İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Kadının Evrensel Gizemi | Dişilik Öğesi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1
zeynep

zeynep

    asena öldü yaşasın zeynep

  • Özel Dost
  • 861 İleti
  • Gender:Female
Kadının Evrensel Gizemi


Uzun süredir gezegenimizde eril ve dişil enerjilerin kullanımı konusunda büyük sorunlar yaşanıyor. Her iki cinste evrensel tamamlayıcılık, Yin-Yang dengelerini unutmuş olduklarından kaotik sorunlar bitip tükenmek bilmiyor.

Alan Wattts bu konuda diyor ki: “Çağdaş kadının sorunu daha farklı. Kadının içinde güçlü bir erkeksi öğe vardır. Gerçek tehlike onu bastırmasında değil, onun tarafından ele geçirilmesinde yatıyor. Çünkü günümüzde cinsler arası iletişim kopukluğunun sonucu, tahmin edileceği gibi, erkeklerin giderek daha erkeksi, kadınların da giderek daha kadınsı olmaları değildir. İkisi de farklı yönlerde cinssiz olmaya doğru bir eğilim gösteriyor. Erkek, kadınlıktan gerçek anlamda yararlanmayınca, kadınlar da kendi öz yeteneklerini unutuyor; erkekleri dışlayarak birbirlerinin dostluğuna sığınıyorlar, bu; ancak yaşamını erkeklerle ve çocukları sayesinde sürdürenlerin başarabileceği bir şey.

Sonuç; Kadınlar arasındaki erkeksi eğilimler (kabaca yanlış anlaşılan) feminizm, entelektüelliğe duyulan eğilim, iş alanında ve sıkı briç oyunlarında erkeklerle rekabet, golf, viski ve purolarla donatılmış kokteyl partileri zihniyeti. Böylece iki cins de sahte bir erkeksiliğe doğru sürükleniyor, doğrusu erkeklerdeki duygu kopukluğu aranacak tek suçludur aslında; duyguların olmaması da yalnızca kişinin kendi tanrı ve ilahlarının olmadığı anlamına gelir. Bilinçli akıl baskın çıkınca, tüm değerler kesin olarak “pratik” ve entelektüel hale gelir ve bu arada duygu sadece bir duyuma indirgenir. Bununla birlikte, pratik ve entelektüel kült, olmaya çalıştığı şey olsaydı, o denli kötü bir hale gelmeyecekti. Ama kadınlar bu yeni duyum içinde pratik olmaya çabaladıkları zaman, geçmişte erkeklerin ayaklarını yerden kesemeyen, onların evlerine ve çocuklarına karşı sorumluluklarının farkına vardıran, doğuştan gelme mantıklarını yitirirler.

Gerçekte, buna ‘bilinçaltındaki akıl dışı öğe’ adı verilir; oysa aslında çılgın olan akıl denilen şeyin ta kendisidir. Hatta aklın kendisinde değil, bilinçtedir; aklın ne olması gerektiğini gösteren zihinsel idea ’da, daha doğrusu duyguları ve fiziksel varlığın istemlerini dışlayan bir matematiksel işlemdedir. İşin tuhaf yanı, böylesi davranışlar hiçbir zaman istenilen sonucu vermiyor; hem artık gerçek kadınların bir şeyleri arayan ve evlerini ihmal eden kadınlardan çok daha zeki bir şekilde edebiyat, müzik, güzel sanatlar din ve öteki kültürel olaylardan konuşmaları da olağandışı bir şey değil.


Dişilik Öğesi


Uygarlığımız neredeyse dişilik öğesinin gölgesinde kalmaktan acı çekiyor gibidir, bunun öz-bilinçlilikle çakışması da bir rastlantı değil. Tüm geleneklerde yaşamın bilinemeyen, gizemli, karanlık yüzü daima dişidir. Onun en yüce simgesi sudur, çünkü su yaşamın başladığı yerde gizemli derinlerden çıkar, edilgenliği ve derinliği yüzünden her zaman dişilikle özdeşleştirilmiştir. Dolayısıyla Lao-Tzu’nun şu sözlerinin bizim için özel bir anlamı var.

Eril olanı tanıyan ama dişiliğe bağlı kalan kişi
Bütün dünyanın ona doğru aktığı bir kanal olacaktır.
En iyi asker cengaver olmayan,
En iyi savaşçı vahşice davranmayan,
En iyi fatih savaşa katılmayan,
En iyi işveren kendini işçilerin altında görendir;
İddialı olmamak erdemi denir buna;
Göklerin eşliğinde üstünlük kurmak denir buna.


Akıllı her kadın yoluna çıkan şeylerde iddialı olmama erdemini bilir, çünkü en yüce iyilik su gibidir. Tüm varlıklara iyiliği dokunur, tutkuya yer vermez. Ötekilerin aşağı gördüğü yerlerde kalır. O yüzden TAO’ya yakındır. Kesilince kişide iz bırakmaz çünkü daima üretkendir, kavradığımız anda elimizden kayıp gider. Onu ancak iki elimizi bir kase gibi bitiştirdiğimiz zaman tutabiliriz.

Görüldüğü gibi su, yaşamın bir avuç kabullenilişi, hiddet kılıcının simgedir. Aynı zamanda kase dişil bir simgedir, Lao-Tzu bu konuda şöyle der:

Çanaklarda biçimlenir kil,
Ve biz kili çanak gibi kullanırız.
Hiçbir şeyin varolmadığı boşluk olduğu için
Bir evin duvarlarında açılır kapı ve pencereler,
Boş uzamlardır, kullanabiliriz onları.

Konu Hale tarafından 28 Eylül 2015 Pazartesi - 20:48 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.690 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı