İçeriğe git


Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

[Sinema Haberleri] 120 İle Yeniden Sinemalarda...

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 135 yanıt gönderildi

#21
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti


Resmi ekleyen

Özcan Alper’in ilk uzun metraj filmi “Sonbahar” dünyanın en önemli ve prestijli festivallerinden biri olan Montreal Film Festivali’ne katılıyor. Film bu yıl 32.si düzenlenecek olan festivalin, ‘Dünya Sineması’na Bakış’ bölümünde gösterilecek.

21 Ağustos -1 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin ‘Dünya Sineması’na Bakış’ bölümü, dünyanın dört bir yanından filmleri bir araya getirerek kültürel çeşitlilik ve ülkeler arası diyalog sağlamayı amaçlıyor.

Özcan Alper’ in yazıp yönettiği, yapımcılığını Serkan Acar’ın üstlendiği “Sonbahar”, yine Ağustos ayı içerisinde düzenlenen Locarno ve Saraybosna film festivallerinin yarışma bölümlerinde yer alıyor.

Başrollerinde Onur Saylak ve Megi Koboladze’nin yer aldığı film; ölüm oruçları ertesinde, adli tıp raporu ile tahliye olan Yusuf’un on yıl sonra memleketine dönmesi sonrasında gelişen olayları anlatıyor.




#22
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen

Üç yıl önce, Dave Filoni, diğer tüm hayranlar gibi “Star Wars: Episode III Revenge of the Sith”i izlemek üzere kuyruğa girdi.

En sevdiği Star Wars karakterinin, nispeten daha az tanınan Jedi Savaşçısı Plo Koon’un elde dikilmiş kostümü vardı üzerinde. Star Wars sevgisini Hollywood-Kaliforniya’da kendi gibi sırada bekleyenlerle onlara özel koleksiyonundan oyuncaklar vererek paylaştı. Ama sonuç itibariyle, o da bir gün George Lucas’la birlikte çalışma hayalleri kuran sıradan bir Star Wars hayranıydı.

O bir gün beklediğinden de çabuk geldi.

15 Ağustos’ta, Lucasfilm Animation ilk animasyon Star Wars sinema filmi “Star Wars: Klon Savaşları”nı gösterime sunacak. Lucas’ın yönetici yapımcısı olduğu filmi Filoni yönetti.

“Kısa süre önce biri bana Star Wars filmi yönetmiş dört kişiden biri olmanın nasıl bir his olduğunu sordu” diyor 34 yaşındaki Filoni ve ekliyor: “Neredeyse sandalyemden düşüyordum. Her şey o kadar çabuk olup bitmişti ki hiç durup bu şekilde düşünmemiştim”.

Ama Filoni bu yaz, Lucas, Irvin Kershner (“The Empire Strikes Back”) ve Richard Marquand’dan (“Return of the Jedi”) oluşan Star Wars yönetmenler grubunun ender üyeleri arasına dahil oldu. Üstelik bir de ayrıcalığı var: O, sinema filmi uzunluğunda animasyon bir Star Wars macerası yaratan ilk yönetmen.

“Pek çok açıdan bu bir rüyanın gerçek olması gibi. Hayır, en uçuk rüyamın bile ötesinde demek daha doğru olur” diyen Filoni, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Öte yandan, seriye duyduğum hayranlığı ikinci plana atıp, katkımı bir denk olarak sağlamalıyım. George’la omuz omuza durabilmek ve ‘Klon Savaşları’nı diğer dev Star Wars filmleriyle aynı düzeyde tutmak istiyorum”.

Lucas ise şunları söylüyor: “Dave gibi koyu bir hayranla çalışmak çok güzel çünkü Star Wars hakkındaki bilgisi benimkinden fazla. Dave için Star Wars’un yer aldığı diğer medya türlerini, mesela Star Wars kitaplarını, çizgi romanlarını ya da video oyunlarını referans olarak kullanmak kolay; bu konudaki potansiyeli benimkinden çok daha fazla. Bu durum bizim tüm Star Wars evreninin daha iyi bir resmini çizmemizi, daha zengin bir film yapmamızı ve hikayeyi Skywalker ailesinin merkezdeki hikayesinden öteye götürmemizi olanaklı kılıyor”.

“Avatar: The Last Airbender” ve “Kim Possible” gibi popüler animasyon projelerinin deneyimli ismi Filoni, kendisi ve Marin County-Kaliforniya merkezli Lucasfilm Animation’daki yaratıcı ekip için en önemli hedefin bir yandan benzersiz ve beklenmedik bir Star Wars animasyon filmi yaparken, bir yandan da serinin sinema tarihinin en popülerleri arasında yer alan canlı aksiyon filmlerinin ruhunu ve cazibesini korumak olduğunu belirtiyor.

“Her şeyden önce koyu bir Star Wars hayranıyım ve gerek benim gibi bu filmlerle büyüyen gerek seriyi son filmlerinde keşfetmiş hayranların George’un yarattığı galakside keyif alacakları bir macera filmi yapabilmek istedim” diyor Filoni.

Televizyon dizisi olarak uzun zamandır sabırsızlıkla beklense de (ki ABD’de Cartoon Network’te bu sonbaharda yayınlanacak), “Star Wars: Koln savaşları”nın sinema uzunluğunda bir animasyon filminin yapılmakta olduğunun açıklanması pek çok kişi için sürpriz oldu. “George bize fikrini anlattığında benim için de sürpriz oldu” diyor Filoni ve ekliyor: “Animasyon ekibinin yaptıkları ilk çalışmaları izlerken, George bunun beyaz perdede ne kadar müthiş durduğunu söyleyip duruyordu. Hepimiz bu konu üzerinde bir süre düşündük ve sonra bu durum mükemmel bir anlam kazandı: Star Wars için yepyeni bir şey üretiyor olduğumuz için, onu film şeklinde yapmalıydık”.

Filmin yapımcılığını üstlenen Catherine Winder sinema filmi uzunluğunda bir animasyon filmi yapma kararını şöyle hatırlıyor: “George beni kapalı, yağmurlu bir günde Skywalker Çiftliği’nin dışına götürdü ve, ‘Bir film yapma konusunda ne düşünüyorsun?’ diye sordu. O sırada televizyon dizisi yapma sürecindeydik ve bir animasyon bölümü ve stüdyosu oluşturuyorduk. Bu oldukça zorlu bir işti. Sonra, Dave’le birlikte bu konuyu ve ne kadar büyük bir çalışma olacağını düşündük ve, “Tamam, bu harika bir fikir!” dedik.

Beyaz perde için düşünülen ve geliştirilen “Star Wars: Klon Savaşları”, “Star Wars: Episode II Attack of the Clones”un hemen sonrasında başlıyor. İktidardaki Cumhuriyetçiler ile gitgide büyüyen ve galaksinin yönetimini ele geçirmek isteyen sinsi Bölücüler arasında toplu bir savaş olan “Klon Savaşı” sayısız gezegene yayılmıştır. Anakin Skywalker (seslendiren: Matt Lanter/Arda Aydın) ve Obi-Wan Kenobi (seslendiren: James Arnold Taylor/Yekta Kopan) Bölücülerin droid ordusunun büyük bir saldırısını geri püskürtmek üzere savaş için yaratılmış klonlar ordusunu yönetmektedirler. Onlara bu savaşta, Jedi Ustası Yoda’nın Skywalker’a padawan olarak eğitmesi için verdiği, enerjik ve kararlı bir genç kız olan Ahsoka Tano da (seslendiren: Ashley Eckstein/Damla Özduru) katılır.

“Ahsoka’yı Star Wars galaksisine eklemek bir adrenalin bombası gibi oldu” diyor Filoni ve ekliyor: “Bizim için işlemesi harika bir yeni karakter. O ve Anakin onları bazı çok kötü Sith’lerle karşı karşıya getiren bir göreve atanınca, tüm film yeni bir enerji kazanıyor. O bir kadın Jedi olarak Star Wars’da kesinlikle kullanabileceğimiz bir karakter ve Anakin için harika bir tamamlayıcı kişilik oldu”.

Star Wars’un animasyon uyarlamasını yaratmak Filoni ve 150 kişiden oluşan animasyon, sanatçı ve CGI tasarımcıları ekibi için yaratıcı açıdan yeni bir meydan okumaydı. “Star Wars hikayeleri neredeyse mitseldir, ama beyaz perdede çok tanınmış oyuncular tarafından hayata geçirildiler ve son derece kendilerine özgü birer kişilikleri var. Anakin, Obi-Wan, Kont Dooku ve Padmé gibi karakterlerin özünü bulup onları insan karakterlerden farklı bir şekilde oluşturmanın yollarını keşfetmemiz gerekiyordu. Hareketsel kavrama tekniklerini hiç düşünmedik çünkü tamamen yeni ve farklı bir şey yaratmak istedik”.

Lucas, Filoni’yi, Winder’ı ve onların ekibini çeşitli yaklaşımları değerlendirmeye yönlendirdi. Bunun üzerine animatörler farklı farklı yerlerden ilham aldılar. Filoni şunları söylüyor: “‘Avatar’da da kullandığım anime görüntüyü seviyoruz. Japon manga çizgi romanları da gerçekten iddialı bir ışıklandırma ve çerçevelendirmeye sahipler. Tek bir türe benzememek ve yaklaşımımızda ‘çizgi filmsel’ olmamak önemliydi

Bizim için büyük ilham kaynaklarından biri, 1960’larda kuklalar kullanarak ‘Thunderbirds’ü yaratan Gerry Anderson’ın çalışmalarıydı. Animasyon çok ama çok geniş ve sadece, ‘Başkalarının yaptığını yapacağız’ denmeyecek kadar olanaklarla dolu bir alan. Bizler Lucasfilm Animation için imza gibi bir stil yaratmak, kendimize özgü bir stil yaratmak istedik”.

Filoni, yönetici yapımcı Lucas’ın teşvikiyle Lucasfilm Animation’ın aldığı yaratıcı riskin  serinin uzun süreli hayranlarını tatmin edeceğine, yeni hayranları ise heyecanlandıracağına inanıyor: “‘Star Wars: Klon Savaşları’nda, yeni karakterlerimiz, yeni gezegenlerimiz, yeni taşıtlarımız, yeni savaşlarımız ve yeni bir hikayemiz var. Ayrıca film yeni bir animasyon stiline sahip. Gerçekten de, mümkün olan her açıdan, daha önce asla görmediğiniz bir Star Wars filmi”.



#23
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyenMia Film, efektleri, senaryosu ve kurgusuyla Türk Sinema tarihine “en ilginç ve en korkunç” film olarak geçen ‘Musallat’ın ardından, yine ses getirecek ve gündem yaratacak bir komediye imza atıyor: “Şeytanın Pabucu”.

Başrollerini Fatih Ürek, Aysun Kayacı, Barış Falay ve Yılmaz Gruda’nın paylaştığı film, Cem Yılmaz’ın “Arog” filmiyle aynı gün, 5 Aralık’ta vizyona girecek.

Yapımcılığını Mia Film/Banu Akdeniz’in üstlendiği ‘Şeytanın Pabucu’nun yönetmenleri ise yine başarılı yapımlara imza atmış iki isim; Turgut Yasalar ve Hilal Bakkaloğlu. Senaryoyu ise Yasalar, Bakkaloğlu ve Aslı Doğan birlikte kaleme aldı.

İzleyenleri kahkaha tufanına sürükleyecek senaryosu, kurgusu ve güçlü oyuncu kadrosuyla ‘Şeytanın Pabucu’nun “yılın komedisi” olacağına inandıklarını belirten Yapımcı Banu Akdeniz, “Arog’la aynı gün vizyona girme cesaretini nasıl gösteriyorsunuz’ diye soranlara, ‘Projemize o kadar çok güveniyoruz ki, rakip tanımıyoruz, diye cevap veriyorum. Filme inanmak çok önemli… Senaryosu, oyuncu kadrosu, müzikleri, prodüksiyonu her şeyiyle dört dörtlük bir komedi filmi çekiyoruz. Sinemaseverler, kılıktan kılığa giren, “Hacı Abla”yken komşunun seksi sarışın kızı Aysel’e (Aysun Kayacı) kur yapan Burhan’a (Fatih Ürek) bayılacak… “Şeytanın Pabucu”, Türk halkının ailece izleyecekleri, hatta bir kez değil eğlenmek için defalarca seyredecekleri bir komedi klasiği olacak” dedi.

#24
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyenDaha anlatacak çok Star Wars hikayesi olduğunu farkeden yapımcı George Lucas, bunların bir kısmını animasyon türünde anlatmayı uygun görmüş ve “Star Wars: Klon Savaşları” projesini hayata geçirmiş. Bu hafta vizyona giren “Star Wars: Klon Savaşları”, “Yıldız Savaşları” efsanesine baş döndürücü yeni bir görünüm kazandırıyor.

Star Wars hayranlarına farklı bir deneyim yaşatacak olan “Star Wars: Klon Savaşları” filminin "Anakin'in Planı" adlı sahnesini Sinemalar.com’da izleyebilirsiniz.

Filmin yapım hikayesini okumak için tıklayın!



<script type="text/javascript"> var playerObj = new SWFObject("../../../../playerFilm_.swf?video=467736", "sinemalarskin", "100%", "100%", "8", "#000000"); playerObj.addParam("menu","false"); playerObj.addParam("quality", "best"); playerObj.addParam("wmode", "transparent"); playerObj.addParam("salign", "b"); playerObj.addParam("scale", "exact"); playerObj.write("playerarea");

#25
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen<p>Warner Bros. Pictures, “Harry Potter and the Half-Blood Prince/ Harry Potter ve Melez Prens”in gösterimini 2009 yazına ertelediğini açıkladı.

Gişe rekortmeni Harry Potter serisinin altıncı filmi olan yapım ABD sinemalarında ve birçok ülkede 17 Temmuz 2009 günü aynı anda gösterime girecek. Açıklamayı Warner Bros.’un Başkanı ve Operasyon Şefi Alan Horn yaptı.

Yaptığı açıklamada Horn şunları kaydetti: “‘Melez Prens’i gelecek yaza ertelememizin iki gerekçesi var: Serinin ilk filmden sonraki en yüksek gişe hasılatı yapan filmi olan bir önceki Harry Potter filmimizin başarısıyla da kanıtlanmış olduğu üzere, yaz sezonu, aile filmi kategorisindeki yapımlar için ideal bir dönem. Buna ek olarak, her stüdyo gibi biz de hâlâ yazar grevinin uzantılarını hissediyoruz. Bu grev öteki filmlerin hazır oluş tarihlerini etkilediği için 2009 yılının tüm rekabet haritasını da yeniden şekillendirdi. Söz konusu durum bize yeni fırsatların kapısını açtı ve biz bunlardan yararlanmak istiyoruz. En iyi stratejinin ‘Melez Prens’i Temmuz’a ertelemek olduğu konusunda görüş birliğine vardık çünkü bu sayede filmimiz yaz ortasında geniş kitlelere hitap eden bir film konusundaki boşluğu mükemmel dolduracak”.

Hem “Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı” ve “Harry Potter ve Melez Prens”i yönetmiş olan hem de “Harry Potter ve Ölüm Yadigarları”nı yönetecek olan David Yates ise yapım hakkındaki görüşlerini şöyle dile getiriyor: “‘Harry Potter ve Melez Prens’te görev almak bir zevkti. Gerek Dan, Rupert ve Emma gerekse kadroda yeniden rol alan diğer genç oyuncular serpilmeye devam ederken, kadroya yeni katılan oyuncularımız da Hogwarts’a yeni renkler ve taze soluk getirdiler. Daha son filmin rötuşlarını yaparken serinin son iki filminin hazırlıklarına başladık. Çekimlere Şubat’ta başlıyoruz. Bu müthiş seriyi hayranlarının hak ettiği heyecan verici ve sarsıcı sona taşıyacak olduğum için heyecanlıyım”.</p>
<p>“Harry Potter ve Melez Prens”te Voldemort hem Muggle hem de büyücüler dünyasındaki kıskacını daraltmaktadır ve Hogwarts artık bir zamanlar olduğu güvenli liman değildir. Harry tehlikenin kalenin içinde bile olabileceğinden şüphelenirken, Dumbledore da Harry’yi hızla yaklaşmakta olduğunu bildiği nihai savaşa hazırlamaya her zamankinden kararlıdır. Bu arada, öğrenciler bambaşka bir rakibin kuşatması altındadırlar: Gençlik hormonları zirveye tırmanmaktadır. Havada aşk kokusu vardır, ama trajedi kapıdadır ve Hogwarts bir daha asla aynı olamayabilir.</p>
<p>Daniel Radcliffe, Rupert Grint ve Emma Watson’ın bir kez daha genç büyücüler Harry Potter, Ron Weasley ve Hermione Granger olarak karşımıza çıkacağı filmde ayrıca Jim Broadbent, Helena Bonham Carter, Robbie Coltrane, Warwick Davis, Michael Gambon, Alan Rickman, Maggie Smith, Timothy Spall, David Thewlis ve Julie Walters rol alıyor.</p>

#26
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen

Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde devrimci jargonu ve yardımcısı Çeto’yla girdiği tartışmalarla tanınan ve “Nalet olsun içimdeki insan sevgisine” repliğini dilimize pelesenk eden Muro’nun maceraları beyazperdeye taşınıyor.

Yapımcılığını Pana Film’in, yönetmenliğini Zübeyr Şaşmaz’ın üstlendiği, senaryosunu Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın yazdığı “Muro – Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine” sinema filminin çekimleri 18 Ağustos’ta başladı. 5 Aralık 2008’te vizyona girecek olan “Muro – Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine” filmi bir yandan içimizdeki insan sevgisini ortaya çıkarırken, bir yandan da izleyenleri bol bol güldürecek.

Filmde Mustafa Üstündağ, Şefik Onatoğlu ve Eray Türk’ün yanı sıra, Fırat Tanış, Evrim Alasya, Bülent Şakrak da rol alıyor. Ayrıca Üstündağ ve Onatoğlu’na iki Rus güzel Nataliya Bondarenko ve Daria Litvinova eşlik ediyor. Filmin sürprizlerinden biri ise Mazhar Alanson.

Filmin konusu:

Cezaevinden çıkan Muro ile Çeto, devrimi köyden başlatmak üzere memleketlerine dönerler. İlk planları evlenip yuva kurmak, örnek birer devrimci olmaktır. Oysa köyde onları bir sürpriz beklemektedir. Muhtar, Muro ile Çeto’yu hapisteyken iki Rus kadınla evlendirmiştir. Muro ile Çeto’nun devrim ütopyasını gerçekleştirmeleri için; kadınları bulup boşanmaları gerekmektedir. Bunun için İstanbul’a dönen Muro ile Çeto’nun başına gelmeyen kalmaz. Çözümlemesini asla yapamayacakları bir örgütle karşı karşıya kalırlar…



#27
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen

120 milyon dolarlık yapım bütçesiyle gerçekleştirilen animasyon “WALL-E” hem dört dörtlük bir macera, hem de dört dörtlük bir komedi...

İnsanoğlu günün birinde artık yaşanmaz hale gelen dünyayı apar topar terk etmek zorunda kalsaydı ve son robotun fişinin çekilmesi unutulsaydı ne olurdu?

Kayıp Balık Nemo- Finding Nemo”nun Oscar ödüllü yazar-yönetmeni ve “İnanılmaz Aile-The Incredibles”, “Arabalar-Cars” ve “Ratatouille” gibi teknoloji harikası animasyon filmlerini gerçekleştiren Pixar Animasyon Stüdyoları’nın animasyon sihirbazlarından Andrew Stanton, “WALL-E” adlı kararlı bir robotu ve arkadaşlarının serüvenlerini konu alan kozmik macera komedide izleyiciyi çok da uzak olmayan bir galakside inanılmaz bir yolculuğa çıkaracak.

Sürprizler, aksiyon, kahkaha ve romantizmle dopdolu bir animasyon olan “WALL-E”nin Türkçe fragmanının keyfini çıkarın!

[hide][izlesene]479044[/izlesene][/hide]

#28
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen15 Şubat 2008’de gösterime giren ve 1 milyondan fazla seyirci tarafından izlenerek “2008 yılının en çok izlenen ikinci filmi” olan “120”, 30 Ağustos Zafer Haftası nedeniyle, 29 Ağustos 2008 Cuma günü Türkiye genelinde yeniden gösterime giriyor.

Kafkas Cephesi’nde önemli gelişmelerin yaşanmakta olduğu bugünlerde, hüzünlü bir Kafkas Cephesi destanını anlatan “120” filmi, 1914 yılı 1. Dünya Harbi’nde Ruslar’ın Erzurum istikametinde taarruza geçmesi sonucunda; cephanesi biten bir jandarma tümenine, sırtlarında cephane yetiştirmeye çabalayan Vanlı çocukları konu alıyor. Yaşları 12 – 17 arasındaki 120 kahraman gencin yaşadığı gerçek ölüm – kalım savaşını beyaz perdeye yansıtan filmin öncelikli amacı, özellikle gençlere tarihimizde yaşanan gerçek bir kahramanlık destanını aktararak sahip oldukları tarih bilincini arttırmak ve tarihimizi öğrenme arzularını teşvik etmek.

Hikayesi 3 farklı mevsimde geçen “120” filminin çekimleri, Van ve Safranbolu’nun dağları da dahil olmak üzere aralıklarla 4 ay sürdü, filmin bütün aşamalarında 250 kişilik bir ekip çalıştı. Yaklaşık 3 milyon dolar bütçeli filmde 100’lerce öğrenci, 2000’e yakın figüran ve develer başta olmak üzere birçok taşıma hayvanı rol aldı.

“Sarıkamış Harbi Günlerinde, karlara yazılmış gerçek bir destan”ı anlatan “120”nin yapımcılığı, müzikleri ve senaryosu Özhan EREN’e, yönetmenliği Murat SARAÇOĞLU ile yine Özhan EREN’e ait. Filmin oyuncu kadrosunu ise Özge ÖZBERK, Burak SERGEN, Cansel ELÇİN, Emin OLCAY, Demir KARAHAN ve Ahmet UZ oluşturuyor. 29 Ağustos 2008 Cuma günü Türkiye genelinde yeniden gösterime girecek olan filmin süresi 115 dakika…

“120” Türkiye’nin yanı sıra; Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, İsviçre ve Avustralya’da da izlendi ve büyük beğeni topladı.

#29
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen

Altın Palmiye ödüllü yönetmen Mathieu Kassovitz’in yazıp yönettiği ve prodüktörlüğünü de yaptığı, başrollerinde Vin Diesel, Michelle Yeoh, Gérard Depardieu ve Mélanie Thierry'nin yer aldığı "BABYLON A.D./BABIL M.S." 26 Eylül'de gösterime giriyor.

Filmin yönetmeni Mathieu Kassovitz, “Babylon A.D.”nin yapım aşaması ve başrol oyuncuları ile ilgili merak edilen tüm soruları içtenlikle yanıtladı.

YÖNETMEN MATHIEU KASSOVITZ İLE RÖPORTAJ

- Maurice Dantec’in “Babylon Babies” kitabını ilk ne zaman okudunuz?

- 2002 yılında. Geleceği anlatan romanları hep bilimkurguya tercih etmişimdir. “Babylon Babies”in gelecekte geçen harika bir macera romanı olduğu kabul edilir. Ben de bu yüzden okumuştum. Bitirmek birkaç gecemi almıştı. Kendi kendime bunun harika bir film olabileceğini düşünmüştüm. 500 milyon Euro bütçeyle çekilen, altı saat uzunluğunda bir film!    

- Neden “uyarlanamaz” diye tabir edilen bu romanı seçtiniz?

- “Babylon Babies”in uyarlanamayacağı söylendiği için bu, ilginç bir meydan okumaydı. Kitabı okuyan herkes, farklı şekilde okur. Aynı kelimeleri okuruz, ama beyinlerimiz farklı işler. Filmlerde hepimiz aynı şeyi görürüz. Benim işim, kitaptan aldıklarımı aktarmaktı. En zor kısmı ise 600 sayfalık kitabı 90 dakikaya sıkıştırmaktı.  Daha en başında bazı yerleri kestik. Bu da filmin isminin neden “Babylon A.D.” olarak değiştiğini açıklıyor. Yazım aşamasında film, kitabın uyarlanmasından çok kitaptan esinlenme haline geldi. Yeni sahneler yarattık, bir sistem ve bir sürü şey oluşturduk. Öte yandan bu yolculuğu ve Toorop’un eşlik etmek zorunda olduğu gizemli bir genç kadın olan Marie’yi kullandık, ama karakteri değiştirdik. Onu bilgisayar tarafından yaratılan ve evrenin bütün bilgilerine sahip olan bir kıza dönüştürdüm. Ama o bir şizofren, çünkü beynini kemiren bu bilgilerin kaynağını bilmiyor. Ayrıca ona Aurora demeye karar verdik. Marie çok barizdi. Toorop’un geçmişini de değiştirdim. Dantec’in romanında, daha 17 yaşındayken Kosova’daki savaşa gitmek için askere yazılıyordu. Onu bir çocuk asker haline getirdim. 30 yıldır devam eden bütün savaşların bir kurbanı… Ayrıca kitapta, beyazperdede inandırıcı olmayan bazı şeyler var. Montreal’e gidip altı ay boyunca saklanmaları gibi. Bu hiç mantıklı değil. Mantıken varacakları yere – filmde New York’a – vardıklarında Toorop’un kızı teslim etmesi gerekiyor. O yüzden altı ayı, filmde üç dakikaya sıkıştırdık.  

- “Babylon A.D.” neyi ifade ediyor?

- Babylon A.D., asıl günah şehri Babil’e atıfta bulunuyor. Ayrıca harika bir logo yaratmamı da sağladı: B.A.D.! Birleşik Devletler’de “Babylon Babies” ismi, insanların bebeklerden çok genç ve güzel kadınları düşünmesine neden olabilirdi. Ve isimde “bebekler” kelimesinin olması benim için bir sorundu. Aurora’nın taşıdığı şeyi çok fazla belli ediyordu.

- Dantec, yaptığınız değişikliklere nasıl tepki verdi?

- Son derece açık fikirliydi. “Eserimi al ve nasıl istiyorsan öyle yap. Hakları sana devretmeyi kabul ettim, çünkü bakış açını ve filmlerini seviyorum. Sana sonuna kadar güveniyorum”, dedi. Kitaptaki fikirlere, konuya ve hikayeye saygı duyduğumu gördü ve yazar Eric Besnard ile birlikte yaptığımız değişiklikler fazlasıyla ilgisini çekti. Fikrini değiştirip değiştirmediğini görmek için filmin son halini izlemesini bekliyorum.  

- İlk üç filminiz orijinal fikirlerdi. Son üç filminizden ikisi ise uyarlama. Bu, farklı bir yaklaşım mı gerektiriyor?

- Aslında bunun üzerinde hiç düşünmedim. İlk filmim “Café au lait”te o dönemki yaşamımdan ve Spike Lee’nin filmi “She’s Gotta Have It”ten esinlenmiştim. İkinci filmim “Hate”te Scorsese’den esinlenmiştim. Yaptığım her şeyde, gördüklerimden esinleniyorum. Filmin test edilmesi senaryo aşamasında değil, son halinde olur. Stephen King’i okuyunca bütün kitaplarını filme uyarlamak istiyorum! “Crimson Rivers”ın yazarı Jean-Christophe Grangé’ın, beyazperde için tasarlayamayacağım hikayeleri anlatma konusunda harika bir yeteneği var. Bir romandan esinlenmek konusunda bir sorunum yok. Uyarlama yapmaya başlar başlamaz, benim işim haline geliyorlar. Bir kitabı okurken – on sayfa sonra bırakmadıysam – bu, genelde uyarlamak istediğim bir hikaye haline geliyor.

- Kitabı okumanızla filmi çekmeniz arasında beş yıl var. Finansman sağlamak zor muydu?

- Evet, çok zordu. Amerikalılar sıkı pazarlık ediyorlar. Başlangıçta ilk üç filmimin yapımcısı olan Christophe Rossignon’la çalışıyordum. Eric Besnard ve ben 90 milyon dolarlık bir senaryo yazmıştık. Christophe bana “Mathieu, böyle bir şeyin parçası olamam, çünkü bu işe inanmıyorum.”, dedi. Bu yüzden yollarımız ayrıldı ve ben “Gothika”yı çekmek için Birleşik Devletler’e geldim. “Babylon A.D.”yi yapmak için Amerikalı bir yıldıza ihtiyacım olduğunu ve Amerika’da gişede başarı sağlayacak bir film yapmam gerektiğini fark ettim. Matrix’in yapımcısı Joel Silver bana, En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanmış olan Halle Berry’nin, Penelope Cruz ve Robert Downey Jr’ın oynadığı “Gothika”yı çekmemi teklif etti. O film iyi iş yaptı ve “Babylon A.D.”yi, senaryosunu alıp Hollywood’da bir stüdyoya satmak zorunda kalmadan yapmama olanak sağladı. Amerikalıların sadece satın almacı olarak gelmeleri için Avrupalı bir yapımcıya ihtiyacım vardı. Hedefimiz bunu 30’u Avrupa’dan, 30’u da Birleşik Devletler’den gelen toplam 60 milyon dolarlık bütçeyle yapmaktı.

- Bu konu Hollywood’u korkuttu mu?

- Hayır, çünkü konu harikulade görseller, aksiyon sahneleri ve hepsini bir arada tutan hikayenin arkasına gizlenmişti. Amerikalılar tarafından din sorunu ortaya atıldı, çünkü hepimiz birkaç konudan kaçınmak istiyorduk. Bu film için aldığım referanslardan biri “Blade Runner”dı. Tarzını değil, içeriğini aldım. “Blade Runner”ı izlediğinizde bir bilimkurgu-aksiyon filmi izlediğinizi düşünürsünüz, ama aslında Tanrı’dan, bu dünya üzerindeki varlığımızdan ve yaradılıştan bahseder… Spielberg aynı şeyi “E.T.” ile yaptı ve o film de ırkçılık üzerineydi. Kendime şöyle dedim, “Aksiyon türünde bir film yapmak istiyorum, bir erkek filmi... İçinde yaşadığımız toplumdan bahseden bir şey.” Din konusu üzerine fazla gitmek istemedim, bu yüzden de aksiyona ağırlık vermem gerekiyordu. Bağnazları bir tarikata dönüştürdük. Yüzeyin altındakileri görmek eleştirmenlere ve seyircilere kalmış.

- Toorop’u oynayacak kişiyi nasıl seçtiniz?

- Kimi istediğimi biliyordum. Vin Diesel. Ve o, stüdyonun ilk tercihi değildi. Rolü alması için çok uğraştım. Birkaç fotoğrafını görmüş ve pek çok kişiliği olan iyi bir oyuncu olduğunu düşünmüştüm. Ne de olsa patlamasını sağlayan “Saving Private Ryan” rolünü ona Spielberg vermişti. Sonra “Boiler Room”da bir tüccarı canlandırdığını gördüm. Aynı zamanda o, Amerikan filmlerinde 60 yaşın altında olan son kaslı kahramandı. Onu “sert adam” yönü nedeniyle de istiyordum. Bu adam filmin sonunda, 22. yüzyılda iki çocuk babası bir adam oluyor.

- Mélanie Thiery’ye rol verme fikri nereden geldi?

- Mélanie’yi model olarak tanıyordum. Onunla “Le vieux juif blond” oyununda tanıştım. Burada bir buçuk saat içerisinde iki farklı karakteri canlandırıyordu. Çok iyiydi ve “İşte Aurora’m!”, diye düşündüm. Saflığı ifade eden bir kadına ihtiyacım vardı. Mélanie’nin bilgisayar tarafından yaratıldığına inanmak kolaydı: mükemmel bir yüzü, harika gözleri var ve bu dünyadan değil gibi görünüyor. Çok da iyi bir oyuncu. Evde küçük bir video kamerayla bazı testler yaptım. Çok dokunaklı olduğu için ağladım ve bu da Aurora rolü için uygun olduğunu kanıtladı. Ayrıca filmde Fransız öğesi olması benim için önemliydi. Başta Amerikalılar bunu kabul etmedi. Aurora rolü için tanınmayan birisine ihtiyacımız olduğunu anladıklarında, “Tamam, neden olmasın?” dediler. Geriye kalan tek sorun, Fransız aksanıydı. Mélanie aksanları çalışmak zorunda kaldı, çünkü birkaç aksanı karıştırmasını istedim. Böylece nereden geldiğini anlayamayacaktınız ve bu da karakterin evrenselliğini destekleyecekti. Orada kaldı ve onlar da sonunda merhamet gösterdiler.

- Beyazperdedeki koruyucusu olarak Michelle Yeoh’u seçtiniz…

- Mélanie’nin beyaz saflığının yanında bir de Asyalı güzelliğe ihtiyacım olduğunu biliyordum. Ve Michelle, dünyanın en güzel kadını! Film tarihinin bir parçası. Başlangıçta bu karakteri tombul, sivri dilli bir rahibe olarak yazmıştım, ama yapmak istediğim film, içinde dövüşen bir rahibeyi barındıran bir aksiyon filmiydi. Genç oyuncuların arasında bunu yapabilecek olan birkaç kişi var. Gerçek oyuncuların arasında ise sadece bir tane var. Michelle, Jackie Chan ile çalışmıştı ve onun sette olması beni çok heyecanlandırmıştı. Onun varlığı, bu üçlüye daha fazla dövüş ruhu aşılamama ve Mélanie’yi de aksiyona dahil etmeme olanak sağladı. Mélanie evet dedikten sonra, uluslararası çapta Fransız oyuncuları kabul ettirmek daha kolay oldu. Gérard Depardieu’nun Gorsky’yi canlandırması fikri herkesi eğlendirdi ve ona yaklaşmak istedim. Bu harika bir fırsattı, çünkü filmin kötü karakterini oynaması için bir ikona ihtiyacım vardı. Depardieu bunu fazlasıyla halletti. Ondan sonra “Matrix”teki kötü adamı, Lambert Wilson’u düşündüm. “Matrix”ten önce onu Fransız sinemasının playboy’u olarak görüyordum ve ona bu rolü asla teklif etmezdim. Marc Caro’nun filminde oynadığını öğrendiğimde, aradığım kişinin o olduğunu anladım. 80’li yıllardaki süper kahraman duruşunu ortaya çıkarmak, gülünç olmadan  olağanüstü olmasını sağlamak için, karakter üzerinde çok çalıştık. Karakteri, bir fantezi çizgi romanından fırlamış gibi. Aslında bu filmde, 1980’lerden kalma bir Fransız çizgi romanı olan Métal Hurlant’ı referans aldım. Bana göre “Babylon A.D.”, Métal Hurlant’ın özünü yakalıyor.

- Oyuncular arasında Charlotte Rampling de var…

- Karşılaştığı erkeklerde ve kadınlarda fantezileri ve öfkeyi tetikleyen, karizmatik bir simge olan bir kötü kadına ihtiyacım vardı. Gözünde, çocuğunuzu yanında bırakmadan önce iki kez düşünmenizi sağlayacak bir pırıltı olan ve yine de Night Porter gibi giyinebilecek bir oyuncuya ihtiyacım vardı. Bu da beni doğruca Charlotte Rampling’e götürdü.

- Set ortamı nasıldı?

- Çekimler çok zordu. Aralık 2006’da başlayıp Nisan 2007’ye kadar sürdü. Evet, sette sorunlar yaşadık. Böyle bir filmi sorun yaşamadan yapmak imkansızdır. “Babylon A.D.”yi ter ve gözyaşı dökmeden yapmak isteseydik 150 milyon dolarlık bütçemiz olması gerekirdi. Bu olmadığı için mücadele etmek zorunda kaldık. Ve bu, sağlam bir mücadeleydi. Bir gerilla filmiydi! Kolay olmadı, ama zaten hiç kolay film yapmadım. Ve kar yağmaması gibi sorunlarınız varsa, başınız büyük belada demektir! Bu da setteki sorunlar hakkında Fransa’ya kadar giden söylentileri açıklıyor.

- Vin Diesel ile çalışmak nasıldı?

- Vin Diesel’la aramızda yöntemlerimiz, hikaye ve karakteri konusunda, bazı ayarlamalar yapmamız gerekti… Ama bunlar, hemen hemen bütün oyuncularla çalışırken karşılaştığını türde sorunlardır. Ne kadar hazırlık yaparsanız yapın, sete gidip günde 15-16 saat çalıştığınızda hiçbir şey aynı olmaz. Olaylara farklı yaklaşırsınız ve bu da anlaşmazlıklara neden olur. Birlikte çalışmaya başladığınız insanlar vardır ve birkaç hafta sonra “Tanrım, bu iş yürümüyor”, dersiniz. Bu yüzden başka birilerini bulursunuz. Bir oyuncuyu setten kovamazsınız. Onlarla aranızdaki sevgi-nefret ilişkisi böyle başlar. İşin içinde sevgi olması lazım, çünkü Vin kameraya çok şey verdi. Bence oyuncu olarak en iyi performansıydı. Öte yandan, o Amerikalı bir yıldız ve kendisine bu şekilde davranılmasına alışkın. Ben, insanlara insan gibi davranırım.  

- “Babylon Babies”, bir sanatçı ve sıradan bir vatandaş olarak ortaya attığınız birkaç soruyla ilgileniyor. Kendinizi “siyasi filmler yapan bir sinemacı” olarak mı görüyorsunuz?

- Ne yaparsam yapayım, bunun hep siyasi bir boyutu olacaktır. Çünkü iyi filmlerin temeli budur. Filme gücünü veren, konunun önemidir. İnsanları, güçlü hikayelerle etkilemeye çalışıyorum.

- Filmi kızlarınıza adamışsınız…

- Bu film üzerinde altı yıl önce çalışmaya başladım. Büyük kızım altı yaşında. İkinci kızım daha yeni doğdu. Çekimler sırasında eşim hamileydi ve bu film, çocuklarla ve onları yetiştirmekle ilgili. Toorop’un filmin sonunda söylediği gibi, “Çocukları teker teker kurtararak, dünyayı kurtaralım.”

- Geleceğin nasıl görüneceğini hayal etmek kolay mı?

- Bir bilimkurgu değil, geleceği anlatan bir film yapma fikri vardı. Pilotsuz uçaklar ve görüntüyü yayımlayan elektro manyetik kağıtlar, sadece prototip halinde olsa da var. Kendinize, uçan arabalar olmadan, on yıl sonrasının elektrikli Smart’ıyla geleceği nasıl ifade edeceğinizi sormanız gerekiyor.   

- Kısa filmler çeken genç bir yönetmenken, böyle bir filmin başında olacağınız aklınıza gelir miydi?

- Kısa filmler çeken genç bir yönetmenken gelmezdi. Sorunum, ilk uzun metrajlı filmimi yapmaktı. İlkini çektikten sonra sorununuz, ikinci uzun metrajlı filminizi yapmaktır. Ama on yıl önceki düşüncelerime bağlı kalmayı başardığım için memnunum. Tanımlanan sınırların dışında olmak, farklı konulara değinmeme olanak sağlıyor ve bana daha fazla özgürlük tanıyor. Geleneksel Fransız sinemasında boğulurdum. Ama her şeyden öte, çalıştığım için mutluyum!

- “Babylon A.D.”den memnun musunuz?

- Bundan memnunum. Bunun bir gerilla filmi olduğunun altını çiziyorum. Bir mücadele. Çekimlerdeki enerjinin beyazperdeye de yansıdığını görüyorum. Bunu Dantec’e göstereceğim. Senaryoyu beğenmiş olsa da, nasıl tepki vereceğini bilmiyorum. Ama kitabın hayranlarının vereceği tepkiler konusunda da endişeliyim. Bunun basit bir uyarlama olmadığını, değişiklikler yaptığımızı anlamaları gerekiyor… Öte yandan bence film, seyircileri kitapla tanıştıracak. Sonra orijinal versiyona, Dantec’in ne anlattığına bakabilirler. Kitabı nasıl anladıysam, “Babylon A.D.” öyle. Aynı ruhu paylaşan iki versiyon.



#30
KD ™ Sinema

KD ™ Sinema

    KD ™ Arkadaş

  • Site Botları
  • 147 İleti
Resmi ekleyen

Fast and Furious’ heyecanı serinin 4. filmi ile devam ediyor. 2009’da vizyona girecek olan ‘Fast and Furious 4’te Vin Diesel, Paul Walker ve Michelle Rodriguez başrolleri paylaşıyorlar.

Filmin dünya çapındaki ilk fragman lansmanı 27 Ağustos 2008 Çarşamba günü yapılacak. Bu özel fragmanı herkesten önce izleyebilirsiniz.

[hide][izlesene]487462[/izlesene][/hide]




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı