İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Yeni Türk Edebiyatı - I - Edebiyatın Varlıgı ve Amacı

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...

EDEBİYATIN VARLIGI VE AMACI


İnsanın ve toplumların kendilerini ifade edebilmelerinin en etkin yollarından biri olan ede­biyat, toplum yaşantısından doğan bütün olay, duygu ve düşünceleri kapsayan bir sanat dalıdır. Bu nedenle, edebiyatla sosyal yapı arasında önemli bir ilgi ve etkileşim vardır. Bu ilgi ve etkileşim sonucu toplumların geçirdiği aşamalar edebiyata yansımış ve edebiyat dönemleri ile edebi akımlar oluşmuştur.

1- Edebiyatla Sosyal Yapı Arasındaki İlgi ve Etkileşim

Konumuza başlarken önce edebiyatın tanımını yapalım, edebiyatla ilgili kavramları kısaca tanıtalım; sonra edebiyatla sosyal yapı arasındaki ilgi ve etkileşime değinelim.
Edebiyat, insan ve toplum yaşantısından doğan bütün olay, duygu, düşünce ve hayalle­rin söz ve yazı ile güzel ve etkili bir biçimde anlatılması sanatıdır.

Edebiyatla ilgili, edebiyat hakkında yazılmış dil ürünlerine edebi eser denir.

Edebiyat ve edebi terimleri, ustalıklı ve incelikli söz anlamına gelen Arapça edeb kökünden gelir.

Edebiyat aynı zamanda, edebiyat sanatının kuralları ve ürünleri ile uğraşan bir bilim dalıdır. Bu bilim dalına Edebiyat Tarihi denir.

Edebiyat tarihi, edebiyat eserlerini ve edebiyatçıları tarihi gelişim içinde inceleyen bilim dalıdır.

Edebiyat tarihlerini ve edebiyat tarihinin konusunu oluşturan edebi eserleri incelediğimiz zaman, edebiyatla sosyal yapı arasında büyük bir ilgi ve etkileşim olduğunu görürüz.

Toplumların yönlendirilmesinde önemli bir katkısı olan edebiyat, düşüncelerimizi geliştirir, duygularımızı zenginleştirir; insanın kendini tanımasını sağlar. Evrensel bir nitelik taşıyan edebiyat, aynı zamanda toplumları birbirine yaklaştırır.

Toplumların eğitiminde ve gelişmesinde önemli bir rolü olan edebiyat, toplum hayatı ile yakından ilgilidir. Toplumdaki tüm gelişmeler ve değişimler de, olduğu gibi edebiyata yansır. Edebi eserler kaynağını sosyal yapıdan alır.

Sonuç olarak; tüm edebiyat ürünleri toplumlaı1 etkileyerek, onların gelişmelerine ve değişimlerine katkıda bulunurken; toplumların yüzyıllar boyunca geçirdiği aşamalar da edebiyat eserlerine yansır.


2- Edebiyatla Düşünce Akımları Arasındaki İlişkiler ve Edebi Akımlar

Edebiyatla sosyal yapı arasındaki ilgi ve etkileşimi, evrensel bir nitelik taşıyan edebiyatın toplumları birbirine yaklaştırdığını bir önceki konuda belirttik.

Edebi eserleri incelediğimiz zaman, ilk çağlarda bile toplumların birbirinden etkilendiğini görüyoruz. İlk edebiyat ürünleri olan destanlar, buna en güzel örnektir.

Toplumları yönlendiren ve geliştiren tüm düşünce akımları doğrudan edebiyata yansımıştır. Sözgelimi Rönesans'ın sonucunda, Eski Yunan ve Latin kaynaklarını esas alan Klasisizm, Fransız Devriminin getirdiği demokrasi, özgürlük, insan severlik gibi kavramların or­taya çıkmasıyla Romantizm, Pozitivizm (Müsbet İlim) in sonucunda ise Realizm Ortaya çıkmıştır.

Avrupa'da Rönesans'tan sonra arka arkaya ortaya çıkan ve bizim edebiyatımızda da Tan­zimat'tan sonra etkisini gösteren başlıca edebiyat akımları şunlardır: Klasizm, Romantizm, Rea­lizm, Naturalizm, Sür-realizm, Parnasizm, Sembolizm vb.dir.


3- Tanzimat Fermanı'ndan Günümüze Uzanan Türk Edebiyatı'nın Dönemleri

13. yüzyıldan 19.yüzyılın ortalarına kadar süren Klasik Türk edebiyatı Şeyhi, Ali Şir Nevai, Fuzuli, Baki, Nef'i, Nedim gibi şairlerle birbirinden güzel eserler vermiş, 19.yüzyılın orta­larında varlığını tamamlayarak yerini "Batı Edebiyatı Etkisindeki Türk Edebiyatı"na bırakmıştır.

Batı edebiyatı etkisindeki Türk edebiyatı Tanzimat'ın ilanından sonra başlar"; günümüze kadar" oluşan edebiyat dönemlerini kapsar.


Bu dönemleri şöyle sıralayabiliriz:

Batı Edebiyatı Etkisindeki Türk Edebiyatı Dönemleri


I- Tanzimat Edebiyatı (1860–1896)
a - 1. Dönem b - 2.Dönem

II- Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) 1896–1901

III- Fecr-i Ati (1901–1911)

IV- Milli Edebiyat Akımı (1911–1918)

V- Milli Mücadele Dönemi (1918–1923)
a- 1940 Yılına kadar Türk Edebiyatı
b- Son Dönem Türk Edebiyatı
c- Günümüz Halk Edebiyatı


XIX. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI

19. yüzyılda Divan edebiyatı ve Halk edebiyatı yüzyıllar süren etkinliklerini yitirmiş, Tan­zimat Fermanı'nın ilanından sonra (19.yüzyılın ikinci yarısında) yerlerini Batı edebiyatı etkisinde gelişen Tanzimat edebiyatına bırakmıştır.



1-XIX. Yüzyıl Türk Edebiyatı


a) Genel Özellikleri

1- 19. yüzyılda Divan edebiyatı olarak da adlandırdığımız Klasik Türk edebiyatı etkin­liğini yitirmiş, şairler kendilerinden öncekileri taklitten öte gidememiş1erdir. Ancak Enderunlu Vasıf, Yenişehirli Avni, Keçecizade İzzet Molla gibi sanatçılarımız edebiyatımıza bazı yenilikler ge­tirerek Divan edebiyatının bir süre daha devam etmesini sağlamışlardır.

2- Bu yüzyılda Divan şairleri, halkın kullandığı deyimleri, sözcükleri kullanarak halk şiiri özelliklerini. Divan şiirine getirmişlerdir.

3- Buna karşılık 19.yüzyılda, Halk şairleri Divan şiirinin etkisinde daha çok kalmış; bu et­kiyle aruz ölçüsünü kullanmış, Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalara daha fazla yer vermişlerdir.

4- 19.yüzyılın ikinci yarısında Divan ve Halk edebiyatları etkisini yitirmiş, yerlerini Batı edebiyatı etkisinde gelişen Tanzimat edebiyatına bırakmıştır.

5- Tanzimat edebiyatı ile birlikte toplumcu bir sanat anlayışı benimsenmiş; hak, adalet, özgürlük gibi kavramlar edebiyatımıza yerleşmiştir.

6- Yine Tanzimat edebiyatı ile Batı edebiyatını etkileyen Klasizm, Romantizm, Realizm gibi edebi akımlar bizim edebiyatımızı da etkilemiş; roman, hikâye, tiyatro, makale gibi yeni türler ilk kez edebiyatımızda yer almıştır.


b- Manzum Eserler

19.yüzyılda, Divan ve Halk edebiyatları eski etkilerini yitirmiş, özellikle Divan şairleri söyleyiş yönünden güçlü şiirler ortaya koyamamışlardır.

Bu yüzyılda Divan şairleri halka yaklaşır ve halk şiirinin özelliklerinden yararlanırken; Halk şairleri de divan şiirinin söyleyiş özelliklerine yaklaşmışlardır.

Divan şairleri "mahallileşme" akımının sonucu halkın kullandığı söyleyiş özelliklerinden yararlanmış, deyimleri bol bol kullanmışlardır.

Bu yüzyılın Divan şairlerinin başlıcaları Yenişehirli Avni, Enderunlu Vasıf ve Keçecizade İzzet Molla'dır.

Yenişehirli A Avni Divan geleneği ile yetiştiği halde, Halk şiirinden de etkilenmiştir.Şiirlerinde Mevlana tarikatına (Mevlevilik) mensup olduğu için Tasavvufun izleri görülür,

Aynı yüzyılda yaşayan Enderunlu Vasıf ise I8.yüzyıl Divan şairi olan Nedim'in tarzını devam ettirmiş; sade, içten bir anlatım kullanmıştır. Şiirlerinde İstanbul'u anlatmış, Nedim gibi zevk ve eğlenceden, neşeden söz eden şiirler yazmıştır. Bu yüzyılın diğer Divan şairleri gibi halk söyleyişlerini kullanmıştır.

Edebiyatımızda "Mihnet-i Keşan" adlı mesnevisiyle tanınan Keçecizade İzzet Molla, Divan şiirine birçok yeni kavramlar getirmiştir. "Mihnet-Keşan" konu ve tema bakımından yeni bir eserdir. Bu eserinde şair başından geçen bir olayı anlatarak psikolojik yorumlar yapmıştır.

19.yüzyılın en önemli Halk şairleri Dadaloğlu, Seyrani, Bayburtlu Zihni ve Erzurumlu Emrah 19.yüzyılın güçlü Halk şairlerinden Dadaloğlu, Avşar Türkleri arasından yetişmiş ve onların acılarını dile getirmiştir.

Şiirlerinde yiğitlik, haksızlığa karşı gelmek, adalet gibi kavramlarla aşk, güzellik ve doğa ile ilgili konuları işlemiştir.
Bu yüzyılın önemli şairi Seyrani, "taşlama"ları ile tanınır. Çevresinde gördüğü ak­saklıkları, ahlaksızlıkları, haksızlıkları ince bir mizahla taşlamalarında dile getirmiş, devletin en üst kademelerinde bulunanları bile yanlışlarından dolayı korkmadan eleştirmiştir.

19.yüzyılda Divan tarzında da şiirler yazan, ama asıl halk şiirine ait "koşma"larıyla tanınan ve sevilen şairimiz Bayburtlu Zihni, iyi bir eğitim görmüştür.

Divan şiirinin etkisiyle Arapça ve Farsça sözcükleri kullanmıştır. Lirik, içten bir anlatımı vardır.

Bayburtlu Zihni gibi Halk şiirine Divan şiiri öğelerini getiren bir diğer Halk şairimiz de Erzurumlu Emrah'tır. Kendisinden sonra birçok halk şairini etkileyen Erzurumlu Emrah Arapça ve Farsça sözcüklere yer vermesine rağmen Türkçeyi başarıyla kullanmış, şiirlerini lirik ve içten bir anlatımla söylemiştir.

c) Mensur Eserler

Divan edebiyatında nazım hep ön planda olmuş, ancak 15.yüzyıldan sonra nesir gelişmeye başlamıştır. 19.yüzyılda ise nesir türlerinin daha ön plana geçtiğini görüyoruz.
Bu yüzyılın nesir türündeki önemli eserleri Yirmi sekiz Çelebi Mehmet'in "Sefa­retname"si ile "Mütercim Asım Tarihi"dir. Mütercim Asım'ın bu kitabı, yakın tarihimizi anla­tan önemli bir eserdir.

XIX. YÜZYIL DÜNYA EDEBİYATI


Avrupa'da Rönesans'la her alanda başlayan gelişmeler edebiyata da yansıdı. 17.yüzyılda, kaynağını Eski Yunan ve Latin eserlerinden alan klasik b ir edebiyat anlayışı oluştu. 1789 Fransız devriminden sonra ise birbirinden farklı yeni edebiyat anlayışları ortaya çıktı. Ede­biyatta önemli gelişmeler ve büyük bir canlılık oluştu.
Avrupa'da, özellikle Fransa'da başlayan bu gelişmeler daha sonra bütün dünyaya yayıldı.

1- 19.yüzyıl Dünya Edebiyatının Genel Özellikleri


Rönesans, XV. ve XVI. yüzyıllarda Avrupa'nın "altın çağı" olmuştur. Bu dönemin yazar­ları, öncelikle Eski Yunan ve Latin edebiyat eserlerini örnek almışlar; ancak bu örneklere Yeniçağ'ın tüm düşünce özelliklerini ve yeniliklerini de katarak, çok güzel ve özgün eserler ortaya koymuşlardır.
Yaşadıkları toplumun ürünü olan edebiyatçılar, ait oldukları toplumlara siyasal, sosyal, kültürel gelişimlerini yansıtırlar. Sanatçılar, bu kavramları yansıtırken hep arayış içinde olmuşlar ve toplumda beliren eğilimlere göre bu arayışlarını sürdürmüşler. Sanatçıların toplum psikolojisine göre bu eğilimlere şekil vermesiyle yeni biçimler, türler, karakterler ortaya çıkmış, böylece edebi akımlar oluşmuştur.
Edebiyatta görüş, duyuş, anlayış farklılıklarından oluşan çığırlara edebi akım denir.
Avrupa'da, özellikle Fransa'da ortaya çıkan bu edebi akımlar, zamanla bütün dünya ede­biyatlarını etkilemiş, Tazimattan sonra da bizim edebiyatımızda etkisini göstermiştir
Edebi akımlardan Romantizm, Realizm ve Sembolizm ile bu akımlardan etkilenmiş, Dünya edebiyatının seçkin sanatçılarından birkaçı hakkında bilgi verelim:

2- Romantizm Edebiyat Akımı- Victor Hugo

17.yüzyılda ortaya çıkan Klasisizm akımının sanatçıyı sıkan belirli kuralları vardır.
İşte, sanatçıyı sıkan bu kuralcılığa bir tepki olarak 19.yüzyılda Romantizm akımı doğmuştur.
Akıl ve sağduyuya dayanan Klasisizm'e karşılık, Romantizm'de hayaller, duygular ve coşkular önem kazanmıştır.
Romantizm'de kişiler çevreleri içinde ele alınmış, gerçekler tüm yönüyle verilmiştir.
Romantizm akımının öncüsü ünlü Fransız yazarı Victor Hugo'dur.
Victor Hugo, "Cromwell" adlı tiyatro eserinin önsözünde Romantizm'in ilkelerini belirtmiş, "Hernani" dramının oynanmasından sonra da Romantizm, kesin zaferini kazanmıştır.
Şiir, tiyatro, roman türünde eserler veren Victor Hugo, eserlerinde özgürlük, vatan sevgi­si, demokrasi, insanlık gibi toplumsal kavramları savunmuş, doğaya önem vermiş, insan ilişkilerindeki duygusallığı, heyecanları ve coşkuyu işlemiştir.
Victor Hugo'nun anlatımı akıcı ve sürükleyicidir. Zengin ve güçlü bir söyleyişle yazmıştır.
Sefiller ve Notre Dame'nin Kamburu adlı romanları, Victor Hugo'nun Dünya Klasikleri içinde yer alan çok önemli eserlerindendir

3- Realizm Edebiyat Akımı- Tolstoy-Stendhal


Realizm, 19.yüzyılın ikinci yansında Romantizme tepki olarak doğmuş bir edebiyat akımıdır.
19.yüzyılda deneysel bilimlerin gelişmesiyle oluşan Realizm, insanın ve toplumların hayatının bütün oluş çizgilerini nedenleriyle görmek, göstermek, isteyen; yani gerçeği olduğu gibi anlatmayı amaç edinen edebiyat akımıdır.
Realizm, Romantizme karşı kesin Üstünlüğünü, Fransız yazan Gustave Flaubert'in "Madam Bovary" adlı eseri ile kazandı.
Önce Fransa'da ortaya çıkan Realizm, daha sonra bütün Dünya edebiyatlarını etkilemiştir. Honore de Balzac, Guy de Maupassant, Stendhal, Tolstoy, Dostoyevski, Çehov, Char­les Dickens, John Steinbeck realist yazarlardandır.
Dünya edebiyatının en seçkin sanatçılarından birisi Rus yazarı Tolstoy'dur.
Dram türünde de eserleri olmasına rağmen, Tolstoy'un asıl gücü romanlarındadır. Halkı çok iyi tanıyan Tolstoy, romanlarında çok başarılı karakterler yarattı. Toplumdaki dengesizlikleri, eşitsizlikleri, memleketinin hayatını ve özelliklerini realist bir görüşle yazdığı romanlarında, çok canlı bir biçimde anlattı.

Tolstoy görüşlerini keskin bir gözlem gücüyle, yapmacıklıktan uzak, sade ve son derece akıcı bir anlatımla dile getirdi.
"Harp ve Sulh" "Diriliş", "Anna Karenina" Dünya edebiyatının seçkin örneklerindendir. Dünya edebiyatının bir diğer önemli yazarı, Realizm edebi akımının öncülerinden olan Fransız yazar Stendhal'dir.
Gezi, anı, deneme, hikâye ve roman türlerinde eserler veren Stendhal'in en başarılı olduğu alan romandır. İlk ve en önemli eseri olan "Kırmızı ve Siyah" ilk psikolojik romandır ve Dünya edebiyatının en büyük eserlerindendir.
İnsanlar hakkında eşsiz deneyimler kazanan, çevresini çok iyi gözlemleyen Stendhal, bütün birikimlerini roman ve hikâyelerinde başarıyla kullandı. Stendhal'in yalın, sade, gerçekçi ve etkileyici bir anlatımı vardır.

4- Parnasizm ve Sembolizm Edebiyat Akımları-Paul Verlaine


Realizm edebiyat akımının şiirdeki biçimine Parnasizm denir. Parnasizm şiirdeki gerçekçiliktir.
"Sanat için Sanat" görüşünü benimseyen Parnasyen şairler, duygudan çok tasvire, düşünceye, biçim ve söyleyiş güzelliğine önem vermişlerdir.
Sembolizm ise 19.yüzyılın ikinci yarısında Parnasizm'e tepki olarak doğan bir diğer edebi akımıdır.
Sembolizm doğrudan doğruya anlatılması mümkün olmayan ince, derin duyguların ve coşkunlukların sembollerle ve seçkin sözlerin yarattığı müzikle dile getirilmesini isteyen bir ede­biyat akımıdır.
Sembolizm'de doğa değil, onun insan ruhunda bıraktığı izlenimler anlatılır. Anlam kapalıdır. Sözler anlamları ile değil, yaratacakları ahenkle, müzikle önemlidir.
Paul Verlaine, Baudelaire, Arthur Rimbaud bu akımın öncülerindendir.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı