İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Menemen - Kubilay Olayı -23 Aralık 1930 | Kronolojik Olarak Menemen Olayı

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 29 yanıt gönderildi

#21
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen Olayı - Kubilay Olayı


• 29 Ocak 1931 - Menemen Olayı davası sonuçlandı. 37 kişiye idam cezası verildi.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_29_Ocak_January_t19606.html']Atatürk Günlüğü - Today | 29 Ocak - January ' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_29_Ocak_January_t19606.html']Atatürk Günlüğü - Today | 29 Ocak - January

#22
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen Olayı - Kubilay Olayı


• 3 Şubat 1931 - Menemen sanıklarından 27 kişi idam edildi. Bir mahkum infazlar yapılırken kaçtı.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_3_Subat_February_t20158.html'] Atatürk Günlüğü - Today | 3 Şubat - February' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_3_Subat_February_t20158.html'] Atatürk Günlüğü - Today | 3 Şubat - February

#23
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen Olayı - Kubilay Olayı


Tarihimizde bugün, 23 Aralık 1930 Menemen Olayı olarak bilinen, Menemen'de, Asteğmen Kubilây (yedek subay öğretmen), bir kısım gericiler tarafından şehit edildi.


Resmi ekleyen



Menemen’de 23 Aralık 1930’da Cumhuriyet karşıtı olayda yedek subaylığını yapmakta olan öğretmen Kubilay şeriat isteyenler tarafından öldürüldü.

İzmir'in Menemen ilçesinde Giritli Derviş Mehmedi adlı Nakşibendi tarikatına bağlı birinin önderliğinde bir kalabalık, Belediye Meydanı'nda toplanıp, zikrederek şeriatı ilan ettiklerini duyurdu. Olaya bir müfreze ile müdahale etmeye çalışan yedek subay Kubilay, boğazı kesilerek öldürüldü.

Adı Mustafa Fehmi Kubilay, Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu, Kubilay bir öğretmen, Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.

Bu genç insan, Menemen’de 23 Aralık 1930’da şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı, "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçti. Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti.


Şehitlerimizi Rahmetle Anıyoruz


Kadim Dostlar ™ Yönetimi





Dosya Ekle  menemen.jpg   33,11K   0 kere indirildi

#24
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen Olayı - Kubilay Olayı


23 Aralık 1930 Menemen Olayı ve Atatürk


"Bu ne haldir, mürteciler hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyorlar. Binlerce Menemenliden kimse çıkıp mani olmuyor, bilakis tekbirlerle teşvik ediyorlar. Yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? Onların namusunu ve dinini kurtaran ordunun bir subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. Bu Cumhuriyet'i ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur. Bu kasaba 'Vilmodit' ilan edilmeye müstahak olmuştur. Fransızca olan “Ville Maudite” kelimesinin karşılığı cezalandırılmış şehirdir. Vilmodit kasaba demek, o kasabanın bütün halkı şehir dışına çıkarılır, aileler birer ikişer memleketin başka şehirlerine dağıtılır, tam boşaltılmış şehir tümüyle yakılır, bugünkü ve yarınki nesillere ibret olmak üzere hükümet meydanında büyük bir siyah taş, sütun olarak dikilir. Derhal harekete geçmeliyiz.''

Mustafa Kemal Atatürk




Resmi ekleyen




Mustafa Kemal Paşa'nın bu sözlerinden sonra vakit kazanmak ve havayı biraz yumuşatmak için;

“Acaba ayrıntılı raporların gelmesini beklesek mi?” diye bir görüş ortaya attım. Aramızda bir-iki gün beklemeyi, Paşa’nın tepkisinin ne ölçüde değişebileceğini görmeyi uygun gördük. Ancak normal kanuni işleri hemen başlattık. Paşa bir daha “Vilmodit”ten bahsetmedi. Menemen'e yollanan kuvvetler Derviş Mehmet'i ve arkadaşlarını yakaladılar. Orada kurulan Divanı Harp'te mahkeme edilerek idam edildiler. Ayrıca yakalanan baş teşvikçiler de cezalandırıldılar. Mustafa Kemal Paşa bu olayı hiçbir zaman unutmadı. Bir daha da çok parti denemesine girişmedi. Bütün memlekette daha ciddi önlemlerin alınması gereği ortaya çıkmıştı. İrtica ile mücadele hızlandırıldı."



Kazım Özalp




Dosya Ekle  menemenkubilay1.jpg   21,05K   0 kere indirildi

#25
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen Olayı - Kubilay Olayı


Kanlı Canavar Menemende: Kubilay Olayı

(-İnandılar, Döğüştüler ve Öldüler)



Resmi ekleyen



Tarih, 23 Aralık 2013
Menemen…
Şafak sökmek üzere…

Soğuktan üşümemek için hırpani kıyafetlerini üzerine geçirmiş, yüzünü gözünü kapatmış insanlar, uykulu gözlerle camiye, sabah namazını kılmak üzere gidiyorlar…

Ne bilsinler, bir yerlerden kara canavar hortlamış ve kasabalarına çöreklenmiş!

Camiye girdiklerinde tanımadıkları yüzlerle karşılaşıyorlar. Daha önceden gelen bu kişiler, daha ibadet başlamadan zikir çekmeye başlamışlar… Her ne ise; bu garip görüntüye karşın, imam namazını kıldırıyor. Ancak bu garip adamlar, durmak bilmiyor. Namazın ardından yeniden zikir çekmeye, şeriat çığlıkları atmaya başlıyorlar.

Arada haykıranlar da var:

-"Mehdi geldi!"


Bu zikir anında şeriat bayrağı açılıyor. Bu kez bayrağın etrafında dönülerek zikirlere başlanıyor. Böylece dışarı çıkılıyor. Bayrak bir uzun sopanın uçuna bağlanıyor. Bu arada merak içinde; zikir çeken insanların tuhaf hareketlerine bakan Menemenliler, “Ne oluyor, ne olacak?” diye bekleşirlerken; bu kez erken saatinde dükkânlarını açmak için yollara çıkanlar kalabalığı görüyor ve kalabalık gittikçe artıyor… Caminin avlusu böylece gittikçe kalabalıklaşıyor.

Bu yabancıların başında Derviş Mehmet diye biri vardı. Menemen’e gelmeden önce Manisa’dan yola çıkmışlar, köy köy dolaşarak, gizli kapaklı yerlerde kalarak, esrar çekerek Manisa’ya kadar gelmişlerdi. Yanlarında Kıpti adında bir köpek de vardı. Şimdi esrarın da verdiği etkiyle gözü denmiş Derviş Mehmet, cumhuriyet yasalarına küfürler savurarak, şeriatın geldiğini, "laik" düzenin yıkıldığını, kendisinin de “mehdi olduğunu söylüyordu.

Mehdi; olağanüstü, dinsel bir varlık… İnançlı insanları en duygusal yönden vuracak en güçlü silah… Bunu kullanıyordu Kara Canavar…

Ve bu nedenle de hiç kimsenin kendini öldüremeyeceğini, kimsenin buna gücü yetmediğini; bir anlamda Allah’ın kendisini sanki bir zırhla koruduğunu söylemeye çalışıyordu.

Olay, Menemen’deki askeri garnizon tarafından duyuldu. Ancak durumun ciddiyeti tam anlaşılamadığı için, genç bir öğretmen olan Kubilay, ellerine manevra mermileri bulunan tüfekleri olan takımıyla olay yerine gönderildi. Olay yerine gelen Kubilay, gösteri yapan sarhoş dervişleri ve şeriat çığlıklarıyla kışkırtılmaya çalışılan kalabalığa dağılmalarını emretti.

Ancak nafile...

Derviş Mehmet karşısına dikilmiş bu genç öğretmen subaya "senin kurşunun bana işlemez" diye bağırıyordu.

Kubilay, yanındaki birliğe havaya ateş ettirdi. Böylece grubun dağılabileceğini düşünmüştü. Kuru sıkı tüfekler patladığında sanki iddiası doğrulanmış gibi Derviş Mehmet daha gür bir sesle haykırmaya başlamıştı:

-"İşte görün; bunların silahları bize dokunamaz, kurşunları işlemez!"

Şimdi derviş başı daha da galeyana gelmişti. Birden elini beline attı, silahını çıkardı; sonra namluyu doğrultup, Kubilay'a doğru bir kaç el ateş etti. Genç öğretmen ve yedeksubay, bedenine yapışan kurşunlarla yaralanmıştı. Üzerine yağan mermilerden kendini korumak için yaralı haliyle caminin az ilerisindeki duvara doğru gitmeye çalıştı. Birkaç adım atmıştı ki, yere kapaklandı. Daha fazla ilerlemeye gücü yetmedi. Koşarak üzerine doğru gelen Derviş Mehmet, genç subayın saçlarından tuttu; belinden çıkardığı bir bağ bıçağıyla, sanki bir koyun boğazlar gibi boğazına bıçağı çaldı. Boğazdan fışkıran kan, duvar diplerini kıpkırmızı kaplamıştı. Herkesin donmuş kalmış bir halde izlediği bu vahşi sahne, devam ediyordu: Bağ bıçağı birkaç kez daha boğaza indi ve kesilen başı Derviş Mehmet’in dizleri üzerinde gövdesinden ayrıldı. Bu olayla kendinden geçmiş Derviş Mehmet ve adamları, başı gövdesinden ayrılmış Kubilay’ın kanı bulaşmış toprağı yerden alıyor, sanki kutsal bir şeyle günahlarından arınıyorlarmış gibi, yüzlerine gözlerine sürüyor, böylece kendilerini kutsamaya çalışan ilkel kabile bireylerini andırıyordu.

Sahne şöyle devam etti: Kesilen baş, yeşil bayrağın bağlandığı sırığa geçirilmek istendi. Önce geçirdiklerini sandılar; ancak sırığı birkaç kez sallayınca kesik baş sırığın üzerinden yere düştü yuvarlandı. Bu kez bir ip bulundu ve iple kesik baş şeriat bayrağına sıkı sıkı sarıldı…

İnsanlık durmuş gibiydi:

Canavarlık, büyük bir zafer elde etmiş gibi kükreyip duruyordu. Olaya müdahale etmek isteyen iki bekçi olay yerine yetişti. Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’ye bu kez namlular doğruldu ve iki bekçi de cansız yere yığıldılar.

Bu olaylar olurken, Menemen halkı olaya müdahale etme gücünü kendinde bulamadı. Hatta kimileri, büyülenmiş gibi, şeriat çığlıkları altında olayı alkışlamışlardı da.


Bu ilkel gösteri böyle sürüp giderken; bu kez gerçek mermileriyle garnizona bağlı güçler olay yerine geldiler ve olaya müdahale ettiler. Kısa bir çarpışmadan sonra “Beni öldüremezler, ben Mehdiyim” diyen Derviş Mehmet, tüfekle öldürüldü. Bu kanlı olaya neden olanların bir kısmı yakalandı. Kaçabilenler kaçtı ve onların tutuklanması için de çalışmalar başlatıldı.

Bu olay Ankara’ya ulaştığında, genç Kubilay’ın ne kadar zalim biçimde öldürüldüğünü öğrenen Gazi Mustafa Kemal Paşa, büyük bir öfkeye kapıldı. O hep şunu soruyordu kendi kendine: “Nasıl olur da böyle bir olayı Menemen halkı önlemez, nasıl?”

Bir an duraksama geçirdi; önce Menemen'i boşaltıp, tıpkı Pompei Harabeleri gibi top ateşiyle yerle bir edilmesini emretti. Gazi'yi bu isteğinden güçlükle vazgeçirebildiler. Sıkıyönetim kuruldu. Ardından Divanı Harp... Ele geçirilebilenler yargılandılar; suçlarını itiraf edip, idam edildiler...


Genç Kubilay yobaz şeriatçı güçler tarafından şehit edildiğinde, ardında gözleri yaşlı gencecik bir dul eş ve 18 aylık bir yetim çocuk bırakmıştı.


Gün geldi; bu devrim şehitleri için Menemen’de bir anıt yapıldı. Anıtın altında şu yazı yer alıyordu:

“İnandılar, Döğüştüler ve Öldüler”…



Kemal Arı, 22.12.2013




Dosya Ekle  menemenkubilay.jpg   28,34K   0 kere indirildi

#26
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.

#27
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen - Kubilay Olayı - 23 Aralık 1930


Menemen Ayaklanmasının Tarihi Belgelerindeki Sır!


Saygı Öztürk



Resmi ekleyen




Tarih 23 Aralık 1930… 24 yaşındaki Asteğmen Kubilay, Menemen’de mürteciler.

tarafından katledildi. O güzelim başı, bir bağ bıçağıyla gövdesinden ayrıldı. SÖZCÜ Kubilay’ın şehit edilişinin 85. Yıldönümü’nde tarihe ışık tutacak belgeleri açıklıyor.

Cumhuriyetimizin ve laikliğin sembol isimlerinden Asteğmen Kubilay’ın (Mustafa Fehmi Kubilay) mürteciler tarafından şehit edilişinin 85. Yıldönümü… Laiklik ve Cumhuriyet sevdalıları için o acı daha dün gibi… O gün, irticanın kanlı ve kirli elleri hatırlanır, laikliğe, Cumhuriyetimize bağlılıklar bir kez daha yinelenir. SÖZCÜ o acımasız katliamın tarihi belgelerine ulaştı ve Cumhuriyet’in hafızası kazınan katliamın izini adım adım sürdü. Kubilay’ın katledilişi yazışmalara böyle yansıdı…

Vali Kazım Bey, saat 17.40’da makine başına geçti ve İçişleri Bakanlığı’nın sorduğu soruları cevaplandırmaya başladı:

- Ne zaman, nerede içtima ederler ve ne ile meşgul olurlarmış?

- Olayın failleri 6 kişidir. Mehdi ve müritler iki-üç aydan beri sık sık Manisa’nın Lalapaşa Mahallesi’nde çırak Mustafa’nın kahvesi ile tatlıcı Hüseyin Efendinin, Manisa’da Tabur İmamı İlyas Efendinin evinde toplanarak zikir ederlerdi.

“HALİFELİK VE PADİŞAHLIK GELECEK”

- Harekete geçmeye ne vakit karar verilmiş, kim vermiş, maksat neymiş?

7 Aralık 1930 tarihine kadar Lalapaşa Mahallesi’nde tatlıcı Mutaf Efendi’nin evinde yapılan toplantıda harekete geçilme kararı verilmiş, ‘mehdi’ denilen Derviş Mehmet’in bu konudaki teklifi müritlerce kabul edilmiştir. Hedef ve maksatları: Menemen’de Derviş Mehmet’in mehdiliğini ve şeriatı ilan, halkı imana davet ile beraber bu hareketlerini diğer ilçe ve illere yaymaktır. 3,5 ay önce İstanbul’dan gelen İbrahim Efendi’nin huzurunda Manisa’da Tabur İmamı İlyas Efendinin evinde yapılan toplantıda Laz İmam İbrahim Efendi; Abdülhamid’in oğlu Selim Efendinin büyük bir kuvvetle bu yıl memleketi işgal ve Ankara hükümetini devirip Halife ve Padişahlığa çıkacağını ve şeriatın tekrar kurulacağını ve bu meselelerin İstanbul’da yapılan toplantılarda görüşüldüğünü bildirmiştir.

- Hangi köylere ve ne gün uğramışlar, kimlerle görüşmüşler?

- 7 Aralık’ta Manisa’dan çıkan mürtecilerden Mehdi Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet aynı günde Manisa’ya 5 saat uzaklıktaki Paşaköyüne gelerek Mehdi’nin kayınvalidesi Rukiye’nin evinde misafir olmuşlar. Daha önce Bıçakçı Mustafa ve Giritli İsmail tarafından bu eve bırakılan silah ve cephaneleri bir gün sonra alıp gitmişler… 8 Aralık’ta kendilerine katılan Giritli Hasan, Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Ramazan ile birlikte gece yola çıkıp Sümbül Köyü civarındaki ormanda su başında istirahat etmişler. Ramazan, yanlarından kaçmış, saat 22.00’de 6 kişi Bozalan Köyü’ne gelmişler. Burada Sütçü Mehmet’in kardeşi Hacı İsmail’in evinde bir hafta kalmışlar. Burada zikir çekmişler. Ancak, gelip gidenlerin çok olması üzerine Sütçü Mehmet’in teklifi üzerine onlara bir kulübe yapılmış ve mürtecileri buraya nakletmişler. Bir hafta kalmışlar. Burada kaldıklarına dair hükümete haber veren olmamış, onlar da ihbar olup olmadığını bazı köylüler de araştırmış.


Resmi ekleyen



MENEMEN’E EŞEKLE YOLCULUK

Tarih 22 Aralık saat 17.00’de Bozalan’daki kulübelerinden hareket eden mürtecileri, Bozalanlı Hacı İsmail’in küçük oğlu Hüseyin ile Göreceli Abdülkerim, kendi eşeğiyle Görece kabristanına kadar getirmiş ve Abdülkerim’in ‘Allah muvaffakiyet versin. Şeriatı kurduktan ve muzaffer olduktan sonra ben ve arkadaşlarım size katılacak’ demiş. Mürteciler, Menemen’e doğru yola devam ederek Gediz Nehri’ni kayıkla geçmişler ve 23 Aralık saat 06.30’da Menemen’e gelmişler. Sabah saat 06.30’da Zafer İlkokulu’nun önünden Müftü ya da diğer adıyla Kise Köyü mescidine gelmişler. Saat 07.15’te sabah namazının ardından, camiden aldıkları “İnna Fetehnalek” yazılı bayrakla ve kendilerini 5-10 kişilik bir halk kitlesi takip etmek suretiyle yarım saat içinde Belediye Meydanı ile Belediye arasındaki sokağı takiben ve hükümet önünden geçerek Bergama Caddesi’ne, Şeref Beyin un ve yağ fabrikası önünden geçerek Pazarbaşı Mahallesi’ne gelmişler, Kılıçaslan Sokağı’nda Saffet Hoca’nın evine yakın bir köşede toplanmışlar. Belediye Meydanı’na doğru yollarına devam etmişler. Kafile, caminin önünden geçerek Türbe mevkiine, Tuvukpazarı, Arasta Çarşısı, Tosun Hanı, Keçeciler Çarşısı başından tekbir getirerek ve halkı meydana davet ederek saat 07.40’ta Belediye Meydanı’na gelmiş ve bayrağı dikmişlerdir. Belediye arabacısı Hüseyin, kazmasıyla toprağı kazarak çukur açmaya yardım etmiştir.

“BİZE TOP VE MERMİ TESİR ETMEZ”

Mürteciler, çektikleri esrarın tesiriyle devamlı ‘şeriat ve tevhit bayrağı altına giriniz. Kurtulmak isteyen gelir, kalanlar kılıçtan geçecektir. Ben mehdi resulüm. Arkamızdan 60 bin kişi gelmektedir. Sokakların her tarafını silahlı adamlarımız tutmuştur. Asker bize silah atmaz., bize top ve mermi tesir etmez’ gibi ifadelerle halkı ayaklandırmaya çalışmaktaydılar. Bunlardan nalıncı Hasan, bayrak muhafızlığı görevini yapmakta, Ali oğlu Hasan, Emrullah oğlu Mehmet Emin silahsız olarak bayrak muhafızına yardım etmekteydiler. Bu manzarayı ilk olarak avukat katibi Mehmet Tevfik Efendi hükümet binasında bulunan Jandarma yazıcısı Ali’ye haber verince, Ali hemen topladığı 4 askeri ‘silah başı’ etmiş ve hükümet binasının avlusundaki duvarın arkasına yerleştirerek kendisi bayrak tarafına doğru ve bu adamların içine koşmuş, bunların emellerini ve çirkin hareketlerini sormuştur. Mehdi olan Derviş Mehmet, kendisinin 12. imam olacağını, herkesin bayrak altına geçeceğini, yine tekbir getirerek söylemesi, kendisine düşmanca bir vaziyet almaları, halkın toplanması üzerine ürken Er Ali, hemen meydandaki otomobillerden biri ile jandarma yüzbaşısı Fahri Efendi’nin evine gitmiş ve olayı haber vermiştir. Yüzbaşı Fahri Efendi 10 adım mesafeye yaklaşınca niçin toplandıklarını, bayrağın sebebini sormuş ve toplanmanın yasak olduğunu anlatarak halka bile ‘biz konuşuyoruz, siz ne bekliyorsunuz. İşinize gidin’ denmesi üzerine halk bir şey dememiş, Mehdi de ‘şimdi 12. imama ve tevhide sizi iman ettireceğim’ demiş. İşte bu sözler üzerine halkın bir kısmı el çırpmıştır.

ASKERLER PENCERE ÖNÜNE MEVZİLENDİ

Yüzbaşı bundan telaş ederek halkın bunlarla birleştiği düşüncesiyle çirkin bir tecavüze uğramamak ve hükümetin başına bir gaile açarak sonunda milletten birkaç yüz kişinin öldürülmesine sebebiyet verilmesi gibi endişelerle askeri kuvvet istemek için hükümet binasına dönmüş. Önceden yazıcı Ali tarafından mevziiye sokulan 4 jandarma erini geriye çekerek hükümet binasına girmiş ve Mevki Komutanlığı’na başvurmak üzere santral odasına gelmiştir. Getirdiği jandarmalarla asker gelinceye kadar hükümete bir tecavüz olursa müdafaa etmelerini ve ateş açmalarını emreder. Jandarmalardan ikisini cephe kapısının iki tarafındaki iki pencereye yerleştirir. Yüzbaşı Fahri Efendi, telefonla önce 3. Alay ve ilçe kaymakamının telefonu çalışmayınca telgrafhane telefonu vasıtasıyla kaymakama ve ayrıca vilayete bilgi vermiştir.

ASTEĞMEN KUBİLAY GELİYOR

Kaymakam, Jandarma Bölük Komutanlığı ile konuşmadan ortak tedbir almak ve vilayeti de haberdar etmek amacıyla Mevki Komutanı’nın yanına gitmiş. Kışlaya giderken Alay Komutanı’na yolda rastlamıştır. Jandarma yüzbaşısının hükümet binasına girmesinin ardından 4. Alay iaşe subayı ve nöbetçi Yüzbaşısı Mehmet Ali Bey de Kubilay Bey’in müfrezesinin takip ettiği yoldan ve daha önce Belediye Meydanı’na doğru gelirken mürtecilerle karşılaşır. Yüzbaşı, manzaranın vahametini görünce o da hükümet konağındaki santrale gelir ve Mevki Komutanlığı’ndan Nedim Bey’den bir müfreze ister. Nedim Bey, Jandarma Komutanlığı’nın isteği üzerine Kubilay Bey müfrezesinin yola çıktığını ve o müfreze ile irtibat kurmasını emreder.


Resmi ekleyen



FOTO: SÖZCÜ Katledilirken başında ki kanlı şapkası


Kanlı şapkası müzede

Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki İnkılap Müzesi’nde Kubilay’ın başını kestikleri bıçak, kanlı elbisesi ve şapkası, kılıcı sergileniyor. Kubilay Bey’in kesik başını bir sopaya takarak meydanda gezdiren gericilerin bu sopası, zamanın İzmir Valisi tarafından, Dahiliye Vekâleti’ne gönderilerek, İnkılâp Müzesi’ne konulması istenir. İşte buna ilişkin 27 Mayıs 1931 tarihli gizli yazı: “Menemen hadisesinin şehit edilmiş olan Mülazim Kubilay Beyin kesilmiş başının takıldığı sancağın emri devletlerine tevfikan İnkılâp Müzesi’ne konulmak üzere mahallinden gönderilip takdim edildiğini arz ederim efendim.”


Resmi ekleyen



Belgelerdeki gözyaşartan anma töreni

BELKİ ders alınır düşüncesiyle 1938 tarihli bir belgede yazılanları açıklıyoruz. İzmir Vali vekili imzasıyla İçişleri Bakanlığı’na gönderilen “Menemen’de Kubilay abidesinde yapılan tören”in görkemi şöyle belirtiliyor: “Devrim şehidi Kubilay ve arkadaşları adına Menemen’de bugüne kadar örneği görülmemiş bir katılımla tören yapılmıştır. Bu münasebetle İzmir’den üç özel tren Basmane ve Karşıyaka garından hareket etmiş, İzmir ve çevresinden 25 bin, Manisa’dan 15 bin kişi katılmıştır. Trenler törene katılacak halkı taşımaya yetmeyince otobüs, otomobil ve kamyonlarla vatandaşlar Menemen’e gitmişlerdir.”

22 Aralık 2015



Kaynak: Sözcü

#28
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen - Kubilay Olayı - 23 Aralık 1930


Vuruldu, Ayağa Kalkıp Yürüdü


Resmi ekleyen



Saygı Öztürk



Genelkurmay’ın 26 Aralık 1930 tarihli raporunda Asteğmen Kubilay’ın adım adım ölüme gidişi yer aldı: Kubilay, bir anda yere düştü. Vurulmuştu… Derhal ayağa kalktı, camiye doğru yürürken avluda yığıldı kaldı. Mürteciler yanına gelip katletti.


Resmi ekleyen



FOTO: SÖZCÜ Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay şehit edildiğinde henüz 24 yaşındaydı…

As­teğ­men Ku­bi­lay, de­mok­ra­si ve la­ik­lik şe­hi­di. Bir kıs­mı ‘giz­li­’ ka­yıt­lı 85 yıl ön­ce­ki res­mi bel­ge­le­ri in­ce­le­di­ği­miz­de ola­yı da­ha iyi an­lı­yo­ruz. Der­viş Meh­met ta­ra­fın­dan es­ra­ra alış­tı­rı­lan gö­zü dön­müş gru­bun üze­ri­ne ilk gi­den ve Der­vi­ş’­in ya­ka­sı­na ya­pı­şan As­teğ­men Ku­bi­lay, res­mi bel­ge­ler­de ge­çen ifa­deye gö­re “ko­yun gi­bi­” ke­sil­di. Va­li Ka­zım Bey, ma­ki­ne­nin ba­şın­da­dır. İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­’nın “Me­ne­men Ola­yı­” ile il­gi­li yö­nelt­ti­ği so­ru­la­rı ce­vap­lan­dı­rı­yor. Dün kal­dı­ğı­mız yer­den ‘Me­ne­men Ra­po­ru­’nu oku­ma­ya de­vam edi­yo­ruz:

YAKASINA YAPIŞIP BAĞIRDI

“Ku­bi­lay Bey müf­re­ze­si sa­at 08.30’da olay ye­ri­ne ge­li­yor. As­ker­le­ri­ne man­ga ko­lu ni­za­mın­da sün­gü tak­tı­ra­rak tel­graf­ha­ne ya­kı­nın­da bı­ra­kı­yor. Ken­di­si mür­te­ci­le­rin ya­nı­na gi­di­yor. Meh­di Meh­me­t’­in ya­ka­sı­na ya­pı­şa­rak çe­ki­yor ve yap­tık­la­rı ha­re­ke­tin yan­lış­lı­ğı­nı an­la­tı­yor. Bun­lar­la uğ­ra­şır­ken ye­re dü­şü­yor. Mür­te­ci­ler­den bi­ri ta­ra­fın­dan atı­lan kur­şun­la ya­ra­la­nı­yor. Fa­kat der­hal aya­ğa kal­ka­rak ca­mi­ye doğ­ru gi­der­ken ya­ra­nın te­si­riy­le av­lu­da dü­şü­yor.

Kah­ra­man Ku­bi­lay Be­y’­in ya­ra­lan­dı­ğı­nı gö­ren müf­re­ze­de­ki as­ker­ler hiç­bir ala­ka gös­ter­mek­si­zin olay ye­ri­ni terk edip da­ğı­lı­yor­lar. Bun­dan do­la­yı­dır ki ko­mu­tan­la­rı­nın uğ­ra­dı­ğı fe­ci vah­şet ve akı­bet­ten bi­le ha­ber­dar ola­mı­yor­lar.


Resmi ekleyen



FOTO: SÖZCÜ Ge­ne­ral Mus­ta­fa Muğ­la­lı baş­kan­lı­ğın­da ku­ru­lan as­ke­ri mah­ke­me­de 2 bin 200 sa­nık yar­gı­lan­dı. Derviş Mehmet’in aralarında bulunduğu 29 ki­şi Ku­bi­la­y’­ın şe­hit edil­di­ği yer­de asıl­dı.


MUSALLA TAŞINA VURDULAR

5-10 da­ki­ka son­ra ya­ra­lı­nın ca­mi av­lu­sun­da ol­du­ğu­nu uzak­tan gö­ren Meh­di Meh­me­t’­le Şam­dan Meh­met, yan­la­rın­da­ki bir bı­çak­la ve pek fe­ci bir su­ret­te ba­şı­nı ke­si­yor­lar. Ke­si­len ba­şı av­lu­da­ki mu­sal­la ta­şı­na vu­ra­rak sil­ke­le­dik­ten son­ra Be­le­di­ye Mey­da­nı­’na ge­ti­rip bay­rak di­re­ği­ne ta­kı­yor­lar. Mey­dan­da­ki elek­trik di­re­ği­ne bir ku­şak­la bağ­la­nan bay­ra­ğın di­re­ği kı­rıl­mak is­ti­da­dı­nı gös­te­rin­ce mür­te­ci­le­rin ta­le­bi üze­ri­ne Yan­ya­lı Ar­na­vut Ka­mil, 70-80 met­re uzak­lık­ta­ki dük­ka­nın­dan ip ge­ti­ri­yor ve bay­rak so­pa­sı­nı elek­trik di­re­ği­ne bağ­lı­yor. Mür­te­ci­ler, ke­si­len ba­şın et­ra­fın­da do­la­şa­rak hal­kın ka­tı­lı­mı­nı ar­tır­ma­ya ça­lı­şır­ken ikin­ci saf­ha­nın müf­re­ze­le­ri ge­li­yor.

BEK­Çİ Sİ­LA­HI­NI ATEŞ­LE­Dİ

Yüz­ba­şı Bah­ri Be­y’­in ku­man­da­sın­da bu­lu­nan müf­re­ze olay ye­ri­ne gel­di. Hal­kın da­ğıl­ma­sı için ih­tar­la­rı yap­tık­tan son­ra ateş aç­mış­lar­dır. Bi­lin­di­ği gi­bi te­pe­len­miş ve bun­lar dağ­la­ra kaç­mış­lar­dır.

Bu sı­ra­da ha­pis­ha­ne ya­nın­da si­lah­sız ola­rak bu­lu­nan ve Ku­bi­lay Be­y’­in şe­ha­de­ti­ni gö­ren Kır Bek­çi­si Ha­san Ça­vuş 5 da­ki­ka me­sa­fe­de­ki Ahi Hı­zır Ma­hal­le­si­’n­de­ki evi­ne ko­şa­rak ora­dan si­la­hı­nı alır ve ye­ti­şe­rek as­ker­le­rin ate­şi­ne ka­tı­lır. Mür­te­ci­le­rin ate­şi so­nu­cu ölü­yor. İkin­ci bek­çi de Na­lın­cı Ali us­ta­nın dük­ka­nı­nın önün­de şe­hit dü­şer.

KA­FA­LA­RI VE RUH­LA­RI DU­MAN­LAN­MIŞ

Ay­lar­dan be­ri po­li­ti­ka ce­re­yan­la­rıy­la çok tah­rik edil­miş ve bir kı­sım ga­ze­te­le­rin za­li­ma­ne saf­sa­ta­la­rı da olay­la­rın çık­ma­sın­da et­ki­li ol­muş­tur. Bun­dan do­la­yı­dır ki ka­fa­la­rı ve ruh­la­rı ta­as­su­bun ya­man ate­şiy­le du­man­laş­mış mür­te­ci, es­rar­keş ta­ri­kat­çı­lar ola­yın ba­şın­dan be­ri en­di­şe­siz­di­ler. Ge­rek mey­dan­da ve ge­rek­se ka­sa­ba­nın için­de per­va­sız­ca ha­re­ket et­ti­ler. Ba­şar­ma­la­rı ha­lin­de as­ke­rin de ken­di­le­ri­ne si­lah at­ma­ya­ca­ğı ve hal­kın ken­di­le­ri­ne ka­tı­la­ca­ğı hak­kın­da ümit­le­ri­ni bes­li­yor­lar­dı. Gös­te­ri­le­re 300 ki­şi ka­tıl­mış, bun­la­rın bir kıs­mı ola­yı sey­re­der­ken, ba­zı­la­rı ise yar­dım­cı ol­muş­tur.

VAHŞET BU DE­RE­CE­Yİ BUL­MAZ­DI

Yüz­ba­şı Fah­ri Efen­di yal­nız üç bü­yük si­lah ta­şı­yan şa­ki­le­ri ilk an­dan be­ri gör­müş­tü. On­lar açık­ta ken­di­le­ri du­var ar­ka­sın­da ve pu­su­da idi. Jan­dar­ma ya­zı­cı­sı Ali Efen­di ken­di ta­bi­riy­le bu va­zi­ye­ti fii­len ha­zır­la­mış­tı. Fa­kat ya­pı­la­cak bir tes­lim ih­ta­rı bir yay­lım ate­şi hal­kı da­ğıt­mak ve biz­zat halk ta­ra­fın­dan bun­la­rın bağ­lat­tı­rıl­ma­sı müm­kün­dü. Asteğmen Ku­bi­lay Be­y’­in düş­man­la te­ma­sı­nı gö­rür gör­mez or­ta­ya atı­lır bun­la­rı ya­ka­lar­dı. Ça­tış­sa bi­le fa­ci­a böy­le vah­şet de­re­ce­si­ni bul­maz­dı.”

O dö­nem­de “Er­ka­nı Har­p” adı­nı ta­şı­yan Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı­’- nın, 26 Ara­lık 1930 ta­rih ve 6747 nu­ma­ra­lı tez­ke­re­sin­de Ku­bi­la­y’­ın şe­hit edi­li­şi şu cüm­le­ler­le an­la­tı­lı­yor: “Ken­di­si­ne meh­di sü­sü ve­ren ki­şi ar­ka­sın­dan ko­şup za­bi­ti tu­tu­yor ve ca­mi­nin bi­nek ta­şı ta­ra­fı­na doğ­ru sü­rük­le­ye­rek ve be­lin­den bı­ça­ğı­nı çe­ke­rek bi­nek ta­şı üs­tün­de za­bi­tin ba­şı­nı bir ko­yun gi­bi ke­si­yor. Ba­şı, elin­de ta­şı­dı­ğı bay­ra­ğın ucu­na ta­kıp ta­şı­yor ve yi­ne nut­ku­na baş­lı­yor. Ku­bi­la­y’­ın bo­ğa­zı ke­si­lir­ken aha­li bu ha­li al­kış­lar­la kar­şı­lı­yor.

YOLA CEPHANESİZ ÇIKMIŞLAR

Bu va­zi­yet kar­şı­sın­da 10 adım ka­dar ge­ri­de bu­lu­nan bö­lük, baş­la­rın­da­ki ça­vuş­la­rın kan­sız­lı­ğı yü­zün­den hiç­bir ha­re­ket ve can­lı­lık gös­ter­mi­yor ve al­çak­ça­sı­na fi­rar edi­yor. 4 as­ker­le hü­kü­met ko­na­ğı içi­ne gi­ren Jan­dar­ma ku­man­da­nı da bu ha­le ka­dın gi­bi se­yir­ci ka­lı­yor. Te­le­fon­la kuv­vet ta­lep eden Jan­dar­ma ko­mu­ta­nı ve bu kuv­ve­tin ne için, ne mak­sat­la ve ne gi­bi bir va­zi­fe kar­şı­sın­da ta­lep edil­di­ği hak­kın­da ala­y­ı bil­gi­len­dir­me­miş­tir. Jan­dar­ma ku­man­da­nı­nın nok­san ola­rak ver­di­ği bil­gi yü­zün­den, alay­ca gön­de­ri­len ilk bö­lük cep­ha­ne­siz ola­rak yo­la çı­ka­rıl­mış­tır.”

KES­TİK­LE­Rİ YER­DE ASIL­DI­LAR

Ku­bi­la­y’­ın şe­hit edil­me­sin­den son­ra Der­viş Meh­met ve iki ada­mı öl­dü­rül­dü. Me­ne­men, Ba­lı­ke­sir ve Ma­ni­sa­’da sı­kı­yö­ne­tim ilan edil­di. Ge­ne­ral Mus­ta­fa Muğ­la­lı baş­kan­lı­ğın­da ku­ru­lan as­ke­ri mah­ke­me­de 2 bin 200 sa­nık yar­gı­lan­dı. 29 ki­şi Ku­bi­la­y’­ın şe­hit edil­di­ği yer­de asıl­dı.


Resmi ekleyen



Ata­türk eli­ni ma­sa­ya vur­du ‘Suç­lu­la­rı he­men bu­lu­n’ de­di


Ata­türk, Edir­ne Be­le­di­ye Mec­lis sa­lo­nun­da top­lan­tı ya­par­ken Me­ne­me­n’­de ya­şa­nan olay­la­rı öğ­re­ni­yor. Emek­li öğ­ret­men Ay­han Tun­ca­’nın “Mus­ta­fa Ke­mal Ata­türk Edir­ne­’de ” ki­ta­bın­da, ora­da ya­şa­nan­la­rı şöy­le açık­lı­yor:

“O gün Edir­ne Be­le­di­ye Mec­lis Sa­lo­nu’n­da tat­lı bir soh­bet var­dı. İçiş­le­ri Ba­ka­nı Şük­rü Ka­ya, eniş­te­si olan Va­li Emin Bey ile il­gi­li bir şa­ka yap­mak için ağ­zı­nı aç­mış­tı ki, bir su­bay elin­de tel­graf­la içe­ri­ye gir­di ve Ata­tür­k’­e uzat­tı. Ata­türk tel­gra­fı al­dı, oku­du; ama yüz hat­la­rı de­ğiş­miş, ren­gi sa­rar­mış­tı. Sa­lon­da tüm ne­fes­ler tu­tul­muş­tu. Ata­türk bir­den eli­ni ma­sa­ya vur­du, aya­ğa kalk­tı ve hid­det­le: ‘Ar­ka­daş­lar! Me­ne­me­n’­de mür­te­ci Nak­şi­ben­di­ler, be­nim Ku­bi­lay ad­lı su­ba­yı­mı kat­let­miş­ler. Şe­hit et­miş­ler. Ba­şı­nı, göv­de­sin­den ayır­mış­lar. Suç­lu­lar he­men bu­lun­sun, Me­ne­men ha­ri­ta­dan si­lin­si­n’ di­yor. Şükrü Ka­ya­’nın Ga­zi­’yi sa­kin­leş­tir­mek için çok uğ­raş­tı­ğı söy­le­nir.”

23 Ara­lık 1930 ta­ri­hin­de Alay Baş­he­ki­mi Yüz­ba­şı H. Su­at, Me­ne­men Hü­kü­met Ta­bi­bi 43. Alay Dok­to­ru Ne­ca­ti Be­y’­in dü­zen­le­di­ği ölüm ra­po­run­da şun­lar ya­zı­yor: “Ku­bi­lay Efen­di, çı­kan ar­be­de­de asi­ler­den her­han­gi bi­ri­si ta­ra­fın­dan vu­rul­muş­tur. Sağ kol­tuk al­tın­dan vu­ru­lan Ku­bi­lay Efen­di 30 met­re ile­ri­sin­de­ki ca­mi­ye kaç­mış­tır. Ora­da başı bo­ynundan ay­rıl­mış­tır.”


23 Aralık 2015



Kaynak: Sözcü

#29
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen - Kubilay Olayı - 23 Aralık 1930


İlk Kez Gördüğünüz Bu Fotoğraflar Bize Çok Şey Anlatıyor…


Resmi ekleyen



Uğur Dündar



Resmi ekleyen



FOTO: SÖZCÜ Ku­bi­lay en sağ­da ayak­ta du­ru­yor. Sa­dık On­gan or­ta sı­ra­nın sağ ba­şın­da otu­ru­yor.

Sev­gi­li okur­la­rım,

Bu­gün, Dev­rim Şe­hi­di Mus­ta­fa Feh­mi Ku­bi­la­y’­ın yo­baz­lar ta­ra­fın­dan hun­har­ca kat­le­di­li­şi­nin 85’in­ci yı­lın­da­ki an­ma et­kin­lik­le­ri­ne ka­tıl­mak için Me­ne­me­n’­de­yim.

Bi­li­yor­su­nuz, İz­mir Va­li­li­ği bu yıl al­dı­ğı ka­rar­la, tö­ren­de Be­le­di­ye Baş­ka­nı Ta­hir Şa­hi­n’­in Me­ne­men­li­le­ri tem­si­len ko­nuş­ma yap­ma­sı­nı ya­sak­la­dı. Bel­li ki baş­ka­nın da­ha ön­ce­ki yıl­lar­da yap­tı­ğı ko­nuş­ma­lar AKP ik­ti­da­rı­nı ra­hat­sız et­miş. O ne­den­le Va­li­lik de sus­tur­ma ka­ra­rı al­mış!..

Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ise 85 yıl son­ra ilk kez ba­sı­na ak­re­di­tas­yon uy­gu­la­ma­sı ge­tir­di. Bu­na gö­re Ku­bi­lay anı­tı­nın bu­lun­du­ğu as­ke­ri böl­ge­de­ki tö­re­ni, sa­de­ce ik­ti­dar bo­ra­za­nı TRT ve Ana­do­lu Ajan­sı iz­le­ye­cek.

Be­le­di­ye Baş­ka­nı Ta­hir Şa­hin ken­di­si­ne ge­ti­ri­len ko­nuş­ma ya­sa­ğı­na ve ak­re­di­tas­yo­na tep­ki­si­ni “Ku­bi­lay unut­tu­rul­ma­ya ça­lı­şı­lı­yo­r” di­ye­rek gös­te­ri­yor.

* * *

An­cak bu ça­ba­lar, şan­lı dev­rim ta­ri­hi­miz­de ka­ra bir le­ke ola­rak ka­la­ca­ğı gi­bi, Teğ­men Mus­ta­fa Feh­mi Ku­bi­la­y’­ın ba­şı­nı ver­me pa­ha­sı­na yak­tı­ğı me­şa­le, Cum­hu­ri­ye­ti­miz­le bir­lik­te ka­ran­lık­la­rı son­su­za dek ay­dın­la­ta­cak. Dev­rim­le­ri ko­ru­mak uğ­ru­na can­la­rı­nı fe­da eden kah­ra­man Türk ev­lat­la­rı­nın ad­la­rı her ge­çen yıl da­ha da yü­ce­le­cek…

85. yıl an­ma et­kin­lik­le­ri kap­sa­mın­da Ata­türk­çü Dü­şün­ce Der­ne­ği­’n­ce or­ga­ni­ze edi­len Me­ne­me­n’­de­ki pa­nel­de de­ğer­li bi­lim ada­mı dos­tum Prof. Er­gün Ay­bar­s’­la bir­lik­te ko­nuş­ma­cı ola­rak yer ala­ca­ğız.

* * *

Sev­gi­li okur­la­rım,

Bel­ki de ilk kez gör­dü­ğü­nüz fo­toğ­raf­la­rın hü­zün ve­ri­ci öy­kü­sü var.

Ar­ka­da­şım Me­te On­gan, bu fo­toğ­raf­la­ra na­sıl sa­hip ol­du­ğu­nu an­la­tır­ken şun­la­rı söy­lü­yor:

“Ba­ba­mız mer­hum Kı­dem­li Bin­ba­şı Sa­dık On­gan tüm ai­le bü­yük­le­ri­ni Bal­kan ve Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı­’n­da kay­bet­ti­ği için Da­rü­leyta­m’­da (kim­se­siz­ler yur­du) bü­yü­müş. Öğ­ret­men oku­lu­nu bi­tir­dik­ten son­ra bir sü­re köy öğ­ret­men­li­ği yap­mış. Ar­dın­dan Hal­ka­lı Zi­ra­at Oku­lu­’n­dan me­zun ol­muş. Ye­dek su­bay­lı­ğı sı­ra­sın­da tez­ke­re bı­ra­kıp, bü­yük bir kıs­mı Do­ğu Ana­do­lu­’da ge­çen as­ker­lik ya­şa­mın­da kı­dem­li bin­ba­şı­lı­ğa ka­dar ter­fi et­miş.

Ba­ba­cı­ğım, Ku­bi­la­y’­la ye­dek su­bay­lı­ğı sı­ra­sın­da sı­nıf ve si­lah ar­ka­daş­lı­ğı yap­mış bir Cum­hu­ri­yet sev­da­lı­sıy­dı. Ken­di­si­nin şe­hit Ku­bi­la­y’­la bir­lik­te ol­du­ğu bu iki fo­toğ­raf ka­re­si, biz­le­re bı­rak­tı­ğı en de­ğer­li mi­ras­tır. Bu kah­ra­man Türk dev­rim­ci­si­nin, mert­li­ği­ni, atak­lı­ğı­nı ve ya­kı­şık­lı­lı­ğı­nı an­la­tan, hem öğ­ret­men­lik­ten mes­lek­ta­şı, hem de as­ker ar­ka­da­şı ol­mak­la son­suz gu­rur duy­du­ğu­nu söy­le­yen ba­bam, iyi ki bu­gün­le­ri, an­ma tö­re­ni­ne ge­ti­ri­len ya­sak­la­rı ve kı­sıt­la­ma­la­rı gör­me­di.

Fo­toğ­raf­lar, Ku­bi­lay Ai­le­si’n­de ve ak­ra­ba­la­rın­da var mı­dır, bi­le­mi­yo­rum. An­cak Ata­türk ve dev­rim­le­ri­nin mil­yon­lar­ca sev­da­lı­sı­nın, hep­si çok zor şart­lar­da ye­tiş­miş ve ken­di ça­pın­da bi­rer kah­ra­man olan bu yi­ğit va­tan ev­lat­la­rı­nın fo­toğ­raf­la­rı­na bak­tık­ça, Cum­hu­ri­ye­t’­i on­la­ra borç­lu ol­du­ğu­mu­zu bir kez da­ha ha­tır­la­ya­cak­la­rın­dan hiç kuş­ku duy­muyorum…”

* * *

İs­tan­bul Ko­ca­mus­ta­fa­paşa’­dan ma­hal­le ar­ka­da­şım sev­gi­li Me­te­’nin bu fo­toğ­raf­la­ra sa­hip ol­du­ğu­nu Star Te­le­viz­yo­nu­’n­da Ha­ber Mer­ke­zi Yö­ne­ti­ci­li­ği ya­par­ken öğ­ren­miş ve Ku­bi­la­y’­ı an­dı­ğı­mız bir yıl­dö­nü­mün­de ek­ra­na ge­tir­miş­tik.
Ya­zı­lı ba­sın­da ise bil­di­ğim ka­da­rıy­la ilk kez ya­yım­la­nı­yor.
Ay­rı­ca Me­te On­gan, fo­toğ­raf­la­rın te­lif hak­kı­nı da ga­ze­te­niz SÖZ­CÜ ile Me­ne­men Be­le­di­ye­si­’ne ar­ma­ğan edi­yor.

* * *

Sev­gi­li okur­la­rım,

İs­te­dik­le­ri ka­dar unut­tur­ma­ya ça­lış­sın­lar.

Fe­na hal­de bey­hu­de bu ça­ba­lar Dev­rim Şe­hi­di Mus­ta­fa Feh­mi Ku­bi­la­y’­ı unut­tur­mak bir ya­na, onun aziz ha­tı­ra­sı­na, Bü­yük Ön­der Ata­tür­k’­ün dev­rim­le­ri­ne ve biz­le­re en bü­yük ar­ma­ğa­nı olan Cum­hu­ri­ye­t’­e da­ha sı­kı sı­kı­ya sa­rıl­ma­mı­za ne­den oluyor.


Resmi ekleyen



FOTO: SÖZCÜ Ku­bi­lay en ön­de üç­lü gru­bun or­ta­sın­da otu­ru­yor. Sa­dık On­gan ar­ka sı­ra­da sol­dan ikin­ci ayak­ta…


23 Aralık 2015



Kaynak: Sözcü

#30
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Menemen - Kubilay Olayı - 23 Aralık 1930


Kubilay


Resmi ekleyen



Yılmaz Özdil



Resmi ekleyen



Ocağına incir ağacı dikilen bir kadının, doğup büyüdüğü yuvasını mecburen terkedip, Girit’ten İzmir’e göçeden Zeynep’in oğluydu. İsmi, Mustafa Fehmi’ydi. Dokuz Eylül Üniversitesi eğitim fakültesinin nüvesini oluşturan İzmir Erkek Öğretmen Okulu’na gitmiş, Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerinden olmuştu. Nasıl bir devrimci ruh taşıdığını göstermesi açısından yazıyorum… Soyadı Kanunu çıkmadan tee altı sene evvel, henüz öğrenciyken, Kubilay soyadını almıştı.

*

İzmir Menemen’de asteğmen olarak vatani görevini yapıyordu. 23 yaşındaydı. Tam bugün, 23 Aralık’ta… “Şeriat isteriz” diye ayaklanan yobazlar tarafından, göğsünden kurşunlandı, yaralı haldeyken testere ağızlı bağ bıçağıyla kafası kesildi, bir sırığın ucuna takıldı, dolaştırıldı. Müdahale etmeye çalışan bekçilerimiz Hasan ve Şevki de şehit edildi.

*

Menemen olayı, Şeyh Said’den sonra Cumhuriyet’in karşılaştığı ikinci irtica kalkışmasıydı. Bölgede sıkıyönetim ilan edildi, divan-ı harp kuruldu. 105 sanık yargılandı, 28 sanık idama mahkum edildi, TBMM onadı, Kubilay’ın kafasının kesildiği yerde sehpa kuruldu, asıldılar.

*

Aradan 13 sene geçti, 1943… İkinci dünya savaşı devam ederken, İran sınırımız, bugünkü Suriye sınırımız gibi folofoş durumdaydı. Giren çıkan belli değildi. Gene böyle bir giriş çıkış sırasında, Van Özalp’te 33 kaçakçı öldürüldü. Çatışmada vuruldukları yolunda rapor tutuldu.

*

Aradan beş sene daha geçti, 1948… Çiçeği burnundaki Demokrat Parti, ilk yaptığı işlerden biri olarak, bu meseleyi meclise taşıdı. Van Özalp’te çatışma olmadığını, 33 kaçakçının 3’üncü Ordu Komutanı’nın emriyle kurşuna dizildiğini öne sürdü. Soruşturma açtırdı.

*

Aradan bir sene daha geçti, 1949… Demokrat Parti’nin suçladığı ordu komutanı tutuklandı. Ancak, kısa süre sonra serbest bırakıldı.

*

Aradan bir sene daha geçti, 1950… Demokrat Parti iktidara geldi. 1947’de emekli olan 69 yaşındaki ordu komutanının dosyasını gene açtırdı. Şırrak… İdama mahkum ettirdi.

*

Aradan bir sene daha geçti, 1951… Askeri Yargıtay kararı bozdu. Yeniden yargılama kararı verildi. Ancak, 70 yaşına gelen ordu komutanının ömrü yetmedi, tutukluyken, askeri hastanede vefat etti. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Dava düştü.

*

Karşıdevrimci Demokrat Parti’nin “katliamcı” ilan edip, idama mahkum ettirip, demir parmaklıklar ardında kahrından ölene kadar yakasını bırakmadığı ordu komutanı kimdi biliyor musunuz?

*

Menemen’de Kubilay’ın kafasını kesenleri idama mahkum eden, divan-ı harp başkanı Orgeneral Mustafa Muğlalı’ydı.

*

Milli mücadele kahramanıydı. Menemen olayı yüzünden, yobazların en nefret ettiği kişiydi. Şeyh Said’in bastırılması ve Dersim harekatında da görev yaptığı için, Demokrat Parti bünyesinde filizlenen bölücü unsurların da hedefindeydi. Yobaz-bölücü koalisyonu, intikam için fırsat kolluyordu. Neticede başarmışlardı.

*

Aradan 36 sene daha geçti, 1997… Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın itibarı iade edildi. Naaşı, törenle Devlet Mezarlığı’na taşındı. Harp Akademileri Komutanlığı’nın bahçesine büstü dikildi.

*

Aradan yedi sene daha geçti, 2004… Van Özalp’te, hudut tabur komutanlığının bulunduğu kışlaya, Mustafa Muğlalı ismi verildi.

*

Aradan altı sene daha geçti, 2010… Bir taraftan Ergenekon-Balyoz-Casusluk iftiraları süreci başlatılmış, bir taraftan “açılım süreci” başlatılmıştı. TSK imha edilirken, PKK’yla masaya oturulmuştu. BDP milletvekili Fatma Kurtulan, fırsat bu fırsat, Mustafa Muğlalı Kışlası’nı meclis gündemine taşıdı. İsminin derhal değiştirilmesi istendi.

*

İşte tam bu sırada ne oldu biliyor musunuz?

*

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Van’da miting yaptı. Aynen şunları söyledi: “Başbakandan rica ediyorum, hükümetsin, başbakansın, 33 köylünün kurşuna dizildiği yerde, bunun ismini kışlaya verme, bu ismi değiştirin, istirham ediyoruz, buradan çağrı yapıyorum, bakalım Recep bey çağrımıza nasıl cevap verecek.”

*

E, Recep beyin canına minnetti… Muhalefet partisi muhalefet etmiyor, tam tersine, istirham ediyor, gollük pas veriyordu. Kışlanın ismi değiştirildi. Orgeneral Mustafa Muğlalı tabelası indirildi. Şehit Astsubay Erkan Durukan Kışlası yapıldı.

*

Aradan dört sene daha geçti, 2014… Suriye’de emperyalist güçlerin paylaşım kavgası başladı. Kimisi köktendincileri kullanıyordu, kimisi Kürt milliyetçilerini… Kobani’de IŞİD tarafından öldürülen YPG’li Mahmut Zengin’in cenazesi, Van Özalp’e getirildi. Cenazeyi taşıyan yüzleri maskeli PKK’lılar, Apo posterleri ve PKK bayraklarıyla, Şehit Astsubay Erkan Durukan Kışlası’nın önünde resmi geçit yaptı.

*

Cumhuriyet tarihinde bir ilk’ti. Asker-polis seyretti. Bu resmi geçidin neden orada yapıldığını elbette herkes biliyordu… Mustafa Muğlalı tabelasını indirtenler, açılım sayesinde siyasi zaferlerini taçlandırmıştı.

*

Ve, sene 2015… Devrim şehidi Kubilay’ın 85 sene evvel çekilmiş siyah beyaz vesikalık fotoğrafındaki gözlerine iyi bakın lütfen.

*

IŞİD zihniyetinin taa o zamanlarda bu topraklara ekilen tohumlarına, demokrasiyi yoketmek için demokratik yolları kullanan kravatlı yobazlara, Şeyh Said’in manevi torunlarına, Demokrat Parti çizgisiyle HDP çizgisinin nasıl kesiştiğine, devrimin yuvasına yerleşen guguk kuşlarının sinsi marifetlerine… Acı acı gülümsediğini göreceksiniz.


23 Aralık 2015


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Kose_Yazilari_ve_Makaleler_f27/Kubilay_Yilmaz_Ozdil_t84006.html']Kubilay | Yılmaz Özdil - Kubilay’ın fotoğrafındaki gözlerine iyi bakın lütfen..' target='_blank'>Kubilay' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Kose_Yazilari_ve_Makaleler_f27/Kubilay_Yilmaz_Ozdil_t84006.html']Kubilay | Yılmaz Özdil - Kubilay’ın fotoğrafındaki gözlerine iyi bakın lütfen..


Kaynak: Sözcü




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı