İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Türk Adı - Türk Adının Anlamı | Türk Soyu - Türk Yurdu - Türk Sözünün Aslı Ve Anlamı Türk Yurdu Tarihçesi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 6 yanıt gönderildi

#1
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat


Türk Adı - Türk Adının Anlamı

Türk Soyu - Türk Yurdu - Türk Sözünün Aslı Ve Anlamı Türk Yurdu Tarihçesi...




Resmi ekleyen


Türk Milleti’nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. “Türk” sözü tarihin en eski çağlarından beri kullanılıyordu ve belirli bir kavmin yada kavimler birliğinin adı olarak mevcuttu.

Türkler’in köklü ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olması nedeniyle birçok bilim adamı “Türk” adının nereden geldiği hakkında araştırmalar yapmış, bu araştırmalar neticeside Türk adı ilk defa MÖ. XIV. yy’da “Tik” veya “Tikler” adıyla geçmeye başlamıştır.

Diğer bir görüşe göre ise Türk adı MÖ. XIV. yy’dan öncede varolduğudur. Zira Türk ırkının tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir. Bu gerçeği kavmi ve milli mitolojilerde ve tarihi oluşumlarda izaheden eski kayıtlarda görmek mümkün olmaktadır.

Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre,

- Heredotos’un doğıu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB‘lar.

- İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE‘ler

- Tevratta adı geçen Togarma‘lar.

- Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA‘lar veya THRAK‘lar

- Esiki Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU‘lar.

- Çin Kaynaklarında MÖ. I.yy’da rol oynadıkları belirtilen TİK veya Dİ‘ler Bizzat “Türk” adını taşıyan Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.

İslam kaynaklarında yer alan İran menşeli “Zend - Avesta” rivayetleri ile İsrail menşeli “Tevrat” rivatetleride Nuh Peygamber’in torunu olan Yafes’in oğlu “Türk” ile İran rivayetlerideki Feridun’un oğlu “Türac” veya “Tur”un soyu Türk adını taşıyan ilk kavim olarak gösterilmek istenmiştir.

“Avesta”da yer alan “Ebül Beşer”den (1) ,Cemil ve oğu Ferdiun’dan bahsedilmektedir. “Ferdidun ülkesi Salm, Irak ve Turak (Türk) ismindeki üç oğlu arasında pay etmiştir. Salma!a bugünkü İran ve havalisi, Irak’a bugünkü Irak ve havalisi ,Turak’a ise Orta Asya ve Çin havvalisi düşmüştür. Feridun ölünce Irak, Salm’a saldırarak İran ve havalisini almış, dahasonra Turak’a saldırmıştır.

Irak, Turak’ı yenememiş, savaş bunların torunlarına uzanan dek senelerce sürmüştür. Sonunda Turak’ın torunu “Afrasyap”(2) Irak torunun “Muncihir”i mağlup ederek Ceyhun nehri sınır kabul edilen bir anlaşma yapmıştır. Bu tarihten sonra ceyhun nehri doğusunda “TURAN”, batısına da “İRAN” denmiştir.

Tevrat rivayetleride ise Nuh tufanından sonra Nuh peygamber dünyayı üç oğlu arasında pay etmiş.Yafes’e Orta Asya ve Çin ülkeleri düşmüş,Yafes ölürken tahtını sekiz oğullarından biri olan “TÜRK” e bırakmıştır.

Görülmektedirki Hz. Adem devrina yakın zamanlarda Turak(Türk)‘den İran-Turan savaşlarından ve Alp Er Tunga gibi büyük bir Türk Başbuğunndan ve Saka İmparatorluğu Kağa’nından bahsedilmektedir.

Yukarıda mitoloji ve tarihi kayıtlar içerisinde yer alan “Türk” kelimelerinden ,Türk adının ne kadar eski olduğu ortaya çıkmaktadır.

MÖ XIV. yy’da yer alna “Tik”ler ile dünyada mevcut olan medeniyetlerin en eskisi olan MÖ. VII. yy. da Orta Asya’da kurulan “Anav” medeniyeti de Türkler tarafından kurulmuştu. O halde Türkler MÖ. XIV. yy’da Tik’ler , MÖ. VII. yy’da Anavlar ,MÖ IV yy’da Sakalar ile tarih kayıtlarında yer almaktadır.

Türk kelimesinin yazılı olarak kullanılması ilk defa MÖ 1328 yılında Çin tarihide “Tu-Kiu” şeklinde görülmektedir.

MÖ. I yy’da Roma’lı yazarlardan biri olan Pompeius Meala’nın Azak Denizi kuzeyinde yaşayan halktan “Turcae” olarak bahsetmesi ile ilk defa yazılı olarak karşılaşıyoruz.

Türk adının tarih sahnesine çıkışı MS VI yy’da kurulan Kök-Türk Devleti ile olmuştur. Orhun kitablerinde yer alan “Türk” adı daha çok “Türük” şeklide gösterilmektedir. Bundan dolayı Türk kelimesini Türk Devleti’nin ilk defa resmi olarak kullanılan siyasi teşekkülün Kök-Türk imparatorluğu olduğu bilinmektedir. Kök-Türkler’in ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanılmışken,sonrada Türk milletini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.

MS. 585 yılında Çin İmparatoru’nun KÖK-TÜRK Kağanı İşbara’ya yazdığı mektupta “Büyük Türk Kağanı” diye hitap etmesi, İşbara Kağan’ın ise Çin İmparatoruna verdiği cevabi mektupta “Türk Devleti’nin Tanrı tarafından kuruluşundan bu yana 50 yıl geçti” hitapları Türk adını resmileştirmiştir.

Kök-Türk yazıtlarında Türk sözü daha çok “Türk Budun” şeklide geçmektedir. Türk Budun’un ise Türk Milleti olduğu bilinmektedir.

Dolayısıyla türk adı bu dönemlerde bir topluluğun veya kavmin isminden ziyade ,siyasi bir mensubiyeti belirleyen bir kelime olarak görülmektedir. Yani Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve toplulukları ifade etmek üzere milli bir isim haline gelmiştir.


“Türk”ün Anlamı


Türk adına çeşitli kaynak ve araştırmalarda türlü manalar verilmiştir. Çin kaynakları Tu-küe (Türk)’ü miğfer olarak , İslam kaynakları ise ses benzetmesine dayanarak terkedilmiş, olgunlukçağı ve benzeri manalar vererek yeni anlamlar üretmiştir.

XIX. asırda A. Vambery’nin ilmi izaha yakın olan fikrine göre ise Türk kelimesi “TÜREMEK”ten gelmektedir. Zira Gökalp bunu “TÜRELİ” yani kanun ve nizam sahibi olarak açıklamıştır.

Ancak Türk sözünün cins isim olarak “GÜÇ-KUVVET” manasında olduğu, buradaki Türk kelimesinin milletin adı olan “Türk” kelimesi ile aynı olduğu A.V. Le Coq tarafından ileri sürülmüştür. Bu iddia Kök-Türk kitabelerinin çözücüsü olan V. Thomsen tarafından kabul edilmiş,aynı iddia G. Nemeth’in tetkikleri ile de ispat edilmiştir.

Ayrıca Türk kelimesinin cins isim olarak “ALTAYLI” (Ceyhu ötesi Turanlı) kavimlerini ifade etmek üzere 420 yıllarına ait bir Pers metninde, daha sonradan 515 hadiseleri dolayısıyla “Türk-Hun” (Kudretli-Hun) tabirlerinin de geçtiği bilinmektedir.

İran kaynaklarında Türk sözü “Güzel İnsan” karşılığında kullanılırken, XI. yy’da Kaşkarlı Mahmut “Türk adının Türkler’e Tanrı tarafından verildiğini ” belirterek, “Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı” demek olduğunu bir kez daha belirtmiştir. Tarihçiler ise Türk kelimesinin “Güçlü-Kuvvetli” anlamına geldiğini kabul etmektedirler.


Konu Hale tarafından 08 Ağustos 2015 Cumartesi - 05:13 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#2
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Türk Adı


Türk Milleti'nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. "Türk" sözü tarihin en eski çağlarından beri kullanılıyordu ve belirli bir kavmin yada kavimler birliğinin adı olarak mevcuttu.

Türkler'in köklü ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olması nedeniyle birçok bilim adamı "Türk" adının nereden geldiği hakkında araştırmalar yapmış, bu araştırmalar neticeside Türk adı ilk defa MÖ. XIV. yy'da "Tik" vveya "Tikler" adıyla geçmeye başlamıştır. Diğer bir görüşe göre ise Türk adı MÖ. XIV. yy'dan öncede varolduğudur. Zira Türk ırkının tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir. Bu gerçeği kavmi ve milli mitolojilerde ve tarihi oluşumlarda izaheden eski kayıtlarda görmek mümkün olmaktadır.

Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre,

-Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB'lar.

-İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE'ler

-Tevratta adı geçen Togarma'lar.

-Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA'lar veya THRAK'lar

-Esiki Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU'lar.

-Çin Kaynaklarında MÖ. I.yy'da rol oynadıkları belirtilen TİK veya Dİ'ler
Bizzat "Türk" adını taşıyab Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.

İslam kaynaklarında yer alan İran menşeli "Zend - Avesta" rivayetleri ile İsrail menşeli "Tevrat" rivatetleride Nuh Peygamber'in torunu olan Yafes'in oğlu "Türk" ile İran rivayetlerideki Feridun'un oğlu "Türac" vveya "Tur"un soyu türk adını taşıyan ilk kavim olarak gösterilmek istenmiştir.

"Avesta"da yer alan "Ebül Beşer"den (1) ,Cemil ve oğu Ferdiun'dan bahsedilmektedir. "Ferdidun ülkesi Salm, Irak ve Turak (Türk) ismindeki üç oğlu arasında pay etmiştir. Salma!a bugünkü İran ve havalisi, Irak'a bugünkü Irak ve havalisi ,Turak'a ise Orta Asya ve Çin havvalisi düşmüştür. Feridun ölünce Irak, Salm'a saldırarak İran ve havalisini almış,dahasonra Turak'a saldırmıştır.

Irak, Turak'ı yenememiş, savaş bunların torunlarına uzanan dek senelerce sürmüştür. Sonunda Turak'ın torunu "Afrasyap"(2) Irak torunun "Muncihir"i mağlup ederek Ceyhun nehri sınır kabul edilen bir anlaşma yapmıştır. Bu tarihten sonra ceyhun nehri doğusunda "TURAN", batısına da "İRAN" denmiştir.

Tevrat rivayetleride ise Nuh tufanından sonra Nuh peygamber dünyayı üç oğlu arasında pay etmiş.Yafes'e Orta Asya ve Çin ülkeleri düşmüş,Yafes ölürken tahtını sekiz oğullarından biri olan "TÜRK" e bırakmıştır.

Görülmektedirki Hz. Adem devrina yakın zamanlarda Turak(Türk)'den İran-Turan savaşlarından ve Alp Er Tunga gibi büyük bir Türk Başbuğunndan ve Saka İmparatorluğu Kağa'nından bahsedilmektedir. Yukarıda mitoloji ve tarihi kayıtlar içerisinde yer alan "Türk" kelimeleriden ,Türk adının nekadar eski olduğu ortyaya çıkmaktadır.
.
MÖ XIV. yy'da yer alna "Tik"ler ile dünyada mevcut olan medeniyetlerin en eskisi olan MÖ. VII. yy. da Orta Asya'da kurulan "Anav" medeniyeti de Türkler tarafından kurulmuştu. O halde Türkler MÖ. XIV. yy'da Tik'ler , MÖ. VII. yy'da Anavlar ,MÖ IV yy'da Sakalr ile tarih kayıtlarında yer almaktadır.

Türk kelimesinin yazılı olarak kullanılması ilk defa MÖ 1328 yılında Çin tarihide "Tu-Kiu" şeklinde görülmektedir.

MÖ. I yy'da Roma'lı yazarlardan biri olan Pompeius Meala'nın Azak Denizi kuzeyinde yaşayan halktan "Turcae" olarak bahsetmesi ile ilk defa yazılı olarak karşılaşıyoruz.

Türk adının tarih sahnesine çıkışı MS VI yy'da kurulan Kök-Türk Devleti ile olmuştur. Orhun kitablerinde yer alan "Türk" adı daha çok "Türük" şeklide gösterilmektedir. Bundan dolayı Türk kelimesini Türk Devleti'nin ilk defa resmi olarak kullanılan siyasi teşekkülün Kök-Türk imparatorluğu olduğu bilinmektedir. Kök-Türkler'in ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanılmışken,sonrada Türk millietini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.

MS. 585 yılında Çin İmparatoru'nun KÖK-TÜRK Kağanı İşbara'ya yazdığı mektupta"Büyük Türk Kağanı" diye hitap etmesi, İşbara Kağan'ın ise Çin İmparatoruna vverdiği cevabi mektupta "Türk Devleti'nin Tanrı tarafından kuruluşundan bu yana 50 yıl geçti" hitapları Türk adını resmileştirmiştir.

Kök-Türk yazıtlarında Türk sözü daha çok "Türk Budun" şeklide geçmektedir. Türk Budun'un ise Türk Milleti olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla türk adı bu dönemlerde bir topluluğun veya kavmin isminden ziyade ,siyasi bir mensubiyeti belirleyen bir kelime olarak görülmektedir. Yani Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve toplulukları ifade etmek üzere milli bir isim haline gelmiştir.

Türk Soyu

Tarihte Türk ırkı hakkında çeşitli tasvirler yapılmıştır. Çin,Latin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. Bunun sebebi ise Türkler'in tarih boyunca en çok temasının Mogollar'la olmasıdır. Moğol kitleleri yıllarca Türkler'in idaresinde yaşamış,göçlere,savaşlara Türkler'le beraber katılmışlardır. Bunun sonucunda bu kaynaklar Türk ile Moğol tipini birbirine karıştırmıştır.

Son yarım asır içinde yapılan ilmi çalışmalar ve araştırmalar sonucu Türkler'in beyaz ırka mensup bulundukları, yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grubundan "Europid" adı verilen grubun "Turanid" tipine mensup bulundukları anlaşılmıştır. Kafa yapıları Brakisfal (yuvarlak kafalı)dır.

Türklerin kendilerini başta "Mongolid" Moğollar olmak üzere diğer topluluklardan ayıran antropolik çizgilere sahip oldukları tespit edilmiştir. Türkler'in hakim vasfı beyaz renk,düz burun,değirmi çene,hafif dalgalı saç,orta gürlükte sakal ve bıyıktır.

Turan tipine örnek olan Orta Asya, Maveraünehir ve diğer Yakın Doğu Türkleri beyaz tenli ,koyu parlak gözlü, değirmi yüzlü,endamlı,sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Ortaçağ kaynaklarında güzelliğin timsali olarak gösterilmiş hatta İran edebiyatında Türk sözü "Güzel İnsan" manasında kullanılmıştır. Tevrat'ta nakledilen bir rivayette ise Türk soyunun Ham ve Sam'dan değil, Yafes'den türemiş olarak beyaz ırktan geldiği gösterilmiştir.

Türk Yurdu

Yeryüzünde 350 milyonu aşan sayıları ile çok geniş bir bölegeye yayılan Türkler'in ilk anayurdu'nun tesbiti birçok bilimadmını asırlarca meşkul eden büyük bir konu olmuştur. Bilim adamları ve araştırmacılar yaptıkları çalışmalar sonucu Türkler'in ilk Anayurdu ile ilgili bir çok iddialar ortaya tmışlardır.

Tarihiçler , Çin kaynaklarına dayanarak Altay Dağlarını,

Etnologlar,İç Asya'nın kuzey bölgelerini,

Dil araştırmacılar,Altaylar'ın veya Kingan Dağları'nın doğu ve batısını,

Kültür Tarihçileri , Altay-Kırgız Bozkırları arasını,

Sanat tarihçileri , Kuzeybatı Asya sahasını,

Antropologlar ise Kırgız Bozkırı-Tanrı Dağları arasını ilk Türk Anayırdu olarak iddia etmişlerdir.

Bütün bu araştırmalara göre ilk türk yurdunun kesin sınırlarını çizmek mümkün olmamaktadır. Zira Türkler'in ilk zamanlardan itibaren çok geniş bir sahaya yayılmaları bu tesbitte güçlük çıkartmaktadır.
Bununla beraber son yıllarda yapılan dil araşturmaları ve yukarıda yapılan çalışmalar göz önüne alındığında , ilk Türk yurdunun "Altay Dağları'ndan, Urallar'a kadar uzanan , Hazar Denizi Kuzeydoğu Bozkırlarından,Tanrı Dağları'nı kapsayan çok geniş bir bölge olduğudur."

Tarihi akış içerisinde meydana gelen göçler sonucu Anayurtları'ndan çok uzak mesafelere ve geniş bir coğrafialana yayılan Türkler, bugün Balkanlar'dan doğuya Çin Seddi'ne ,Kuzeyde Sibirya Bozkırları'ndan Güneyde Horasan, Afganistan,Tibet'e kadar olan bölgeleri yurt tutmuşlardır.

Konu Hale tarafından 08 Ağustos 2015 Cumartesi - 05:14 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#3
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Türk Sözünün Aslı Ve Anlamı


Türkler hakkındaki en eski kayıtları Çin kaynaklarında bulmak mümkündür. Asırlar boyunca Türklerle gerek savaş gerekse ticari faaliyetlerle irtibatını sürdüren Çinliler, Türkleri çeşitli yönleri ile incelemiş, Türk tarihini Türklerden önce tesbit etmişlerdir.
Çin tarihlerinde "Türk" sözünden ilk defa şu şekilde bahsedilmektedir:

"VI. asırda Kin-Şan Dağları çevresinde Juan-Juanlara tâbi iken sonra istiklalini kazanan bir Türk kavmi vardır ki kendilerine Türk adını verirler"

Yani Göktürkler'den bahsediyorlar. Ancak yapılan araştırmalar şunu açık şekilde ortaya koyuyor ki Türk adı bizlere Çinlilerin verdiği ya da VI. asırda ortaya çıkmış bir ad değildir. Bu konuyla ilgili Prof. Dr. Afet İnan'ın sözlerine baktıktan sonra "Türk" adının kökeni hakkındaki değişik görüşlere yer verelim:

"Herhalde Türklere "Türk" ünvanı Çinlilerin "Tukyü" dedikleri Türk Devletinin teşekkülüyle verilmiş değildir. Mesela Etrüsklerin İtalya'ya giden kısmına M.Ö. VIII. asırda "Türski" denildiğini kaynaklarda görebilirz. Halbuki "Tukyü" devleti M.S. VI. asırdadır. Herhalde Türklerin isim babası Çinliler olamazdı. Türklerin isim almak için hiçbir millet tarafından vaftiz edilmeye ihtiyacı yoktur."

Çin tarihlerinde iki şekilde telaffuz edilen bu söz bugün "Tu-kiüe" diye telaffuz edilmektedir. Yani Türk sözünün ilk hali iki hecelidir. Zaten Orhun Abidelerinde de bu söz:


KÜ - R - Ü - T şeklinde yazılmaktadır. Yani bu devirlerde bu söz "Türk" değil "Türük" diye yazılmış ve okunmuştur.

Bundan daha öncesinde Çin kaynaklarında ilk defa M.Ö. 1328 tarihinde; "Jong" ve "Tik" adını taşıyan bir kavmin ciddi siyasi faaliyetlerinden söz edilir. Bu kavim değişik tarihlerde 2 defa Çin'in kuzey bölgelerinden Moğolistan'a kadar olan bölgeleri hakimiyeti altına almıştır. Yani tam göçebe Türklere göre bir durum Önce hakimiyet altına alıp sonra oralardan çekilip başka yerlere gitmek. Heredot'dan Zeki Velîdi Togan'a, Thomsen'a kadar birçok bilim adamı bu "Tik"lerin aslında Türkler olduğu tezini ortaya koymaktadırlar.


EFSANELERE GÖRE TÜRK ADININ ASLI


Doğu Mitolojisinde Nuh Tufanı'nın kökeni Sümerlere kadar dayanır. Değişik şekillerde günümüze kadar gelen bu hikayeden Tevrat'ta ve Kur'an-ı Ker'im'de de bahsedilir. Tevrat'a göre kavimler Hz. Nuh (A.S.)'un üç oğlu olan Ham, Sam ve Yafes'ten meydana gelmişlerdir. Ham'dan Hâmiler (Afrika yerlileri), Sâm'dan Sâmiler(Araplar, İbraniler ve Aramiler), Yafes'ten de Türkler ve Ari ırklar türemiştir. Buna göre Türk Yafes'in oğludur, Türk Milleti buradan türemiştir. Bu konudan değişik kaynaklarda da bahsedilmektedir. Divanü Lügat'it Türk'te "Türk" sözcüğünün karşısında şunlar yazmaktadır:

Tanrı yarlığayası Nuh'un oğlunun adıdır. Bu, Tanrı'nın, Nuh oğlu Türk'ün oğullarına verdiği bir addır.

Ebûl Gazi Bahadır Han'ın Şecere-i Türk adlı eserinde de bu efsaneden bahsedilmektedir.

Yafes'in; Türk, Hazer, Seklab, Rus, Menşek, Çin, Kemari, Belüç, Halih, Sedsan ve Gaz adlarında 11 oğlu vardı. Bunların en cesur ve en bilgilisi Türk'tü. Yafes'in yerine o geçti. Keçeden çadır ve otağ yapmayı, hayvan derisinden giysi yapmayı o icad etti ve diğer kardeşlerine öğretti.

Yafes ve nesline Hz. Nuh (A.S.) tarafından Asya havalisi verildi. Yafes'in oğulları zamanla çoğaldılar. Doğuya ve kuzeye doğru yayıldılar. Bunlardan Çin doğu taraflarına giderken, Türk Asya topraklarının ortasında dağlarla çevrili, verimli bir bölge'de kaldı.


TÜRK SÖZÜNÜN ANLAMINA VE KÖKÜNE DAİR

Bir kısım dilbilimci ilk olarak "Türük" biçiminde kullanılan "Türk" sözünün anlamı hakkında şu tezi ileri sürerler. "Törük = Türük" sözü, yörük kelimesinin yörümek fiilinden türemesi gibi "törümek" yani türemek mastarından gelmektedir. Bu görüşe göre "Türk" sözünün anlamı; türemiş varlık yani insan olarak açıklanmıştır.

Bununla birlikte bazı araştırmacılar Türkçe'de güçlü anlamına gelen Türük sözüyle bu sözcüğü bağdaştırarak Türk sözünün anlamını "güçlü, kuvvetli" olarak açıklamaktadırlar.

Türük sözünün "türe"ye uyan, itaat eden, disiplinli millet manasına geldiği teziyle birlikte bu iki görüş Türk sözünün anlamı hakkında öne çıkarlar. Türk tarihçileri genellikle Türk sözcüğünün manasının "kuvvetli" olduğunu kabul ederler.


"Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir. Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır. Onların yurdu efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Öyle zannediyorum ki Türklerin düşmanı olmak tüm insanlığın düşmanı olmak demektir. Tanrı beni böyle bir davranıştan uzak tutsun."

Alphonse de Lamartine, Fransız düşünür.

Konu Hale tarafından 08 Ağustos 2015 Cumartesi - 05:15 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türk Yurdu Tarihçesi


Türk Yurdu dergisinin doksan yıllık görüntüsü üzerinde durmadan önce, "Türk Yurdu" dergisiyle yakın ilişkisinden ötürü, Türk Ocağı'ndan biraz bahsetmekte yarar görüyoruz. Daha sonra Türk Yurdu'nun bütün yayın devrelerini gözden geçireceğiz.


Resmi ekleyen
Resmi ekleyen




Bizde yaygın olan bir kanaate göre, ilk Türkçü kuruluş Türk Ocağı'dır. Oysa, Türk Ocağı'ndan önce kurulan ilk Türkçü kuruluş, "Türk Derneği'dir. Onu "Türk Yurdu Cemiyeti" izler.


Bakınız, http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_25_Aralik_December_t14862.html']Atatürk Günlüğü - Today | 25 Aralık - December - Türk Derneği kuruldu (Türkçülük hareketinde örgütlenmenin başlangıcı) ' target='_blank'>Atatürk' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_25_Aralik_December_t14862.html']Atatürk Günlüğü - Today | 25 Aralık - December - Türk Derneği kuruldu (Türkçülük hareketinde örgütlenmenin başlangıcı)


25 Aralık 1908de kurulan Türk Derneği, Türkçülük hareketinde örgütlenmenin başlangıcıdır. Bu dernek, İlmi Türkçülük anlayışından hareketle yola çıkar. Derneğin öncülüğünü Necip Âsim ile Velet Çelebi yapar. Kurucu üyeler arasında: Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Veled çelebi, Necip Âsim, Akçuraoğlu Yusuf, Akyiğitoğlu Musa, Fuat Raif. Rıza Tevfik, Bursalı Tahir ve Ahmet Hikmet gibi isimler yer alır. Türk Derneği, aynı adı taşıyan bir dergi çıkarır (1911). İstanbul'dan sonra yurt içinde ve dışında şubeler açarak çalışmalarını sürdürür. Derneğin başkanı Fuat Raif Ur. Dernek, bütün Türk kavimlerinin mâzî ve haldeki "âsâr, efâl, ahvâl ve muhitini" öğrenmeye ve öğretmeye çalışır. Dilde Türkçülük anlayışını savunur, ancak tasfiyecilikle suçlanır. Siyasi anlamda Osmanlıcılık ideolojisine bağlı kalmakla birlikte, kültür ve dil bakımından Türkçülük fikrine hizmet eder. Derneğin çıkarmış olduğu Türk Derneği adlı dergi, 1327 (1911)'de beş, 1328 (1912)'de iki sayı olmak üzere, toplam yedi sayıdan ibaret kalır.

Başkan Fuat Raifin Yemene atanması üzerine, Türk Derneği canlılığını yitirir. Onun yerine, 18 Ağustos 1911’de Türk Yurdu Cemiyeti kurulur. Mehmet Emin (YURDAKUL'un katkılarıyla kurulan bu dernekte; Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali (TURAN), Akçuraoğlu Yusuf ve Âkil Muhtar (ÖZDEN) gibi isimler görülür. Bu sırda Türk Ocağı da kurulmak üzeredir. O nedenle, Türk Yurdu Cemiyetinin ömrü uzun olmaz. Türk Yurdu adıyla 24 Teşrîn-i sânî 1327 (1911)'de bir dergi çıkarır. Dergi ilk sayısında Türklüğe hizmet etmek, Türklüğe faide dokundurmak" emelinde olduğunu belirtir. Türk Yurdu'nun ilk sayısı dört; ikinci sayısı üç; üç, dört ve beşinci sayıları ikişer baskı yapar. Dergi bütün Türk dünyasında büyük bir ilgiyle karşılanır. Rusya'da yaşayan Türkler arasındaki yankısı Çarlık Rusyasını tedirgin eder, bu yüzden derginin Rusya'ya girmesi yasaklanır.


Resmi ekleyen



Türk Yurdu, Türk okuyucusundan gördüğü ilgiyi, ikinci sayısında şu sözlerle dile getirir:

"Muhterem okuyucularımıza,

Türk Yurdu'nun birinci sayısı her taraftan rağbet gördü, ceride ve mecmua arkadaşlarımız sahifelerinde ve birçok kardeşimiz hususi ve matbuata yazdıkları mektuplarla bizi tebrik ettiler. Cümlesine pek çok teşekkür ederiz. Bir hafta içinde matbu nüshamız pek az kaldı; ikinci defa bastırmaya lüzum gördük.

Bu rağbet, halkımızda ve hususiyetle münevver geçlerimizde millî hissin sağlam, ateşli olduğunu isbat ederek bizi çok sevindiriyor. Mecmuamız, gösterilen rağbete hak kazanmak için elinden geldiği kadar çalışacaktır."

Türk Yurdu Cemiyeti'nden hemen sonra kurulan Türk Ocağı'nın İdare Heyeti: Mehmet Emin (YURDAKUL), Ahmet Ferit (TEK), Akçuraoğlu Yusuf, Ağaoğlu Ahmet, Emin Bülent (SERDAROĞLU), Fuat Sabit ve Mehmet Tevfik (YÜKSELEN)'ten oluşur. Türk Ocağı'na bu adın verilmesi teklifini getiren Dr. Fuat Sabit Bey*dir. Türk Ocağı'nın kuruluşu 1911'den önceye dayanmasına rağmen, resmi kuruluş tarihi 12 Mart 1912'dir. 25 Ocak 1912’de İdare Heyeti: Ahmet Ferit (Reis), Yusuf Akçura (İkinci Reis), Hamdullah Suphi (TANRIÖVER) kısa zaman sonra reisliğe getirilir. Uzun yıllar Türk Ocakları'nın reisliğini yapar.

1912 Balkan Savaşı'nın yenilgiyle sonuçlanmış olması, Türk Ocakları'nda bir takım iç huzursuzluklara sebep olur. Türk milliyetçiliğine karşı olanlar, Türk Ocağı'nın, İmparatorluğun çeşitli unsurları arasında ayrılık yarattığını öne sürerler. Böylece sıkıntılı ve tartışmalı günler yaşanır. Bu devrede Hamdullah Suphi Başkanlık, Yusuf Akçura ise ikinci başkanlık görevine getirilir. Hamdullah Suphi aktif politikaya atılır. Ülkenin politik hayatında etkin bir kişi olur. 1923'ten 1931'e kadar Türk Ocakları başkanlığını kesintisiz olarak yürütür. 1940 yılında Türk Ocakları yeniden H. Suphi'nin başkanlığı altında çalışmalarına başlar. 1951'de Manisa milletvekili olan H. Suphi, bu tarihten ölümüne (1966) kadar Türk Ocakları'nın varlığı için mücadele eder. Onun Genel Başkanlığı sırasında, Türk Ocakları canlılık kazanır ve üstün başarılar sergiler. 1913 yılında başlatılan toplantı, konferans ve konser gibi faaliyetler devam eder. Dil, Tarih, edebiyat, sanat ve kültür hayatına ışık tutan çalışmalar yapılır. Türk kadınının toplumda temsil edilmesi gerektiği konusunda büyük çabalar gösterilir. Ülkenin çağdaşlaşma sürecinde yerini almasına katkıda bulunulur. Yüce önder Atatürk'ün icraatlarıyla Türk Ocakları'nın çalışmaları bütünleşerek modem Türkiye'nin kuruluşuna hizmet edilir. Atatürk'ün ilke ve inkılapları doğrultusunda Türk Ocakları bir mektep görevi görerek getirilen yeniliklerin yerleşmesine ve benimsetilmesine canla başla çalışır.

Türk Ocağı, siyasi bakımdan bağımsız hareket etmeyi ilke olarak benimsemiş olmasına rağmen, başlangıçta İttihat ve Terakki Fırkası ile daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası ile ilişkiler içinde görülür. Ülke çapında büyük bir güç olduğunu kanıtlayan Türk Ocakları, millî ve içtimaî vaziyette kalmaya özen gösterir. Devletin resmî politikasına ışık tutar ve yön verir.

Türk Ocağı kendi görüş ve düşüncelerini topluma ulaştırabilmek için, bir yayın organına ihtiyaç duyar. Türk Yurdu Cemiyeti'nin yayın organı olan Türk Yurdu'nu yeniden düzenleyerek, görüşleri doğrultusunda yayın hayatına sokar. Böylece Türk Ocağı ile Türk Yurdu bütünleşmeye başlar ve özdeşleşir. Artık Türk Yurdu zaman zaman yapılan tartışmalara rağmen, Türk Ocakları'nın yayın organı olarak varlığını sürdürür. Türk Yurdu, "Türk milletini geri çekmek isteyen bütün irticalara karşı hayati fikirlerini bir içtihat vasıtası" yapar.

İkinci Meşrutiyet döneminde sıkıntılı günler geçiren Türk Ocağı, Cumhuriyet döneminde daha aktif bir pozisyon alır. Yurt düzeyinde hızlı bir örgütlenmeye koyulur. Birinci umumi kongeresini 1924 yılında yapan Türk Ocakları, ikinci kurultayını 1925'de, üçüncü kurultayını 1926da, dördüncü kurultayını 1927, beşinci kurultayını 1928'de gerçekleştirir. 1930 yılında Türk Ocakları 250yi aşkın şubesi ve 30.000'in üzerindeki üye sayısıyla büyük bir güç olduğunu ortaya koyar. Bundan rahatsızlık duyan çevreler, Türk Ocaklarını hedef alırlar. Türk Ocakları'nın Cumhuriyet Halk Fırkası ile birlikte hareket ettiği yolunda düşünceler yoğunluk kazanır. Türk Ocakları'nın adını değiştirmesi ve C. H. F. Hars Şubesi olarak varlığını sürdürmesi planlanır. Mal varlığının ortadan kaldırılması düşünülür. Gelişmeler karşısında Türk Ocakları'nın C.H.F. ile birleşmek üzere kapatılması gündeme gelir. Bu görüş Atatürk tarafından Ruşen Eşref (ÜNAYDIN)'e aktarılır. 10 Nisan 1931'de toplanan Türk Ocakları Olağanüstü Kurultayı'nda konuşan Hamdullah Suphi, Atatürk'ün görüş ve düşünceleri doğrultusunda, C. H. F.'nın kadrolarını milliyetçi, halkçı ve cumhuriyetçi gençlerle donatmak üzere, birleşmek gerektiğini ifade eder. Böylece -istemeyerek de olsa- birleşme sağlanır. Türk Ocakları kapatılır.


* * * * *


Türk Ocakları hakkında verdiğimiz bunca bilgiden sonra Türk Yurdu dergisine dönmek istiyoruz.

1911'den günümüze kadar kesintilerle yayın hayatını sürdüren Türk Yurdu, aynı çizgide yürüyen Türkçülük hareketinin sesini doksan yıldır yükselten en uzun ömürlü Türkçü bir dergidir. Türkçülük hareketini hayatın her alanında yaymaya çalışır. Dilde Türkçülükle başlayan bu aksiyon, edebiyat, sanat, iktisat ve sosyal hayata hakim olmaya başlar. Türk Yurdu Muhteva bakımından, her geçen gün zenginleşir, ülkenin içinde bulunduğu zor şartlara ve savaş yıllarına rağmen, ilkelerinden ayrılmaz. Bütün Türklerce geçerli olan ortak bir ülkü yaratmaya çalışır. İlim ve kültür alanında çaba gösterir. Batı uygarlığı yolunda yürür.

II. Meşrutiyet’in ilânından sonra, kısa bir süre içerisinde Türkçülük hareketi, kültürel ve sosyal hayata girmeye ve etkili olmaya başlar. Bu hareketle Türk dili ve edebiyatı yepyeni bir yorumla ele alınır; şekil ve öz bakımından başarılı örnekler verilir. Millî Edebiyat'ın temelleri böylece atılmış olur.

Millî kültür ve şuurun sözcülüğünü yapan Türk Yurdu dergisinin içeriği maddî ve manevî hayatın her alanına açılmaya başlan fikriyat, içtimaiyat, iktisadiyat, edebiyat, lisaniyat, matbuat, Türkiyat, tarih, arkeoloji, coğrafya, etnografya, tenkit, seyahat, musahebe, temaşa, şiir, hikâye, nesir ve yeni sesler, mektup, mimarlık, resim, musiki, terceme-i hal, bibliyografya, sağlık, spor, talim ve terbiye, felsefe, hars tedkikleri, Türklük şuuru ve diğer konular Türk Yurdu'nun muhtevasına alt başlıklar olarak görülür.

Bu başlıklar 1942-1970 yılları arasında: Felsefe, ilahiyat, sosyoloji, tarih, hukuk, iktisat, psikoloji, terbiye, maarif, fen, tıp, dil, edebiyat, sanat, aile, neşriyat, haberler, fikir ve mefkure, tenkit ve tahlil gibi görülmeye başlar.

Şubat 1987'de yeniden yayım hayatına giren Türk Yurdu, bu öz etrafında geleneğe bağlı olarak yayınını sürdürür: Edebiyat, eğitim, felsefe, sosyoloji, siyaset, iktisat. halkiyat, tarih, din, biyografi, mülakat, röportaj, genç kalemler ve haberler gibi başlıkları kullanır.

Türk Yurdu, kronolojik seyri içerisinde, özellikle 1931 yılına kadarki yoğun çalışmalarıyla dikkat çeker. Bu devrede ve takib eden yıllarda, Türk düşünce hayatında bilinen önemli simalar bu dergide görünürler: Mehmet Emin, Ahmet Hikmet, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Gaspıralı İsmail, Ayaş lshaki, Veled Çelebi, Necib Âsim, Bursalı Mehmet Tahir, Fuat Köprülü, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Rıza Nur, Rıza Tevfik, Sadri Maksudi, Ahmet Zeki Velidi, Celâl Sahir, Enis Behiç, Kemalettin Kâmi, Yusuf Ziya, Halit Fahri, Faruk Nafiz, Orhan Seyfi, İbrahim Alaattin, İsmail Safa, Samih Rifat, Aka Gündüz, Hakkı Süha, Ömer Bedrettin, Müfid Rauf, lshak Refet, İzzet Ulvi, Nahit Sırrı, Midhat Cemal, Behçet Kemal, Ahmet Muhip, Necip Fazıl, Halide Nusret, Vasfı Mahir, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halit, Ruşen Eşref, Hamdullah Suphi, Hüseyin Cahit, Reşat Nuri, Falih Rıfkı, Müfide Ferit, Ferit Celâl, Besim Atalay, Kilisli Muallim Rıfat, Dr. Fahrettin Kerim, Selim Sırrı, Reşit Saffet, Abdullah Battal, Ispartalı Hakkı, Ali Rıza Seyfi, Yahya Saim, Hasan Fehmi, Hasan Cemal, Refet Avni, Halim Sabit, Tahsin Nahit, Nüzhet Haşim, Dr. Âkil Muhtar, Dr. Abdullah Cevdet, Celâl Nuri, Ragıp Hulusi, Hamit Zübeyr, Kâzım Nami, Cevat Memduh, Celâl Esat, Hüseyin Avni Lifij, Nafı Atuf, Hilmi Ziya, Ziyaettin Fahri, Hilmi A. Malik, Remzi Oğuz, Akdes Nimet, Cemil Sena, Nurullah Ataç, Mirza Bala, Hüseyin Namık Orkun, Osman Turan, Abdülkadır İnan, Enver Behram Şapolyo, Faruk Sümer, Mümtaz Turhan, Arif Nihat Asya, Mehmet Kaplan, Reşit Rahmeti Arat, vb...


* * * * *


Türk Yurdu, aralardaki aylık kesintilerin dışında yıllara göre, günümüze kadar yedi devre geçirir. Şimdi ana başlıklar altında derginin yayın hayatında geçirmiş olduğu aşamaları birlikte gözden geçirelim:

1. Seri, 1911-1918: İlk sayı, 24 Teşrîn-i sânî 1327 (1911)'de 18x25 ebadında çıkmaya başlar. Bu sayıda Mehmen Emin Bey'in "Demirci" şiiri, Ahmet Hikmet Bey*in "Üzümcü" hikâyesi. Can Bey imzasıyla Sadri Maksudi ARSAL'ın "Büyük Millî Emeller" yazı serisinin ilki, Ahmet Ağayef (AĞAOĞLU)'in "Türk Âlemi* başlıklı yazısıyla Yusuf Akçura'nın "Çingiz Han" tefrikasının yer aldığı görülür. Dergi on beş günde bir otuz iki sayfalık bir forma hâlinde çıkar. Büyük ilgi görür. Çıktığı ilk günlerde biter ve ikinci baskısını yapar. Derginin imtiyaz sahibi Mehmet Emindir. 1911 Ağustosunda Vali Olarak Erzurum'a gidince, derginin imtiyaz müdürlüğünü Akçuraoğlu Yusuf Beye bırakır. 1327-1328 (1911-1912) yılları arasında derginin müdürü, Akçuraoğlu Yusuf Bey'dir. Ekim 1912-Kasım 1913 tarihleri arasında Akçuraoğlu Yusuf Bey'in Erkanı Harb yüzbaşısı olarak Çatalca cephesinde savaşa katılmasından dolayı, derginin 3. ve 4. ciltleri Mehmet Emin tarafından çıkarılır. 1329 (1913)'da 5. ciltten 1333 (1917)'de 12. cilde kadar müdür yeniden Yusuf Akçura Bey'dir. Y. Akçura 12. cildin 12. sayısından sonra dergiden ayrılır. Dergi, 13. ciltten itibaren Türk Ocağı'nın yayın organı olarak çıkmaya devam eder. 1333 (1917) yılında 13. 14. ciltlerde müdür. Celâl Sahir Bey'dir. Ülkenin içinde bulunduğu şartlar yüzünden, Türk Yurdu 15 Temmuz 1334 (1918)'ten 1340 (1924) yılına kadar yayın hayatına ara vermek zorunda kalır. 24 Teşrîn-i sânî 1327- 15 Ağustos 1334'e kadar - yedi yıllık sürede- dergi İstanbul'da 14 cilt, 161 sayı olarak çıkar.

2. SERİ 1923-1931: Bu devrede dergi, Ankara'da yayımlanır. Türk Yurdu. 1339 (1923) yılında [Yıl: 10, C: (15) 1, S: (162) 1, 15 Mart 1339, 32 s.; S: (163) 2, 1 Nisan 1339. s. 33-64, S: (164) 3, 15 Mayıs 1339. s. 65-96; S: (165) 4, Haziran 1339. s. 97-128) dört sayı çıktıktan sonra, Teşrîn-i evvel (Ekim) 1340 (1924)'ta 14. seneye 1. ciltle devam edilir. Yeni bir düzenlemeyle dergi 16x23 ebadında çıkar. C: 4, nr. 21, Eylül 1926'dan sonra derginin müdürü Cemil Behçet Bey'dir. C: 5. nr. 31. Temmuz 1927'de ise müdür. Enver Kâmil Bey'dir. 1927 Eylül - 28 Ocak 1928 arası, yeni bir değişiklikle derginin ebadı 21x28 olur. 1928 Ağustosunda derginin çehresi değişmeye başlar. Dergide Lâtin ve Arap harfleri birlikte görülür. 202. sayıda Ferit Celal "MİLLİYET MESELESİ" adlı yazısıyla, sadece başlığı itibariyle Lâtin alfabesini kullanır. 204. sayıda İzzet Ulvi, Ocaklılara ithaf ettiği "SÖNMEZ ATEŞ" başlıklı şiirini tamamıyla Lâtin harfleriyle yazar. Bu şiir, Türk Yurdu'nun "Fikriyat" köşesinde Hasan Cemil'in "Lisânlar ve Edebiyat" başlıklı eski harflerle çevrili yazısıyla dikkat çeker. Lâtin alfabesinin bu ilk muştucularından sonra, nihayet Türk Yurdu 1929 Şubatında tamamen yeni harflerle çıkmaya başlar. Derginin başında "Türk Ocaklarının fikirlerini neşreder aylık mecmuadır" ibaresi yer alır. C: 22-25 (3-5), S: 206-230, 1929-1930 yılları arasında derginin müdürü Ferit Celâl Bey'dir. 10 Nisan 1931'de Türk Ocağının kapatılmasıyla Türk Yurdu da neşriyatına ara verir. 1911 -1931 yıllan arasında toplam 26 cilt, 233 yayımlanmış olur.

3. SERİ, 1942-1943: Dergi uzun bir aradan sonra, ilk yıllarda olduğu gibi küçük boyda "Türklerin faydasına çalışır. On beş günde bir çıkar" ibaresi ile, 1 Eylül 1942de 26. cilt olarak 1. sayıyla (Yılkı) çıkar. 15 Ilk-kanun 1942ye kadar sekiz sayı ile 1943 de 27. cilde geçer. 1-15 Son-kanun 1943 (Koyun yılı)'te S: 1-2 ile kapanır. 1954 yılına kadar uzun bir süre bekler.

4. SERİ, 1954-1957: Derginin fiyatı 25 kuruştan 100 kuruşa çıkar. Temmuz 1954'de Y: 1, S: 1 (234). "Türk Ocaklarının Fikirlerini Neşreder Aylık Mecmua" başlığıyla neşriyatına devam eder. Ağustos 1954, S: 2 (235’de derginin sahibi: Ankara Türk Ocağı adına İzmir mebusu Halûk ÖKEREN, Mes'ul müdürü: Avukat Aziz OCAKLlOĞLU’dur. Kasım 1954, S: 238'de neşriyatı idare eden: Abdülhak Şinasi HİSAR'dır. Ocak 1955'den Haziran 1957ye kadar derginin sahibi: Türk Ocakları Merkez heyeti Reisi Hamdullah Suphi, Neşriyatı Fiilen İdare Eden: Abdülhak Şinasi HİSAR'dır.

5. SERİ, 1959-1968: iki yıllık bir aradan sonra, dergi büyük boy olarak çıkar; fiyatı 250 kuruştur. Her ayın on beşinde çıkmaya başlar. Mart 1959, S: 271'de derginin müdürü: Dr. Sadettin BİLGİǒdir. Haziran 1959, S: 274'te derginin sahibi: Prof. Dr. Osman TURAN, Yazı işleri Müdürü: Prof. Dr. Emin BİLGİÇ'tir. Temmuz 1959, S: 275’te Umumi Neşriyat Müdürü olarak Mehmet Galip Erdem görülmektedir. Derginin 50. yılına Ocak 1960, S: 280, sahibi Prof. Dr. Osman TURAN, Umumi Neşriyat Müdürü Mehmet Galip ERDEM'le giriliyor. Temmuz 1960, S: 286’da derginin sahibi: Prof. Dr. Necati AKDER, Umumi Neşriyat Müdürü: Oktay EVİNÇ'tir. Mayıs 1961. S: 296, C: 3'te derginin sahibi: Hamdullah Suphi TANRIÖVER, Umumi Neşriyat Müdürü: Avni YALÇINTAŞ'tır. Dergi bu sayıdan itibaren, Haziran-Temmuz 1962, S: 297-298'e kadar ara verir. Ağustos 1962, S: 299'dan Temmuz 1963'e kadar yeniden ara vermek zorunda kalır. C: 3, S: 301, Aralık 1963’te derginin Umumi Neşriyat Müdürü: Dr. Fethi ERDEIT’dir. 51. yıl da böylece tamamlanır. C: 3, Temmuz 1964 ile yayımına devam eden dergi. Temmuzda üç sayı birden çıkar. Kasım 1964’te 305-306. sayılar neşredilir. 52. yıl da tamamlanır. 1965’te dördüncü cilde Ocak ayında 307. sayıyla başlanır. 1966'da 55. yıla S: 319'la girilir. Mart 1966, S: 321'de Umumi Neşriyat Müdürü Hasan AKSAY’dır. 322. sayıda Müdür Muzaffer İRDEM’dir. Temmuz 1966, S: 325'te derginin sahibi ve baş muharriri Prof. Dr, Ziyaeddin FINDIKOĞLU, Umumi Neşriyat Müdürü ise Muzaffer İRDEM'dir. 1967'de de dergi büyük boy olarak çıkar. 56. yıla 6. ciltle girilir S: 12 (342), Aralık 1967 yayımına devam eden dergi. S: 1-2 (342-344), Ocak-Şubat 1968 ile 7. cilt olarak çıkar. 1970 Martına kadar dergi yayınına ara verir.

6. SERİ, 1970: Derginin 60. yılıdır. Sadece Mart 1970ten itibaren iki sayı neşredilir. Ç: 7, S: 3 (345), Mart 1970’te derginin sahibi: Prof. Dr Osman TURAN. Sorumlu Neşriyat Müdürü İse, Osman Yüksel SERDENGEÇTİ'dir. Derginin fiyatı 250 kuruştur. Nisan-Mayıs 1970, S: 4 (346) ile yayın hayatında 60 yılı geride bırakan Türk Yurdu, 16 yıllık bir aradan sonra yeniden çıkmaya başlar.

7. SERİ. 1987-2001: Dergi, C: 8, S: 1 (347). Şubat 1987'de yeniden Türk Ocağı Merkez Heyetinin yayın organı olarak çıkmaya başlar. 20x27 ebadında ve 64 sayfa hâlinde çıkan derginin fiyatı 600 TL. Sahibi: Türk Ocağı Merkez Heyeti adına Prof. Dr. Orhan DÜZGÜNEŞ, Umumi Neşriyat Müdürü: Prof. Dr. Reşat GENÇ, Mes'ul Yazı İşleri Müdürü: Dr. Cezmi BAYRAM'dır. Yazı Hey'etinde: Galip ERDEM, Prof. Dr. Emin BİLGiÇ, Prof. Dr. Şaban KARATAŞ, Prof. Dr. Mustafa KAFALI, Prof. Dr. Rasih DEMİRCİ ve Allâaddin KORKMAZ yer almaktadır. "Türk Yurdu, Türk Ocağı Merkez Hey'eti'nin Aylık Yayın Organıdır" ibaresini taşır. Eski sayıların karakterine uygun olarak yürütülür. 11. sayı (357) "Mehmet Akif ERSOY" özel sayısıdır. 12. sayı (358) Ocak 1988 yılına aittir. 9. cilt, 13. sayı (359) Şubat 1988 ile başlar. Umumi Neşriyat Müdürü, bu sayıdan sonra görülmez. Aynı düzende çıkan derginin fiyatı: 1.000 TL.dir. 24. sayı (370) Ocak 1989'da 2.500 TL. olur. 10. cilt, 24. sayı (372) Mart 1989 ile başlar.

Türk Yurdu, S: 1 (347) Şubat 1987'den. S: 26 (372) Mart 1989'a kadar Türk Ocakları istanbul Şubesi tarafından İstanbul’da çıkarılır. 26 (372). sayıda. Nisan 1989’dan sonra derginin Ankara'da yayımlanacağı belirtilir. Maalesef dergi 27 (373). sayısını yedi aylık bir gecikmeyle Kasım 1989'da yeni kapak düzenlemesiyle 64 sayfa olarak çıkarır. Bu sayıdan sonra Ankara'da çıkmaya başlayan dergi, çok sayıda ilim ve fikir adamını bünyesinde toplar ve akademik nitelikte yayımını sürdürür. Bu devrede derginin Mes'ul Yazı İşleri Müdürü: Osman ÇAKIR'dır. Derginin fiyatı 4.000 TL.dir. Türk Yurdu, Azerbaycan'da yaşanan "Kanlı Ocak" hadisesinden sonra 31 (377). sayısını Mart 1990, "Azerbaycan Özel Sayısı" olarak çıkarır, ön kapak Azerbaycan bayrağı, arka kapak ise Kafkasya Azerbaycan'ı haritasıyla süslenir. 40 (436). sayı Aralık 1990, "Aile Özel Sayısı'dır.

11. cilt 41 (387). sayı Ocak 1991 ile başlar. Türk Yurdu 1991'de "Yunus Emre Özel Sayısı'nı yayımlar. Bu özel sayı, derginin C: 5, S: 319, Ocak 1996'da yayımlanan özel sayının tıpkı basımıdır. 41. sayıdan sonra derginin fiyatı 5.000 TL.dir. 44 (390). sayı Nisan 1991, "Türk Düşünce Hayatı" özel sayısı olarak, yeni bir kapak kompozisyonuyla 100 sayfa hâlinde neşredilir. Aylık kapak düzenlemesi 52 (398). sayı Aralık 1991'e kadar devam eder. 47 (393). sayı Temmuz 1991, 'Çevre Özel Sayısı" olarak 32 sayfa hâlinde çıkar. Derginin fiyatı 7.000 TL.dir. C: 11, S: 51 (397) Kasım 1991'de derginin Genel Yayın Yönetmeni ve Yazı işleri Müdürü: Prof. Dr. Orhan KAVUNCU'dur.

12. cilt yeni kapak kompozisyonuyla yayımına devam eder. 54 (400). sayı Şubat 1992'den itibaren derginin fiyatı 10.000 TL.dir. C: 12, S: 59 (405), Temmuz 1992de derginin Umumi Neşriyat Müdürü: Alâaddin KORKMAZ. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Prof. Dr. Orhan KAVUNCU'dur. 60 (406). sayının kapağı. "Ocağımızın Büyük Evladı İsmail Hakkı YILANLIOĞLU" alt yazısıyla YILANLIOĞLU'nun portresiyle süslenir. Derginin 63 (409). sayısı (Kasım 1992), Türk Ocağı 80. Şeref Yılına ayrılmıştır. 12. cilt, 64 (410). sayıyla (Aralık 1992) tamamlanmaktadır.

Türk Yurdu'nun 13. cildi 65 (411). Ocak 1993 sayısıyla başlar. Bu sayı, "Kültür Dosyası" diye Irak Türklerine ayrılmıştır. Bu sayının ekinde 16 sayfadan oluşan "Türk Yurdu Gençlik" adlı iki aylık fikir ve sanat dergisi çıkar. 66. sayı "Türk Kimliği Dosyası'na tahsis edilmiş ve 80 sayfa olarak çıkmıştır. 67. sayıda derginin fiyatı 15.000 TL. olmuştur. "Türk Yurdu Gençlik"in 2. sayısıyla birlikte çıkmıştır. 69. sayısının ekinde "Türk Yurdu Gençlik'in 3. sayısı vardır. 70. sayı, "Bürokrasi" özel sayısı olarak 88 sayfa yayımlanmıştır. 71. sayının ekinde "Türk Yurdu Gençlik'in 4. sayısı vardır. 73. sayı "Hoca Ahmet Yesevi" özel sayısıdır, ekinde Türk Yurdu Gençlik'in 5. sayısı vardır. 75. sayı "Müslümanların Bugünkü Meseleleri'ne dikkat çeken, 80 sayfa olarak çıkmış, ekinde Türk Yurdu Gençlik'in 6. sayısı vardır. "Gençlik'in bu sayısından sonra çıkmadığı görülmektedir. 76. sayıda derginin fiyatı 20.000 TL olur.

Ocak 1994'te Türk Yurdu'nun 14. cildi 77. sayısıyla başlar; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osman ÇAKIR'dır. 78. sayı "Değişim" ağırlıklıdır. 81. sayı "Kutlu Doğum Haftası'na tahsis edilmiş ve 72 sayfa olarak çıkmıştır. 82. sayı "Medya ve İnsan" ilişkisine dikkatleri çeker: bu sayıda derginin sahibi, Türk Ocakları Merkez Hey'eti adına Sadi SOMUN-CUOĞLU'dur ve derginin fiyatı 30.000 TL. olmuştur. 85. sayı "Türk Dünyası" özel sayısıdır, dergi bu sayıda "ISSN 1300-2333" numarasıyla çıkmaya başlar. 88. sayı "Alevilik-Bektaşilik" özel sayısı olarak 100 sayfa çıkmış ve fiyatı 50.000 TL. olmuştur.

Türk Yurdu"nun 15. cildi, Ocak 1995'te 89 (435). sayıyla başlar. Derginin 91. sayısında Umumi Neşriyat ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü Mustafa YILMAZER; Yayın Koordinatörü ise, Süleyman ÖĞÜTLܒdür. 96. Sayı "Milli Bütünlüğümüz ve Siyaset" ile "30 Ağustos" ağırlıklıdır. Eylül 1995'te 97. sayı ile derginin fiyatı 100.000 TL.dir.

Türk Yurdu'nun 16. cildi. Ocak 1996’da 101 (447). sayıyla başlar. Derginin sahibi Türk Ocakları Merkez Hey'eti adına Necati GÜLTEKİN'dir. 103. sayı "Doğumunun 120. Yıl Dönümünde Ziya Gökalp ve Türk Düşüncesi" özel sayısı olarak 176 safya hâlinde çıkmış, bu sayının fiyatı 200.000 TL.dir. 104. sayıdan sonra derginin fiyatı 100,000 TL.dir. 105. sayıda derginin sahibi Türk Ocakları Merkez Hey'eti adına Nuri GÜRGÜR, Umumi Neşriyat Müdürü Doç. Dr. Çağatay ÖZDEMİR, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osman ÇAKIR'dır. Derginin fiyatı 150.000 TL.dir. 106. sayı Habitat İl/Şehir ve Kültür" özel sayısı olarak 80 sayfa çıkmıştır; derginin yayın koordinatörü Selçuk OKSAL'dır. 107. sayı "Prof. Dr. Necmettin HACIEMİNOĞLU'na Armağan" olarak 80 sayfa çıkmıştır. 109. sayı "Medeniyetçilik ve Küreselleşme" özel sayısı olarak 80 sayfa çıkmış ve derginin fiyatı 200.000 TL. olmuştur. 110. sayı "Gençlik ve Şiddet" ağırlıklı 80 sayfadır; bu sayıda Yayın Koordinatörü Ragıp MEMİŞOĞLU’dur. 111. sayı "Üniversitelerimiz Nereye?" özel sayısı olarak çıkmıştır.

Türk Yurdu'nun 17. cildi. Ocak 1997'de (459). sayısıyla başlar. Dergi diğer normal sayılar gibi 64 sayfa olarak yayımlanmıştır. Dergi'nin Nisan-Mayıs 1997/116-117. sayılan İslâmın Bugünkü Meseleleri'ne tahsis edilmiş ve dergi 240 sayfa olarak çıkmış, derginin fiyatı bu sayı için 400.000 TL. olmuştur. "İslâmın Bugünkü Meseleleri" genişletilmiş olarak Ağustos 1997'de, Türk Yurdu Yayınları (Nu: 38) arasında 412 sayfalık kitap hâlinde yayımlanmıştır. 118. sayı "Alparslan Türkeş" ve "Galip Erdem" özel sayısı olarak 100 sayfa çıkmış, derginin fiyatı 350.000 TL.dir.

Türk Yurdu, 119. sayıdan itibaren "hakemli dergi" olmuştur. Bilimsel makaleler, en az iki alan uzmanının onayı alındıktan sonra yayımlanmaktadır. 120. sayıda derginin Yayın Koordinatörü Muhammet Savaş KAFKASYALI’dır. 122. sayı "78 Yıl Sonra Millî Mücadele" özel sayısı olarak 192 sayfa çıkmış, derginin fiyatı: 700.000 TL.dir. 123. sayı "Eğitim" ağırlıklı ve 80 sayfadır. 124 (485). sayı ile 17. cilt tamamlanmış oluyor.

Türk Yurdu'nun 18. cildi. Ocak 1998'de 125 (486). sayı ile başlar. Derginin boyutu, önceki sayılar gibidir ve 64 sayfa olarak yayımlanmıştır. Derginin sahibi, Türk Ocakları Merkez Hey'eti adına Nuri GÜRGÜR'dür. Genel Yayın Müdürü M. Çağatay Özdemir, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osman ÇAKIR, Yayın Koordinatörü Muhammet Savaş KAFKASYALI'dır. Derginin Yayın Kurulu: Ali Akbaş, Meriç Coşkun, Galip Erdem, Ümit Yaşar Gözüm, İlhan Gülsün, Yücel Hacaloğlu, Nevzat Kösoğlu, Ruhi Özbilgiç, Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu'ndan; Bilim Kurulu: Prof. Dr. A. Bican Ercilasun (Türk Dili); Prof. Dr. Feyzullah Eroğlu (Ekonomi), Prof. Dr. Hasan Onat (İlahiyat), Doç. Dr. M. Çağatay özdemir (Sosyoloji), Doç. Dr. Servet özdemir (Eğitim), Doç. Dr. Hakan Poyraz (Felsefe), Doç. Dr. Fahri Unan (Tarih): Danışma Kurulu: Doç. Dr. Ali Birinci, Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay, Prof. Dr. Orhan Kavuncu, Prof. Dr. İskender Öksüz. Prof. Dr. Bahaeddin Yediyıldız, Sadi Somuncuoğlu'ndan oluşmaktadır. Dergi Ankara'da basılmaktadır ve fiyatı 600.000. TL'dir.

126 (487). sayı aynı ölçüde çıkmıştır. 127-128 (488-489). sayılar birlikte Medeniyet Özel Sayısı olarak düzenlenmiş "Yeni Bir Medeniyet Anlayışına Doğru" kapak yazısıyla 180 sayfa olarak yayımlanmıştır. Derginin fiyatı 1.000.000 TL'dir. 129 (490). sayı, Türk Ocaklarının 32'nci Kurultayı 18 Nisan 1998" kapak resimleriyle 64 sayfa olarak çıkmış, fiyatı 600.000 TL.dir.

Türk Yurdu'nun 132 (493). sayısı "Dünden Bugüne Türkiye'de Dergicilik" sayısı olarak 96 sayfa hâlinde çıkmış, fiyatı 750.00 TL.dir. Bu sayıda Yayın kuruluna Doç. Dr. Ali Birinci ile Dr. İbrahim Şahin girmiştir. 133 (494). sayı 64 sayfa ve 600.000 TL.dir. 134 (495). sayı "Cumhuriyetimizin 75. Yılı Kutlu Olsun" kapak yazısıyla 75. Yıl Özel Sayısı olarak 216 sayfa hâlinde çıkmış; fiyatı 1.250.000 TL.dir. 135 (496). sayı 64 sayfa ve 600.000 TL.dir. 136 (497). sayı "Çocuk ve Kültür" sayısı olarak 104 sayfa çıkmış, fiyatı 750.000 TL.dir.

Türk Yurdu'nun 19. cildi. Ocak 1999'da 137 (498). sayıyla başlar. Bu sayıda derginin sahibi Nuri GÜRGÜR, Genel Yayın Müdürü Prof. Dr. Necmettin SEFERCİOGLU, Sorumlu Yazı işleri Müdürü Osman ÇAKIR, Yayın Koordinatörü Muhammet Savaş KAFKASYALI'dır. Bu sayı 64 sayfa ve 600.000 TLdir. 139-140-141 (500-501-502). sayılar birlikte "XXI. Yüzyıla Doğru Türk Milliyetçiliği" özel Sayısı olarak 450 sayfa hâlinde çıkmış, fiyatı 2.000.000 TL.dir. Mayıs 1999 sayısı "18 Nisan Seçimleri Değerlendirmesi" olarak 40 sayfa olarak ek hâlinde sunulmuş ve fiyatı 300.000 TLdir. 143 (504). sayıdan itibaren derginin fiyatı 700.000 TL. olmuştur. 145 (506). sayıda derginin Teknik Müdürü Selcen GÖKDEMİR'dir. Bu sayı deprem nedeniyle "17 Ağustos 1999 Milletimizin Başı Sağolsun" kapak yazısıyla, duyulan üzüntünün ifadesi olarak siyah kapak hâlinde çıkmıştır. 148-149 (509-510). sayılar birlikte "700. Yılında Osmanlı" özel sayısı olarak 590 sayfa hâlinde çıkmış, fiyatı 4.000.000 TL.dir.

Türk Yurdu'nun 20. cildi. Şubat 2000'de 150 (511). sayısıyla başlar. Derginin sahibi, Türk Ocakları Merkez Hey'eti Adına Nuri GÜRGÜR; Genel Yayın Müdürü Prof. Dr. Necmettin SEFERCİOGLU. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osman ÇAKIR'dır. Dergi 64 sayfa olarak çıkmakta ve fiyatı 1.000.000 TL.dir. Derginin 153-154 (514-515). sayıları birlikte "Türk Romanı" özel sayısı olarak 406 sayfa hâlinde çıkmış, fiyatı 5.000.000 TL.dir. Bu sayıda derginin Genel Yayın Müdürü M. Çağatay ÖZDEMİR'dir. Yayın Kurulu: Yücel Hacaloğlu, Doç. Dr. M. Çağatay Özdemir. Prof. Dr. Nevin Güngör ERGAN, Doç. Dr. İbrahim Şahin, Ömer Özcan. Dr. Serdar Sağlam, Dr. Yunus Koç, Dr. Mehmet Sarıtaş, İbrahim Şirin, Bahri Ata'dan oluşmaktadır. 157 (518). sayı Ebülfez Elçibey'in ölümü nedeniyle siyah kaplı olarak çıkmıştır. 160 (521). sayı "Atatürk ve Türk Milliyetçiliği" Özel sayısı olarak, Atatürk'ün portresiyle 152 sayfa hâlinde çıkmış, fiyatı 2.500.000 TL.dir.

Türk Yudu'nun 21. cildi. Ocak 2001'de 161 (522). sayıyla başlar. 64 sayfa olarak çıkan derginin fiyatı 1.500.000 TL.dir. Derginin 162-163 (523-524). sayıları birlikte "Türkçeye Saygı" özel sayısı olarak 480 sayfa hâlinde çıkmış, fiyatı 7.000.000 TL.dir. 164 (525). sayısı, savaş tablosu sergileyen bir kapak düzenlemesiyle "Çanakkale" ağırlıklı olarak çıkmıştır. 168 (529). sayıdan itibaren derginin kapağında, "90. Yıl" amblemi yer almaktadır. 171 (532). sayı bir Kırgız Türkü'nün portresiyle "Kırgızistan'a Yolculuk" özel sayısı olarak 104 sayfa hâlinde çıkmış ve fiyatı 2.000.000 TL.dir.

* * * * *

Türk Yurdu'nun 24 Teşrîn-i sânî 1327/1911'de çıkan ilk sayısından Aralık 200l'de yayımlanan 172 (539). sayısına kadar yaptığımız araştırma ve inceleme, Türk Yurdu dergisiin bir mektep olduğunu göstermektedir. Türk Yurdu, 90 yıllık süreli yayın hayatında Türklüğe hizmet etmiş, Türk Ocağı ile ortak çalışmalarını kültürel ve sosyal hayatta sürdürmüştür.

"Türk Yurdu" dergisi, nesiller üzerinde etkili olmuş, tebliğ etmiş olduğu fikir ve hislerle bir mektep olmak özelliği göstermiştir. Türk düşünce ve sanat hayatına hizmet etmiş; çağdaşlaşma sürecinde, Batı'nın teknik ve medeniyetini almak, kültürde millî harsımıza bağlı kalmak kaydıyla, fikirler üretmiştir. Türk milletinin gittikçe ilerleyen ilim, teknik ve sanatta Batıyı örnek alması gerektiği yolunda telkinlerde bulunmuştur.

"Türk Yurdu" dergisi. Millî Edebiyatın oluşmasında katkıda bulunmuş, dilde sadeleşme çalışmalarına sayfalarını açmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılâplarıyla bütünleşerek, Türk milletine yenilik ve yükselme yolunda hizmet vermiştir. Atatürk Türkiye’sinden günümüz Türkiye'sine kadar her türlü gelişmelere kucak açmış, ilgi göstermiş, düşünce yazılarıyla çıkış yolları aramış ve Türk milletine bir ışık tutmaya çalışmıştır. Kültürel ve sosyal hayatımızla ilgili her türlü konulara yer vermiş okuyucularını bilgilendirmeye gayret etmiştir.

"Türk Yurdu" Türkçülük hareketinden güç alarak yurdumuz ve milletimiz için çeşitli alanlarda, çok olumlu çalışmalar ortaya koymuş bir dergidir. "Türk Yurdu (1911-1931) Üzerinde Bir İnceleme" (Ank., 1990, 547 s.) ve "Türk Yurdu (1911-1992) Bibliyografyası" (İzmir, 1993, 336 s.) adlı çalışmalarımıza dayanarak, "Türk Yurdu" dergisinin siyasî çizgiden çok edebî ve estetik alanda yoğunlaşma gösterdiğini söyleyebiliriz. 90 yıllık yayın hayatında inanç ve düşünce sistemleriyle Türklük âleminde etkili olmuş, Türk milletine modernleşme yolunda hizmet vermiştir.

"Türk Yurdu", gençliğe değer vermiş, gençliğin ilim, sanat, estetik, kültür ve sosyal alanlarda yetişmesi için, elinden gelen çabayı göstermiştir. 1993 Yılanda çıkarmış olduğu "Türk Yurdu Gençlik" adlı İki aylık fikir ve sanat dergisi (toplam altı sayı) de bu amaca yönelik olması bakımından kanaatimizi doğrulamaktadır Normal ve özel sayılarında, ülkenin değerli şair, yazar ve sanatçılarına başvurarak, genç dimağları ciddî ve esaslı bilgilerle donatmaya özen göstermiştir. Gençliği, sadece duyguda değil, düşüncede de yetiştirmek ve geleceğe mükemmel bir şekilde hazırlamak için çalışılmıştır. "Türk Yurdu" ferdî değil, millî dâvaların takipçisi olmuştur. Kişisel polemiklerden uzak, millî birlik ve beraberlik ülküsünde birleştirici, kaynaştırıcı yolun takipçisi olmuştur. 1911'lerde atılan bu sağlam temeller üzerinde yürümeye bugün de devam etmektedir.

"Türk Yurdu" uzun yıllar Türk gençliğine ve Türk aydınına millî bir ruh vermiş, onları millî ülküler etrafında kenetlemeyi başarmıştır. İlme, sanata, edebiyata ve kültüre büyük önem veren "Türk Yurdu", bu yolda çalışan Türk Ocakları ile bütünleşerek ölümsüzleşmiştir. Hiç şüphesiz, 90 yıl ayakta duran "Türk Yurdu", bundan sonra da aynı doğrultuda çaba gösterecek ve daha başarılı olacaktır. Yürekten süzülüp gelen dileğimiz, "Türk Yurdu"nun daha başarılı ve aydınlık bir geleceğe kucak açan çizgisini sürdürmesidir.

Hüseyin TUNCER İZMİR, Aralık 2001


"Doksanıncı Yılında Türk Yurdu Bibliyografyası (1911-2001)"

Türk Yurdu Dergisinin 90 yıllık yazılarının, tasnif edilmiş Bibliyografı kurallarına göre yazılan ve Doç. Dr. Hüseyin TUNCER tarafından hazırlanmıştır.(Türk Yurdu Yayınları Nu: 74) Ankara Şubat 2002. 540 Sayfa




Kaynak: TÜRK YURDU DERGİSİ

Konu Hale tarafından 26 Temmuz 2015 Pazar - 22:10 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Türk Adı | Türk Soyu - Türk Yurdu - Türk Sözünün Aslı Ve Anlamı



• 25 Aralık 1908 - Türk Derneği kuruldu (Türkçülük hareketinde örgütlenmenin başlangıcıdır).


Bakınız,
http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_25_Aralik_December_t14862.html'] Atatürk Günlüğü - Today | 25 Aralık - December Türk Derneği kuruldu (Türkçülük hareketinde örgütlenmenin başlangıcı) ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/Ataturk_Gunlugu_Ataturk_Today_f13/Ataturk_Gunlugu_Today_25_Aralik_December_t14862.html'] Atatürk Günlüğü - Today | 25 Aralık - December Türk Derneği kuruldu (Türkçülük hareketinde örgütlenmenin başlangıcı)

http://www.kadimdostlar.com/ATATURK_ve_39_un_Hayati_ve_Hakkinda_Yazilanlar_f12/Ataturk_ve_39_un_Turk_Kimligine_Ve_Turk_Milliyetc_t12575.html'] Atatürk'ün Türk Kimliğine Ve Türk Milliyetçiliğine Bakışı "Ne Mutlu Türküm Diyene!" ' target='_blank'>' class='bbc_url' title=''>http://www.kadimdostlar.com/ATATURK_ve_39_un_Hayati_ve_Hakkinda_Yazilanlar_f12/Ataturk_ve_39_un_Turk_Kimligine_Ve_Turk_Milliyetc_t12575.html'] Atatürk'ün Türk Kimliğine Ve Türk Milliyetçiliğine Bakışı "Ne Mutlu Türküm Diyene!"


Türk Yurdu Dergisi web sayfası

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
“Türk Adının Tarihi Ve Anlamı”


Türk adı tarihte ne kadar eskilere uzanıyor? Konu hakkında yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlar ve bilim adamlarının yorumları nasıl? Türk adının anlamı ve mahiyeti nedir?

Dünya üzerinde büyük bir kültür sahibi olan Türklerin isimlerinin nereden geldiği bugüne kadar bir çok kez araştırma konusu olmuştur.

Resmi ekleyen



Yapılan araştırmalarda birçok isim, bu konu üzerinde belli başlı savlar ortaya atmışlardır. Bunların bazıları akla uygun görünse de bazılarının gerçekle yakından ilgisi dahi yoktur. Bugüne kadar ortaya atılan görüşler ortadadır. Bunlara göre Heredot'un doğuda yaşayan kavimleri aktarırken Targitalar, İskit toprakları üzerinde yaşayan Tyrkaeler, Tevrat'ta adı geçen Yafesin torunu Togharma, Hint kaynaklarında belirtilen Turukha, Thraklar, Ön Asya metinlerinde belirlenen Turukkular,Çin kaynaklarında zikredilen Tikler ve hatta Troialılar Türk olarak ifade edilmiştir.

İran kaynaklı Zend-Avesta rivayetinde ve İsrail kökenli Tevrat rivayetlerinde de Türk adı aranmıştır. Nuhun torunu Türk, İran kaynaklarında zikredilen hükümdar Feridun'un oğlu Turac da Türk ismiyle belirlenen kavim olunması istenmiştir. Türk kültürü o kadar geniş bir alana yayılmıştır ki, İran kökenli hükümdar Afrasyab'ın bir Türk olabileceği, Türk hükümdarlarından Alp Er Tunga ile aynı kişi olabileceği düşünülmüştür. Türk ismi eğer ki o dönemlerde böyle zikrediliyorsa tek heceli olması gerekirdi. Ancak Göktürk kitabelerinde durum hiç de böyle değildir. Orhun kitabelerinde bu ad Türk'ten daha çok "Türük" olarak kullanılmıştır.


Resmi ekleyen




Türk Adının Anlamı


Türk adına bugüne kadar bir çok anlam yüklenmeye çalışılmıştır.


Resmi ekleyen



Tonyukuk anıtında "Türk" ibaresi.



Kimilerine göre Tu-küe="miğfer", Trk="terk edilmiş", Türk="olgunluk çağı", Takye="deniz kıyısında oturmuş adam, cezbeden" anlamındadır. Bazı otoritelere göre de daha farklı anlamlar taşır. A.Vambery'e göre bu isim "türemek"ten ortaya çıkmıştır. J.Denny'de bu görüşe katılmaktadır. Ziya Gökalp ise bu adın kökenini "türeli-töreli" olarak belirtmiştir. Kitabelerde geçen bu ismin abideleri çözümleyen Thomsen tarafından da bir millet adı olarak savunulduğu unutulmamalıdır. Buna Neymeth de katılmaktadır. "Çok gelişen, kuvvetli" anlamda olduğunu ileri sürenler de bulunmaktadır. Çin kaynakları bu ismin Aşina Hanedanına mensup olduğunu belirtir. Persler ise ismi "Altaylı" olarak kullanmışlardır.

Tüm bunlara rağmen bilinmelidir ki Türk ismini bir devlet adı olarak tam teşekküllü kullanan Göktürk'lerdir. Tüm bunlara bakarsak Türk ismi kabile isminden ziyade daha çok siyasi bir addır. Göktürklerle bu isim zamanla etnik bir isim olmuş, milli bir payeye ulaşmıştır.

Türk adına ilk kez; Doğuda Çinliler tarafından 6'ncı yüzyılda yazılan Chou Sülalesi yıllığında, Batıda Bizanslı tarihçi Agathias'ın yine aynı asırda yazılmış eserinde, Araplarda ise 7'nci asırdaki şair Zubyavi divanında ve 12'nci asırdaki bir Rus kroniğinde rastlanılmıştır.




[1] (Bilge Kağan Yazıtı - Doğu Yüzü) Prof. Dr. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2002, s. 40-41

Kaynaklar:

■ İbrahim Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü,İstanbul 2010
■ Osman Turan,Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi,İstanbul 2012



Kaynak

#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Resim Linkleri Ve Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı