İçeriğe git

Welcome to Kadim Dostlar ™ Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. This message will be removed once you have signed in.
Login to Account Create an Account
Resim

KUR'AN Türban İçin Çarpıtıldımı?

- - - - -

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 26 yanıt gönderildi

#21
ahu

ahu

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Pip*Pip*Pip*Pip*Pip*
  • 629 İleti
  • Gender:Female

Savunan var,karşı olanda var ama ATATÜRK ilke ve inkilaplarını yıkmaya kimsenin gücü yetmez bunu bilin!
Burası arabistan değil şeriat hiç olamaz özlem duydugunuz o yönetim biçimi tam bir hayal,pkk yıllardır boş hayal için çarpışıyor sizlerde yıllarca onlar gibi çarpışmayın zaman ve kavganıza yazık bu ülke ATAMIZIN eseridir anlayana sivri sinek saz,anlamayana davul zurna az. :boredom:



Sevgili arkadaşım yazdığınız cümlelerin konu ile ilgisini pek göremesemde kısaca şunu ifade etmeliyim. Türban kullanan kişilere burası arabistan diyemezsin,herkesi bu kadar genelleyip ipe götüremezsin. Mustafa Kemal'in eseri bu ülke diyorsun,kimse bu konu ile ilgili bir kelime yazmadı ki,yada yazdıda ben mi göremedim? Lütfen konuyu saptırmayalım...

#22
patriot34

patriot34

    KD ™ Dost

  • Kadim Dost
  • 2.836 İleti
  • Gender:Male
  • Location:iSTANBUL
Sevgili Ahu bu konuya cevap yazmaya niyetim yoktu!! Din konusu hassas bir konudur.Bende yaradana inanırım ve kullarına saygı duyarım, birde verdiği aklı kullanırım. Tekrar geri dönüp aynı şeyleri tekrarlamıyayım.Ben kendi açımdan kapatım konuyu..Sanada saygı duyuyorum. Ben cehemmene gitmeyi göze almışım :3) Sizlerin kalbini kırmamakta belki beni biraz kurtarır.. :3)

#23
ahu

ahu

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Pip*Pip*Pip*Pip*Pip*
  • 629 İleti
  • Gender:Female
Sevgili Patriot abicim, bende kendimce bu konuyu kapatayım öyleyse. Cümlelerim ağır gelsede kimse kişisel olarak üzerine alınmasın rica ediyorum.

Kuran-ı Kerim yüzyıllardır 350.000 kişi tarafından türkçe'ye çevrilmiş bir kitaptır.Bunca yıl o kadar alim,din bilgini,arapça çeviriyi gerektiği gibi oturup konuşup,bir araya gelip en doğrusunu tartışarak çevirmişlerdir. Yüzyıllardır kimse bunları tartışmamış,sorgulamamışken bunca bilgin,alim insanı 3 5 tane kendini bilmez Allah'ın ayetlerini eyip büken gereksiz (vasıfsız,kişiliksiz,amaçları uğruna Allah'ın ayetlerini satan mahlukatlar) insanların yerini açık bir şekilde biliyorum Rab ayetlerimi eyip bükenlere elim bir azap vardır diyor eğsinler büksünler elbet onlarında eğip büküleceği biryer vardır,ama asıl üzen şey bunları ciddiye alan insanlarımızın olması. Günlerdir bu yüzden uykularım kaçıyor.
Daha fazla konuya dalıp,kendimi üzmek istemiyorum. Sonuçta her insanın hür iradesi,tercihleri ve inancı kimse kimsenin hayatı ile yargılanmıyacak yeri ve zamanı geldiğinde.

Allah herkesin yar ve yardımcısı olsun. (amin)

Sevgiler...

#24
Kaqlan

Kaqlan

    KD ™ Yakın Arkadaş

  • Kadim Dost
  • 373 İleti
  • Gender:Male

İnsaniyet kalplerimizde gizli,iman yüreklerimizde atıyor bunu isteyen görür isteyen görmez. İslam dini hoşgörü dini derler herşey açık bir şekilde ifade edilmiş harika bir kitabımız var,dileyen açıp türkçesini okur zaten herşey en ince ayrıntısına kadar yazıyor. Bu tarz söylemlerde kafası karışan insanlar varsa şayet,yol göstericiler insanlar değildir her insanın kendine ait bir nefsi vardır,en temel bilgi ve en dogru kaynak kitabımızdır.


NUR Süresi 31.ayet.

Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.


Sevgili dostlar tüm yazdıklarınızı elimden geldiğince okumaya gayret ettim.
Benim söyleyeceklerimi ise zaten
sevgili ahu hanım dile getirmiş ve ahu hanımı cani gönülden teprik ediyorum.
Hepinize en derin saygı ve sevgilerimi yolluyor Allah"a emanet ediyorum.


#25
Sema

Sema

    Ne Mutlu Türküm Diyene!!

  • Yönetici
  • 5.470 İleti
  • Gender:Female
  • Interests:Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Ülke Gündemi, Siyaset ve Köşe Yazıları...
Türbanın Tarihçesi

Bu örtünme biçiminin ilk defa nerede göründüğünü, İslam dünyasına nasıl yayıldığını ve hangi yolla bize kadar geldiğini acaba hiç merak ettiniz mi?

'Türban'
sözü, 18. asrın sonlarında Fransa'da, Osmanlı İmparatorluğu'nun Paris elçisi Moralı Esseyid Ali Efendi'nin sarığının verdiği ilhamla ortaya çıktı. (Rahatlıkla Araştırabilirsiniz....)

Paris sosyetesine mensup hanımlar 1790'ların sonunda Ali Efendi'nin sarığına benzer şapkalar takmaya, saçlarını kıymetli kumaşlarla sarmaya başlamışlardı ve bu yeni moda 'türban' adını aldı. Sarıkta kullanılan, bugün 'tülbent' dediğimiz ve Farsça aslı 'dülbend' olan kelime Fransızca'da 'turban'a dönmüştü!

Örtünmenin İslami terminolojideki karşılığı ise, 'hicab' sözüydü ve her çeşit başörtüsünün genel karşılığı, Arapça'da 'bakışlardan gizlenmek' ve 'saklanmak' demek olan 'hecebe' kökünden gelen 'hicab' kelimesiydi.

Bugünün 'türban' dediğimiz ve omuzlara kadar inen başörtüsü, ilk defa 1970'lerin başında, Lübnan'da ortaya çıktı. Modelin yaratıcısı, üst düzeyde bir din adamıydı: Lübnanlı Şiiler'in lideri olan Hüccetülislam Musa Sadr...

Ama koskoca Hüccetülislam'ın moda yaratmayı düşünecek háli yoktu ve model herhangi bir dini düşünceyle değil güvenlik
maksadıyla ve Şii kadınların tehlikeden korunmaları için ortaya çıkmıştı!

Taciz tehditleri ile doğdu;Şiiler, Lübnan'ın güneyinde çoğunluktaydılar ama bölge 70'li yılların başından itibaren Filistinli
gerillaların kontrolü altına girmişti. Kral Hüseyin'in Ürdün'den kovduğu gerillalar, sivil Filistinlilerle beraber Güney Lübnan'a yerleşmiş vaziyetteydiler. Askeri bakımdan zayıf olan Lübnan hükümeti,topraklarındaki siláhlı milislere karşı birşey yapamıyordu ve ülkenin güneyi Filistinliler'in kontrolündeydi.

Askeri bakımdan zayıf olan Lübnan hükümeti, topraklarındaki siláhlı milislere karşı birşey yapamıyordu ve ülkenin
güneyi Filistinliler'in kontrolündeydi.

İşin askeri yönünden başka bir de sosyal boyutu vardı ve Şii Lübnanlılar ile Filistinli gerillalar arasında her an bir gerilim
yaşanıyor, gittikçe artan ekonomik sıkıntılara Şii kadınların gerillalar tarafından taciz edilmeleri gibi günlük rahatsızlıklar da ekleniyordu.

Yaratıcılığını Hüccetülislam Musa Sadr'ın yaptığı bugünün türbanı işte bu gibi rahatsızlıklardan, özellikle de Şiiler'in sık sık uğradıkları tacizlerden doğdu ve kısa bir müddet sonra çarşafa bürünmemiş olan hemen bütün Şii kadınlar bir örnek giyinir oldular.

Musa Sadr, Şah dönemi İran'ının en büyük gazetesi 'Kayhan'ın başında bulunan ve İran'ın en güçlü gazetecisi olan Emir Tahiri'ye 1975 yılında Beyrut'ta verdiği demeçte modeli bizzat hazırladığını anlattıktan sonra 'İlhamımı Batı dünyasının kilise resimlerinden ve Lübnan'daki Katolik rahibelerin kulladıkları başörtülerden aldım' diyecekti.


Sadr'a göre Lübnanlı Şii kadınlar bu yeni örtünme biçimi sayesinde diğer dinlerden ve mezheplerden olan hemcinslerinden apayrı bir görünüm kazanırlarken tacize ve tecavüze uğrama ihtimalleri de en aza inmişti, zira yeni oluşmaya başlamış olan siláhlı Şii hareketinin de koruması altına girmişlerdi.

Hicab, Lübnan'dan ilk olarak İran'a ihraç edildi ve Şah'ın gidişini hazırlayan olayların başladığı 1977 sonbaharında Tahran'da yönetim aleyhinde yapılan gösterilerde ortaya çıktı. Şah karşıtı kadınların bir kısmı hicaba bürünmüşlerdi.

Sürgünde yaşayan ve 1979'da Şah'ın devrilmesiyle sürgünden dönen İmam Humeyni'yi Tahran'ın Mehrábád havaalanında karşılayan yüzbinlerce İranlı kadının arasında da artık binlerce hicablı kadın vardı.

Kimlik alameti oldu ve şaştık!; Yeni tip başörtüsü, İslam Devrimi'nden sonra önce İran'da, hemen ardından da bütün İslam dünyasında bir kimlik alámeti halini aldı.

Dr. Ali Şeriati ile beraber İran Devrimi'nin fikri temellerini ortaya koyan Ayetullah Murtaza Mutahhari, Şah karşıtı ayaklanmalar sırasında yayınladığı 'Hicab-ı İslami', yani 'İslami Örtünme' isimli kitabında 'Müslüman kadının niçin kapanması gerektiği' konusunu ele alacak, Kur'an'ın 'Nur' ve 'Ahzab' surelerinde emredilen örtünme biçiminin omuzlara kadar uzanan başörtüsü olduğunu yazacaktı. (Görülüyorki Nur suresi ve Ahzab sureleri Dr.Ali Şeriati'nin kitabından sonra çarpıtılmış ve günümüze kadar gelmiştir... Kur'an da Kesinlikle Türban Sözü Geçmemektedir..)

Ayetullah Mutahhari'nin dini kimliğini belirlediği hicab, İran'da 1981'de yayınlanan 'Kadınlar İçin İslami Giyim Yönetmeliği'ne girdi.

Yönetmelikte çarşafın ve bu tür başörtüsünün İslam'a en uygun örtünmebiçimi olduğu söyleniyordu ama İranlı kadınlar başörtüsü seçiminde serbest bırakıldılar.

Çarşafa bürünmek yahut yüzü kapatmak mecburiyeti getirilmedi, sadece yüzlerin açıkta kalacak şekilde kapanması
emredildi. Şehirli kadınlar genellikle çenenin altından düğümlenen normal başörtüsünü tercih ederlerken devrim yolunda çaba gösteren kadınlar şimdi 'türban' dediğimiz örtünme biçimine uydular, kırsal kesim ise eskiden olduğu gibi çarşaflı kaldı. İran'da bugün bizde bilinenin aksine çarşaf yahut omuzları kapatan türban mecburiyeti hiçbir zaman konmadı.

Günümüzün türbanı işte böyle doğdu ve İran Devrimi sırasında kazandığı popülarite zamanla ideoloji sembolü ve siyasi kimlik vasıtası olarak bütün İslam dünyasına yayıldı ve bize kadar geldi. Modelin ortaya nasıl çıktığını Musa Sadr'dan bizzat dinlemiş olan İranlı gazeteci Emir Tahiri'nin 'New York Post' Gazetesi'nde 2003'ün 15 Ağustos'unda çıkan yazısını ise farketmedik bile...

Türkçe'de bugün 'türban' dediğimiz 'hicab'ın macerası, işte kısaca böyle...

Yukarıda da söyledim, kimin başına ne örttüğü beni artık hiçmi hiç ilgilendirmiyor ama Lübnan malı hicaba da içim bir türlü
ısınamıyor, zira estetik hoşluğu yok!



Türkler , örtünme konusunda asırlar boyunca kendi modasını kendisi yaratmıştır


yaşmak,
ferace,
kadın fesi,
felek tabancası,
hotoz,
maşlah,
tandırbaş,
yemeni,
kundak yemeni,
salma yemeni ,
tepelik


gibi çeşit çeşit modellerle zarif bir çizgi yakalamış olan Türk kadınının Lübnan'dan örtünme modeli ithal etmeye ihtiyaç hissetmesinin sebebini bir türlü anlayamıyorum. Ve bu modelin İslamla uzaktan yakından bir bağlantısı yok.. Bu islamiyetten de önce kullanılan türbanın kısaca bir özet tarihidir. 1700 lerden önce türbanın olmadığını söylemek bilimden tarihten yoksunluktur. Türban'ın şimdilerde bu şekilde tartışılmasının nedeni tamamen siyasi bir olaydır.. Kur'anda yazmayan örtünme (türban) bağlama şekli kimi kişiler tarafından savunulması ise hakikaten vahim bir durumdur...

#26
GencTurk00

GencTurk00

    KD ™ Yeni Tanıdık

  • Dost
  • 13 İleti
  • Gender:Male
  • Interests:TÜRKLÜK !
Çarpıtana, yediklerin içtiklerin haram olsun durmak yok yola devam !
Bugün bizi birbirimize kırdırtıyorsun, yediklerin içtiklerin haram olsun !
Kendi kültürümüzü hiç ettiriyorsun, yediklerin içtiklerin haram olsun !

#27
oktaytunçbilek

oktaytunçbilek

    KD ™ Dost

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.228 İleti
  • Gender:Male
  • Location:idareci,yönetici
Efendim bu konu üzerine yapılan TÜM DOSTLAR'ın yorumunu tek tek okudum çok sagolun öncelikle;

Ne güzel, fikir'ler ayrı olsada belli sınırlar içinde tartışmak,fikir beyan etmek..işte benim KADİM DOSTLARIM bu dedim içimden inanın buna.

Tabiki herkes düşüncesinde özgür işte KARŞI KARŞIYA degil YANYANA DURMAK benim hep savundugum nokta buydu keşke devlet erkanıda şurada bir avuç olan bizlerden feyz alsa..

Tekrar kardeşlerime,büyüklerime sagolun diyorum yorumlarınız için daha dogrusu medeni ve sınırı aşmayan yorum ve duruş'lar için.

Konuyu açan olarak sizlerle gurur duydugumu bir kez daha belirtmek isterim,sanal alemde küfür,yakışıksız sözler kol gezerken benim dostlarım tekrar kalitesini göstermiştir. :beach:




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı