İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Kutlu Doğum Haftası - 20 - 26 Nisan | Kutlu Doğum Haftası Nedir? 1989 Yılından Beri Kutlanmakta Olan Kutlu Doğum Haftası Fikri Nasıl Doğdu? Kutlu Doğum Haftası Şiirleri

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 12 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kutlu Doğum Haftası - 20 - 26 Nisan


Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından "Mevlid Kandili" olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilân etmiştir.


1989 yılından beri kutlanmakta olan Kutlu Doğum Haftası fikri nasıl doğdu?


Sizin de bildiğiniz gibi Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından ‘Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır. Mevlid Kandili ilk defa 13. asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı. Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda mevlidi bir bayram havasında kutluyordu.

Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletü’n Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okunagelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.

Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır. Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır. Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan etmiştir.


Bir gelenek haline gelen Kutlu Doğum Haftasının gayesi nedir?


Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenek olarak görüyoruz. Hafta dolayısıyla hazırladığımız programları belirlerken gözettiğimiz gaye hep bu olmuştur.

Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır. Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dînî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.

Mevlid’le ifadesini bulan kültür atmosferi, bu geleneğin devamıdır. 1989’dan beri icra ettiğimiz programlardan devşirdiğimiz fikir ve kültür iklimi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hayırlı bir yolda olduğunu göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, insanlık için en güzel rehber; bütün güzellikleri bünyesinde toplayan ve ğüzel âhlakı tamamlamak için gönderilen Hz. Peygamber, model ise Peygamberimizin insanlığa sunduğu modeldir. Çünkü, O, tam bir anarşi ve kaos ortamında, insanlık için bir güneş olmuş, çirkinlikleri güzelliklere tebdil etmiştir. İnsanlık O’nun getirdiği yüce değerler ve prensipler doğrultusunda büyük medeniyetler kurmuş, kaybedilen haklarına kavuşmuş, fıtratında var olan yüce değerlerin farkına varmış, kadın erkek Allah’ın ve cemiyetin huzurunda eşit olmanın hazzını tatmıştır.

İslam medeniyeti Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir. Zira, İslam Medeniyetinin esası, İslam dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır. Şurası bir gerçektir ki Cenab-ı Hak, insanın kendisi ile olan ilişkisini iman ve ibadete bağladığı halde, insanın diğer insanlar ve eşya ile ilişkilerini ahlak ve hukuk kurallarına bağlamıştır. Kamil bir insan, bu ilişkilerini yerli yerince ve dengeli bir biçimde yapan kişidir. İşte Hz. Muhammed, bunu sağlayan ve bize örnek olan insandır.

Biz de Türkiye Diyanet Vakfı olarak, örnek insan Hz. Muhammed’in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası’nı ihdas ettik.


Bu hafta münasebetiyle gerçekleştirilen faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?


-Öğrencilerin, Sosyal İlimler arasındaki bilgileri müfredat seviyesinde ve doğru olarak öğrenmesi, bu alandaki bilgilerin derinleştirilmesi; öğrencilerin ve velilerin “Kutlu Doğum Haftası”na ilgilerinin sağlanması ve Hz. Peygamber sevgisinin yaygınlaştırılması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ile organizeli olarak Türkiye genelinde Lise ve Meslek Liseleri arasında bilgi yarışması düzenlenmiştir. Bu yarışmaya gerek öğrencilerin, gerek velilerin ve gerekse okul idarelerinin bir hayli ilgi gösterdiği sevinçle müşahade edilmiştir.

- Yine aynı amaç doğrultusunda ilköğretim çağındaki yavrularımızın da bu haftaya iştirakini sağlamak amacıyla değişik yıllarda resim ve şiir yarışmaları düzenlenmiştir. Yarışmaya iştirakin fazla olması, bu haftanın özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarımız arasında da ilgi uyandırdığını göstermiştir. Gelen şiir ve resimler çocuklarımızın kabiliyetlerini sergilemelerine
imkan vermiştir.

-İmam-Hatip Lisesi öğrencilerine, araştırma yapıp düzgün bir şekilde yazma alışkanlığı kazandırmak; İslam ile aktüel kavramlar arasında irtibat kurup düşünmelerini temin etmek amacıyla Türkiye genelinde İmam-Hatip Liselerindeki öğrenciler arasında düzenlenen kompozisyon, hutbe metni hazırlama VB. yarışmalara da ilginin bir hayli fazla olduğu görülmüştür. Çocuklarımızın araştırma ve bir emek mahsulü neticesinde ortaya koydukları eserler bizleri memnun etmiştir.

- Bu faaliyetlerin önemli bir ayağını da yurtdışına yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz yarışmalar oluşturmaktadır. Her yıl değişik konularda özellikle Türk cumhuriyetleri, Balkanlar ve Türk topluluklarına yönelik Peygamber sevgisi, vatan ve millet sevgisi konularında düzenlenen şiir yarışmaları neticesinde edebiyatımıza yeni eserler kazandırılmıştır.


- İlim adamlarımızın bu haftaya iştirakini sağlamak üzere, ilmi inceleme ve araştırmayı teşvik etmek amacıyla 1995 yılından bu yana her yıl, İslam Dini ve kültürü alanında yapılan ilmi bir araştırmaya ödül verilmektedir. Bu amaçla açılan yarışma ilim çevrelerinde 4 yıldan beri büyük ilgi uyandırmıştır.

- Ayrıca dünyanın değişik ülkelerinden ilim adamlarının katılımıyla her yıl değişik bir konuda Uluslararası İlmi Sempozyum düzenlenmektedir. Çok önemli konuların ele alındığı bu sempozyumlarda sunulan tebliğler ve yapılan müzakereler Vakfımız tarafından kitap olarak bastırılmakta ve halkımızın istifadesine sunulmaktadır. Bu bağlamda bu sempozyuma kariyerinde uzmanlaşmış ilim adamları sempozyum konuları hakkında uzun araştırmalar yapmakta ve bu sempozyumda değerli tebliğlerini ilgililerin bilgisine sunmaktadır.


Kutlu Doğum Haftası çerçevesinde 1995 yılından itibaren “Bir Dal Gül Ver”kampanyası başlatılmıştı. Bu kampanyanın amacı neydi?


-Bilindiği üzere gül; edebiyatımızda Peygamber Efendimizin rumuzu olarak kullanılmıştır.

Vakfımız; hem Peygamberimizi anmak, hem de O’nun rahmet ve sevgi peygamberi olduğundan hareketle, içinde bulunduğumuz zor günlerde insanları bir sevgi hâlesi etrafında toplamak amacıyla “Bir Dal Gül Ver” kampanyası başlatmıştır.

Dünyanın yeni yapılanma ve arayışlar içerisine girdiği; bunalımlardan kurtulmanın yollarını aradığı şu günlerde, sıkıntının, kaosun, huzursuzluğun panzehiri olan sevginin gönüllerde yeşertilmesi bir mecburiyettir. Dünya sevgi üzerine kurulmuştur. Sevgi ve hoşgörü bütün problemlerin yegâne çözüm kaynağıdır. Sevgi en güzel ifadesini Gül’de bulur. Bu mânada, sevgisi bütün insanlığı kucaklayan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğum yıldönümünde bütün vatandaşlarımızın sevdiklerine bir dal gül vermesinin, insanımızın birbirine daha sıcak bakmasına vesile olacağı ve güzel bir hoşgörü ortamı yaratacağı inancındayız.

-İlki 1996 yılında başlatılan “Kutlu Doğum Aşı”, Türk kültürüne uygun bir şekilde icra edilmektedir. Misafir ağırlama bilindiği gibi Türk insanının vazgeçilmez bir özelliğidir. Bu düşünceden hareket eden Türkiye Diyanet Vakfı, hazırladığı 3500 kişilik etli pilav ve ayranı, Kocatepe Camii avlusunda misafirlerine ikram etmektedir.

- Yine bu hafta münasebetiyle kültür etkinlikleri çerçevesinde Türk Tasavvuf Musiki konserleri düzenlenmektedir. Büyük bir coşkuyla icra edilen konserlere halkımızın yoğun ilgi göstermesi bizleri sevindirmektedir.

Takdir edileceği üzere bütün faaliyetlerimizi burada anlatmak mümkün değildir. Bu saydığımız faaliyetler belli başlılarıdır. Bu faaliyetlerin tamamı ve benzerleri tüm yurt çapına yayılmış şubelerimiz tarafından da icra edilmektedir. 10 yıldan beri gerçekleştirilen bu etkinlikler amacına ulaşabildi mi?

Elbette, Kutlu Doğum Haftası’nın toplumun bütün kesimleri tarafından kabul görmesi ve halkımızın faaliyetlere gösterdiği ilgi, 7’den 70’e herkesin ve her kesimin takip ettiği ve katıldığı bu etkinliğin amacına ulaştığını göstermektedir. Halkımızın, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gerçekleştirilen etkinliklere gösterdiği teveccüh bizleri heyecanlandırmış, ileriye dönük daha kapsamlı faaliyetler gerçekleştirmeye sevketmiştir. Daha önce de belirttiğim gibi Kutlu Doğum Haftası, milletimizin arzusu ve tarihi geleneği üzerine canlandırılmıştır. İlk sene sadece Ankara’da başlayan kutlama programları, bugün artık bütün Türkiye’ye, Türk dünyasına, Balkanlar’a, Kıbrıs’a ve Batı Avrupa ülkelerine yayılmış durumdadır. Milletimizin geniş alakasına mazhar olan Kutlu Doğum Haftaları, bilim, bilgi, kültür, sanat faaliyetleriyle dolu birer şölen haline gelmiştir. Kutlu Doğum Haftası, halkımızın istekleri ve destekleri doğrultusunda, bugünkü merhaleye ulaşmıştır.

Toplumumuzda Peygamber sevgisinin ayrı bir yeri olduğunu söylemiştik. Halkımızda kökleşmiş olan bu Peygamber sevgisi, Peygamber’i, insanı kâmil olarak hayatında örnek almaya yöneltmiştir. Fakat, bu örnekliğin bilimsel bir fikri temeli yok denecek kadar zayıftır. Çünkü, ana kaynaklara dayanılarak kazanılmış doğru bilgilerden mahrumdur. İşte bu noksanı gidermek hususunda, Kutlu Doğum Haftası Kutlamaları, çok büyük katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam edecektir.

Bu hafta boyunca, binden fazla üniversite mensubu bilim adamı ve din görevlisi, sadece Türkiye hudutları içinde binlerce konuşma yapmaktadırlar. Böylece hem üniversite mensupları, hem halkımız, hem de din görevlilerimiz kaynaşma ve dayanışma imkanı içine girmektedir. Unutulmamalıdır ki inançlardaki ortak payda, bin senedir bizi bir arada yaşatmaktadır. Böylelikle, farklı gruplara ve farklı kültürlere mensup insanların aynı ruh, aynı inanç, aynı kültür ve aynı değerler etrafında kaynaşmaları bu hafta münasebetiyle temin edilmektedir. Bu da sevindirici bir olaydır.


Bu kutlamaların yurtdışı boyutu da vardır herhalde. Varsa bu aaliyetlerin değerlendirmesini yapar mısınız?


Kutlu Doğum Haftası’nı idrak etmekteki gayemizin, Yüce Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’in getirdiği yüce değerleri, evrensel prensipleri tüm insanlığa sunmak, bir barış ve hoşgörü ortamı oluşturmak olduğunu söylemiştik. Bu değerleri yalnızca Türk halkıyla paylaşmak elbetteki düşünülemezdi. Bu değerlerin dalga dalga tüm insanlığa yayılması, insanlığın kardeşlik duygularıyla bir sevgi etrafında toplanması, bir sevgi ve hoşgörü ortamının oluşturulması ana hedefimizdi. Bu amaçla faaliyetlerimizi kademeli bir şekilde ve imkanlarımız ölçüsünde yurtdışına taşımaya başladık. Örneğin geçen sene Almanya, Amerika, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Danimarka, İsveç, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Makedonya, Nahçıvan ve Türkmenistan’da Kutlu Doğum Haftası kutlandı. Özellikle yıllarca esaret altında kalmış Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımızın, Hz. Muhammed’in doğum gününü kutlarken duydukları sevinci gözlerinde görmek, o duyguyu onlarla paylaşmak bizleri heyecanlandırmış ve büyük bir mutluluk vermiştir.

Bu yıl da yurtdışındaki etkinliklerimiz yine ağırlıklı olarak devam edecektir. İmkanlarımız ölçüsünde bu yıl daha fazla ülkede bu Hafta’nın kutlanmasını plânlıyoruz:


Bu yılki Kutlu Doğum Haftası’nda ne gibi faaliyetler gerçekleştirilecektir?


Bu yılki Kutlu Doğum Haftası programlarında yer alacak faaliyetleri başlıklar halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

-”Üçüncü Bine Girerken Türkiye” konulu bir sempozyum yapılacaktır.
- Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da “İslâmi Araştırmalar Ödülü” yarışması gerçekleştirilyecektir.
- Türkiye genelinde “İslâm ve Çalışma” konusunda panel ve konferanslar düzenlenecektir.
- Yine bu yıl Üniversite gençliğinin katılacağı “Açık Oturum”, lise gençliğinin katılacağı

“Münazara” ve bütün gençlerimizin katılabileceği “Şiir ve Müzik Şöleni” düzenlenecektir. Bu şölende gençlerin ilgi gösterdiği şairler şiir okuyacak, ses sanatçıları ve ozanlar da bestelerini
seslendireceklerdir.

- Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kutlu Doğum Haftası yurtdışında da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Bu sene Bakü, Osh ve Aşkabat’da mahallindeki ilahiyat fakültelerinin öğretim üyelerinden 3’er kişi, Üsküp, Bahçesaray, Kosova ve Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gönderilecek 2’şer kişilik ekiplerce, Kazan’da ise Moskova Din Hizmetleri Müşaviri ve Türkiye’den
gönderilecek bir temsilcinin katılımı ile panel ve konferanslar düzenlenecektir. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Kutlu Doğum Haftası programları icra edilecektir.

- Çocuklara yönelik olarak, “Çocuk Şarkıları ve İlahileri Güfte Yarışması” başlattık. Bu yarışma gazete ilanlarıyla tüm yurda duyuruldu. Yarışma neticesinde çok güzel güftelerin çıkacağını ümit ediyoruz.

- Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencileri araştırmaya teşvik etmek amacıyla “İslam ve Çalışma” konulu bir yazı yarışması düzenledik. Bu yarışma için Diyanet İşleri Başkanlığımız ile işbirliği yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencilerin yarışmaya katılmaları teşvik edilecektir.

- İlköğretim çağındaki çocuklarımızın Kutlu Doğum Haftasına ilgilerinin çekilmesi ve çocuklarımızın dini duygularını şiirle ifade etmelerini temin amacıyla “İlköğretim Okulları Arası Dini Nitelikli Şiir Yarışması” düzenledik.

- Balkan, Kırım ve Kıbrıs Türkleri Arasında “Dini Muhtevalı Şiir” yarışması da bu yılki faaliyetlerimiz arasında yer almaktadır.

- Bu yılki sosyal faaliyetlerimiz arasında da Kutlu Doğum Aşı, Konserler ve Gül Günü’nü sayabiliriz.

Ben şimdiden tüm insanlığın Kutlu Doğum Haftası’nı tebrik ediyor, haftanın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçen herkese
teşekkür ediyorum.


Kutlu Doğum Haftası Kutlamaları İle İlgili Olarak TDV Genel Müdürü MEHMET KERVANCI İle Yapılan Röportaj / Diyanet Dergisi


#2
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
işlemiş olduğunuz konu bilglendirme açısından çok güzel teşekkürederim

#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

işlemiş olduğunuz konu bilglendirme açısından çok güzel teşekkürederim



Rice ederim Esesli, ben de merak etmiştim, gerçekten neden böyle bir hafta yapıldı ve kutlanıyor diye, :deli: bulduğum en doğru bilgiler bunlardı, paylaşmak istedim. :blind:

#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kutlu Doğum Haftası -Hikaye



Derinden akan gündem...


"Gel ey Muhammed, bahardır
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır
Hacdan döner gibi gel
Mirac'dan iner gibi gel
Bekliyoruz yıllardır"

Anadolu'da Kur'an aşkı ile Muhammed aşkı derin ve gürül gürül akan bir ırmak gibi çağlıyor. Cuma akşamı Gerede'de, pazar akşamı Adapazarı'nda "Muhammed'in aşkı beni dağlıyor, Gelin dostlar Muhammed'e gidelim" dizeleriyle büyümüş gönüllerin "Kutlu Doğum" sofrasına iştirak ettim. Salonlar tıklım tıklım doluydu. Anneler, babalar, bebeler, gençler Kutlu Peygamber'in izinde yeniden buluşma coşkusuyla bir araya gelmişlerdi.

Derinden akan gündem...
"Gel ey Muhammed, bahardır
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır
Hacdan döner gibi gel
Mirac'dan iner gibi gel
Bekliyoruz yıllardır"

Anadolu'da Kur'an aşkı ile Muhammed aşkı derin ve gürül gürül akan bir ırmak gibi çağlıyor. Cuma akşamı Gerede'de, pazar akşamı Adapazarı'nda "Muhammed'in aşkı beni dağlıyor, Gelin dostlar Muhammed'e gidelim" dizeleriyle büyümüş gönüllerin "Kutlu Doğum" sofrasına iştirak ettim. Salonlar tıklım tıklım doluydu. Anneler, babalar, bebeler, gençler Kutlu Peygamber'in izinde yeniden buluşma coşkusuyla bir araya gelmişlerdi.

Onlarla Kutlu Peygamber'in rahmet yüklü kişiliğini konuştuk.

Evet, o gelmeliydi yeniden, çağımıza, bütün çağlara, yeryüzüne, bütün insanlığa...

Ellerimizden tutmalıydı, yüreklerimizi yeniden onun kutlu ellerine vermeliydik, yoğurmalıydı yüreklerimizi yeniden rahmetle, şefkatle, merhametle...

Güç terbiyesini kaybetmiştik, anneler, babalar, kavimler, devletler olarak...

Güçsüzse, kardeşlerimizi yemeye başlamıştık...

Çocuklarımızı belki doğduktan sonra diri diri toprağa gömmüyorduk ama rahimlerde katletmeye başlamış, sonra da gen teknolojisi ile insan üretimini düşünür olmuştuk...

O gelmeliydi ve insanlığın yüreğinin yeniden imarı için, inşası için evrensel misyonunu ifa etmeliydi...

Bir düğmeye dokunduğunda attığı atom bombası ile altındaki kentin yüz binlerce insanını buharlaştıran savaş uçağı pilotunu, ya da onu görevlendiren süper güç temsilcilerini kim insan kılabilirdi ki?

Gücümüzün sınırı yoktu ve o kadar dünyevileştirmiştik her şeyi...

Her kudretlinin içinde Firavn gibi "Ene Rabbükümül ala; Ben sizin en büyük rabbinizim" yankılanıyor ve bu bombalar, katliamlar, insan soyuna karşı acımasız despotluklar halinde ete kemiğe bürünüyordu.

"Tasarlanmış cinayetler çağı"ydı yaşanan çağın adı Camus'nün dilinde...
Yaratan neredeydi, unutmuştuk.
Bizimle ilgisi neydi, unutmuştuk.

Bu dünyayı tepe tepe kullanıyorduk, havayı, suyu, ekini ve nesli mahvetmiştik... En uygar devletlerimiz, çocuklarına en kolay uyuşturucu sağlayan devletlerdi, en kolay ceset toplayan, en temiz mezarlıklar inşa edendi...

Ne güzel söyler merhum Arif Nihat Na'tinde:

"Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!"du.
Anadolu'da derin bir "Muhammed özlemi" yankılanıyor.
"Gel ey Muhammed bahardır!"
Çığlık çığlığa bir çağrı bu...

Adapazarı'nda annelerinin elinden tutup gelmiş bebeler gördüm, 8–10 yaşlarında çocuklar gördüm.

Taa 21'inci yüzyıldan sesleniyorlar insanlığın 'Kutlu Önder'ine...

O olsaydı, başlarını okşasaydı, yüzlerine su püskürtseydi, kucaklasaydı kendi torunlarını kucaklar gibi, koklasaydı onların burcu burcu Müslümanlıklarını, onlara oyuncaklarını sorsaydı, kedilerini, kuşlarını, tavşanlarını...

Bir simülasyondan bahsettim çocuklara, annelere, babalara...

Bir ortam oluşturalım, dedim. Sanki O'nunla birlikteliği başarmış bir ortam... Sanki birkaç gün sonra evlerimize konuk olacakmış gibi... Sanki aynı çağı yaşıyormuş gibi... Sanki elinden tutuyormuş gibi, sanki ilk defa bize İslam'ı anlatıyor ve bizler ilk defa kelime-i şahadet getiriyormuşuz gibi... Bir kutlu yolculuğa birlikte çıkıyormuşuz gibi... Ellerimizi, gözlerimizi, dilimizi, kalbimizi, dimağımızı yeniden süzüyormuşuz gibi... Ebediyyet ikliminde aynı sancak gölgesini paylaşıyormuşuz gibi...

"Yüreğine bak", derdi değil mi?
Ellerine bak, kirli olmasın...
Gözlerine bak, gözlerin kirlenmesin.
Dimağın sağlıklı çalışıyor mu, diye sorardı değil mi?

Acaba ellerimizi göstermekten utanır mıydık? Kalbimizdeki-dimağımızdaki kırılmalara tanık olmasından...

İşte böyle bir iklim paylaşımı... 14 asrı aşıp, bir kutlu anı paylaşmak...

Hissim şu: Kutlu Doğum çağlayanının coşkusu artacak...

Geceler hafta oldu, haftalar ay, yarın yıllar boyunca "Gel Ey Muhammed!" diye çağrışacağız...

Dünya İslam'ı tartışıyor. Belki yanlış da tartışıyor. Ama bir gün, bizim bu topraklarımızda yeşeren "Muhammed baharı" oralara da ulaşacak. O, "Rahmet Peygamberi" ve onun üzerine toz konmaz. Dünya uğraşsa toz konduramaz. O yolunu açacak... Rahmet kişiliği ile "insan"ın yüreğini bulacak.

"Gürültü yapın da ne dediği anlaşılmasın" derdi 14 asır öncenin bahtsızları...

Ama o tüm gürültülerden öte bir sesle sesleniyordu ve buluştu insanların yüreği ile...

Bugün de, dev ses aygıtlarıyla O'nun ve getirdiği Kutlu Kitab'ın mesajı boğulmak isteniyor. Bence boş bir gayret. O (sallallahü aleyhi ve sellem) yaşıyor, Kitabı tüm dünyanın kapısını çalıyor. Dirençler bir gün teslimiyeti tanıyacak. Dedim ki Adapazarı'nda:

—Haydi, elele verip Muhammed'in rahmetini-merhametini taşıyalım çağımıza...

Doğuyor Muhammed (s.a), O'nu selamlamaya hazır mıyız?

(Derinden akan gündem... Gel ey Muhammed a.s.m Ahmet Taşgetiren)

Konu Hale tarafından 01 Ağustos 2015 Cumartesi - 11:14 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Mevlid


Âmine hâtun Muhammed ânesi
Ol sadeften doğdu ol dür dânesi

Çünkî Abdullah'tan doldu hâmile
Vakt erişdi hefte vü eyyam ile

Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn
Çok alâmetler belirdi gelmedin

Ol Rebiûl evvel âyın nîcesi
On ikinci gîce isneyn gîcesi

Ol gîce kim doğdu ise ol hayrûl-beşer
Ânesi anda neler görde neler

Dedi gördüm ol habîbin ânesi
Bir acep nûr kim, güneş pervânesi

Berk urup çıktı evimden nâgehân
Göklere dek nûr ile doldu cihân

Gökler âçıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç âlem

Biri meşrik bîri mağribde anın
Bîri dâmında dikildi Kâbe’nin


Çevre yânıma gelip oturdular
Mustafâ'yı birbirine muştular

Dediler oğlun gibi hiç bir oğul
Yâradılâlı cihân gelmiş değil

Bû senin oğlun gibi kadr-ı cemîl
Bir anâya vermemiştir ol Celîl


Rahmeten lil'âlemindir Mustafâ
Hem şefîal müznibîndir Mustafa

Vasfınî bû resme tertib ettiler
Ol mübârek nûru tergib etdiler


Âmine eder çü vakt oldu temâm
Kim vücûda gele ol hayrül enâm


Süleyman Çelebi (Mevlid’den)



PEYGAMBER

Sen, fikir kadar güzel;
Ve tek, birden daha tek!
Itrını süzmüş ezel;
Bal sensin, varlık petek.

Sensin ölüme hisar;
Bakisi hep inkisar...
Sar bizi, çepeçevre sar,
Rahmet rüzgârı etek!

Necip Fazıl KISAKÜREK


MUHAMMED’İ ÇOK ÖZLEDİM


Muhammed’i çok özledim
Ciğerlerim pare, pare
Şol canımdan çok istedim
Yollar, götür beni yâre

Günüm gecem selâvattır
Ne huzurdur, ne rahattır
İstediğim şefâattır.
Yâr Muhammed, cana çare.

Irmak olsam, yâre aksam
Ravzasına, nasıl baksam
Şol gönlümü, bile yaksam
Kapanmıyor, canda yare.

Ümmetinim, şerefim çok
Gelmelere dermanım yok
Bir hasret ki, saplandı ok
Sırat üzre, düştüm nare.

Derdim elbet, Kabe ve Hac
Muhammed’e aşkım ilaç
Hasretinden düştüm bîlaç
Çöllerdeyim, hem avare.

Hak aşkına ömür versem
Muhammed’i bir kez görsem
Eşiğinde bile ölsem,
Yalvar, yakar, ben bîçare.

Aşk var ise, Sen sebebi
Habibullah, en son nebi
Selindeyim, coştu debi
Şefâat kıl, sitemkâre.

Bayram LEVENTOĞLU


#6
romsi

romsi

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 455 İleti
  • Gender:Male
  • Location:ABD
Paylasim icin tesekkurler ama yine hep ayni seyler...Din adi altinda siyasi faliyetler...Dinde olmayan seylerin din kilifina sokularak topluma enjekte edilmesinden baska birsey degil...simdi bazi insanlar "Peygamberimizin dogum haftasi olarak kutlanilan bu hafta seni neden rahatsiz ediyor" diyecekler...evet biliyorum bu kafalari ,bunu dusunecekler ...evet beni rahatsiz ediyor...dinden olmayan seylerin topluma empoze edilmesi beni rahatsiz hemde cok rahatsiz ediyor...

#7
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Benim de Kutlu Doğum Haftası ile ilgili kafam bayağı karışık..

Peygamberin miladi takvime göre 17 veya 28 Mart da doğduguna ilişkin ciddi çalışmalar var. Diğer müslüman ülkelerde kandiller de kutlanmıyor. Öyleyse bu neyin nesidir?

Peygamberimizin dogumunu kutladıgımız Mevlid Kandili bu sene 19 Mart'ta idi. Kutlu dogum haftası da 16-20 Nisan arasında kutlanıyor peki kimin doğumu'nu?


Dolayısı ile mevlit kandili kutlu doğum haftasının içerisindeki bir gün olması gerekmez mi? Yahut da kandili kutlu doğum haftasında kutlamak doğru olmaz mı? Ve yıl içinde miladi takvime göre onar günlük harekete göre gezinmesi gerekmez mi?

#8
romsi

romsi

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 455 İleti
  • Gender:Male
  • Location:ABD
Evet işte bu sorularinizin cevabini bulursaniz, bu cevaplarda herseyin siyasi oldugunu ,dinin siyasete alet edildigini, ve en onemliside M. KEMAL ATATURK'un laiklik anlayisinin neden bizler icin onemli oldugunu cok iyi anlayacaksiniz..

Vicdani hur, fikri hur insanlarin olmadigi toplumlarin gelecegi karanliktir...Bu tur olaylarin din adi altinda gerceklestirilmesi iste boyle bir toplum bireyleri yetistirmektir....

#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konuyu ilk açtığım tarih 05.04.2008, konunun başlığı olarakda 1989 Yılından Beri Kutlanmakta Olan Kutlu Doğum Haftası Fikri Nasıl Doğdu?, bu başlığı koymuştum.

Konuyu o gün açarkenki fikrimle şimdiki fikrim değişmedi, aynı. Kutlanan tüm diğer günler ve haftalar gibi bu günü de neden kutladığımızı anlamış değilim açıkçası.

Kutlu Doğum haftasının kutlanmaya başladığı ilk tarihe bakacak olursak, ki 1989, bu tarih bize herşeyi açıklıyor aslında. Şu andaki siyasi anlayışın neredeyse temellerinin atıldığı ve uygulanmaya başladığı zaman, askeri darbe sonrası Atatürk ve onun ilkeleri ile yaptıklarının karşısında oluşan bir siyasi gelişme.

Ben peygamberimizi kendi manevi dünyamda yaşamak isterim, bu benim dini inancımın özgürlüğü olmalı, dini inancım kimseyi ilgilendirilmemeli, show olarak ortaya konulmamalı, alet edilmemeli düşüncesindeyim, her bireyin dini inancı kendini ilgilendirir, metazori olmamalı, din alet edilmemeli, hele hele peygamber efendimiz hiç alet edilmemeli, ama Allah cc'nin ayetleri bile değiştirilerek sanki Kur'an da yazıyormuş gibi bizlere aktarılmıyor mu ve bizlerde bize aktarılan bu saçmalıkları dinleyip inanmıyor muyuz, oysaki Allah bize akıl fikir vermiş, anla, dinle, çöz, ilk ayet bile 'oku, yaradan rabbin adı ile oku' olmuş.

Oku ey din kardeşim oku, oku ve anla ne denmek istediğini, hurafelere inanma.


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kutlu Doğum Haftası


Kutlu Doğum Haftası, Nur Cemaati girişimi ile Türkye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında başlatılan, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da desteklenerek İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah'ın doğum tarihinin miladi takvime göre 20 Nisan tarihi olduğu kabul edilerek, bu tarihin de miladi takvime göre sabitlenerek sadece Türkiye'de, bir kesim tarafından Muhammed peygamberin doğum gününün kutlandığı ve her yıl farklı gündem ile Muhammed peygamberin anlatılmasının amaçlandığı bir etkinlik haftasıdır.

Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri 1989′da başladı ve hicri takvime (Hicret olayı le başlayan ay takvimi) göre, Mevlit Kandili’nin peşi sıra düzenlendi. Ancak 1994 yılından itibaren, diğer dini günlerin aksine miladi takvime (İsa'nın doğumu ile başlayan güneş takvimi) göre kutlanmaya başladı. AKP iktidarı ile birlikte devlet kurumlarının yayınlanan genelgeler ile katılımı sağlanarak ülke çapında daha geniş çaplı organizasyonlar düzenlenmeye başlandı. Dünyada İslam peygamberi Muhammed’in doğumu için bu tarihi kabul eden ve bu şekilde kutlayan Türkiye’den başka bir ülke yoktur.

Kuran'da Kadir Gecesi dışında işaret edilen önemli bir gece bulunmamaktadır. Kadir Gecesi dışında mübarek geceler olarak bilinen kutlamalar, Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'in Muhammed peygamberin doğum günü kutlaması için başlattığı Mevlit Kandili örneğinde olduğu gibi Muhammed bin Abdullah'ın ölümünden yıllar sonra ortaya çıkmış ve Osmanlı Devleti padişahları tarafından başlatılan gelenekselleşmiş uygulamalardır.

Bu çerçevede Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde de devlet eliyle ilk başta geleneksel bir halde oluşturulan ve daha sonra İslam dini yaşamının bir parçası haline gelen başka uygulamalar olduğu bilinmektedir. Yeni oluşturulan bu gelenekler Eric Hobsbawm’un “geleneğin icadı” kavramını hatırlatmaktadır.


Hz. Muhammed’in doğum tarihi


Muhammed’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

Bu konuda detaylı bir çalışma yapan Hindistanlı Müslüman ilim adamı Prof. Muhammed Hamidullah"ın araştırmalarında ve hesaplamalarında göre Muhammed’in doğum tarihinin 12 Rebiulevvel (17 Haziran 569) olduğunu doğru veya doğruya en yakın tarihi olarak ortaya koymaktadır.

Mısırlı astronomi âlimi Mahmut Paşa el-Felekî'nin çıkarımlarına göre yaptığı hesaplamalarına göre Muhammed peygamberin doğum tarihi 9 Rebîülevvel (20 Nisan 571)'dir.

Beaumont Burnaby Sherrard (1901) çalışmasında Mahmut Paşa el-Felekî'nin hesaplamalarında ki yanlışlarını ortaya koymuştur.
Lawrence I. Conrad (1987) Muhammed peygamberin de doğum tarihi araştırmasını içeren takvimler ile ilgili çalışmasında Muhammed'in doğum tarihini kaba bir hesapla 1970 yılı olarak vermektedir.


Ortaya çıkışı ve günümüze kadarki süreç


Günümüzde Gülen Cemaati gazetesi olarak bilinen Zaman Gazetesi'nde yazarlık yapmakta olan Mümtazer Türköne, Türkiye Diyanet Vakfı'nda Yayın Kurulu üyesi olarak görev yapmaya başladığı dönemde, kurul başkanı Profesör Süleyman Hayri Bolay, Ayvaz Gökdemir ve kendisinin bulunduğu 6 kişilik bir kurulun aldığı karar ile ortaya çıkan bir proje çalışması olarak açıklamıştır.


İlerleyen yıllarda, Mevlid Kandili kış aylarına tesadüf edince, Kutlu Doğum'u sabitlemeye karar verdik. Miladî takvime göre nisan ayında bu hafta, Diyanet'in önayak olmasıyla "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan edildi. Başlarda epeyce itiraz geldi. Bidat olarak görüldü. Ama, sanıyorum toplumdan aldığı canlı karşılıklarla yerleşti ve genel kabul gördü. Ne kadar hayırlı bir bidat olduğu zaman içinde ortaya çıktı.

Bugün, modern hayatın her alanına giren zengin kutlamaları takip ederken o kararın verildiği gün orada bulunmaktan dolayı gurur duyuyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, çok orijinal kutlama vesileleri buluyor. Kutlu Doğum geleneği artık bütünüyle kültürümüzün bir parçası haline geldi.

— Mümtazer Türköne, 19 Nisan 2012, Zaman Gazetesi



Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti bu projeyi kabul etti. Diyanet işleri başkanlığı tarafından da desteklen bu proje hicri takvime göre kutlanan Mevlid kandili'nin içinde bulunduğu haftanın Kutlu Doğum Haftası olarak ilan edilmesi ile yaşama geçti. İlk yıl sadece Ankara'da ve sadece İlahiyat Fakültesi bulunan illerde kutlanan etkinlik daha sonra diğer illerde düzenlenen panel ve konferanslar ile genişletildi. Bu haftanın farklı etkinlikler ile gelişmesinde Nur Cemaati büyük rol oynadı. Bu konuda Fethullah Gülen'in haftanın nasıl geliştirilmesi gerektiği hakkında ki görüşlerini şu bölüm ile özetlenebilir.


...acaba bu Kutlu Doğum'u O'nun nûrefşan mesajı adına daha derince, daha içten ve daha ciddî olarak değerlendiremez miyiz?

Hz. İsa ile alâkalı günler, halkı hıristiyan olsun-olmasın, hemen her ülkede âdetâ neş'e, sevinç kıyametleriyle kutlanır; haftalarca, hatta aylarca her mahfilde sözler, muhâvereler hep o istikâmette cereyan eder.. her tarafa O'nun adına tebrikler, hediyeler yağar.. hediye ve tebrik teâtisi, o günlerde postanelerin biricik işi hâline gelir. Telefonlar, sürekli O'nun namına zil çalar, âhizeler O'nun nâmına konar-kalkar.. dörtbir yan kandillerle süslenir; çarşı-pazar renklerle-ışıklarla kahkaha atar.. evler bir arı kovanı gibi, O'na ait duygularla uğuldar, mabetler O'na ait neşîdelerle inler.. ve her gece, âdetâ şehrâyinler gibi büyüleyici ve başdöndürücü olarak geçer.

Ne olursa olsun Hz. Mesîh'e ait gün ve geceler o kadar insanlığa mâl olmuştur ki, bilerek-bilmeyerek herkes kendini o acayip törenler içinde bulur; ibadet, eğlence veya maskaralık, hıristiyanlarla aynı duyguları paylaşır, aynı hislerle yatar-kalkar.. hatta çam, çınar devirir, hindi parçalar, şampanya patlatır ve kör-kütük sarhoş olup sokaklara dökülür...

Mübeccel velâdetin böyle eğlenceli, cümbüşlü kutlanmasını ve mübârek İslâm Dini'nin de bir karnavala çevrilmesini ne biz ne de başkası arzu etmez.. zaten bunu yapmaya da kimsenin gücü yetmez.

Ancak, yalancı ve riyakâr bir dünyanın, koskocaman insanlık âlemini nasıl bir iğfal ağına aldığını gördükçe, 'neden acaba İslâm Dünyası, aynı zamanda kendi velâdeti de sayılan Rebî'ul-evveli, Rebî'ul-evvelle gelen 'Nevrûz-ı Sultanîyi' ve o günle gelen insanlığın kurtuluşunu aynı heyecan, aynı cûşiş içinde tes'îd etmez' diye hayıflanıyor ve kendi kendimizi sorguluyoruz.

—Fethullah Gülen, 01 Ekim 1991, SIZINTI Dergisi



1994 yılından itibaren de, Hicri Takvime göre 11/12 Rebiulevvel 1415 (18/19 Ağustos 1994) kutlanması gereken hafta gerekçe gösterilmeden (Hicri Takvim'in 11 gün kısa olması dolayısıyla o yıllarda yaza doğru yaklaşan Mevlid Kandili Türköne'nin yazısında açıkladığı üzere o dönemde kış aylarına gelmesi söz konusu değildir) Mahmut Paşa el-Felekî'nin hesaplaması doğru kabul edilerek miladi takvime göre 20-26 Nisan tarihine sabitlendiği açıklanmıştır. Bu yıldan itibaren hafta içerisinde sempozyum düzenlenmeye başlamıştır. Kutlama Haftası'nın bu tarihe sabitlenmesi ile Muhammed peygamberin doğum günü yılda iki defa kutlanmaya başlamıştır.

1995 yılından itibaren yine Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile Muhammed'e yazılan naatlarda gül ile özdeşleştirilmesinden esinlenilerek "Bir Dal Gül Ver" kampanyası başlatılmıştır. 1996 yılında "Kutlu Doğum Aşı" adı altında da Diyanet Vakfı, hazırladığı 3500 kişilik etli pilav ve ayranı, Kocatepe Camii avlusunda ilk kez teşrif edenlere ikram etmiştir.

Miladi takvime göre 20-27 Nisan olarak sabitlenen bu etkinlik Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması ile Türk Milletinin egemenliğini eline aldığı tarih olan 23 Nisan 1920 tarihi esas alınarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak ulusal çapta kutlanan bayram ile çakışması halktan ve sivil toplum kuruluşlarından alternatif bir kutlama olarak halkın arasına sokulmak istenen bir çeşit fitne olduğu tepkisi ile karşılaşmıştır.

Çocukları ve ailelerini bu bayram ile kutlama haftası çerçevesinde düzenlenen Kuran okuma yarışmaları gibi etkinlikler arasında seçim yapmaya zorlayan düzenlemeler karşısında Genel Kurmay Başkanlığı da bir basın açıklaması yaparak gelişmelere kayıtsız kalmamıştır. Açıklamasında bazı örnekler vererek çalışmaların alternatif bir tören olarak görüldüğü ve bölücülük çalışmalarıyla benzerliklerinin altını çizmiştir.



Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir.

Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda; Ankara'da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde Kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa'da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağdışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara'nın Altındağ ilçesinde 'Kutlu Doğum Şöleni' için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli'de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli'nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulu'nda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

—27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklamasından bir bölüm



Ayrıca etkinliğin son gününün Fethullah Gülen'in doğum tarihi (27 Nisan 1941) ile çakışması kutlamanın bu kişiye atfen yapıldığı konusunda ayrı bir tepki doğurmuştur.

Gelen tepkiler üzerine 2008 yılından itibaren etkinlik tarihi bir hafta öne alınarak değiştirilmiş ve 14-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenmeye başlamıştır.

AKP döneminde bu kutlamaların resmi bir törene dönüştürülmesi siyasi parti liderlerinin öne çıkması dikkat çekmeye başlamış, din ve siyasetin bir araya geldiği bir hafta olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Bunun en önemli örneği ise Resmi Gazete’nin 13 Şubat 2010 tarihli sayısında yayımlanan bir genelgede görülebilmektedir. Bu genelgede Kutlu Doğum Haftası’nın kutlanmasına ilişkin usul ve esaslar tek tek sıralanmıştır. 2011 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesiyle okullarda Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri düzenlenmiştir.

2013 yılında yapılan kutlamalar da mecliste bulunan parti liderlerinin katıldığı açılış töreni, dini içerikli sözler ile birbirlerine gönderdiği siyasi mesajlara sahne olmuştur. Dİyanet İşleri Başkanı'nın Diyarbakır Belediye başkanı ile verdiği pozlar dinin ve diyanet işlerinin bazı çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı tepkisi almıştır.


Eleştiriler ve tepkiler


• Bu hafta bir Türköne'nin de söylediği gibi bidat olduğu, Bidat'ın ise dinden sapma, sapıklık olarak nitelendirildiği,

• Doğum kutlamasının İslamda yerinin olmadığı, bunun İsa'nın doğumu ile bağlantılı bir gelenek olduğu,

• Muhammed'in doğumunun tartışmalı da olsa diğer dini günler gibi Hicri Takvime göre kutlandığı miladi takvime göre bir kutlama düzenlenmesinin yılda iki defa kutlama manasına geldiği ve dini olarak bir karışıklık yaratacağı.

• Hicri takvimin ay hareketine göre islamda esas alınan takvim olduğu ve İsa'nın doğumu ile başlayan güneş takvimine göre bir sabitleme yapılamayacağı,

• Bu miladi takvime göre yapılan sabitlemelerin Mekke'nin Fethi'nin miladi olarak 11 Ocak olmasına rağmen bir kesim tarafından miladi takvimle 1 Ocak yılbaşı akşamında kutlanmasında da olduğu gibi bir ayrıştırma ve seçim yapma amacı güden tarihlere denk getirildiği, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına alternatif olarak ülkeyi bölme amaçlı çalışmaların parçası olduğu ve fitne amacı güttüğü,

• Peygamberin nebi ve resul olarak İslamı tebliğ görevi icra ettiği, bu tür kutlamalar ile peygamberin ve İslam anlayışının Allah ve Kuran merkezli durumdan, peygamberi yücelten ve merkeze koyan bir anlayış ile Protestanlaştırma çalışması olduğu,

• Kutlu Doğum Haftası’nı, Hıristiyanlıktaki gibi yortuları bulunmayan İslam’ın Protestanlaşması süreci ve Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Amerika'nın yeşil kuşak projesinin günümüze uyarlanmış hali olan ılımlı islam projesi kapsamında bir çalışma olduğu,

• Yeni bir Protestan İslam oluşturma çabası olarak nitelenen noel kutlamasında ki çam ağacı ile özdeş olarak gülün konduğu ve şatafatlı kutlamalar ile insanları bu hafta içerisinde harcamaya, hediyeler almaya yönlendirmeye çalışan, neoliberal ve kaptalist sisteme hizmet eden, islamın ilkeleriyle ve emirleriyle taban tabana zıt bir kültür şeklinde harcama/alışveriş haftası oluşturma çabası olduğu,

• Hafta isminin Holy Birth Week'in İngilizceden Türkçeye çevirisi gibi duran, Türkçe karşılığı olarak tamlama şekli, seçilen kelimeler itibariyle garipsenen (mübarek yerine kutlu kelimeleri kullanımı tartışmaları) ismiyle ve Dünya Bankası logosuna benzer logosuyla yurtdışı merkezli ılımlı islam projesinin izlerini taşıdığı, Ayrıca 2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na ve Diyanet İşleri Başkanlığına gelecek yıllardaki etkinlikler için teklif edileceği söylenen logo içerisinde bulunan Fleur-de-lis (zambak veya süsen çiçeği) sembolünün hıristiyanlıkta sık olarak kullanılması





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı