İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Çernobil Faciası - 26 Nisan 1986 | Nükleer Enerjinin Korkunç Yüzü Çernobil-Kaza Günü-Kaza Sonrası Yaşanan Sağlık Sorunları-Türkiye'deki Etkileri-Faciadan İnsan Fotoğrafları-Çernobil Sağlık Raporu-The Diffucult Truht About The Chernobyl Catastroph

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 20 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Çernobil Faciası - 26 Nisan 1986



Nükleer Enerjinin Korkunç Yüzü Çernobil





Dünya nükleer enerjinin korkunç yüzüyle 1986 nisanının sonlarında tanıştı.


Resmi ekleyen


Çernobil'deki kazadan iki - üç gün sonra çekilen bir fotoğraf



26 nisan günü, saat 01.24’te Sovyet topraklarında meydana gelen nükleer facia ardında günümüze kadar uzanan bir yıkım bıraktı.

Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe yapılan ve reaktörün zayıf güvenlik sistemlerine meydan okuyan bir deney, santral çalışanlarının da ihmaliyle 'yüzyılın felaketi’ne dönüştü.

Milyonların kaderini değiştiren kaza sonucu, Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombalarının yaklaşık 200 katı kadar radyoaktif madde atmosfere salındı.




Resmi ekleyen


Ölümcül deney işte bu kontrol odasından yönetildi



FACİANIN SONUÇLARI BELİRSİZ


Kazadan sonra kuzey yarımküredeki hemen her ülkede radyoaktif kirlilik görüldü. Ancak rüzgarın yönü ve yağışlar nedeniyle bazı ülkeler radyoaktif maddelerden daha fazla etkilendi.

Dönemin Sovyet topraklarının yanı sıra İskandinavya da yoğun oranda radyoaktif kirliliğe maruz kaldı. Çernobil'den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletti.

Çernobil faciasının sonuçları, olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra bile etkisini sürdürüyor.

Kanser vakalarındaki çarpıcı artışın yanı

Çernobil’de çalışan mühendis Volodymyr Shashenok, kazanın ikinci kurbanıydı... Shashenok, olaydan beş saat sonra öldü


sıra, kaza sonrası radyoaktif bulutların ulaştığı bazı bölgelerde hala olayın izlerine rastlanabiliyor.

Örneğin, ağustos 2005'te Almanya'nın güneyindeki Bavyera ormanlarında yaban domuzlarında yoğun oranda radyoaktivite tespit edildi. İngiltere'de de günümüzde bile bazı çiftliklerde 'Çernobil kontrolleri' yapılıyor.




Resmi ekleyen


Çernobil’de çalışan mühendis Volodymyr Shashenok, kazanın ikinci kurbanıydı... Shashenok, olaydan beş saat sonra öldü.



Ölü sayısı net değil

Buna rağmen, facianın yarattığı yıkımın boyutları tartışmalı.

Olayın etkilerine ilişkin olarak sürekli yeni raporlar yayımlanıyor, yeni araştırmalar yapılıyor ama kazanın tam olarak kaç kişinin ölümüne yol açtığı bile hala net değil.



Resmi açıklamalara göre kazayla doğrudan bağlantılı olarak ilk aşamada 31 kişi öldü. Birleşmiş Milletler'e bağlı organizasyonlar olan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kaza sonucu 4 bin kişinin öldüğünü belirtiyor.


Resmi ekleyen


Santralde çalışan elektrik teknisyeni Viktor Lopatyuk, akut radyasyon zehirlenmesinden dolayı 22 gün içinde öldü.



Nükleer enerjiyi aklama çabası...

Greenpeace çevre örgütünün verdiği rakamlar ise, bu açıklamaların çok üzerinde. Örgüt, Çernobil felaketi sonrası sadece kanser nedeniyle ölenlerin sayısının 93 bin civarında olabileceğini bildiriyor. Beyaz Rusya Ulusal Bilimler Akademisi'nin araştırmasına dayanan Greenpeace raporunda, 2 milyar insanı etkileyen felaket yüzünden 270 bin kişinin kansere yakalanabileceğine dikkat çekiliyor.

Verilerdeki bu belirsizlikte ise resmi kaynakların ve özellikle Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun 'nükleer enerjiyi aklama çabaları'nın da hayli etkili olduğu belirtiliyor.

Türkiye'de Çernobil tartışması

Çernobil faciası sonrası radyasyon yüklü bulutlar Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'nın yanı sıra tüm Avrupa'yı etkisi altına aldı. Radyasyondan Trakya ve Karadeniz de etkilendi.



Kaza sonrası yapılan ölçümlerde, bu bölgelerdeki radyasyon oranında yükseliş tespit edildi ve bazı acil önlemler alındı.

Ancak bir süre sonra resmi ağızlardan yapılan 'biraz radyasyon iyidir',
'radyasyonlu çay daha lezzetli olur' türü açıklamalar, devleti 'konunun ciddiyetini kavrayamamak' ve 'halkı yanlış bilgilendirmek' suçlamalarıyla karşı karşıya bıraktı.

İstatistikler eksik

Zira Türkiye, kazanın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra bile hala, facianın 'hasıraltı edilmiş' etkilerini tartışıyor.

Döneme ait istatistik yoksunluğu da günümüze dair kesin hükümlerde bulunmayı zorlaştırıyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde kanser vakalarındaki artış endişe yaratıyor.

Çernobil faciası sonrası sadece Ukrayna'daki tiroid kanseri vakaları rekor düzeyde arttı. Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya sağlık bakanlıkları verilerine göre, tiroid kanseri ve lösemide de büyük artış gözlendi.



ÇERNOBİL'DE KAZA GÜNÜ



Çernobil nükleer santrali, 1972 yılında bir 'Demir Perde Ülkesi' olan Sovyetler Birliği'ndeki (Bugünkü adıyla Ukrayna) Kiev kentinin 140 km kuzeyine kuruldu.

Santral her biri 1000 megavat (mW) gücünde dört reaktörden oluşuyordu. 25 nisan 1986'da santralin dört numaralı reaktörü rutin bakım için kapatıldı.

Santalde görevli mühendisler bu arayı değerlendirerek, reaktörün güvenliğini artırmak için elektrik kesilmesi ile özel bir deney yapmak istedi.

Deneyin amacı tam olarak, reaktörün çalışması ansızın durduğunda buhar türbinlerinin ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini görmekti.

Reaktörün gücü düşürüldü

Aynı gün reaktörün gücü yarıya düşürüldü. Ardından güvenlik testini 'yüzyılın nükleer faciası'na dönüştüren adım atıldı: Test sırasında reaktörün güvenlik sistemlerinin devreye girmemesi için 'acil durum soğutma sistemi' bilinçli olarak devre dışı bırakıldı.



26 nisan günü saat 01.00'i biraz geçe deneyin son hazırlıkları tamamlandı. Reaktör gücünün sadece yüzde 7'siyle çalıştırılmaya başladı. Oysa, Çernobil gibi 'RBMK tipi grafitgaz reaktörleri'nin düşük güçte çalışmasının yarattığı sakıncalar biliniyordu.

İşletme talimatları 'iptal'!

İşletme talimatlarının dışına çıkılan ve güvenlik yönünden sakıncalı olan bir takım teknik işlemlerin ardından 'devam' kararı alındı.

Ancak deneyin başlamasından kısa bir süre sonra dolaşım pompaları ve reaktör soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani ısı yükselmesi görüldü ve reaktör denetimden çıktı. Gücün kontrolsüz yükselişi sonucu yakıtlar aşırı ısındı, yakıt zarfı eridi, sıcak parçalar suyla temas ederek buhar patlamasına neden oldu.

Bu kez reaktörün durdurulması için bütün denetim çubukları devreye sokuldu ama artık çok geçti. Bu sırada reaktörün gücü 4 saniye içinde nominal değerin 100 katına ulaştı. 3 saniyede reaktör gücü yüzde 7'den, yüzde 50'ye çıktı.

Reaktörün çelik damı uçtu

Aşırı ısınmış reaktörde çok şiddetli bir patlama meydana geldi. Aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının çelik damını uçurdu. Patlamanın meydana getirdiği şok bin tonluk çelik reaktör kapağını hayava fırlattı. Bu sırada kontrol çubukları kalpten dışarı fırladı ve kalp içindeki yakıtın yaklaşık yüzde 30'u eriyip parçalandı. Daha sonra bu duruma 'denetim dışı çekirdek tepkimesi'nin yolaçtığı belirtilecekti.

Birinci patlamadan birkaç saniye sonra ikinci bir patlama daha oldu. İkinci patlamanın nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Ancak grafit-buhar etkileşmesi gibi bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu meydana gelmiş olabileceği düşünülüyor.

Alev toplarının gökyüzüne yükseldiği patlamalar sırasında 31 kişi hayatını kaybetti. Kaza sonucu reaktör kalbinin tümü ve binanın büyük bölümü hasar gördü.

Büyük oranda radyasyon atmosfere karıştı

En önemlisi, reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santrali ateş içinde bıraktı. Bunun sonucu olarak çok büyük oranda radyoaktif madde atmosfere karıştı.

(Grafit: Yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir çeşit doğal karbon. / Zirkonyum: Siyah toz biçiminde bir element)

Radyoaktif elementler rüzgarın da etkisiyle kuzeybatıya doğru yayıldı. Radyoaktif maddeler taşıyan bulutlar İskandinavya, Hollanda, Belçika ve İngiltere'ye kadar taşındı.

Kaza sonrası İsveç'in başkenti Stockholm'deki radyoaktif kirlilik düzeyi 15 kat artmıştı. Faciadan en büyük hasarı ise Ukrayna ve Beyaz Rusya gördü. Radyoaktif bulutların yayılımı:

27-30 Nisan: İskandinavya, Finlandiya, Belçika.
28 Nisan - 2 Mayıs: Doğu ve Orta Avrupa, Güney Almanya, İtalya, Yugoslavya, Ukrayna ve Doğu Bloku, Türkiye (Karadeniz).
1-4 Mayıs: Balkanlar, Romanya, Bulgaristan, Türkiye (Trakya)
2 Mayıs ve sonrası: Karadeniz ve Türkiye.

Bugün bile radyoaktif tozlar rüzgar, yağmur ve göçmen kuşlar aracılığıyla yayılmayı sürdürüyor.


KAZA SONRASI


Kaza sonrası nükleer santral içinde 30 ayrı yangın başladı. Yaklaşık 250 itfaiyeci yüksek dozdaki radyasyona karşı gerekli donanımları olmadan bölgeye geldi. Radyasyondan en çok etkilenenler santral çalışanlarının yanı sıra itfaiyeciler oldu.

Yangının büyük kısmı saat 05.00 gibi kontrol altına alındı ama grafit yangını dokuz gün daha sürdü. 26 nisandan 4 mayısa kadar geçen süre radyasyonun büyük bölümünün çevreye karıştığı dönem oldu.



Resmi ekleyen


Temizlik çalışmalarına katılan araçlardan oluşan ‘mezarlık’


26 nisan günü santalden sadece 3 kilometre uzaklıktaki Pripyat kasabasında halk baharın ilk ılık pazar gününün tadını çıkarıyordu. Bir gün sonra ise 16 bini çocuk 45 bin kasabalı bir daha dönmemek üzere 2.5 saat içinde evlerinden tahliye edildi. Terkedilen Pripyat, bugün bile bir 'hayalet kasaba' görünümünde.

27 nisandan 5 mayısa kadar geçen sürede ise yaklaşık bin 800 helikopter ile bölgeye 5 bin ton yangın söndürücü malzeme döküldü.

Sovyetler önce gizlemek istedi

Sovyet yetkililer başta felaket haberini gizlemeye kalkıştı ancak durumun vehameti büyüdükçe kazayı saklamanın mümkün olmadığı anlaşıldı. 28 nisan günü Sovyet haber ajansı Tass, Çernobil nükleer santralinde bir kaza meydana geldiğini, ölenler olduğunu, konuyla ilgili bir soruşturma komitesinin kurulduğunu duyurdu.

Kazayı takip eden 10 gün içinde santralin 30 kilometre yarıçapında yaşayan 130 bin kişi tahliye edildi. Bu kişilere yeni evler verildi. Ancak halkın birçoğu bu süre zarfında radyasyona maruz kaldı.

Binlerce 'temizlikçi' etkilendi

Kaza sonrası temizlik çalışmalarına 200 bini aşkın işçi katıldı. 1986 - 1987 arasında santalin 30 kilometre yarıçapında çalışan ve 'likidatör' adı verilen bu kişiler yüksek dozda radyasyona maruz kaldı.

Kazanın ilk kurbanları olan 31 kişiden 1'i doğrudan patlamanın etkisiyle, 1'i damar tıkanıklığı, 1'i termal yanıklar ve 28'i akut radyasyon sendromundan öldü. 134 kişi radyasyon zehirlenmesi tedavisi gördü.

1989 yılında tahliye işlemlerinin ikinci bölümü başladı. Beyaz Rusya, Ukrayna ve Rusya'daki yaklaşık 100 bin insan evlerini terketmek zorunda kaldı.

20 eylül 1999'da santralin 15 kilometre çevresinde yaşamak yasaklandı. Ancak 1990'ların başında yaşlı insanlar buralardaki evlerine geri dönmeye başladı. Yetkililer bu kişilerin sayısının bin 500 civarında olduğunu, bunlardan 3'te 2'sinin kadın olduğunu belirtiyor.

Greenpeace verilerine göre, bugün hala 5 - 8 milyon arası insan kazadan etkilenen radyoaktif topraklarda yaşıyor.


SAĞLIK SORUNLARI


Örgüte göre kazadan etkilenenler dört grupta toplanıyor:

1) Kaza sonrası temizlik çalışmalarına katılan asker ve siviller
2) Kazanın ardından santralin 30 kilometre yarıçapında bulunan bölgelerden tahliye edilenler
3) Kazadan daha az etkilenen ama yine de tehlikeli olan bölgelerde yaşayanlar
4) Bu üç gruptaki insanların çocukları


Tiroid kanseri vakalarında rekor artış

11 kasım 1996'ya gelindiğinde Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'da çocuklarda görülen tiroid kanseri vakaları 1980'lere oranla 200 kat arttı.

Kanser en çok çocukları etkiledi. Yapılan araştırmalar Ukrayna'daki tiroid kanseri hastalarının yüzde 64'ünün 15 yaşında ya da daha küçük olduğunu gösteriyor. Buna neden olarak da, tiroid kanserine yolaçan maddelerin bazı gıdalara ve süt ürünlerine daha fazla nüfuz etmiş olması gösteriliyor.

Beyaz Rusya Ulusal Bilimler Akademisi’nce yapılan bir araştırmaya dayanan 2006 tarihli Greenpeace raporunda da, bu ülkedeki kanser vakalarının 1990-2000 arasında yüzde 40, çocuklardaki tiroid kanseri vakalarının 88.5 kat arttığı bildiriliyor.

Bölgede ayrıca lösemi, meme, böbrek, akciğer, mesane kanserlerinde de artış saptandı. 'Çernobil Çocukları Projesi', kaza sonrası görülen doğum anormallikleri, kanser ve lösemi vakalarındaki yükselişe dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü ise Çernobil'deki nükleer facianın Avrupa'da şu ana kadar 16 bin kanser vakasını tetiklemiş olabileceğini, tüm Avrupa'da az dozda da olsa radyasyon almış 7 bin kişinin önümüzdeki yıllarda kansere yakalanabileceğini belirtiyor.




Resmi ekleyen


Süte karışan radyoaktif maddeler tiroid kanserini tetikledi.


Psikolojik sorunlar da yaşanıyor

Facia aynı zamanda stres, bunalım ve depresyon gibi psikolojik sorunlara yol açtı. Bu tip sorunlar daha çok evsiz kalan, sosyal ayrımcılığa tabi tutulan, ekonomik sıkıntı çeken ve kaza sonrası kaçınılmaz sağlık problemi kaygısı yaşayanlarda ortaya çıktı.

Ancak Birleşmiş Milletler'in 2005 tarihli bir raporu, kaza sonrası tiroid kanseri dışında bir hastalıkla ilgili artış olduğuna dair kanıt bulunmadığını belirtiyor.

BM’nin 2005 yılının eylül ayında açıkladığı rapora göre, Çernobil felaketinin sonuçları abartıldı ve ölü sayısı aslında 4 bin.

BM raporu 'örtbas' mı?

BM Kalkınma Programı yetkilileri, BM'nin elindeki verilere göre Çernobil santralındaki patlamanın bugüne dek 47'si kurtarma görevlisi ve 9’u çocuk 56 kişinin ölümüne neden olduğunu belirtiyor. Greenpeace ise raporu ‘utanç verici bir örtbas operasyonu’ olarak nitelendiriyor.

Norveç çevreci kuruluşu Bellona da raporun, kazadan sonra yangını söndürmek için gönderilen onbinlerce 'temizleyiciyi' hesaplamadığını bildiriyor.

Çernobil 2000'e kadar çalıştı

Nükleer enerjinin 'korkunç' yüzünü gösterdiği kazadan bir süre sonra reaktörün çevresine beton ve çelikten bir duvar inşa edildi. Ancak bu duvarın etkisi de zaman içinde zayıfladı.

Kaza sonrası reaktörde 14 yıl daha elektrik üretimi yapıldı. Uluslararası baskıların artması sonucu santralin son ünitesi 2000 yılının aralık ayında kapatıldı.




Çernobil Sağlık Raporu


Dosya Ekle  ernobil_sa_l_k_raporu.pdf   257,28K   30 kere indirildi



The Diffucult Truht About The Chernobyl Catastrophe


Dosya Ekle  chernobylhealthreport.pdf   1,77MB   12 kere indirildi


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Kazanın Türkiye'deki Etkileri




Etkiler 'hasıraltı' edildi mi?



Çernobil faciası sonrası radyoaktif madde taşıyan bulutlar Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye'ye de ulaştı.

Kazanın, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve devlet eliyle 'hasıraltı edildiği' savunulan etkileri, bugün bile sıcak bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

Çernobil faciasının üzerinden 20 yıl geçti ancak Karadeniz Bölgesi'nde ortaya çıkan kanser vakalarına paralel olarak tartışmaların dozu da yükseliyor.

TAEK, 'nükleer enerjiyi aklamak için elindeki verileri kasıtlı olarak çarpıtlamak'la suçlanıyor.




Resmi ekleyen


Dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral, 'çayları imha edin' önerisine karşılık canlı yayında çay içmişti.


TAEK NELER YAPTI?

TAEK verilerine göre, Türkiye'de kazanın ilk etkileri 30 nisan 1986'da Trakya bölgesi ve Karadeniz kıyılarında çevresel doğal radyasyon düzeyindeki yükselmeler ile gözlendi.

Bölgenin normal şartlarda 8-10 mikro röntgen / saat olan doğal radyasyon düzeyi 4-5 mayıs günleri 30-50 mikro röntgen/saat düzeyine ulaştı. En yüksek radyasyon düzeyi 150 mikro röntgen/saat olarak Batı Karadeniz kıyısındaki Karasu'da ölçüldü.

Bu saptamanın ardından TAEK radyasyon ölçüm programı başlattı. Program çerçevesinde ülke genelinde çevresel örneklerin ve besin maddelerindeki radyoizotopların analizleri yapıldı, et, süt ve mamulleri, sebze ve meyveler, baharatlar denetim altına alındı.

TAEK, radyasyondan etkilenen bölgelerde üretilen süt haricindeki tüm gıdaların Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) limitlerinin altında radyoaktivite içerdiğini açıkladı. I-131 ile kontamine olmuş sütler ise tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi peynir yapılarak I-131 tamamen yok oluncaya kadar bekletildi.

(I-131, iyot atomunun radyoaktif şekli. Bu atom, diğer radyoaktif maddeler gibi devamlı olarak parçalanarak çevreye radyasyon yayıyor. İyot-131'in yarı ömrü 8 gün.)

Ayrıca mera hayvanlarının taze otla beslenmeleri engellendi ve saman, suni yem gibi gıdalarla beslenmeleri sağlandı.

TAEK, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde üretilen fındıklarda sıfırdan başlayarak AET ve Dünya Sağlık Örgütü sınırları civarında radyoaktivite tespit edildiğini belirtti. Düşük miktarda fındıkta ise bu sınırın aşıldığı belirlendi.


"Çayları imha edin" denilen rapor görmezden gelindi.


TAEK, 1987 yılından itibaren ölçüm sonuçlarının hızla düşerek doğal düzeylere indiğini, Karadeniz'deki radyoaktivite seviyelerinin insan sağlığı, ekosistem ve çevre güvenliği açısından bir risk oluşturmadığını savundu.

Ancak aynı dönemde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada 'çayların imha edilmesi gerektiği' uyarısı yapıldı. Zira bilim adamları çayda kilogram başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit etmişti.


DEVLETİN KONUYA BAKIŞI


Bu rapor dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral başkanlığında kurulan Türkiye Radyasyon Güvenliği Komitesi'ne (TRGK) sunuldu. Ancak Komite'de yer alan TAEK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre 'ölçümlerin hatalı, çayların temiz' olduğunu savundu.

Bunun üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 14 ağustos 1986’da YÖK’e yolladığı bir mektupla TRGK’nın bilgisi dışında radyasyonla ilgili yapılacak tüm yayınlara yasak getirdi. Mektup 28 ağustosta tüm üniversitelere gönderildi.

Bakan Aral: "Biraz radyasyon iyidir"

Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı 'rahatlatma' kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV'ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral'ın akıllara kazınan bu görüntülerine "biraz radyasyon iyidir" sözleri eşlik etti.

Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu.

Özal: "Radyoaktif çay daha lezzetli"

Dönemin Başbakanı Turgut Özal "radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren "radyasyon kemiklere yararlıdır" diyordu.


GİZLİ 'CLARKE RAPORU'


13-22 haziran 1986 arasında Hamburg Üniversitesi ile ABD’deki Woods Hole Oceanography Enstitüsü’nden ikişer bilim adamı, Karadeniz’de inceleme yapmak için Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü araştırma ekibine katıldı. Daha sonra 'Clarke Raporu' olarak anılacak araştırmanın sonuçları şöyleydi:

“Karadeniz’deki yeni sediman kapanının atıldığı alanda, sudaki Çernobil sezyum izotop düzeyleri bomba döküntüsü düzeyinden yaklaşık iki kat yüksektir. Suda, filtre edilebilen parçacıklarda ve planktonlarda (sudaki tek hücreli canlılar) doğrudan ölçülebilecek izotoplar, Sezyum-137, Sezyum-134, Rutenyum-103, Rutenyum-106, Seryum-141, Seryum-144, Baryum-140, Tantanum-140, Zirkonyum-95 ve Niyobyum-95’tir" dedi.

Bu sonuçlar 'gizlidir" damgalı bir mektupla yetkililere iletildi.


Çaylarda ölçüm sekiz ay sonra yapıldı


16 aralık 1986’da Çaykur Genel Müdürlüğü, çay paketleme tesislerinde 1985 ve 1986 yıllarına ait çaylarda ölçüm yaptı. TAEK çayın 89.000 Bqkg’a kadar radyasyon içerdiğini itiraf etti.

30 aralık 1986'da TAEK 58 bin ton radyoaktif (12.500-89.000 Bq/kg) çayın gömülerek imha edilmesine karar verdi. Bu karar ancak 19 ocak 1988 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.

17 eylül 1986’da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Doğu Karadeniz Bölgesi’nden gelen tüm fındıkların Fiskobirlik tarafından satın alınacağı ve bölgeden dışarıya çıkarılmayacağını bildirdi. Ancak fındık yasağı daha sonra kaldırıldı.

22 kasım 1986’da Almanya'ya gönderilen 320 bin mark değerindeki 40 ton iç fındık yüksek düzeyde radyasyon yüklü olduğu gerekçesiyle geri çevrildi.

Bu arada kazadan önemli ölçüde etkilenen Dinyeper ve Tuna nehirleri de Karadeniz'e akıyordu.


ODTÜ yine uyardı: "Çayları imha edin"


16 ocak 1987’de ODTÜ Kimya Bölümü’nden Dr. Olcay Birgül ve Dr. İnci Gökmen ve Biyoloji Bölümü’nden Dr. Aykut Kence, Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı’na 'Çayda Radyoaktivite Ölçümleri' adlı bir rapor sundu.

Söz konusu rapor, vatandaşlar tarafından üniversiteye getirilen çaylarda yapılan ölçümleri içeriyordu. Zira zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in çayının bile bu laboratuvarlarda ölçümleri yapılmıştı. Raporda şöyle deniliyordu:

“1985 tarihli bazı Çay Çiçeği paketleri yüksek radyoaktivite göstermiştir. Çaydan suya geçen Cs yüzdesi halka bildirilen yüzde 3’ten çok daha yüksek olup, yüzde 65’tir. Günde 5 bardak çay içen bir kişi yıllık 65-105 mrem’lik bir doz alacaktır. Yılda 105 mrem’lik bir doz almak ise ICRP 1990’da tavsiye edilen sınırın üzerindedir. Radyasyonun eşik dozu yoktur ve maruz kalınan radyasyonu en aza indirmek için her türlü önlem alınmalıdır."


Rapordaki önemli noktalar şöyleydi:


- Hamile kadın ve çocuklar çay tüketimlerini azaltmaları için uyarılmalı

- Çayın kaynar suyla yıkanması aktivitesini düşürmekte

- Daha fazla radyoaktif çay piyasaya sürülmemeli, kirli çayın temiz çayla harmanlanmasına son verilmeli ve radyoaktif olanlar yok edilmeli

- Piyasaya sürülen radyoaktif çaylar toplatılmalı

- Çernobil radyasyonu çeşitli kaynaklardan alındı


Raporu yazan bilim adamları, Radyasyon Güvenliği Komitesi’nin üniversitelere uyguladığı radyasyon ölçümleri ve açıklamaları yasağının kaldırılmasını istedi.
Bilim adamları 1988’de Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Ödülü’ne layık görüldü.


Rapora yanıt: "Adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği"


27 ocak 1987’de de Hürriyet gazetesi "Çayda Yeni Alarm, Başbakanlığın Yasakladığı ODTÜ Raporunu Yayınlıyoruz" başlığıyla çıktı. Bunun üzerine TAEK Başkanı Özemre, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gönlübol’a bir mektup yolladı:

“... Çernobil kazasından sonra Türkiye’de kişi başına 9 ayda alınan doz 22 milirem’dir. Bu da bir göğüs röntgeni çektirildiğinde alınan doz kadardır... Bilimsellik kisvesi altında, bilimi kamuoyunu tedirgin etmeye alet etmek gibi adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği, hamile kadınlarda panik yaratabilecek ve pek çok bebeğin doğmadan katline vesile teşkil edebilecektir. Bu davranış, bu raporu kaleme almış sözde bilim adamlarına şeref vermediği gibi ODTÜ için de fevkalade büyük bir talihsizlik teşkil etmektedir... ODTÜ gibi ülkenin irfanına hizmet eden bir müessesenin manevi itibarını zedeleyen bu kabil suiniyet sahibi kişilerin ODTÜ bünyesinde barınabilmiş olmasını derin bir üzüntüyle karşılamakta olduğumuza inanmanızı saygılarımla istirham ederim.”


Bir başka profesörden uyarı: "Çaylar yokedilsin"


24 şubat 1987’de bu kez Karadeniz Üniversitesi Nükleer Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Adil Gedikoğlu, Bakan Aral'a çalışmasını sundu.

Raporda Türkiye’deki tarım ürünlerinin bir çoğunun Çernobil kazasından sonra az çok radyoaktivite ile kirlenmiş olduğu, radyasyonun eşik dozu olmadığına göre Türkiye’de çaydan alınan radyasyonun günde 5 bardak çay içen biri için fazla olduğu, 1987 ürünü çayda radyoaktivite olmadığı, bu nedenle 1986 ürünü çayın toplatılıp yok edilmesi öneriliyordu. TAEK, ölçümlerin yanlış yapıldığını belirtti.

31 martta Prof. Dr. Gedikoğlu bir kez daha Aral’a yazdı. Doz hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, raporu düzelttiğini belirten Gedikoğlu bu kez, “bulunan doz paniğe yol açacak düzeyde değildir” diyordu.

Gedikoğlu ayrıca, radyoaktiviteyle kirlenmiş çayın yok edilmesi gereğinden de söz etmiyordu.


Bakan'dan yıllar sonra gelen itiraf: "Gizledik"


Bakan Aral, 1992'de özel bir söyleşi sırasında şöyle dedi: “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir.”


ÜNİVERSİTE RAPORLARI: "ETKİ AZ/YOK"


5 ocak 1993'te YÖK, tıp fakültelerine mektup yazarak Çernobil’in sağlık etkilerini bildirmelerini istedi. Üniversitelerden gelen sonuçlar şöyleydi:

Hacettepe Üniversitesi: “Ukrayna’da kazayı takip eden beş yıl içinde kanser vakalarında anlamlı bir artış olmamıştır. Türkiye’de Çernobil’e bağlı olarak Karadeniz bölgesinde çocukluk çağı kanserleri ya da herhangi bir genetik hastalıkta anlamlı bir artış yoktur. Gelecek 50 yıl için çocuklarımızı kötü beslenme ve enfeksiyon gibi radyasyondan daha önemli tehlikeler beklemektedir. Bunun yanında sigara içen bir annenin veya babanın kendilerine çocuklarına ve çevrelerine verebilecekleri zarar Çernobil sonucu oluşan riske göre kıyaslanamıyacak kadar yüksektir.”

Karadeniz Teknik Üniversitesi: "Doğu Karadeniz bölgesinde Çernobil reaktör kazasına bağlı olarak radyoaktiviteye maruz kalanlarda kanser veya doğumsal anomalilerdeki rakamsal artış sadece radyoaktiviteye bağlanamaz. Yetersiz hijyenik şartlar, yeni doğan çocuk ölümü sebepleri, yetersiz beslenme, trafik kargaşası, çevre kirliliği sorunları ile yakın akraba evlilikleri ve bölgenin jeo-lojik yapısı bölgeyi radyasyondan daha önemli tehlikelerle karşı karşıya getirmektedir. Ayrıca Doğu Karadeniz halkının bu konuda yeterli bilimsel çalışma sonuçları alınmadan paniğe sokulmasına sebep olacak durumların yaratılmamasına dikkat edilmesi gerekir.”

Trakya Üniversitesi: "Kaza günü ve takip eden günlerde yöre yaşayanlarında radyoaktif iyot ölçümleri yapıldı. Radyoaktivitede önemli bir artış olmadı. Toprakta süt ve benzer ürünlerde bir radyasyon artışı olmuştur. Çocuklarda ve yetişkinlerdeki hematolojik kanser vakalarında artış yoktur, tiroit kanserlerinde artış yoktur."

1994 tarihli ODTÜ raporu: "Radyoaktif madde oranı 1986'dan yüksek"

Çernobil felaketinden sekiz yıl sonra, 1994'te, ODTÜ Kimya Bölümü’nden İnci G. Gökmen, M. Akgöz ve A. Gökmen 'Türkiye’nin Karadeniz Kıyılarında Çernobil Radyoakivitesi' adlı bir rapor daha hazırladı. Rapor, TÜBİTAK ve ODTÜ araştırma fonu tarafından da desteklendi.

Raporda 1994’teki 1, 8 ve 9 numaralı istasyonlardaki sezyum aktivitesinin 1986’da TAEK tarafından yapılan ölçümden daha yüksek olduğu belirtiliyordu.

SUÇLAMALAR

Kazanın üzerinden 20 yıl geçti ancak başta TAEK olmak üzere, dönemin tüm yetkilileri 'nükleer enerjiyi aklamak için ellerindeki verileri kasıtlı olarak çarpıtlamak'la suçlanıyor.

Bağımsız araştırmaların engellenmesi ve bugün Karadeniz’de artan kanser vakalarını açıklayabilecek raporlama yöntemlerinin hayata geçirilmemesi suçlamaların odak noktasını oluşturuyor.

Bu suçlamaları yönelten bilim adamları, kanser vakalarının ortaya çıkmasının 15 - 20 yıllık bir süre alabileceğini, bu geçekten yola çıkılarak o dönemdeki vakaların kayıt altına alınmamış olmasının 'kasıtlı' ve 'bilimsellikten uzak' olduğunu belirtiyor.

Vakaların kayıt altına alınmaması istatistiksel karşılaştırma yapmak ve buradan kesin ve bilimsel bir sonuca varmayı imkansız hale getiriyor.

Faciadan hemen sonraki ODTÜ raporuna imza atan isimlerden Prof. Dr. İnci Gökmen, "o tarihte radyoaktiviteyle kirlenmiş çaylar içilmeyip imha edilse alınan radyasyon dozu alınmayacaktı. Çay demlenmeden önce bir kez sıcak suyla yıkansa bile alınan doz yarıya inecekti. Ancak bizlerin uyarılarına karşın bu yolda hiçbir önlem alınmamıştır. Üniversiteler de bu konuda araştırma ve ölçüm yapmamaları için YÖK'ün yolladığı yazıyla engellenmiştir" diyor.

TALEPLER

Çernobil'in Karadeniz'deki Etkilerini Araştırma Komitesi Başkanı ve Trabzon Dernekler Birliği Başkan Yardımcısı Hüseyin Ayaz'ın 2005 yılında Karadeniz Bölgesi'ndeki resmi hasta kayıtlarına dayanarak verdiği bilgilere göre:


- 1990-2000 yılları arasında kanser vakalarında yüzde 50 artış yaşandı

- 1990 yılında Trabzon'da 90 kanser hastası varken, bu sayı 2000'de 720 oldu

- Ordu'da 1990'da 50 kanser hastasının sayısı 2000 yılında 2 bin 167'ye ulaştı

- Giresun'da 2000 yılında 2 bin 168 kanser vakası tespit edildi

- Son sekiz yılda erkeklerde akciğer kanseri, kadınlarda da meme kanserinde artış gözlendi


Karadenizlilerin talepleri ise şöyle:


- Artışların nedeni Çernobil değilse gerçek neden bilimsel verilerle kamuoyuna açıklansın

- Son 20 yılda her hanede yaşayan kişi sayısı, ölen ve hasta olan insan sayısı tespit edilsin

- Kanser taraması yapılsın

- Bölgenin acil kanser haritası çıkarılsın

TAEK: "Türkiye çok talihli"

Günümüzde TAEK'in tavrı aynı çizgide sürüyor. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu, "kazadan en fazla Ukrayna, İsveç ve Finlandiya etkilendi. Potansiyel zarar görme açısından Türkiye 16'ncı sırada. Bu bakımdan ülkemiz çok talihli konumda" diyor.

Günümüze dek 200 bin sayfalık arşivlerin elektronik ortama taşındığını belirten TAEK, radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadığının altını çiziyor.

Oysa iddialar öyle değil. Özellikle Doğu Karadeniz'den yansıyan rakamlar da bölgedeki kanser vakalarındaki artışın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Bunun yanı sıra devletin Karadeniz Bölgesi’nde gömdüğü 58 bin ton radyasyonlu çayın daha sonra iç pazara sürüldüğü ve diğer çaylarla harmanlanarak azar azar tüketildiği, radyasyonlu fındıkların askeriyede ve ilkokullarda dağıtıldığı iddiaları bölge halkının kaygılarına zemin oluşturuyor.

20 yıl sonra bilimsel araştırma

Çernobil faciasından 20 yıl sonra Sağlık Bakanlığı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'yla birlikte nükleer serpintinin Karadeniz'e etkilerini ölçmek amacıyla bilimsel bir çalışma başlattı.

Çalışmalar kapsamında Trabzon, Ordu ve Giresun'da 9 bin kişiden gen örnekleri alındı. Sağlık Bakanlığı kan verenleri kanser taramasından geçiriyor, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu da 'biyolojik dozimetre' yöntemini kullanarak genleri inceliyor.

Araştırma sırasında karşılaştırma yapmak için kanser hastalığının en az görüldüğü bölge olan Eğirdir'de 9 bin kişiden kan örnekleri alındı ve bu kişilerin genlerine yaşamlarının 20 yıllık dilimini kapsayacak şekilde bakıldı.

Araştırmanın ilk sonuçlarına göre, 'Karadeniz'de Çernobil sonrasında endişe edici boyutta kanser vakası artışı yok.' TAEK, gen kontrolünün de Karadeniz'de kansere neden olacak kadar radyoaktif kirlilik yaşanmadığını gösterdiğini belirtiyor. Araştırma hala sürüyor.



Kaynak:CNN TÜRK

#3
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çernobil Faciasından 20 Yıl Sonra


Bu batının teknoloji deyip bize sunduğu nimetin gerçek yüzüdür... Her zaman bize nimet diye sunduğu imkanları gerçek yüzlerini boyuyarak medeniyetlerini doğu medeniyetlerinden üstün olduklarını lanse ediyorlar... Ama gerçek yüzler her zaman göz önünden uzak tutulur... Bir bakın şu çocukların ne suçları vardı.. Yaşamlarını zehir etti aileleri ile birlikte...



Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Resmi ekleyen


Konu Hale tarafından 07 Nisan 2015 Salı - 18:05 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Resim Linkleri Düzenlenmiştir.


#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çernobil Sağlık Raporu



En Kötüsünü Henüz Görmedik


Çernobil hakkındaki zor gerçek: En kötü sonuçlar henüz başlamadı...


Çernobil felaketinin 20. yıldönümü, bu ciddi olayın halen devam etmekte olan sonuçlarını araştırmaya devam edilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. Yirmi yıl önce “barışçıl atom” terimi, Sovyetler Birliğinin nükleer güç santralinde Çernobil’in yakıcı atom reaktörü içinde karanlıklara kayboldu. İnsanlık tarihindeki en belirgin ve yaygın teknolojik felaket, Pripyat nehrinin kıyısındaki küçük bir Ukrayna şehrinde meydana geldi. Bir gece içinde Çernobil ismi bütün dünyaca bilinmiş oldu.

20 yıl sonra, birkaç milyon insan (değişik tahminlere göre 5-8 milyon arası) bugün ve gelecek pekçok yılda Çernobil’in radyoaktif kirliliği bulaşmış yerlerde oturmaya devam ediyor. Her ne kadar açığa çıkıp yayılan asıl büyük radyoaktif madde Sezyum-137’nin yarılanma ömrü 30 yıldan biraz fazla olsa da, bu nükleer kazanın radyolojik (ve bundan dolayı sağlık) sorunları yüzyıllar boyunca devam edecek.

Bu küresel olayın en büyük etkileri, Eski Sovyetler Birliği’nden bugün üç bağımsız komşu ülke olan Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya’da oldu. Fakat etkileri çok daha geniş çapta yayıldı. Patlama sonucu çıkan Sezyum-137’nin yarıdan fazlası, Türkiye’de Marmara ve Karadeniz Bölgeleri’ne ve diğer Avrupa ülkelerine taşındı ve Avrupa’da en az 14 ülke ( Avusturya, İsveç, Finlandiya, Norveç, Slovenya, Polonya, Romanya, Macaristan, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Bulgaristan, Moldavya ve Yunanistan) böylece kirlenmiş oldu. Çernobil kazasına bağlı olarak Avrupa kıtasının her yanında, İskandinavya’dan Akdeniz ve Asya’ya uzanan coğrafyada daha düşük ama gene de önemli miktarda radyoaktivite yayıldı.

Çernobil kazasının sebep verdiği tahmini ölüm oranı nelerin hesaba katıldığına bağlı olarak değişmekte. En son ortaya konulan Rusya Bilim Akademisi’nin himayesi altında yayınlanmış epidemolojik kanıt, sorunların daha önceki araştırmalarda öngörülenden çok daha fazla olduğunu öne sürüyor. Örneğin, 2005 IAEA raporları Çernobil kazası sonucu ilaveten 4000 ölüm daha olacağını öne sürüyordu. Yeni yayımlanan rakamlar ise sadece Beyaz Rusya, Rusya ve Ukrayna’da, 1990 ve 2004 yılları arasında ilaveten yaklaşık 200.000 ölüm olacağını belirtiyor.


KANSER


Bugün, Çernobil’in yaratmış olduğu kirliliğin kanser vakalarının geniş çaplı artışına neden olduğu açıktır. Özellikle, referans gruplarıyla (nispeten radyasyona maruz kalmamış) gruplarlarla karşılaştırıldığında, kanser vakaları, yüksek kirliliğin görüldüğü yerlerde ve “tasfiye memurları” (en yüksek radyosyona maruz kalanlar) arasında kanserin çok daha yaygın olduğu görülüyor. Örneğin, Beyaz Rusya’dan “tasfiye memurlarında” böbrek, üriner ve tiroid kanserleri vakaları, karşılaştırılabilir bir referans grubuna göre 1993 – 2003 arasında önemli miktarda daha yüksektir.

Lösemi/kan kanseri Ukrayna’daki “tasfiye memurları”nda, Beyaz Rusya’daki yetişkinlerde ve en çok kirliliğin görüldüğü Rusya ve Ukrayna bölgelerinde özellikle çocuklarda büyük oranda yüksekti.


Diğer örnekler şunlardır:


• 1990 ve 2000 arası Beyaz Rusya’da tüm kanser vakalarında 40% bir artış saptanmıştır. Bunlardan, yüksek oranda kirliliğin görüldüğü Gomel bölgesinde daha yüksek (52%) bir artış görülürken, daha az kirliliğin yaşandığı Brest (33%) ve Mogilev (32%)’da daha az bir artış görülmüşür.

• Rusya’da ise kanser hastalığı bütün ülkeyle karşılaştırıldığında, yüksek oranda kirlenmiş Kaluga and Bryansk bölgelerinde daha yüksektir. Örneğin, Bryansk bölgesinin yüksek oranda kirlenmiş alanlarında, hastalığın görülmesi bölgenin daha az kirletilmiş yerlerinden 2.7 katı kadar daha .

• Ukrayna’nın Zhytomir bölgesinin kirlenmiş alanlarında, yetişkinlerde kanser 1986-1994 arasında 1.34% ten 3.91%’e, yani üç katına çıkmıştır.


Tiroid kanseri


Tiroid kanseri üç ülkede de radyoaktif iyotların Çernobil faciasıyla yayılmasıyla beraber, beklenildiği gibi önemli ölçüde artmıştır. Örneğin, 1988-1998 arasında Rusya’nın yüksek oranda kirletilmiş Bryansk bölgesinde vakalar iki katına çıkmıştır ve 2004’te rakamlar üç katını bulmuştur. Ayrıca yaklaşık 60, 000 vakanın daha Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rus Federasyonu’nda görüldüğü tahmin edilmektedir.

Olay sırasında, özellikle 0 ile 4 yaş arasında olan çocuklar bu kanser türüne karşı savunmasız kalmıştır. Kazadan önce, tiroid kanserinin çocuklarda ve gençlerde meydana gelme oranı ortalama 100 000’de 0.09’du. 1990 sonrasında, meydana gelmesinin sıklığı her 100 000 de 0.57- 0.63 oldu. Tiroid kanserinin çocuklarda ve gençlerde meydana gelmesinin uç noktasının 2001-2006 yıllarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Çernobil’den sonra meydana gelen tiroid bezi kanserinin olağan dışı bir şekilde şiddetli olduğu gözleniyor. Erken ve hızlı ilerlemesi ve ikinci tümörlerin lenf bezlerinde ve akciğerlerde oluşması hastalığın gelişimini daha da kötüleştiriyor ve bu da sık sık çoklu cerrahi müdahalelere başvurulmasını gerektiriyor.


Lösemi


Akut löseminin Beyaz Rusya’daki “tasfiye memurlarında” yüksek oranlar görüldüğü ilk defa 1990-91’de gözlemlenmişti. 1992’den itibaren, löseminin tüm yetişkin Beyaz Rus nüfusunda önemli oranlarda artış kaydettiği ortaya çıkmıştır. Ukrayna’da kötü huylu kan kanserinin görülme sıklığı, facia öncesine kıyasla Zhytomyr ve Kiev gibi yüksek kirliliğe mağdur kalmış alanlarda artmış olduğu, hem ilk dört sene boyunca hem de faciadan sonraki altı yıl boyunca gözlemlenmiştir.

Çernobil sonrası Tula bölgesinde yaşayan özellikle 10-14 yaş arasındaki çocuklarda lösemi vakaları Rusya’daki ortalama oranlarını önemli ölçüde aşmıştır. Lipetsk’te 1989’dan 1995’e lösemi vakaları 4.5 katına çıkmıştır. Bazı veriler ana rahminde radyasyona maruz kalmış çocukların lösemi riski taşıdığını öne sürüyor.

Tiroid kanseri ve löseminin yanısıra solunum yolları, mide, akciğer, meme, rektum, kolon, kemik iliği ve lenf sistemi kanserleride de artış gözlemlenmiştir.



DİĞER HASTALIKLAR


Çernobil sebebiyle radyasyona maruz kalmış nüfuslarda yapılan çalışmalar sonucunda kanserle ilişikli hastalıklarda gözlenen değişimler sağlıkla ilgili etkilerinin sadece bir yüzüdür.
Doğrudan sebep-sonuç ilişkisi çıkarmak zor ve uluslarası etkisi olan Çernobil gibi önemli bir olayda eldeki veriler nispeten yetersiz olsa da, mevcut raporlar gösteriyor ki, sadece kanserle ilişikli gözlenen değişimlere dayanarak, bu nüfuslardaki hastalık oranı ve ölüm oranlarını saymak bakmak, insan sağlığının aslında ne derece ekilendiğini hafife almak oluyor.


Solunum Sistemi


İnsanların solunum sisteminin Çernobil kazası sonucu yayılan radyoaktif maddelere maruz kalması iki yoldan gerçekleşmiştir. Radyoaktif yayılmanın erken evrelerinde değişik formlarda ve boyutlardaki katı ve sıvı püskürtüler yani “sıcak parçacıklar” gaz formundaki radyonüklitlerle beraber olunca solunum yolları önemli derecede etkilendi. Aynı şekilde, harici ışın saçılması solunum sisteminin etkilenmesinde neden olan önemli yollardan biri olarak kabul gördü.

Beyaz Rusya’da 30km’lik mesafeden tahliye edilenler arasında yapılan incelemede, solunum yolları hastalıklarının iki katına çıktığı bulunmuştur.


Sindirim Sistemi


Çernobil kaynaklı radyasyona maruz kalmış kişilerde sindirim sistemi hastalıklarının daha sık görüldüğüne dair kanıtlar bulunmaktadır.1995’te yapılan bir ankete göre Beyaz Rusya’daki tahliye edilenler ve kirletilimiş bölgelerde yaşayanlarda bu tip hastalıkların tüm Beyaz Rusya’yla karşılaştırıldığında 1.8 kere daha fazla görülmüştür. 1991 ve 1996 arasında rapor edilen peptik ülser vakaları tüm Beyaz Rusya’da 10% artmıştır.

Ukrayna’da bu konuyla alakalı daha kapsamlı raporlar bulunmaktadır. Kirlenmiş bölgelerde yaşamaya devam edenlerde, sindirim sistemi hastalıkları 1988-1999 yılları arasında iki katına çıkmıştır.


Kan damar sistemi


Kirlenmiş bölgelerde kan sistemiyle ilgili hastalıklar 1988 -1999 arasında tahmini olarak 10 ile 15 kere artmıştır.


Hormon/endokrin durumu


1993’te Beyaz Rusya’nın Gomel bölgesinde yapılan anekete göre 40%’dan fazla çocukta tiroid bezlerinde büyüme olmuştur. Ukrayna’nın Vinnitsk ve Zhytomyr bölgelerinde ise tiroid bezlerinde zarar, kaza sırasında 6 ila 8 yaşları arasında olan 3 019 çocuğun 35.7% de görülmüştür.

Endokrin sistem hastalığına bağlı olarak görülen beslenme bozuklukluğuyla, metabolizma ve bağışıklık sistemi bozukluğuna, bölgeden tahliye edilen ve kirlenmiş topraklardaki nüfusta Beyaz Rusya’nın geneliyle karşılaştırıldığında iki katı fazla rastlanmştır.

Kazanın hemen sonrasına kıyasla, endokrin sistem hastalıklarının çocuklarda meydana gelmesi, Rusya’nın Çernobil dolayısıyla kirlenmiş Tula bölgesinde 2002’de beş katına çıkmıştır.


Genel bağışıklık tepkileri


Bağışıklığın azalması, Rusya’da Çernobil’den etkilenen yerlerde izlenildiğine göre, akyuvarlarda, T lenfositlerin faaliyetinde ve öldürücü hücrelerde ve ayrıca trombositemoni ve kansızlığın değişik formlarında etkisini göstermiştir. Çernobil faciasıyla beraber, 2002’de Tula bölgesindeki çocuklardaki bağışıklığa ilişkin ve metabolik etkilerdeki oran Çernobil öncesine göre 5 kat arttı.

Ukrayna’da en kötü değişimler ana rahminde yüksek dozda tiroid ışın saçılmasına maruz kalan çocuklarla gözlemlenmiştir. Kontrol grubunda 28.0% iken bu çocuklardan 43.5% ‘inde bağışıklık bozukluğu meydana gelmiştir.


Genetik anormallikler ve Kromozomal aberasyonlar


Genel ortalamayla kıyaslandığında kromozal aberasyonların sıklığı Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya’nın Çernobil’den etkilenmiş bölgelerinde farkedilir bir biçimde çok daha yüksektir. Ukrayna’da yapılan bir araştırmada Çernobil kazasının öncesinde ve sonrasında radyasyonla ilişikli kromozom değişikliklerinin sıklığında 6 kat artma saptanımıştır ve bunun aynı zamanda bu kişilerin çocuklarına da taşınmıştır. Çernobil’le alakalı olduğuna inanılan kromozomal aberasyonlar Avusturya, Almanya ve Norveç’te görülmüştür.

Kromozom mutasyonu sıklığındaki artış çoğunlukla, bir çok hastalığı da beraberinde getirir. Mesela, lenfositlerdeki kromozomal aberasyonlardaki artış, psiko-patolojik ve ikincil bağışıklığın baskılanması vakaları “tasviye memurları”nın 88%inde görülmüştür.


Ürogenital and üreme sistemi


Ürogenital sistemine bağlı hastalıklar 1988-1999 arasında Ukrayna’da kirletilmiş bölgelerde hala yaşayan kesiminde iki katına çıkmıştır. İnflamatuvar hastalıklarda üç kat bir artış, menstrüasyon döngüsünde değişiklikler, iyi huylu yumurtalık tümörü, kadınlarda görülen ve rapor edilen vakalardır. Diğer kirletilmiş bölgelerde de, kısırlık ve erkeklerde cinsel güçsüzlük kazadan sonra daha sıkça görülmeye başlandı. Seminifer tübüllerde yapısal değişimler ve sperm üretiminde aksaklıklar Rusya’nın Kaluga bölgesindeki erkeklerin dörtte üçünde meydana geldiği anketlerle ortaya çıkmıştır.

Kazadan 8-10 yıl sonra, aksak hamileliğin tehlikesi 30km.’lik bölgeden tahliye edilenler ve kirletilmiş topraklarda yaşayan bayanlarda sıkça görülmeye başlanmıştır. Ukrayna’da yüksek derece zarar görmüş gruplardaki hamile kadınların yarısı hamilelikleri sırasında komplikasyonlar (gebelik zehirlenmesi, kansızlık, plezenta yetmezliği) yaşamıştır, bu vakalar kontrol grubunda 10% oranında görülmüştür. Benzer bir şekilde, plezenta gelişiminde tutukluk, radyasyon riski taşıyan kadın grubunun 35% oranında, tüm nüfusta görülenin üç katı oranında görülmüştür. Doğum sırasındaki komplikasyonlar ise radyasyon riski taşıyan kadın grubunda dörtte üç olarak görülmüştür, bu oran kontrol grubundakinin iki katından fazladır. Radyonüklitlerin kadınların plezantasında birikmesi zayıf plezanta gelişmesinde ve doğan bebeklerin ağırılığında azalma olabileceğinde işaret eder.

Etkilerin Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna ile sınırlı kalmış olması olası değildir. Batı Avrupa ve İskandinavya’da (Yunanistan; Macaristan, Polonya, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Almanya) yapılan araştırmalar Çernobil radyasyonu ana rahmindeyken maruz kalanlarda beklenmedik düşükler, bebeklerde düşük doğum ağırlıkları ve bebeklerde erken ölümlerde etkileyici rol oynar.


Nöroloji ve Psikolojik hastalıklar

Nispeten az seviyede bile olsa radyasyonun iyonlaşması merkezi ve çevre sinir sistemlerine zarar verebilir. Bu nedenden dolayı, Çernobil yüzünden yayılan radyonüklitleri tamamen nörolojik zararlarla ilişiklendirmek çok zor bir görevdir.

Fakat, Rusya’daki “tasfiye memurları”nda nörolojik hastalıklar 18% lik bir oranla görülen ortak ikinci hastalık durumunu teşkil ediyorlardı. Beyaz Rusya’nın radyasyon kirlenmesine uğramış bölgelerindeki yetişkinlerde nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar normallere göre çok daha sıktır. (31.2% ye karşı 18.0%).

Akıl ve sinir sistemi rahatsızlıkları, IQ seviyesinin düşmesi gibi, her zaman radyasyon etkisi doğrudan olmasa da Beyaz Rusya’daka çocuklarda da daha sık rastlanmaya başladı.


#5
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
SONUÇLAR



Açıkça görülüyor ki, Çernobil kazası sonucu yayılan radyasyonun insan sağlığı üzerine etkisi oldukça müteferrik ve karışık ama yine de çok belirgin. Kazanın bir çok özelliği ve sonuçları, yayılan radyonüklidlerin miktarı hakkındaki bilinmemezlik, radyasyonun eşitsiz dağılımı,bir arada yer alan ve sırayla birbirini takip eden çok sayıdaki radyoaktif izotopların etkileri ve tıbbi gözlemlerin, teşhis koymanın, evvelden tahminlerin, ve tedavinin sınırlı olması durumun kendine has olmasına neden oluyor ve daha önceden kullanılmış metod ve standartların bu durumda kullanılmasını imkasız kılıyor. Çernobil kazasının insan sağlığına etkisinin bütünsel bir değerlendirmesini yapmak imkansız bir görev olmayı sürdürüyor ve öyle ki kazadan kaynaklanan hastalık ve ölümlerin gerçek rakamları hiç bir zaman bilinmeyebilir.

Pek çok bilinmezlik varolmaya devam ediyor. Özellikle, hala kanserle ilgisi olmayan ama Çernobil’e bağlanan ölümler hakkında çok az tahminler bulunuyor. Hem de kanser gelişiminin gecikme süresi de göze alındığında yeni vakaların da kaçınılmaz bir şekilde gelecekte karşımıza çıkması sözkonusu olabiliyor (bazı durumlarda 40 yıldan sonra).

Kazaya maruz kalmış çocuklardaki sağlık problemleri ise açıkça görülebiliyor ve hayatları boyunca da görülmeye devam edecek ve büyük olasılıkla bu çocukların çocuklarında da devam edecek. Varolan verilerdeki boşluklar, bazı tutarsızlıklarla (bazı kanserlerin çok daha fazla olması gibi) birleştiğinde genel olarak insan sağlığına etkileri hakkında tek bir sağlam değerlendirilme yapılmasına olanak vermiyor ve kafalardaki bazı önemli sorunları cevapsız bırakıyor.


Fakat yine de iki önemli sonuca varılabilir:


İlk olarak, raporda da belirtilmiş verilerin de dahil olduğu çok daha geniş bir veri bütününün uluslarası camia tarafından ele alınması ve insan sağlığı üzerindeki etkisinin derecesi ve kapsamı hakkında sonuçlara varılması hayatidir. Özellikle, IAEA ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen tahminlerle, en yüksek tahminler arasında neden bu kadar tutarsızlık olduğu araştırılmalıdır.

İkinci olarak, birleşik ve uluslarası bir yaklaşımla olayların, kanser ve kanser olmayan hastalık durumlarındaki trendlerin etkilenen bölgede ve özellikle Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya’daki en çok kirlenmeye maruz kalmış kesimde incelenmemesi bütünüyle ve uzun süren sonuçlarıyla bu tip bir felaketin nasıl sonuçlanacağını anlama fırsatının kaçırılmasına neden olmuştur. Üstelik, gerekli tıbbi nezaharette, tedavide ve bakımda erken müdahele etme şansı kaçırılmıştır.

Diğer küresel felaketlerle ortak özellikler göstermekle beraber Çernobil kazası kendi şahsına münhasırdır. Biz de sadece öyle kalmasını ümit edebiliriz. Bu nesil onun başlangıcını gördü ancak sonunu görmemiz olası değil.


#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çernobil - Yaşayanlar Anlatıyor...



Bir çok insan için Çernobil felaketi sadece uzak bir anı olsa da, birçokları için de her gün birlikte yaşamaları gereken bir gerçek. Dört yaşından beri kanserli olarak yaşayan Annya ile tanışın. Reaktörün patladığı gece görevde olan personelden hayatta kalan tek üye olan tasfiye memuru Yuri’nin öyküsünü okuyun. Binlerce yıl boyunca radyasyonlu kalacak devasa alanlarda birçok hayat felaket dolayısıyla mahvoldu.





Resmi ekleyen


Yuri Korneev – Tasviye Memuru




Felaketin kötü sonuçlarıyla başa çıkmak üzere Çernobil’in kapalı sahasına gönderilen insanlara ‘tasfiye görevlileri’ deniyor. Bu tahmini 600.000 işçinin hikayeleri bir o kadar Hollywood filmine senaryo sağlayabilir. Tasfiye görevlileri yangınla mücadele edip söndürmek için doğrudan radyoaktif bulutların içine daldılar. Zehire maruz kalan köyleri yok edip gömdüler, kırsal alandaki yollara yeni kaba asfalt döktüler ve çatıları özel kimyasallarla spreylediler. Yerleşik halkı tahliye ettiler, inekleri ve domuzları yeni ahır ve ağıllara naklettiler ve yapılması gereken bir yığın diğer işi de hallettiler. Sıklıkla ölümcül radyasyona karşı hiçbir korumaları yoktu.

Vardiyası gece yarısı başladı. Yuri Korneev 4 numaralı reaktör bloğunda görevliydi. 26 Nisan 1986 akşamı gece vardiyasındakilerin bir deney gerçekleştirmek için Moskova’dan talimat aldıklarını bilmeden, her zamanki gibi işe geldi. Güç kesilmesi halinde türbinlerin soğutma sisteminin çalışması için yeterli düzeyde güç üretip üretemediğini kontrol etmeleri gerekiyordu. Deney başlamadan önce, tüm güvenlik sistemleri kapatıldı. Bunu izleyen zincirleme reaksiyon kontrol edilemedi. Korneev, “çok büyük bir patlama oldu” diye hatırlıyor. “Ne olduğunu bilmiyorduk.” Palama öylesine güçlüydü ki, binanın 1000 tonluk çatısını uçurdu. Büyük miktarlarda radyoaktif element atmosferin yüksek seviyelerine fırladı ve tüm kuzey yarımküreye dağıldı.

Korneev garip bir ışıkla hipnotize olup hayretten donakalmıştı: "Güzel bir yangındı, inanılmaz derecede parlaktı". Yangın gözlerine zarar verdi, ancak başlangıçta bunu fark etmedi ve sanki krizle başa çıkabilmek için otomatik pilotu açmış gibi işine devam etti. "Binadaki helyumdan kurtulmamız ve içerdeki petrolün tutuşmasını engellememiz gerekiyordu." Kendisinin raporu mütevazı, ancak meslektaşları çoktan tutuşmuş olan 38 tonluk petrol tanklarına giden kaynak borularını söndürerek nasıl daha da büyük bir felaketi önlediğini açılıyorlar. Bu durum uzun sürmedi: "Zorlukla görebiliyordum ve daha sonra çok güçsüz hissetmeye başladım." Kendini kaos içindeki bir tıbbî birimde buldu: "Her yerde kusan insanlar vardı. Midelerinde hiçbirşey kalmayana kadar devam ettiler." Bunlar aşırı dozda gama radyasyonunun yol açtığı akut radyasyon rahatsızlığının açık belirtileriydi. Ambulanslar hızla gidip geliyordu. Korneev kendisinin hastaneye nakil sırası gelene kadar sabırla Çernobil’de bekledi. Kısık sesiyle, Korneev o felaket gecesinin olaylarını en az kelimeyle anlatıyor: "Bir doktor vardı. Bana iğne yaptılar. Yatağa götürüldüm ve uykuya daldım."

Kazadan sonraki sabah, Yuri Korneev Pripiyat hastanesinde uyandı: “Kendimi çok daha iyi hissediyordum. Hava güzeldi. İnsanlar mutlu görünüyordu ve açık pencerelerden bize uzatılan biralar bile vardı, ama o günün ilerleyen saatlerinde patlama sırasında orada olan gece personeli otobüslerle Kiev’deki Borispol havaalanına nakledildi. "Bizi uçakla Moskova’ya götürdüler; bizi götüren Tupolev 154 tıka basa doluydu." Korneev’in etrafında olanlar ve bunun nasıl olabildiği hakkında konuşan insanların vızıltısı vardı. Korneev çok fazla şey hatırlamıyor. Sürekli uykuya dalmaya devam etti. "Yorgundum. Çok yorgundum."

"Gerçek cehennem Moskova’ya kadar başlamadı," diyor Yuri Korneev neredeyse yirmi yıl sonra Kiev’de. "Arkadaşlarım etrafımda ölüyordu. Birçoğuyla yıllarca birlikte çalışmıştım." Adamların bazıları radyasyona karşı kurşun kaplı tabutlarda gömülmüştü. Yuri Korneev 6 numaralı hastaneden karısına mesaj göndermeye çalışmıştı: "Ama çoktan Pripiyat’tan tahliye edilmişti; ona kurtulamadığı söylemişler."

Korneev’e, görüşü daha da fazla bozulduğunda yeni lensler takıldı.

Gaziler Birliği’ne göre, Korneev patlama gerçekleştiğinde 4 no’lu blokta çalışmakta olan işçilerden hâlâ hayatta olan tek kişi. Vücudundaki radyasyon dozu, bir nükleer tesisin bina ve müştemilatına ayak basması için çok yüksek olarak değerlendiriliyor: "Ciddi olarak ölümcül olabilir." İş bulmaya çalıştı, ancak tıbbî dosyaları ortaya konduğu anda, görüşmeler hızla sona eriyordu. Korneev artık herhangi bir fiziksel iş görecek kadar güçlü değil. O artık sadece beklemeye ve içindeki saatli bombanın patlayıp patlamayacağını merak etmeye devam ediyor: "Çiftlik evime gidiyorum, kendi sebzelerimi yetiştiriyor ve bazen biraz bal yiyorum."

Sonuçta Çernobil’deki tüm reaktörler kapatıldı, bu yüzden Korneev bazen merak ediyor: "Gerçekten gayretlerimize değer miydi?"


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çernobil - Yaşayanlar Anlatıyor...



İtfaiyeci ve Asker


Vasily Tychomirov ve Pjotr Khme
l


Çernobil’in işçiler kenti Pripiyat’ta, patlamadan kısa süre sonra alarm verildi. Pjotr Khmel itfaiye istasyonundaki kumandanından telefon geldiğinde evdeydi. Herşey telaşlı ve aceleydi. İtfaiyeci tam olarak ne bekleyeceğini bilmiyordu: "Bize tesisin havaya uçtuğunu söylediler, ama inanmadık. Eğitimimiz sırasında bize bunun mümkün olmadığını söylemişlerdi." Asker Vasily Tychomirov’a da bunun mümkün olmadığı söylenmişti: "Nükleer tesise bir uçak düşse bile." Felaket gecesi sırasında Tychomirov önce 3 numaralı bloğun yanından geçti: "Kül ve mucur yağıyordu". Ayrıca 4 numaralı reaktörün korkunç güzelliğini hatırlıyor: "Sadece 22 yaşındaydım, ama asla unutmayacağım. Çatı açık bir kitap gibiydi ve görkemli bir ışık vardı, güzel ve mavi bir yangın ".

İtfaiyeci Khmel çoktan söz konusu zarar görmüş çatının çatısında çalışmaya başlamıştı: "Çok alevli bir yangın değildi, mum gibi yanıyordu, ama ısı çok yüksekti. 3 numaralı bloğa sıçramaması için elimizden geleni yaptık". Kumandanı tarafından uzaklaştırılmadan önce, o gece iki ile beş arasında çalıştı. "Akut radyasyon sendromuyla tıbbî devriyeye gittim ve babam ve arkadaşlarımın da orada olduğunu gördüm. Sonra bayılmışım".

Anatoly Ivanchenko da görevdeydi, diğer blokların birinde çalışıyordu. Herşey olurken, bir şeylerin yanlış gittiği oldukça aşikârdı, ama bu durum onu telaşlandırmamıştı; daha önce bir nükleer kazaya tanık olmuştu: "1982’de, ancak bu Glasnost’tan çok önceydi. Finlandiya, Norveç ve İsviçre sorular yöneltti, ama Sovyetler Birliği dev bir fil gibiydi." Ivanchenko gülüyor: "Ve bu küçük ülkeler havlayan köpekler gibiydi! Ha! Fil onları göz ardı etti tabii ki." Çernobil gecesinde, Ivanchenko karısına evde kalmasını ve pencereleri kapalı tutmasını söylemek üzere eve telefon etti.

Ivanchenko neler olduğunun farkına ancak sabah varabildi. "Vardiyam sabah 8’de sona erdi ve eve gittim. O zaman reaktör bloğunun patladığını gördüm." Tesiste görevde olan arkadaş ya da akrabaları tarafından bilgi verilenler dışında, işçi kenti Pripiyat’ta kimse uyarılmadı. "Pusetli genç bir anne vardı ve ben ona doğru yürüyüp çabucak eve dönmesini söyledim. Anlamalısınız, o günlerde bunu yapmış olmak istihbaratçılarla başımı büyük bir derde sokabilirdi." O kadın bağırmaya başladı: "Siz tesis görevlilerine neler oluyor? Beni rahat bırakın!" Güven veren bir kadın sesinin yerleşimcilerin toparlanmak için üç gün süreleri olduğunu ve başka bir yere nakledileceklerini anons etmesi 36 saat sonra oldu. Sonra da model şehir tahliye edildi. Sadece üç gün için değil, sonsuza dek.

Çernobil’deki nükleer tesislerin çoğu, en sonuncusu 2000’de kapatılana kadar çalışmaya devam etti, ve Ivanchenko da başka bir iş bulana kadar orada çalışmaya devam etti: "Üç yıl, üç ay ve üç gün boyunca." İtfaiyeci Pjotr Khmel “ben güçlü bir adamım” diyor, insanlar benim bir gece kulübünde bodyguard ya da fedai olduğumu sanıyorlar." Vücudunun maruz kaldığı şeyin gücünü fark etmesi ancak Moskova’daki 6 numaralı hastaneye götürülmesinden sonra olmuş.: "Ateşim yükseliyordu ve saçlarım dökülmeye başladı. Aynaya baktığım zaman ağlamama engel olamıyordum, çünkü bıyıklarım bile dökülüyordu." Hastanede üç ay kaldı. Karısı ve kardeşi ziyarete geliyorlardı; her seferinde sadece 15 dakikalığına ve sohbetin uygun bir biçimde cereyan ettiğinden emin olmak isteyen bir KGB ajanı eşliğinde. Moskova’ya testler için sınırlı sayıda tasfiye görevlisi getirilmişti. Kiev İtfaiye teşkilatında şoför olarak çalışan Khmel'in babası, felaket gecesi Çernobil’de çalışmıştı. Çok daha yüksek dozda maruz kalmıştı, oğlu: "ama onu asla hastaneye götürmediler. Geçen yıl mide kanserinden öldü" diye belirtiyor.

Asker Vasily Tychomirov cesareti dolayısıyla Kızıl Yıldız’la ödüllendirilmişti. 2000 yılında tiroit kanseri tedavisi gördü.

Çernobil’de çalışmaya devam eden Anatoly Ivanchenko evinde, yatağında oturuyor ve hafif ağırlıklarla kollarını çalıştırıyor. Bacakları tromboz ve kanser yüzünden kesileli sadece bir hafta olmuş: "Ama sigara da içiyordum" diyor. Onun gibi, birçok tasfiye görevlisi nükleer enerjiye karşı değil. Sadece insan faktörünün ayıbı olduğunu söylüyorlar. “Veya,” diyor Ivanchenko: "aptal bir kafanın taktığı akıllı bir şapka."


#8
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çiftçiler – Bay ve Bayan Smeyan


Ukrayna’da, 18,000km²’lik tarım arazisi radyasyon zehirlenmesinden kullanılamaz hale geldi, ancak en büyük darbeyi ormanlar aldı. Ağaçların % 40’ı, toplamda 35,000 km². Bölgedeki yerleşimcilerin pek çoğu kendi bahçelerindeki meyve ve sebzeleri yemeye devam ediyorlar. Aynı zamanda balık avlamayı, mantar ve yabani böğürtlen, çilek vb. toplamayı da sürdürüyorlar. Bu yapmaya alışkın oldukları bir şey, vücutlarına radyoaktif elementlerin giriş seviyesi kabul edilebilir değerden 2 ilâ beş kat fazla olsa bile. Ukrayna hükümetine göre, 3,5 milyon insan için durum böyle.

Rusya’da 2,7 milyon insanın yaşadığı 19 bölge etkilendi, ve Beyaz Rusya’da ülke yüzölçümünün bir çeyreği Çernobil’den gelen nükleer serpintinin üçte ikilik kısmına maruz kaldı. O dönemde bölgede 2,2 milyon insan yaşıyordu, ancak bu rakam günümüzde 1,5 milyona indi. Özellikle ikinci büyük şehir olan Gomel civarındaki alan etkilenmişti.

Sırasıyla 71 ve 77 yaşlarındaki Grigory ve Maria Smeyan, kazadan sonra kendilerini yurtlarından koparılmış halde buldular. Çernobil’den 27 kilometre uzakta, Beyaz Rusya tarafında yaşıyorlardı. Bay Smeyan, köylerinin Haziran 1986’da boşaltıldığını söylüyor: "Her iki ya da üç aile için bir kamyon vardı. Bir yatak, bir çuval patates ve üç günlük yiyecek almamıza izin vardı. Bize konserve et, portakal ve kişi başına 1500 Ruble verdiler." Bayan Smeyan: "Bu parayı yeni mobilyalar almak için kullandık, ama hayvanlarımızı arkada bırakmak zorunda kaldık: iki inek, bir dana ve her biri 280 kiloluk iki domuz." Bölge kapatıldı ve geri dönmelerine izin verilmedi: "Teyzem öldü ve onu yaşadığı topraklara gömmek istedik". Kontrol noktasında durduruldular ve geri gönderildiler. "Onu başka bir köye gömmek zorunda kaldık". Maria Smeyan artık geri dönmek konusunu dert etmiyor, ama Grigory hâlâ dertli. "Eğer mümkün olsaydı oraya bugün giderdim. Orada bülbüller şarkı söylüyordu, oysa burada sadece kargalar var."

Sıkça bahsedilen bir hikayeye göre radyoaktif kirlenmenin Moskova’ya ulaşmasını engellemek için, bulutlara Beyaz Rusya’nın güney doğusunda yağışlarını bırakmaları için müdahale edilmiş. Her durumda, Vetka hâlâ zehirli. Bir ekonomist ve yerel konseyin vekil başkanı olan Vasily Bahajev şöyle diyor: "Soru şuydu: şehir kurtulabilecek miydi?" Sonuçta tahliye olmadı. Tüm o insanlar nereye gidebilirlerdi ki? Çernobil’den önce burada 37,000 kişi yaşıyordu, şimdi bu rakam hâlâ 20,000 dolaylarında.

Tahliye etmek yerine, sosyal hizmetleri ve sağlık bakımını artırmaya çalıştılar. "Bölgeye doğalgaz ve su tesisatları döşendi. Çocuklara fazladan yiyecek ve hamile kadınlara vitamin desteği verildi." Yeni yapılan klinik ve okul, okuldan mezun olur olmaz buraya gönderilen yeni eğitilen personel tarafından işletiliyor. Öğrenci kredileri karşılığında birkaç yıl güneydoğuda çalışmaları zorunlu.

Vetka’da başkan Lukashenko yeni bir Çernobil anıtının açılışını yaptı: Bahajev,"Böylece insanlar felaketi anmak istediklerinde zehirli köylerine gitmek zorunda kalmayacaklar" diye belirtiyor. Köylerin bazı bölümleri, tarım alanları ve ormanlar kapalı bölge olmaya devam ediyor, ancak çok az denetim var. Yerleşim alanlarının yakınlarında, zehirlenmiş bölgeler belediye sınırları içinde başlıyor ve kilometrelerce devam ediyor. Çoğunlukla terkedilmiş durumdalar, ancak inekler aşırı büyümüş çayırlarda otluyor." Bahajev: "Çiftçi terk etmeyi reddetti, ama söylendiğine göre eğer inekler kesilmeden iki hafta önce temiz otlaklara aktarılırsa, et temiz ve yenebilir olurmuş."


#9
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Çernobil Doktorları


Tatil sezonundan hemen önce hastanenin koridorları ve muayene odaları tıka basa dolu. Endokrinoloji Enstitüsü başkanı Cerrah Igor Komisarenko sabahtan beri ameliyat yapıyor. Hastalarının çoğu tiroit kanserli kadınlar. “Patlamadan dört sene sonra peş peşe gelen tiroit kanserli çocuklarla karşılaştık. Çernobil’e yaklaştıkça, tiroit kanseri olma riski artıyor.”
Rusya Federasyonu ve Beyaz Rusya’nın UNICEF temsilcisi Carel de Rooy, Dünya Sağlık Örgütü’nün daha pek çok yeni vaka beklediğini söylüyor. UNICEF ve diğer BM birimleri yıllardır tiroit bezlerinin iyotlu tuza doyması yoluyla radyoaktif iyoda karşı daha az hassas olmasını sağlayacak uluslararası tuz iyotlaması politikası için kampanyalar yapmaktadır. Şimdiye kadar Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya yönetmeliklerini değiştirmeye razı olmadılar.

Doktor Komisarenko: "Çernobil felaketinden sonra iyot çok geç dağıtıldı, ama radyasyon vücudun bütün kısımlarını etkileyebilir. Pek tabii mideyi, solunum bölgesini ve jinekolojik organları da etkileyebilir." Ayrıca doktor ciddi böbrek hastalıklarında bir artış fark etmiş.

Pediatrist Valentina Smolnikova Beyaz Rusya’nın güneyinde Buda Kashelova’nın sonuçlarını görmüş. O bölgede 1979’dan beri çalışıyor ve nükleer faciadan sonra çarpıcı değişiklikler gözlemiş: "Bu olaydan önce, çocuklarda nadiren onkoloji sorunları yaşıyorduk. Şimdi ise çok sayıda beyin tümörü, göz, böbrek diğer organlarda kanser vakaları var." Felaketten sonraki ilk artışı kemik ve deri kanserinde fark etmiş: "Ayrıca stres, depresyon ve anormal davranışlarla sinir sistemi bozuklukları vardı." Bir kaç yıl sonra örnekler değişmiş ve Smolnikova artık tiroit kanserli ve lösemili hastalarla karşılaşmaya başlamış.

"Şimdi doğuştan kalp ve böbrek hastalıkları olan pek çok çocuk var." Smolnikova’ya göre, kendi alanında doğan çocukların sadece yüzde onu gerçekten sağlıklı doğuyor: "Çoğu çocukta kronik hastalıklar var ya da bağışıklıkları çok zayıf. Çok küçük çocuklar buraya 30 ilâ 50 defa geldiler. Hayatlarının her ayında burada bulundular. " Nastya Eremenko’ya (9) daha üç yaşındayken rahim kanseri tanısı konuldu. Daha sonra kanser ciğerlerine de yayıldı. Nastya pek çok kemoterapi seansı geçirdi..

Zhytomir’den Nila Bandarenko. Üçüncü tiroid bezi ameliyatını oldu. Cerrah Komisarenko ikinci ameliyattan sonra, kanserin mikroskobik parçacıklarının kan damarlarına karıştığını ve kanserin orada büyümeye başladığını söylüyor. Bandarenko’nun aynı zamanda böbrek kanseri de var. Ukrayna tiroid kanseri patlaması yaşıyor. Endoktrinoloji Enstitüsü’nde doktorlar Çernobil’den 3-4 yıl sonra net bir artış saptadılar. Başlangıçta büyük ölçüde çocuklarda kanser tesbit edilirken şimdi buna çoğunlukla yetişkin kadınlar da ekleniyor.


#10
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Annya, Çernobil nükleer kazasından sonra yüksek derecede kirlenmiş bir köyde doğdu. Dört yaşından beri kanserle yaşıyor. 2000’den sonra tekrar ortaya çıkan beyin tümörü yüzünden kötü günlerinde acı ve yorgunluğu çok ağır oluyor.


Daha sadece dört yaşındayken, iyi bir kız olmaya çalışan küçük Anna Pesenko, düzgünce oturup yemeğini güzelce yerken, bazen bayılır ve masanın üstüne yığılıverirdi. Çağrıldığı ismiyle 'Annya' kendisindeki sorunun ne olduğunu açıklayamıyordu. Tabii ki annesi Valentina çok endişelendi ve onu doktora götürdü, kızın kafasındaki tümör keşfedildi. Kanser giderilmişti ama Annya bir daha asla sağlığına kavuşamadı ve o kadar çok doktor gördü ki beyaz önlük gördüğü zaman korkmaya başladı.



Resmi ekleyen




Bu duruma rağmen, doktorlar kurulu, Annya’nın babası Vacheslav’ın Çernobil sonucunda ciddi derecede zehirlenmiş bir köyden olması sebebiyle bir ‘Çernobil belgesi’ alması gerektiğine karar verdiler. Zakopytye’yi köy yok edilip gömülmeden önce sık sık ziyaret etmişlerdi. Annya 000358 numaralı belgeyi taşıyor. Üstünde şunlar yazıyor: “Bu kişi Beyaz Rusya Cumhuriyeti hükümeti tarafından, Gomel Belediyesi tarafından yayımlanan madde 18/ altında tanımlanan Çernobil faciası kurbanlarına tanınan imtiyazları haizdir." Çok aranan bu kağıt parçası, sahibinin belirli sağlık kuruluşlarına erişimini, bir takım ücretsiz ilaçlar almasını, kamu hizmetlerinden %50 indirimli yararlanmasını ve ücretsiz toplu taşım imkanını sağlıyor.

Şimdi Annya 15 yaşında ve hala çabalıyor. Yeterince güçlü olduğunda onu evinde ziyaret eden öğretmenleriyle birlikte çalışıyor: "Cumhuriyetimiz zengin kaynaklara sahiptir: kireçtaşı, tuz, beyaz kireç ve petrol bunlardandır”, diye yazmış Annya ilkbaharda. Bir hafta sonra düzgün el yazısıyla devam etmiş: "Rus bilim insanı Mendeleev elementlerin periyodik cetvelini oluşturmuş. Gomel şehrinde kimyasal bir tesis var." Bundan sonra yazılan bir şey yok.

Yakın zamanda Annya acil olarak hastaneye kaldırıldı ve yoğun bakım ünitesinde solunum cihazına bağlı olarak 17 gün geçirdi. Beyin tümörünün tekrar ortaya çıktığı 2000’den beri bu durum neredeyse düzenli bir hale geldi. Evine döndüğünde, etrafı sevimli oyuncaklarıyla sarılı bir halde hareket etmeye bile hali olmayan solmuş bir bitki gibi yastıklarının üzerinde uzanıyor.

Komşunun iki oğlu Andrei ve Zhenjai küçük kızın sadık arkadaşları oldu. Annya'nın annesi kızının bir kızın yüzünü kesip çıkarttığı bir resmi gösteriyor. "Geçen sonbaharda Annya'nın saçları döküldü", diye konuşuyor: "Sanırım oğlanlar onu daha iyi anlıyor". Kız arkadaşları kasten yada zalim bir unutkanlıkla ziyaret etmeyi kestiler. Genç, güçlü ve sağlıklı olanlar, büyümeleriyle ve yaşamlarıyla aşırı meşgul olabilirler ya da bu şansa sahip olmayanlarla karşılaşmaktan korkuyor olabilirler.

Masör bacaklarına kan dolaşımını iyileştirmek için masaj yaparken Annya acıyla inliyor. Annesi "Özellikle ilaç enjekte edilen bölgelerde çok acı çekiyor. İlacı içeride tutabilmek için kuvvet kullanıp deriye bastırmak zorundayız” diye açıklama yapıyor. “Masör bu hafta her gün geldi, ve her seferinde daha kuvvetli bastırıyor." Valentina kızını sakinleştirmek için yatıştırıcı laflarını tekrarlıyor: "Ağlama Annya. Ağlama".

Kızının adaşı Kutsal Anna’nın fotoğrafını alıyor, ve kızının kulağına dua fısıldamak için kıvırıyor. Geceleri Valentina ve Vacheslav kızlarının yatağının yanında yerde yatıyorlar, çünkü yatak yaralarının önlenmesi için Annya’nın 15 dakikada bir çevrilmesi gerekiyor. Kızın her şey için yardıma ihtiyacı var. Vascheslav elleriyle kirli çarşafları yıkarken, Valentina dikkatlice onları bir köşede yığılmış yeni yıkanmış ve preslenmiş pamuklu havlunun içine yerleştiriyor. Ailede kimse fazla uyumuyor, üçü de bitkin durumda.

Vacheslav ilk iş olarak kimyasal tesisteki şoförlük işinden ayrılır. "Bütün gün uyanık kalabilmek için kahve içiyorum, ama çok yorgunum.", diyor Valentina.

Hemşire geldiğinde ve Annya’ya bakmakla meşgulken, Valentina kızının hayatını belgelemek için fotoğraf albümlerini gösterecek zamanı buluyor. Annya’nın İskoçya gezisindeki fotoğrafları ve kızın Rus rock yıldızı Zemphira gibi giyindiği komik fotoğraflar var. Ayrıca çiftlik evine son gittiklerinde zayıf kızın yünlü kasketinin altındaki gülümsemesiyle kocaman kalın bir kaban içindeki fotoğrafları.



Kaynak: GREENPEACE





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı