İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Tavla - Backgammon | Tavla Nedir? Nasıl Oynanır? Tavla, En Az Satranç Kadar Zor Bir Oyundur - Satranç'a Göre Hamle İhtimali Sayısı Çok Fazladır

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Tavla Nedir? Nasıl Oynanır?


İngilizce adı 'backgammon' olan, bizde ise İtalyanca 'tavola'dan geçmiş ismi ile 'tavla' olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 000 yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa'ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere'de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920'lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.

Konu Hale tarafından 02 Temmuz 2011 Cumartesi - 17:25 tarih ve saatinde düzenlenmiştir


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Tavla Nedir? Nasıl Oynanır?


İki kişilik bir oyun olan tavla, iki ayrı renkte 15'er pul ve bir çift zarla, özel tahtası üzerinde oynanır. Hapis, gülbahar, müstecir, otuz bir gibi değişik adları ve değişik kuralları olan çeşitli tavla oyunları vardır. Bunların en yaygını ve tavla denince ilk akla geleni kuşat ya da düz tavla denen oyundur. Türkiye'de çok yaygın bir oyun olan tavlanın kaynaklandığı oyunların tarihi İÖ 3000'lere kadar gider. Eski Romalıların da günümüzün tavla oyununa benzer bir oyun oynadıklarını biliyoruz.


Resmi ekleyen



Tavla pulları ve zarlar, dikdörtgenler prizması biçiminde yassı bir kutu olan tavla tahtası içinde bulunur. Oyuna başlanacağı zaman oyuncular karşılıklı oturur. Eşit büyüklükte iki kapaktan oluşan kutu açılıp kapakları birleştiren ve eşik adı verilen menteşeli kenarın bir ucu bir oyuncunun, öbür ucu rakibinin önüne gelecek biçimde ortaya konur.

Kapakların oyuncuların önlerine gelen kısa kenarları 6'şar haneye bölünmüştür. Oyunun başında, oyuncular aldıkları 15'er pulu belirli bir düzenle tahtaya dizerler ve sırayla birer kere zar atarak oyuna başlarlar; atılan zarda gelen sayı pulların kaç hane ilerleyeceğini gösterir. Oyuncular attıkla ı zara göre hareket ettirdikleri pullarını kendi toplanma alanlarına taşırlar. Bütün pullar taşındıktan sonra gene atılan zara göre pullar toplanır. Pullarını rakibinden önce toplayıp bitiren oyuncu oyunu kazanır. Toplanma alanları tavla tahtasının bir kapağında karşılıklı olarak yer alır ve bu alanlardaki altı hane, tahtanın dış kenarlarından içeri doğru numaralanır. İki tarafın pullan toplanma alanlarına taşınırken birbirine ters yönde hareket ettirilir.

Eğer bu sırada bir pul rakibin bir pulu üzerine gelirse o pulu "kırmış" olur ve kırılan pul oyundan çıkar. Bir pulun kırılabilmesi için, o pul bulunduğu hanede tek olmalıdır. Bu durumdaki pullara "açık" denir. Kırılmış olan bir pul rakibin toplanma alanında, atılan zara uygun bir haneye konularak oyuna yeniden sokulur ve sırası gelince, kendi toplanma alanına taşınmak için hareket ettirilir. Bir oyuncunun en az iki taşının bir hanede üst üste olması durumuna "kapı" denir ve bu durumdaki taşlar kınlamaz. Kapı bulunan bir haneye rakip taş gelemez. Bu nedenle oyuncular taşlarını kapılar oluşturacak biçimde hareket ettirmeye çalışır. Oyuncular attıkları zardaki sayıya göre, istedikleri taşı oynarlar (hareket ettirirler).

Eğer iki zarda da aynı sayı gelmişse bu sayı dört kere oynanır. Kırılmış olan bir pul rakip toplanma alanına yerleştirileceği zaman, eğer atılan zara göre pulun konabileceği hanelerde kapı varsa pul oraya konamaz. "Gele" denen bu durumda, gele atmış olan oyuncu attığı zan oynayamaz ve zar atma sırasının yeniden kendine gelmesini bekler. Rakibi pullarını toplamaya başlamadan önce pullarını toplayıp bitiren oyuncu, rakibini "mars etmiş" olur ve iki sayı kazanır. Bir tavla partisi beş ya da yedi sayıda biter.

Tavlada atılan zarların sayılan genellikle Farsça söylenir. Birden altıya kadar olan sayılara yek, dü, se, cihar, penç ve şeş denir. Çift sayılar hepyek (1-1), dubara (2-2), düse (3-3), dörtcihar (4-4), dübeş (5-5) ve düşeş (6-6) olarak adlandırılır.


#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Tavla


Tavla, özel bir platform üzerinde 15 siyah, 15 beyaz taşla oynanan iki kişilik oyun. Dünyadaki en eski oyunlardan biri olduğu, Büzur Mehir'inse oyunu biraz geliştirdiği, yapılan kazılardan anlaşılmıştır. Oyunun ilk ortaya çıktığı devirde de tavladaki zarlar ve taşların kemiklerden yapıldığı düşünülmektedir.


Resmi ekleyen




Bilindiği kadarı ile, 1400 yıl önce İran şahı Nevşiyan'ın veziri Büzur Mehir tarafından 10 günde icat edilmiştir. Tavlada karşılıklı altışar hane 12 ayı, 15 beyaz ve 15 siyah pul ayın 15 gece ve 15 gündüzünü, karşılıklı 12'şer hane de günün 24 saati temsil eder.

Tavlada, 4500 civarında hamle ihtimali bulunduğundan oyunda ustalaşmak önemlidir. Ancak zar'ın şansı simgelemesinden dolayı şans faktörü de kendisini hissettirmektedir.

Bazı kaynaklarda "modern" ve "geleneksel" tavla gibi ayırımlar yapılıyorsa da ayırımın sebebi pentatlon ve modern pentatlondaki gibi oyunun kendisini ilgilendiren bir farklılık değildir.

Modern tavla ile kast edilen zarların tutmayı engellemek için fincanla atılması, ya da tavla takımlarının 21" olması gibi federasyon standartlarına uygun oyun oynanmasıdır.

Osmanlı Devleti'nde 1400'lü yıllarda Türklerde tavla oyunu yaygınlaşmıştır. Osmanlı'nın yükseliş döneminde tavla çok büyük bir önem taşımaya başlamıştı. Günümüzde tavla geleneği Türklerde devam etmektedir.

Türkiye'de çok yaygın bir oyun olan tavlada usta oyuncular bir gelenek biçiminde zar kombinasyonlarının Farsça'dan Türkçe'ye geçen isimlerini kullanırlar.


Zarların isimleri


1-1: Hep Yek Dü Yek;
2-2: Dü Bara (günümüz türkçesiyle:dubara);
2-1: Dü yek;
3-3: Dü Se;
3-2: Seba -i Dü;
3-1: Se Yek;
4-4: Dört Cihar ("Caar" gibi de okunur);
4-3: Cihar -ü Se;
4-2: Cihar -i Dü;
4-1: Cihar -ı Yek;
5-5: Dü Beş;
5-4: Beş Dört (penc-i caar);
5-3: Penc -ü Se;
5-2: Penc i Dü;
5-1: Penc -ü Yek;
6-6: Dü Şeş;
6-5: Şeş Beş;
6-4: Şeş Cehar;
6-3: Şeş -ü Se;
6-2: Şeş -i Dü;
6-1: Şeş -ü Yek;






0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı