ve kaliçeye müteallik 30 kantar rengâmiz ip dahi tedarik eyleyip mezkûrlar ile maen irsal eyle-yesin. Husus-u mezbur mühimdir, ihmâl ve mesahileden ziyade hazer edesin. Divân-ı Hümayun'da vezir İbrahim Paşa Hazretlerine teslim olunmuştur. 3 Zilkade 933 (1585 Ekim 25)." demektedir.

Burada adı geçen ustalardan Mehmet bin Arslan' ın Türk asıllı olduğu baba adından açıkça belli olmaktadır. Bu tarihten sonra halıların malzemesinde argaç ve arışlarda ipek kullanılmış, saray atölyeleri bu tarihte kurulup, ilk örnekleri yapmış olmalıdır. Bunlar saray nakkaşlarının çizdiği örneklere ve diğer (kumaş, kilim, çini, tezhip gibi) sanatlardaki üslup birliği'ne uymaktadır.

18. yüzyıla kadar devam eden saray halı ve seccadeleri, daha sonraları da Uşak ve Konya bölgesinde natüralist çiçek desenleriyle bozularak yaşatılmıştır.

Saray halıları masa örtüsü olarak da kullanıldığı için, buna uygun yuvarlak veya haçvari biçimlerde yapılanları da vardır. Avrupa saray'larına hediye olarak gönderilen bu halılardan memleketimizde İstanbul Türk ve İslam Eser'leri Müzesi'nde biri harap halde iki büyük halı ile, küçük bir seccade, Topkapı Sarayı'nda da büyükçe bir seccadeden başka örnek kalmamıştır. Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ndeki büyük halı kırmızı zeminli olup, örnekler beyaz renkli iri çift Rûmilerin meydana getirdiği dört kollu motiflerin zemin rengi koyu mavi ve yeşil olarak değişik eksenler üzerinde sonsuz sıralanmasını gösteriyor. Bunların dört tarafındaki palmetler birbirine bağlanarak sağlam bir baklava şeması meydana getiriyor.

Son yıllarda Floransa'da Pitti Sarayı'nın deposunda keşfedilen 9.95 m x 3.30 m boyun'da şahane saray halısının zemin örneği İstanbul, TlEM' de bulunan büyük halının zemin örneğini yeşil olarak her sırada iki defa tekrarlamaktadır. Zemin rengi her iki halıda da kırmızıdır. Bu halı 1623'te Amiral Verrazzano tarafından Duke Ferdinando II'ye takdim edilmiştir. Bu halı ilk defa Haward Gallery sergisinde 20 Mayıs 10 Temmuz 1983'te teşhir edilmiş ve Donald King tarafından sergi katalogunda yayınlanmıştır. Çok iyi durumda korun'muş olan halı saray halılarının bütün ihtişamını aksettirmektedir.

Avrupa halı sanatına etki yapmış İspanya ve Polonya halılarında taklit edilmiş olan bu gösterişli lüks halıların geleneği İstanbul'da Uşak ve İzmir bölgesinde günümüze kadar kaba örnekler halinde devam etmiştir. Geç devir İzmir halıları adı ile tanınan bir grup halı'da da kabalaşmış halde saray halılarının etkisi devam eder. ihraç limanına göre, İzmir' e bağlanan bu halılar, aslında Batı Anadolu bölge'sinde (Uşak, Gördes) yapılmıştır.

Divriği Ulu Camii'nde bulunup, maceralı yollardan (1978'de camiden çalınan 22 halı, 1982'de Kayseri'de toprak altına saklanmış halde ele geçirilmişti.) İstanbul Sultanahmet Camii Hünkâr Kasrı'nda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce açılan Halı Müzesi'ne mal edilen bir halı, kesin bir gruba girmemekle beraber, Türk halıları içinde önemli yerini alır. Gördes düğümü ile yapılan bu halıda zemin kırmızı, örnekler mavi olup, sekizgen yıldızları birbiri'ne bağlayan küçük stilize serviler ve şamdanı andıran küçük yapraklar radial olarak sır Sekizgen yıldızların meydana getirdiği kare bölüm'ler ortasında birer rozet çiçeği diyagonal sıralanmış karakteristik, örgülü kufi bordur Selçuklu halılarından gelen kanatlı yıldız motifleriyle zenginleştirilmiştir. Bu halının Kahire İslam Eserleri Müzesi'nde Uşak halıları bordürleriyle, yakın bir benzeri, zeminden küçük bir parça halinde, diğer bir benzeri de Konya Mevlana Müzesi'ndedir.

Osmanlı saray halıları tekniği ile daha önceki tarihlerde çok nadir de olsa halı yapıldığı günümüze kalabilen tek örnekten anlaşılmaktadır.

I. Sultan Ahmet zamanında ise, hassa halı'cıları son olarak Sultanahmet Camii halılarını yapmış olmalıdırlar, çünkü bundan sonra halı tezgâhlarının yerini sorguççular cemaati almıştır. Fakat İstanbul' da hassa halı tezgâhları dışında eskiden beri ve bu tarihten sonraları, özel imalathanelerde ve ev tezgâhlarında halı yapıldığına şüphe yoktur.

Eskiden beri İstanbul'da Yeni Bahçe'de Halıcılar semti vardır. Burada çarşı yoktu, halılar Kapalıçarşı ile çevresindeki hanlarda satılırdı, İstanbul halıları 20. yüzyıla kadar bir hayli değişiklik geçirdikten sonra, Bandırma ve Kayseri halıları, eski İstanbul tipi örneklerin yerini almıştır. 19. yüzyılda kurulan Hereke fabrikasında, kuruluş tarihinde dokunan halı'ların gerçek İstanbul tipi halılarla ilgisi olmadığı anlaşılıyor. 19. ve 20. yüzyılda İstanbul' da Eyüp Fes hane Müessesesi'nden başka, 20. yüzyılda Kum kapı, Topkapı, Etyemez, Üsküdar ve İstinye' de halı yapılmaya devam edilmiştir. Kum kapı halıları, üstün vasıfları ile şöhret kazanmış, 1959'da o zamanki gündelik gazetelerin rivayetine göre, ipek bir Kum kapı halısı, Amerika'da mübalağalı bir fiyatla, 60.000 dolara satılmıştır.

Son yıllara kadar Topkapı, Kartal ve Pendik'te halı dokunmaya devam edilmekte idi.

19. yüzyıl sonuna kadar Türk halısı gelişmesine devam etmiş, 1844'te Sultan Abdülmecit tarafından Hereke' de kurdurulan kumaş tezgâhlarına 1881'de II. Sultan Abdülhamit, 100 halı tezgâhı koydurup, çok tanınmış Hereke halılarının yapılmasını başlatmıştır. Bugün de Sümerbank idaresinde burada aynı üslupta halılar yapılmaktadır.

Ayrıca Konya, Kayseri, Sivas, Kırşehir bölgesi ile Batı Anadolu'nun Isparta, Fethiye, Döşeme altı, Balıkesir veya Uşak, Bergama, Kula, Gördes, Milas, Çanakkale, Ezine, Doğu Anadolu'da Kars ve Erzurum bölgesinde eski Türk halı sanatının canlandırılması için gayret gösterilmektedir.

Konu Hale tarafından 13 Ağustos 2015 Perşembe - 07:20 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı