İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Mustafa Kemal Atatürk'ün Şoförünün Söyledikleri

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
tunCHEr

tunCHEr

    Yalnızlık Paylaşılınca Yalnızlık Olmuyor...

  • Özel Dost
  • 1.094 İleti
  • Gender:Male
  • Location:Çeşmi Cihan


Resmi ekleyen



Atatürk'ün 10 yıl şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız, tarihi sarsacak anılar ile ortaya çıktı. Anlatılanlar, Ata'nın ne kadar büyük bir devlet adamı olduğunun en güzel kanıt.

Atatürk'ün şoförü Seyfettin bey bugün 100 yaşında. Anlattıkları Atatürk ile ilgili gizli kalmış tüm bilgileri ortaya seriyor. Atatürk'ün ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile yaşamı boyunca aralarının açık olduğunu ve bunun nedenlerini açıklıyor. Bilinen bir çok tarihi gerçeklerin küçük farklılar taşıdığını anlatıyor. Ancak bu anlatım o olayın bilinen seyrini değiştiriyor. Seyfettin bey Atatürk'ün 10 Kasım'dan önce öldüğünü bunu İsmet İnönü'nün bunu sakladığını öne sürüyor. Atatürk'ün İtalyan elçisine verdiği cevap ise oldukça ilginç.

Kimi zaman, Atatürk bir şoför amir ilişkisini de geçerek dost masaları kurduklarını söyleyen Seyfettin Yağız 'ın en ilginç anektodu ise "Ben bu millete uşaklık yapmayı öğretemedim" sözüyle ilgili. İşte Seyfettin beyin anlatımıyla o meşhur olay. "Ürdün Kralı Abdullah ile Sayanora yatındayız. Kahveyi götürmesi için garson aradık bulamadık. Ben Kahveyi götürmek için Atatürk'ten izin aldım. Kahveyi götürürken ayağım takıldı. Kahveyle beraber kralın üstün düştüm. Bana tek kelime birşey demedi. Sonra Arapça, 'Yazık! Atatürk'ün etrafında terbiyeli kimse kalmadı' demiş. Bunun üzerine Atatürk, 'Ben Türk milletine her şeyi alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım' dedi.

4 bin askerle Roma'ya girerim

Seyfettin bey İtalyan sefiri ile Atatürk arasında İtalyanca tercümanlık da yapmış. Konuşmaların bir kısmını mükemmel bir İtalyanca ile anlattı. "Mussoloni bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir'i istiyor bizden. İtalyan sefiri Povli Atatürk'ün yanına geldi. Atatürk gece adamıydı. Bana 'Sor bakalım niye geldi?' dedi. O da 'Eğer 4 ay içinde İzmir'i bize vermezsen, zorla alacağız' diye cevap verdi. Atatürk, 'Ben yarın cevap vereceğim' dedi. Ben İtalyan sefirine, 'Yarın sabah 9'da gel. Atatürk cevabını o zaman verecek' dedim. İtalyan sefiri ertesi gün sabah 9'u çeyrek geçe geldi. Atatürk işaret parmağını kaldırarak İtalyan sefirine 'söyle o koca herife, o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin mehmetcikle Roma'ya girerim.' dedi..

"Bir gecede İskenderun'u tak diye aldık. Bak şimdi Kıbrıs'ı alamıyoruz" diyen Seyfettin Bey, anlattıklarıyla beni hayrete düşüren Seyfettin Yağız'ın bundan sonra okuyacağınız anıları dudak uçuklatacak cinsten. Bu yüzden noktasına virgülüne dokunmadan tarihçilerin bilgisine sunuyorum.

İzmir suikastının iç yüzü

"Bunlar o vakit Kazım Karabekir'in evinde toplanıyorlar. Başlarında Ziya Hurşit var. Kazım Karabekir'in Atatürk'e suikast yapıldığından haberi yok. Onun için evini açıyor. İstiklal Mahkemesi Başkanı ve onun yaveri Ali Kılıç, Hüsnü Bey, Avni Bey, Nüri Bey. Bunlar itiraf etti. Kazım Karabekir 'in evinde toplandık dediler. Atatürk ile Kazım Karabekir 'i düşman etmek için. Atatürk bunun üzerine Karabekir'i Moda 'da bir eve hapsetti. İdam ettirmedi. Kazım bey orada sürekli kitap yazdı."


"Marif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Necati Bey vardı. Atatürk onu çok severdi. Necati bey ölünce İsmet paşa, Atatürk'e danışmadan Adnan Kotan'ı maarif vekili yaptı. Birgün Dolmabahçe Sarayı'ndayız. İri yarı şişman bir adam elinde tavuk, oturuyor. Atatürk dedi ki, 'Git bak bakalım bu adam kim?' Bende adamın yanına gidip, 'Beyefendi siz kimsiniz' diye sordum. Beni azarladı. Bak dedim beni azarlama. O zaman onu masaya çağırdılar. Atatürk ona, 'Marif vekili olmak için ne lazım' diye sordu. Adnan bey de, 'Efendim talebeler olmaz ama.....' Atatürk ona imza attırdı. Onu meclise sokmadı. İsmet Paşa geceleyin geldiğinde şövalye kılıcıyla, 'Paşam paşam ben başvekil olmak istiyorum' dedi. Atatürk de onu halef yaptı. Celal Bayar'ı da selef yaptı.

"Atatürk hastalanıp yatağa düştüğünde İsmet Paşa 'ya haber verdim. 'Paşam Atatürk çok hasta gel.' Gelmedi, 'Geleyim de beni öldürsün değil mi?' dedi. Araları maarif vekili Adnan Kotan yüzünden bozuktu. Bir de son zamanlarda İsmet Paşa, Atatürk'e karşı tavır aldı. Şapkasını çıkarmamaya başladı. Karşısında ayak ayak üstüne attı. 4 defa çağırdım gelmedi. Bir de Serbet Fırka vardı. Bu olaydan sonra tamamen araları açıldı."

Atatürk en çok kuru fasulyeyi ve nohutu severdi. Et yemezdi. Sakız leblebisiyle rakı içerdi. Yenice sigarası içerdi. Bana da kocaoğlan derdi. Birgün 'Kocaoğlan ben ölürsem bu memleket felakete gider. Bu sağır (İsmet Paşa'ya sağır derdi) memleketi yok edecek' dedi.

Birgün bir kadın geldi. 35 yaşlarında. Ben üstünü aramaya kalktım Atatürk kızdı, 'Kadın aranmaz' dedi. Kadın Atatürk'ün kulağına birşey söyledi ve gitti. O gittikten sonra Atatürk, 'O sağırı bul, hemen yanıma gelsin.' İsmet Paşa geldi. 'İzmir'de bir kambur Kemal varmış. (Kambur Kemal de İsmet Paşa'nın abisi.)Söyle o Kambur Kemal'e aklını başına toplasın. Gider o kamburunu düzeltirim' diye konuştu Atatürk.

"Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi.

İnönü'yü sevmemesi için 3 neden

"Atatürk'ün en çok sevdiği insan Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak 'dı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İsmet Paşa ile aralarının bozuk olmasının sebebi, üç şeye dayanıyor. Birincisi İzmir suikastı, ikincisi serbest Fırka. Üçüncüsü Nuri Conker.î İzmir suikastını düzenleyen kimdi?

"Kazım Karabekir 'in suikastten haberi yoktu. Ziya Hurşit, Avni bey, Nuri Bey, Sait bey ve Rüştü bey. Biz izmir'e giderken güzergah belli. Isısız bir yerde bombayı atacaklar ve Atatürk'ü öldürecekler. Fakat İzmir Valisi Kazım Paşa haber alıyor ve Atatürk'e telgraf çekiyor. Biz de Atatürk ile İzmir'e doğru hareket ediyoruz. Telgraf geldi 'Paşam İzmir'e gelmeyin.' Bunun üzerine Atatürk, 'Sür Kocaoğlan İzmir'e' dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.î Ata 'nın ölümünü gizledi "Onu çok özlüyorum. O olsaydı ben buralarda olur muydum? Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."


Konu Hale tarafından 11 Haziran 2015 Perşembe - 07:13 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Sevgili tunCHEr bu konu için kaynak vermen mümkün mü acaba, link verirsen çok sevinirim.

Oldukça değişik iddialar var çünkü bu yazılanlarda, ben bazılarını okumuştum ama bunlar ispatlanamamıştı, bu konuda kaynak verirsek sanırım daha doğru olacaktır.

#3
tunCHEr

tunCHEr

    Yalnızlık Paylaşılınca Yalnızlık Olmuyor...

  • Özel Dost
  • 1.094 İleti
  • Gender:Male
  • Location:Çeşmi Cihan
sevgili Hale bu konuyu kardeşimin bilgisayarından almıştım ama aynı demecin yayınlandığı farklı bir site adresi verebilirim eğer istersen de kontrol edebilirsin. Biraz daha detaylı gibi geldi.

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Sevgili tunCHEr, vermiş olduğun kaynağı kontrol ettim ve hatırladığım gibi oldu.

Vermiş olduğun linkte böyle bir açıklamada mevcut, ben o zamanki gazeteleri okumamıştım ama çevremden bunları duymuştum, orada Zaman Gazetesinden alınan yazıyı ben de ekliyorum.



Medyayı gaza getiren adam


İşte Zaman Gazetesi'nin ortaya çıkardığı 'Atatürk'ün şoförü (!) tarafından medyanın dolmuşa bindirilişi'...

Altı yıl boyunca Atatürk'ün en yakınında tarihe tanıklık eden makam şoförü Ahmet Fahri Uçar, bugüne kadar O'na saygısızlık olur diye tek bir anısını bile gazetecilere anlatmadı.

Pehlivan Fahri 1997 yılında sessizce öldü. Çocuklarına miras olarak, Atatürk'e hizmet etmesinin gururu ve anılarını bıraktı. Pehlivan Fahri'nin ölümünden sonra Atatürk'ün yeni bir şoförü daha çıktı ortaya... Atatürk'ün 11 yıl boyunca şoförlüğünü yaptığını söyleyen Seyfettin Yağız'ın adı tarih kitaplarında geçmiyordu; ama çıkmadığı televizyon kanalı, gazete, dergi kalmadı. Atatürk'ün ölmediğini aslında öldürüldüğünü iddia edince, yakın tarihi sarsacak iddiaları sürmanşetlere taşındı.

Biz de Seyfettin Yağız'ın hayat hikayesinin peşine düştük. Atatürk'ün şoförü, kontağı çevirip gaza bastı; ama biz direksiyonu kırıp başka bir yöne gittik. Bambaşka bir portreyle karşılaştık. Atatürk'ün sırma saçları diye gösterdiği bir tutam saç, Bahar isimli bir hemşireye ait. Atatürk'ün terlikleri ve ayakkabıları ise Eminönü malı çıktı. Atatürk'ün Florya'da spor yaparken giydiğini iddia ettiği spor ayakkabılarının markası Kinetix. Bu marka Atatürk'ün ölümünden 52 yıl sonra Türkiye'de üretilmeye başlandı. Hepsi bir yana, 107 yaşında olduğunu söyleyen Seyfettin Yağız, nüfus kayıtlarına göre 1917 doğumlu. Bu, Atatürk'ün şoförlüğünü yaptığını iddia ettiği tarihlerde henüz 10 yaşında olduğunu gösteriyor.

Uzun aramalar sonunda ulaştığımız Seyfettin Yağız'ın oğlundan, babasının psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu, raporlu olduğu için askerlik bile yapmadığını öğrendik. Meğer Seyfettin Yağız'ın " Ben Atatürk'ün şoförüyken" diye başlayan gazete, dergi, televizyon ve internette yayınlanan sayısız röportajlarında anlattıkları hayal ürünüymüş. Şirin ihtiyar, medyanın yanı sıra aralarında üst düzey askerî yetkililerin de bulunduğu çok sayıda devlet görevlisini Cumhuriyet döneminde sanal bir yolculuğa çıkarmış. İşte " Atatürk'ün şoförü"nün gerçek hikayesi.

1927’de 30 yaşındayken Salih Bozok’ un hizmetindeydim. Atatürk bir gün Salih Bozok’un yanına geldi. Ben de Atatürk’ün elinden şapkasını aldım. Atatürk, o sırada yâveri Bozok’a döndü ve ‘ Bu oğlan kim?’ diye sordu. Birkaç gün sonra Salih Bozok yanıma geldi. Bana ‘ Kocaoğlan, seni Ata’nın yanına alayım mı?’ diye sordu. Ben de ‘ alın’ dedim. Beni hemen yanına aldı, bir daha da birbirimizden ayrılmadık. Tarih kitaplarında adı geçmeyen Seyfettin Yağız, 13 yıl Atatürk’ün şoförlüğünü yaptı. Atatürk’ün yakın çevresinde bulunan hayattaki “ son adam” bugüne kadar sırlarıyla yaşadı. İstanbul’da köhne bir dairede yaşayan bu gizemli adamın anılarını, beş yıl öncesine kadar Kasımpaşa-Taksim hattında 11.00 seferini yapan İETT otobüsü şoförü ve yolcularından başkası bilmiyordu. Her gün Atatürk’ü görmek için gittiği Taksim’deki simit saraylarında tanıştığı Atatürkçü gençler sayesinde sivil toplum örgütleriyle bağlantı kurdu. Kültür merkezlerinde konferanslar veren Yağız’ ı, çok geçmeden medya keşfetti. Diğer meslektaşlarımız gibi Atatürk’ ün şoförünün peşine düştük. Ancak biz bambaşka bir portreyle karşılaştık.

“ Atatürk’ün yanındaki delikanlı benim”

Atatürk’ün şoförünün izini Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi gençler sayesinde bulduk. Kasımpaşa’da içi küf kokan iki odalı bir apartman dairesinde sabah saatlerinde başlayan “ tarihi” röportajımız, fotomuhabiri arkadaşımız Turgut Engin’in filmlerinin benimse kasetlerimin bitmesiyle son buldu. Dört saat süren röportaj sırasında tarih kitaplarında yer almayan “ korkunç gerçekler”i öğrendik. Meğer Atatürk ölmemiş, öldürülmüş. Atatürk’ün ölüm tarihi de 10 Kasım değilmiş. Gerçeği İsmet İnönü gizlemiş. İzmir suikastından Atatürk’ün bilinmeyen vasiyetine kadar yakın tarihi sarsacak ifşaatlarda bulunan Seyfettin Yağız, “ Bildiklerimi açıklarsam beni ortadan kaldırırlar.” diyerek şimdilik susmayı tercih ediyor. Gözyaşlarını tutamayan Yağız, göğsünden çıkardığı naylona sarılmış negatif film karesini ışığa tutarak, “ Atatürk kollarımda öldü.” diyor. Yağız, böyle bir filmin karta basılmasının cezasının ölüm olduğunu söyleyerek bize vermiyor. Ardından kilitli sandıktan Atatürk’e ait emanetler çıkarıyor. Meşhur çizgili takım elbisesi, battaniyesi, terlikleri, kösele ayakkabısı, spor ayakkabıları, bastonu, kahve içtiği son fincanı, tırnakları, takma dişleri ve Ata’nın altın sarısı saçları... Sıra duvarları kaplayan fotoğraflara geliyor. Seyfettin Yağız’ın girmediği kare yok gibi. Yağız, eline aldığı kalemle bu fotoğraflardaki delikanlıyı işaret ederek “ İşte o benim” diyor. Yağız, Taksim Anıtı’nın İstiklal’e bakan tarafında yer alan Atatürk ile İnönü arasındaki kişinin de kendisi olduğunu söylüyor. Bu tarihi şahsiyetle vedalaşarak topladığımız bilgileri ikinci bir kaynaktan doğrulatmak üzere harekete geçiyoruz.

Neredeyse adında Atatürk ismi geçen bütün dernekleri aradık; ama bu bilgilerin çoğunu doğrulatamadık. Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe, böyle bir kişinin Ata’nın şoförü olduğunu ne yalanlıyor ne de doğrulayabiliyor. Yağız’ın kanıt olarak sunduğu fotoğraflara inanmış görünüyor. Bakırköy’de kendisine ait kültür merkezinde Seyfettin Yağız’a konferans verdiren emekli tarih öğretmeni Süda Özkol kanalıyla tarihçi Cemal Kutay’a ulaştık. Yağız’ın müthiş tarih bilgisi karşısında zorlanan Kutay, sonunda Yağız’ın Atatürk’ün şoförü olamayacağı kanaatine vardı.

Atatürk’ün terliği Eminönü malı çıktı!

Başladığımız yere geri dönerek Atatürk’ün şoförünü yeniden araştırmaya başladık. Yağız’ın bize gösterdiği ama aralarında ton farkı bulunan sarı saçların sırrını çözüdük. Bunlar bayan saçıydı. Bu saçlardan bir tutamı ‘ Bahar’ adında bir hemşireye ait. Hemşire Bahar, Yağız’ın evinde kısa bir süre misafir olarak kaldığını, saçlarının da uyurken kesildiğini söyledi.

Atatürk’ün eşyalarını incelediğimizde acı gerçeklerle yüzleştik. Yağız’ın “ Atatürk Florya’da spor yaparken işte bu ayakkabıları giyerdi.” diyerek gösterdiği iki çift ayakkabının markalarının Kinetix olduğunu fark ettik. Ziylan Grubu’na ait bir Türk markası olan Kinetix, 1990’ların başında üretildi. Atatürk’e ait olduğunu iddia ettiği terlikler Eminönü malı, kösele ayakkabıların ise taklit pazar malıydı. Yağız, Atatürk’ün meşhur çizgili takımının markasına bakmamıza izin vermedi.

Sıra geldi “ Atatürk ölmeden beş dakika önce çekildi.” dediği film karesini elde etmeye. Negatifin bir kopyasını alabilmek için Seyfettin Yağız’ın evinde bir gece yatmak zorunda kaldım; ama başaramadım. Gazeteciliğe meraklı bir bayan arkadaşımız cazibesini kullanarak bu negatifi elde etti. Laboratuvara girip negatifi bastık ama; yaşlı bir kadın fotoğrafı çıktı. Atatürk gibi görünen siluetin gerçekte Seyfettin Yağız’ın 2001 yılında vefat eden eşi Seniha Yağız olduğunu öğrendik! Seyfettin Yağız’ın Atatürk’ün şoförü olduğunu kanıtlayan en sağlam delil de böylece çürümüş oldu.

Atatürk’ün şoförü raporlu çıktı

Bu sefer “ Seyfettin Yağız Atatürk’ün şoförü değilse kimdir?” sorusunun cevabını aramaya başladık. Nüfus kayıtlarından yola çıkarak ulaştığımız Yağız’ın üç oğlundan biri olan Çetin Erdoğan Yağız, 1917 doğumlu olan babasının psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden raporlu olduğunu, bu nedenle askerliğini bile yapmadığını söyledi. Üstelik Seyfettin Yağız ehliyetini 1948 yılında almış. Seyfettin Yağız sadece Sipahiocağı’nda çalışmış. Seyfettin Yağız’ın hikayesinin büyük bir kısmı Dolmabahçe Sarayı’nda geçiyor. Saray kızlarından biri olduğunu iddia ettiği eşi Seniha Yağız’la orada evlendiğini anlatıyor. Oğul Yağız ise, annesinin sıradan bir Türk kadını olduğunu belki de hayatı boyunca Dolmabahçe’nin önünden bile geçmediğini söylüyor... Babalarına engel olamayan Yağız ailesinin fertleri, medyada yer alan haberlerden ve işin bu boyutlara gelmesinden dolayı çok üzgünler.

Şirin ihtiyarın Atatürk’ü çok sevmesinin, kendisini onun şoförü olarak görmesinin kimseye bir zararı yok. Ancak yaşananlar, Atatürk adının kullanılarak neler yapılabileceğini gösteriyor.

HABER: M. Yaşar Durukan

KAYNAK: Zaman Gazetesi





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı