İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Faruk Nafiz Çamlıbel (d. 18 Mayıs 1898, İstanbul – ö. 8 Kasım 1973, İstanbul) | Türk Şiirinde Hecenin Beş Şairi'nden Biri

- - - - - Faruk Nafiz Çamlıbel Hecenin Beş Şairi

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1
melekler_ucamaz

melekler_ucamaz

    Şimdi Düşlerimin Sonbaharındayımm ...

  • Özel Dost
  • 3.880 İleti
  • Gender:Female
  • Location:cennet mahallesi

Faruk Nafiz Çamlıbel

 

 

18 Mayıs 1889 yılında İstanbul’da doğdu. 8 Kasım 1973’te Akdeniz’de seyreden Samsun gemisinde yaşamını yitirdi. Türk şiirinde "hecenin 5 şairi" diye bilinen şairlerden biridir. Bir süre Tıp Fakültesi’nde öğrenim gördü. Kayseri, İstanbul ve Ankara’da uzun yıllar öğretmenlik yaptı. İstanbul’dan milletvekili seçildi (1946-1950). 27 Mayıs 1960’tan sonra bir süre Yassıada’da tutuklu kaldı. İlk şiirlerini aruz vezniyle yazdı. Sonra hece veznine döndü. Anayurt adlı bir dergi çıkardı. Yenilikçi edebiyatımızın geçiş döneminde dili, tekniği ve romantik İstanbul’lu kişiliğiyle de olsa, Anadolu gerçeğine açıldı. Türkçenin gelişmesine büyük katkıları oldu.


DINLE NEY`DEN

Ruhum, ki askindan i`tila diler,
Üstünde titreyen hep aözyasimdir.
Duydugun bu sesler, bu iniltiler
Kendi kitabemdir, mezartasimdir...

Senelerce andim seni yilmadan,
Ölürsem ne yazik anlasilmadan!
Tanrima bir kere secde kilmadan
Sana nezr ettigim derdli basimdir.

Gizli bu askin zevki matemde,
Icinden aglarsin güldügün demde.
Bana yadigarin kaldi alemde
Kirilmis bir ney ki son yoldasimdir!


KOŞMA

Kirpigine sürme cek,
Kina yak parmagina:
Bu yil yasin girecek
Kiz, gelinlik cagina...

Anlatiyor durusum,
Ben sana vurulmusum;
Ko, düssün gönül kusum
Saclarinin agina.

Yas olsam gözden akmam,
Göz olsam gayre bakmam.
Vatanimsin, birakmam
Ellerin kucagina!



MAĞARA

En uzun ölümü günlerce tatmis
Son demi yaklasan bir kurt var inde:
Magranin agzini bir tas kapatmis,
Acliktan ölüyor bir kurt icinde.

Cig gibi tepeden inen kayanin
Farki yok gitgide mezar tasindan.
Kan siziyor bu kana doymiyanin
Duvardan duvara vuran basindan...

Gözünde karanlik ecellesirken,
Az daha yastmak icin canini
Her gün el kaniyle ziyafet ceken
Koca kurt yaliyor kendi kanini.

At, coban, postunu omuzlarina,
Koy artik meydana bütün varini:
Ya cikar, ya cikmaz o kurt yarina,
Yaylaya zararsiz sal davarini.

Sakiyor magranin önünde sesin.
Gec, atlim, belli ki ruhun kanatli.
Atinin nallari tasa degmesin,
O zaman canindan olursun, atli!

Ey cimen gözleri, papatya basi
Bahara benziyen, yazi andiran!
Bir kimildatirsan eger bu tasi,
And olsun, ölüme gelmistir siran.



KIZIL SAÇLAR

Önce baygin bir iniltiydi yamactan duyulan,
Sonra bir gölge belirmisti kus ucmaz yoldan;
Asya`nin titreterek bagri yanik topragini
Geliyor, bakitim, uzaktan sökülen bir kagni...
Inleyen memleketimdir bu tekerlekte, dedim.
Hangi bir köylü bu kagniyle sürünmekte? dedim.
Canli bir yüz bana ayklasti, mehabetle dolu.
Kim bu ? Nerden bu gelis ? Hangi yolun yolcusu bu ?
Bu gelen bir yuvasiz kus gibi pervasizdi.
Bu gelen köylü, sesinden tanidim, bir kizdi.
Sanki vurmus da onun bir karasevda basina,
Kahramanlar gibi yalniz cikiyor dag basina...
Ne uzun yol yürümüs hali, ne yorgunluk izi,
Sacinin rengi bakirdandi, bakirdan derisi.
Yaklasirken bu bakir tenli güzel kivrilarak,
Karli gönlümde günes gördü kizil bir yaprak.
Bir kizil gün doguyor sandim o bastan yarina,
Gözlerim yandi dokundukca kizil saclarina.
Öyle bir kor gibi kizgindi ki korkuttu beni.
Dökülürken saci, kipkirmizi, kan tuttu beni.
Anladim ben, neye her ruha tekindir denemez;
Neye, bir kus gibi, her sacta gönül dinlenemez!
Anladim ben ki dokunmaz sana agyarin elil
Gögsümün sarmak icin yandigi binbir güzeli
Bu tutusmus basin en sonra unutturdugu bana.
Gözlerim görmüyor etrafi, günes vurdu bana...
Kagni kayboldu, günes batti, bir ishak sesi var.
Kiz uzaklasti, fakat bende o basdönmesi var.



KIŞ BAHÇELERI

Dinmis denizin sarkisi, rüzgar uyumakta,
Rihtim boyu sonsuz bir üzüntüyle karalti,
Körfez düsünür, Kanlica mahzundur uzakta,
Mazi gibi sislenmis Emirgan Cinaralti.

Can verdi kisin sundugu taslarla zehirden
Her gonca kizil bir gül acarken yolumuzda,
Üstündeki son dallar agarmis diye birden
Pas tuttu nihayet sularin rengi havuzda.

Yerlerde gezen hatiralar var korulukta;
Yapraklar, atilmis nice mektuplara estir.
Mehtaba calan sapsari benziyle, ufukta,
Binlerce dalin verdigi tek meyva günestir.

Iclenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma dagilmis diye kuslarla cicekler,
Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmiyecekler.


Konu Hale tarafından 02 Mart 2016 Çarşamba - 19:30 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

 

Faruk Nafiz Çamlıbel


Faruk Nafiz Çamlıbel, (d. 18 Mayıs 1898, İstanbul – ö. 8 Kasım 1973, İstanbul) | Türk Şiirinde Hecenin Beş Şairi'nden biri.

 

 

faruknafizcamlbel.jpg





Hecenin Beş Şairi’nden biri olan Faruk Nafiz Çamlıbel 1898’de İstanbul’da doğdu. Tıp öğrenimini yarıda bırakıp bir süre gazetecilikle uğraştıktan sonra, 1922-1946 arasında Kayseri, Ankara ve İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. 1946’dan 27 Mayıs 1960’a kadar Demokrat Parti’den İstanbul milletvekili olarak TBMM’de bulundu. 27 Mayıs’ta tutuklanıp Yassıada’ya gönderildiyse de on altı ay sonra aklanarak serbest bırakıldı.Faruk Nafiz Çamlıbel yalın ve içtenlikli bir dil kullanarak aruz ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerini 1918’de Şarkın Sultanları, 1919’da Gönülden Gönüle adlı kitaplarında topladı. Sonralarıysa aruz ölçüsünden uzaklaşarak hece ölçüsünü benimsedi ve şiirlerinde hecenin özellikle 7+7 kalıbına bir ses zenginliği kazandırdı.

Bu dönemde bir “memleket edebiyatı” yaratmak isteğiyle Anadolu insanının aşkını (Han Duvarları), eski sevdaları (Çoban Çeşmesi) dile getiren şiirler yazdı; gerçek sanatın Anadolu’ya yönelmesi gerektiğini (Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken/ Söylenmemiş bir masal gibi Anadolu’muz/ Arkadaş biz bu yolda türküler tuttururken/ Sana uğurlar olsun ayrılıyor yolumuz) ortaya koymak başlıca kaygılarından biri oldu. Faruk Nafiz Çamlıbel, şiirin yanı sıra, yurt ve milliyet sevgisini işlediği Akın (1932), toplumsal gerçeklere yöneldiği Canavar (1925) gibi oyunlar da yazdı.


Faruk Nafiz Çamlıbel

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Bir yer ki sevenler sevilenlerden eser yok
Bezminde kadeh kırdığımız sevgililer yok
Bir yer ki sevenler sevilenlerden eser yok






Çamlıbel 1898 yılında İstanbul'da doğdu.

Hazine-i hassa başmüfettişi Süleyman Nazif Bey ve Fatma Ruhiye Hanım’ın oğludur. İlk ve orta öğretimini Bakırköy Rüştiyesi ile Hadika-i Meşveret İdadisi’nde tamamlamıştır. Daha sonra Tıp Fakültesi'nde eğitimine başlasa da dördüncü sınıftan ayrılmıştır.

1917 yılında Ati gazetesine girerek yazı işlerinde çalışmaya başlamış ve aynı gazeteden Ankara temsilciliğine atanmış.

1922_24 yıllarında Kayseri'de, 1924_32 yıllarında Ankara'da ve 1932_46 yıllarında İstanbul'da Edebiyat Öğretmenliği yaptı.

Öğretmenliği İstanbul’a döndükten sonra da Vefa ve Kabataş liseleri ve Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde sürdürdü.

Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra siyasete atılarak 1946’da Demokrat Parti’den İstanbul Milletvekili seçildi. Milletvekilliği görevi 27 Mayıs ihtilalline kadar devam etti.

1960 yılının Haziran ayında, 1961 yılının Eylül ayına kadar Yassıada'da tutuklu kaldı.Serbest kaldıktan sonra Arnavutköy'deki evinde sade bir hayat yaşayarak geçirdi.

Çamlıbel, şiire daha 14 - 15 yaşında iken başlamış, 1914 yılında "Saat" adlı ilk şiiri Çocuk Dünyası dergisinde yayınlanmış. Ancak, araştırmacı Fevziye Abdullah Tansel, şairin okul kitaplarına girmiş olan bu şiirinin basılan ilk ürün olmadığını belirtmektedir. 1913 yılında Çamlıbel'in "Eserlerimin Ruhu" . adlı yayımlanan ilk şiiri Payâm gazetesinin edebiyat ekinde çıktığını belirmiştir. Çamlıbel'in Celal Nuri İleri'nin çıkardığı Edebiyat-ı Umumiye dergisinde yayımlanan "Şarkın Sultanları" adlı şiiri, Çamlıbel'in ilk şiir çalışmaları olmuştur.

Öğretmenlik yaptığı yıllarda bir yanda da "Hayat" la kendi çıkardığı "Anayurt" dergilerini idare ediyor, Şiirler yazıyordu."Çamdeviren","Deli Ozan" takma adıyla yazılan mizahi şiirleri yazdı.

Aruz ölçüsünden uzaklaşarak hece ölçüsünü benimsedi ve şiirlerinde hecenin özellikle 7+7 kalıbına bir ses zenginliği kazandırdı.

Faruk Nafiz Çamlıbel; 1908'le 1923 yılları arasında gelişen,milli edebiyat adını alan akımın iler gelen şairlerindendir."Hecenin Beş Şairi" olarak isim yapan Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç'tan kurulu topluluğun edebiyat tarihimize geçen en önemli şairidir. Şiirleri,çoğunlukla,aşk,memleket ve düşünce temalarını anlatır.İlk önceleri romantik temaya önem veren Çamlıbel, daha sonra halkın yaşamından çıkardığı konuları sade bir dille kaleme almaya başladı.Fıkra, piyes,roman türlerinde de eserler vermiştir.


Şiir Kitapları


• Şarkın Sultanları (aruzla, 1918)
• Gönülden Gönüle (aruzla, 1919)
• Dinle Neyden (heceyle, 1919)
• Çoban Çeşmesi (heceyle, 1926)
• Suda Halkalar (aruzla, 1928)
• Bir Ömür Böyle Geçti (seçme şiirler, 1933)
• Elimle Seçtiklerim (1934)
• Akarsu (1937)
• Tatlı Sert (mizah şiirleri, 1938)
• Akıncı Türküleri (epik-didaktik şiirler, 1938)
• Heyecan ve Sükun (seçme şiirler, 1959)
• Zindan Duvarları (şiirler, 1962)
• Han Duvarları (şiirler,1969).


Tiyatro eserleri


• Canavar (heceyle manzum dram,üç perde, 1924)
• Akın (heceyle manzum,üç perde,1932)
• Özyurt (heceyle manzum dram,üç perde, 1932) ,
• Kahraman (heceyle manzum,dram,üç perde, 1932)
• Yayla Kartalı (mensur,üç perde, 1945)



Çamlıbel'in şiirleri neo-klasik ve reformist dönem bestekârlarının ilgi odağı olmuştur. Musikimizde yer alan şiirlerinin bir kısmı aşağıdadır. Bir başka özellikte aynı şiiri birkaç bestekâr ayrı makam veya usulde bestelenmesidir. Bu durum şiirlerinin güfte için özellikli olduğunun kanıtıdır.


Arif Sami Toker ise "Gam çekme güzel n'olsa bahârın sonu yazdır" şiirini Acemaşiran makamında besteledi.

Gam çekme güzel n'olsa baharın sonu yazdır
Sevdaların en coştuğu yer şimdi Boğaz'dır
Tekrar ediyor söylediğim şarkıyı dağlar
Körfezde kopan kahkahalar Göksu'da çağlar






Buselik makamında Erol Sayan'nın bestelediği "Yolcu-Arabacı" şiiri ünlü icracılarımızdan ve bestekâr Suat Sayın Coşkun Plağa okudu bu eser yıllarca dillerden düşmedi.

- Gurbet ademden kara, hasret ölümden acı.
Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

-Henüz bana "Yolunun sonu budur!" denmedi,
Ben ömrümü harcadım, bu yollar tükenmedi.

-Atları hızlı sür ki köye pek geç varmasın,
Nişanlımın gözleri yollarda kararmasın.

- Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam,
Bekliyenim olsa da razıyım kavuşmasam...

- Bir kere görse gözüm köyün aydınlığını
Kül bağlar içerimde bu kızıl kor yığını.

- Senin de yolun biter, diner gözünde yaşlar,
Benim uğursuz yolum bittiği yerden başlar!






Timur Selçuk'un 1970'li yıllarda bestelediği ve İspanyol Meyhanesi albümünde seslendirdiği "Çoban çeşmesi" şarkısı da Çamlıbel'in şahanelerinden biridir.

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

"Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."

O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

Ne şair yaş döker ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...




Kaynak

 


Konu Hale tarafından 02 Mart 2016 Çarşamba - 19:30 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.







0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı