İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Deyimler Sözlüğü | [ G ] Gözü kara (veya pek): Cesur,atak,korkusuz

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

AÇIKLAMALI DEYİMLER SÖZLÜĞÜ



Gafil avlanmak: Hiç beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız olduğu sırada zor duruma düşürülmek.

Gâvur inadı: Yok edilemeyen, önüne geçilemeyen, yumuşatılamayan inat.

Gece kuşu: Geceleri gezip dolaşan, bunu huy edinen kimse.

Gece kuşu: Geceleri gezip dolaşan, bunu huy edinen kimse.

Geceyi gündüze katmak: Ara vermeden, devamlı çalışmak; büyük çaba göstermek.

Geçer akçe: Herkesçe aranılan, beğenilen, değerli (şey).

Geçimini sağlamak: Yaşamak için gerekli olanı elde etmek.

Geçti Bor`un pazarı (sür eşeğini Niğde`ye): "İş işten geçti artık, fırsatı kaçırdın" anlamında kullanılır.

Gel gelelim: "Fakat, ama, ancak" ve "Ne çare ki.." anlamlarında kullanılır.

Gel keyfim gel: Bir durumdan duyulan memnunluk, işlerin yolunda gitmesi anlatılır

Gel zaman git zaman: Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.

Gemi azıya almak: 1. Söz dinlemez olmak. 2. At, gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin yönetiminden çıkmak ve kendi istediğince koşmak.

Geniş gönüllü: Heyecan ve telâş göstermeyen, merak etmeyen, olayları hoş karşılayan.

Geri çekilmek: 1. Kaçmak, bulunduğu yerden arka arkaya doğru gitmek. 2. Karıştığı bir işi sürdürmekten ya da sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek.

Geri çevirmek: 1. İade etmek, geldiği yere göndermek, kabul etmemek.

Geri çevirmek: 1. İade etmek, geldiği yere göndermek, kabul etmemek.

Geri durmamak: Bir işe girmekten kaçınmamak, o işe girişmek.

Geri hizmet: 1. Ordunun çeşitli gereksinimleri ile ilgili işlerin tümü. 2. Etkinliği ikinci dereceden sayılan, kolay görev.

Gık dememek: Hiç sesini çıkarmamak, yakınmamak, karşı çıkmamak.

Gırtlağına kadar borca girmek: Pek çok, ödenmesi zor olacak şekilde borçlanmak.

Gırtlak gırtlağa gelmek: Kıyasıya dövüşmek ya da dövecek hâle gelmek.

Göbeği çatlamak: Birçok güçlükleri yenmek için çok uğraşmak, pek çok çaba sarf etmek.

Göğüs geçirmek: Üzüntülü bir şekilde soluk almak, içini çekmek.

Göklere çıkarmak: Aşırı ölçüde övmek.

Gökten zembille mi indi?: "Ona niçin ayrıcalık gösteriliyor?"

Gölge etmek: 1. Işığa engel olmak. 2. Bir işin yapılmasına engel olmaya çalışmak.


Gönlü bol: Yeterli imkânlardan mahrum olmasına rağmen eli açık davranan, cömert

Gönül kırmak (yıkmak): Birini çok üzecek, gücendirecek davranışta bulunmak.

Gönülden geçirmek: Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.

Gönlünden kopmak: Birine iyilik yapma ya da bir şeyi verme isteği, içinde aniden doğuvermek.

Gönlü tok: Fazla para ve mal istemeyen, zorunlu ihtiyacı kadarı ile yetinen, imkânları az da olsa bunu hissettirmeyen, bu durumda dahi cömert olan.

Gönül almak: 1. Sevindirmek, hoşnut ettirmek. 2. Kırılan, gücenen bir kimseyi güzel söz ve davranışlarla yeniden hoşnut etmek.

Gönül kırmak (yıkmak): Birini çok üzecek, gücendirecek davranışta bulunmak.

Gönül kırmak (yıkmak): Birini çok üzecek, gücendirecek davranışta bulunmak.

Gönül okşamak: Birini hoş bir davranış ve sözle sevindirmek.

Görüş açısı: Bir soruna yaklaşma, onu ele alma biçimi.

Göz açamamak: İşlerinin yoğun oluşu sebebiyle başka bir şeyle ilgilenme imkânı bulamamak.

Göz açıp kapayıncaya kadar: Çok çabuk, kısa bir zamanda.

Göz açtırmamak: Baskı altında bulundurarak başka bir şeyle uğraşmasına fırsat vermemek

Göz alıcı: Alımlı; şekli, rengi ve güzelliği ile dikkat çekici.

Gözdağı vermek: Korkutmak, tehdit etmek, istediğini yaptırmak için yıldırmak

Gözden düşmek: Kendisine daha önce duyulan sevgi ve ilgiyi kaybetmek

Gözden geçirmek: 1. Okumak. 2. Durumu incelemek. 3. Niteliğini anlamak için bir şeyin her yanına bakmak.

Gözden ırak olan gönülden de ırak olur: "Ayrı düşenlerin arasındaki sevgi de zamanla azalır" anlamında kullanılır.

Göz doldurmak: Hâli, tavrı ve görünüşü ile beklenenden çok etkilemek.

Göze almak: Bir iş nedeniyle karşılaşabileceği her türlü zararı ve tehlikeyi önceden kabullenmek.

Göze girmek: Yetenekleri ve davranışları ile çevresinde, bulunduğu yerde sevgi ve güven kazanmak.

Göze göz, dişe diş: Misilleme; aynı biçimde kötülük yapıp öç alma, kötülüğü yapandan acısını çıkarma.

Göz göre göre: Apaçık şekilde, herkesin gözü önünde.

Göz gözü görmemek: Dumandan, karanlıktan ya da yoğun tozdan hiçbir şey görülmez olmak.

Göz hakkı: Görülüp de imrenilen yiyeceklerden görenlere çıkarılan pay, imrenmelerini yok edecek küçük parça.

Göz hapsine almak: Gözetlemek, bir şeyin üzerinden bakışlarını ayırmamak, birinin hiçbir davranışını gözden kaçırmamak.

Göz kamaştırmak: 1. Hayran bırakmak. 2. Güçlü, parlak bir ışığın kısa bir zaman için görüşü bulandırması, bakılan yeri görmez etmesi.

Göz kararı: Gözle oranlanarak belirtilen miktar, gözle yapılan ölçme ya da oranlama.

Gözleri fal taşı gibi açılmak: Hayret, şaşkınlık ve öfke gibi sebeplerle gözleri iri iri açılmış olmak.

Gözleri kan çanağına dönmek: Uykusuzluk, ağlama, kızgınlık ya da bir şeyin kaçması sebebiyle gözlerin çok kızarmış olması.

Gözlerine inanmamak: Hiç beklemediği bir anda bir şeyi görüp çok şaşırmak, bu sebeple gördüğünün gerçek olduğuna inanmamak.

Gözlerini (gözünü) kan bürümek: Çok öfkeli, kinli olmak; her kötülüğü yapacak hâle gelmek.

Gözlerinin içi gülmek: Çok sevindiğini gözlerinden ve yüzünden belli etmek.

Göz nuru dökmek: Göz emeği harcamak; gözün dikkatini, elin emeğini gerektiren ince bir iş yapmak ve işte uzun süre çalışmak.

Gözü bağlı: 1. Sorup soruşturmadan, anlayıp anlamadan. 2. Gafil, çevresinde olup bitenlerin farkında olmayan.

[b]Gözü ısırmak: Bir kimseyi sanki tanır gibi olmak


[b]Gözü kara (veya pek): Cesur, atak, korkusuz, tehlikeli işlere tereddüt etmeden girebilen.

Konu Hale tarafından 05 Aralık 2015 Cumartesi - 21:00 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı