İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Esrâr Dede (d.1748 - ö.1797) |Türk Dîvân Edebiyatı Şairi

- - - - - Esrâr Dede

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

Esrâr Dede


(1748-1797)

 


Gerçek adı Mehmed olan Esrar Dede 1748 (Hicri 1162) yılında İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur. Babasının isminin Ahmed-i Bîzebân olduğu bilinmektedir, fakat ailesine dair pek bir bilgi yoktur. Çok iyi bir eğitim gördüğü eserlerinden kolayca anlaşılabilmektedir. Arapça ve Farsça başta olmak üzere Rumca, Latince ve İtalyanca bilirdi. Dile olan ilgisi ve kabiliyetini, Lûgat-ı Tilyan isimli bir Türkçe - İtalyanca sözlük yazmış olmasından da anlıyoruz. Karakterinin güzel olduğu, özellikle çok cömert olduğu söylenmiştir. Galata Mevlevîhânesi'nde tanıştığı Şeyh Gâlip ile ömür boyu dost kalmıştır. "Esrâr" mahlasını da, Şeyh Gâlip'e arz edip talebelerinden olunca almıştır. Şeyh Gâlip ile tanıştıktan sonra Şeyh Gâlip'in eğitimine girdi. Hayatı boyunca Mevlevilik dairesinden çıkmadı. Daha sonraları tezkireci ve meşîhat makamlığını kazanmasına rağmen Şeyh Gâlip'in yanından ayrılmadı. Ömrü boyunca Galata Mevlevîhânesi'nde kendisine ayrılan odada yaşadı, eserlerini burda kaleme aldı ve 1796 (Hicri 1211) yılında burada vefat etti. Garip bir detaydır ki, vefat günü Mirac kandiline denk gelmiştir.

Bunun dışında bizzat Şeyh Gâlip, Esrâr Dede'nin ölümü üzerine bir mersiye kaleme almıştır. Bu mersiye şöyle başlar:

Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Ansın benim o yâr-ı vefâ-dârım ağlasın
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın
Baştan başa bu cism-i siyeh-kârım ağlasın
Ağyârım ağlasın bana hem yârim ağlasın
Gûş eyleyen hikâyet-i Esrâr'ım ağlasın
Nâ-dide bir güher telef etdim dirîg u âh
Hâk içre defnedüp gerü gitdim dirîg u âh


Ayrıca Esrar Dede'nin mezar taşında Şeyh Gâlip'in şu cümleleri yer almaktadır:

"Esrâr Dede çileyi hatm ettiği dem
Sırr oldu serin hırka-i tâbûta çeküp
Gâlib dedi târihin efsûs efsûs
Hemdemlerini hayrân kodı Esrâr göçüp."



Eserleri

Kuşkusuz her açıdan olduğu gibi edebî açıdan da Esrâr Dede'yi en çok Şeyh Gâlip etkiledi. Bu iki önemli ismin eserleri ise daha sonraki kuşakların birçok önemli edebiyatçısını etkilemiştir. Nitekim daha sonraları Şeyh Gâlip'in ünlü eseri "Hüsn ü Aşk"dan esinlenerek, Yenikapı Mevlevîhânesinin son şeyhi Abdulbâkî Baykara tarafından kaleme alınacak olan yine Hüsn ü Aşk isimli manzûm tiyatronun ilk perdesi Şeyh Gâlip ile Esrâr Dede'nin konuşmalarını konu alacaktır.

Şiirlerini topladığı Dîvân'ı en önemli ve bilinen eseridir. Bu da, 1841 yılında "Divan-ı Belağat-unvân-ı Esrâr Dede Efendi" ismiyle yayımlanmıştır. Mevlevî şairlerinin hayatlarını ve şiirlerinden örnekleri barındıran, Esrâr Dede Tezkiresi olarak da anılan "Tezkire-i Şu'ârâ-yı Mevlevîyye" bir diğer ünlü eseridir. Diğer önemli eserleri: Mübâreknâme-i Esrâr, Fütüvvetnâme-i Esrâr ve daha önce de zikrettiğimiz Lugat-ı Tilyan`dır. Genel olarak Esrâr Dede arı ve yalın bir dil kullanırdı. Şiirlerinde Mevlevîliğe ve Mevlânâ`ya olan sevgisine sık sık yer vermiştir. Şiirlerindeki tasavvuf etkisi barizdir.

Eserlerinden Örnek

Gazel (Gece Kandilli`de)

Gece Kandilli’de gök kandil olup ol meh-rû
Mâhitab eyleyerek eyledi azm-i Göksu
Ol şehen-şâh-ı hüsn basdı kadem şevketle
Hele Beylerbeyi’nin başına devletdir bu
Boğaz içinde bu şeb mey vererek muğbeçeler
İtdi sâgar gibi lebrîz bizi tâ-be-gelû
Gel çelipa içün itme bizi hicrana dûçar
Nola İstavroz’a gitme bu gice kâfir-hu
Subha dek eyleyelim şevk ile zevk-i mehtâb
Mestdir çeşm-i siyeh meste yeter bu uyku

Yardan sana şu peymâne ki ihsân oldu
Mihr-i dîdâr idi Esrar sabaha karşu
Saye-i Hazret-i Galib’de Boğaz içre bu şeb
Zevk-i min tahtil enhar idi bana her su


Esrar Dede ile ilgili özlü sözler


* Sad cân-ı pâk riştelerinde tapîdedir / Kâkül müdür bu dâmgeh-i kadd-i siyyân mıdır.

Yüzlerce temiz can tellerinde bağlıdır. Kakül müdür bu, yoksa bir birine denk iki tuzak mıdır?

* Geh Züleyhâ derim gehî Yûsuf / Cümlesinden merâm cânândır.

Gâh Züleyha, gâh Yusuf derim. Hepsinden de maksat sevgilidir.

* Hep kevn ü mekân âşık yâ Rab bu ne hâletdir / Ayyûka çıkar feryâd gûyâ ki kıyâmetdir.

Bütün kainat aşık, ya Rab bu ne haldir? Feryatlar ayyuka çıkıyor, sanki kıyamettir.


Konu Hale tarafından 23 Şubat 2016 Salı - 22:03 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Divan Edebiyatı'nda Esrar Dede diye bir edebi kişilik olduğunu daha önce duymamış ve okumamıştım.. :dntknw:

Teşekkürler Sema'cığım eksik olan bilgime yeni birşey kattığın için.. :sema:

Konun her zamanki gibi bir harika... :hale:

#3
ikigözüm

ikigözüm

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Üye
  • 1 İleti

Arkadaşlar bana Esrar Dede'nin 166 ve 167. gazellerinin tahlili lazım bana acil yoldan yardım edermisiniz lütfen, lütfen bulamadım bir türlü hatta gazelleri yazayım yardımcı olursanız çok sevinirim.

 

Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün

 

‘Âşıkım ‘âşık-ı hayret zede-i dîdârım

Sûfiyim sûfi-i beytü-l haram-ı esrârım

 

Öyle bir ‘âşıkım ey dil ki hemân ma’şûkum

İkimizin arasında beni sanma varım

 

Sûfi-i zühd-perest ile ‘âdû-yı mahzım

‘Âşık-ı dil-ber ile cân u gönülden yârim

 

Çok uzak vâdilerin seyrini etdim geldim

Sâkiyâ bir iki mey ver ki zebûn-ı zârım

 

‘Âlem-i aşkda her subh u mesâ devr ederim

Yok karârım ser-i kârımda yine bî-kârım

 

Gerçi çekdim başıma hırka-i hâb-âlûdu

Subh-ı ikbâl gibi lütfun ile bîdârım

 

Deşt-i hasretde sakın yanıma gelme ey Kays

Yakarım âteş-i âhımla seni gam-hârım

 

Feyz alır türbet-i Ferhâd benim ‘aşkımdan

Rûh-ı Manşûr ile hem-pây-ı sürâg-ı dârım

 

Sûfi ser-mâye-i dürr-i kelimât-ı Hakk’ım

Bilemezsin beni şimdi ki garîb Esrâr’ım

 

 

167.Gazel

 

 

Bî-pîş ü pes bulundu reh-i dilde sür’atim

Hayretde kaldı râh-revân-ı mahabbetim

 

Bildim ki sa’yimiz hep ‘inâyet esîridir

Ta hadd-i i’tirâfa varıp bitdi gayretim

 

 

Şâh-ı sitem-keşân benim mülk-i ‘aşkda

Hattâ çkerdi Kays beyâbânda râyetim

 

Köhne sifâl-i mey var iken yokdur ey gönül

Âyine-i Sikender ü Cemşîd’e ragbetim

 

Her bir habâb-ı bâdeye olsun başım feda

Gitdikçe şu’le-i mey ile germ-ülfetim

 

Başıma çıkdı şu’lesi ta sûz-i sînemin

Sultân-ı ‘aşk verdi külah-ı irâdetim

 

Esrâr’a gamze-i sühan-efzası dûş olup

Hamûşi-i tahayyüre hasr oldu sohbetim

 



#4
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.

Konu İçeriği Düzenlenmiştir.






0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı