İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

"F.Bahçeliyim diyemedim" | Engin İpekoğlu ile Röportaj

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya henüz cevap yazılmadı

#1
HeaT

HeaT

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Sorumlu
  • 451 İleti
  • Gender:Male
  • Location:Isparta
Yıllar öncesine dayanıyor Engin İpekoğlu'nun hikâyesi...
11 yaşında Avusturya'da parkta futbol alanında top oynarken, minyatür kale maç yaptığı sırada bir adam yanına yaklaşır küçük Engin'in...
'Futbol oynamak ister misin' diye sorar.
Küçük erkek çocuğu ise biraz kararsız, 'Babama danışmam lazım' der.
O, küçük çocuğun babası futbolu çok seven bir insan olduğu için oğlu Engin'in elinden tuttuğu gibi bahsi geçen takıma götürür.
Bir hafta sonra ise Engin'i hazırlık maçında oynatırlar.
Küçük Engin 2 gol atar. Oynadığı takım da maçı 2-1 kazanacaktır.
'Nüfüs kağıdını getir, lisansını çıkatalım' derler...
Engin bu söz üzerine hiç düşünmeden, 'Ben kaleci olacağım' der.
Adam şööyle bir süzer küçük Engin'i ve 'Peki' der.
Bir hafta sonraki maçta ise takımın kalesinde Engin vardır.
Pür dikkat Engin'i izlemektedir.
Maç sonunda söylediği ilk söz ise 'Hemen lisansını çıkartıyoruz' olur.Sohbetimizin ilerleyen bölümlerinde kalecinin yalnız insan olduğunun altını çizen Engin İpekoğlu'nun sözleri için sizi biraz bekletiyorum.
Ama neden, gol de atabilen bir futbolcuyken, özellikle kaleyi tercih eden Engin İpekoğlu, genelde Milli Takım'da, genç kalecilere kaleyi bırakarak hazırlık maçlarda santrfor özlemini de gidermeyi ihmal etmemiştir.
Bugün bunu kendi takımı içinde de gerçekleştirdiğine şahit oluyoruz.

1982 yılında Türkiye'ye geldiğinde ise bambaşka bir hayat beklemektedir İpekoğlu'nu...
Sakarya'da Türkiye'deki tek kaleci antrenörü ile çalışmayı büyük bir şans olarak görüyor. "Eskişehirspor ve Fenerbahçe'de oynayıp sonra Sakarya'ya gelmiş, ameliyat olup kaleci antrenörlüğüne başlamış Fuat Hoca kelimenin tek anlamıyla benim şansımdı. Fuat Hoca bana, 'Ben seni milli takıma göndereceğim' dedi. ... Ve dediğini de yaptı..."

Sakaryaspor'un ardından Beşiktaş, Fenerbahçe, Çanakkale Dardanelspor ve Türk Milli Takımı'nın bir dönem kaleciliğini yapar.
Milli Takım'ın deplasmanda oynadığı unutulmaz Doğu Almanya maçında Fatih Uraz'ın sakatlığı nedeniyle kaleye geçer ve kurtardığı penaltıyla maçın kahramanı olarak Milli Takım kalesinin değişmez elemanı olur.
2000 yılında Fenerbahçe'nin üçüncü kaleciliğini yaparken futbol kariyerini noktalama kararı alır.
Yardımcı antrenörlük yapan Engin İpekoğlu Bursaspor'da teknik direktörlük kariyerine başlar.
Ardından Karşıyaka'yı çalıştıran Engin İpekoğlu, geçen sezon ligin bitimine 4 maç kala Kocaelispor'un teknik direktörlüğüne getirilir.
Kocaeli Sefa Sirmen Tesisleri'nde ziyaret ettiğim Engin İpekoğlu ile başlayan sohbetimizde ilk sorum, riskli bir dönemde Kocaelispor'un teklifini neden kabul ettiği oluyor.

Resmi ekleyen

“ENGİN İPEKOĞLU TERCİHİ SERHAN BAŞKAN İÇİN RİSKLİYDİ”

- Sizin Kocaelispor'u tercih etmenizin sebebi nedir? Şahsi ideallerinizin takımın idealleriyle örtüşmesi mi?..

“Karşıyaka ile karşılıklı sözleşmemizi fesh etmemizin ardından Kocaelispor deplasmanda Malatya'ya 4-0 mağlup oldu. Başkan Serhan Gürkan pazartesi günü beni aradı. Önlerinde oynayacakları çok önemli bir Eskişehirspor maçı vardı. Serhan Başkan bana, ‘İlk kez bir hocayı kendim arıyorum. Takımının oynadığı futbolu çok beğenen biriyim’ dedi. Ben bu saatten sonra hoca değiştirilmemesi gerektiğini söylememe rağmen, benimle çalışmak istediğini söyledi. Israrla teklifini yineleyince ben 'Mevcut hoca Kayhan Çubuklu'nun bilgisi var mı' dediğimde, 'Evet' dedi. Bir-iki gün daha geçmişti. İstanbul'a geldi, 1 gün daha düşündüm. Sonra, kabul ettim ve 'Başlayalım' dedim. Ama 'Eskişehir maçı sonrası açıklayalım' yanıtını aldım. Kocaelispor, Eskişehir maçını 1-0 aldı. Başkan beni aradığında ben, 'Eski hocayla çalışın' demeye hazırlanırken, 'Futbolculara da, basına da senin geleceğini açıkladım' dedi. Vee göreve geldik. Kocaelispor 3. sıraya yükseldi. O ortamda bu karar başkan adına büyük bir riskti. Allah bizi mahçup etmedi. 3 maç önce göreve geldik. Kocaelispor deplasmanda ciddi sıkıntıları olan bir takımdı. 15 deplasman maçının 4 tanesini kazanmış bir takım vardı elimde. Göreve geldiğimde ise 3 maçın 2'si deplasmandı. Takımda eski talebelerim de vardı. Bu yüzden uyum sorunu yaşamadık. Çünkü, futbolcularımızla olan diyaloglarımız çok farklıdır.”

- Hedefinizdeki takım oluştu mu?

“Oluşuyor. 12 transfer, 5'i yabancı. İstediğimiz gibi bir takım oluşuyor.”

- Siz 6+2'yi tercih ediyor musunuz? Yerli futbolculara sıcak baktığınızı biliyorum...

“Benim hayalim Türkiye'de 24 kişilik tamamen yerli bir kadro oluşturarak bu takımla başarı elde etmek. Bu Türkiye Kupası'nı da kazanmak olabilir, UEFA Kupası'na gitmek de olabilir. En büyük idealim bu. Maalesef yerli futbolcularımız rakamsal olarak fazla yukarılarda uçuyor. Türkiye'de ayağını topa vuran futbolcu 800-900 milyardan kapı açıyor. Siz aynı görevi üstlenecek futbolcuyu 550-600 milyara getirebiliyorsanız, ister istemez yurt dışına yöneliyorsunuz. Kulübün cebinden çıkacak para, benim cebimden çıkacak. Her ne kadar gönlümden 24 futbolcuyla çalışmak geçiyorsa da mali olanaklar bizi yurt dışına zorluyor. Gönlümden bu geçmese de, zorluyor. Sanki şartlar 6 yabancıyı kullanırız gibi görünüyor.”

- Sizin Holosko'yu da takımınızda görmek gönlünüzden geçiyor!..

“Bir sohbet esnasında bir arkadaşım, 'Holosko'yu takımında görmek ister misin?' diye sordu. Ee tabi dedim. Holosko, gerçekten benim de beğendiğim, ayrıca oynatmayı düşündüğüm sisteme uygun bir futbolcu.”

- Şampiyonluk bir kent için nasıl bir önem taşıyor?..

“Kocaelispor Türk futbolunda bir markadır. Amacımız ilk senesinde kalıcı bir Kocaelispor yaratmak. Düşme potasına yakın bölgelerde hiçbir zaman dolaşmak istemiyoruz. Oralar tehlikeli bölgeler! (Gülümsüyor.) Tüm ekip olarak oradan uzak bir takım yaratma çabasındayız. Geçtiğimiz yıl Bank Asya 1. Lig'deki arkadaşlarımızın çoğunun kalmasına rağmen, kadromuza 12 transfer yaptık. Sıfırdan bir takım oluşturuyoruz. Takımımı ben de merak ediyorum!..”

Resmi ekleyenTARAFTARI MAHÇUP ETMEYECEK BİR TAKIM: KOCAELİSPOR

- Taraftarınız sizin yayınızda olacak, bunu şimdiden hissediyor musunuz?

“Taraftarımız bizden güzel şeyler bekliyor Onları mahçup etmeyecek bir takım oluşturmaya çalışıyoruz.”

- Gecenin bir yarısı mağlup olmuş kulüp başkanının sizi aramasının yanı sıra, son 3 maç kala bir takımın teknik direktörlüğünü kabul etmeye iten sebep nedir?

“Tabii ki takıma olan inancımdan dolayı 'Evet' dedim. Bu ligde çalışmış bir hocayım. Ki birçok futbolcu arkadaşımızın da Süper Lig tecrübesi vardı. Genc futbolcuların karışımından oluşmuş bir takım vardı elimde. Bu şampiyonlukta sezon başında görevi olan Fuat Yaman Hoca'mın, Kayhun Çubuklu arkadaşımın daha büyük katkıları var. Bizim de katkımız varsa ne mutlu bize...”

- Stat problemi nasıl çözülecek?..

“Yeni bir stat yapılacak. O stat tamalanmadan, şehir stadını terk etmeyeceğiz.”

- Kaç kişi alıyor şehir stadı?

“18 bin 500 civarında biletli seyirci alıyor. Yenisi de o civarlarda ama çok daha modern ve müthiş bir stat olacak. Gebze gibi bir gündem yok.”

- Yeni stada geçiş olarak ne kadar bir zaman dilimi öngörülüyor?..

“Aynı stadın daha küçüğü Antalya'ya yapılıyor. O örnek alınarak yapılıyor. 22 bin kişi civarında bir stat olacak. 2-3 sene sonra ilave tribün yapılabilecek türde yapılacak. 4 ay gibi bir zamandan bahsediliyor. Gölcük yolu üzerinde bir kompleks olacak. Burası da yıkılacak.”

“SİVAS YAPTIYSA KOCAELİ HAYDİ HAYDİ YAPAR!..”

- Taraftarınızın da desteğiyle takım da başarıyı yakalamışken bu coşkuyla ikinci bir Sivasspor hadidesi yaşar mıyız? Yeniden bir Anadolu takımı zirveyi zorlar mı?

Resmi ekleyen“Eğer Sivasspor bunu başarabiliyorsa, Kocaelispor'un başarması daha kolay olacaktır diye düşünüyorum...”

- Neden?

“Çünkü, Kocaeli'nin inanılmaz bir potansiyeli var. Hem coşku, hem de bir sanayi şehrinde yaşıyoruz. Mali olanaklar açısından baktığımızda inanılmaz bir potansiyel var. Ki burada Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu'na çok teşekkür ediyoruz. Ciddi destekleri oldu. Çok ciddi rakamlara TÜPRAŞ'tan forma reklamı aldık. Kulüp başkanının ya da yönetim kurulunun elini cebine atmasıyla bu işler olmaz. UEFA Kupası'nı gidebilmek, ya da Türkiye Kupası'nı alabilmek için mali bütçeniz olmalı. Kocaelispor'un da bu anlamda aslında hiçbir zaman sıkıntı yaşamaması gerekir diye düşünüyorum.”

- Peki Sivasspor hadisesini nasıl değerlendirdiniz?..

“Sivasspor'un direkt UEFA Kupası'na katılamamasına en çok üzülenlerden biri de benim. Bülent benim kardeşim...”

- Sizin Bülent Uygun ile aynı takımda kader birliği yaptığınız günlerin hatırı var değil mi?...

“Bülent benim kardeşim... Hatta UEFA Kupası bile değil, Şampiyonlar Ligi'ne katılması gerekirdi diye düşünüyorum. Bir Anadolu takımının göstermediğini, başaramadığını yaptı Sivasspor... Önce o sinerjiyi vereceksiniz ki, takım arkadaşları da sahaya yansıtsın. Sahaya çıkmadan soyunma odasında sözler verilir. Ama sahaya çıktığınızda o söylemleri, eyleme dökeceksiniz.”

SEBA İLE İNATLAŞTIM, FENERBAHÇE'YE GİTTİM

- Siz Beşiktaş'ta oynadınız lakin, herkes sizi 'Fenerbahçeli Engin' olarak tanıyor...

“Ben Beşiktaş'ta 2 sene oynadım. Muhteşem bir kadromuz vardı. O süre içerisinde de almadığımız kupa kalmadı!.. Fenerbahçe'ye geçişim ise Kulüp Başkanımız Süleyman Seba ile inatlaşmam sonucunda oldu. Transferde 'Şu olsun, bu olsun' derken, 'Fenerbahçe'ye gidemezsin' denildi. Ben de, 'Neden gidemeyeceğim, gidiyorum işte' dedim. O zaman anlaşmış olduğunuz rakamın 2 sene sonra 3 ya da 5 katı bonservisinize yazılıyordu. Fenerbahçe'ye transfer oldum. Beşiktaş'ta hiçbir zaman deklare edemedim, insanlar yanlış anlıyorlar. Ben Fenerbahçeliyim. Beşiktaş'ta oynadığım dönemde, 'Fenerbahçeliyim' diyemedim!.. Dediğiniz takdirde, bir hatalı gol yeseniz, 'Maçı sattı' derler.”

- Beşiktaş formasını taşıyan Fenerbahçeli Engin, Sarı-Lacivertli takıma karşı hiç yenilmedi mi?

Resmi ekleyen

“Beşiktaş'ta oynadığım dönemde tüm Fenerbahçe maçlarını kazandık!.. Sadece bir tek maç kaybettik. O da, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda 3-2 mağlup olmuştuk. Perşembe gününe kadar her yerde eğlence olur, antrenman yapmazsanız sonucu da bu olur tabii. O dönem hocamız Gordon Milne'di. İzin verdi, perşembeye kadar antrenman yapmadık. Cuma antrenman, Cumartesi Ankara'da maça çıktık. Zaten maç başladı, 30. dakika durum 3-0 oldu. Ben, 'Ne oluyor yahu' dedim. Kimsenin sahada yürüyecek hali yoktu. İkinci yarı 3-2 yaptık, yetmedi. Fenerbahçe kupanın sahibi oldu.”

- Sahada duygusallık rafa kalkıyor değil mi?..

“Saha içerisinde olaya hiçbir zaman duygusal bakamıyorsunuz. Sahaya çıktığınızda maç sadece kazanmaktır. Yanlış da anlaşılmasın, Beşiktaş formasıyla elimden gelen her şeyi yaptım ama... Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra, mahallede top koşturan çocukken, 'Ben Fenerbahçeliyim' dediğim günleri düşündüğümde, bu formayla sahaya çıkmak dünyanın en güzel duygusuydu.”

“İLK FB-BJK MAÇINDA MÜTHİŞ KÜFÜR YEDİM!..”

- Sizin yıllarınızı düşünürsek, o dönem üç büyükler arasında popüler isimlerin takım değiştirmesi olacak şey değildi. Çizgiler hayli sert, hatta dikenliydi. Böyle bir anınız var mı?

“Elbette. Üstelik, çizgiler hayli keskindi. İlk Fenerbahçe-Beşiktaş maçında inanılmaz tepki gördüm. Müthiş küfür yedim!.. Esasında taraftar gözüyle baktığınızda da 3 sene, 5 sene aynı yüzleri görmekten insan sıkılır. Sirkülasyon olsun. Galatasaraylı Beşiktaş'a gelsin, Beşiktaşlı Fenerbahçe'ye gitsin, Fenerli Galatasaray'a gitsin. Fenerbahçe'den Galatasaray'a gidemezdin, hiçbir şansın yok. Vatan haini ilan edilirdin. Şimdi o çizgiler yumuşadı.”

- O, çocukluk yıllarındaki Fenerbahçeli Engin'in bugün de hayallerinde bir gün Fenerbahçe'de olmak var mı?..

“Fenerbahçe'de çalışmayı kim istemez. Ama, büyük camiaların dertleri de büyük olur. Fenerbahçe'de çalışabilmek için bir defa çok ciddi bir teknik adamlık kariyeriniz olması gerekli. Şu an benim altyapım yok mu? Yok... 30 senedir futbolun içindeyim, 7 senedir de antrenörlük ve teknik direktörlük yapıyorum. Ama, Fenerbahçe'deki bir teknik adamın çok çok daha fazla birikimi olması gerekir. Ki, gittiğinizde, 'Kardeşim bunları, bunları yaptı da buraya geldi' desinler. 'Bu iki takım çalıştırdı geldi' diyerek, 5 maç sonra bilet kesilmesin... “

- Ki, böyle örnekleri de oldu!..

“Belirli bir birikimle gittiğinizde insanlar, 5 maç tolerans tanıyacaksa, bunu 5 aya çıkarabilir. Dolayısıyla, orası için henüz erken... “

- Fenerbahçe'den çok uzaklaşmadan, takımın geçtiğimiz sene ellerinin arasından kaçan bir şampiyonluk var. Ama bu yıl işi daha sıkı tuttukları belli. Aragones ve Güizalı bir ekipme lig sahnesine çıkıyorlar. Siz de karşı karşıya geleceksiniz. Yorumunuzu almak isterim...

“Fenerbahçe'nin normal şartlarda geçen sene bu kadroyla şampiyonluğu kaçırmaması lazımdı. Diğer takımların da kadrosunu gözönüne aldığınızda, ben aynen şunu söyledim: Fenerbahçe en az 8-10 puan farkla şampiyon olur... Strateji hatası yapıldı. Şampiyonlar Ligi ve Türkiye Ligi'ni ayrı tuttular. Bazı maçlarda 7-8 futbolcuya kadar varan değişim söz konusu oldu. Bunu anlarım ancak şöyle anlarım. Benim Chelsea gibi bir kadrom var ise... Elimde 24 futbolcu olacak. 10'unu da oynatsam, diğer 10 futbolcuyu da oynatsam olur gibi kadroya sahipsem bunu yapabilirim. Ama kulübede oturan oyuncular eşdeğerde yeteneklere sahip değilse yapılmaz. Bir takımda 8-10 futbolcuyu değiştirmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Bu anlamda kaybettiği çok puan oldu Fenerbahçe'nin. Bu bir hataydı...”

- Faturası da ödendi!..

“Şampiyonluk elden gitti. Şampiyonlar Ligi önemli olsa da, sizi bir sonraki Şampiyonlar Ligi'ne taşıyaacak yine Türkiye Ligi Şampiyonluğu'dur.”

Resmi ekleyen“ALLAH'TAN ARAGONES KUPAYI ALDI DA GELDİ!..”

- Avrupa ayrı bir gurur ve hedeftir. Fakat, taraftar için lig şampiyonluğunun yeri başkadır...

“Herhalde bundan sonra bu tip hatalar yapılmaz. Aragones geldi. Tabii ki ilk defa yurt dışına çıkıp, takım çalıştırıyor. Ben işinin zor olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe taraftarının da hocalarına sahip çıkmaları gerekiyor. Daha gelmeden, Allah’tan kupayı aldılar!.. Hani kupayı almış olmasalar, yaşıyla ilgili çok ciddi sıkıntılar olabilir...”

- Tam bunu sormaya hazırlanıyordum. Geçen sene Kalli için söylenenleri hatırlıyorum da!..

“Aynı şeyler onun için de söylenecekti. Tabii ki Avrupa Şampiyonu olması opsiyonunu yukarı çekti. Ama Fenerbahçe'nin geçen sezondan gelen güçlü bir kadrosu var. Emre'nin de takıma katılması çok önemli bir transfer.”

- Galatasaraylı bir Emre vardı, fakat artık o Fenerbahçe'de...

“Bakalım, herhalde Fenerbahçe taraftarları Emre'ye sahip çıkacaktır. Ki sadece Emre değil, her Fenerbahçe-Galatasaray maçında didişmeler, tribünlere hareketler, her dönemde oldu. Saha içinde olan şeyler. Emre'de en az diğer Fenerbahçeliler gibi en iyi şekilde taşıyacaktır.”

“EKMEK ASLANIN AĞZINDA!.. “

- Biz yabancıları oldu bitti çok severiz. Ligimizde ciddi bir teknik direktör eritme mekanizması var. Yerli bir teknik direktör olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?..

“Toplumumuzda genel olarak yabancıya karşı inanılmaz bir ilgi vardır. Bu saha içine de yansıyor. Yabancıların opsiyonları daha fazla oluyor. Bir de öyle bir sözleşme yapıyorlar ki, adamı kovsan kovamıyorsun!.. Yerli futbolcular bizimkiler nasıl olsa!.. Adam 3 sene muvakele de yapsa, çekiyorlar 'Sen bizim çocuğumuzsun' deyip sözleşmeyi fesh edip gidiyor. Öte yandan, liglerimizde 300 tane takım var. 12 bin 500 tane teknik direktör ve antrenör var. Düşünebiliyor musunuz?.. Ekmek aslanın ağzında!.. Hocalar zaman zaman kırıcı olabiliyor. Sonuçta bir şekilde parasını kazanmak zorunda. X bir takımla anlaşıyorsun, arkanı dönüyorsun bir bakıyorsun, bir arkadaşın anlaşmış. Maalesef kendi içimizde de sorunlar oluyor. Siyaset geliyor. İnanılmaz ahbap çavuş ilişkisi, siyasi baskılar.

Esasında kendi insanımıza sahip çıkmak yerine, yabancı meslektaşlarımıza daha fazla sahip çıkılıyor. Ben Fatih Hocamızın 2010'a kadar görevde kalmasına en fazla sevinenlerden biriyim. Neden bizde de Alex Ferguson gibi bir adam çıkmasın?.. Fatih Hoca'nın birikimi, teknik taktik anlayışı, insani ilişkileri, futbolcularına psikolojik yaklaşımı Ferguson'dan daha mı kötü?.. Adam 20 senedir orada takım çalıştırıor. Ki, ilk yıllarında Manchester United'ın hiçbir başarısı yok. Sabredilmiş, değer verilmiş. Adam 'Sir' ünvanını alıyor futboldan.

Ülkenin gelmiş geçmiş yetiştirdiği en büyük teknik adam Fatih Terim'dir. İnsanlar ister katılır, ister katılmaz. Örnek aldığım da bir insan. Hem insan, hem teknik adam olarak. 1996 yılında ilk Avrupa Şampiyonası'na katıldığımızda biz de Fatih Hoca ile beraberdik. İnanılmaz bir şeydi. O zamandan bu yana çalışma arkadaşımız ve hocamız demeliyim. Çünkü hocamız. Özellikle bizim jenerasyonumuzun şu anda birçoğu Türkiye liglerinde görev yapıyor. Hepimizin yüzde 90 oranında örnek aldığı insan Fatih Terim'dir. Zaten biz onunla ilkleri başardık. Holger Osieck, Mustafa Denizli, Iviç... Dünyanın en iyi hocalarıydı. Bize de çok şey kattığına inanıyorum.”

“RÜŞTÜ, GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK KALECİDİR”

- EURO 2008 yorumunun yanı sıra eski bir kaleci olarak bir Rüştü yorumu istiyorum...

“Nedense hep kaleciler gündeme geliyor!..”

- Ama hakikaten belirleyici noktadalar unutmayın!...

“Kazım Kazım o topu direğe nişanlamayıp atsaydı, bunların hiç biri olmayacaktı diyorum ben de!.. Bir defa şu bir gerçek. Rüştü, Türkiye'de gelmiş geçmiş en iyi kalecidir. Benden önceki Cihat Arman'lar da dahil... Daha önceki Avrupa, Dünya Şampiyonası maçları, 1996 Avrupa Şampiyonası'nda 2 maç oynadı, 6 maç ben oynadım. Ayağım kırıldı. Ondan sonra Rüştü oynamaya başlamıştı. Barcelona'ya gitmesini 'Başarısızlık' olarak adlandırmayalım. Bir futbolcunun Barcelona'ya gitmesi kadar ülkemiz için onur verici bir olay olamaz. Rüştü şu an 35-36 yaşlarında. Ben 39 yaşında futbolu bıraktım. Ben hâlâ iddia ediyorum. Rüştü Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi kalecisidir.”

- Siz bir meslektaşı olarak bu yorumda bulunuyorsunuz...

“Hem bir meslektaşı, hem de hocası olarak söylüyorum... Bizde de Serdar mesela. 'Transfer etmeden söyledim. Kocaelispor senin için Milli Takım'a seçilebilmek için bir şans'. Ülkede kaç tane Milli Takım düzeyinde futbolcu var. Volkan da dahil... Bunların da ağabeyi Rüştü. Hepsinin ağabeyi. Rüştü'nün elde ettiği başarıyı bugüne kadar hiç bir kaleci elde etmemiştir.

Resmi ekleyen

“HATALAR OLMASA TÜM MAÇLAR 0-0 BİTER!..”

- Son Almanya maçındaki o hatalı çıkışı nasıl yorumluyorsunuz?

“Ben 39 yaşında futbolu bıraktığım sene de hatalı gol yedim. Zaten hatalar olmadığı takdirde bütün maçlar 0-0 biter. Seyirci de tribüne geldiği gibi gider!...”

- Milli Takım'dan böyle bir başarı bekliyor muydunuz?

“Maçlara baktığımızda inanımaz derecede şanslı bir şekilde buraya gelmişiz gibi görünüyor.”

- Bu düşünce orada emek veren insanlara haksızlık olmuyor mu?

“Zaten problem de o. Ben çok sayıdaki yazarımıza katılmıyorum. Bu insanlar 120. dakikaya kadar mücadele ediyorsa, buna saygı duymak gerekir. Sezon bitmiş, şampiyonaya katılmış ekip, hem fiziksel hem zihinsel olarak yorgun. Bu insanlar 120. dakikada gol atabiliyorsa buna şapka çıkartılır. Bu arkadaşlarımız inanmışlar, mücadeleyi ortaya koymuşlar. Bu 120. dakikada olabilir, 1. dakikada... Türkiye, ynamış olduğu futbolla herkesin gönlünü fethetti. Ben Rusya finale kadar gider diye düşünüyordum.”

- Tüm otoritelerin yorumu da 'Türkiye-Rusya finale yakışır' şeklindeydi...

“Evet çok keyifli bir maç olurdu. Turnuva başlamadan, 'Ben Türkiye yarı finale çıkar' demiştim. Fatih Hoca'ma da anlattım. 'Aldım haberini' derken gülümsüyordu. Levent Kızıl'a söylemiştim, 'Bak başkan, yarı finale kadar çıkarız' diye... Keşke final deseydim!..”

- Evet, bir daha ki sefere daha temkinli konuşun lütfen!..

“Hakikaten Türk Milli Takımı finali haketmişti... Sakatlıklara rağmen sahada görev alan tüm arkadaşlarımıın hepsi mükemmel oynadı. Bir diğer futbolcuyu hiç biri aratmadı.”

“KALECİ YALNIZ ADAMDIR. 10+1 ADAM”

- Kalede kendinizi yalnız hissetiğiniz oldu mu?

“Olmaz mı?.. Kaleci her zaman yalnızdır. 10+1 adam... 11 adam değil. Kaleci, Türkiye'de uçanı kaçanı tutacak gözüyle bakılıyor. Yediğim bir golden sonra gelen eleştirilerden sonra söyledim, 'Uçanı yakalayacak bir kaleci varsa, getirin ben de bu işi birakayım' diye...”

Yıllar önce Avusturya'da dikkatini çektiği o Avusturyalı, yıllar sonra Türk Milli Takım kalecisi olacak Engin İpekoğlu'nu keşfettiğini bilse neler düşünürdü acaba?..
Ama bugün Türkiye Süper Ligi'nin yeni takımlarından Kocaelispor'un başındaki Engin İpekoğlu, elindeki takımın nelere kadir olduğunun farkında.
Takımının geldiği gibi tekrar Bank Asya 1 Lig'e dönmesi değil, yeni efsaneler yaratması için silahlarını kuşanıyor bile...
Bu durumda bize bekleyip, izlemekten başka çıkar yol görünmüyor.
Bence izleyelim, bu seyirden hiç pişman kalacağımızı zannetmiyorum.
Şimdi yeni bir karşılama...
'Hoşgeldin Kocaelispor'
Süper Lig'de üzerinden aylar geçen ve eskittiği onoktaya değil elbette ki..
Yaşayacağı başarılı sonuçlara...
Hoşgeldin!..

Röportaj: Saadet ÖZCAN




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı