İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Kurtuluştan Teslimiyete | Özcan Yeniçeri - İnceleme, Araştırma..

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...


KURTULUŞTAN TESLİMİYETE...

Resmi ekleyen


Vatan ve millet aşkı...

MUSTAFA Kemal ve silah arkadaşları, 19 Mayıs’ta Samsun’daki karargâhta başlattıkları şanlı mücadeleyle Türk’ün makus talihini yenip vatanı kurtarmıştı.

Avrupa Birliği aşkı...

Ata’nın vatanı emanet ettiği bazı gençler ise üstelik de bir Cumhuriyet Bayramı’nda, 29 Ekim 2004’te egemenliği AB’ye devreden imzayı törenle atmıştı.

Binlerce şehidin kanı ve Atatürk’ün eşsiz mücadelesiyle kazanılan bağımsızlık, bir imzayla AB’ye teslim edildi!..

Şanlı direnişin başlangıcı

Esarete, işgale, düşman çizmesi ve ecnebi yönetimine karşı bir milletin topyekün direnişinin başlangıç tarihidir 19 Mayıs... Tarihi bir milletin talihsiz ihanete verdiği cevaptır. Mustafa Kemal Paşa’nın ezik ve yenik yüreklerde yaktığı bağımsızlık ateşinin adıdır.


Ölümüne mücadele ve zafer

TÜrk milleti Ön Asya’daki bağımsızlığını, egemenliğini ve onurunu bu direnişle sağlamıştır. Zamanın büyük devletlerini küçülten zaferler böyle elde edilmiştir. 19 Mayıs; bağımsızlık ve egemenlik bilincinin yerleşmesi için milli bayram olarak kutlanır.


Bugün ise ilkeler değişti!


Ancak gelinen aşamada, 19 Mayıs kazanımları önemsizleştirildi ve kaybedildi. Yeni ilke şu: “Bağımsızlık küresel gerçeklerle uyuşmamaktadır. Türkiye’yi AB’ye tam üyelik kurtaracaktır! AB bir mucizedir, Türkiye onsuz yapamaz!”



Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ’nin “89. yıldönümünde 19 Mayıs analizi”

Kurtuluştan teslimiyete 89. yılında 19 Mayıs

Bağımsızlık duygusunun önemsizleştiği, egemenliğin eski bir hikâye olarak algılandığı ve özgürlüğün önemsenmediği bir yerde 19 Mayıs’ın ruhuna uygun kutlanmasından bahsetmek mümkün değildir.

Esarete, işgale, düşman çizmesine, yabancı askerine ve ecnebi yönetimine karşı bir milletin topyekün direnişinin başlangıç tarihi 19 Mayıstır. Daha doğrusu Tarihi bir milletin talihsiz bir ihanete karşı verdiği cevaptır. Her türden yoksunluk ve yoksulluk içinde milli onur ve namusu için ayağa kalkan bir milletin direnişe başladığı gündür. Mustafa Kemal’in ezik ve yenik yüreklerde yaktığı bağımsızlık ateşinin adıdır.

Türk Milleti Ön Asya’daki bağımsızlığını, egemenliğini ve onurunu bu direnişle sağlamıştır. Zamanın büyük devletlerini küçülten zaferler de böyle elde edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti bu direniş ve ölümüne mücadelenin sonucunda kurulmuştur.

Atatürk, “biz kurduk, siz yaşatacaksınız!” diyerek Türk Milletinin Bağımsızlık ve Özgürlüğünü Türk gençliğine emanet etmiştir. Sonuçta 19 Mayıs, gençlerdeki özgürlük, bağımsızlık ve egemenlik bilincinin yerleşmesi amacıyla milli bir bayram olarak kutlanmaktadır.

Bayramlar Folklorik ve Etnografik Figürler Değildir!

Bağımsızlık duygusunun önemsizleştiği, egemenliğin eski bir hikâye olarak algılandığı ve özgürlüğün önemsenmediği bir yerde 19 Mayısın ruhuna uygun kutlamasından bahsetmek mümkün değildir. Sokakların büyük bayrak ve Atatürk resmi ile donatılması 19 Mayısların ruhuna uygun kutlanması anlamına gelmez. Kaldı ki çoğu kez fizik görüntüler ruhi çöküntüleri kapatmak için kullanılmaktadır.

Üzülerek belirtmek gerekir ki, son zamanlarda İstiklal Savaşı ve onun kahraman komutanlarının yaptıklarını küçümseyen ve önemsizleştirmeye çalışan büyük kampanyalar yürütülmektedir.

Bu ülkenin medyasında, siyasetinde ve bilim dünyası insan hakları, demokrasi ve ifade özgürlüğü gibi kavramlar gerekçe gösterilerek Türkiye milli devleti hırpalanmaya çalışılmaktadır.


Bu Nasıl Bayram Kutlamasıdır!


Milli yani ulusalı tehdit gör, Türk kavramını kullanmaktan kaçın, Milliyetçiliği günah keçisi ilan et, Türk Milleti kavramını “etnik bir gruba” indirge ve sonra da Milli Bayram kutlamaya kalk!
Bu nasıl içi boş anlayıştır?

Bağımsızlığı, egemenliği, milli devleti modası geçmiş kavramlar olarak nitelendir, sonra da bayramlarda ülkenin bağımsızlığından ve devletin tekliğinden bahset! Ötekileştirip ötekileştirmeden, ayırıp ayrımcılıktan, gerip gerilimden, haksızlık yapıp haksızlıktan kimsenin söz etme hakkı yoktur.

Bayramlar özü itibarıyla barış, birlik ve bir arada yaşama bilincine katkı sağlamak için vardır. Ayrımcılık, bölücülük ve meydan okumak için bayrama ihtiyaç yoktur. Son zamanlarda Türkiye’de milli ve dini bayramlar; bayramın ruhuna uygun bir biçimde kutlanamamaktadır. Bayram geldiğinde milletin de yüreği ağzına gelmektedir. Baharın uyanış bayramı olan Nevruz’un, Emekçi Bayramı olarak kabul edilen Bir Mayıs’ın kutlanma biçimi herşeyi anlatmaktadır.

Milli Bayramlarda Milli Olmayan Hırslar İkram Edilmektedir!


Cumhuriyet Bayramları laiklik ve anti laiklik düzleminde tartışma ve konuşmalara sahne olmaktadır. Ülkenin ve cumhuriyetin geleceğine yönelik herhangi bir stratejiden, yaklaşımdan ya da müjdeden bahseden bir konuşmaya bu bayramlarda tesadüf edemezsiniz. İnsanların coşkuyla kutlamaları gereken böyle bir bayrama her zaman kaygı ve kötümserlik iklimi egemen olmaktadır.

Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramları bile İktidar ile Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanının ayrı ayrı yönlere baktığı kutlamalara sahne olmaktadır. Sokaklarda Dünyanın çocukları şenlik yaparken, Ata’nın huzurundakiler arasında gerilim, uzlaşmazlık ve somurtkanlık hâkim olmaktadır. Herkes bir başka yana bakacaksa niçin bayram yapmak için tören alanına gidilir ki? Her milli bayramda, milli hırs ürünü siyaset halka ikram edilmektedir!

19 Mayıs, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının ise çok özel bir anlamı olmalıdır. O gün bir başlangıçtır. Onurlu, bağımsız, egemen bir millet olarak işgal altındaki bir halkın kendi liderlerinin önderliğinde örgütlenerek kaderine el koymaya karar verdiği bir anı yansıtır. Bu sayede işgal kuvvetlerinin Anadolu’yu boşaltması sağlanmış, ezan sesleri gök kubbede özgür kalabilmiştir.

Ancak gelinen aşama 19 Mayısın kazanımlarının büyük ölçüde önemsizleştirildiği ve kaybedildiği bir aşama olmuştur. 19 Mayıs’ın dayandığı ilkeler ve değerler izansız ve insafsız bir biçimde horlanmış ve ezilmiştir.

19 Mayıs İradesinin Dayandığı İlkeler!

Bu ilkeler Misak-ı Milli, Amasya Tamimi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresiyle belirlenmiş; İnönü, Dumlupınar, Sakarya ve Başkumandanlık Taarruzuyla da hayata geçirilmiştir:

1. “Vatanın tamamı, milletin istiklâli tehlikededir”. “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”.

Bu ilke gelinen aşamada şöyle bir dönüşüme uğramıştır: “Bağımsızlık küresel gerçeklerle uyuşmamaktadır. Türkiye’yi AB’ye tam üyelik kurtaracaktır!”. “AB bir mucizedir, Türkiye onsuz yapamaz”.

2. “Vatan bir bütündür parçalanamaz”.


Gelinen aşamada
Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda yapmak suç olmaktan çıkmıştır. Parlamentodaki bazı milletvekilleri ayrılma, federasyon ve konfedarasyon tartışması yapmakta ve bunu savunmaktadırlar.

3. “Millet her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, top yekün kendisini savunacak ve direnecektir”.

Günümüz Türkiye’si her türlü yabancının ülkenin en önemli ve stratejik kuruluşlarını satın alması ve yönetmesini yasallaştırılmıştır. Askeri işgal hariç her türlü ekonomik, sosyal ve kültürel işgal memnuniyetle karşılanır hale gelmiştir. Yabancıya stratejik yörelerdeki toprak ve mülk satışı inatla sürdürülmektedir.

4. “Manda ve himaye kabul edilemez”.

Bu ilke de
özellikle AB ve ABD ile olan ilişkilerde onlara adeta “himaye etmeseniz de biz sizin mandanız altına girmeye hazırız” a dönüşmüş bulunmaktadır.

5. “Yabancılara içtimai muvazeneyi bozucu imtiyazlar verilemez”.

Mevcut iktidarın bu konudaki anlayışı da ilginç bir içerik kazanmıştır. Onlara göre yabancıya açılmayacak hiçbir milli stratejik değer yoktur. Bu hususta yerli yabancı ayrımı yapmak yanlıştır. Yabancıya toprak ve milli işletmelerin satışı, azınlıklara ise vakıf ve diğer ayrıcalık sayılabilecek onlarca düzenleme yapılmıştır.

Vakıflar’la ilgili Başbakan Erdoğan’ın TBMM AKP Grubu’nda 12 Şubat 2008 günü yaptığı konuşmada Batı Trakya’daki Türklerin vakıflarına Yunanistan’ın uyguladığı rejim dikkate alınmadan tek taraflı olarak yabancı vakıflarıyla ilgili düzenleme yapılacağını söyler. Başbakan şunları ifade etmiştir: “Vakıf olayı (...) devletten devlete bir mahsuplaşma olayı değildir. (...) Eğer devletten devlete bir mahsuplaşma olayı olmuş olsa, karşımdaki ne yaptı, ben de ona göre ne yapayım diyebiliriz. Ama insana ait veya herhangi bir vakfa ait bir olay nedeniyle bizim bir mahsuplaşma veya bir mütekabiliyet arama anlayışımızı ben doğru bulmuyorum. Ve bunun istismarını da doğru bulmuyorum. Bunun üzerinden siyaset yapmayı da doğru bulmuyorum. Biz bu noktada tarihte nasıl örnek olmuşsak, aynen ecdadımızın torunları olarak yine biz örnek olmaya devam etmeliyiz diyorum” . Çıkarılan Vakıflar yasası tamı tamına yabancılara sosyal dengeyi bozucu imtiyaz kimliğinde olmuştur.

6. “Hattı Müdafaa yoktur Sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her yanı vatandaş kanını ile sulamadan terk edilemez”.

Bu stratejik ilkede vatan, millet ve vatansever kavramları içeriksizleştirilerek anlamsız hale getirilmiştir.


7.
“Ne mutlu Türküm Diyene”.


Atatürk’ün bu sözü yoksul ve güdümlü kişiler tarafından maksadına aykırı bir biçimde kullanılma gayreti içine girilmiştir.

On Dokuz Mayıs’ı anlamlı kılan yukarıda bir kısmını saydığımız ilkelerdir. Bu ilkeleri yok sayan bir anlayışla yapılan on dokuz mayıs kutlamaları ancak bir folklorik gösteri olmadan ileriye gitmeyecektir.

AKP İktidarı ve Ondokuz Mayıs Ruhu

Burası Atatürk’ün “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek Türk Milletinin önüne düşüp kurtuluş savaşı verdiği bir ülkedir. Bu ülkenin bugünkü iktidarı, hazırladığı Anayasa Taslağını kendi halkına sunmadan önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’la, sonra da ABD’ye taşıyarak oradaki bir takım mihrakların onayına sunuyor.

Bir başka gelişmede “Yargı Reform Strateji Taslağı” yla ilgili olarak yaşanıyor. Medyaya yansıyan haberlere göre, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’e “Yargı Reformu Strateji Taslağı” nı sunmuş. Yargıtay Başkanvekili Osman Şirin ise buna tepki göstererek, “Anılan hazırlıkların, Yargıtay’ın bilgi ve görüşü alınmadan ve diğer yüksek mahkemelerin görüşlerine de başvurulma gereği duyulmadan şekillendirilmesi ve AB Sorumlu Komiserine sunulması şaşırtıcıdır” demiş. Şirin, Bakan’a hitaben yazdığı yazıda şu görüşlere yer vermiş: “Adalet Bakanlığının AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn’e tevdi eylediği belirtilen ’Yargı Reformu Strateji Taslağı’nın resmi yazışma ile temin edilerek, komisyon başkanlığımızın bilgilendirilmesini Türk yargısı ve yargı erkinin geleceği adına saygıyla arz ederim”.

Acaba bu durumda “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” demek mümkün müdür? Egemenlik kayıtlı ve şartlı olarak milletindir bile denilemez. Çünkü gelişmelerden egemenliğin kayıtsız şartsız AB’nin olduğu sonucu ortaya çıkıyor!

Eğer durum böyleyse bu ülkede “milli egemenlik” ve “milli irade” bilinci için kutlanılan bayramların herhangi bir anlamından söz edilebilir mi?

Bağımsızlık ve İç İşlerine Karışmama Sorunu!



Barnett, ABD perspektifinden bağımsızlığın ne anlama geldiğini şöyle açıklar: “Bu yüzyılda tehlikeyi tanımlayan şey bağlantısızlıktır. Bağlantısızlık, bütün toplumu küresel toplumdan yalıtık ve kendi diktatoryal denetimlerinin altında tutan kötü aktörlerin palazlanmasına, ya da başarısız olan devletler durumunda görüldüğü gibi tehlikeli ulus-aşırı aktörlerin sonuçta ortaya çıkan kaosu kendi lehlerine kullanmasına imkân verir. Bağlantısızlığın sona erdirilmesi, çağımızın ve istemediği halde bağlantısızlıktan mustarip olan kişilerin neden olduğu ahlaki sorumluluğun gerektirdiği belirleyici güvenlik görevidir. En az bunun kadar önemli olan bir diğer nokta da, küreselleşmenin bağlantılılığı genişletirken, tüm gezegene barışı ve refahı da yaymamızdır”. Küreselleşme, ABD’nin bağımlılık ve küresel sisteme entegre projesidir. BOP’da bunun Ortadoğu’daki ayağıdır. Bu projenin eşbaşkanı olduğunu ise Sayın Erdoğan söylemiştir.

AB, Resmen “İç İşlerinize Karışırız” Diyor!

Lagendijk, “Türkiye’nin AB üyeliği birçok şeyi değiştirecektir... AB kurucu anlaşmalarının yedinci maddesi, demokratik temel hak ve hürriyetler konusundadır. Hürriyetlerin çiğnendiği hallerde üyeliğin askıya alınabileceğini öngörür. Bu süreç aday ülkeler için de geçerli. Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Konu ’dışarıdan müdahale’değil AB’nin iç meselesidir”. Durum son derece açık değil midir? Hangi konunun AB’nin “iç meselesi” olduğuna Lajendik gibiler karar vermektedir.

Lagendijk’in “iç işlerinize karışırız” vb. sözlerine Başbakan Erdoğan, “Başta AB olmak üzere Dünya ülkelerinin Türkiye’de yaşanan olaylara kayıtsız kalmasının beklenemeyeceğini” söylemiştir. Başbakan, “Bazı siyasetçiler Türkiye’den dünyaya ne yazık ki yanlış fotoğraflar yansıtıyor. Olup bitenleri çağdaş dünya görmeyecek, uluslar arası toplum fark etmeyecek sanıyorlar... Dünya ülkelerinin de Türkiye’ye kayıtsız kalması beklenemez” demiştir. Türkiye’nin Başbakanı, bu sözleriyle yabancıların müdahalelerini makul ve meşru gördüğünü söylemektedir. TBMM Dış ilişkiler Komisyonu Başkanı Murat Mercan ise “AB iradesi, Türkiye’nin iradesidir. Hükümet, bu iradeyi paylaşmış, gereğini de yapmıştır” demektedir.


DEVAM EDECEK


Özcan YENİÇERİ - İnceleme-Araştırma


#2
oktaytunçbilek

oktaytunçbilek

    KD ™ Dost

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.228 İleti
  • Gender:Male
  • Location:idareci,yönetici
Gerçekten size yakışan çok anlamlı bir paylaşımda bulunmuşsunuz sema hanım.emeginize saglık sagolunuz. :beach:

#3
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
çok anlamlı bir araştırma emeğinize sağlık paylaşım içinde teşekkürler

#4
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Sevgili oktaytunçbilek ve Esesli yorumlarınız için teşekkür ederim :M.Karaman:

#5
ezelturk

ezelturk

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Dost
  • 15 İleti
sabırsızlıkla bekliyorum hesap gününü




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı