İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

Antropoloji Nedir? - Antropoloji Tanımlarına Tarihsel Bakış - Kültürel Antropoloji Nedir? - Arkeolojik Antropoloji Nedir? - Fiziksel Antropoloji Nedir? - Lingüistik Antropoloji Nedir? - Antropoloji ve Sosyoloji İlişkisi

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 6 yanıt gönderildi

#1
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Antropoloji Nedir?

Antropoloji (Latince: anthrop- "insan, adam" ve logia "bilim"; anthropologia)

İnsanın ve insanlığın incelenmesini konu alan bilim dalıdır.

Antropoloji iki anlamda holistik yapıdadır: tüm zamanlarda yaşamış olan veya yaşayan tüm insanlara ilişkindir ve insanlığın tüm boyutlarını kapsar. Prensipte, tüm toplulukların tüm kurumlarıyla ilgilenir. Antropoloji özellikle kültürel görecelilik, bağlamın derinlemesine incelenmesi ve kültürler-arası karşılaştırmalara verdiği önem ile diğer sosyal disiplinlerden ayrılır.

Antropoloji metodolojik açıdan çok zengindir ve hem nitel metotları hem de nicel metotları kullanır. Antropoloji disiplinin tarihinde etnografiler önemli bir yer tutmuş ve bir anlamda odağı oluşturmuştur. Bununla birlikte özellikle 20. yüzyılda etnografik çalışmaların ve etnografik ilgi odaklarının farklı antropoloji alt-dallarında farklı eğilimler gösterdiği görülebilir. Örneğin tıbbi antropolojide 20. yüzyılın ortalarında çalışma odaklarında küçük topluluklardan, modern Batı toplumlarına doğru bir kayış olmuştur.

Antropoloji Tanımlarına Tarihsel Bakış

Eric Wolf antropolojiyi "beşerî (insanî) bilimlerin en bilimseli, ve bilimlerin en insanîsi" olarak tanımlamıştır. Çağdaş antropologlar bazı ünlü düşünürleri önderleri olarak ileri sürmüşlerdir ve disiplinin çeşitli kaynakları ortaya atılmıştır; örneğin Claude Lévi-Strauss Montaigne ve Rousseau'nun önemli etkenlerden olduğunu iddia etmiştir. Antropoloji, Avrupalıların sistematik bir şekilde insan davranışını incelemeye teşebbüs ettikleri Aydınlanma Çağı'nın bir sonucu ve uzantısı olarak da anlaşılabilir. Hukuk, tarih, filoloji ve sosyoloji gibi gelenekler bu bilimlerin modern görüşlerini daha yakın bir şekilde yansıtan hallere doğru evrim geçirirken, antropolojinin de içinde yer aldığı sosyal bilimlerin gelişimi gerçekleşmiştir. Aynı zamanda, Aydınlanma'ya karşı romantik bir tepki olarak ortaya çıkan Johann Gottfried Herder ve daha sonraları Wilhelm Dilthey gibi düşünürlerin çalışmaları "kültür kavramı"nın temelini oluşturmuştur ki bu kavram antropoloji disiplininin temelini oluşturur denilebilir.

Kurumsal olarak, antropoloji 17., 18., 19. ve 20. yüzyıldaki Avrupa kolonizasyonu sırasında doğal tarihin (natural history, zaman zaman doğa tarihi) gelişmesiyle ortaya çıkmış, gelişmiştir. Bu zamanlardaki genelde ‘ilkel insanların' incelenmesi olarak görülen alanla karakterize olmuş ilk etnografik çalışmalar ortaya çıkmıştır. Bu dönemlerde ortaya çıkan bazı ünlü etnografik çalışmaların kökeni de kolonyal yönetimin isteğine dayanır; örneğin Edward Evan Evans-Pritchard'ın Azandi halkına dair çalışması gibi. Geç 18. yüzyılda, Aydınlanma düşüncesi insan topluluklarını ampirik olarak gözlemlenebilecek belirli prensiplere göre hareket eden doğal bir fenomen olarak betimlemişti. Bazı açılardan, Avrupa kolonilerindeki dil, kültür, fizyoloji, teknoloji, gelenek ve inançların araştırılması ve incelenmesi bu yerlerdeki fauna ve floranın araştırılması ve incelenmesinden farklı değildi. Bununla birlikte kültürel uygulama, özellikle son dönemlerde, büyük değişikliğe uğramıştır ve bugün antropolojinin kolonyal dönemin ve Avrupa'nın bu dönemdeki düşüncesi ve uygulamalarının bir uzantısı olarak tanımlanması veya görülmesi doğru değildir.

Antropoloji hızlı bir şekilde doğal tarihten ayrılarak ayrı bir disiplin olma yolunda gelişti ve 19. yüzyılın sonlarına doğru modern şekline büyük oranda yaklaştı. 1935'de örneğin, T. K. Penniman disiplinin tarihini konu alan "A Hundred Years of Anthropology" yani "Antropolojinin Bir Yüzyılı" isimli eseri kaleme almıştır. Erken dönem antropolojide, ünilinealizm yani tüm toplulukların, tek bir evrimsel süreçten en ilkelden en gelişmişe geçtiğini öne süren fikir hakimdi. Buradan hareketle Avrupaî olmayan topluluklar bu evrimsel süreç içerisinde ‘yaşayan fosiller' olarak ele görülüyordu ve Avrupa'nın geçmişini anlamak için incelenebilecekleri fikri yaygındı. Çeşitli toplulukların göçleri büyük oranda doğru bir şekilde ortaya çıkarılmıştır; Paul Rivet'in ilk kez Büyük Okyanus'daki Polenezya göçlerini doğru bir şekilde saptaması gibi. Son olarak ırk kavramı ve ilgili kavramlar, insan türü içindeki biyolojik çeşitliliğin doğasını anlamak için, antropometri gibi çeşitli araçlar ve uygulamalar ile birlikte geliştirilmiştir. Bununla birlikte daha sonra ırk ve ilgili kavramlar bilimsel ırkçılık olarak anılacak şekilde farklı ve daha ideolojik bir bazda kullanılmışlardır. Bugün ırk kavramı ve ilgili çeşitli kavramlar antropoloji içerisinde geçerliliğini yitirmiştirler ve bilimsel bir kavram olarak kullanılmamaktadırlar; bilimsel kökenlerini veya uygulamalarını yitirmişlerdir denilebilir. Ayrıca eski literatürde "ırk" kavramının kullanıldığı çoğu anlam için bugün "etnisite" terimi tercih edilmektedir.

20. yüzyılda akademik disiplinler üç ana alan içerisinde düzenlenmeye başlanmıştır. Bilimler veya Türkçede daha sık kullanılan haliyle fen bilimleri tekrarlanabilir ve karşıtı kanıtlanabilir deneyler sayesinde doğa kanunlarının elde edilmesini amaçlarken, beşerî bilimler farklı millî gelenekleri, tarih ve sanat şeklinde incelemeyi amaçlar. Sosyal bilimler ise sosyal (toplumsal) fenomenlerin tanımlanması ve incelenmesini saplayacak bilimsel metotların geliştirilmesi ve sosyal bilgi için evrensel bir temelin oluşturulabilmesi gibi amaçlarla ortaya çıkmıştır. Bir akademik disiplin olarak antropoloji bu kategorilerden hiçbirine rahatlıkla konamayacağı gibi, barındırdığı farklı alt-dallar ve çeşitli inter-disiplinleri bu kategorilerden bazısına diğerlerine oranla daha yakın olabilirken, bazısı bu kategorilerin hepsini kapsayabilir.


#2
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Antropoloji Nedir ? -2-

Yazar H. Murat BABADALI; 31 Mart 2001

Sosyal (toplumsal) Bilim dallarından bir tanesi de antropolojidir. Sosyal bilimlerin en genci olan ve geniş anlamıyla insan bilimi olarak tanımlanan antropoloji portfolio'suz hümanizma'nın en kapsamlı disiplini olarak ortaya çıktı. Bu disiplin kapsam, konu ve yöntemle ilgili savlarını belirlemek için çok uğraş vermek zorunda kaldı. Kendisine bırakılan konuları ele aldı (diğer alanların incelemediği) ve hatta zorunlu olarak daha eski bazı alanlara da girdi. Şimdi onun kapsadığı incelemeler şunlar: prehistorya, folklor, fiziksel antropoloji ve kültürel antropoloji. Bunlar öbür toplumsal ve doğal bilimlerin, psikoloji, tarih, arkeoloji, sosyoloji ve anatominin meşru araştırma alanlarına tehlikeli biçimde yaklaşıyorlar. (Malinowski 1990:11)

Antropoloji en geniş anlamı ile insan bilim demektir. Ancak bu tanım kapsamı son derece geniş olup, insanı konu almış olan diğer disiplinlerle, antropolojinin farkına işaret etmez. Bu nedenle antropologlar kendi disiplinlerini daha kesin çizgilerle sınırlamaya çalışırlar.

İlk olarak disiplinin ismini ele alalım: Antropoloji kelime yapısı olarak iki Yunanca kelimenin birleşimidir. İnsan anlamına gelen Anthropos ile düzenli bilgi anlamında olan logos. Böylece kelime anlamı olarak antropoloji, insanla ilgili düzenli bilgi anlamındadır.

Antropoloji birey olarak insanla ilgilenmez. İlgisi grup içinde yaşayan insan ve bu insanın yaptıkları ve davranışlarıdır. (Saran, 1993:21)

- "İnsanlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları göz önüne alarak insanları karşılaştırmalı bir görüşle inceler. İnsanoğlunun evrimi, fiziksel ve toplumsal gelişiminin kurallarını ortaya çıkarır. Başka bir deyimle kültür ile ilgilidir. İnsan topluluklarının fizik yapı, kültür ve davranış bakımından farklılıklarını ele alır."
(Tezcan 1996: 1)

Konuyu biraz daha açacak olursak antropoloji biz insanları inceler. (Wells 1994: 9)

"İnsanoğlu’nun yaşamı ve töreleriyle ilgili hiçbir konu ya da soru antropoloji’nin inceleme alanı dışında değildir. Bu yüzdendir ki bilimsel disiplinlerin en ilgi çekici en heyecan verici olanı antropolojidir. İlgi alanımız ne olursa olsun hepimiz için özel, ilginç bir şeyler vardır antropolojide." (Wells 1994: 9)

"Çeşitli ilimleri düzenli bir biçimde ait oldukları yere koymak isteyenler, sıra antropolojiye gelince bu ilmin yeri hususunda kolayca karar veremezler. Gerçekten antropolojinin bölümlerini meydana getiren fiziki antropoloji, kültürel antropoloji, sosyal antropoloji, arkeoloji, etnoloji, etnografya ve linguistik insanla ilgili tüm çalışmalarla sıkı sıkıya ilişkilidir."
(Saran 1971: 9)

Antropoloji çeşitli özelliklerinden dolayı bazı bilim adamları tarafından taç bilim olarak kabul edilirken, bazılarınca artık bilim olarak nitelendirilmektedir. Antropoloji incelediği konular ve kendisine özgü olan yöntemleri ile diğer sosyal bilim dalları arasında özel bir yere sahiptir. Antropolojinin tanımlarında bir tanesi de antropologların sahada yaptıklarıdır. Bir antropolog antropologun ayakkabıları çamurlu olmalıdır demiştir. Bu bilim dalını diğerlerinden ayıran en önemli özellik saha çalışmalarına (alan araştırması) verdiği önemdir. Antropoloji aradığımız doğru yanıtları bulmamıza yardımcı olacaktır. Tüm bilimsel kuramlar tarihsel süreç boyunca deneme yanılma ve yeniden formülleştirme sonucu ortaya çıkmaktadır. Yeni yeni ortaya çıkan verilerin birikmesi bu süreçte önemli bir yer tutmaktadır. Mekanizmalara –bu durumda, toplum biyolojisi ve evrim mekanizmaları dahil olmak üzere- ilişkin olan düşüncelerdeki değişikliklerde aynı şekilde gündeme gelir. Bu tür değişiklikler eldeki kanıtların yorumlanmasını etkileyebilir. Böylelikle kuramların gelişmesi yeni kanıtlar olmaksızın sürebilir. Antropolojide var olan kuramı belirginleştiren unsur toplumbilimsel bir nitelik taşıması ve biz insanları konu edinen çalışmanın kavranmasıyla ilgilidir. (Lewin 1998:1)

Antropoloji insanı dolayısıyla insan toplumlarını ve kültürü incelemektedir. Fakat antropolojik çalışmalar yapılırken belirli bir çerçeveden bakılmak sureti ile araştırma yönlendirilir. Burada yapılan bir yerde antropolojinin sınırlarını belirlemektir. Antropolojinin üzerinde durduğu ve halen günümüzde geçerliliğini koruyan bazı sorular bulunmaktadır:

1) İnsanlar ve toplumlar neden birbirlerine benziyor?
2) İnsanlar ve toplumlar neden birbirlerine benzemiyor?
3) İnsanlar ve toplumlar neden ya da nasıl değişiyor?

Bu üç soru, antropolojinin bugünde geçerli olan temel sorunlarıdır. Ancak bu sorulara verilecek olan cevaplar günden güne değişmekte ve gelişmektedir. Yaşanan sosyo–kültürel değişme, toplumun kendi iç dinamiğindeki etkileşimlerin bir sonucu olabileceği gibi, dıştan gelen etkilerin bir ürünü, daha doğrusu iç ve dış dinamiğin bir bileşkesi olarak ortaya çıkmaktadır. Doğa nasıl biyolojik evrimin en zengin bilgi arşivini içinde bulunduruyorsa, kültürde sosyal değişmenin en güvenilir belgelerini elinde saklamaktadır. (Güvenç 1994:38) İlkel olsun, gelişmiş olsun hiçbir toplum durgun hareketsiz ve statik olarak nitelendirilemez. Her toplumda sürekli bir dinamizm, bir değişme görülür. İlkel toplumlar bile yavaşta olsa değişmektedir. Çağımız hızlı kültür değişmesi çağı olup, dünya kültürleri sürekli olarak değişmeye uğramaktadır. Fakat bu tür değişmelerin hızı farklı zamanlarda ve farklı yerlerde değişiklik göstermektedir. Antropoloji bu tür kültür değişimlerinin nedenlerini, bağlı olduğu diğer konuları ve sonuçlarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek sosyal değişme yasaları ile ilgili sonuçlara ulaşmaya çalışır. (Tezcan 1984:1)


#3
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Kültürel Antropoloji Nedir?

Kültürel antropoloji, toplumu ve kültürü inceler; toplumsal ve kültürel benzerlik ve farklılıkları tanımlar.

Kültürel antropolojinin iki yönü vardır ve bunlar; etnografi ve etnolojidir. Etnografi, daha çok alan araştırmaları ve alan çalışmaları üzerine temellenmiştir. Etnoloji ise kültürler arası karşılaştırmaları temele almaktadır.

Etnografi: Bir grup, toplum ya da kültürün ana niteliklerini, o toplumun içinde var olarak anlamaya ve açıklamaya çalışan antropoloji alanıdır. Alan çalışması sırasında veriler toplanır ve bunlar kitap, makale, film vb. şekillerde sunuma hazırlanır, tanımlanır, tahlil edilir ve yorumlanır. Etnograflar küçük toplulukların içinde yaşayıp onların yerel davranış, inanç, toplumsal yaşam ve din gibi faaliyetlerini incelerler.

Etnoloji: Etnografik araştırmaların sonuçlarını analiz edip karşılaştırır. Kültürel farklılık ve benzerlikler tanımlanıp açıklanır; bunların genelliğini ya da özgünlüğünü ayırt eder.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü, 1. Sınıf "Antropolojiye Giriş" Dersi Ders Notları; Antropoloji; İnsan Çeşitliliğine Bir Bakış; Conrad Phillip Kottak; s. 10


#4
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Arkeolojik Antropoloji Nedir?

Arkeolojik antropoloji; insanların kültürel örüntülerini ve davranışlarını, maddi kalıntılar aracılığıyla açıklar ve yorumlar.

Arkeologların ana ilgi alanı, tarih öncesinin incelenmesidir. Arkeologlar; tarihsel kültürleri ve yaşayan kültürleri de incelerler.

Maddi kalıntıları birincil veri olarak kullanan arkeologlar, kültürel süreçleri bu kalıntılar üzerinden irdelerler.

Arkeologlar, belirli yerleşim merkezlerinden kazı yaparak kültürel süreçleri buna göre belirlerler. Özellikle verimli topraklarda farklı dönemlerde farklı kültür imparatorlukları kurulmuş ve yok olmuştur. Arkeolojik kazılar, bu kültür imparatorluklarının toplumsal, ekonomik ve siyasal faaliyetlerini ve bunlarda zaman içinde meydana gelen değişiklikleri belirleyebilirler.


#5
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Fiziksel Antropoloji Nedir?

Fiziksel antropolojinin konusu, insanların zaman ve mekan içinde gösterdikleri fiziksel çeşitliliktir. Bu çeşitlilik, büyük ölçüde genetik ve çevresel etkilerin karışımıyla meydana gelmektedir. İşte bu biyolojik çeşitlilikler, fiziksel antropolojiyi 5 farklı ilgi alanına yöneltmektedir:

- Paleoantropoloji,
- Genetik,
- Büyüme ve gelişme,
- Biyolojik esneklik,
- İnsan olmayan hominidlerin (maymunlar, goriller vb.) biyoloji, davranış ve toplumsal yaşamı.


Fiziksel antropoloji, bu ilgi alanlarıyla beraber; biyoloji, zooloji, jeoloji, anatomi ve tıp gibi başka bilim alanlarıyla da bağlantılı duruma gelmektedir.

Fiziksel antropoloji, primatolojiyi de kapsamaktadır. Primatlar, en yakın akrabalarımızı; yani maymunlar ve gorilleri içermektedir. Primatologlar bu hayvanların evrimini, doğasını ve çevresini incelerler.Birçok antropolog, primatların davranışının insanların doğasına ışık tuttuğunu düşünmektedir.


#6
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Lingüistik Antropoloji Nedir?

Hominidlerin ne zaman konuşmaya başladıkları bilinmemektedir ve dilbilgisel olarak karmaşık, gelişkin diller binlerce yıldır var olagelmiştir.

Lingüistik antropoloji, dili mekan ve zaman içinde toplumsal ve kültürel bağlamda inceleyen bir alt disiplindir.

Bazıları dilin evrensel hatlarına ilişkin çıkarsamalar yaparak bunları insan beyninin tek biçimliliğine bağlarlar. Bazıları ise çağdaş dillerden hareketle kadim dilleri yeniden kurgulamaya çalışır ve bunu yaparken tarihe ilişkin bulguları ortaya koyarlar.

Dilsel farklılaşmanın toplumsal bağlamda incelenmesine, sosyolingüistik denir. Bu, konuşmanın toplumsal farklılıkları nasıl yansıttığını gösterebilmek için, tek bir dil içindeki çeşitlilikleri inceler.

Betimleyici lingüistik, tikel dillerdeki sesleri, grameri ve anlamı inceler. Tarihsel lingüistik, zaman içindeki farklılaşmaları inceler.

Dilsel farklılaşmanın bir nedeni bölgesel lehçe ve ağızlarda olduğu üzere coğrafi farklılıklardır. Lingüistik farklılaşma toplumsal bölünmelerle de bağlantılıdır. Etnik grupların çift-dilliliği ve tikel toplumsal sınıflarla ilintili konuşmaları buna örnektir. Dil ile kültürün öbür veçheleri arasındaki bağların incelenmesinde lingüistik ve kültürel antropoloji beraber uğraş verir.


#7
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Antropoloji ve Sosyoloji İlişkisi

Antropolojinin, "kültürel antropoloji" dalı ve sosyoloji; toplumsal örgütler, davranışlar ve ilişkiler konularında ortak bir alanı paylaşır.

Sosyologlar, sanayileşmiş batı toplumları üzerinde yoğunlaşırlarken; antropologlar sanayileşmemiş toplumları da ele almışlardır. Bu türden farklı toplumsal yapılan incelenmesi, farklı bilimsel çalışma yöntemleri gerektirmiştir. Bu bağlamda antropoloji ve sosyoloji, birbirinden ayrılmıştır. Örneğin sosyoloji için çok önemli sayılan verilerden "istatistiki bilgiler", antropoloji için pek de bir anlam ifade etmemektedir.

Sonuç olarak antropoloji ve sosyoloji, temelde kimi aynı konular üzerinde yoğunlaşmış olsalar da bu konulara yaklaşım açıları bakımından birbirlerinden ayrılmaktadır.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı