İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

14 Mart Tıp Bayramı | Tıp Bayramı'nın Tarihi - Oluşma Nedeni - İlk Kutlama Tarihi - Tıp Bayramı Ve Doktorlar - Tıp - Sağlık Konulu Şiirler

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 14 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
14 Mart Tıp Bayramı








"Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.


Resmi ekleyen



14 Mart 2005 — Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor. Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anlamına gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır.

Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler.


Kişiler Değil De Olaylar Yön Vermiş


Ülkemiz tarihine baktığımızda, bütün dünyanın kabul ettiği ve bu kadar eskilere dayanan tıp büyüklerimizin olmadığını görmekteyiz. Türk Doktorunun Bayramı’nda yer eden kişiler değil de olaylar olmuştur. Osmanlı tıbbı 15. ve 16. yüzyıllara kadar İslam tıbbının etkisi altında kalmış. Bu sırada batıda 14. yüzyılda İtalya’da başlayan Rönesans 15. ve 16. yüzyıllarda bütün Avrupa’ya yayılmış. Tıp alanında da birçok buluş ve ilerlemeler kaydedilmiş. Osmanlı’da ise 17. yüzyıldan itibaren her sahada ortaya çıkan bozulmalar tıp eğitiminde de kendini göstermiş ve tıp medreseleri eskisi kadar yeni bilgilerle donatılmış hekimler yetiştiremez olmuş. Ayrıca batıda yazılan Latince, İtalyanca, Almanca tıp kitaplarını hekimler takip edememişler, dil bilen sayısının az olması, matbaanın Osmanlı’ya geç giriş ve kitap basmanın 1729’da başlamasından dolayı kitaplar tercüme edilmemiş ve yeterince basılamamış. Az sayıda bazı Osmanlı hekimleri ve bilim adamları kendi çabaları ile dil öğrenerek bu yenilikleri takip etmişler ve bu bilgileri de katarak kendi kitaplarını yazmışlar. Ama bu bilgileri yine de hekim adaylarına yeterince iletememiş.19. yüzyıla geldiğinde durum tıp eğitimi açısından pek iç açıcı değilmiş. Tıp medreseleri eski parlak dönemlerini kaybetmiş, hatta bazıları kapanmış. Bu arada ortalığı azınlıklardan ve Avrupa’dan gelen, yabancı hekimler sarmış. Mütabbib (tabip olmayan sahte hekim) hekimler serbest hekimlik yaparak, orduda da görev alarak birçok insanın ölümüne sebep olmuşlar. Bunların önlenmesi için birçok ferman çıkarılmışsa da engel olunamamış. Çünkü yeterli tıp eğitimi verilmediği gibi yeterli sayıda hekim yetiştirilemiyormuş. İtalyanca ve Fransızca bilen az sayıda hekim gelişmeleri takip ederek çevresinde yararlı olmaya çalışmışlar. Bunlardan Şanizade Mehmet Ataullah (1771–1826), Mustafa Behçet Efendi (1774–1834) gibi büyük hekimler bu durumdan çok rahatsız olmuşlar ve yeni tıbbın tıp eğitimine girmesini savunmuşlar.III. Selim zamanında yeni tıp eğitimi veren, bir Tıphane açılması düşünülmüş. Teşrih (anatomi) yasağından dolayı ulemadan çekinen III. Selim buna cesaret edememiş, Rumlara tıp fakültesi kurmaları için izin vermiş. (1805). O dönemin hekimbaşısı 21 yaşında ilk hekimbaşılığını yapan Mustafa Behçet Efendi’ymiş. Bu dönemde de yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane kurulması için çaba sarf etmiş, ama amacına ulaşamamış. Nitekim Mustafa Behçet Efendi, II. Mahmut zamanındaki hekimbaşılığı sırasında (53 yaşında) tıp eğitiminin düzeltilmesi için yeniden büyük bir çaba içine girmiş ve 1827 yılında bu amacına ulaşmış.Sultan II. Mahmut 1826 yılında uzun zamandır uğraştığı bir meseleyi halletmiş. Düzeni tamamen bozulmuş olan yeniçeri Ordusu’nu ortadan kaldırıp (17 Haziran 1826) yeni bir ordu kurmuş (Askair-i Mansure-i Muhammediye). Bu yeni orduya bir hekim ve cerrah yetiştirilmesi gerekiyormuş. Bunu fırsat bilen hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi 26 Aralık 1826’da II. Mahmut’a, arada da üç dilekçe vererek, yeni tıp okulunun kurulmasının amacını, bu okulun nasıl ve nerede kurulacağı konusunda teklifini yapmış ve Padişah da onaylamış. 14 MART 1827’ De Tıp Okulu Açıldı

Bizde tıp bayramının ne zaman kutlanacağı, ya da hangi tarihle ilişkilendirilmesi gerektiği sorusu ancak yakın tarihimizde cevap bulabilmiş. Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kurulmuş. Bu şekilde, tıp tarihimizde 14 Mart yerini almış. Aynı bina içinde Tıphane ve Cerrahhane eğitimlerini ayrı ayrı yapıyormuş. Tıp eğitimi o yıllar batıda olduğu gibi dört yılmış, son sınıfta hocalar tarafından usta ve yetenekli olanlar tesbit edilerek sınava alını ve başarılı olanlar askeri hastanelere veya ordunun tabur alaylarına muavin tabip unvanı ile tayin ediliyorlarmış. Orada bir hekimin gözetiminde birkaç sene çalışıp deneyim kazandıktan sonra da serbest hekim oluyorlarmış.

Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yapıyormuş. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşınmış. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirilmiş. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun ağaları okulu tekrar elden geçirilip duzenlenmiş ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’ya taşınmış. Bu okula Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adı verilmiş.

Bu okulun 17 Şubat 1839’da açılışı Sultan II. Mahmut tarafından yapılmış ve eğitiminde yeni düzenlemeler getirilmiş. Eğitim dili Fransızca olmuş ve öğrenci alınmaya başlanmış. Eğitim dilinin Fransızca olması zamanla hekim sayısında azalmaya yol açmış. Nitekim 1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açılmış. 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşmiş. 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşınmış. 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlanmış. Bu görkemli binaya 6 Kasım 1903’te taşınılmış. Önce Askeri Tıbbiye sonra, Sivil Tıbbiye taşınmış ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi olmuş. Yüce önder Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!


İlk Kutlama 1919’ da


İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlanmış. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr.Fevzi Paşa, Dr.Besim Ömer Paşa, Dr.Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmış.

1933’de “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” İstanbul Üniversitesi’ne dâhil olmuş. Peşinden de 1945’te Ankara Tıp Fakültesi, 1954’te Ege Tıp Fakültesi kurulmuş. Derken bugünlere gelinmiş…



Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
TIP BAYRAMI VE DOKTORLAR


M.NİHAT MALKOÇ
08.03.2007 21:33




Resmi ekleyen



Çocuklara “Büyüyünce ne olacaksınız?" diye sorduğumuzda çoğunun doktor olmak istediğini görürüz. Bizim zamanımızda böyleydi çocukların bu soruya verdiği cevaplar… Bugün Türkiye’de buna alternatif cevaplar verilse de yine doktor olma eğilimi devam etmektedir. Bunun en büyük sebebi ailelerin çocuklarını doktor olarak görme isteğidir. Toplumumuzda aileler arasında nedense doktorluk hep revaçta olan bir meslektir.


Sağlık her şeyin başı… Sağlıksız yaşamaya, yaşamak denir mi bilmem. Sıhhatin öneminden dolayı doktorları hayatımızın en müstesna köşesine oturtuyoruz. Gerçi günümüzde doktorluk o eski cazibesini ve tercih edilme yoğunluğunu kaybetmiştir. Bunun sebeplerinin başında tahsilinin uzun olması geliyor. Günümüz gençleri kısa zamanda hayata atılmanın hesabını yapmaktadır. Bugünkü gençlerimiz, zorluğu ve uzunluğu nedeniyle tıp öğrenimine tahammül edememektedir. Fakat bunlara rağmen yine de tıp tahsili cazibesini korumaktadır.

Doktorlar hayatımızın her yerinde bizimle beraber… Onların kapısını zor zamanlarda çalıyoruz. Sağlıkta görüşmüyoruz genellikle… Bu belli ki hastalıktan kaynaklanan zorunlu bir görüşme oluyor. Zor zamanlarımızda onların şefkat iklimine sığınıyoruz. Bazen de hastalığın getirmiş olduğu sıkıntı ve gerginlikle onları üzüyoruz. Fakat onlar bu gerginliğin sebebini bildikleri için bizleri hoşgörüyle karşılıyorlar.

Ülkemizde tıp tarihi bir hayli eskilere dayanmaktadır. “Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Fakat “Tıp Bayramı” bu tarihten daha sonra kutlanmaya başlanmıştır. İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlanmıştır. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr. Fevzi Paşa, Dr. Besim Ömer Paşa, Dr. Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmıştır. 1933’te “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” İstanbul Üniversitesi’ne dâhil olmuş; peşinden de 1945’te Ankara Tıp Fakültesi, 1954’te ise Ege Tıp Fakültesi kurulmuştur. Bugün bu fakültelerin sayısı yüzlere yaklaşmıştır.

Ülkemiz Cumhuriyetten beri sağlık konusundaki meseleleri tümüyle aşabilmiş değildir. Bu hususta çok mühim aşamalar kat edilse de köklü çözümler getirilememiştir. İstatistiklere göre 2000’li yılları yaşayan ülkemizde her gün 175 bebek, 3 anne kaybediyoruz. Bu Türkiye’ye yakışan bir tablo değildir. Fakat tüm bu olumsuzluklara rağmen son yıllarda sağlıkla ilgili atılımları da görmezlikten gelemeyiz. Özellikle hastanelerin dağınık yapılanmadan kurtarılıp tek çatı altında toplanması olumlu bir gelişmedir. Artık hangi kurum elamanı olursa olsun herkes istediği hastaneye gidebilmektedir. Fakat bu durum özellikle bazı hastanelere aşırı yüklenme sunucunu doğurmuştur. Bunlar zamanla aşılacaktır.

Son dönemde sağlık alanında ciddi yenilikler yapıldı. Bu yenilikler daha çok hastaları kollamaya yöneliktir. Artık hastalar doktorlarını kendileri seçebiliyor. Bu sadece yönetmelikte kalan bir şey değil. Doktor sayısının yeterli olduğu hastanelerde bilfiil uygulanıyor. Bunun yanında Avrupa’da uygulanan aile hekimliği bizde de hayata geçiriliyor. Bundan sonra her ailenin bir hekimi olacak. Bu ailedeki fertlerin sağlık bilgileri bu hekim tarafından bir araya getirilecek. Hasta öncelikle bu hekime tedavi edilecek, gerekirse başka sağlık kurumlarına gönderilecek. Bu sistem çağdaş sağlık politikalarının bir yansımasıdır.

Türkiye’de hekim başına düşen hasta sayısı Batı ülkeleriyle kıyaslanınca çok fazla olduğu açıkça görülür. Doktorlarımız hastalara yeterli zamanı ayıramıyorlar. Hastalarımız bu hususta haklı olarak müştekiler... Fakat bu durumda yapılacak fazla bir şey yok. Doktorları da suçlamamak gerekir. Onların da imkânlarını zorladıklarına bizzat şahit oluyoruz. Fakat her meslekte olduğu gibi doktorlar arasında da işini hakkıyla yapmayan, savsaklayan tipler de yok değildir. Bunları, diğerlerine zarar vermeden ayıklamak gerekir. Bizler doktorlarımızın yaşadığı zorlukları biliyor ve onlara, gösterdikleri fedakârlıklardan dolayı teşekkür ediyoruz.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Tıp Bayramı



14 Mart, tıp bayramı olarak kutlanmaktadır ülkemizde. Bugün de 14 Mart ve biz yeni bir tıp bayramını kutluyoruz.

Osmanlı Padişahı II. Mahmut döneminde Hekimbaşı Behçet Efendi’nin girişimi ile 14 Mart 1827’de Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur. Bu modern tıp okulu Osmanlı İmparatorluğu’ndaki sağlık eğitimi ve örgütlenmesine atılan ilk modern adımlardan biridir.

Ülkemizde Tıp Bayramı’nın kutlanması için seçilen 14 Mart tarihinin anlamı yukarıdaki paragrafta saklıdır.

Tarihin anlamı yukarıdaki paragraftadır da peki özü nerededir..?!

Medyada bu sene Tıp Bayramı’nın 179. yılının kutlandığını duyacak, okuyacaksınız. 14 Mart 1827 den bu yana geçen süreyi temsil eden bu sayı, rakamsal olarak doğru olsa da işin özünü temsil etmediği düşüncesindeyim.

Neden mi..?!

Çünkü ülkemizde ilk defa Tıp Bayramı 14. Mart. 1919 yılında İstanbul’da işgalci emperyalist güçlere karşı bir tepki ve direniş hareketi olarak kutlanmıştır. Antiemperyalist bir düşünce ile yaşama geçirilmiş olan tıp bayramı’nın doğumu 1919; 14 Mart’ıdır ve bu hesaba göre biz 87. Tıp Bayramı’nı kutlayacağız.

14 Mart Tıp Bayramı’nda antiemperyalist bir öz, ülkesini seven, ülkesine sahip çıkan bir refleks vardır. 14 Mart’ta hekimlerimiz bir yandan ülkenin sağlık sorunlarına, sorunların çözümlerine, kendi özlük haklarına dikkat çekerken ki çıkış kaynağı bunu gerektirmektedir, diğer yandan yılın yorgunluğunu bir araya gelerek “tıp balo”sunda atmaya çalışmaktadır.

Yıllardır bu iki şeyin; sorunların dile getirilmesi ile “tıp balo”sunun zıt olduğu varsayımı üzerine yükselen tartışmalar olmuştur. Bir görüş; 14 Mart ilk modern tıp okulunun kurulduğu tarihtir ve bunu bayram olarak “tıp balosu” ile kutlamaya hakkımız var derken diğer bir görüş; ülkemizde, sağlık alanında, hekimlerin özlük haklarında ciddi sıkıntılar vardır, 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanamaz, “tıp balo”su yapılamaz demektedir.

Hatırlamakta yarar var ilk tıp bayramı 14 Mart 1919 da emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş İstanbul’da kutlanmıştır. Bir direniş ve başkaldırı simgesi olarak düşünülüp yaşama geçirilmiştir. 14 Mart Tıp Bayram’ı işgale karşı başkaldırının bir parçası olarak organize edilmiştir.

Bir yandan tıp bayramının çıkış noktası, diğer yandan sağlıkta sorunların ve hekimlerin özlük haklarının dile getirilmesi ile tıp bayramı’nın çelişen şeyler olmaması bu tartışmaları gereksiz kıldığı, kafa karıştırdığı düşüncesindeyim.

Son yıllarda sağlık sisteminde yapılan, yapılmaya çalışılan değişiklikler ile gerek sağlık hizmetinin ticari boyutunun ağır basması sonucu yaşanan sıkıntılar, gerek hekimlerin özlük haklarındaki ciddi gerilemeler, gerekse ticarileşen sağlık hizmetlerinin hekim davranışlarında yol açtığı yozlaşmalar ve bu yozlaşan hekim davranışlarının abartılı bir şekilde genelleştirilerek sağlık hizmetlerinde ticarileşmeyi arttıran kararlara gerekçe olarak kullanılması kafa karışıklığını daha da arttırmaktadır.

Biz hekimler 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlama çerçevesinde ülkemizin sağlık sorunlarını, çözüm yollarını dile getirip, özlük haklarımıza dikkat çekerken, tıp balosunda da bir yılın yorgunluğunu atacağız. Bunların birbiriyle çelişmeyen aksine bir birini destekleyen şeyler olduğunu da unutmayacağız.

Ve yine unutmayacağız ki 14 Mart tarihi sadece ülkemizde modern tıp okulunun kurulması değildir. Aynı zamanda emperyalizme karşı ülkemiz hekimlerinin bir başkaldırısıdır.


Dr. Nedim İnce


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sağlam Kafa


Sağlam bir kafa için,
Sağlam bir vücut gerek.
Tertemiz yiyin,için,
Kuvvetlenin giderek.

Bugün dünya yüzünde,
Çok fakir ülkeler var.
Gecesi gündüzünde,
Aç kalan bebekler var.

Beslenmeyen her insan,
Mahkum hasta olmaya.
Yataklara düşer can,
Koşar derman bulmaya.

Dünyada çok ülkede,
Çok çeşit hastalık var.
Hastalık her bölgede,
Çoğu pislikten doğar.


Kasım KAPLAN


Tabibim


Hayatta babana güvenme derdik
Emanet hayatı eline verdik
Sırlarımızı da sana söylerdik
Sıhhat ve afiyet için tabibim

Sağlı korumak makbuldür dince
Bir sızı içimde inceden ince
Dostu / postu bile bilmezdik önce
Kaybedince kıymet bildik tabibim

Mikrobu / aşıyı bilmez kaçarız
İnsanız doğaya mikrop saçarız
Sağlıksız ortamda ilgin yaşarız
Sağlıklı yaşamı öğret tabibim

Neremiz ağrırsa canımız orda
Dikkatsiz davranıp kalırız zorda
Acı haber çabuk duyulur zor da
Alıştır acıya bizi tabibim

Hayatın kaynağı duru su bizde
Sonsuzluğu arar dururuz sizde
Ab-ı hayat nerde hangi denizde
Bulup yeter bir doz versen tabibim


Zeki İ. KIZILIŞIK


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Bu Can Emanet Bize


Bu can emanet bize,
Onu korumalıyız.
Dert biner ensemize,
Tedbirli olmalıyız.

Düzenli gıda alıp,
İyi beslenmeliyiz.
Her şeyi çok yıkayıp,
Tertemiz yemeliyiz.

Yoksa hasta oluruz,
Düşeriz yataklara,
Arkadaşsız kalırız,
Bakarız sokaklara.

Mikroplu gıdalardan,
Çok uzak durmalıyız.
Karanlık odalardan,
Güneşe çıkmalıyız.

Hastalığın nedeni,
Kirli, pis yiyecektir.
En çok koruyan seni,
Dikkat ve temizliktir.


Kasım KAPLAN


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
14 Mart Tıp Bayramı


Tıp Bayramı, her Mart ayının 14'ünde kutlanan, Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günüdür.


Resmi ekleyen



Tarihçe


14 Mart 1827'de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, "Tıp Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart'ında işgal altındaki İstanbul'da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

1929-1937 yılları arasında 12 Mayıs günü Tıp Bayramı olarak kutlandı. Bu tarih, Bursa'daki Yıldırım Darüşşifası'nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olarak kabul edildiği için Tıp Bayramı yapıldı. Ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçildi ve yeniden 14 Mart Tıp Bayramı oldu.


Günümüzde


1976'dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart'ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir.

Dünyada benzer kutlamalar, farklı tarihlerde yapılmaktadır. Örneğin ABD'de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihinin yıldönümü; Hindistan'da ünlü doktor Bindhan Chandra Roy'un doğum (ve aynı zamanda ölüm) yıldönümü olan 1 Temmuz günü "Doktorlar Günü" olarak kutlanır.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
14 Mart Tıp Bayramı



Tıp Bayramı, her Mart ayının 14'ünde kutlanan, Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günüdür.



Resmi ekleyen



1950'li-1960'lı yıllarda 14 Martlarda Tıp Fakülteleri'nin öğrenci dernekleri tarafından bir dergi çıkartılması gelenek haline gelmişti. Bu dergilerde öğrencilerin ve hekimlerin sorunları ön plana çıkartılıyordu. 1960 tarihli bu derginin kapağında da fakülte dersleriyle boğuşan tıp öğrencisi karikatürize edilmiş.





Tarihçe


14 Mart 1827'de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, "Tıp Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart'ında işgal altındaki İstanbul'da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

1929-1937 yılları arasında 12 Mayıs günü Tıp Bayramı olarak kutlandı. Bu tarih, Bursa'daki Yıldırım Darüşşifası'nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olarak kabul edildiği için Tıp Bayramı yapıldı. Ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçildi ve yeniden 14 Mart Tıp Bayramı oldu.


Günümüzde


1976'dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart'ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir.

Dünyada benzer kutlamalar, farklı tarihlerde yapılmaktadır. Örneğin ABD'de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihinin yıldönümü; Hindistan'da ünlü doktor Bindhan Chandra Roy'un doğum (ve aynı zamanda ölüm) yıldönümü olan 1 Temmuz günü "Doktorlar Günü" olarak kutlanır.


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Olaylar_Doganlar_Olenler_f180/Tarihte_Bugun_14_Mart_1919_Tip_Bayrami_Ve_Mek_t70782.html']Tarihte Bugün: 14 Mart | (1919) - Tıp Bayramı Ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin Kuruluş Yıldönümü' target='_blank'>Tarihte' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Tarihte_Bugun_Olaylar_Doganlar_Olenler_f180/Tarihte_Bugun_14_Mart_1919_Tip_Bayrami_Ve_Mek_t70782.html']Tarihte Bugün: 14 Mart | (1919) - Tıp Bayramı Ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin Kuruluş Yıldönümü

Konu Hale tarafından 01 Ağustos 2015 Cumartesi - 07:50 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
14 Mart Tıp Bayramı


Resmi ekleyen



Tüm Sağlık Çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun

Kadim Dostlar ™ Yönetimi


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
14 Mart Tıp Bayramı



Resmi ekleyen



Hekimlik mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağır olan bir meslektir.


Mustafa Kemal Atatürk



#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
14 Mart Tıp Bayramı


Resmi ekleyen



Tüm Sağlık Çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun


Kadim Dostlar ™ Yönetimi





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı