İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Osmanlı Padişahları Neden Yabancı Kadınlar ile Evlenirlerdi ?

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
Osmanlı Padişahları Neden Yabacı Kadınlarla Evlenirdi ?


Osmanlıpadişahlarının, Türk kızları dururken, yabancı kızlarla evlenmelerinin spekülatif amaçlı tartışmalara vesile olduğunu herkes biliyor. Osmanlı tarihine, özellikle de hanedana ve padişahlara hakaret kastıyla olayı saptıran çevreler de var? Mesela şöyle diyorlar:

Padişahlar yabancı kadınlarla evlenmek suretiyle, Türk Devletinin yapısını bozdular.

İddia yersizdir, çünkü o dönemde ortada bir ?Türk Devleti? yok, Türklerin kurduğu çok uluslu bir Osmanlı İmparatorluğu vardır (Haşmetini vurgulamak için imparatorluk diyorum, yoksa Osmanlı, hiçbir zaman, imparatorluk kelimesinin içerdiği emperyalist amaçlar taşımamıştır.)

Devletin yapısı etnik (ırk) esasa göre oluşturulmamış, din esasına göre oluşturulmuştur. (Türkiye Cumhuriyeti de bu bakış açısını benimsediği içindir ki, Lozan görüşmelerinde azınlık tarifinin etnik esasa göre değil, dinî esasa göre şekillenmesini istemiş ve tarife göre Hristiyan, Yahudi ve sair gayr-i müslim unsurlar azınlık sayılırken, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Arnavut vs. gibi unsurlar ?devletin asıl sahipleri? sayılmıştır.)

Ancak başka dinlere ve mensuplarına son derece tolerans gösteren bir dinî anlayış benimsenmiştir.

Başka dinlerin mensupları ne horlanmıştır, ne dışlanmıştır, ne de kınanmıştır; hatta inançlarını daha dinamik yaşayabilecekleri imkanlar verilmek suretiyle daha mutlu olmaları sağlanmıştır.

Zaten Osmanlı Devletini, yaşadığı çağın ötesine taşıyıp tarih içinde yıldızlaştıran şey, ötekine (öteki dinlere, öteki dillere, öteki ırklara, öteki kıyafetlere ve tüm farklılıklara) karşı gösterdiği bu anlayışıdır.

Bu anlayış sayesinde, Osmanlı Devleti, oldukça uzun sayılabilecek bir süre zirvede kalabilmiş, dünyanın cazibe merkezi haline gelebilmiştir.

Bu kimliğinden uzaklaşmaya başladığında ise, çöküş süreci başlamıştır. Buna tarih şahittir.

Böyle bir yapı içinde, dinin belirleyici olması kaçınılmazdır. Nitekim de öyle olmuş, ister atadan kalma, isterse sonradan olsun, her Müslüman devletin aslî sahibi sayılmış ve yüreklerle birlikte tüm makamlar ona açılmıştır.

Şöyle de denilebilir: Osmanlının yapısı etnisiteye (ırk kalıplarına) değil, dine dayandığı için, her alanda din belirleyici temel öğe olmuştur. Tabiatıyla, insanlar, milliyetlerine göre değil, dinlerine ve tabii ki liyakatlerine göre değerlendirilmiş, önceden hangi dinden olduğuna bakılDevletin yapısı etnik (ırk) esasa göre oluşturulmamış, din esasına göre oluşturulmuştur. (Türkiye Cumhuriyeti de bu bakış açısını benimsediği içindir ki, Lozan görüşmelerinde azınlık tarifinin etnik esasa göre değil, dinî esasa göre şekillenmesini istemiş ve tarife göre Hıristiyan, Yahudi ve sair gayr-i müslim unsurlar azınlık sayılırken, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Arnavut vs. gibi unsurlar ?devletin asıl sahipleri? sayılmıştır.)

Ancak başka dinlere ve mensuplarına son derece tolerans gösteren bir dinî anlayış benimsenmiştir.

Başka dinlerin mensupları ne horlanmıştır, ne dışlanmıştır, ne de kınanmıştır; hatta inançlarını daha dinamik yaşayabilecekleri imkanlar verilmek suretiyle daha mutlu olmaları sağlanmıştır.

Zaten Osmanlı Devleti?ni, yaşadığı çağın ötesine taşıyıp tarih içinde yıldızlaştıran şey, ?öteki?ne (öteki dinlere, öteki dillere, öteki ırklara, öteki kıyafetlere ve tüm farklılıklara) karşı gösterdiği bu anlayışıdır.

Bu anlayış sayesinde, Osmanlı Devleti, oldukça uzun sayılabilecek bir süre zirvede kalabilmiş, dünyanın cazibe merkezi haline gelebilmiştir.

Bu kimliğinden uzaklaşmaya başladığında ise, çöküş süreci başlamıştır. Buna tarih şahittir.

Böyle bir yapı içinde, dinin belirleyici olması kaçınılmazdır. Nitekim de öyle olmuş, ister atadan kalma, isterse sonradan olsun, her Müslüman devletin aslî sahibi sayılmış ve yüreklerle birlikte tüm makamlar ona açılmıştır.

Şöyle de denilebilir: Osmanlı?nın yapısı etnisiteye (ırk kalıplarına) değil, dine dayandığı için, her alanda din belirleyici temel öğe olmuştur. Tabiatıyla, insanlar, milliyetlerine göre değil, dinlerine ve tabii ki liyakatlerine göre değerlendirilmiş, önceden hangi dinden olduğuna bakılmaksızm, Müslüman olan herkes, daha önceki tüm Müslümanlarla eşit haklar kazanmıştır.

Bu hüküm padişah eşlerini ve annelerini de kapsamaktadır


Hz. Ömer, Biz, zelil, aşağı kimselerdik. Allahu Teala, bizleri Müslüman yapmakla şereflendirdi buyuruyor.

Unutmayalım ki, başlangıçta hiç kimse Müslüman değildi; bugün çok büyük hürmet gösterdiğimiz, İslâm tarihinin temelini teşkil eden isimler, sonradan iman edip Müslüman olmuş isimlerdir.

Yani, Müslüman anne-babadan doğmamak bir kusur değildir. Öyleyse, padişah annelerinin önceki dinlerini ve milliyetlerini dikkate almak, hele de bunu bozulma sebebi saymak mümkün değildir.

Çünkü Osmanlının ortak paydası İslâmdır. Osmanlı literatüründe, yabancı demek, gayr-i müslim demektir.

Padişah anneleri ise evlâtlarını Müslüman olarak doğurmuşlardır?

Bu çerçevede, Sultan Birinci Murad?ın annesi Rum asıllı Horofira iken, Müslüman olup Nilüfer Hatun adını almıştır.

Yıdırım Bayezid?n annesi Bulgar asıllı Marya iken, Müslüman olmuş, Gülçiçek Hatun diye anılmıştır.

İkinci Muradın annesi, kimi kaynaklara göre Veronika isimli bir Hıristiyan iken, Müslüman olup Emine Hatun adını almıştır.

Fatih Sultan Mehmedin annesi Sırp kralının kızı Mara Despina iken, Müslüman olup Hüma Hatun olarak tarihe geçmiştir.

Kanuni Sultan Süleymanın annesi Polonyalı Helga iken Müslüman olup Hafsa Sultan adını almıştır.

Sultan İkinci Selimin annesi Rus uyruklu Roza, ya da Ukraynalı Roxana Müslüman olup Hürrem Sultan adını almıştır.

Onların Müslümanlığını sorgulamak, hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir.

Bir çoğu o kadar iyi Müslümandır ki, dindaşlarının yararlanması içi cami, mescit, çeşme, han, hamam, hastane, imaret gibi sayısız hayır eserleri vücuda getirmiştir.

Bunların çoğu küçük yaşta esir alınıp İstanbul?a getirilmiş olan küçük yaşta kızların arasından seçilmiştir.

Böyle bir sistem vardı: Savaşta esir alman kızların arasından en zeki ve güzel olanlar saraya ayrılır, aynı zamanda bir yetiştirme yurdu gibi çalışan haremde eğitilir, dinî bilgilerin yanı sıra, dünyevî bilgilerle de donatılır, sözün tam manasıyla padişaha eş ve anne olabilecek seviyeye getirilirlerdi.

Konu Hale tarafından 20 Ağustos 2015 Perşembe - 22:11 tarih ve saatinde düzenlenmiştir
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.


#2
ahu

ahu

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Pip*Pip*Pip*Pip*Pip*
  • 629 İleti
  • Gender:Female
Gerekçe ne olursa olsun ben bunu hiç kabul edemedim...

Paylaşım için teşekkürler Esesli...

#3
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
yorum için teşekkürler

#4
oktaytunçbilek

oktaytunçbilek

    KD ™ Dost

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.228 İleti
  • Gender:Male
  • Location:idareci,yönetici
Emeginize saglık degerli üstadım. :beach:

#5
Esesli

Esesli

    KD ™ Kadim Dost

  • Yetkili
  • 5.814 İleti
  • Gender:Male
  • Location:EsEsli
  • Interests:sinema bilgisayar seyahat
yorum için teşekkürler sevgili oktay

#6
Hale

Hale

    Hayat nefeslerle sınırlı, sevgilerle sonsuzdur.

  • Yönetici
  • 49.689 İleti
  • Gender:Female
  • Location:İstanbul
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü.
Konu İçeriği Düzenlenmiştir.




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı