İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı | 23 Nisan 1920 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Törenle Açılması

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 29 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı



23 Nisan 1920 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Törenle Açılması






Resmi ekleyen



Resmi ekleyen



23 Nisan 1920
Türkiye Büyük Millet Meclisinin törenle açılması




23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.



Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.



Resmi ekleyen



1920 T.B.M.M.'nin Acılışı



“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”

Mustafa Kemal ATATÜRK




Resmi ekleyen



23 Nisan 1929
Ankara Palas’ta verilen bir çocuk balosunda çok sevdiği Türk çocukları arasında. Atatürk’ün solundaki çocuk Ömer İnönü’dür.



23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.


Resmi ekleyen



Atatürk'ün çok sevdiği kızı Ülku




Egemenlik yönetme yetkisidir.


Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişah­ta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüs­tü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenil­miş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.


Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun'dan Amasya'ya, oradan Erzurum'a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum'da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - milletvekilleri - Ankara'da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.

İlk Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı yapı Ankara'da Ulus Alan'ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara'da duyul­duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi'mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı'mızdır.

23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan'da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.

Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_23_Nisan_April_t32039.html']Atatürk Günlüğü - Today | 23 Nisan - Aprıl Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 1920 T.B.M.M.'nin Açılışı' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_23_Nisan_April_t32039.html']Atatürk Günlüğü - Today | 23 Nisan - Aprıl Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 1920 T.B.M.M.'nin Açılışı



#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
23 Nisan



23 Nisan 1920 günü. Büyük Millet Meclisi Ankara'da toplanarak ulusun egemenliğini ilan etmişti. O heyecanlı günü yaşamış olan bir büyüğümüz şunları anlatıyor :

O gün, şimdiki Ulus Meydanında bir tabur piyade sıralanmıştı. Askerlerin arkasında da Ankaralılar toplanmıştı.
Saat on dörtte, birkaç yüz kişilik bir kafile, başlarında Mustafa Kemal olduğu halde Taşhan'a iniyordu. Bu bir avuç insan, yok edilmek istenen bir ulusu kurtarmak için birleşmişlerdi. Hepsinin ümidi de Mustafa Kemal'de idi.

Büyük Millet Meclisi olarak kullanılacak taş binanın pencerelerine ufak bayraklar asılmıştı. Binada başka bir olağanüstü durum göze çarpmıyordu. Sağdaki küçük kapıdan, önce Mustafa Kemal, mebuslar içeriye girdiler. Bir koridoru geçtikten sonra sağdaki salona girdiler. Salonda tahta bir kürsü tam kapının karşısına konmuştu. Oturmak için de okul sıraları dizilmişti. Salonu ısıtmak için bir soba kurulmuştu. Sobada eğri büğrü bir kaç boru yükseliyordu. Tavanda da bir gaz lambası sallanıyordu.

Herkes yerine oturunca, Sinop mebusu olan yaşlı bir zat başkanlık kürsüsüne geldi. Meclisi açtı. Onun bu sırada yaptığı konuşma heyecanla dinlendi.

Meclisin ertesi günkü toplantısında, Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesinden beri geçen olayları açıkladı. Bundan sonra Büyük Millet Meclisi'nin hak ve yetkilerini belirten bir teklifi Meclise sundu. Bunun kabul edilmesiyle Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkilerini kazandı. O günkü toplantıda Mustafa Kemal Birinci Başkan seçildi. Böylece Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu.


DOĞANKARDEŞ Dergisi'nden





* Korku üzerine hakimiyet bina edilmez.
* Yeni Türkiye Devleti’nin yapısının ruhu, milli egemenliktir. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir.
* Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza kadar Türk olarak yaşayacaktır.




ATATÜRK DİYOR Kİ


* Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
* Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur, şerefidir.
* Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.
* Özgürlüğün de, eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türk Çocuğu Diyor ki

Seneler kutlu bana,
Aylar umutlu bana.
Her an haykırıyorum :
Türk'üm ne mutlu bana.

Cesaretim candadır.
Şöhretim dört yandadır,
Benim bütün cevherim,
Nabzımdaki kandadır.

Tarihten eski yaşım,
Harpte eğilmez başım,
Toplar can yoldaşımdır,
Silahlar arkadaşım.

İzmir benim, Van benim
Şeref benim, şan benim,
Kars, Erzurum, Erzincan,
Konya Ardahan benim.

Yurda nasıl doyarım?
Uğruna can koyarım,
Ona, bir yan bakanın,
Gözlerini oyarım.

Türk, dünyada bir tektir,
Milletlere örnektir,
Türklüğün meşalesi
Asla sönmeyecektir.

Halil SOYUER




Çocuk Bayramı

Yirmi Üç Nisan bugün,
Çocuklara mutlu gün,
Sevinin, koşun, gülün,
Yirmi Üç Nisan bugün...

Tanrı seni korusun,
Yiğit Türk çocuğusun,
Ne hakan var, ne sultan,
Egemenlik ulusun...

Cana taze can katan,
Şirin yurdun hür vatan,
Dünya durdukça koru,
Damarında soylu kan...

Yurt çalışmak bekliyor,
Bilgi, âhlak bekliyor,
Şeref burcunda bizi,
Şanlı bayrak bekliyor...

Rifat GÖKÇEN



Çocuklar Kardeş Oldu mu...

Daha bir ballanır uyku
Çocuklar kardeş oldu mu.
Barışır artık kurt, kuzu
Çocuklar kardeş oldu mu.

Düşler denizine doğru
Mutluluk, bir yelken açar.
Her yürek bir altın pınar,
Çocuklar kardeş oldu mu.

Dah bir ışıldar akarsu
Çocuklar kardeş oldu mu.
Kucaklaşır batıyla doğu,
Çocuklar kardeş oldu mu.

Ne açlık kalır, ne korku,
Korudaki fidanlar gibi,
Sevip sevip birbirini
Çocuklar kardeş oldu mu.

Tahsin SARAÇ



Çocukların Dileği

Çocuklar şarkı söylerken
Kanatlanır gökyüzüne
Melek olur.

Çocuklar şarkı söylerken
Sarı saçlı, mavi gözlü
Bebek olur.

Çocuklar şarkı söylerken
Bulut olur,
Gökkuşağı olur
Deniz olur.

Çocuklar şarkı söylerken
23 Nisanlarda
Pırıl pırıl saydam kanatlı
Kelebek olur.

Çocuklar şarkı söylerken
23 Nisanlarda
Dillerinde, gözlerinde
Yüreklerinde yalnızca
Bir dilek olur.

Teşekkürler Atatürk
Teşekkürler Atatürk

M. Macit TAŞ


Dünya Çocuk Bayramı

Kiminin saçı siyah,
Kiminin saçı sarı...
Ankara’da buluştu,
Dünyanın çocukları.

Her Yirmi Üç Nisan’da
Tekrarlanır bu olay.
Buluşma nedenini,
Açıklamak çok kolay.

Bu kocaman dünyada
Ülke sayısı çoktur.
Oysa ki hiç birinin
Çocuk Bayramı yoktur.

Dünyanın çocukları
Yurdumuza koşuyor,
Her Yirmi Üç Nisan’da
Cıvıldaşıp coşuyor.

Türkiye konuklarla,
Kalpler sevgiyle dolsun.
Dünya Çocuk Bayramı
Herkese mutlu olsun!

Altan ÖZYÜREK



Egemenlik Bayramı

Egemen bir milletin,
Coştuğu bir gündür bu.
Yurduma hürriyetin,
Koştuğu bir gündür bu...

Başımızda Atatürk,
Ülkümüz yüce Türklük,
Milletimin en büyük,
Sevdiği bir gündür bu...

Bugünleri gösteren,
23 Nisan'ı veren,
Büyük Atam diyor ki:
"Türk, çalış öğün, güven..."

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU



Egemenlik Ulusundur

Egemenlik ulusun olduğu günden beri,
Hergün daha çok artan bir zevkle yaşıyoruz.
Biz seyredenlerin kamşıyor gözleri,
Asırları yılların içinde aşıyoruz...

Artık maziye gömdük mesafeyi, zamanı;
Her geçen gün andırır bir 23 Nisanı.
Kalplerde inkılâbın bilinçli heyecanı,
Mukaddes hedeflere hızla yaklaşıyoruz.

Yolumuzda ışıktır demokratik meş'ale,
Biz milletçe bağlıyız ulusal ülkülere.
Heybetli bir çığ gibi bütün ulus el ele.
Yeni bir medeniyet için uğraşıyoruz.

Bugün yirmi milyon Türk bir tek kalp, bir tek vücut;
Hepsinde aynı hamle, aynı güvenli umut.
Yuvalar şenlik dolu, gönüller ferah, mesut...
En kutlu bir hayatın zevkini taşıyoruz.

Halil Refet TANIŞIK



23 Nisan

Vatan tehlikedeydi; Atatürk karar verdi:
«Vatan kurtaracak yine millettir» dedi.
Ankara'da bir Meclis toplayıp kurmak için,
Günlerce, haftalarca, çalıştı, için için.
İşte bugün kuruldu Büyük Millet Meclisi,
Ankara'dan yükseldi Türk'ün gürleyen sesi.
Çocuklar! bayram yapın, sevinin ve haykırın,
Engel denen her şeyi gücünüzle siz kırın!
Çocuklar bilin ki siz koca bir cihansınız.
Vatanın her yerinden fışkıran volkansınız.
Doğan güneş sizindir yıldızla ay sizindir,
Artık vatan sizindir, artık saray sizindir.
Ey gül yüzlü çocuklar, gülün, koşun, ileri,
Hayatta durak yoktur; ya ileri ya geri.
Coşkun bir rüzgar gibi ufukları aşınız!
Göğsünüz kanasa da akmasın göz yaşınız!
Temiz olsun kalbiniz, çelik olsun kolunuz!...
Şen olsun bayramınız, aydın olsun yolunuz!...
Neşenizle bu yurdu aydınlatın her zaman,
Sizindir bu ünlü gün, ünlü 23 Nisan.



23 Nisan

23 Nisan...
Yurdu koruyan,
Yarını kuran,
Sen ol çocuğum.

Eskiyi unut,
Yeni yolu tut,
Türklüğe umut,
Sen ol çocuğum.

Bizi kurtaran,
Öndere inan,
Sözünü tutan,
Sen ol çocuğum.

Küçüksün bugün,
Yarın büyürsün
Her işte üstün
Sen ol çocuğum.

Çalışıp öğren,
Her şeyi bilen
Yurduna güven
Sen ol çocuğum.

Hasan Ali YÜCE



Atatürk Çocuk Olmuş


Çocuk Bayramı'nda
Gelmiş katılmış aramıza,
Atatürk çocuk olmuş bakın:
Sallanıyor salıncakta!


Gülüyor gözlerinin içi,
Gülüyor,
Gökler, denizler kadar mavi.
Diyor ki: "Çocuklar, ben verdim size
Bayramların en güzelini".


"Dilerim, yurdumun çocukları,
Tüm çocukları dünyanın
Gülüp oynasınlar bugünkü gibi;
Acıda, sevinçte kardeş olsunlar...
Çınlasın yeryüzünde barış türküleri".

Aziz SİVASLIOĞLU




Bugün Bizim Günümüz


Bugün bizim günümüz,
Gülelim eğlenelim.
Nasıl bitti dünümüz,
Birazda düşünelim.

Kurtulmuştu ülkemiz,
Şehir şehir sırayla.
O Kutsal Meclisimiz,
Açılmıştı duayla.

Bu günde duyulmuştu,
Özgürlüğün gür sesi.
Bugünde açılmıştı,
Büyük Millet Meclisi.

Çocuklara Atamız,
Çokça kıymet verince…
İzinden ayrılmayız,
Bizlerde büyüyünce.

Bu çocuk bayramımız,
Kutlu olsun her Türk’e.
Bu güzel vatanımız,
Minnettar Atatürk’e

Kasım KAPLAN



Çocuklar Ağlamasın

Çocuklar Ağlamasın
Hiç ağlamasın
Güneşte yunmuş bir damla su.
Ama siz ağlayın payınıza düşeni
Bilerek, ederek
Ve de hiç hak geçirmeden
Şu perişan rahatlığınıza
Ne hale getirdiğiniz bu dünyaya
Namusluca, utanarak ağlayın
Ama çocuklar ağlamasın
Hiç ağlamasın



Hoş Geldin 23 Nisan

Günlerdir yolunu bekledik durduk.
Sen geleceksin diye çiçek açtı,
Bahçelerdeki bütün ağaçlar.

Leylekler yuvalarına döndü
Toprak ısındı, uyandı karıncalar.
Çoluk çocuk yollara döküldü.

Bugün sevinç içindeyiz hepimiz,
Bayraklarla süsleniyor balkonlar.
Caddelere taklar kuruluyor,
Bizim marşı çalıyor bandolar.
Nasıl sevinmeyelim geldiğine?
Okulda bayram, evde bayram,
Sokakta bayram...

Hoş geldin, 23 Nisan!
Sana gözlerimizden sevinç,
Bahçelerimizden bahar getirdik
Bari hemen bitivermese bu yolculuk.
Seni kucaklamaya geliyor bugün,
Köyler, şehirler dolusu çocuk.

Ş. Enis REGÜ


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı





Resmi ekleyen





23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.




Resmi ekleyen





Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanları çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.






Resmi ekleyen



Atatürk diyor ki:

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”



#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
23 NİSAN


Dün sabah anneciğim
Öperek, dedi: Uyan
Bugün senin bayramın,

Kalk, bak süslendi her yan.
Baktım her taraf süslü,
Sokaklar dolu insan.

Dedim: Anne bu neden
Dedi: 23 Nisan.

Temel bayrammış, inan
Kutlu olsun kardeşim
Geldi 23 Nisan.


R. Gökalp ARKIN







23 NİSAN


Bugün bir başka aydınlık yeryüzü,
Bir başka ağaçların, evlerin yüzü.
Bugün çocuklar güzel.
Bugün sokaklar güzel...
Elimizden tutan her el
Daha sağlam
Daha mavi gökyüzü;
Bayraklar daha yakın.
Bakın: geçiyor yarının büyükleri;
Şarkılar tutuyor gökleri.


Adnan ARDAĞI





23 NİSAN


Bu ne duru sabah, ne temiz hava,
Geliyor her yandan Nisan kokusu.
Sevinçten deliye dönmüş her yuva,
Sarmış gönülleri vatan duygusu.

Gelincikler gibi al al bayraklar,
Evlerden sarkıyor, gökler de dolu.
Nabızlar pek hızlı, coşkun yürekler,
Sanki arslan bugün her Türk'ün oğlu!

Şu mini miniler tombul yanaklı,
Yerlerinde bile duramıyorlar.
Hepsinin elleri çifte bayraklı,
Gözlerinde şimşek şimşek sevgi var.

Yeniden oluyor her şey, yeniden,
Yanıyor Atatürk içimizde bak!
Atatürk, bu kara günü ak eden,
Atatürk; andımız, en kutlu sancak.

Eğlenin yavrular, gülün çocuklar.
Coşsun gönlünüzde Türklük duygusu.
Havanın bile bir coşkun hâli var,
Her yönden geliyor nisan kokusu.


Hasan Lâtif SARIYÜCE


#6
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Bugün 23 Nisan...

Atatürk’ün ’ulusal egemenlik’ anlayışının gerçekleştiği ve bunun da tarih olarak perçinlendiği gün...

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Ulusal egemenlik; milletin namusudur, haysiyetidir, şerefidir” diyor ve “Hakimiyet, kayıtsız ve şartsız milletindir” hükmünü veriyor.

Kuvayi Milliye ruhuyla gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşı’nın ilk gününden itibaren; kişi ya da zümre hakimiyetinden, milli hakimiyete geçişi sağlamak için mücedele veren Atatürk, bu kararlılığını Amasya Genelgesi’ndeki şu sözleriyle de ortaya koyuyor: “Milletin istiklâlini yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır...”


Atatürk’ün gelecek kuşaklara da öğütleri vardır:

“Arkadaşlar! Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türkiye halkında tacidar (kral-padişah) yoktur, diktatör yoktur! Tacidar yoktur ve olmayacaktır. Çünkü olamaz. Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdani ve mevcudiyetidir. Egemenliğine doğrudan doğruya sahip olmanın kıymetini pek iyi anlayan ve pek iyi bilen millet, bu mukaddes egemenliğine karşı başgösterecek her tehlikeyi kahredecektir. Millî egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.”



Ulusal egemenlik; bir milletin namusu, haysiyeti ve şerefidir


Ulu Önder Atatürk, “Yabancı bir devletin himaye ve sahipliğini kabul etmek, insanlık vasıflarından acizliği ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir” demişti

Bugün 23 Nisan!.. Atatürk’ün ’milli egemenlik’ anlayışının gerçekleştiği ve bunun da tarih olarak perçinlenmesinin 89. yılı. ’Millî egemenlik’ bir kişi veya sınıfın egemenliğine dayanmadan, milletin kendi yönetiminde söz sahibi olması demek.

Ulu Önder Atatürk de bunu “Ulusal egemenlik; milletin namusudur, haysiyetidir, şerefidir” diyerek kabul etmiş ve şu sözlerle dile getirmiş: “Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir.” Ata-türk’ ün bu konudaki düşünceleri, bütün hayatını etkilemiş. Kurtuluş Savaşı’nın ilk gününden itibaren; kişi ya da zümre hakimiyetinden, milli hakimiyete geçişi sağlamak için uğraşmış.

Mustafa Kemal, giriştiği mücadelenin daha ilk basamağı olan Amasya’da, Amasya Tamimnamesi (genelgesi)’ndeki şu sözleriyle ortaya koymuştu: “Milletin istiklâlini yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.”

Atatürk önderliğinde başlatılan Milli Mücadele döneminde bazı kesimler, ülkenin kurtuluşunu, bir büyük devletin himayesi (mandası) altına girmekten başka çare olmadığını savunuyordu. Atatürk bunu da; “Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet göremedim. Çünkü bu kararların dayandığı deliller ve mantıklar çürük ve esassızdı. Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı: O da millî hâkimiyete dayanan, kayıtsız ve şartsız yeni bir Türk Devleti kurmak!..” sözleriyle ifade etmiştir.


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız Kutlu Olsun.Yüce Atatürk'ü ve yol arkadaşlarını sevgiyle anıyoruz.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
"Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir."


Mustafa Kemal Atatürk




23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun


Kadim Dostlar ™ Yönetimi

#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Ulusal Egemenlik Ve 23 Nisan (*)



Ulusal kelimesi ulustan türemiştir. Ulus, aynı zamanda Millet kelimesinin de karşılığıdır. Aralarında dil, duygu, gelenek ve görenek birliği olan insanlar topluluğuna ulus ya da millet diyoruz. Egemenlik ise, hakim olma, yönetme gücünü bulundurma anlamına gelir.

Öyleyse, “Ulusal Egemenlik” sözlerinden şunları anlayabiliriz; “Ulusu meydana getiren insanlar yönetme yetkisin bütünüyle elinde bulundurması”.


Egemenliğin Tanımı


Devletin sahip olduğu kuvvet ifade ederken, bu kuvveti kendine özgü diye niteliyoruz. Gerçekten de, devleti oluşturan milletin üzerinde etkisini sürdüren kuvvet, kişi olarak hiç kimse tarafından verilmiş değildir. O, bir siyasi nüfuzdur ki devlet kavramının özünde vardır ve devlet onu halk üzerinde uygulamak ve milleti dışa ve diğer milletlere karşı savunmak yetkisine sahiptir. Bu siyasi nüfuz ve kudrete “İrade veya Egemenlik” denir.

Egemenlik hiçbir anlam, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve yönde ortaklık kabul etmez.
Anayasa’nın özellikle bazı maddelerinin bilinmesi gerekmektedir. Örneğin birinci madde incelendiğinde; madde, iki hususu kapsamaktadır:

• “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
• “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve milletin kalacaktır.”



Egemenliğin Özellikleri


Devlette egemenliğin varoluşu iki temel mesele doğurur:

1. Egemenlik neden ibarettir? Egemenlikte ne vardır? Hudutları nedir? Egemenliğe dayanılarak hangi fiiller hukuken yapılabilir?
Bu, devletin egemenliği meselesidir. Bu meselede, devlet, dahili dayanağından, milletten, ayrı olarak, yalın olarak düşünülmekte ve bu suretle siyasi kuvvetin niteliği ve sınırları tayin ve tespit edilmek istenmektedir. Devletin siyasi kuvveti, sinesinde mevcut fertlerin ve cemiyetlerin varlığı dolayısıyla sınırlandırılmıştır. Ne derecede sınırlandırılmıştır? Bunu kamu hukuku tayin eder.
Devletin, diğer devletlerin ve kendi teşkilatından olmayan diğer kişilerin varlığı dolayısıyla, egemenliğinin derecesini de devletler hukuku gösterir. Bundan dolayı, devletin egemenliği meselesi, tam anlamıyla bir Anayasa hukuku meselesi değildir.

2. Egemenlik meselesinin meydana koyduğu ikinci esas mesele, devlete, devlet içinde egemenlik meselesidir. Bu, doğrudan doğruya Anayasa hukukunu ilgilendirir.


Kamu hukukunun ve devletler hukukunun sınırlarını belirlediği egemenlik kime aittir?

Şunu söylemek gerekir ki, devlet bir hukuki kavramdır. Gerçekte, idare edenler egemenlik kullanırlar. O halde, devlette idare edenler kimler olmalıdır? Siyasi kuvvetin yasal olabilmesi için, devletin soyut egemenliği, fiilen kime verilmelidir? İşte bu sorulara cevap veren, demokrasi yönetimidir.


Egemenliğin Kullanılması


Devlet bir iradeye, bir egemenliğe sahiptir. O’nu ifade etmek ve yerine getirmek için bir takım vasıtalara muhtaçtır. Bu vasıtaları kapsayan teşkilatında Millet Meclisi ve hükümet teşkilatı esastır.

Çağımızda esas olan yönetim biçiminin dayandığı gelenek haline gelmiş bir takım ilkeleri vardır.


Demokrasi İlkesi (Halkçılık)


Bu prensibe göre, irade ve egemenlik milletin tümüne aittir ve ait olmalıdır. Demokrasi prensibi milli egemenlik prensibi şekline dönüşmüştür.


Milli Egemenliğin Anlamı


Milli egemenlik veya milli hakimiyet iç görünüşü itibariyle milletin kendi kendini idare etmesi, kendine hükümet edecek heyeti seçmesi anlamına gelir. İç görünüşü itibariyle milli egemenlik demokratik rejimi yanı egemenliğin kayıtsız şartsız milletin özgür ve bağımsız yaşamasını, dışa karşı millet birliğini ve bütünlüğünü belirtir.

Daha önce de belirtildiği üzere Millet, kendisini oluşturan kişilerin toplamından farklı ve ayrı olarak onların bir sentezinden oluşmuş, ortaya çıkmış, bağımsız bir kişiliği olan en gelişmiş toplum düzenidir. Egemenlik millet denilen varlığın, toplumun genel iradesidir. Bu irade, üstün güç ve iktidar olarak millete aittir. Egemenliğin menşei ilahi iradeye değil, milli iradeye dayanmaktadır. Millet iradesi, fertlerin iradelerinin basit bir toplamı değildir. Millet iradesi, fertlerin diğer deyimle bireylerin iradelerinin bir araya gelmesinden, kaynaşmasından, sentezinden oluşmaktadır. Milli egemenlik milletleşme olayına bağlı olarak, milletin bölünmez iradesidir.

Milli egemenlik, millet denilen topluluğun bağımsız bir sosyal ve tarihi gerçek olduğu kadar bağımsız hukuki ve siyasi gerçek olduğu fikrine dayanır. Milli egemenlik teorisinde millet, kendisini oluşturan fertlerden ayrı ve onların üstünde bir kişiliğe, bir iradeye sahiptir. Bunun sonucu olarak da kolektif bir kişiye millet iradesine ait haktır. Milli egemenlik teorisinde, millet iradesinin ferdi iradelerden ayrı, farklı, bağımsız bir niteliği, anlamı ve değeri vardır.

Milli Egemenlik dış görünüşü itibariyle hür ve müstakil yaşamayı yani bağımsızlığı dışa karşı millet bütünlüğünü ve birliğini anlatır.
Devletler hukukuna göre, bağımsızlık veya teknik deyimle siyasi bağımsızlık diğer bir devlete veya milletlerarası bir müesseseye tabi olmamak veya bağlı bulunmamak demektir. Bir devletin siyasi istiklali şayet tedbirleri kuvvet tehdidi veya zor kullanması karşısında almaya kalkarlarsa ihlal edilmiş olur.

Siyasi bağımsızlık, Devletin, Devletler Hukuku tarafından kendisine tanıdığı bir milletlerarası yetkidir. Bağımsız devlet diğer devletlerle olan münasebetlerinde, devletler hukukunun tanıdığı bu yetkileri serbestçe kullanır ve milletlerarası yükümlülüklerini de serbestçe yerine getirir.

Milli bağımsızlık, bağımsızlığın milletçe benimsenmesi, amaç edinilmesidir. Bağımsızlık, Türk Milleti açısından bir karakter, bir var oluş sorunudur.

“Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasından, Atatürk’ün anladığı şey “egemenlik” denilen kuvvetin hiçbir takyit (sınırlama), hiçbir taksim (bölünme), hiçbir tenkid ve hiçbir sınır kabul etmeyecek şekilde millete aidiyeti idi”.

Milli irade, bir efsane değildir. Bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin birleşmesinden oluşur. Milli iradeyi efsane sayanlar, millet iradesini hiçe sayarak diktatorya hevesine kapılanlardır.

Fazilet rejimi olan demokrasiden uzaklaşmak için, milli iradeyi, milli egemenliği efsane sayanlar, kınayanlar,küçük görünler milleti inkar edip, milletin karşısında olanlardır. Büyük Atatürk’ün ifadesi ile, “… milli egemenlik düşmanlığı, müstesna bir saygı ve şeref mevkiine sahip bulunan bir milletin her şeyine bir anda kastetmek cürümünden başka bir şey değildir”.


Milli Egemenliği Zorunlu Kılan Nedenler


Atatürk; milli bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşmasını sağlamak için, tek çözüm yolu milletin azim ve kararını, milletin egemenliğini, milletin iradesini dikkate alarak, yeni kurulan Devletin milli egemenlik, milli irade gibi esaslara dayanmasını gerekli görmüştür.

1919 Amasya Bildirisi ile ilan olunan, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” parolası Erzurum ve Sivas Kongrelerinden geçerek, 23 Nisan 1920’de kurulan T.B.M.M.’nin ve yeni kurulan Devletin temel dayanağı olmuştur.

Türkiye’de milli egemenlik, menşeini ilahi iradede bulan ve millet haklarını gasbeden Osmanlı Devleti’nin Sultan-Halifesine karşı bir tepki olarak doğmuştur. İstibdadı, zor ve baskı idaresini yıkıp millet iradesine dayanan demokratik rejimi yerleştirmek, Türk İnkılabı’nın ülküsü olmuştur.

Milli irade, milli egemenlik gibi kavramları siyasi hayatımıza Milli Mücadele ile birlikte girmiştir. Egemenliğin padişaha değil, bir sınıf veya bir zümreye değil, Türk Milleti’ne ait olduğu zihniyetini devlet hayatımıza kazandıran Atatürk olmuştur.


Yeni Türk Devleti'nin Kuruluşunda Milli Egemenlik İlkesinin Yeri ve Tarihi Gelişimi


Türk Anayasa Hukukunda egemenliğin topluluğa aidiyetini gösteren bir pozitif metnin mevcudiyetine ne Tanzimat, ne Birinci ve ne de İkinci Meşrutiyet devirlerinde rastlamak mümkün değildir. Milli egemenlik ve bunun tabii sonucu ve devamı olarak irade mefhumları, siyasi hayatımıza Milli Mücadele ile birlikte girmiştir.

Milli egemenlik prensibi, 23 Nisan 1920’de toplanan T.B.M.M.’nin temelini oluşturmuş kararlarının esasını teşkil etmiştir.

T.B.M.M. alelade ve sorumsuz bir kanun koyucu durumunda değildi. Memleketi saran tehlikeler karşısında, bu Meclisten beklenen iş memleketi kurtarmak, millete istiklalini temin etmekti. T.B.M.M., daha ilk anlarda hilafet ve saltanat makamına hükümranlık hakkını tanımış olan Kanunu Esasiyi (1876 Anayasası) reddetmiş ve milli egemenlik prensibini kabul etmişti. Egemenliğin millete ait olduğunu kabul etmek demek, saltanatın artık kalmamış olduğunu kabul etmek demekti. Hilafet de saltanat demek olduğundan ve bu iki kuvvet bir arada bulunduğundan, saltanatın reddiyle hilafetin de mevcudiyetinin anlamı kalmamış oluyordu.

20 Ocak 1921 tarihinde hazırlanan ilk Anayasa’ya göre, hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Halkın kendi kaderini kendisinin tayin etmek hakkıdır. Kanun yapmak ve yürütmek yetkileri, milli camiayı temsil eden T.B.M.M.’de toplanıp tecelli etmiştir. 1921 Anayasası ile Amasya genelgesinden itibaren gelen ve yerleşen bir ruh ve kanaat resmi bir nitelik kazanmış ve bu Anayasa metni ile hukuki hüviyete bürünmüştür.

Atatürk, hakimiyet (egemenlik) tabirini kullanırken onu hudutsuz ve en üstün bir kuvvet ve kudret kabul etmiş ve T.B.M.M.’ni, milletin yegane temsilcisi olarak bu üstün kuvvet ve kudretle mücehhez kılmayı da saltanat ve hilafeti yok etmek ve yerine cumhuriyet rejimini ikame edebilmek maksadıyla tek çare olarak görmüştür.

Padişahlığın resmen kaldırılmasından hemen hemen iki yıl önce ve Büyük Millet Meclisi’nde padişahlık kurumuna ilke olarak taraflar çok sayıda milletvekilinin bulunduğu bir dönemde çıkarılan 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) milli egemenlik ilkesini en açık biçimde ifade etmiştir. “Hakimiyet bila kaydü şart (kayıtsız şartsız) milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. İcra (yürütme) kudreti ve teşri (yasama) salahiyeti milletin yegane ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisi’nde tecelli ve temerküz eder (belirir ve toplanır).”

Bu ifadelerin monarşik meşrulukla bağdaşmasının mümkün olmadığı, on an için adının konulması sakıncalı görülmüş bile olsa, Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin gerçekte milli egemenliğe dayanan bir cumhuriyet olduğu açıktır. Milli egemenlik ilkesi, 1924, 1961, 1982 tarihli anayasalarımızda da temelini oluşturmuştur.


Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihçesi


Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla “Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir” diyordu.
İstanbul’un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride, “olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclis’in Ankara’da toplanacağı, Meclis’e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçimlerin en geç on beş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan’ın üyeleri Ankara’daki Meclis’e katılabileceklerdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleri Ankara’daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Kurtuluş Savaşı’nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve milli kararlara sahne oldu.

Atatürk 21 Nisan’da yayınladığı ikinci bir bildiri ile Meclis’in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.
Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler-milletvekilleri- Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.

Meclis bina girişinde gözleri yaşartan bir tören yapıldı. Saat 13.45’de, Ankara’ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.
Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis’in ilk toplantısını açtı.

Açış konuşmasında, milli egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da “Büyük Millet Meclisi” konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsendi. Daha sonra Atatürk’ün konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve 8 Şubat 1921 tarihli Bakanla Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak “Türkiye Büyük Millet Meclisi” adı kalıcılık kazandı.

T.B.M.M., 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa’yı (Atatürk), başkan seçtiler. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan T.B.M.M.’nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği 1923 tarihine kadar sürdürdü. T.B.M.M., açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de olacak hukuki ve siyasi yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, T.B.M.M.’nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

2 Mayıs 1920’de Bakanlar Kurulunun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı. 11 Bakandan oluşan “Meclis Hükümeti”, 5 Mayıs’ta T.B.M.M. Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında toplantısını yaptı. T.B.M.M.’nin açılışı ile birlikte, milli egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci T.B.M.M.’nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcı gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.

3 Aralık 1920’de Ermenistan Cumhuriyeti ile imzalanan Gümrü Barış Antlaşması, T.B.M.M.’nin yaptığı ilk uluslar arası antlaşmaydı. Böylece Doğu cephesi kapandı.

16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması ile Rusya, yeni Türk Devleti’ni ve Misak-ı Milli ilkelerini 6-11 Ocak 1921’de Birinci İnönü, 23-31 Mart İkinci İnönü ve 13 Eylül 1921’de Sakarya Zaferinin sonucunda, 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransızlar savaştan çekildi. Aynı yılın sonunda İtalyanlar da T.B.M.M. hükümetiyle işbirliğine giriştiler.

1922 yılında, Yunanistan ve İngiltere dışında, T.B.M.M., tüm ülkelerle iyi ilişkiler içindeydi, T.B.M.M. Orduları, Ağustos 1922’de Büyük Zaferi kazandılar. 9 Eylül’de İzmir kurtarıldı. 18 Eylül’de ise Anadolu’da hiçbir yabancı askeri güç kalmamıştı. Yeni Türk Devleti’nin bu başarıları karşısında İngiltere de dahil olmak üzere İtilaf devletleri ile 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalanmasıyla Doğu Trakya kurtuldu. İtilaf Devletleri, 27 Ekim’de Lozan’da barış görüşmelerinin yapılmasını kararlaştırdı. Uzun süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923’te imzalanın Lozan Barış Antlaşması 24 Ağustos 1923’te T.B.M.M.’te onaylandı. Yeni Türk Devleti, askeri siyasi ve ekonomik özgürlüğüne kavuştu.


Cumhuriyet Döneminde Egemenlik, T.B.M.M. ve 23 NİSAN


Türk Ulusu, yüzlerce yıl “irade-i Seniye’ye” (Sultan İradesine) bağımlı olarak sürdürdüğü siyasal yaşamına 23 Nisan 1920 günü, bundan 85 yıl önce, son vererek “İrade-i Milliye” (Ulusal İrade) dönemini başlatmış, Türk Ulusu bu atılımıyla halkın egemenliğine dayanan bir siyasal rejim sistemini kabul etmiştir.

Ulusal yazgımıza Atatürk’ün el koyduğu güne kadar devam eden Osmanlı Devleti, son yüzyıllar içerisinde içine itildiği azınlık sorunları ve tek yanlı işletilen hukuki ve ekonomik alanlardaki kapitülasyonlar nedeniyle egemenliğini hem içerde hem de dışarıda geniş ölçüde kaybetmiş, bu yüzden de yarı sömürge durumuna düşürülmüştü.

Bugün parlamentomuzun duvarında bütün haşmetiyle duran “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.” İlkesi ulusal-demokratik-laik-çoğulcu bir sosyal hukuk devleti oluşumumuzun ön koşulunun ifadesidir.

Ulusal birliğimizin sağlanmasında,demokrasimizin sürekliliğinde, kişilerin siyasal hak ve özgürlüklerinin korunmasında ve insan haklarının yüceltilmesinde, “egemenlik ilkesi” vazgeçilmez (olmazsa olmaz) bir anlayışın kabulünü ortaya koymaktadır.

Osmanlının teokratik (dinsel) devlet anlayışındaki “ilahi iradenin” yerine “ulusal egemenlik” ve ona can ve kan veren “ulusal iradenin” konmasıyla laikliğin ön koşulu oluşturulmuştur.

Türk Ulusu bu anlayış içerisinde hep birlikte ve Atatürk’ün önderliğinde ayağa kalkmış, önce saltanatı ve sonra hilafeti yıkmış, tarihte ilk kez veliaht olmayan bir evladını (Mustafa Kemal Paşa’yı) kendi özgür iradesiyle T.B.M.M. Başkanlığı makamına seçmiş ve bundan sonra Padişah fermanları ve Şeyhülislam fetvaları yerine kendi parlamentosunun kabul ettiği yasalarla yönetilmeye başlanmıştır. Bu görüş ve düşüncelerle “ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutladığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış günü olan bu önemli siyasal olayın Türklük dünyasındaki tarihsel yerini şöylece tespit etmek mümkündür;

Bu meclis, ilk kez bir padişah onayı ve iradesi dışında açılan ve o iradenin onayına gerek duymadan kendi Başkanını ve Hükümetini seçerek çalışmaya başlayan; ulusal çıkarlardan başka hiçbir iç ve dış etkinin altında kalmadan faaliyet gösteren bir meclistir.
Demokrasi deneyimi fazla olmayan bir ulusun kendi içinden çıkardığı ve gerçek anlamıyla da demokrasinin altyapısını oluşturan ulusun iradesini ve ulusal egemenliği temsil eden bu meclis. Tarih süreci içerisindeki ulusal yaşantımızda parlamenter demokratik rejimin güzel bir örneğini vermiştir.

Bu meclis, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra ve Yunanlılar’ ın İzmir’i işgalini izleyen dönemde, bir merkeze bağlı olmaksızın meydana çıkan Kuvva-i Milliye (Ulusal Güçler) harekatını meclis emrine alarak tek elde toplamış, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde düzenli bir ordu kurmayı, padişah ve İstanbul Hükümeti’nin kışkırttığı iç isyanları bastırmayı ve Ulusal Birliğimizi sağlamayı başarmıştır.
Atatürk’ün eşsiz dehası, güçlü kişiliği, seçkin devlet adamlığı ve erişilmez askeri yetenek ve komutanlık nitelikleriyle kaynaşıp özdeşleşen bu meclis, Bağımsızlık Savaşımızın yönetiminde, zaferin kazanılmasında Türk Ulusunun dayandığı başlıca güç olmuştur.
Bu meclis, Osmanlı Devleti’nin yıkılışını belgeleyen Mondros Ateşkes Antlaşması’nı ve Sevr’i yırtarak onun yerine ulusal bağımsızlığımızı ve Türklüğün şerefini kurtaran Lozan Antlaşması’nı koyan çok onurlu bir görev ifa etmiştir.

23 Nisan, yıkılarak tarih sayfasından silinen Osmanlı Devleti’nin yerine yeni bağımsız bir Türk Devleti’nin kuruluş günüdür. Bugün, aynı zamanda mazlum ulusların yaşamında ve kurtuluşunda da bir dönüm noktası olmuştur.

23 Nisan, evrensel boyutta etkiler göstererek uluslar arası önemli bir sürecin başlatılmasında, sömürgeci emperyalist devletlerin mazlum uluslar üzerindeki kıskancının parçalanmasında tarihi bir başlangıç olmuş, günümüzdeki siyasal dünya coğrafyasının oluşumunda da örnek ve yol gösterici bir rol oynamıştır.

23 Nisan; padişahın mülkü olarak kabul edilen “Memalik-i Osmaniye’yi” vatan düzeyine çıkaran ve padişahın kişisel iradesine “İrade-i Seniye’yi” bağlı bir devlet anlayışı yerine laik, demokratik bir Cumhuriyet rejimini getiren bir günün tarihidir.

23 Nisan, ırk, dil, din, cinsiyet ve mezhep ayrımına yer vermeyen ve “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Ulusu denir” anlayışını kazandıran bir dönemin başlangıcıdır. Şunu hemen belirtmeliyim ki, Kurtuluş Savaşımıza fiilen katılan Bağımsızlık savaşı dönemimizdeki Türkiye halkı, bugünkü Cumhuriyetimizi kuran, bizlere kazandıran ve emanet eden halktır.

Atatürk’ün gözündeki Türk Ulusu işte bu özlü sözün içinde yatmaktadır. Bugün Türk Ulusunu ırk, dil, din, cinsiyet açısından bölmeye çalışanlar ya da bu görüşü benimseyenler bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşımıza katılmış bulunan, Cumhuriyetimizi kuran bugünkü Türkiye halkına hakaret ve hatta ihanet ettiklerini bilmelidirler. Cumhuriyetimizi onlar kurdu. Biz yüceltip sonsuza dek yaşatmaya Ulusça kararlı ve azimliyiz.

23 Nisan’ın bu temel felsefesine ve anlayışına sahip çıkmalıyız. Çünkü 1920’lerin Türkiye halkı ya da onun çocukları günümüzde de yaşamaktadır ve bu halkın tümü hiç kuşkusuz Türk Ulusunun eşit haklara sahip şerefli bireyleridir. Bu vatan hepimizin vatanıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hepimizin devletidir. Ülkemizin ormanları, dağları, nehirleri, yer altı ve yerüstü zenginlikleri hepimizin ve bu vatanda yaşayan herkesin ortak malıdır. Bu mal, hiçbir ayrılıkçı düşünceyle parçalanamaz, bölünemez ve bölüşülemez. Buna Türk halkı ve Türk Ulusu asla izin veremez ve bunu hoşgörüyle karşılayamaz. Bu böyle bilinmelidir…

23 Nisan, Türk Ulusal birliğinin sağlandığı, sınırları Misak-ı Milli ile saptanan Türk Vatanının kurtarıldığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu günün iki kelime ifadesidir.

23 Nisan ve Ulusal Egemenlik, Atatürk ilke ve devrimlerinin kilit taşını oluşturur. Bu nedenle ilke ve devrimlerin herhangi birinden ödün verenler, ulusal egemenlik haklarımızdan da ödün vermiş ve buna saldırmış olurlar.

23 Nisan, Türk’ün Ulusal kimlik ve benliğini, kültürünü, örfünü ve geleneklerini saklı tutarak ulusumuzu çağdaş ve evrensel değerlerle bütünleştiren, bütün uygar uluslarla eşit ve insanlık aleminin seçkin ve şerefli bir üyesi durumunda yükselten bir tarihi gösterir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünyada hiçbir ülkede bulunmayan iki farklı unsuru bir araya getiren milli bir bayramdır. Bu bayram bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı egemenliğin ilan edildiği anlamlı gün, diğer taraftan “yarının büyükleri, geleceğin garantisi” çocuklar için bir şenliktir. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içerisinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenlenmektedir.

Atatürk’ün çocuk sevgisini herkes bilmektedir. Atatürk’ün manevi çocuklarıyla ilişkisi o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer almaktadır.

Bütün konuşmalarında “ Bugünün küçükleri yarının büyükleri” diyerek geleceğin çocukların elinde olduğunu her fırsatta belirten Atatürk, 1924’te ilk Meclis’in açılış tarihi olan 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra ise bayramı çocuklara armağan etmiştir.

Uzun yıllar kutlanan bayram dünyada çocukların sahip olduğu tek bayramdır. 1979’un UNESCO tarafından çocuk yılı ilan edilmesiyle bayram uluslar arası bir nitelik kazanmıştır. TRT, 1979’dan bu yana geleneksel olarak 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenlemektedir. Bir hafta süren etkinliklere tüm dünya çocukları davet edilmektedir. Farklı kıtalardan farklı ülkelerden gelen çocuklara gönüllü ailelerin misafiri olmaktadır. İşte bunun kanıtı olarak etkinliklere 8-12 yaş arası çocuklar katılabilmekte ve yalnızca barış istemektedirler.
23 Nisan Çocuk Şenliği için geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye gelen çocukların yaptıkları konuşmalardan alıntılara baktığımızda;

“ Barış en çok çocukların hakkıdır! Değerli büyüklerimiz lütfen biz çocuklara kulak veriniz! Dünya’nın yok edilmesine engel olmak çocukların sevgi ortamında yaşamasını sağlamak sizin görevinizdir. Sizden armağan olarak sevgi ve barış istiyoruz” demektedirler.

Tek istediğimiz ‘Barış' 23 Nisan Çocuk Şenliği'nde Türkiye'ye gelen tüm çocukların şenlik süresince tekrarladıkları bir tek şey var:



"Dünyada istediğimiz tek şey sadece sevgi, barış ve kardeşlik!"



Başka neler mi diyorlar?


• "Barış en çok çocukların hakkıdır!"
• "Büyüklerin kendi çıkarları için başka ülkelerdeki çocukları öldürmesini önleyin!"
• "Sevgili büyüklerimiz, lütfen biz çocuklara kulak verin! Dünya'nın yok edilmesine engel olmak ve çocukların sevgiyle, barışla yaşamasını sağlamak sizin görevinizdir."
• "Sizden armağan olarak yalnızca sevgi ve barış istiyoruz, başka bir şey değil."


23 Nisan için dünya çocuklarının dilekleri:


• 23 Nisan için Kutuplar’ın en yüksek dağına tırmanıp sana neşe dolu bir kartopu atıyorum.
• 23 Nisan için Afrika’nın en beyaz bulutunu uçurup sana özgürlük dileğimi gönderiyorum.
• 23 Nisan için Amerika’nın en hızlı rüzgarını yakalayıp sana özgürlük uçurtmaları gönderiyorum.
• 23 Nisan için Kızılderililer’in en kırmızı ateşini yakıp sana barış dumanlarını gönderiyorum.
• 23 Nisan için Avrupa’nın en parlak yıldızlarını yakıp sana kardeşlik ışıklarını gönderiyorum.
• 23 Nisan için Çin’in en yüce dağında oturup sana barış kuşlarını gönderiyorum.
• 23 Nisan için Hindistan’ın en güzel yağmurlarını çağırıp sana sevgi damlalarını gönderiyorum.
• 23 Nisan için Japonya’nın en mavi denizine dalıp sana dostluk dalgalarını gönderiyorum.
• 23 Nisan için Çöller’in en büyük güneşine ulaşıp sana mutluluk dolu ışınlar gönderiyorum.


Sonuç olarak; çocuklar hepimizin en değerli varlığıdır. Bu ülke gelecekte onların ellerine teslim edilecektir.

Bu anlamda, egemenlik ile çocuk kavramlarının bir araya geldiği gün olan 23 Nisan, çocuklara yaşanabilir bir dünya bırakma konusunda düşünmek için vesile olarak değerlendirilebilinir. Bu düşünce büyük Atatürk’ün veciz sözüyle bağlanabilir;
Yüce Atatürk;

“Çocukları severiz. Çünkü çocuklar bizim devamımızdır. Her çocukta bizi ebediyete (sonsuzluğa) doğru giden iştiyakımızın (özlemimizin) tatminini (doyumunu) buluruz.”
demektedir.



(*) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 85. yıldönümü kutlamaları kapsamında, 22 Nisan 2005 tarihinde saat 13:30’da Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi İsmail Hakkı Tonguç Yerleşkesi Dekanlık Binası Konferans Salonu’nda yapılan etkinlik, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Zerrin BALKAÇ tarafından, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın Uluslararası Anlamı ve Son Yıllarda Canlılık Kazanan Kutlamaların Dünya Barışı Bakımından Önemi”konulu bir konferans olarak Prof. Dr. M.Nihat AKTAÇ, akademik kadro ve öğrencilere sunulan konuşma metnidir.


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı



Resmi ekleyen



Resmi ekleyen



“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”


Mustafa Kemal ATATÜRK


Konu Hale tarafından 09 Temmuz 2015 Perşembe - 12:37 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Hepimize Kutlu Olsun



Resmi ekleyen



Kadim Dostlar ™ Yönetimi





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı