İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Sultan Mehmet Vahdeddin | [1821-1926] XXXVI'ıncı Osmanlı Padişahı

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 10 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Resmi ekleyen



SULTAN MEHMED VAHDEDDİN

1861-1926



HAYATI



Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü.

Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu için serbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultan İkinci Abdülhamid, saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi, ona hep değer verdi ve onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat yaşadı.

Sultan Mehmed Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakmıştı. Az konuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkat kesilirdi.

Sultan Mehmed Reşad, padişah olduğu zaman, yaş bakımından Sultan Mehmed Vahdeddin'den daha büyük olan Sultan Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht idi.
Yusuf İzzeddin'in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi.

Veliaht olarak bulunduğu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında
Mustafa Kemal de bulunudu. Sultan Mehmed Reşad'ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padişah oldu.

MONDROS MÜTAREKESİ



30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. I. Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımakta idi.

Mustafa Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; Osmanlı Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona kadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir.

Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali için İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır:

1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.

3- Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.

4- İtilâf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır.

5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.

7- İtilâf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.

8- Osmanlı demiryollarından İtilâf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.

9- İtilâf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.

10-
Toros Tünelleri, İtilâf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.

11- İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.

12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilâf Devletlerine geçecektir.

13- Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

14- İtilâf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den temin edeceklerdir (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır).

15- Bütün demiryolları, İtilâf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

16-
Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilâf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.

17- Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

18- Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.

19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğundan olanlar bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.

20- Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilâf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.

21- İtilâf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.

22-
Osmanlı harp esirleri, İtilâf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.

23- Osmanlı Hükümeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

24-
Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa, vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilâf Devletleri haiz bulunacaktır.

25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahallî saat ile öğle zamanı sona erecektir.

SEVR ANTLAŞMASI



Ana hatları 24 Nisan 1920'de San Remo Kanferansı'nda kararlaştırılan Sevr Antlaşması, 11 Mayıs 1920'de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti'ne verilmişti.

Antlaşması'nın kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilâf Devletleri'nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920'de Anadolu'da ve Trakya'da saldırıya geçti. Bursa'nın, Balıkesir'in, Uşak'ın ve Nazilli'nin ardarda işgali ile Sevr'in uygulanmasını sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi bir değişikliğe meydan vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu.

Sultan Vahdeddin'in başkanlığında toplanan Şûra-yı Saltanat 22 Temmuz 1920'de "zayıf bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmeğe değer" görerek Antlaşma'nın onanmasına karar vermiştir. Tevfik Paşa'nın, Türk topraklarını parçalayan, millî şeref ve haysiyetle bağdaşmayan bu antlaşmayı imzalamaması üzerine Damad Ferit Paşa tarafından görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hâdi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey Sevr Antlaşmasını 10 Ağustos 1920'de imzaladılar.

Sevr Antlaşması'na göre, Osmanlı Devleti parçalanıyor, Türk Milleti de yasama hakkından yoksun bırakılıyordu.

Rumeli sınırımız aşağı-yukarı İstanbul vilâyeti olarak tayin olunuyordu. Batı Anadolu ( İzmir ve havalisi) Yunanlılara veriliyordu. Güney sınırı ise, Mardin, Urfa, Gaziantep, Amanos dağları ve Osmaniye'nin kuzeyinden geçmekte ve bu sınırın güneyini Fransa'ya bırakmakta idi. Doğuda Bayazıt, Van, Muş, Bitlis ve Erzincan'ı içine alan bir Ermenistan, Irak ve Suriye arasında bir Kürdistan kurulacaktı. Bunun dışında, Türkiye'ye bırakılan topraklar nüfus mıntıkalarına ayrılmakta; İtalyanlar Antalya ve Konya, Fransızlar Adana, Sivas ve Malatya bölgesi üzerinde, İngilizler de Irak'ın kuzey kısmında nüfuz bölgeleri tesis ediyorlardı. İstanbul'da ise hükümet ve padişah oturacak fakat, İstanbul milletlerarası bir şehir olacak, Boğazlar'da ordusu, donanması, bütçesi ve organize kuruluşları ile bir komisyon bulunacaktı. Türklere bırakılan bölge, hakimiyet hakkı en ağır şekilde sınırlanmış, Ankara ve Kastamonu vilâyetleri ve dolayları idi. Sevr'e göre, memleket dahilinde bulunan azınlıklar Türklerden daha fazla haklara sahip oluyor, vergi vermeyerek, askeri hizmet yapmayarak imtiyazlı (ayrıcalıklı) bir durumda bulunuyordu. Türk tabiyetinden çıkanlar birçok yükümlülüklerden kurtuluyorlar, yeniden hiç kimsenin Türk tabiyetine de girmesine müsade edilmiyordu.

Devletin askerî kuvveti, her bakımdan sınırlanarak azamî miktar 50.700 kişi olacak; tank, ağır top, uçak bulunmayacaktı. Askerlik de gönüllü olacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmada denizaltı da bulunmayacaktı. Diğer taraftan mâlî ve iktisadî hükümler, Osmanlı Hükümeti ile Meclisin yetkilerini hiçe saydıracak şekilde sınırlayıcı ve külfet teşkil eder mahiyette olup, Osmanlı Devleti'ni İtilâf Devletlerinin müşterek sömürgesi haline getiriyordu. İngiliz, Fransız ve İtalyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu Mâli Komisyon, Osmanlı Devleti'nin gelir ve giderlerini düzenlemekte ve devletin yetkilerini devletlik sıfatı ile bağdaştırılmayacak şekilde bağlamakta idi.

Sevr Antlaşması'nın Osmanlı Hükümeti'nce imzalanması, Anadolu'daki millî mücadele azmini kuvvetlendirmiş, halkın İstanbul Hükümeti'nden ümitlerini kesmesine neden olmuştur.

Büyük Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, Sevr Antlaşması'nı imzalayan ve bunu onaylayan Şûra-yı Saltanat'ta bulunanları vatana hıyanetle itham ederek vatansız sayılmaları kararını aldı. Aynı zamanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşma ile kendini hiç bir surette bağlı görmediğini de ilân etti.

KURTULUŞ SAVAŞI



Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına Almanya'nın yanında katılmıştı. Ağır ve yorucu savaşlardan çıkmış Osmanlı kuvvetleri savaş sırasında kahramanca çarpışmalarına rağmen, düşman kuvvetlerinin tüm yurdu işgal etmelerine karşı koyamamışlardı. Bu sıralarda imzalanan Mondros ve Sevr Antlaşmaları, Osmanlı Devleti'ni tamamen yok etmeye ve Türk yurdunu parçalamaya yönelik hazırlanmıştı.

Sultan Mehmed Vahdeddin Osmanlı Mebusan Meclisi'nin toplanmasına karar verdi. Toplanan meclis düşman devletlerin görüşleri dışında bir karar alarak Misak-ı Millî'yi kabul etti. Bunun üzerine İngilizler İstanbul'u resmen işgal edip Osmanlı Mebusan Meclisi'ni dağıttılar.

19 Mayıs 1919 yılında Samsun'a çıkarak Millî Mücadele hareketini başlatan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Anadolu'daki direniş hareketini örgütlediler.Kongreler, Kuva-yı Milliye direnişleri gerçekleştirildi. Nihayet 23 Nisan 1920'de TBMM'nin Ankara'da açılmasına karar verildi.

Türk milleti, canını ve malını hiçe sayarak girdiği Kurtuluş Savaşı'ndan muzaffer çıkmış, düşmanlar vatan topraklarından atılmıştı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa idaresinde büyük bir zafer kazanılmıştı. Yeni meclis saltanatın kaldırılması ve Osmanlı hanedanının Türk topraklarından çıkarılmasını istemişti.

İSTANBUL'DAN AYRILIŞI



Hayatını tehlikede gören Sultan Mehmed Vahdeddin, İstanbul'daki işgal kuvvetleri komutanına baş vurarak İngiliz devletine sığınmak istediğini bildirdi. 17 Kasım 1922 sabahı İsranbul'dan Malaya isimli bir İngiliz zırhlısı ile ayrıldı.

Saraydan ayrılışından sonra Vahdeddin önce Malta'ya, daha sonra Hicaz'a gitti.

Mekke'de bir süre kaldıktan sonra İtalya'nın San Remo şehrine giderek vefatına kadar orada kaldı.


ÖLÜMÜ



Sultan Mehmed Vahdeddin, San Remo'da kalp yetmezliğinden dolayı 15 Mayıs 1926 günü 65 yaşında vefat etti. Vatan topraklarına gömülmek en büyük arzusuydu. Ancak bunun mümkün olmayacağını bildiği için en azından halkı müslüman olan bir ülkenin topraklarına gömülmek istemişti. Şam'daki Selâhaddin Eyyubi Türbesi'ni seçmişti ve bu son arzusuydu.

Cenazesi alacaklıların haciz koymaları yüzünden bir süre ortada kaldı. Ancak devrin Suriye Devlet Başkanı Ahmed Nami Bey, olayı duyunca çok üzüldü ve bütün borçlarını ödeyerek, cenazesini Suriye'ye getirtti. Ancak toprağa verilmeyi çok arzuladığı Selâhaddin Eyyubi Türbesi doluydu. Ahmed Nami Bey, Sultan Mehmed Vahdeddin'in cenazesinin Sultan Selim Camii'nin bahçesine gömülmesini sağladı.



Resmi ekleyen


Sultan Mehmet Vahdeddin'in Tuğrası



Resmi ekleyen


Konu Hale tarafından 21 Ağustos 2015 Cuma - 18:07 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin



• 15 Mayıs 1926 - Bir İngiliz zırhlısına binerek Malta'ya kaçan ve daha sonra San Remo'da yerleşen son Osmanlı padişahı VI Mehmet Vahdettin öldü.

Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_15_Mayis_May_t35839.html#entry49078']Atatürk Günlüğü - Today | 15 Mayıs - May' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_15_Mayis_May_t35839.html#entry49078']Atatürk Günlüğü - Today | 15 Mayıs - May

#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin



• 4 Temmuz 1918 - VI. Mehmet (Vahdettin) Padişah oldu.

Sultan Mehmet Reşat'ın ölümü üzerine, Sultan VI. Mehmet Vahdettin sanı ile padişah oldu. 36. ve son Osmanlı padişahıdır.

1918 - Sultan Vahdettin becomes the 36th and last Ottoman sultan.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_4_Temmuz_July_t43359.html']Atatürk Günlüğü - Today | 4 Temmuz - July' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_4_Temmuz_July_t43359.html']Atatürk Günlüğü - Today | 4 Temmuz - July

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin



• 15 Mayıs 1926 - Bir İngiliz zırhlısına binerek Malta'ya kaçan ve daha sonra İtalya'nın San Remo kentine yerleşen son Osmanlı padişahı VI. Mehmet Vahdettin öldü.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_15_Mayis_May_t35839.html']Atatürk Günlüğü - Today | 15 Mayıs - May' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_15_Mayis_May_t35839.html']Atatürk Günlüğü - Today | 15 Mayıs - May

#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin


• 15 Mayıs 1926 - Bir İngiliz zırhlısına binerek Malta'ya kaçan ve daha sonra İtalya'nın San Remo kentine yerleşen son Osmanlı padişahı VI. Mehmet Vahdettin öldü.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_15_Mayis_May_t35839.html']Atatürk Günlüğü - Today | 15 Mayıs - May' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_15_Mayis_May_t35839.html']Atatürk Günlüğü - Today | 15 Mayıs - May

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin


• 17 Kasım 1922 - Vahdettin'in, İstanbul'dan Malta'ya kaçışı.


Resmi ekleyen



VI. Mehmed İstanbul'dan ayrılırken



Mehmet Vahdettin'in bir İngiliz gemisi ile İstanbul'dan kaçışı. Son padişah VI. Mehmed Vahdettin sabaha karşı, yanındakilerle birlikte bir İngiliz ambulansıyla Tophane'ye getirilerek, buradan bir istimbotla Malaya zırhlısına bindirildi. Zırhlı dört gün sonra Malta'ya varacaktır.


Atatürk'ün, Vahdettin'in kaçışı üzerine İstanbul'da bulunan Refet Paşa'ya telgrafı:

"Emanetleri korumak önemlidir, İngilizler emanetleri ancak silâh kullanarak ve kan dökerek almalıdırlar. Bu hususta gerekenlere, bu açıdan kesin emirler verilmelidir."



Resmi ekleyen



VI. Mehmed İstanbul'dan ayrılmadan önce, devletin bekâsı için Şeyhülislam Nuri Efendi'nin öncülüğünde son sadrazam Ahmed Tevfik Paşa ile dua ederken, 17 Kasım 1922.



Last sultan, Vahdettin, flees from Istanbul on board a British warship.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_17_Kasim_November_t7753.html']Atatürk Günlüğü - Today | 17 Kasım - November' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_17_Kasim_November_t7753.html']Atatürk Günlüğü - Today | 17 Kasım - November

http://www.kadimdostlar.com/Yakin_Donem_Turkiye_Tarihi_f14/Kurtulus_Savasi_Tarih_Siralamasi_1922_2_Ocak_192_t23303.html']Kurtuluş Savaşı Tarih Sıralaması - 1922 | 2 Ocak 1922 - 30 Kasım 1922' target='_blank'>Kurtuluş' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Yakin_Donem_Turkiye_Tarihi_f14/Kurtulus_Savasi_Tarih_Siralamasi_1922_2_Ocak_192_t23303.html']Kurtuluş Savaşı Tarih Sıralaması - 1922 | 2 Ocak 1922 - 30 Kasım 1922

Konu Hale tarafından 21 Ağustos 2015 Cuma - 18:09 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin


Vahdettin Beş Karısını Düşmana Emanet Edip Öyle Kaçmış!..


Resmi ekleyen



Türk halkının geleneğinde "at, avrat, silah" deyişinin çok özel bir önemi vardır. Türk erkeği çok değer verdiği bu üç varlığı başkalarıyla paylaşmaz. Türk erkeğinin en duyarlı olduğu konudur kadın. Erkeğin şerefi ve namusudur. Allah'ın bağışladığı en değerli emanetidir. Çocuklarının anasıdır. Sevgi ve saygıyla, bir ömür birlikte, yaşamını paylaştığı can yoldaşıdır. Türkler anasını, karısını, kızını bir yabancıya emanet etmez. Hele ki vatanını işgal eden can düşmanına emanet etmek!.. Bu olacak iş değildir. Ucunda işkence de olsa ölüm de olsa, namuslu ve şerefli hiçbir Türk erkeği böyle bir şey yapmaz.


Resmi ekleyen



Sultan Vahdettin İstanbul'dan kaçmadan önce karılarını düşman ordularının başkumandanına emanet etti. Vahdettin bu davranışıyla sadece kendisini değil, mensubu olduğu Osmanlı soyunu da rezil etti. Bu hanedanın arkasında sürüklenen Türk milletini de dünyaya karşı küçük düşürdü. Bütün İslâmların Halifesi unvanı taşıyan Vahdettin'in bu hareketi yüz kızartıcı bir davranıştı. Bu aşağılık davranışın haberleri dünyanın öteki ucunda, ta Avustralya'da bile alay konusu oldu. Sultan'ın kaçarken karılarını General Harrington'a emanet etmesi Reuter gibi haber ajansları tarafından "utanç verici bir istek" sözüyle haber yapıldı...


Reuter, The Northern Advocate, 21 Kasım 1922, sayfa 5

Atilla Oral, Charles Harington


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin


Vahdettin'in saltanatında İstanbul'daki fahişeler...


Resmi ekleyen



Mütareke yıllarında İstanbul şehrine ait fahişe istatistiği Müslümanlar için ibretliktir. Sultan Vahdettin'in saltanatının çirkin yüzü burada da sırıtır. Vahdettin kendisine bütün "İslâmların Halifesi" sıfatını veriyordu. Halbuki onun Saltanat döneminde, İstanbul'da en fazla İslâm kadınları fahişelik eder hale geldi.

1920 yılında İstanbul'da toplam 175 genelev vardı. Bu genelevlerin 164 adedinin sahibi gayrimüslim, 11 adedi ise Osmanlı müslümanıydı... Müslüman kadınları yoksulluk nedeniyle ve çoğu zaman da zorla bu hayatın içine itildiler. İstanbul genelevlerine düşen Müslüman kızlarının çoğu 18 yaşından küçüktü. 13-14 yaşlarında kız çocuklarına sahte vesikalar düzenleyerek yaşları büyük gösteriliyor ve genelevlerde çalıştırılıyordu. Ne yazık ki çok sayıda İslam kadını, sahipleri gayrimüslim olan bu genelevlere düştü. Vücutlarını satan birer fahişe durumuna geldi. Sarhoş ve hovarda düşman askerinin eğlencesi oldu...

Mütareke yılarında İstanbul'da yaklaşık 4000-5000 civarında kayıtsız fahişe vardı. Kayıtlı fahişeler ise hükümetin resmi istatistiklerinde bu rakamın yarısı kadardı. 1922 yılı istatistiğine göre İstanbul'da 2754 fahişe mevcuttu.

İslâm kadınlarının kötü yola düşmesi "Halife-i Müslimin" ve "Zat-ı Şahane"nin umrunda değildi. Vahdettin bu konuda önlem almak gibi girişimlerde bulunacak karakterde biri de değildi zaten.

İleri gazetesinin İstanbul Polis Müdürlüğü'nden aldığı "İstanbul'da fahişeler" başlıklı haber şöyle:

Şehrimizde çeşitli milletlerden 2754 fahişe var. Bunların milletlere göre dağılımı şöyledir:

875 İslam, 694 Rum, 193 Ermeni, 125 Musevi, 176 Rus, 96 Yunanlı, 22 Avustralyalı, 22 Romanyalı, 15 İtalyalı, 12 Fransalı, 5 Sırp, 6 Bulgar, 2 Polonyalı, 2 Arap, 1 Yugoslavyalı, 1 Amerikalı, 1 İranlı.

Vesikasız Fahişeler:

173 İslam, 118 Rum, 11 Ermeni, 1 Amerikalı olmak üzere 311 tanedir.

Şüphelilerin miktarı:

13 İslam, 43 Rum, 9 Ermeni, 8 Musevi, 7 Rus, 11 Yunanlı, 1 Romanyalı, 4 İtalyalı, 2 Fransız, 4 Sırp, 1 İngiltereli olmak üzere 220 tanedir.



(Kaynak: Clarence Richard Jonson, M.A, Constantinople To-Day or The Pathfinder Survey of Constantinople, The Macmillan Company, New York, 1922, sayfa 356

İleri Gazetesi, 18 Temmuz 1922, sayfa 3

Atilla Oral, Charles Harington, sayfa 234, 235)


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin


Mimlenmek - Çırağan Baskını


Resmi ekleyen



20 Mayıs 1878, gazeteci Ali Suavi ve beraberindeki 150-200 kadar Rumeli göçmeni, teknelerle Çırağan Sarayı'na yanaşmaktadır.

Denizden sessizce ilerleyen bu grubun maksadı; akli dengesi yerinde olmadığı için tahtan indirilen eski Osmanlı Padişahı V. Murad'ı kaçırıp, Sultan II. Abdülhamid'in yerine yeniden tahta geçirmektir.

Bir süredir padişah tarafından kullanılmayan, hanedan üyelerine tahsis edilmiş Çırağan Sarayı'na girmek zor olmaz. Ali Suavi önderliğindekiler, V. Murad'ın yaşadığı bölmeye ulaşır ama akli dengesi yerinde olmayan V. Murad korkuya kapılınca onlarla gitmeyi reddeder. Ali Suavi, bir türlü ikna edemediği V. Murad'ı koluna girip sürüklemeye başlar.

Tam bu sırada Beşiktaş Muhafız Komutanı "Yedi Sekiz" Hasan Ağa ve beraberindeki inzibatlar yetişerek duruma müdahale eder. (Okuma yazması olmadığından imzasında şeklini çizmesi kolay olan " ٧ ٨" yani Arapça "7 8" sayılarını kullandığı için Hasan Ağa'nın lakabı Yedi Sekiz'dir. )

İhtilal denemesi yarım saat içinde bastırılır ve darbecilerden 23'ü öldürülür. Ali Suavi de, kafasına aldığı sopa darbesiyle, Hasan Ağa tarafından öldürülmüştür.

İhtilal engellenir ama arkasında kimler var, devletin içinden bu işe dahil olanlar var mı, yoksa yabancı güçler mi destekledi sorularının cevabı bulunamaz...

Mimlenmek

Bu teşebbüs, Sultan Abdülhamid’i sıkı tedbirler almaya itti ve Türk tarihinin ilk organize istihbarat teşkilatı "Yıldız Teşkilatı" kuruldu. Teşkilat tek bir kişiye, yalnızca Sultan Abdülhamid Han'a hizmet veriyordu. Teşkilatın ana görevi, Abdülhamid'e karşı düzenlenen komploları ortaya çıkarmaktı. Bu amaçla, sadece yurt içinde değil, Paris, Roma, Londra, Cenevre ve Kahire gibi çeşitli merkezlerde, Abdülhamid karşıtı kişi ve kurumlar -özellikle de Jön Türkler - takip edilmekteydi. II. Abdülhamid'in uzun yıllar iktidarda kalmasında, Yıldız İstihbarat Teşkilatı'nın payı yadsınamaz.

Jurnaller, her sabah ağzı mühürlü bir torbada Yıldız Sarayı'na getirilir, bizzat Abdülhamid Han tarafından okunurdu.

Önceden yazılı belgelerde, kitaplarda önemli görülen yerlere kırmızı kalemle 'mühim' kelimesinin ilk harfi 'ﻢ' (mim) harfi konulurmuş. Abdülhamid Han da önemli olduğunu düşündüğü jurnallerin üzerine 'ﻢ' harfini yazarmış. Bir kişi hakkındaki jurnal mimlendiyse, artık o kişi sürekli takip altında tutulurmuş. Günümüzde sıkça kullanılan ve "olumsuz bir hareketi sebebiyle hakkında iyi düşünülmeyenler arasına girmek" anlamına gelen 'mimlenmek' ifadesinin buradan geldiği düşünülüyor.


Kaynak: Tarih Tarih Dergisi


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sultan Mehmet Vahdeddin


Vahdettin Hain Değildir Demek, Atatürk Haindir Demektir


Resmi ekleyen



Atatürk Hakkındaki İdam Fermanı


Vahdettin hain değildir diyen kişi Atatürkçüyüm Kesinlikle diyemez ve dememeli de. Çünkü Atatürk'ün Nutuk'ta Vahdettin hakkında yazdıklarına rağmen bir kişi Vahdettin hain değildir diyorsa bu onun Atatürk'ün yazdıklarına inanmadığını gösterir. Haliyle bir insanın inanmadığı kişinin peşinden gitmesi de garip olur.

Vahdettin hain değildir diyen kişi, bir de Atatürk'ü vatanı kurtarması için Samsun'a Vahdettin'in gönderdiğini söylüyorsa bu düpedüz Atatürk'ü hain yapar. Çünkü bu söz Atatürk'ün Vahdettin'in arkasından iş çevirdiğini ve ona ihanet ettiğini işaret eder.

Yine bunu doğru kabul edersek, Vahdettin'in ülkeyi terk etmesi, hanedanın gönderilmesi, padişah yanlılarının bertaraf edilmesi gibi olaylar Atatürk'ü hainden de öteye taşır.

İşte bu yüzden Atatürk düşmanlarının oyunlarına gelmeyelim. Vahdettin hakkında yapılan aklama çalışmalarına karşı duruşumuzu net olarak ortaya koyalım. Çünkü onların niyetleri Vahdettin'i aklamanın çok ötesindedir.

Vahdettin'in aklandığı gün, resmi tarihin kırılma noktası olur. İstiklal Mahkemelerinden, Menemen'e kadar tüm tarihi olayların analizi tepetaklak olur.

İşte bu yüzden Vahdettin haindir ve her zaman hain kalacaktır. Tarih Tarih dergisinin de en büyük misyonu budur. Aksi halde sadece, gayri resmi tarihin yılmaz savunucuları oluruz.


Ahmet Özgür Türen

Genel Yayın Yönetmeni

Tarih Tarih Dergisi



Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/ATATURK_ve_39_un_Hayati_ve_Hakkinda_Yazilanlar_f12/Ataturk_Hakkindaki_idam_Fermani_Padisah_Buyrugu_t33968.html']Atatürk Hakkındaki İdam Fermanı | Padişah Buyruğu - Mehmet Vahdettin - Süleyman Nazif Bey anlatıyor..' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/ATATURK_ve_39_un_Hayati_ve_Hakkinda_Yazilanlar_f12/Ataturk_Hakkindaki_idam_Fermani_Padisah_Buyrugu_t33968.html']Atatürk Hakkındaki İdam Fermanı | Padişah Buyruğu - Mehmet Vahdettin - Süleyman Nazif Bey anlatıyor..




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı