İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Erezyon (Toprak Aşınımı) Nedir? | Erezyonun Zararları Nelerdir? Türkiye'de Ve Dünyada Erezyon

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Erezyon Nedir?



Toprak Aşınımı



Resmi ekleyen



Erezyon



Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.



Resmi ekleyen



Toprak profili



TEMA'nın erozyonla mücadeleye bu kadar önem vermesinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olması yatmaktadır. Erozyon, Türkiye'nin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 63'ü çok şiddetli ve siddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgar ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m 3 yağış depolanamamaktadır.


Resmi ekleyen



Rüzgâr erozyonu



Erozyon toplumsal sorunların artmasına da yol açmaktadır. Yanlış arazi kullanımı, tarım alanlarının verimini azaltmaktadır. Doğduğu ve büyüdüğü yerde geçim şansı ortadan kalkan insanların, kentlere göçmekten başka seçeneği kalmamaktadır. Köyden kente göç ise, alt yapının yetersiz olduğu kentlerdeki ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.


Resmi ekleyen



Bitkiler, erozyonu engellemede önemli yer tutar



Barajlar ve yeraltı suları da, erozyonun etkilerinden nasibini almaktadır. Yerinden kopup giden topraklar, baraj göllerini doldurarak su depolama hacimlerini azaltmakta ve barajların ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Erozyon sonucunda toprağın altındaki cansız tabaka (ana kaya) ortaya çıkmaktadır.


Resmi ekleyen



Bir buğday tarlasında ciddi erozyon izi




Faydalı toprak katmanlarını kaybeden arazilerde çölleşme başlamaktadır. NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü yakın bir gelecekte çöl olacaktır. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları, açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göç olacaktır.



Resmi ekleyen



Akarsuyu yatağı erozyonu




Erezyonun Zararları



* Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.

* Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri üzerinde yaşayanları besleyemez duruma gelip, kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açar.

* Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması ve iş olanağının daralması sonucunu doğurur. Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.

* Erozyon sonucu taşınan verimli topraklar, baraj göllerini doldurarak, ekonomik ömürlerini kısaltır.

* Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan ekolojik denge sonucunda, vahim boyutlarda doğal varlık kaybedilerek ekonomik zarara uğratır.

* Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını emmemediğinden, doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemez.

* Kaybedilen toprak örtüsünün yeniden oluşması için binlerce yıl gerekir.


Resmi ekleyen



Rüzgar erozyonu ile oluşmuş yer şekillerinden bir tanesi (Bolivya).




Konu Hale tarafından 30 Temmuz 2015 Perşembe - 07:28 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türkiye'de Erezyon



Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.

Türkiye kara yüzeyinin %90'ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63'ü çok şiddetli ve şiddetli, %20'si ise orta şiddetli, % 7'si ise hafif şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.

İşlenen tarım alanların %75'inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5'inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.



Türkiye'de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı'na 32 milyon, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Dünyada Erezyon




Dünyamızın yüzeyine yerkabuğu denmesi bir rastalantı değildir. Gezegenin üzerindeki bütünhayat, kıtaları kaplayan incecik ve hassas toprak kabuğuna bağlıdır. Bu kabuk olmasa, yaşam okyanuslardan karalara atlayamazdı. Bitkiler, ekinler, ormanlar, hayvanlar ve tabii ki insanlar olmayacaktı.


Gezegenimizin eti olan bu değerli kabuk son derece yavaş meydana gelmesine karşılık son derece süratle ortadan kalkabilir. Bir parmak derinliğinde bir toprak tabakasının oluşması için, asırlar geçmesine gerekmektedir. Olumsuz şartlar bir iki mevsimde bu tabakayı yok edip okyanuslara taşıyabilir. Topraktan oluşmuş yerkabuğu, kendisini oluşturan bu tabakayı süratle kaybetmektedir.

Worldwatch Institute, her sene toprağın üst tabakasının 24 milyar tonunun kaybedildiğini ileri sürmektedir. Son yirmi sene içerisinde ABD'deki bütün ekili alanı kaplayacak kadar toprak kaybolup gitmiştir. Olay gittikçe vahimleşmektedir.

Bu kriz, özellikle dünya üzerindeki kararların üçte birinden fazlasını kaplayan kurak alanlarda ortaya çıkmaktadır. Çölleşme, toprak tabakasının son derece hassas, bitki tabakasının son derece ince ve iklimin son derece sert olduğu bu bölgelerde kendini hissettirmektedir. Toprak her yerde bozulabilir ama kuru iklideki bozulmaya çölleşme adı verilmektedir. Dünya üzerindeki 5.200.000.000 hektarlık tarımda kullanılan kurak alanların %70'i özelliklerini yitirmiştir. Dolayısıyla çölleşme, toplam kara alanının %30'una zarar vermektedir.

Afrika'da kurak alanların %73'ünü kapsayan bir milyon hektarın üzerinde arazi, orta derecede veya ciddi bir çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Asya'da 1.4 milyon hektar aynı şeklide etkilenmektedir. Fakat, bu problem sadece kalkınmakta olan ülkelere mahsus değildir. Ciddi bir şekilde veya orta derecede çölleşmiş kurak alanların en fazla bulunduğu kıta- %74 ile Kuzey Amerika'dır. Avrupa Birliği'ndeki ülkelerin beş tanesinde çölleşme sorunları mevcuttur. Asya'da en fazla etkilenen bölgeler eski Sovyetler Birliği'nde yer almaktadır.

Genel olarak bakılırsa, çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olan kurak alana sahip 110 ülke olduğu görülür. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çölleşmenin genel maliyetinin senede 42 milyar dolar olduğunu hesaplamıştır. Sadece Afrika'nın yıllık kaybı 9 milyar dolardır.

Manevi kayıplar ise, daha ağır olmuştur. Dünya nüfusunun beşte biri demek olan bir milyardan fazla insanın yaşamı tehlikededir. 135 milyon kişi-Fransa, İtalya, İsviçre ve Hollanda'da yaşayanların toplamı kadar- doğup büyüdükleri yerleri terk etmek mecburiyetinde kalabilirler. Toz haline dönüşmekte olan yerleri bugüne kadar kaç kişinin terk edip gittiği bilinmemekle beraber mutlaka milyonları bulmaktadır. Mali ve Burkina Faso'da yaşamakta olanların altıda biri, kendi yörelerini terk etmek zorunda kalmışlar ve bunun bir sonucu olarak da, şehirlerin çevrelerindeki gecekondular fazlalaşmıştır. 1965 ile 1988 seneleri arasında Mauritania'nın başşehri Nouakchott'da yaşamakta olanların toplam nüfusa oranı %9.9'dan %41'e yükselmiş ve göçebelerin oranı ise %73'ten %7'ye düşmüştür.

Topraklarını yitirmiş olanlar, rüzgârın kendilerini götürdüğü yerlerde tekrar kök salmaya çalışmaktalarsa da uzaktaki ülkeler, bu göçten etkilenmektedir. Meksikalı göçmenleri, ABD'ne iten unsurlardan bir tanesi de çölleşmedir. Senegal Vadisi'nin yüksek ve orta bölgelerinde yaşayanların beşte ikisi şimdiden göç etmiştir. Fransa'daki Bakel bölgesindeki nüfusu, köylerini geride bırakıp buraya göç etmiş insanların çoğunluğu oluşturmaktadır. Ama bir imkan bulunabilseydi, bu insanlar kendi memleketlerinde kalmayı tercih ederdi.

Yağış almayan bölgelerde halen sürmekte olan on silahlı çatışmanın başlamasının sebepleri arasında çölleşme de bulunmaktadır. Çölleşme, Somali gibi yerlerde siyasi dengesizlik, açlık ve toplumun parçalanmasına sebep olduğu gibi, insani yardım ve felaketleri önleme çabası şeklinde büyük miktarda harcamalara yol açmaktadır. Aynı zamanda küresel ısınma ve biyolojik çeşitliliğin kaybolması gibi, çevre koruma sorunlarını da ağırlaştırmaktadır.

Çölleşme, bir bakıma yanlış bir terimdir. Bazıları bu, dünya üzerinde mevcut olan çöllerin yayılması, yani kumların verimli toprakları örtmesi gibi kabul etmektedir. Çöl sınırlarının iklim ve yağmur şartlarına göre genişleyip küçüldüğü bir gerçektir ama, bu tamamen değişik bir konudur. Çölleşme-çirkin bir işlemi ifade eden çirkin bir terim adeta bir cilt hastalığı gibidir. Bozulmakta olan araziler yer yer patlak verir. Bu patlamalar, en yakın çölden binlerce kilometre uzakta da olabilir. Bu alanlar yavaş yavaş büyür, birleşir ve çölü andıran şartlar oluşturur.

Çölleşmeyle Mücadele Anlaşması (The Convertion of Combat Desertification) ülke liderlerinin 1992 senesinde Rio'daki Dünya Zirvesi'nde kabul etmiş oldukları çölleşme tanımını kabul etmektir. Bu tanım, hem iklim şartlarını hem de insanların faaliyetlerini suçlu bulmaktadır. Aynı zamanda, "çölleşme fiziksel, biyolojik, siyasi, kültürel ve ekonomik faktörler arasındaki karmaşık bir bileşim sonucu ortaya çıkar" denmektedir.

Kuraklık, genellikle çölleşmeyi başlatır veya daha kötüleşmesine sebep olur, Ancak, insanların dört faaliyeti genellikle çok daha etkili olmaktadır. Yanlış tarım uygulamaları toprağı tüketmektedir. Aşırı otlatma, toprağı erozyondan koruyan bitki tabakasını ortadan kaldırmaktadır. Ormanların tahrip edilmesi, araziyi toprak yapan ve bu ikisini birbirine bağlayan imkânı yok etmektedir. Yanlış sulama, tarım yapılan araziyi tuzlu bir halde bırakmakta ve her sene 500.000 hektarı çölleştirmektedir. Bu miktar, her yeni sulamaya açılan alana eşittir.

Eskiden kurak alanlarda yaşamakta olanlar, kendi topraklarını haddinden fazla işlemek ve mevcut ağaçları tahrip etmekle suçlanırlardı. Fakat anlaşmanın da kabul ettiği gibi, bu uygulamanın altında insanların başka türlü hareket etmelerine imkan bırakmayan sebepler yatmaktadır. Yoksulluk, bu sebeplerin başında gelmektedir. Son derece fakir olan bu insanlar, kendi geleceklerini ipotek altına almakta olduklarının farkında olmalarına rağmen ailelerini bugün besleyebilmek için ellerindeki topraktan mümkün olduğu kadar istifade etmek zorunda kalmaktadır.

Kurak alanlarda yaşayan yoksul insanlar kendi geleceklerini tayin etmek bakımından fazla bir şansa sahip değillerdir. Kendi ülkelerinde bile bir kenara atılmışlardır. Ektikleri arazi kendilerinin değildir. Ulusal veya bölgesel politikaların saptama bakımından pek etkili oldukları söylenemez. Ekonomik, siyasi ve coğrafi olarak dünya üzerindeki varlıkları adeta bilinmez. Çölleşmeden en fazla etkilenen kadınların ise kendi toplumlarında bile hemen hiç sesleri çıkmaz. Kuraklık bu insanlar için felaket demektir. Ama tarımsal ürünlerin bollaşmasına ve fiyatların düşmesine yol açan yağmur da onlar için zaman zaman felaket anlamına gelmektedir.

Nüfus ve tarımsal ürünlere olan talep arttıkça topraktan yararlanmanın klasik yöntemlerinin yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Tek tip tarım gibi yeni uygulamalar bu durumu daha vahim bir hale getirmektedir. Koruma ilkelerine hiç önem vermeden gittikçe daha fazla toprağın devreye sokulması sonucunda yoksul çiftçilerle hayvan yetiştiricileri randıman alamayacakları arazilere doğru itilmektedir.

Geçmişte kalkınmayı planlayanlar, kurak alanlarda yaşamakta olan insanları gözardı etmişlerdir. Ancak bu insanlar uzun bir süreden beri kendilerini besleme imkanlarını yarattıkları bu toprakları ve ekosistemi herkesten daha iyi tanımaktadır. Çölleşmeyi önlemede bu insanlardan yararlanmak gerekir.

Anlaşma bu gerçeği vurgulamakta ve 1995 senesinde Kopenhag'da yapılmış olan Sosyal Kalkınma Zirvesi'nde belirtilmiş olan sürdürülebilir kalkınmanın insanlara hizmet etmesi ve insan merkezli olarak gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Yeni bir yaklaşım sergileyen bu anlaşma o yörelerde yaşamakta olan insanların çölleşme konusunda katılımcı olmaları ve bu insanların yoksulluklarına bir çare bulunması gerektiğini ileri sürerek bugüne kadar kabul edilmiş olan metodları alt üst etmektedir. Aynı zamanda, çölleşmenin durdurulup kaybedilmiş alanların geriye kazanılabileceğini ve kendi toprakları üzerinde aklamaya razı edilerek gezegenimiz üzerinde yaşamakta olan yoksulların gelirlerinin ve gururlarının iade edilebileceğini ima etmektedir. Belki de çölleşmenin yol açtığı iç içe geçmiş ve birbirlerine bağlı krizlerin önünün alınması için en iyi ve belki de en son şansı sunmaktadır.



Kaynak: TEMA


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Erezyon


Erozyonla Mücadele Haftası



TEMA Vakfı Erozyonla Mücadele Haftası 2012: İklim Değişikliğini Engellemek Bizim Elimizde


TEMA Vakfı, 20 yıldır Kasım ayında erozyon ve çölleşme tehlikesine dikkat çekmek ve yaşam anlamına gelen toprağa sahip çıkmak amacıyla Erozyonla Mücadele Haftası etkinlikleri düzenliyor. Ülke genelinde TEMA Vakfı Temsilci ve Gönüllü Sorumluları tarafından düzenlenen etkinliklerle toprak başta olmak üzere tüm doğal varlıkların korunmasının önemine dikkat çekiliyor ve bu mücadelenin devlet politikası olması gerektiğine dair kamuoyu bilinci oluşturulması hedefleniyor.


Resmi ekleyen



Nallıhan - Ankara




İklim Değişikliği ve Erozyona Karşı Birlikte Mücadele Etmeliyiz


Ülkemiz, insan kaynaklı iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkileniyor. Eskiye nazaran daha sık, uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar, ani yağışlara bağlı seller ve aşırı hava olayları yaşıyoruz. Her yıl 743 milyon ton toprağımızı erozyonla kaybediyoruz. Tarım alanlarımızın % 59’unda, meralarımızın % 64’ünde ve orman varlığımızın % 54’ünde erozyon görülüyor. İklim değişikliğinin olumsuz etkileri ise topraklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün arttırıyor. Bu nedenle, TEMA Vakfı 2012 Yılı Erozyonla Mücadele Haftası etkinlikleri ana teması “İklim Değişikliği”, sloganı ise “İklim Değişikliğini Engellemek Bizim Elimizde” olarak belirlendi. Çünkü, bilim insanlarının şimdiye kadar anlattığı, bugün şahit olduğumuz insan kaynaklı iklim değişikliğinin geldiği tehlikeli noktanın ve eğer önlem almazsak, gelecek nesilleri çok daha zor şartlar altında yaşamaya mecbur bırakacağımızın farkındayız. İklim değişikliğinin artan etkileri ilerleyen dönemde diğer tüm etkilerinin yanı sıra erozyonu da şiddetlendirecek ve yaşamımızı borçlu olduğumuz toprak varlığımızın yok olmasına sebep olacak. Bu yüzden iklim değişikliği ve erozyona karşı birlikte mücadele etmeliyiz.



Resmi ekleyen




İklim Değişikliğinin Etkilerini Hemen Şimdi Harekete Geçersek Azaltabiliriz!


İklim değişikliği öngörülerine göre gelecekte topraklarımızın tamamını erozyona kurban vermemek için, iklim değişikliği ve erozyonla birlikte mücadele etmek için aşağıdaki uygulamaları acilen hayata geçirmemiz gerekiyor:

• İklim değişikliği ile mücadele için ülkemizin mutlak sera gazı azaltım hedefini belirlemesi yaşamsal bir zorunluluktur.
• İklim değişikliğini hızlandıran kömürlü termik santraller, fosil yakıt yatırımları gibi iklim krizini derinleştiren politikalardan acilen vazgeçilmelidir.
• Yapılacak her türlü büyük ölçekli yatırım ve planlar iklim değişikliğine uyumu gözeterek gözden geçirilmeli, doğaya geri dönülemez zarar vermesi engellenmelidir.
• 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu, toprağın korunması yönünde iyileştirilmeli, tüm maddeleri acilen uygulanmalıdır.
• Toprak varlığımızın korunması ve doğru şekilde değerlendirilmesine yönelik Arazi Kullanım Planlaması yapılmalıdır.
• Tarımsal potansiyeli yüksek, bozulan-kirlenen ve amaç dışı kullanılan Büyük Ovalarımız Bakanlar Kurulu kararıyla koruma altına alınmalıdır.
• Doğal ormanlarımızın azalmasına değil, korunmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
• Toprak Yasa’sından sonra yine TEMA Vakfı’nın hazırlamış olduğu Su Yasa Taslağı’ndan yararlanılarak Su Yasası çıkarılmalıdır.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Erozyonla_Mucadele_Haftasi_TEMA_Vakfi_ve_8217_n_t79886.html'] Erozyonla Mücadele Haftası | TEMA Vakfı’nın Erozyon Ve Çölleşme Tehlikesine Dikkat Çekmek, Toprağa Sahip Çıkmak Amacıyla Düzenlediği Etkinlik Haftası' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Erozyonla_Mucadele_Haftasi_TEMA_Vakfi_ve_8217_n_t79886.html'] Erozyonla Mücadele Haftası | TEMA Vakfı’nın Erozyon Ve Çölleşme Tehlikesine Dikkat Çekmek, Toprağa Sahip Çıkmak Amacıyla Düzenlediği Etkinlik Haftası



Kaynak

#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Erezyon Nedir?


Sivil Savunma Günü


Resmi ekleyen



Sivil Savunma Günü – 28 Şubat




•28 Şubat 1959 - Sivil Savunma Yasa Tasarısı 7126 kanun numarası ile yürürlüğe konuldu.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Sivil_Savunma_Gunu_28_Subat_Sivil_Savunma_Tarihc_t21904.html'] Sivil Savunma Günü | 28 Şubat - Sivil Savunma Tarihçesi - Sivil Savunma Günü Şiirleri - Sivil Savunma Ve Sivil Savunma Kurumları - Sivil Savunma Eğitimleri Nasıl Yapılır? Sivil Savunma Günü Şiirleri - Doğal Afetlerde Sivil Savunma Nasıl Olmalıdır? ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Sivil_Savunma_Gunu_28_Subat_Sivil_Savunma_Tarihc_t21904.html'] Sivil Savunma Günü | 28 Şubat - Sivil Savunma Tarihçesi - Sivil Savunma Günü Şiirleri - Sivil Savunma Ve Sivil Savunma Kurumları - Sivil Savunma Eğitimleri Nasıl Yapılır? Sivil Savunma Günü Şiirleri - Doğal Afetlerde Sivil Savunma Nasıl Olmalıdır?

http://www.kadimdostlar.com/Genel_Kultur_Konulari_ve_Genel_Anlatimlar_f134/Sivil_Savunma_Nedir_Sivil_Savunmanin_Tarihcesi_t19306.html'] Sivil Savunma Nedir? | Sivil Savunmanın Tarihçesi Nedir? Amaçları Nedir? Sivil Halkı Tehdit Eden Tehlikeler Nelerdir? Sivil Savunma Eğitimleri nasıl yapılır? Sivil Savunma kurumları ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Genel_Kultur_Konulari_ve_Genel_Anlatimlar_f134/Sivil_Savunma_Nedir_Sivil_Savunmanin_Tarihcesi_t19306.html'] Sivil Savunma Nedir? | Sivil Savunmanın Tarihçesi Nedir? Amaçları Nedir? Sivil Halkı Tehdit Eden Tehlikeler Nelerdir? Sivil Savunma Eğitimleri nasıl yapılır? Sivil Savunma kurumları

http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/AHDER_Afete_Hazirlik_Ve_Deprem_Egitim_Dernegi_Ca_t80296.html'] AHDER - Afete Hazırlık Ve Deprem Eğitim Derneği | Çalışmaları 1999 Marmara Depreminden Sonra Başlayan Bir Süreç İçinde Giderek Gelişen Ve Güçlenen Dernek' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/AHDER_Afete_Hazirlik_Ve_Deprem_Egitim_Dernegi_Ca_t80296.html'] AHDER - Afete Hazırlık Ve Deprem Eğitim Derneği | Çalışmaları 1999 Marmara Depreminden Sonra Başlayan Bir Süreç İçinde Giderek Gelişen Ve Güçlenen Dernek

http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Afet_Egitimi_Hazirlik_Gunu_12_Kasim_ideal_Bir_Af_t7919.html'] Afet Eğitimi Hazırlık Günü | 12 Kasım - İdeal Bir Afet Yönetimi - Türkiye'de Afet Yönetimi - ASK;Afete Karşı Sivil Koordinasyon - GAEM;Gezici Afet Eğitim Merkezi - "Temel Afet Bilinci Ve Afetlere Hazırlık" Eğitim Programı - Afete Karşı Sivil Koordinasyonu Destekleme Derneği ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Onemli_Gunler_ve_Haftalar_f170/Afet_Egitimi_Hazirlik_Gunu_12_Kasim_ideal_Bir_Af_t7919.html'] Afet Eğitimi Hazırlık Günü | 12 Kasım - İdeal Bir Afet Yönetimi - Türkiye'de Afet Yönetimi - ASK;Afete Karşı Sivil Koordinasyon - GAEM;Gezici Afet Eğitim Merkezi - "Temel Afet Bilinci Ve Afetlere Hazırlık" Eğitim Programı - Afete Karşı Sivil Koordinasyonu Destekleme Derneği

http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Deprem_Nedir_Depremin_Olus_Nedenleri_Ve_Turleri_t19307.html'] Deprem Nedir? | Depremin Oluş Nedenleri Ve Türleri Nelerdir? Deprem Parametreleri Nelerdir? Deprem Kuşakları - Deprem Şiddet Cetveli - Temel Afet Bilinci El Kitabı ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Deprem_Nedir_Depremin_Olus_Nedenleri_Ve_Turleri_t19307.html'] Deprem Nedir? | Depremin Oluş Nedenleri Ve Türleri Nelerdir? Deprem Parametreleri Nelerdir? Deprem Kuşakları - Deprem Şiddet Cetveli - Temel Afet Bilinci El Kitabı

http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Sel_Nedir_Nedenleri_Nelerdir_Selden_Once_Ve_So_t19308.html'] Sel Nedir? | Nedenleri Nelerdir? Selden Önce Ve Sonra Yapılacaklar Nelerdir? Kuvvetli Yağmur Sırasında Ve Sonrasında Yapılacaklar ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Sel_Nedir_Nedenleri_Nelerdir_Selden_Once_Ve_So_t19308.html'] Sel Nedir? | Nedenleri Nelerdir? Selden Önce Ve Sonra Yapılacaklar Nelerdir? Kuvvetli Yağmur Sırasında Ve Sonrasında Yapılacaklar

http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Cig_Nedir_Cig_Nasil_Olusur_Cigin_Olusma_Nedenl_t19568.html'] Çığ Nedir? | Çığ Nasıl Oluşur? Çığın Oluşma Nedenleri? Türkiye'nin Çığ Dağılım Haritası. ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Cig_Nedir_Cig_Nasil_Olusur_Cigin_Olusma_Nedenl_t19568.html'] Çığ Nedir? | Çığ Nasıl Oluşur? Çığın Oluşma Nedenleri? Türkiye'nin Çığ Dağılım Haritası.

http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Heyelan_Nedir_Heyelan_Cesitleri_Nelerdir_Heyel_t19959.html'] Heyelan Nedir? | Heyelan Çeşitleri Nelerdir? Heyelana Neden Olan Etkenler Nelerdir ?' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Dunya_Cografyasi_icatlar_ve_Kesifler_f221/Heyelan_Nedir_Heyelan_Cesitleri_Nelerdir_Heyel_t19959.html'] Heyelan Nedir? | Heyelan Çeşitleri Nelerdir? Heyelana Neden Olan Etkenler Nelerdir ?

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı