İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Duygusal Zeka Nedir? |Günlük Hayata Ve Mesleki Alanda Duygusal Zekayı Geliştirebilecek 7 Öneri - Duygusal Zeka Ve Empati

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 6 yanıt gönderildi

#1
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Duygusal Zeka





Araştırmacılar her ne kadar duygusal zekanın kalıtımsal olduğunu bulsalar da düzenli ve sistemli bir çalışma ile duygusal zeka öğrenilip, geliştirilebiliyor.



Günlük hayata ve mesleki alanda duygusal zekayı geliştirebilecek 7 öneri.



Öneri 1 : Kendinizi tanıyın.

Kim olduğunuzu öğrenin. Duygusal zeka kendinizi tanımanızı şart koşar. Bu o kadar kolay değildir. Bu nedenle biz size bazı sorular hazırladık. Bunları sakin bir şekilde tekrarlanarak kendinize sorun ve kendiniz hakkında daha fazla bilgiye sahip olun:

Gerçekte ben kimim? Beni ne tanımlar? Kimi veya ne beni şekillendiren?
Hayatımda hangi rolleri üstleniyorum ve bunlardan hangileri gerçek?
İhtiyaçlarım nelerdir? Ne istiyorum, ne bekliyorum hayattan? Hedeflerim ne ? benim için önemli olan ne?
Güçlü ve zayıf yönlerim ne? Neyi iyi yaparım? Bana ne zevk verir.
Neye inanıyorum ben (ikili ilişkiler, yaşam, başarı, kendim)?
Benim davranışlarımı, düşüncelerimi, duygularımı belirleyen ne?

Bu sorular sadece örnektir. Kişiliğimizin araştırılıp öğrenilecek çok yönleri vardır. Ancak bu çok kolay bir araştırma değildir. Fakat yine de çabaya değer ve heyecan vericidir.

Öneri 2 : Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi öğrenin.

Duygusal doğal ve insancıldır. Kendi duygularımızdan veya diğer insanların duygularından ne kadar az korkarsak, duygusal durumlarda ve duygularımızla o kadar rahat başa çıkabiliriz. Duygusal zeka da işte bunu sağlıyor. Başkalarının duygularını anlamada ne kadar hakimseniz, onların duygularından korkmanıza da o kadar gerek kalmaz.
Bu nedenle duygu dünyanızı iyi öğrenip tanıyın çünkü bunlar sizin hayatınızın ayrılmaz parçasıdır. İyi bir imkan da profesyoneller tarafından verilen “kendini tanıma seminerleridir”. Ancak günlük hayatımızda da kendimizi yeni algılara açık tutum ve onların değerlendirilmesini yapmadan sadece içinize kaydedin.

Kendinize sık sık şu soruları sorun:”Kendimi nasıl hissediyorum ve bu duyguyu vücudumun en çok neresinde hissediyorum? Böyle hissetmemi sağlayan nedir? Bununla nasıl başa çıkabilirim?

Öneri 3 : Kendinizi, kişisel özelliklerinizi başkalarına açık tutunuz.

Bizler hepimiz farklıyız. Farklı olmak, diğerlerinden daha iyi yada daha kötü olmak demek değildir. Onların dünyaya bakış açılarının sizinkinden farklı olduğunu ne kadar çabuk anlarsanız, onları da o kadar çabuk tanırsınız. Bu da sizin duygusal zekanızın gelişmesi demektir. Duygusal zekalı insanlar başkaların duygu ve düşüncelerini kendileri için tehlike olarak görmezler, tam tersine ilgi çekici ve yeni bir şeyler öğrenme şansı olarak değerlendirirler.

Öneri 4 : İletişim kurma becerinizi geliştiriniz

İnsanlar arası iletişimi anlayın - her türlü insanlar arası ilişkilerde , iletişim , bütünlük sağlayıcı, çok yönlü ve çok anlamlı bir konudur. Bu konu ile sıkça ilgilenin iletişim teorilerinden Eric Berne’nin transaksiyonel analizi veya Ruth van Cohn’un konu hakkındaki ortak etkileşimi kendi iletişim kurma becerinizi oldukça geliştirir.
İletişim kurma kabiliyetinin öğrenilmesi ve geliştirilmesi - Eğer kendinizde iletişim kurma becerisi konusunda eksiklik hissediyorsanız, bunu düzeltmek için çok şey yapabilirsiniz: Çok çeşitli seminerler vasıtasıyla daha etkili iletişim kurmayı öğrenebilirsiniz. Ancak böyle bir seminere katıldığınızda aktif olarak uygulamaların yapılmasına dikkat ediniz ve sizde bu konuda sık sık pratik yapmaya bakınız.
Kendinizi ifade etme yöntemlerinizi geliştirin - Bazen kendimizi ifade edebilme sıkıntısı çekeriz. Hatta bazen de ne söyleyeceğimizi, uygun kelimeleri unutup, olay geçtikten sonra nasıl hareket etmemiz, ne söylememiz gerektiği aklımıza gelir. Bu nedenle kelime haznenizi zenginleştirin. Her an yeni kelimeler öğrenin, özellikle de duygu ve düşünce ifade eden kelimeleri. Kendinizi çok yönlü olarak ifade edebilme cesaretimiz olsun. Bazen hal ve hareketleriniz, kelimelerinizden çok daha fazla anlam içerebilir. Örneğin tatlı bir tebessüm bile karşımızdakine iyi bir teselli verebilir.

Öneri 5 : Problem çözücü olun

Problemleri giderebilme, her zaman bir çıkış yolu bulabilme becerisi duygusal zekanın önemli getirilerinden biridir.bu becerilerinizi sistemli bir çalışma ile geliştirebilirsiniz. Mümkün olduğu kadar çok çeşitli olaylar ve problemler üzerinde düşünün ve bunlara çözümler getirmeye çalışın. Eğer problemlerden korkup kaçmaz ve onlar birer şans, kendini ispatlama fırsatı olarak görürseniz, onları çözmemeniz için hiçbir sebebiniz kalmaz.

Öneri 6 : Eleştiriye açık olun

Duygusal zekada eleştiri yapabilmek ve eleştiriye açık olmak da çok önemlidir. Konu bir taraftan sizi,diğer taraftan da başkalarını etkiler. Eleştiriye açık olun, bırakın sizi eleştirsinler. Bundan rahatsızlık duymayın. Bu sayede kendinizdeki olumlu ve olumsuz yönleri öğrenme fırsatını elde edersiniz. Siz de eleştiri yapabilin. Ancak bu başkaların onurunu kıracak, kişiliklerine zarar verecek şekilde olmamalı

Öneri 7 : İnsanlar ile İlgilenin

Duygusal zeka insanın kendisi ile başkaları ile olduğundan son önerimiz de: insanlar ile ilgilenin. Yeni insanlar ile tanışın onların kültürlerini öğrenin. Değişik insan psikolojileri hakkında bilgi edinin. İnsanları harekete geçiren akımları, onların hayat hikayelerini okuyun. Kendinizi ve diğer insanları keşfedin.


#2
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Emeğinize sağlık paylaşım için teşekkürler

#3
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

ZEKAYI GELİŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?


Resmi ekleyen


"Zeka", kişinin zihinsel becerileri ve bilgi dağarcığını öğrenmek, problem çözmek ya da toplumda değer gören sonuçlara ulaşmak için kullanabilmesi olarak tanımlanıyor. Zeka kapasitesine etki eden etmenlerse çeşitli. Genetiğin tartışılmaz önemli bir yeri var. Tek yumurta ikizleriyle yapılan çeşitli araştırmalar, kardeşlerin birbirlerinden ayrı yetiştirildiklerinde bile zekâ seviyelerinin az çok birbiriyle eşit düzeylerde olduğunu ortaya koyuyor. Ancak tüm bu bulgular bir yana, en az genetik kadar önemli bir faktör de "çevresel koşullar ve yetiştirilme şekilleri". Öyle ki, kendi çabalarımız, maruz kaldığımız uyaranların çeşitliliği, yetiştiğimiz aile ortamı zekâ düzeyimizi arttırabiliyor. Bu artış, yeni sinir ağlarının oluşumu gibi fizyolojik kaynaklı olabileceği gibi, bilgilerin uzun ve kısa süreli belleğimizdeki işleyiş kalitesi gibi psikolojik süreçlerimizde de kendisini benzer şekilde gösteriyor. Zekâmızı ne kadar geliştirebileceğimize gelince... Zekâmızı en fazla %x kadar geliştirebiliriz gibi bir rakam verebilmemiz mümkün olmasa da, genetik alt yapımızın sınırları dışına çok da fazla çıkamayacağımızı, büyük sıçrayışlar gözlemleyemeyeceğimizi söyleyebiliriz. Ancak öğrendiklerimizi daha uzun süreli olarak aklımızda tutabilmek, olaylar arasında daha geniş ve net bağlantılar kurabilmek, problemleri daha kısa sürede çözebilmek, insanlarla daha iyi sosyal ilişkiler kurabilmek bizim elimizde.
Büyük mucitlerin her birinin farklı hayat hikâyeleri bizleri genellemeler yaparken dikkatli olmaya sevk ediyor kuşkusuz. Ancak pek çoğunun doğuştan zekâ seviyelerinin normalin üstünde olduğu da bir gerçek. Yine de bilim gibi bir düşünsel eylem alanında öğrenmenin, bilgi dağarcığının etkisini yadsımak ve önemli buluşları yalnızca doğuştan gelen zekâ kapasitesine bağlamanın büyük bir yanlış olacağını hatırlatmakta fayda var. Zira o buluşların ardındaki çaba ve bilim adına ortaya konan büyük emek doğuştan gelen zekanın tek etmen olmadığının en açık kanıtı.

ESKİ BİR BİLMECE: ZEKA

Zeka Nedir? Zeka Testleri Neyi Ölçüyor?


Resmi ekleyen


Zeka nedir?


"Zeka", kişinin zihinsel becerileri ve bilgi dağarcığını öğrenmek, problem çözmek ya da toplumda değer gören sonuçlara ulaşmak için kullanabilmesi olarak tanımlanıyor.

Zeka testi nedir?

Kişilerin zihinsel becerilerini ölçebilmek ve onları zihinsel beceri konusunda diğer insanlarla karşılaştırabilmek amacıyla geliştirilen ölçümlerdir.

* Zekaya ilişkin öne sürülen ilk fikirler ve kişilerarası zihinsel becerileri karşılaştırabilme motivasyonu tarih öncesinde 2200'lü yıllara dek uzanıyor. Bu tarihlerde, Çinli hükümdarların hizmetçi alımlarında geniş çaplı yetenek testleri uygulattıkları biliniyor.

19. yy. sonlarına doğru.

19.yy.ın sonlarına doğruysa günümüz zeka testlerinin temelleri atılmaya başlanıyor. O yıllarda Francis Galton kişilerin zeka kapasitelerini duyumsal ayrım yapabilme yetileri ve motor koordinasyonlarıyla ölçmeye çalışıyor. Her ne kadar öne sürdüğü yetiler zekayı ayırt eden ölçümler olmasa da, bireysel psikolojiye yol açtığı ve zekayı onunla ilişkilendirilen etmenler üzerinden nesnel olarak betimlemeye çalıştığı için tarihte önemli bir yeri var.


Resmi ekleyenResmi ekleyen
Alfred Binet Francis Galton


Alfred Binet :

Francis Galton'dan hemen sonra Alfred Binet ve arkadaşları günümüzde en sık kullanılan zeka ölçümlerinin ilk ipuçlarını vermeye başlıyor. Her ne kadar temel amaçları çocuklara zihinsel gerilik tanısı koyabilmek olsa da, geliştirdikleri ölçümler genel hatlarıyla günümüz zeka testlerinin de ilham noktası. Binet, Galton'dan farklı olarak zekanın kişinin bellek, yargı ve anlama gibi karmaşık alanlardaki performansına dayalı olduğunu düşünüyor.

Resmi ekleyenResmi ekleyen


Zeka Yaşı:

Bu kavram ilk olarak çocukların zihinsel gelişimine atfen 1908 yılında Binet ve Simon tarafından ortaya konuluyor. Zeka yaşı, testte çocuğun hangi yaşa aralığına giren skoru aldığına göre belirleniyor. Örneğin, 5 yaşındaki bir çocuğun zeka testindeki performansı yüksekse, zeka yaşının daha yüksek olduğu söylenebiliyor.


IQ: Kişilerarası karşılaştırma yapabilmeye olanak sağlayan zihinsel işleyiş skoru.

Terman, 1916 yılında Binet Zeka Testi'ni tekrar gözden geçirerek Stanford-Binet Testi'ni geliştiriyor. IQ ise işte o testte kişinin zihinsel yaşının kronolojik yani biyolojik yaşına bölümünün 100 ile çarpımı.

IQ = (Zihinsel Yaş / Kronolojik Yaş) x 100
Haliyle ortalama bir zekaya sahip kişinin zihinsel ve kronolojik yaşı aynı olacağından skoru 100 olarak öngörülüyor.
! IQ ya da Stanford-Binet testinin geliştirilme amacı okul performansını ölçebilmekti. Oysa ki ne yazık ki bu skor bugün, hayatın diğer alanlarında da kişinin başarılarının büyük bir göstergesiymiş gibi ele alınıyor.

Wechsler Zeka Testleri

Yetişkin ve çocuklar için ayrı uyarlamaları olan Wechsler Zeka Testleri, gerek sözel gerekse dil dışındaki zihinsel yetenekler ölçmeyi hedefleyen pek çok alt testten meydana geliyor.

Zeka testlerinde ortaya çıkabilecek en büyük sorun dil sorunu. Kültürden kültüre uyarlama gerektiren bu testler ana dilde alınmadıkça düşük skor verebiliyor.

Sözel Alt Testler

Dilin de sembollerden (harfler) meydana geldiğini düşünecek olursak sembolik düşünce ve dil becerilerini
ölçen bu testlerde genel bilgi dağarcığı, aritmetik yetenekler, kısa süreli hafızada sayı tutabilip onlarla işlem
yapabilme ve sözcük bilgisi sınanıyor.

Sözel Olmayan Performans Alt Testleri

Resim düzenleme (sırası karıştırılmış karikatür parçalarını sıraya koyma) ve resim tamamlama (bir resimdeki
eksik elemanları bulma) becerileri sınanıyor.

Genel bir IQ skorundan ziyade Wechsler Zeka Testleri 14 farklı alt test için ayrı skorlar belirliyor. Ek olarak
kişinin sözel ve performans IQ skorlarını veriyor.
Testin en son revizyonuna göz atacak olursak:
* Sözel anlama (kişi dille ne kadar iyi düşünebiliyor)
* Algısal düzenleme (kişi görsel figürlerle ne kadar iyi düşünebiliyor)
* Kısa süreli bellek ve
* İşlem hızı da ölçülüyor.


Wechsler Zeka Testinde Kullanılan Soruların Benzer Örnekleri


Resmi ekleyen


Sözel Alt Testler Anlama: "İşleyen demir ışıldar." sözü ne anlama geliyor?

Aritmetik: Bir çocuk 1 km. yolu 10 dakikada koşuyorsa, bir dakikada yolun ne kadarını koşar?

Benzerlikler: "Yavaş" ve "Hızlı" sözcüklerindeki ilişki/ benzerlik nedir?

Rakam Sayma: Okunan sayıları geriden başa doğru tekrarlayınız:
"8-4-2-1-9".


Performans Alt Testleri


Resim Tamamlama: Verilen resimlerdeki eksikliklerin ne kadar zamanda ve ne kadar doğrulukla bulunduğunu ölçüyor.

Küp Dizaynı: Kırmızı ve beyaz şekillerin benzerlerine kadar çabuk ve doğru bir şekilde yapılıyor, bu beceriyi ölçüyor.

Resim Düzenleme: Herhangi bir hikayeyle bağıntılandırılan resimler dizisinin ne kadar çabuk ve doğru bir şekilde sıralandığına bakıyor.

Resmi ekleyenResmi ekleyen

Resmi ekleyen


IQ skorlarının toplumdaki çan eğrisi dağılımı:

100 skoru ve çevresindeki kişi sayısı oldukça fazlayken bu skorun yukarısı ve aşağısındaki değerler daha seyrek görülüyor.

Resmi ekleyen



IQ testlerine güvenebilir miyiz?

Geçerlilik: Bir test için geçerli diyebilmemiz için ölçmeye çalıştığı konuyu gerçekten ölçebiliyor olması gerekiyor. Peki zeka testleri kişinin zekasını gerçekten de ölçebiliyor mu?

Yapılan çalışmalara göre IQ skoru ve okul başarısı birbiriyle oldukça büyük korelasyon içerisinde.
IQ skoru yüksek kişiler okulda da daha başarılı oluyorlar !!!

Resmi ekleyen


Güvenilirlik: Bir test için güvenilir diyebilmemiz için testi aynı kişiye farklı zamanlarda uyguladığımızda aynı sonuçları alabilmemiz gerekiyor. Yapılan çalışmalara göre ilk testten üç yıl sonra uygulanan Wechsler'de çocuklar yine ilk skorlarına yakın skorlar alıyor. Sonuç olarak, amaç okul başarısını ölçmekse Wechsler Zeka Testi hem geçerli hem de güvenilir bir test.

Kaynak: Tübitak

#4
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Zeka hakkında'ki bu detaylı araştıamayı paylaşıma sunduğun için teşekkürler

#5
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Kısaca Duygusal Zeka (EQ) Nedir?

Resmi ekleyen

Günümüzün en popüler tartışma konularının birinin merkezinde ZEKÂ kavramı bulunuyor. Zekânın kavramının ne olduğu, çoklu zekâ kuramı, IQ ve EQ kavramları bilim dünyasında son on yılın en ateşli konuların başında gelmektedir? Hatta bazı akademisyenler arasında bir insan ve içinde bulunduğu toplum için IQ’nun mu yoksa EQ’nun mu daha önemli olduğu sürekli olarak tartışılmaktadır. Peki ama sürekli gündemde olan bu IQ ve EQ kavramları ne anlama gelmektedir? İşte bu yazımızda Duygusal Zekâ kavramını, kısaltmasıyla EQ kavramını kısaca her yönüyle ne olduğunu ve hayatımızdaki önemini anlatmak istedik;

Duygusal Zekâ; kendimizin ve başkalarının hislerini tanıma, kendimizi motive etme, içimizdeki ve ilişkilerimizdeki duyguları iyi yönetme yeteneğidir.

Duygusal zekânın elemanları;

Kendini tanıma
Kendi kendini ayarlama
Motivasyon
Başkalarının fikir ve duygularıyla ilgilenme
Sosyal beceriler

Güçlü ve olumlu insan ilişkileri kurabilmemiz; duygusal zekâmızı kullanmak ve geliştirmekle mümkündür. Çoğunlukla; duygusal zekâ ile sezgisel zekâ birbirine karıştırılmaktadır. “İçime doğdu, bu iş olacak” dedirten şey sezgisel zekâdır ve genellikle altıncı his, önsezi, telepati gibi isimlerle anlatılır.

Davranışlarımızı yönlendiren, kurduğumuz ilişkileri ve niteliklerini belirleyen düşünsel zeka (IQ) değil, ağırlıklı olarak duygusal zekadır (EQ).

Sadece IQ’ su yüksek ama EQ’ su düşük olan bir birey;

İş dünyasında verimsizlik,
İletişimsizlik,
Toleranssızlık
Müşkülpesentlik yaşarken..
Yüksek EQ’lu bireyler ise;
Sosyal denge kurabilme,
Duygularını başarıya odaklayabilme,
Etkili iletişim kurabilme,
Duygularını kontrol edebilme,
Sorumluluk alabilme,
Başarılı takım çalışması,
Başkalarının düşüncelerine saygılı olma özellikleriyle ön plana çıkıyo
rlar..

Düşünsel zekâ ile duygusal zekâ arasındaki en temel fark;

IQ zor değişirken, EQ’nun geliştirilebilir olmasıdır. Düşünsel zekâ ve duygusal zekâ birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Başarıyı etkileyen faktörler arasında IQ’ ya verilen pay %20 olurken; şans, statü ve duygusal zekâ başarının kalan payını kapsıyor.

Duygusal Zekânızı Geliştirecek 7 Yöntem!

Kendinizi tanıyın. Kim olduğunuzu öğrenin. Duygusal zekâ kendinizi tanımanızı şart koşar.
Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi öğrenin.
Kendinizi, kişisel özelliklerinizi başkalarına açık tutun.
İletişim kurma becerinizi geliştirin.
Problem çözücü olun.
Eleştiriye açık olun.
İnsanlar ile ilgilenin.


Duygusal zekâ bize neler getirir?
Duygusal zekâsı yüksek insanlar, mesleki anlamda başka insanlar ile iyi iletişim kurabildiklerinden ve yönetme becerisine sahip olduklarından genellikle çok başarılı olurlar.
Günlük hayatta duygusal zekâ, insanların iş arkadaşları ve aile bireyleri ile iyi anlaşabilmelerini sağladığı için, kendileri ve çevresindekiler ile ilgili sorunları çözümlenir.
Duygusal zekâlı insanlar, diğer insanları olduğu gibi kabul edip onları dinleyip anladıkları için sevilirler ve arkadaşlık ilişkileri daha güçlü olur.
Genellikle kendileri ile barışık ve kolay memnun olurlar. IQ sizi işe aldırır ancak sizi terfi ettiren EQ’ dur.

NANCY GIBBS

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.


Duygusal Zeka Ve Empati




Bir köylü eşeğiyle katırını iyice yükleyerek şehre doğru yola çıkmış. Yol uzun, hayvanların yükü ise oldukça ağırmış. Katıra göre biraz daha yaşlıca olan eşek düz yolda, zorlanarak da olsa, vaziyeti idare edebilmiş. Ancak, dağa tırmanırken, bakmış ki dayanamayacak, katıra yükünün ağır geldiğini ve birazını alıp ona yardımcı olmasını rica etmiş. Katır bu ricayı duymazlıktan gelmiş ve bir süre daha yola böylece devam etmişler. Sonra birden, zavallı eşek, o ağır yükün altında düşmüş ve ölmüş.

Yola devam etmek zorunda olan köylü, bunun üzerine; önce, ölen eşeğin üzerindeki yükü almış ve katırın yükünün üstüne eklemiş. Daha sonra, ölen eşeğin derisini yüzmüş ve onu da katırın sırtına atmış.

Katır yaptığından pişman, yükü eskisinin iki katından fazla, “Ettiğimi buldum. Eğer eşeğe ihtiyacı olduğunda biraz yardım etseydim, şimdi bu halde olmazdım” diyerek, iç çekmiş.

(Anonim, Çev. Seden Tuyan)



İletişimin olmazsa olmazı...


Hayatımıza şöyle bir baktığımızda bizim duygularımızı duyarlı bir şekilde dikkate alan ve bizim olumlu davranabilmemizi sağlayan insanların varlığı bizi mutlu eder, yokluğu ise üzer. Çünkü, başkalarının duygularını ve bakış açılarını kavrayabilen kişiler, etrafındaki insanların gereksinimlerini çok iyi anlar ve karşılarlar. Bu bakımdan, başarılı ve verimli ilişkiler kurabilen bir öğretmen, bir yönetici, eş ve ebeveyn kısacası insan olarak hayatın her kademesinde kurduğumuz diyalogların verimli birer alış verişe dönüşmesini sağlayan, problemlerimizi çözülür kılan ve sihirli bir fark yaratan sır, hep bu anlayış dolu yaklaşım tarzı olmuştur. İşte, bu yaklaşım tarzı “empati” nin özünü oluşturur. Bu tarzdan uzaklaşan ilişkilerde korku, öfke, uyumsuzluk, tutku eksikliği, neşesizlik ve en önemlisi verimsizlik hakim olmaya başlar.


Empati nedir?


Empati kişinin bir diyalog sırasında karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmesini ve böylece duyarlı bir yaklaşım içinde olmasını sağlayan bir Duygusal Zeka becerisidir. Empati becerisini iyi kullanabilen kişiler bu anlamda, iyi bir dinleyici olmalarının yanı sıra, karşıdaki kişinin dile getirmediği duygularını da sezebilir, bakış açılarını kavrayabilirler. Bu bakımdan, empati kişinin farklı olan ya da başka kültürden gelen insanlarla iyi geçinebilmesini sağlar .


Empati kurabilmemiz için gerekli olan üç öğe vardır :


*
Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır.

* Empati kurmuş sayılmamız için karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir.

* Empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın karşıdaki kişiye doğru olarak iletilmemesi durumunda empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.


Örneğin, bir arkadaşınızın patronuyla arası bozuk ve canı çok sıkkın, haksızlığa uğradığını düşünüyor ve hararetli bir şekilde derdini sizinle paylaşıyor. Siz, kendinizi onun yerine koyup neler hissettiğini anlayabilirsiniz. Onun duygularını içinizde hissedebilirsiniz. Ama, sıra bu durumu ona ifade etmeye geldiğinde, her şey yolundaymış gibi gülerek “halledersin, boş ver” diyebilirsiniz. İşte böyle davrandığınızda, yüzünüzdeki ifade, söylediğiniz söz ve içinizdeki duygular arasında bir çelişki ortaya çıkar. Dolayısıyla da doğru empati kurmuş, fakat bunu karşıdakine yeterince iletememiş olursunuz. İletme gerçekleşmediği takdirde empati tamamlanmış sayılmaz.



Duyguların dili


Duygularımızı hem sözlü olarak hem de sözlü olmayan yollarla dile getiririz. Ancak, çok nadir duygularımızı kelimelere döker, daha çok başka yollarla ipuçları veririz. Başkasının ne hissettiğini sezebilmenin anahtarı ses tonu, jest ve mimikler, yüz ifadesi, değişik duruşları ve beden hareketleri gibi sözsüz ifadeleri okuyabilmektir (Goleman, 1995). Bebekler ve küçük çocuklar konuşabilene kadar kendilerini bu yolla ifade ederler. Anne, ya da bebeğin bakımını üstlenen kişiler onun ihtiyaçlarını vücut dilini okuyarak anlar ve karşılarlar.

Duygusal Zeka araştırmacısı, psikolog Dr. Goleman’a göre akılcı zihin sözcüklerle ifade bulur, duyguların tarzı ise sözsüzdür. Kişinin sözleri; ses tonu, el-kol hareketleri veya diğer sözsüz yollardan ifade edilenlerle çelişiyorsa, duygusal gerçek, aslen ne söylediğinde değil, nasıl söylediğinde saklıdır. Yapılan araştırmalar, duygusal mesajların yüzde doksanının hatta daha fazlasının sözsüz olduğunu göstermektedir. Bu durumda, insanların bize ilettikleri en önemli mesajları anlayabilmenin ve dünyayı başka bir kişinin bakış açısından görebilmenin yolunun, sözlü mesajların yanı sıra –hatta daha çok- sözsüz mesajları tanımak, anlamak ve yorumlamaktan geçtiğini söyleyebiliriz.


Diğer taraftan kişiye empatik tepki vermenin de başlıca iki yolu vardır. Yüz ifadesini, bedeni kullanarak onun anlaşıldığını göstermek ve sözlü olarak onu anladığınızı ifade etmek... Ancak en etkili yol bu ikisini birlikte kullanmaktır .

“Empati” tanımını iyi anlamak gerekir...


Başarılı iletişimin güçlü aracı “empati” yanlış anlamalara da açık bir kavramdır. Bu konuda üç genel yanlış anlama bulunmaktadır :


* Empati “iyi bir insan olmak” anlamına gelmez. Sadece iyi insan olmak adına düşünce ve duygularımızı karşımızdakine doğru ve açık bir şekilde anlatamıyorsak, bu durum başka insanların duygularını kendi duygularımız gibi benimseyip herkesi hoşnut etmeye çalışmak anlamına gelir - ki bu durum bir kabusu andırır ve hareket özgürlüğümüzü kısıtlar.

* Empati çoğu kez “sempati” ile karıştırılmaktadır. Aslında bu iki kavram birbirinden çok farklıdır. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onun hissettiği duyguların aynılarını hissederiz ve karşımızdaki kişinin ne düşündüğü ve hissettiğiyle ilgili örneğin, “ sınavı kazanmana sevindim”, “kitabını kaybetmene üzüldüm” gibi “ben” ve “benim” vurgusunu hissettiren kendi yorumumuzu ortaya koyarız. Yani sempati duyduğumuz kişiyi anlamamız ve kendimizi onun yerine koymamız şart değildir. Bunlar iyi niyetli yaklaşımlar olmasına rağmen karşı tarafı etkilemekte yetersiz kalır. Oysa ki empati kurduğumuzda karşımızdaki kişiyle aynı duyguları ve görüşleri paylaşmamız gerekmez, sadece onun duygularını anlamaya çalışırız. Diğer bir deyişle empatik cümleler “sen” vurgusunu taşır. Bu durumda sözlü ifadelerimiz “sınavı kazandığına seviniyor olmalısın”, “kitabı kaybettiğine üzülmüşsündür” gibi karşımızdaki kişiyi anladığımızı hissettirecektir.

* Empatik yaklaşım, karşıdaki kişinin duygu ve düşüncelerini koşulsuz olarak kabul etmek anlamına gelmez. Bu anlamda “empati kurmak” karşındakini anlamak ve anladığın şeye saygı duymak sürecidir.

“Anlayış sahibine yaşam kaynağıdır.”

Hz. Süleyman


Empati, empatiyi kuran kişi için de önemlidir. Empatik olmanın kişiye kazandırdıkları bazı avantajları şöyle sıralayabiliriz:

* Diğer insanlarla daha çok yardımlaşır ve bu yüzden de çevreleri tarafından daha çok özlenir ve sevilirler.

* Ne zaman ve ne kadar konuşmaları gerektiğini, ne zaman geri çekilip, ne zaman hamle yapabileceklerini iyi bilirler ve sonuç her iki tarafında yararına olur.

* Olayları ve insanları okur, sağlam veriler toplar, önemli detayları fark ederek hareketlerini uyarlar ve böylece maksimum etki yaratabilirler.

* Farklı insanlar karşısında ne tür strateji ve taktikler kullanabileceklerini bilirler ve bu yüzden özellikle iş ilişkilerinde başarılı olurlar.


Empati geliştirilebilir...



Empati ölçülebilen ve geliştirilebilen bir beceridir. İşte size empati becerinizi geliştirebilmeniz için birkaç öneri...


* İyi bir dinleyici olun ve sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin. Anladığınıza emin olmak için sorular sorun.

* Sadece kulaklarınızla değil bütün duyularınızla dinleyin. Beden dili ve ses tonlarından iletişim halinde olduğunuz insanların duygularını okumayı deneyin. Farkettiğiniz duyguya neyin sebep olabileceğini anlamaya çalışın.

* Karşınızdaki kişinin derisinin altına girmeyi ve dünyayı onun gözleriyle görmeyi deneyin. Başkalarının duygu ve düşüncelerine saygı duyun.

* İnsanların sözlü olarak ifade ettikleriyle, beden diliyle ortaya koydukları duygular arasındaki uyuşmazlıkları fark etmeye çalışın.

* İletişim konusunda yaşadığınız olumsuz deneyimleri tekrar gözden geçirerek benzer durumlarla karşılaşmamak için bu deneyimlerden nasıl faydalanabileceğinizi düşünün.

* Kitap okurken veya film seyrederken karakterlerin neler hissettiklerini ve neden böyle hissedebileceklerini düşünün. Siz olsaydınız ne yapardınız?




Kaynaklar

Goleman, D.,Boyatzis, R., Mc Kee A. Yeni Liderler, Çev. Filiz Nayır, Osman Deniztekin, Varlık Yayınları, 2003.
Goleman, D. Duygusal Zeka Neden IQ dan daha Önemlidir?, Çev. Banu Seçkin Yüksel, Varlık Yayınları, 1995.
Kasatura, İ. Heyecansal Kontrol, Altın Kitaplar, 2003
Stein, J. S., Book, H. E. EQ- Duygusal Zeka ve Başarının Sırrı, Çev. Müjde Işık, Özgür Yayınları, 2003.
Freedman et al. Handle with Care (Emotioal Intelligence Activity Book), Six Seconds, 1997/1998.


#7
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Nasıl Empati Kurabiliriz?




Empati başkaların inançlarını, arzularını ve özellikle de duygularını kendimizinkileri empoze etmeden anlayabilmek, başkalarını "okuyabilmek" anlamına gelir.

Dinleme ve empati diğer insanlarla ilişki kurma yolunda önemli meziyetlerdir.

Çoğumuz günün %70'ini iletişim kurarak geçiririz, bunun %45'i ise dinleyerek geçer.

Hepimiz dinlenilmek isteriz, görmezden gelinmek ya da yok farz edilmek küçük düşürücüdür.

Dinlemek karşıdaki kişinin sözcüklerini duymaktan daha öte bir şeydir. O kişinin vermek istediği mesajı, içinde bulunduğu durumu ve duygularını gerçekten anlamak ve kabul etmek anlamına gelir.

Empati insanın kendisini başkasının yerine koyarak onun hissettiklerini anlayabilmek ve benzer şekilde içimizde hissedebilmek anlamına gelir. Kızılderililerin de dediği gibi : "başkasının mokasenlerinde 1 mil yürümek".

Peki amaç nedir?

Karşımızdaki kişiyle ilgilendiğimizi ve onu anladığımızı gösterir, böylece bizimle konuşmaktan hoşlanır ve bize daha çok açılırlar.

Yanlış anladığımız bir durumda kişiye yanlış edindiğimiz izlenimleri düzeltme hakkını vermiş oluruz ve insanlar hakkında daha çok şey öğreniriz.

Diyaloğu duygusal açıdan daha önemli noktalara çekebiliriz.

Dinlerken konuşan kişinin olduğu gibi kabul edildiğini hissettirerek güvenini kazanır ve bize daha yakın hissetmesini sağlamış oluruz.

Sonuçta derin konulara girerek kişi duygularını açar ve kendisine yönelerek kendisini keşfeder. Bu anlamda da terapötik bir anlam kazanır

Anlayabildiğimiz için öfke ve iritasyonumuz da azalmış olur. Anlayabilmek affedebilmektir.

Önyargılarımız azalır, herkesin anlaşılabilir olduğunu fark ederiz.

Anlamlı, daha yardımcı ve samimi arkadaşlıklar kurarız
Bu yolda atılacak ilk adım iyi ve aktif bir dinleyici olabilmektir:

Aklınızda kalan yakın arkadaşlarınızı, öğretmenlerinizi ve aile fertlerini bir düşünün. Sizin üzerinizde etki bırakmış insanların kuvvetli dinleyiciler ve empati yeteneklerini geliştirebilen insanlar olduklarını fark edeceksiniz.

Maine Üniversitesi'nde bir araştırmacı olan Dr. Marisue Pickering'e göre empatik dinleyenlerin 4 özelliği aşağıdaki gibidir:

o Kendi duygularını ve fikirlerini diğerine yansıtmaya değil diğerine yönelmeye eğilimlidirler.
o Kendilerini korumaya ve defansif davranmaya çalışmazlar. Bu şekilde karşıdaki kişiye odaklanmak güçtür.
o Karşıdaki kişinin rollerini, bakış açılarını ve deneyimlerini hayal etmeye çalışırlar, kendi yaşantıları ile benzerlik kurmaya çalışmazlar.
o Bir eleştirmen gibi değil, bir alıcı gibi dinlerler. Bir uzlaşma ve anlaşma sağlamaya uğraşmazlar.

Bu da ilk olarak diğer kişiyi gerçekten merak etmeyi ikinci olarak ise dikkatli dinlemeyi engelleyen bir takım bariyerlerden uzak durmakla olur. Bu bariyerlere örnek vermek gerekirse:


o konuşanla kıyas içine girmek (kim daha akıllı?vs.)
o konuşmacının aklından geçenleri okumaya çalışmak (acaba aptal olduğumu mu düşünüyor vs.)
o karşıdaki konuşurken kendisinin bir sonraki adımda neler söyleyeceğini tahmin etmek
o konuşulanları ayıklayarak dinlemek
o söylemleri henüz tamamlanmadan yargılara varmak (örn: saçma, sıkıcı, aptalca vs.)
o kişi konuşurken hayallere dalıp başka şeyler düşünmek
o konuşanı dinlemek yerine kendi deneyimlerimizi hatırlamak
o konuşma tamamlanmadan vereceğimiz öğütleri planlamak
o konuşmayı karşılıklı tartışılması gereken entelektüel bir düzeye çekmeye çalışmak
o her zaman haklı olduğunuzu ve dinlemeye ihtiyacınızın olmadığını düşünmek
o sohbet ne zaman ciddi bir boyut alsa çabucak konu değiştirmek


Sürekli aktif bir dinleyici olmak kolay değildir, konsantrasyonumuzu ancak 15-20 dakika sürdürebiliriz. Zaman zaman dikkatimiz dağılabilir, ancak önemli olan konuya tekrar dönüp sorular sorarak netlik kazanmaktır.

Şu soruları sormamız gerekir: konuşan kişi kendisiyle ilgili ne düşünüp ne hissediyor? Dünyayı nasıl görüyor?

Ve son olarak sözcükleri olduğu kadar yüz ifadesi ve beden dilini de "dinlemeliyiz". Diğer bir deyişle satır aralarını da okumalıyız.

İyi bir dinleyici konuşan kişinin gözlerinin içine bakar, gülümseyerek destekler, yukarıda bahsedilen bariyerlerden uzak kalıp anlamaya çalışarak sırası geldiğinde kendi düşünce ve deneyimlerini de özgürce paylaşır.

İyice dinledikten sonraki ikinci adım empatik yanıttır:

İyi bir dinleyici anladığını belirtir tarzda uygun bir şekilde yanıt da vermelidir.

İşte bu yanıt empatidir. Üzgün olduğumuz zaman duygularımızı tarif etmek ve paylaşmak için empati kurabilen bir insanla konuşma ihtiyacı duyarız.buna göre empati kurabilen kişi karşısındakinin hareket ve koşullarına değil duygularına odaklanmalıdır.

Örneğin sevdiği kişiyi henüz kaybetmiş birisine "nerede oldu", ne zaman oldu ya da nasıl oldu gibi sorulardan ziyade "çok acı duyuyor olmalısın" "kendini yalnız hissediyor olmalısın" şeklinde yanıtlar verilebilir. Üzgün olduğumuz zaman sorunları çözmeden önce duygularımızla başa çıkabiliyor olmalıyız.

Karşınızdaki kişi size problemlerinin detaylarını anlatırken siz de kendinizi daha çok konuşmak ya da yorum yapmak zorundaymış gibi hissedebilirsiniz. Bu ilgilendiğinizi gösterebildiğiniz sürece yersiz bir kaygıdır. Birkaç kelime dahi buna yetecektir. Kişiye konuşmak için olduğu kadar düşünmesi için de zaman tanımalısınız. Sessizliği değerlendirmelisiniz.

Empatik yanıtın doğruluğu konuşan kişi yanıt verene kadar ölçülemez. Konuşan kişi daima haklıdır. Sizin yorumunuz tüm psikoloji kitaplarına göre doğru olabilir, ancak kişi sizin gözleminiz ya da yorumunuza katılmadığı zaman empati skorunuz da düşük olacaktır. Onu serbest bırakarak kendi içindeki kendi gerçeğini ve dolayısıyla sorunları çözmesi için kendi gücünü kullanabilmesini sağlayabilmelisiniz. Bu durum hem terapilerde hem de arkadaşlık ilişkilerinde geçerlidir.

Empati ile sempatiyi karıştırmamak gerekir. Sempati karşımızdaki kişinin olumsuz ve sıkıntı veren duygularını paylaşmaya odaklıdır. Empati ise herhangi belirli bir duygu ya da düşünceye yönelik değildir. Sempati aynı zamanda kişinin duygu, düşünce ya da inançlarına bir ölçüde katılmak ve onaylamayı da kapsar, empatide ise katılalım ya da katılmayalım önemli olan şey anlamaktır.

Empati kuran kişi karşısındaki kişinin dünyasının tamamına girebilirken, sempati duyan kişi sadece onayladığı ve katıldığı , kendisine de dokunan kısmı kadarına girebilir. Empatiyle yaklaşan kişinin verdiği yanıtlar da daha derin ve kapsamlı olacaktır.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı