İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Osmanlı Lügatı | Bölükbaşı-Birun ağaları-Başıbozuk-Başçavuş-Başkomutanlık-Baş Bölükbaşı-Baş Kapı Kethüdası-Bayraktar-Barutluk-Gülam-Evlad-ı Fatihan-Erkan-ı harp-Devşirme-Cemaat ortaları-Aman-Ak Alem-Ahkam Defteri

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 11 yanıt gönderildi

#11
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
:z30: Ahidname

Osmanlılar döneminde iki devlet arasında yada iki kumandan arasında yapılan antlaşmalara verilen addır. Bunlar şu yedi ana ilkeye göre düzenlenirdir.

1-Cenab-ı Hakk’a hamd-ü sena.

2-Hazret-i Peygamber’e selât ü selâm.

3-Ahdü peymanın büyüklüğü.

4-Muahedeye aykırı davranıştan çekilme.

5-
Antlaşmanın muhtevatını, önemini ayrıntılarıyla açıklama.

6-
Sözde durmanın gereği ve bunun aksinden çekinme.

7-Allah’tan, antlaşmaya sadakatte sebat etme dileği. Ahidnâmeler çeşitli dillerde kaleme alınırlardı.

:z30: Ahidname-i Hümayun

Osmanlılarda padişahlar tarafından verilen “hat”, ” ferman” anlamına kullanılan deyimdir. Menşei Abbasî ve Selçuklulara kadar dayanan “ahidname” geleneği Osmanlılarda da devam etmiş ve “ahidnâme-i hümâyûn” adıyla anılmıştır.

:z30: Çekdiri

Osmanlı döneminde, kürek ve yelkenle giden bir çeşit savaş gemisi. Bunlar savaşlardaki görevlerine ve büyüklüklerine göre sınıflandırılırdı. Başlıcaları şunlardı:

Kadırga: 25 çift kürekli, ince uzun bir çekdiridir. Boyu 56 zira (75- 90 cm. arasında değişen eski bir uzunluk ölçüsü), baş yüksekliği 11, kıç yüksekliği 18 karıştı. Her kürek 4 kişi tarafından çekilirdi. Baş tarafında 12 okkalık gülle âlân bir top ve bunun yanlarında biraz daha küçük kolonborna denilen iki top bulunurdu. Mürettebatın 35′i gemici, 196’sı kürekçi, 100′ü savaşçı, 331 kişi idi.

Kadırgalar, savaş gemileri olmasına rağmen bazen daha büyükleri de yapılırdı. Bunların 26 çift kürekli olanına mavna, 26-36 çift kürekli olanlarına bastarda denilirdi.

Mavnanın boyu 65 zira, baş yüksekliği 12,5, kıç yüksekliği 20 karış olurdu. Mavnanın mürettebatı 45′i gemici, 30′u topçu, 150’si muharip 372’si kürekçi olmak üzere 597 kişiydi.

Bastarda: Boyu 56-72 zira idi. Diğer ölçüleri de o oranda yapılırdı. Küreklerini mavnada olduğu gibi yedişer kişi çekerdi. Bu sınıfın en büyük tipi olan 36 çift küreküsine, Kaptan Paşa’ya ait olduğu için “Paşa bastardası” denirdi.

Bu üç sınıf gemide birer filika bulunurdu. Kaptan Paşa’ya ait Paşa bastardası gibi aynı özenle yapılmış diğer bir bastarda daha kullanılırdı. Buna da “Hünkâr Gemisi” denirdi. Bu gemi Serdar sıfatıyla donanmaya refaket eden vezire tahsis edilirdi.

:z30: Çarhacı

Yürüyüş halindeki ordunun öncülüğü görevini yapanlar hakkında kullanılan bir tabirdir. Bunlar ordunun en seçkin grubunu meydana getirirler. Süvari olan Çarhacıların sayısı dört-beş bindi. Bunların âmiri “Çarhacıbaşı” idi.

:z30: Çarhı Felek

Eski seferlerde, özellikle kale kuşatmalarında kullanılan bir tür siper. Çam ağacından yapılan bu siperlere o dönemde kullanılan toplar tesirli olamazdı. Kaleyi kuşatanlar, bu siperler sayesinde her hangi bir zarardan korundukları gibi basan elde edilmesi yönünden de fayda sağlarlardı. Bu siperlere Çarh-ı felek adının verilmesi kat kat daire şeklinde, yanarken çark gibi dönerek ateş saçan bir tür fişeğe benzemesindendir.

:z30: Amedi

Yeniçeri Ocağı’yla, sonraları askerlik dairelerinde erler için tutulan defterler hakkında kullanılan bir tabirdir .Bölük, tabur veya alaya alman askerin künyesi yazılırken yanma âmedî işareti konulur, karşılığına nereden geldiği ve tarihi yazılırdı. Terfi ettiği veya başka bir yere nakil olunduğu zaman künyesine gitti anlamında reftî işareti konur ve karşılığına nereye gittiği ve tarihi kaydedilirdi. Gidip gelme anlamında fimedtt şüd tabiri kullanılırdı. Âmedî, reftî tabirleri Osmanlı saltanatının sonuna kadar tutulmuş olan askerî künye defterlerinde kullanılmıştır.

Ayrıca Vükela Meclisi müzarekerelerini idareye ve sarayla cereyan eden yazı islerini yürütmeye yetkili olan memura da Âmedî adı verilirdi. Aym kişi için âmedci tabiri de kullanılırdı. Osmalı saltanatının sonuna kadar devam eden bu vazife için Âmed-i Divan-ı Hümâyûn mührü kullanılmıştır. Mecliste âmedî kalemi memurlarından biri istenilen kağıtları okur ve Meclis’in zabtım tutardı. Zabıt ertesi Meclis’te imzalanırdı. İmzalı zabıt âmedî odasında kalır, sureti çıkartılarak, mühürlenir ve Mektubî Kalemine gönderilirdi. Mektubî Kalemi zabtı ait olduğu yere tebliğ ederdi.

:z30: Kalyon

Birden fazla güvertesi olan ve yelkenle kullanılan büyük savaş gemisi.

Kalyonların, karaka, barca, karavelâ, burton gibi çeşitleri vardır. Osmanlı Donanması’nda kalyonlar ilk olarak II. Bayezid döneminde kullanılmıştır. O dönemde kalyonlara (göğe) deniliyordu. Kanunî döneminde, bin beşyüz ile ikibin tonilâto arasında yük taşıyan “baraka” türünden büyük gemiler kullanılmıştır. Bu gemiler, kürekle de hareket ettirilmesine rağmen genellikle yelkenle kullanıldığından savaş sırasında, rüzgâr olmadığı zaman elverişli değillerdi. Bu sebeple savaşlarda kadırgalar tercih edilir, kalyonlar deniz ticaretlerinde kullanılırdı.

:z30: Bac

Türkçe’de genel olarak vergi ve resim karşılığı olarak kullanılır. Tarih metinlerinde malî deyim olarak vergilerden bahsedilirken, bunlara bâc denildiği görülmektedir.

Osmanlı kanunlarında bâc deyimine sık sık rastlanır. Memleket yollan üzerinden geçen yahut memlekette kalmak üzere gelen mallardan alınan gümrük resminin adı bâc-ı büzürg’dür. Fatih Kanunnâmesi’nde bu genel anlamından başka, şehirlere mahsus alım-satım vergisi anlamına kullanıldığı da görülmektedir. Süleyman Kanunnâmesi’nde de bu anlamdadır ve buna ait bazı maddeler olduğu gibi Fatih Kanunnâmesi’nden alınmıştır. Bununla beraber Süleyman Kanunnâmesinde daha başka ve aynı hükümler de vardır.

Bâc-ı bazar, bâc-ı ağnam, bâc-ı tamga, hayvanlardan alınan resim anlamına bâc-ı kirtil, yolculardan alınan resim hakkında bâc-ı sevendegan, yabancı memleketlere götürülen mallardan alınan bâc-ı ubûr , Bâc-ı mizâdet, bâc payı gibi birleşik deyimlerde kelimenin genel anlamda kullanıldığı açıktır.

:z30: Bacı Ubür

Osmanlı İmparatorluğu’nda,yabana bir ülkeden getirilerek başka bir ülkeye giden imparatorluk yollarından geçirilen emtiadan alınan vergidir. “Mürûriyye” olarak da adlandırılırdı.

:z30: Buyruldı

Emretmek, ferman etmek, hükmeylemek manalarına gelen “buyurmak” mastarından alınan buyruldı tabiri Osmanlılarda vezir ve beylerbeyiler tarafından bir işin ne şekilde yapılacağı hakkında yare’sen ya da bir muamele üzerine derkenar suretiyle verilen talimatın adıdır. Herhangi bir iş hakkında “Şöyle yapılması emrolundu”yerine “Şöyle yapmak buyruldı”, “Babıâli’ye takdime müsareat edesiz deyu buyruldı”gibi emirlerin sonuna gelen bu özel tabirden dolayı veziriazam, vezir ve beylerbeyilerin emirnamelerine buyruldı denilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun sonuna kadar sadrazamların yare’sen ya da bir muamele dolayısı ile mektubî kaleminden yazılan kâğıtlara buyruldı-ı sâmi adı verilmiştir.

:z30: Biti ( Bitik )

Osmanlılarda ferman, mektup ve berat karşılığı olarak kullanılan bir tabirdir. Biti tabirine XIV.-XV. yüzyıllara ait belgelerde rastlanmaktadır. II. Murat ve Sultan Fatih Mehmet’in verdikleri beratlarda Biti ferman ve nişan yerine kullanılmıştır. Arşiv vesikalarında Biti tabirinin Sultan Kanunî Süleyman zamanına kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.

:z30: Bayrak

Bir devletin veya milletin ayırt edici sembolüdür. Çeşitli bayraklar vardır. Bunlar Bandıra, Flama, Gidon, Flandra, Fors, Sancak’tır. Bandıra yabancı gemilerin kullandığı bayrak, Flama üçgen şeklinde olan ve genellikle işaret için kullanılan küçük bayrak, Gidon ucum kenarı çatallı flama, Flandra beylik gemilerin orta direğinin şapkasına çekilen millî renklerde şeride benzer, ince ve uzun bayrak, Fors millî bayrağın renk ve karakteri esas alınarak mevki ve rütbelere göre üzerine özel işaretler konulan, cumhurbaşkanı ile general ve amirallere mahsus bayraklara denir. Sancak ise Osmanlı Devleti’nde hükümdara mahsus şahsî bayrağa verilen addır.

:z30: Azil

Görevlinin, yetkili makam tarafından görevine son verilmesidir. Tayin ve azil ayni olmakla beraber birbirine karşıt sonuçlar doğurur. Biri görev verir, diğeri görevden alır. Bu bakımdan azil yetkisinin tayin eden makamda bulunması tabiidir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yüksek idarecileri arasında sıkça rastlanan azil, devlet düzeni yönünden önemli bir hatayı gerektiren suçlarda uygulanmıştır. Azl ile birlikte azlolunanın hayatına da son verilebilirdi.

:z30: Ayak Divanı

Olağanüstü durumlarda ve padişahın huzurunda kurulan divan. Meclis demek olan divanda padişahtan başka kimsenin oturmayıp ayakta durarak işin hemen bir karara bağlanması bu adın verilmesine sebep olmuştur. Saraydaki ayak divanlarında, padişahın oturduğu taht Topkapı Sarayı’nda Babüssaade adı verilen kapının önünde kurulurdu.

Sadrazamlar da ayak divanına başkanlık ederlerdi. Fakat sadrazamların ayak divanları genellikle savaş zamanı ordugahta olurdu.

Tanzimat’tan sonra bu çeşit divanlar kaldırılmıştır.

:z30: Avarız


Olağanüstü durum ve özellikle savaş sebebiyle alınan vergi. Osmanlılar tarafından ilk defa hangi tarihte ortaya çıkarıldığı bilinmemekle beraber Sultan Fatih Mehmet devrine ait kayıtlarda bu vergiye rastlanmaktadır.

Başlangıçta “Hudûs-i avarız” denilen bu vergi daha sonraları “Avârız-ı divaniyye” adıyla örfi vergiler arasına girmiştir. Buna “Avarız akçesi” de denirdi.

Lütfî Paşa, “Âsafnâme” adlı eserinde avarızın dört-beş yılda bir, para olarak alınan bir vergi olduğunu yazmaktadır. Bu vergi XVI. yüzyıl ortalarında orduya alınacak peksimet bedeli olmak üzere adam başına yirmi akçe olarak tespit edilmişti. Avarız, ihtiyaca göre çeşitli olduğu için avarız haneleri denilen vergi birliklerini gösterir bir defter hazırlanır, vilayetlerdeki kadılara yollanırdı.

Avarız vergisi Tanzimat’tan bir süre sonra kaldırılmıştır.


:z30: Arşın


Metrenin resmen kabulüne kadar kullanılmış olan ölçülerden birinin adı idi. Bu makamda “Zira” tâbiri de kullanılırdı. O zamanlar metreye “Zirâ-ı aşari” denirdi.

Türkiye’de yakın tarihe kadar kullanılmış olan arşın, üç çeşittir. Çarşı arşım 68 cm. olup kumaş ve benzerini ölçmek için kullanılır. Sekizde birine Urub, onaltıda birine de Kerah adı verilir.

78.8 cm. uzunluğunda olan mimar arşını, III.Selim zamanında değişikliğe uğradığından abanoz ağacından bir arşın yaptırıldı ve bu arşın esas alındı. Yarım arşına “Kadem” denir. Bu yeni arşın, 1869 tarihinde metre karşılığı olarak kabul edildi. Tanzimat’tan sonra, bu çeşitli arşınlar ve yabancı uzunluk ölçülerinin karışıklığa sebep olması üzerine resmî muamelelerde yem arşın kabul edildi. Türkiye’de 26 Mart 1931 tarihinde çıkan 1782 sayılı kanunla “metre” sistemi kabul edildi ve bu sistem 1933 tarihinden sonra uygulanmaya başlandı.

:z30: Arpalık

Osmanlı Devleti’nde memurlara bir çeşit ek ödenek ve azil, yahut emekli edilen mülkî ve ilmî memurlara mazuliyet ve emeklilik maaşı hakkında kullanılan bir tâbirdir.

Arpalık, zeamet ve tımar gibi kayda tâbi olmayıp muhtelif kişilere verilebilirdi. Meselâ sadaretten azil veya emekli edilen vezirlere, harpte yararlılık gösterenlere, eşkıya takibine memur edilenlere ve buna benzer hizmetlerde görev yapanlara bir veya çeşitli “sancak” arpalık olarak verilirdi.

Arpalık, ilim adamlarına yılda en çok 70.000 akçe, Yeniçeri Ağası’na 58.000 akçe, saray mensuplarına ise 19.999 akçe olarak tespit edilirdi. Bu usul birçok yolsuzluklara yol açması üzerine XVIII. yüzyılda kaldırıldı.

Konu Hale tarafından 15 Ağustos 2015 Cumartesi - 21:47 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#12
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı